Gemi sicili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/8060 E. 2010/3 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gemi sicili↗ cebri icra↗ mahrum kalınan kâr↗ i̇i̇k 257↗ müktesep hak↗ usuli kazanılmış hak↗ emredici hüküm↗ kâr mahrumiyeti↗ sözleşmeden doğan dava↗ basiretli tacir↗ ipotek↗ kazanılmış hak↗ mahsup↗ ticari defter↗ iflas↗ kredi sözleşmesi↗ tacir↗ temerrüt↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, Dairemizin 13.10.2006 tarihli bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda alınan bilirkişi raporuna göre asıl davanın (7.272.947,89)YTL, birleşen davanın (59.627.195,61)USD üzerinden kabulüne ilişkin olarak oy çokluğu ile verilen karar, davalı vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce davalı yararına bozulmuştur.
Davacılar vekili, karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
1- Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacılar vekilinin aşağıda (2) no’lu bendin kapsamı dışında kalan sair karar düzeltme itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, davacı taraf dava ve birleşen davada diğer iddialarının yanı sıra taraflar arasında imzalanan Gemi İpotek sözleşmelerinin 17/a maddesinde “bu ipotek Türkiye Cumhuriyeti Yasalarına göre yorumlanacak ve icra olunacaktır” hükmü yer aldığı halde davalı tarafın bu hükme ve dolayısıyla İcra ve İflas Kanunu’nun 45 nci maddesi hükmüne aykırı olarak üzerinde ipotek tesis edilen gemileri dört ayrı ülkede ve o ülke mahkemelerinden aldığı kararlarla önce seferden men ettirip, bilahare de açık arttırma yoluyla düşük bedellerle sattırarak davacıları zarara uğrattığı iddiasını da ileri sürmüş ve Dairemizin mahkemece uyulan 13.10.2006 Tarih, 2006/8091 E, 2006/10232 K sayılı ilamının (1) no’lu bendinde “…..., davalı bankaca sefer halindeki gemilerin dört ayrı yabancı ülkede seferden men ettirilip daha sonra sattırılarak haksız zarara uğratıldıkları iddiasının ilişkin bulunduğu banka işlemleri ve girişimlerinin dayanağı olan kredi sözleşmelerinin 12/a maddesi hükmüyle sözleşmeden doğan davalarda Hamburg Mahkemelerinin yetkili olduğu kararlaştırılmış ise de, davalı bankaca kredi alacağının ödenmediği iddiası ile yaptığı girişimlerin temelde kredi alacağının güvencesi olmak üzere lehine tesis edilen birinci derece birinci sıra karz ipoteğinden doğan hakka dayandırılmış bulunmasına, ipoteklerin de siciline kayıtlı bulunduğu İstanbul gemi sicilinde oluşturulmasına ve İİK’nun 23/son maddesince icra işlemleri bakımından Gemi Sicili'ne kayıtlı gemilerin taşınmaz hükmünde sayılması ve ipotek sözleşmelerinin 17/a maddesiyle kurulan ipoteklerin Türkiye Cumhuriyeti Yasalarına göre yorumlanarak yürütülmesinin kararlaştırılmış olması …” şeklindeki gerekçeyle ipotek sözleşmelerinin 17/a maddesi hükmüne göre ipotekli gemilerin icra işlemlerinin Türkiye’de yapılması gerektiği kabul edildiğinden yukarıda da belirtildiği üzere mahkemece de Dairemizin anılan ilamına uyulmakla bozma kapsamı dışında bırakılan bu hususta davacılar yararına usulü kazanılmış hak doğmuştur. Ortada usulü müktesep hak müessesesinin istisnaları da bulunmadığından davacılar vekilinin bu yöne ilişkin karar düzeltme itirazlarının kabulü gerekmiştir. Bu durumda ise hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda açıklandığı ve mahkeme gerekçesinde de yer aldığı üzere davacılar usulünce temerrüde düşürülmeden İİK’nun 45 nci ve 257 nci maddelerine aykırı olarak gemilerin yurt dışında ve yerel mahkemelerden alınan kararlarla seferden men ettirilerek çalışmalarının önlenmesi ve bilahare de o ülkelerde gerçekleştirilen icra işlemleri ile sattırılması ipotek sözleşmelerinin belirtilen hükümlerine ve İİK’nun emredici mahiyette bulunan anılan hükümlerine aykırılık teşkil ettiğinden Dairemiz bozma ilamının anılan hususlarda inceleme yapılmasına yönelik (2) ve (3) nolu bentlerinin tamamen, mahsupla ilgili (4) nolu bendinin ise (Kabul şekli itibariyle de) yazılı ibarelerinin ve ayrıca da (4) nolu bendin 2. fıkrasında yer alan (Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir) bölümünün ortadan kaldırılarak, davalı vekillerinin temyiz aşamasında inceleme dışı bırakılan zararın kapsamı ile ilgili temyiz itirazlarının incelenmesine karar vermek gerekmiştir.
3- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve hükme dayanak yapılan bilirkişi raporu ile ek raporda gemilerin değerinin Dairemizin uyulan bozma ilamına uygun olarak saptanmış olması ve gemilerin sözleşme hükümlerine aykırı olarak sattırılarak davacıların mal varlığından çıkartılması sebebiyle gemi bedellerinin zarar olarak istenip, hesaplanmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
4- Ancak, Dairemizin uyulan son bozma ilamında belirtildiği üzere müsbet zararın tesbitinde somut verilerin nazara alınması gerekir. Bu itibarla, mahkemece bilirkişiler aracılığı ile mahrum kalınan kazancın tesbitinde gemilerin el konulma tarihlerinden önce çalıştırılmaları suretiyle ne miktar kazanç elde ettikleri hususunda davacı taraf ticari defter ve dayanaklarının incelettirilmesi gerekirken, bu hususun nazara alınmaması bozmayı gerektirmiştir.
5- Öte yandan, her ne kadar davalı bankaca gemilerin seferden men ettirilmesi ve yurt dışında gerçekleştirilen cebri icra işlemleri yanlar arasındaki sözleşme hükümleri ile İcra ve İflas Kanununun emredici hükümlerine aykırı ise de, davacı tarafın da gemilere el konulmasından sonra basiretli bir tacir gibi davranarak borcunu ödemek suretiyle zararın artmasını önlemesi gerekirken, bu yönde bir girişimde bulunmaması sebebiyle BK’nun 44 ncü maddesi uyarınca hükmolunan tazminattan indirim yapılması gerekirken mahkemece soyut gerekçe ile BK’nun 44 ncü maddesinin uygulanmaması da bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/1303 E. 2011/9245 K.
Ortak:cebri icra · ipotek · mahsup
İncelediğiniz karardaBu durumda ise hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda açıklandığı ve mahkeme gerekçesinde de yer aldığı üzere davacılar usulünce «temerrüde» düşürülmeden İİK’nun 45 nci ve «257» nci maddelerine aykırı olarak gemilerin yurt dışında ve yerel mahkemelerden alınan kararlarla seferden men ettirilerek çalışmalarının önlenmesi ve bilahare de o ülkelerde gerçekleştirilen icra işlemleri ile sattırılması «ipotek» sözleşmelerinin belirtilen hükümlerine ve İİK’nun «emredici» mahiyette bulunan anılan hükümlerine aykırılık teşkil ettiğinden Dairemiz bozma ilamının anılan hususlarda inceleme yapılmasına yönelik (2) ve (3) nolu bentlerinin tamamen, «mahsupla» ilgili (4) nolu bendinin ise (Kabul şekli itibariyle de) yazılı ibarelerinin ve ayrıca da (4) nolu bendin 2. fıkrasında yer alan (Bozma sebep ve şekline göre daval …
2- Ancak, davacı taraf dava ve birleşen davada diğer iddialarının yanı sıra taraflar arasında imzalanan Gemi İpotek sözleşmelerinin 17/a maddesinde “bu «ipotek» Türkiye Cumhuriyeti Yasalarına göre yorumlanacak ve icra olunacaktır” hükmü yer aldığı halde davalı tarafın bu hükme ve dolayısıyla İcra ve İflas Kanunu’nun 45 nci maddesi hükmüne aykırı olarak üzerinde ipotek tesis edilen gemileri dört ayrı ülkede ve o ülke mahkemelerinden aldığı kararlarla önce seferden men ettirip, bilahare de açık arttırma yoluyla düşük bedellerle sattırarak davacıları zarara uğrattığı iddiasını da ileri sürmüş ve Dairemizin mahkemece uyulan 13.10.2006 Tarih, 2006/8091 E, 2006/10232 K sayılı ilamının (1) no’lu bendinde “…..., davalı bankaca sefer halindeki gemilerin dört ayrı yabancı ülkede seferden men ettirilip daha sonra sattırılarak haksız zarara uğratıldıkları iddiasının ilişkin bulunduğu banka işlemleri ve girişimlerinin dayanağı olan «kredi sözleşmelerinin» 12/a maddesi hükmüyle «sözleşmeden doğan» davalarda Hamburg Mahkemelerinin yetkili olduğu kararlaştırılmış ise de, davalı bankaca kredi alacağının ödenmediği iddiası ile yaptığı girişimlerin temelde kredi alacağının güvencesi olmak üzere lehine