6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Münhasır yetki

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/1303 E. 2011/9245 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Taşıma

Usul tespitleri

Görevli mahkeme
görev/görevsizlik
Yetkili mahkeme
yetki/yetkisizlik

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
münhasır yetki yabancılık unsuru cebri icra haksız fesih navlun sözleşmesi navlun bedeli mükerrer tahsilat müterafik kusur muafiyet yetki itirazı navlun mükerrerlik direnme kararı möhuk 47 maddi hata münhasırlık şirket zararı ara karar muacceliyet ipotek mahsup fesih sebepsiz zenginleşme kamu düzeni haksız fiil yetki ıslah taşıyan kusur

Atıf yapılan mevzuat: İİK · TTK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, asıl ve birleşen davaların kabulüne dair verilen karar, ilk olarak görev yönünden bozulmuş, ...K'nun direnme kararının onanması üzerine yeniden yapılan inceleme ile Dairemizin 13.10.2006 tarih 2006/8091-10232 sayılı kararı ile bozulmuştur. Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, MÖHUK 31. maddeye göre yabancılık unsuru taşıyan borç doğurucu hukuki ilişkilerden kaynaklanan davalarda taraflara yabancı bir devlet mahkemesini yetkili kılma yönünde tanınan hakkın kamu düzeni veya münhasır yetki esasının geçerli olduğu hallerde uygulanamayacağının öngörülmesi nedeniyle yetki itirazının yerinde olmadığı, ipotek sözleşmesinin 17/a maddesine göre tarafların ipoteğin T.C. yasalarına göre yorumlanacağı ve yürütüleceği hususunda anlaştıkları, takip hukuku hükümlerinin kamu düzenine ilişkin olduğu, bunun aksinin taraflarca kararlaştırılamayacağı, 17/b maddesinde yetkili mahkemenin somut olarak gösterilmemiş olması nedeniyle bu maddeye itibar edilemeyeceği, birleşme sonucu hak sahibi olan davalı bankanın artık kredi ve ipotek sözleşmelerine uymakla yükümlü olduğu, yola hazır bir geminin cebri icra yolu ile satılmaktan muafiyeti navlun sözleşmelerinin bitimine kadar devam edeceği, geminin yolculuk sırasında ve uğradığı ara limanlarda cebri icra yolu ile satılması ve ihtiyaten haczinin mümkün olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmeye göre borç miktarının borçlu tarafından bilinebilir olmadığı, sözleşmenin kurulduğu 1996 yılından

2003 yılına kadar davacılarca ödeme yapıldığı, ancak düzensiz oldukları, banka kayıtlarındaki erken ödemelerin navlun bedellerinin alınmasından kaynaklandığı, taksitler bakımından davacıların ödeyecekleri borcun miktarını belirleyebilmeleri mümkün değil ise borcun muaccel olmasının söz konusu olmadığı, davacılara net bir şekilde borç tutarı ve faiz tutarının bildirilmediği, borcun muaccel olmadığı, somut olayda B.K'nun 44.maddesinin uygulanma alanı bulunmadığı, sözleşme kurallarına aykırı olarak davalının haksız fesih suretiyle sözleşme tarafına zarar verdiği gerekçesiyle, asıl ve ıslah ile açılan davanın kabulü ile toplam 7.272.947,89 TL'nın davalıdan tahsiline, birleşen davada davanın kabulü ile, 59.627.195,61 USD'nin davalıdan tahsiline dair verilen kararın Dairemizce bozulması üzerine mahkemece bozmaya uyularak gemilerin yurt dışında satışı neticesinde davalının kredi alacağını faiziyle birlikte tahsil ettiği, davacıların zararın artmasındaki müterafik kusurlarının % 20 oranında olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

Karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin bütün, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Dairemizin 2008/10582 E, 2009/4282 K sayılı bozma ilamının (4) numaralı bendinde de açıkça belirtildiği üzere, mahkemece verilen ilk kararda davacı şirketlerin zararlarının belirlenmesinin ardından davalı bankanın da birleşen dava tarihi itibariyle kredi alacağı hesaplanarak davacı şirketlerin talep edebilecekleri zarar miktarından mahsup edilerek hüküm kurulmuş olup, anılan bu karar davacı şirketler tarafından temyiz edilmemiştir. Dairemiz bozma ilamından sonra 10.05.2007 tarih 2007/321-7282 sayılı karar düzeltme ilamında da, mahkemece davada davalı bankanın kredi alacağının da hesaplanıp, bunun hesaplanan tazminattan indirilmesi cihetine gidilmesi nedeniyle davalı bankanın kredi geri ödemesinin tamamlanmasına kadar faiz isteyebileceğinin de gözetilmesi gerektiği belirtildiği halde bozmadan sonra alınan bilirkişi raporunda yine bu husus göz ardı edilmiştir. Davalının haksız fiil sebebiyle tazminata mahkum edilmesi, kendi alacağının ortadan kalkması sonucunu doğurmaz. Davalı banka kredi alacağını faizli bakiyesi ile tahsil edecek, ancak bu tahsilatı yaparken izlediği hukuka aykırı yol nedeniyle doğan zararları tazmin edecektir. Davalı banka alacağının faizli bakiyesinin 18.352.478,32 USD olduğu açık bir biçimde ortaya çıktığına ve hükmedilen tazminatın kapsamına göre anılan meblağın davacılar alacaklarından mahsubu gerekirken, davacıların sebepsiz zenginleşmesine yol açacak biçimde bankanın faizli alacağını zaten tahsil ettiği şeklindeki hatalı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.

3-Öte yandan, asıl davada istem TL ve birleşen davada ise USD cinsinden olup bilirkişilerce zarar hesabı USD üzerinden yapıldığından asıl davada istenilen TL’nin USD cinsinden karşılığı gösterilip, birleşen davada hüküm altına alınan USD ile toplanarak tazminat hesabının denetimine imkan tanınmaması, yine asıl davada % 20 müterafik kusur indirimlerinde maddi hata yapılması ve bu arada davacı ...’nin zararının 10.902.591,63 USD olarak belirlenmesine ve adı geçen davacının asıl davasında bir kısım alacağının hüküm altına alınmış olmasına karşın birleşen davada yeniden 10.902.591,63 USD esas alınarak hesaplama yapılmak suretiyle mükerrer tahsilata yol açacak şekilde hüküm tesisi de doğru görülmemiş ve kararın açıklanan nedenle dahi davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Gemi sicili

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/8060 E. 2010/3 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İtirazın İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3631 E. 2022/6221 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İtirazın İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3549 E. 2021/1296 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

1 benzer karar daha
  • Maddi ve Manevi Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14427 E. 2010/203 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2011/1303 E.  ,  2011/9245 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/10/2010 tarih ve 2010/59-2010/594 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 19.07.2011 gününde davacılar Karacan Denizcilik İşl. San. Tic. A.Ş. vd. vekilleri Av. ... ve Av. Ahmet Kurutluoğlu ile davalı ... Nordbank AG vekili Av. ..., Av. ...., Av. .....duruşmaya geldiler, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ...

tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar vekili, Karahasan Denizcilik Şirketler Grubuna ait müvekkilleri ile davalı Alman bankasının selefi arasında değişik tarihlerde davacı şirketlere ait birer gemi için ipotek sözleşmesi imzalandığını, gemilerin faaliyetinden sağlanan navlun gelirleriyle yapılan ödemelerle borcun ödendiğini ve gemilerden birisinin kısmi bakiye borcu muaccel hale gelmediği halde davalı tarafından değişik yabancı ülkelerde bu gemilerin haksız biçimde seferden alınarak tutuklandığını, Çin’deki geminin ise satışı kararı alındığını, asıl kredi veren ve ipotek lehdarı olan Hamburger Landesbank’ın başka bir banka ile birleşerek H.S.H. […]G.’ye dönüştüğünü, HSH AG’nin ipotek hakkına sahip olmadığını, buna karşın müvekkillerinin ödeme girişim ve önerilerini reddederek haksız ve zararlandırıcı işlemlere yöneldiğini müvekkillerince 2001 yılından bu yana (26.616.287,87) USD ödeme yapıldığını, yabancı ülke limanlarında bağlı tutulan gemilerin değerinin bakiye borcun çok üzerinde bulunduğunu, konusuz kalan ipoteğe dayanılarak temerrüt dahi oluşmadan gemilerin çok düşük bedelle satılmaya çalışıldığını, bu gerçekleşirse iyiniyetli alıcıların da mağdur olacağını, davalı ...