tesis edilen birinci derece birinci sıra karz ipoteğinden doğan hakka dayandırılmış bulunmasına, ipoteklerin de siciline kayıtlı bulunduğu İstanbul gemi sicilinde oluşturulmasına ve İİK’nun 23/«son» maddesince icra işlemleri bakımından Gemi Sicili'ne kayıtlı gemilerin taşınmaz hükmünde sayılması ve ipotek sözleşmelerinin 17/a maddesiyle kurulan ipoteklerin Türkiye Cumhuriyeti Yasalarına göre yorumlanarak yürütülmesinin kararlaştırılmış olması …” şeklindeki gerekçeyle ipotek sözleşmelerinin 17/a maddesi hükmüne göre ipotekli gemilerin icra işlemlerinin Türkiye’de yapılması gerektiği kabul edildiğinden yukarıda da belirtildiği üzere mahkemece de Dairemizin anılan ilamına uyulmakla bozma kapsamı dışında bırakılan bu hususta davacılar yararına «usulü kazanılmış hak» doğmuştur.
5- Öte yandan, her ne kadar davalı bankaca gemilerin seferden men ettirilmesi ve yurt dışında gerçekleştirilen «cebri icra» işlemleri yanlar arasındaki sözleşme hükümleri ile İcra ve İflas Kanununun «emredici» hükümlerine aykırı ise de, davacı tarafın da gemilere el konulmasından sonra basiretli bir «tacir» gibi davranarak borcunu ödemek suretiyle zararın artmasını önlemesi gerekirken, bu yönde bir girişimde bulunmaması sebebiyle BK’nun 44 ncü maddesi uyarınca hükmolu …
Benzer bu karardaMahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, MÖHUK 31. maddeye göre «yabancılık unsuru» «taşıyan» borç doğurucu hukuki ilişkilerden kaynaklanan davalarda taraflara yabancı bir devlet mahkemesini yetkili kılma yönünde tanınan hakkın «kamu düzeni» veya «münhasır yetki» esasının geçerli olduğu hallerde uygulanamayacağının öngörülmesi nedeniyle «yetki itirazının» yerinde olmadığı, «ipotek» sözleşmesinin 17/a maddesine göre tarafların ipoteğin T.C. yasalarına göre yorumlanacağı ve yürütüleceği hususunda anlaştıkları, takip hukuku hükümlerinin kamu düzenine ilişkin olduğu, bunun aksinin taraflarca kararlaştırılamayacağı, 17/b maddesinde yetkili mahkemenin somut olarak gösterilmemiş olması nedeniyle bu maddeye itibar edilemeyeceği, birleşme sonucu hak sahibi olan davalı bankanın artık kredi ve ipotek sözleşmelerine uymakla yükümlü olduğu, yola hazır bir geminin «cebri icra» yolu ile satılmaktan «muafiyeti» «navlun sözleşmelerinin» bitimine kadar devam edeceği, geminin yolculuk sırasında ve uğradığı «ara» limanlarda cebri icra yolu ile satılması ve ihtiyaten haczinin mümkün olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmeye göre borç miktarının borçlu tarafından bilinebilir olmadığı, sözleşmenin kurulduğu 1996 yılından 2003 yılına kadar davacılarca ödeme yapıldığı, ancak düzensiz oldukları, banka kayıtlarındaki erken ödemelerin «navlun bedellerinin» alınmasından kaynaklandığı, taksitler bakımından davacıların ödeyecekleri borcun miktarını belirleyebilmeleri mümkün değil ise borcun «muaccel» olmasının söz konusu olmadığı, davacılara net bir şekilde borç tutarı ve faiz tutarının bildirilmediği, borcun muaccel olmadığı, somut olayda B.K'nun 44.maddesinin uygulanma alanı bulunmadığı, sözleşme kurallarına aykırı olarak davalının «haksız fesih» suretiyle sözleşme tarafına zarar verdiği gerekçesiyle, asıl ve «ıslah» ile açılan davanın kabulü ile toplam 7.272.947,89 TL'nın davalıdan tahsiline, birleşen davada davanın kabulü ile, 59.627.195,61 USD'nin davalıdan tahsiline dair verilen kararın Dairemizce bozulması üzerine mahkemece bozmaya uyularak gemilerin yurt dışında satışı neticesinde davalının kredi alacağını faiziyle birlikte tahsil ettiği, davacıların zararın artmasındaki «müterafik kusurlarının» % 20 oranında olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
2- Dairemizin 2008/10582 E, 2009/4282 K sayılı bozma ilamının (4) numaralı bendinde de açıkça belirtildiği üzere, mahkemece verilen ilk kararda davacı «şirketlerin zararlarının» belirlenmesinin ardından davalı bankanın da birleşen dava tarihi itibariyle kredi alacağı hesaplanarak davacı şirketlerin talep edebilecekleri zarar miktarından «mahsup» edilerek hüküm kurulmuş olup, anılan bu karar davacı şirketler tarafından temyiz edilmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:münhasır yetki · yabancılık unsuru · haksız fesih · navlun sözleşmesi · navlun bedeli · mükerrer tahsilat · müterafik kusur · muafiyet
Benzer bu karardaMahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, MÖHUK 31. maddeye göre «yabancılık unsuru» «taşıyan» borç doğurucu hukuki ilişkilerden kaynaklanan davalarda taraflara yabancı bir devlet mahkemesini yetkili kılma yönünde tanınan hakkın «kamu düzeni» veya «münhasır yetki» esasının geçerli olduğu hallerde uygulanamayacağının öngörülmesi nedeniyle «yetki itirazının» yerinde olmadığı, «ipotek» sözleşmesinin 17/a maddesine göre tarafların ipoteğin T.C. yasalarına göre yorumlanacağı ve yürütüleceği hususunda anlaştıkları, takip hukuku hükümlerinin kamu düzenine ilişkin olduğu, bunun aksinin taraflarca kararlaştırılamayacağı, 17/b maddesinde yetkili mahkemenin somut olarak gösterilmemiş olması nedeniyle bu maddeye itibar edilemeyeceği, birleşme sonucu hak sahibi olan davalı bankanın artık kredi ve ipotek sözleşmelerine uymakla yükümlü olduğu, yola hazır bir geminin «cebri icra» yolu ile satılmaktan «muafiyeti» «navlun sözleşmelerinin» bitimine kadar devam edeceği, geminin yolculuk sırasında ve uğradığı «ara» limanlarda cebri icra yolu ile satılması ve ihtiyaten haczinin mümkün olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmeye göre borç miktarının borçlu tarafından bilinebilir olmadığı, sözleşmenin kurulduğu 1996 yılından 2003 yılına kadar davacılarca ödeme yapıldığı, ancak düzensiz oldukları, banka kayıtlarındaki erken ödemelerin «navlun bedellerinin» alınmasından kaynaklandığı, taksitler bakımından davacıların ödeyecekleri borcun miktarını belirleyebilmeleri mümkün değil ise borcun «muaccel» olmasının söz konusu olmadığı, davacılara net bir şekilde borç tutarı ve faiz tutarının bildirilmediği, borcun muaccel olmadığı, somut olayda B.K'nun 44.maddesinin uygulanma alanı bulunmadığı, sözleşme kurallarına aykırı olarak davalının «haksız fesih» suretiyle sözleşme tarafına zarar verdiği gerekçesiyle, asıl ve «ıslah» ile açılan davanın kabulü ile toplam 7.272.947,89 TL'nın davalıdan tahsiline, birleşen davada davanın kabulü ile, 59.627.195,61 USD'nin davalıdan tahsiline dair verilen kararın Dairemizce bozulması üzerine mahkemece bozmaya uyularak gemilerin yurt dışında satışı neticesinde davalının kredi alacağını faiziyle birlikte tahsil ettiği, davacıların zararın artmasındaki «müterafik kusurlarının» % 20 oranında olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
… in USD cinsinden karşılığı gösterilip, birleşen davada hüküm altına alınan USD ile toplanarak tazminat hesabının denetimine imkan tanınmaması, yine asıl davada % 20 «müterafik kusur» indirimlerinde «maddi hata» yapılması ve bu arada davacı ...’nin zararının 10.902.591,63 USD olarak belirlenmesine ve adı geçen davacının asıl davasında bir kısım alacağının hüküm altına alınmış olmasına karşın birleşen davada yeniden 10.902.591,63 USD esas alınarak hesaplama yapılmak suretiyle «mükerrer tahsilata» yol açacak şekilde hüküm tesisi de doğru görülmemiş ve kararın açıklanan nedenle dahi davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/10110 E. 2011/15380 K.