Nordbank’ın TTK’nun 921/3 ncü maddesine uygun temlik ve tescil işlemi yapmadığını, sözleşmenin 12. maddesiyle öngörülen temerrüt sonrası iki haftalık ihbar süresinin tanınmadığını, esasen müvekkillerinin temerrüde düşürülmediğini, ipotek anlaşmalarında Türk hukuku yetkili kılındığı halde davalının yetkisiz yabancı mahkemelerde o ülkeler hukukuna göre gemilerin satışını istediğini, TTK’nun 866 ncı maddesiyle Türk gemi siciline kayıtlı gemilerin mülkiyetinin edinilmesi ve kaybının Türk kanunlarına tabi olduğunu, aynı yasanın 892 nci maddesine göre yola çıkmaya hazır geminin cebri icra yolu ile satılamayacağını ve ihtiyaten haczedilemeyeceğini, davalının haksız eylemleri sonucu gemilerin çalışmamasından dolayı zarara uğranıldığını, müşteriler (kiracılar) ve onların da sorumlu olduğu yük sahiplerinin gemilerin yükümlülüklerini yerine getirememesinden, gemilerin bağlı kaldığı liman ve tutuklamalara ilişkin masraflardan, yapılan yargılama masraflarından, yakıt, kumanya ve personel giderlerinden, düşen iş bağlantılarından ve kaybolan ticari itibardan doğan zararlardan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, şimdilik (50) milyar TL tazminatın reeskont faiziyle davalıdan tahsilini, gemiler hakkındaki seferden men kararlarının tedbiren kaldırılmasını, birleştirilen davada ise gemilerin yurt dışında gerçek değerlerinin çok altında bir fiyatla satıldığını, bunun asıl davaya konu zarar kalemlerine ek yeni bir zarar kalemi oluşturduğunu ileri sürerek, tüm zararlar için şimdilik (50.000) USD’nin 15.09.2003 tarihinden itibaren faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 24.08.2004 tarihli dilekçeyle de asıl davadaki istem (7.272.947.899.071) TL’ye birleştirilen davadaki istem (59.627.195,61) USD’ye çıkarılmıştır.

Davalı vekili, kredi sözleşmeleri uyarınca Hamburg Mahkemelerinin yetkili olduğunu gemilerin yabancı ülkelerde satılması ve davacı şirketlerle ilgili yargılamalara katılınıp savunma haklarının kullanıldığını, aynı konuda 6. Ticaret Mahkemesinde derdest dava bulunduğunu ve bu dava sonucunun beklenmesi gerektiğini, kendi edimini yerine getirmeyen davacı tarafın kusurlu olduğunu, bankanın kredi güvencesi gemileri hukuki yollardan satarak alacağını tahsil ettiğini, davacının zararının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, asıl ve birleşen davaların kabulüne dair verilen karar, ilk olarak görev yönünden bozulmuş, ...K'nun direnme kararının onanması üzerine yeniden yapılan inceleme ile Dairemizin 13.10.2006 tarih 2006/8091-10232 sayılı kararı ile bozulmuştur. Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, MÖHUK 31. maddeye göre yabancılık unsuru taşıyan borç doğurucu hukuki ilişkilerden kaynaklanan davalarda taraflara yabancı bir devlet mahkemesini yetkili kılma yönünde tanınan hakkın kamu düzeni veya münhasır yetki esasının geçerli olduğu hallerde uygulanamayacağının öngörülmesi nedeniyle yetki itirazının yerinde olmadığı, ipotek sözleşmesinin 17/a maddesine göre tarafların ipoteğin T.C.

yasalarına göre yorumlanacağı ve yürütüleceği hususunda anlaştıkları, takip hukuku hükümlerinin kamu düzenine ilişkin olduğu, bunun aksinin taraflarca kararlaştırılamayacağı, 17/b maddesinde yetkili mahkemenin somut olarak gösterilmemiş olması nedeniyle bu maddeye itibar edilemeyeceği, birleşme sonucu hak sahibi olan davalı bankanın artık kredi ve ipotek sözleşmelerine uymakla yükümlü olduğu, yola hazır bir geminin cebri icra yolu ile satılmaktan muafiyeti navlun sözleşmelerinin bitimine kadar devam edeceği, geminin yolculuk sırasında ve uğradığı ara limanlarda cebri icra yolu ile satılması ve ihtiyaten haczinin mümkün olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmeye göre borç miktarının borçlu tarafından bilinebilir olmadığı, sözleşmenin kurulduğu 1996 yılından