Ortak:ipotek
İncelediğiniz kararda2- Ancak, davacı taraf dava ve birleşen davada diğer iddialarının yanı sıra taraflar arasında imzalanan Gemi İpotek sözleşmelerinin 17/a maddesinde “bu «ipotek» Türkiye Cumhuriyeti Yasalarına göre yorumlanacak ve icra olunacaktır” hükmü yer aldığı halde davalı tarafın bu hükme ve dolayısıyla İcra ve İflas Kanunu’nun 45 nci maddesi hükmüne aykırı olarak üzerinde ipotek tesis edilen gemileri dört ayrı ülkede ve o ülke mahkemelerinden aldığı kararlarla önce seferden men ettirip, bilahare de açık arttırma yoluyla düşük bedellerle sattırarak davacıları zarara uğrattığı iddiasını da ileri sürmüş ve Dairemizin mahkemece uyulan 13.10.2006 Tarih, 2006/8091 E, 2006/10232 K sayılı ilamının (1) no’lu bendinde “…..., davalı bankaca sefer halindeki gemilerin dört ayrı yabancı ülkede seferden men ettirilip daha sonra sattırılarak haksız zarara uğratıldıkları iddiasının ilişkin bulunduğu banka işlemleri ve girişimlerinin dayanağı olan «kredi sözleşmelerinin» 12/a maddesi hükmüyle «sözleşmeden doğan» davalarda Hamburg Mahkemelerinin yetkili olduğu kararlaştırılmış ise de, davalı bankaca kredi alacağının ödenmediği iddiası ile yaptığı girişimlerin temelde kredi alacağının güvencesi olmak üzere lehine tesis edilen birinci derece birinci sıra karz ipoteğinden doğan hakka dayandırılmış bulunmasına, ipoteklerin de siciline kayıtlı bulunduğu İstanbul gemi sicilinde oluşturulmasına ve İİK’nun 23/«son» maddesince icra işlemleri bakımından Gemi Sicili'ne kayıtlı gemilerin taşınmaz hükmünde sayılması ve ipotek sözleşmelerinin 17/a maddesiyle kurulan ipoteklerin Türkiye Cumhuriyeti Yasalarına göre yorumlanarak yürütülmesinin kararlaştırılmış olması …” şeklindeki gerekçeyle ipotek sözleşmelerinin 17/a maddesi hükmüne göre ipotekli gemilerin icra işlemlerinin Türkiye’de yapılması gerektiği kabul edildiğinden yukarıda da belirtildiği üzere mahkemece de Dairemizin anılan ilamına uyulmakla bozma kapsamı dışında bırakılan bu hususta davacılar yararına «usulü kazanılmış hak» doğmuştur.
Bu durumda ise hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda açıklandığı ve mahkeme gerekçesinde de yer aldığı üzere davacılar usulünce «temerrüde» düşürülmeden İİK’nun 45 nci ve «257» nci maddelerine aykırı olarak gemilerin yurt dışında ve yerel mahkemelerden alınan kararlarla seferden men ettirilerek çalışmalarının önlenmesi ve bilahare de o ülkelerde gerçekleştirilen icra işlemleri ile sattırılması «ipotek» sözleşmelerinin belirtilen hükümlerine ve İİK’nun «emredici» mahiyette bulunan anılan hükümlerine aykırılık teşkil ettiğinden Dairemiz bozma ilamının anılan hususlarda inceleme yapılmasına yönelik (2) ve (3) nolu bentlerinin tamamen, «mahsupla» ilgili (4) nolu bendinin ise (Kabul şekli itibariyle de) yazılı ibarelerinin ve ayrıca da (4) nolu bendin 2. fıkrasında yer alan (Bozma sebep ve şekline göre daval …
Benzer bu karardaDava, davaya konu gemiler üzerine davalı tarafından konulan kanuni «ipotek» tescillerinin «terkini» istemine ilişkindir.
Davalının yapımını üstlendiği gemileri sözleşmede kararlaştırılan sürede inşa edememesi nedeniyle inşa sözleşmelerinin tamamının 16.11.1999 tarihli «protokol» ile feshedilerek gemilerin tamamlanmamış durumda davacıya «tesliminin» kararlaştırıldığı ancak davalının edimlerini yerine getirmemesine rağmen gemiler üzerine kanuni «ipotek» tesis ettirmesinin yasaya aykırı bulunduğu ve davalının kanuni ipotek tesisi isteminde de bulunduğu davada bu konudaki isteminin reddine karar verildiği iddia edil …
Taraflar arasında akdedilen 16.11.1999 tarihli Protokole dayalı olarak davalı tarafça davaya konu gemiler üzerinde kanuni «ipotek» tescil ettirilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:protokol · terkin · teslim · kesin hüküm
Benzer bu karardaDavalının yapımını üstlendiği gemileri sözleşmede kararlaştırılan sürede inşa edememesi nedeniyle inşa sözleşmelerinin tamamının 16.11.1999 tarihli «protokol» ile feshedilerek gemilerin tamamlanmamış durumda davacıya «tesliminin» kararlaştırıldığı ancak davalının edimlerini yerine getirmemesine rağmen gemiler üzerine kanuni «ipotek» tesis ettirmesinin yasaya aykırı bulunduğu ve davalının kanuni ipotek tesisi isteminde de bulunduğu davada bu konudaki isteminin reddine karar verildiği iddia edil …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında «protokolden» kaynaklanan alacak ve borç ilişkisinin devam ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davaya konu gemiler üzerine davalı tarafından konulan kanuni «ipotek» tescillerinin «terkini» istemine ilişkindir.
Davalının anılan «protokole» dayalı olarak davacıya karşı açmış olduğu alacak davasında işbu davaya konu gemiler üzerine kanuni «ipotek» tesis edilmesi isteminde de bulunduğu, taraflar arasında Beyoğlu 1.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/8060 E. , 2010/3 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
BİRLEŞEN DAVA
İstanbul Asliye 10.Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2004/606
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 3.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26.06.2008 gün ve 2007/445-2008/391 sayılı kararı bozan Daire’nin 08.04.2009 gün ve 2008/10582-2009/4282 sayılı kararı aleyhinde davacılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacılar vekili, 15.09.2003 tarihli dava dilekçesiyle davacılar ile davalının selefi arasında davacılara kullandırılan krediler nedeniyle gemi ipotek sözleşmeleri imzalandığını, gemilerden sağlanan navlun gelirleriyle yapılan ödemelerden borcun ödendiğini ve gemilerden birisinin kısmi bakiye borcu muaccel hale gelmediği halde davalı tarafın talebiyle değişik yabancı ülkelerde gemilerin haksız biçimde seferden alıkonarak tutuklandığını, Çin Halk Cumhuriyeti’ndeki geminin satışı kararı alındığını, asıl kredi veren ve ipotek lehtarı olan Hamburgisch Landesbank’ın başka bir banka ile birleşerek H.S.H. […]G.’ye dönüştüğünü, bu bankanın ipotek hakkına sahip olmadığı gibi müvekkillerinin ödeme girişim ve önerilerini reddederek haksız ve zararlandırıcı işlemlere yöneldiğini, müvekkillerince 2001 yılından bu yana (26.616.287,87)USD ödeme yapıldığını, yabancı ülke limanlarında bağlı bulunan gemilerin değerinin bakiye borcun çok üzerinde olduğunu, konusuz kalan ipoteğe dayanarak ve temerrüt dahi gerçekleşmeden gemilerin çok düşük bedellerle satılmaya çalışıldığını, davalı HSH Nordbank’ın TTK’nun 921/3.