2003 yılına kadar davacılarca ödeme yapıldığı, ancak düzensiz oldukları, banka kayıtlarındaki erken ödemelerin navlun bedellerinin alınmasından kaynaklandığı, taksitler bakımından davacıların ödeyecekleri borcun miktarını belirleyebilmeleri mümkün değil ise borcun muaccel olmasının söz konusu olmadığı, davacılara net bir şekilde borç tutarı ve faiz tutarının bildirilmediği, borcun muaccel olmadığı, somut olayda B.K'nun 44.maddesinin uygulanma alanı bulunmadığı, sözleşme kurallarına aykırı olarak davalının haksız fesih suretiyle sözleşme tarafına zarar verdiği gerekçesiyle, asıl ve ıslah ile açılan davanın kabulü ile toplam 7.272.947,89 TL'nın davalıdan tahsiline, birleşen davada davanın kabulü ile, 59.627.195,61 USD'nin davalıdan tahsiline dair verilen kararın Dairemizce bozulması üzerine mahkemece bozmaya uyularak gemilerin yurt dışında satışı neticesinde davalının kredi alacağını faiziyle birlikte tahsil ettiği, davacıların zararın artmasındaki müterafik kusurlarının % 20 oranında olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

Karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin bütün, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Dairemizin 2008/10582 E, 2009/4282 K sayılı bozma ilamının (4) numaralı bendinde de açıkça belirtildiği üzere, mahkemece verilen ilk kararda davacı şirketlerin zararlarının belirlenmesinin ardından davalı bankanın da birleşen dava tarihi itibariyle kredi alacağı hesaplanarak davacı şirketlerin talep edebilecekleri zarar miktarından mahsup edilerek hüküm kurulmuş olup, anılan bu karar davacı şirketler tarafından temyiz edilmemiştir. Dairemiz bozma ilamından sonra 10.05.2007 tarih 2007/321-7282 sayılı karar düzeltme ilamında da, mahkemece davada davalı bankanın kredi alacağının da hesaplanıp, bunun hesaplanan tazminattan indirilmesi cihetine gidilmesi nedeniyle davalı bankanın kredi geri ödemesinin tamamlanmasına kadar faiz isteyebileceğinin de gözetilmesi gerektiği belirtildiği halde bozmadan sonra alınan bilirkişi raporunda yine bu husus göz ardı edilmiştir.

Davalının haksız fiil sebebiyle tazminata mahkum edilmesi, kendi alacağının ortadan kalkması sonucunu doğurmaz. Davalı banka kredi alacağını faizli bakiyesi ile tahsil edecek, ancak bu tahsilatı yaparken izlediği hukuka aykırı yol nedeniyle doğan zararları tazmin edecektir. Davalı banka alacağının faizli bakiyesinin 18.352.478,32 USD olduğu açık bir biçimde ortaya çıktığına ve hükmedilen tazminatın kapsamına göre anılan meblağın davacılar alacaklarından mahsubu gerekirken, davacıların sebepsiz zenginleşmesine yol açacak biçimde bankanın faizli alacağını zaten tahsil ettiği şeklindeki hatalı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.

3-Öte yandan, asıl davada istem TL ve birleşen davada ise USD cinsinden olup bilirkişilerce zarar hesabı USD üzerinden yapıldığından asıl davada istenilen TL’nin USD cinsinden karşılığı gösterilip, birleşen davada hüküm altına alınan USD ile toplanarak tazminat hesabının denetimine imkan tanınmaması, yine asıl davada % 20 müterafik kusur indirimlerinde maddi hata yapılması ve bu arada davacı ...’nin zararının 10.902.591,63 USD olarak belirlenmesine ve adı geçen davacının asıl davasında bir kısım alacağının hüküm altına alınmış olmasına karşın birleşen davada yeniden 10.902.591,63 USD esas alınarak hesaplama yapılmak suretiyle mükerrer tahsilata yol açacak şekilde hüküm tesisi de doğru görülmemiş ve kararın açıklanan nedenle dahi davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 18,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı […]G.'ye iadesine, 21.07.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1030761100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.