maddesine uygun temlik ve tescil işlemi yapmadığını, sözleşmenin 12. maddesiyle öngörülen temerrüt sonrası iki haftalık ihbar süresinin tanınmadığını, esasen müvekkillerinin temerrüde düşürülmediğini, ipotek sözleşmelerinde Türk Hukuku yetkili kılındığı halde davalı tarafın yetkisiz yabancı mahkemelerde o ülkeler hukukuna göre gemilerin satışını istediğini, TTK’nun 866. maddesine göre Türk Gemi Sicili’ne kayıtlı gemilerin mülkiyetinin edinilmesi ve kaybının Türk Kanunlarına tabi olduğunu, aynı Yasa’nın 892. maddesine göre yola çıkmaya hazır geminin cebri icra yoluyla satılamayacağını ve ihtiyaten haczedilemeyeceğini, davalının haksız eylemleri sonucu gemilerin çalışmamasından dolayı zarara uğranıldığını, müşteriler ve onların da sorumlu olduğu yük sahiplerinin gemilerin yükümlülüklerini yerine getirmemesinden, liman ve tutuklama masraflarından, yapılan yargılama giderlerinden, yakıt, kumanya ve personel masraflarından, düşen iş bağlantılarından ve kaybolan ticari itibardan doğan zararlardan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, şimdilik (50) milyar TL tazminatın reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, birleştirilen davada ise gemilerin yurt dışında gerçek değerlerinin çok altında bir fiyatla satıldığını, bunun asıl davaya konu zarar kalemlerine ek yeni bir zarar kalemi oluşturduğunu ileri sürerek, tüm zararlar için şimdilik (50.000)USD’nin, 15.09.2003 tarihinden itibaren faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 24.08.2004 tarihli dilekçeyle de asıl davadaki istem (7.272.947.899.071)TL’ye, birleştirilen davadaki istem (59.627.195,61)USD’ye çıkartılmıştır.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin 13.10.2006 tarihli bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda alınan bilirkişi raporuna göre asıl davanın (7.272.947,89)YTL, birleşen davanın (59.627.195,61)USD üzerinden kabulüne ilişkin olarak oy çokluğu ile verilen karar, davalı vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce davalı yararına bozulmuştur.
Davacılar vekili, karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
1- Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacılar vekilinin aşağıda (2) no’lu bendin kapsamı dışında kalan sair karar düzeltme itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, davacı taraf dava ve birleşen davada diğer iddialarının yanı sıra taraflar arasında imzalanan Gemi İpotek sözleşmelerinin 17/a maddesinde “bu ipotek Türkiye Cumhuriyeti Yasalarına göre yorumlanacak ve icra olunacaktır” hükmü yer aldığı halde davalı tarafın bu hükme ve dolayısıyla İcra ve İflas Kanunu’nun 45 nci maddesi hükmüne aykırı olarak üzerinde ipotek tesis edilen gemileri dört ayrı ülkede ve o ülke mahkemelerinden aldığı kararlarla önce seferden men ettirip, bilahare de açık arttırma yoluyla düşük bedellerle sattırarak davacıları zarara uğrattığı iddiasını da ileri sürmüş ve Dairemizin mahkemece uyulan 13.10.2006 Tarih, 2006/8091 E, 2006/10232 K sayılı ilamının (1) no’lu bendinde “…..., davalı bankaca sefer halindeki gemilerin dört ayrı yabancı ülkede seferden men ettirilip daha sonra sattırılarak haksız zarara uğratıldıkları iddiasının ilişkin bulunduğu banka işlemleri ve girişimlerinin dayanağı olan kredi sözleşmelerinin 12/a maddesi hükmüyle sözleşmeden doğan davalarda Hamburg Mahkemelerinin yetkili olduğu kararlaştırılmış ise de, davalı bankaca kredi alacağının ödenmediği iddiası ile yaptığı girişimlerin temelde kredi alacağının güvencesi olmak üzere lehine tesis edilen birinci derece birinci sıra karz ipoteğinden doğan hakka dayandırılmış bulunmasına, ipoteklerin de siciline kayıtlı bulunduğu İstanbul gemi sicilinde oluşturulmasına ve İİK’nun 23/son maddesince icra işlemleri bakımından Gemi Sicili'ne kayıtlı gemilerin taşınmaz hükmünde sayılması ve ipotek sözleşmelerinin 17/a maddesiyle kurulan ipoteklerin Türkiye Cumhuriyeti Yasalarına göre yorumlanarak yürütülmesinin kararlaştırılmış olması …” şeklindeki gerekçeyle ipotek sözleşmelerinin 17/a maddesi hükmüne göre ipotekli gemilerin icra işlemlerinin Türkiye’de yapılması gerektiği kabul edildiğinden yukarıda da belirtildiği üzere mahkemece de Dairemizin anılan ilamına uyulmakla bozma kapsamı dışında bırakılan bu hususta davacılar yararına usulü kazanılmış hak doğmuştur.
Ortada usulü müktesep hak müessesesinin istisnaları da bulunmadığından davacılar vekilinin bu yöne ilişkin karar düzeltme itirazlarının kabulü gerekmiştir. Bu durumda ise hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda açıklandığı ve mahkeme gerekçesinde de yer aldığı üzere davacılar usulünce temerrüde düşürülmeden İİK’nun 45 nci ve 257 nci maddelerine aykırı olarak gemilerin yurt dışında ve yerel mahkemelerden alınan kararlarla seferden men ettirilerek çalışmalarının önlenmesi ve bilahare de o ülkelerde gerçekleştirilen icra işlemleri ile sattırılması ipotek sözleşmelerinin belirtilen hükümlerine ve İİK’nun emredici mahiyette bulunan anılan hükümlerine aykırılık teşkil ettiğinden Dairemiz bozma ilamının anılan hususlarda inceleme yapılmasına yönelik (2) ve (3) nolu bentlerinin tamamen, mahsupla ilgili (4) nolu bendinin ise (Kabul şekli itibariyle de) yazılı ibarelerinin ve ayrıca da (4) nolu bendin 2.
fıkrasında yer alan (Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir) bölümünün ortadan kaldırılarak, davalı vekillerinin temyiz aşamasında inceleme dışı bırakılan zararın kapsamı ile ilgili temyiz itirazlarının incelenmesine karar vermek gerekmiştir.
3- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve hükme dayanak yapılan bilirkişi raporu ile ek raporda gemilerin değerinin Dairemizin uyulan bozma ilamına uygun olarak saptanmış olması ve gemilerin sözleşme hükümlerine aykırı olarak sattırılarak davacıların mal varlığından çıkartılması sebebiyle gemi bedellerinin zarar olarak istenip, hesaplanmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
4- Ancak, Dairemizin uyulan son bozma ilamında belirtildiği üzere müsbet zararın tesbitinde somut verilerin nazara alınması gerekir. Bu itibarla, mahkemece bilirkişiler aracılığı ile mahrum kalınan kazancın tesbitinde gemilerin el konulma tarihlerinden önce çalıştırılmaları suretiyle ne miktar kazanç elde ettikleri hususunda davacı taraf ticari defter ve dayanaklarının incelettirilmesi gerekirken, bu hususun nazara alınmaması bozmayı gerektirmiştir.
5- Öte yandan, her ne kadar davalı bankaca gemilerin seferden men ettirilmesi ve yurt dışında gerçekleştirilen cebri icra işlemleri yanlar arasındaki sözleşme hükümleri ile İcra ve İflas Kanununun emredici hükümlerine aykırı ise de, davacı tarafın da gemilere el konulmasından sonra basiretli bir tacir gibi davranarak borcunu ödemek suretiyle zararın artmasını önlemesi gerekirken, bu yönde bir girişimde bulunmaması sebebiyle BK’nun 44 ncü maddesi uyarınca hükmolunan tazminattan indirim yapılması gerekirken mahkemece soyut gerekçe ile BK’nun 44 ncü maddesinin uygulanmaması da bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair karar düzeltme itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle Dairemizin 08.04.2009 T, 2008/10582 E, 2009/4282 K sayılı ilamının (2) ve (3) nolu bentlerinin ortadan kaldırılmasına, (4) nolu bendinin 1. cümlesinde yer alan “kabul şekli itibariyle de" ibaresinin ve 4 nolu bendin 2.fıkrasının (sonuç kısmında 5 nolu fıkra olarak belirtilen) karardan çıkartılarak, davalı vekilinin temyiz aşamasında incelenmeyen zararın kapsamı ve miktarı ile ilgili temyiz itirazlarının incelenmesine, 3 ncü bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, yerel mahkeme kararının temyiz ilamında kabul edilen (4) nolu bozma kararında belirtilen nedene ilaveten 4 ve 5 no'lu bentlerde yazılı nedenlerle de davalı yararına BOZULMASINA, ödediği karar düzeltme harcın isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 08.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1007470900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz