Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/6376 E. 2011/9220 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
solas↗ denetime elverişli bilirkişi raporu↗ gemi adamı↗ donatan↗ zayi↗ denetime elverişlilik↗ bilirkişi incelemesi↗ taşıyan↗ kusur↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 06/02/2008 tarihinde UND ADRİYATİK isimli gemi varma limanı olan İtalya - Trieste'ye doğru Adriyatik Denizi'nde seyir halinde iken saat 05.30 civarında geminin ana güvertesinde nedeni tespit edilemeyen TIR araçlarının birinde yangın çıkmış, gemide SOLAS kuralları gereği bulunması gereken tüm sertifika - teçhizat tam olarak, personelin de eğitimli görülmesine rağmen yangına yapılan tüm müdahaleler başarısız kaldığı ancak, olayda TTK m.1019/2. maddesinin uygulama yeri olmayıp, TTK m. 1062/2. hükmü gereğince donatan/ taşıyanın davalının mutlak sorumsuzluğu nazara alınarak, gerek gemi adamlarının teknik kusuru, gerekse idari kusuru nedeniyle, davalının sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 06/02/2008 tarihinde Pendik / İstanbul Limanı'ndan, İtalya/ Trieste Limanı'na hareket eden davalıya ait UN ADRİYATİK isimli gemide Hırvatistan açıklarında çıkan yangın sonucu, gemiye yüklenen davacıya ait dorse ve çekicilerin tamamının yanarak zayi olduğu iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucu, olayda TTK m.1019/2. maddesinin uygulama yeri olmayıp, TTK m. 1062/2. hükmü gereğince donatan/taşıyan davalının mutlak sorumsuzluğu nazara alınarak, gerek gemi adamlarının teknik kusuru, gerekse idari kusuru nedeniyle, davalının sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece bu hususun çözümüne ilişkin olarak bilirkişi raporu alınmıştır. HUMK’nun 275 ve müteakip maddelerinde “bilirkişilik” müessesesi düzenlenmiş olup, anılan 275 nci maddede, mahkemenin, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği düzenlendikten sonra, 286 ncı maddede de, bilirkişinin rey ve mütalaasının hakimi takyit etmeyeceği düzenlenmiş ise de, işin çözümünde teknik bilgi ve birikimin gerekliliğine inanılarak bilirkişi incelemesi yaptırıldığına göre, verilen rapor yetersiz, noksan ve müphem ise, mahkeme HUMK’nun 283 ncü maddesi gereğince, bilirkişiden izahat ve açıklama yeni ek rapor isteyebileceği gibi, 284 ncü madde gereğince de, yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak yeni bir rapor alınabilir. Davaya ilişkin olarak bilirkişi raporu alınmış, davacı vekili bu rapora 20.01.2001 tarihli dilekçesi ile itiraz etmiştir. Ancak mahkemece, davacı vekilinin, dava dilekçesinde dayandığı iddialarına ilişkin sunduğu belgeler ve cevaplanılması gereken ciddi itirazları üzerinde durulmadan, bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlıkta davacının bilirkişi raporuna yaptığı ciddi itirazlarını karşılamak üzere bilirkişi heyetinden ek rapor yada yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak, davacı tarafın iddialarının tek tek incelenmek suretiyle Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi raporu alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4620 E. 2023/1074 K.
Ortak:denetime elverişli bilirkişi raporu · gemi adamı · donatan · zayi · denetime elverişlilik · taşıyan · kusur · Tazminat
İncelediğiniz kararda1062/2. hükmü gereğince «donatan»/ «taşıyanın» davalının mutlak sorumsuzluğu nazara alınarak, gerek «gemi adamlarının» teknik «kusuru», gerekse idari kusuru nedeniyle, davalının sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1062/2. hükmü gereğince «donatan»/«taşıyan» davalının mutlak sorumsuzluğu nazara alınarak, gerek «gemi adamlarının» teknik «kusuru», gerekse idari kusuru nedeniyle, davalının sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlıkta davacının bilirkişi raporuna yaptığı ciddi itirazlarını karşılamak üzere bilirkişi heyetinden ek rapor yada yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak, davacı tarafın iddialarının tek tek incelenmek suretiyle Yargıtay «denetimine elverişli bilirkişi raporu» alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
Benzer bu karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 19.12.2013 tarih, 2011/411 E. ve 2013/331 K. sayılı kararı ile dava konusu gemide çıkan yangının «sebebinin» tespit edilemediği, bilirkişilerin ayrı ayrı geminin teknik unsurlarının, yangına ilişkin tüm donanımının kurallara uygun olduğunu dile getirmiş olmasına rağmen «yola elverişliliğin» hukuki bir kavram olduğu, ispatının yolculuğun başlangıcında var olan belgelerle sınırlı olmayacağı, dava konusu gemi ro ro gemisi olup yükünün yakıt dolu araçlar olması nedeniyle yangın riski en üst seviyede bulunduğundan alınacak tedbirlerin de en üst düzeyde olması gerektiği, 6762 sayılı Kanun'un 817 nci maddesinin ikinci fıkrasında belirtildiği üzere geminin denize elverişli olması gerektiği gibi yakıtı, yükleme hali ve «gemi adamlarının» da yeterli olması gerektiği, mürettebat beyanlarından yangınla mücadelede basiretsizlik gösterdiklerinin anlaşıldığı, mürettebatın «görevini dağılıma» uygun yerine getirip getirmediğini gösterir röle cetvelinin elde edilemediği, yangında «hasar» almayan makina dairesinde olması gereken makine «defterinin» de bulunmadığı, yangında yaşanan paniğin yangının büyüklüğü, birden başlaması veya insani zaaflarla (can korkusu vs.) izah edilemeyeceği, geminin uluslararası yeterlilik belgeleri tam ise de 6762 sayılı Kanun'un 1019 uncu maddesinin ikinci fıkrası ve 1062 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki kurtuluş beyinesinden yararlanmak konusundaki «ispat külfetinin» «taşıyana» ait olduğu, taşıyanın ilgili makamlardan alınan belgeleri sunmuş olmasının birer «karine» teşkil etmediği, bu sebeple dava konusu UND Adriyatik gemisinin yola elverişli olmadığının kabulü gerektiği, Londra Konvansiyonu'nun ilgili maddeleri uyarınca davalının «sorumluluğunun sınırlı» olacağı, davalının gemi adamlarının yetersizliğinin, yangına karşı mücadeledeki başarısızlığının, başlangıçtaki elverişsizliğinin zamanında keşfedilememesinin sebeplerini izah edememiş olduğu, kendisinin ve fiillerinden sorumlu olduğu kişilerin bir «kusuru» olmadığını ispat edemediği, davalı «donatan»/taşıyanın zararı tazmine yükümlü olduğu, 6762 sayılı Kanun'un 1072 nci maddesi uyarınca 25.557 euro «navlun» talebinin reddi gerektiği, davacının kâr «kaybını» kanıtlayamadığından bu kalem yönünden tazminat isteminin de reddi gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 430.144,00 TL’nin faizi ile birlikte davalıdan …
Hukuk Dairesinin bozma ilamında işaret edildiği şekilde "...«gemi adamlarının» tamamen insani duygular ile ani gelişen olağanüstü duruma müdahalede yetersiz kalmaları..." olarak değerlendirilemeyeceği, aksine başta ikinci kaptan olmak üzere gemi adamlarının yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olmamaları, buna bağlı olarak da yangına en hızlı şekilde ve en doğru yöntemle müdahale edememeleri nedeni ile meydana gelen zararda davalı «donatan»-«taşıyanın» şahsi- ticari kusurlu olduğu, 6762 sayılı Kanun'un 1062 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki sorumsuzluk hükmünden faydalanamayacağı, dolayısıyla da davacının zararından sorumlu olduğu, dava konusu taşımaya ilişkin «konşimentonun» ön yüzünde "Freıght Collect Shıp And/Or Cargo Lost Or Not Lost" «kaydının» yer aldığı, sözkonusu ibarenin Türkçe karşılığının "gemi ve/veya yük «zayi» olsa da «navlun» ödenecektir" şeklinde olup konşimentonun arka yüzünde de bu hususun ayrıntılı şekilde açıklandığı, 6762 sayılı Kanun'un 1072 inci maddesine göre yükün zayi olması halinde navlunun ödenmeyeceği, peşin ödenmiş ise iadesinin «emredici» bir hüküm olmayıp aksi yönde mukavele düzenlenmesi mümkün olduğu gerekçesi ile Mahkemenin 19.12.2013 tarihli kararında direnilmesine karar verilmiştir.
… ngına müdahale talimlerinde yapılanın, yangına önce hortum ile müdahale şayet bu yolla yangın söndürülemez ise yağmurlama sisteminin çalıştırılması şeklinde olduğu, «gemi adamlarının» da aldıkları bu eğitime uygun şekilde gemideki yangına öncelikle hortum döşeme suretiyle su püskürterek söndürmeye çalıştıkları; ancak bunda başarılı olunamaması üzerine daha sonra yağmurlama (Sprinker) sistemini devreye sokarak yangına müdahale etmek istedikleri, gemi adamlarının yağmurlama sistemini kullanmakta geç kaldıkları, gemi adamlarının yolculuk sırasında karşılaşılabilecek deniz tehlikelerinden olan yangına karşı etkili ve doğru müdahale edebilecek talim ve eğitimleri almadıkları, bu konuda SOLAS kurallarının ISM hükümlerinin yerine getirilmediği, gemi kaptanı tarafından yangının öğrenilmesinden itibaren 15-16 dakika sonra müdahale edilmeye başlanıldığı, kaptanın yangın mahalline giderken yangın elbisesi giymediği, maske takmadığı ve bu durumun dumana maruziyeti artırarak müdahaleyi yetersiz kıldığı, yanında yetersiz sayıda (bir kişi) mürettebat bulundurduğu, gemideki yangının söndürülmesinde hızlı sonuç verecek bir sistem olan yağmurlama sistemi bulunduğu halde bunun çalıştırılamadığı ve ilk etapta da bu yola başvurulmadığı, hortumla yangına müdahale sürecinde de hortumdan ilk etapta gelen dumanın suyun tazyike kavuşmasından sonra kesileceği öngörülemeyerek bu yolla da yangınla mücadeleden vazgeçildiği, gemi adamları ile ilgili yapılan bu tespitlerin geminin başlangıçtaki «yola elverişsizliği» ile ilgili olduğundan 6762 sayılı Kanun'un 1062 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince «taşıyanın» kişisel «kusuru» olarak kabul edilmesi gerektiği, yine UN ADRİYATİK gemisinin ISM yöneticisi olan şirket hukuki açıdan taşıyanın yardımcısı konumunda olduğundan bu şirketin «geminin yola elverişsizliğine» neden olan kusurlu davranışının da davalı taşıyanın kişisel kusuru sayılması gerektiği, saptanan elverişsizlik hali ile yangın sonucunda ortaya çıkan zarar arasında «illiyet bağının» bulunduğu, yangında «zayi» olan 11 adet dorse ve çekicinin bedelini tazmin etme yükümlülüğünün doğduğu, bu bedelin 430.144,00 TL olduğu, davacının «kar kaybı» zararını ispatlayamadığı, «konişmentoda» yer alan " Freıght Collect Shıp And/ Or Cargo Lost Or Not Lost" ( gemi ve veya yük zayi olsa dahi «navlun» ödenecektir) «kaydına» göre davacının ödediği navlunu geri isteyemeyeceği gerekçesi ile davanın Londra Konvansiyonu hükümleri uyarınca hesaplanan «sınırlı sorumluluk» hükümleri uyarınca kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:geminin yola elverişliliği · görev dağılımı · yola elverişlilik · sorumluluk sınırlaması · navlun bedeli · kar kaybı · sorumluluktan kurtulma · konişmento
Benzer bu kararda… ngına müdahale talimlerinde yapılanın, yangına önce hortum ile müdahale şayet bu yolla yangın söndürülemez ise yağmurlama sisteminin çalıştırılması şeklinde olduğu, «gemi adamlarının» da aldıkları bu eğitime uygun şekilde gemideki yangına öncelikle hortum döşeme suretiyle su püskürterek söndürmeye çalıştıkları; ancak bunda başarılı olunamaması üzerine daha sonra yağmurlama (Sprinker) sistemini devreye sokarak yangına müdahale etmek istedikleri, gemi adamlarının yağmurlama sistemini kullanmakta geç kaldıkları, gemi adamlarının yolculuk sırasında karşılaşılabilecek deniz tehlikelerinden olan yangına karşı etkili ve doğru müdahale edebilecek talim ve eğitimleri almadıkları, bu konuda SOLAS kurallarının ISM hükümlerinin yerine getirilmediği, gemi kaptanı tarafından yangının öğrenilmesinden itibaren 15-16 dakika sonra müdahale edilmeye başlanıldığı, kaptanın yangın mahalline giderken yangın elbisesi giymediği, maske takmadığı ve bu durumun dumana maruziyeti artırarak müdahaleyi yetersiz kıldığı, yanında yetersiz sayıda (bir kişi) mürettebat bulundurduğu, gemideki yangının söndürülmesinde hızlı sonuç verecek bir sistem olan yağmurlama sistemi bulunduğu halde bunun çalıştırılamadığı ve ilk etapta da bu yola başvurulmadığı, hortumla yangına müdahale sürecinde de hortumdan ilk etapta gelen dumanın suyun tazyike kavuşmasından sonra kesileceği öngörülemeyerek bu yolla da yangınla mücadeleden vazgeçildiği, gemi adamları ile ilgili yapılan bu tespitlerin geminin başlangıçtaki «yola elverişsizliği» ile ilgili olduğundan 6762 sayılı Kanun'un 1062 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince «taşıyanın» kişisel «kusuru» olarak kabul edilmesi gerektiği, yine UN ADRİYATİK gemisinin ISM yöneticisi olan şirket hukuki açıdan taşıyanın yardımcısı konumunda olduğundan bu şirketin «geminin yola elverişsizliğine» neden olan kusurlu davranışının da davalı taşıyanın kişisel kusuru sayılması gerektiği, saptanan elverişsizlik hali ile yangın sonucunda ortaya çıkan zarar arasında «illiyet bağının» bulunduğu, yangında «zayi» olan 11 adet dorse ve çekicinin bedelini tazmin etme yükümlülüğünün doğduğu, bu bedelin 430.144,00 TL olduğu, davacının «kar kaybı» zararını ispatlayamadığı, «konişmentoda» yer alan " Freıght Collect Shıp And/ Or Cargo Lost Or Not Lost" ( gemi ve veya yük zayi olsa dahi «navlun» ödenecektir) «kaydına» göre davacının ödediği navlunu geri isteyemeyeceği gerekçesi ile davanın Londra Konvansiyonu hükümleri uyarınca hesaplanan «sınırlı sorumluluk» hükümleri uyarınca kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 19.12.2013 tarih, 2011/411 E. ve 2013/331 K. sayılı kararı ile dava konusu gemide çıkan yangının «sebebinin» tespit edilemediği, bilirkişilerin ayrı ayrı geminin teknik unsurlarının, yangına ilişkin tüm donanımının kurallara uygun olduğunu dile getirmiş olmasına rağmen «yola elverişliliğin» hukuki bir kavram olduğu, ispatının yolculuğun başlangıcında var olan belgelerle sınırlı olmayacağı, dava konusu gemi ro ro gemisi olup yükünün yakıt dolu araçlar olması nedeniyle yangın riski en üst seviyede bulunduğundan alınacak tedbirlerin de en üst düzeyde olması gerektiği, 6762 sayılı Kanun'un 817 nci maddesinin ikinci fıkrasında belirtildiği üzere geminin denize elverişli olması gerektiği gibi yakıtı, yükleme hali ve «gemi adamlarının» da yeterli olması gerektiği, mürettebat beyanlarından yangınla mücadelede basiretsizlik gösterdiklerinin anlaşıldığı, mürettebatın «görevini dağılıma» uygun yerine getirip getirmediğini gösterir röle cetvelinin elde edilemediği, yangında «hasar» almayan makina dairesinde olması gereken makine «defterinin» de bulunmadığı, yangında yaşanan paniğin yangının büyüklüğü, birden başlaması veya insani zaaflarla (can korkusu vs.) izah edilemeyeceği, geminin uluslararası yeterlilik belgeleri tam ise de 6762 sayılı Kanun'un 1019 uncu maddesinin ikinci fıkrası ve 1062 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki kurtuluş beyinesinden yararlanmak konusundaki «ispat külfetinin» «taşıyana» ait olduğu, taşıyanın ilgili makamlardan alınan belgeleri sunmuş olmasının birer «karine» teşkil etmediği, bu sebeple dava konusu UND Adriyatik gemisinin yola elverişli olmadığının kabulü gerektiği, Londra Konvansiyonu'nun ilgili maddeleri uyarınca davalının «sorumluluğunun sınırlı» olacağı, davalının gemi adamlarının yetersizliğinin, yangına karşı mücadeledeki başarısızlığının, başlangıçtaki elverişsizliğinin zamanında keşfedilememesinin sebeplerini izah edememiş olduğu, kendisinin ve fiillerinden sorumlu olduğu kişilerin bir «kusuru» olmadığını ispat edemediği, davalı «donatan»/taşıyanın zararı tazmine yükümlü olduğu, 6762 sayılı Kanun'un 1072 nci maddesi uyarınca 25.557 euro «navlun» talebinin reddi gerektiği, davacının kâr «kaybını» kanıtlayamadığından bu kalem yönünden tazminat isteminin de reddi gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 430.144,00 TL’nin faizi ile birlikte davalıdan …
Bununla birlikte davacı tarafın «navlun bedelinin iadesi» talebinin «konişmentoda» yer alan kayıtlar da «dahil» iddia ve savunmalar tam olarak değerlendirilmeksizin salt kanun madde numarası belirtilerek gerekçesiz şekilde reddedilmiş olması davacı yararına bozma «sebebi» yapılmış olup tarafların sair temyiz itirazları incelenmemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yukarıda açıklanan gerekçe ile dava konusu «geminin yola elverişli» olmadığı kabul edilerek sonuca gidilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/7243 E. 2015/4347 K.
Ortak:gemi adamı · donatan · zayi · bilirkişi incelemesi · taşıyan · kusur · Tazminat
İncelediğiniz kararda1062/2. hükmü gereğince «donatan»/ «taşıyanın» davalının mutlak sorumsuzluğu nazara alınarak, gerek «gemi adamlarının» teknik «kusuru», gerekse idari kusuru nedeniyle, davalının sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1062/2. hükmü gereğince «donatan»/«taşıyan» davalının mutlak sorumsuzluğu nazara alınarak, gerek «gemi adamlarının» teknik «kusuru», gerekse idari kusuru nedeniyle, davalının sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, 06/02/2008 tarihinde Pendik / İstanbul Limanı'ndan, İtalya/ Trieste Limanı'na hareket eden davalıya ait UN ADRİYATİK isimli gemide Hırvatistan açıklarında çıkan yangın sonucu, gemiye yüklenen davacıya ait dorse ve çekicilerin tamamının yanarak «zayi» olduğu iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu gemide çıkan yangının «sebebinin» tespit edilemediği, bilirkişiler ayrı ayrı geminin teknik unsurlarının, yangına ilişkin tüm donanımının kurallara uygun olduğunu dile getirmiş ise de «yola elverişlilik» hukuki bir kavram olup varlığının ispatının yolculuğun başlangıcında var olan belgelerle sınırlı olmayacağı, dava konusu gemi ro ro gemisi olup yükünün yakıt dolu araçlar olması nedeniyle yangın riski en üst seviyede bulunduğundan alınacak tedbirlerin de en üst düzeyde olması gerektiği, TTK’nun 817/2. maddesinde belirtildiği üzere geminin denize elverişli olması gerektiği gibi yakıtı, yükleme hali ve «gemi adamlarının» da yeterli olması gerektiği, mürettebat beyanlarından, Aliağa AHM’nin 2008/103 D.İŞ ve 2008/95 D.İş. sayılı dosyalarından yangınla mücadelede basiretsizlik gösterdiklerinin anlaşıldığı, mürettebatın «görevini dağılıma» uygun yerine getirip getirmediğini gösterir röle cetvelinin elde edilemediği, yangında «hasar» almayan makina dairesinde olması gereken makine «defterinin» de bulunmadığı, mürettebat ifadeleriyle yangında yaşanan panik sabit olup bu durum yangının büyüklüğü, birden başlaması veya insani zaaflarla (can korkusu vs. ) izah edilemeyeceği, geminin uluslararası yeterlilik belgeleri tam ise TTK’nun 1019/2 ve 1062/2. maddesindeki kurtuluş beyinesinden yararlanmak konusundaki «ispat külfetinin» «taşıyana» ait olduğu, taşıyan TTK’nun 817. maddesine göre ilgili makamlardan alınan belgeleri sunmuşsa da bunların birer «karine» teşkil ettiği, dava konusu UND Adriyatik gemisinin yola elverişli olmadığının kabulü gerektiği, denize elverişlilik ya da yüke elverişlilik hususunun tespitinin eldeki olayda hukuki sonucu değiştirmeyeceği, zararın miktarı yönünden «bilirkişi incelemesi» yapılması gerektiği düşünülse de Londra Konvansiyonu'nun ilgili maddeleri uyarınca davalının «sorumluluğunun sınırlı» olacağı kabul edilmekle eldeki dosyada bu yönden bilirkişi tayinine gerek duyulmadığı, denize, yola elverişlilik belgelerini sunan davalı, gemi adamlarının yetersizliğinin, yangına karşı mücadeledeki başarısızlığının, başlangıçtaki elverişsizliğinin zamanında keşfedilememesinin sebeplerini izah edememiş olup kendisinin ve fiillerinden sorumlu olduğu kişilerin bir «kusuru» olmadığını ispat edemediğinden TTK’nun 1061 ve 1019/2.maddeleri nazara alındığında davalı «donatan»/taşıyanın zararı tazmine yükümlü olduğu, davalı taraf fon tesisi talep etmiş ise de eldeki davada bu dosya içinde aynı zamanda fon tesisi açısından karar verilme olanağı bulunmadığı, işbu dava «tazminat davası» olup bir an için davalı talebinin yerinde olduğu düşünülüp fon tesisi talebi ele alınsa ya da başka davadaki fon tesisi talebi «bekletici mesele» yapılsa bile sonucun değişmeyeceği, Londra Konvansiyonu hükümlerinin borcun sınırlandırılmasına ilişkin bulunduğu, dava konusu gemide yanan yüklerle ilgili olarak pek çok dava «derdest» olup bu durumda her bir davada tazminat miktarı tespiti ayrı ayrı yapılıp ayrı bir fon tesisi davasında da Londra Konvansiyonu hükümleri çerçevesinde ödenecek tazminatın azami haddinin tespitinin söz konusu olacağı, Londra Konvansiyonu 11. ve 12. maddesinin yorumundan da fon tesisine dair kararın tahsil aşamasında ele alınacağı sonucuna ulaşıldığı, TTK’nun 1072 maddesi uyarınca 25.557 Euro «navlun» talebinin reddi gerektiği, davacının «kar kaybını» kanıtlayamadığı gerekçesiyle davalının fon tesisi talebinin (tazminatın azami haddini belirleyeceği nedeniyle) tahsil aşamasında değerlendirilmesi gerekeceğinden d …
6762 sayılı TTK’nun 1061 maddesinde, «taşıyanın», malların yükletilmesi, «istifi», taşınması, elden geçirilmesi ve boşaltmasında tedbirli bir taşıyanın dikkat ve ihtimamını göstermekle yükümlü olduğu, yükü taşımak üzere «teslim» aldığı andan teslim edinceye kadar geçen sürede malların «zıyaı» veya «hasarı» yüzünden doğacak zararlardan sorumlu bulunduğu, ancak zıya veya hasarın, tedbirli bir taşıyanın dikkat ve ihtimamı ile dahi önüne geçilemeyecek sebeplerden ileri gelmiş olması halinde sorumlu tutulamayacağı, aynı Yasa’nın 1062. maddesinde, taşıyanın, kendi adamlarının ve «gemi adamlarının» kusurlarından, kendi «kusuru» gibi mesul olacağı, zararın geminin sevkine veya başkaca teknik idaresine ait bir hareketin veya yangının neticesi olması halinde taşıyanın yalnız kendi kusurundan …
Yine aynı raporlarda «gemi adamlarının» yangına müdahalede yetersiz kalıp kalmadıkları konusu değerlendirilirken dava konusu UN ... gemisi gemi adamlarının gemide çıkabilecek yangın konusunda eğitildikleri, tatbikatlarını yaptıkları, bu konuda gerekli ve yeterli belgelere sahip oldukları belirtildikten sonra gemi personelinin yangının çok hızlı ve kısa bir süre içerisinde yayılması ve büyümesi sonucu yangına müdahalede yetersiz kalmasının “yangın”ın denizde karşılaşılabilecek en tehlikeli olay olarak kabul edilip bu tür olaylarda «kusur» izafe edilirken hadisenin nispiliği kavramı göz önüne alınarak değerlendirmek gerektiği, gemi adamlarının eğitildikleri ve tatbikatını yaptıkları şekilde tamamen insani duygular ile ani gelişen bu olağanüstü duruma müdahalede yetersiz kalmalarının geminin yolculuğun başında «yola elverişsizliği» sonucunu doğurmayacağını belirtmişlerdir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:geminin yola elverişliliği · ayrık rapor · görev dağılımı · yola elverişlilik · zıya · navlun faturası · sorumluluk sınırlaması · navlun bedeli
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu gemide çıkan yangının «sebebinin» tespit edilemediği, bilirkişiler ayrı ayrı geminin teknik unsurlarının, yangına ilişkin tüm donanımının kurallara uygun olduğunu dile getirmiş ise de «yola elverişlilik» hukuki bir kavram olup varlığının ispatının yolculuğun başlangıcında var olan belgelerle sınırlı olmayacağı, dava konusu gemi ro ro gemisi olup yükünün yakıt dolu araçlar olması nedeniyle yangın riski en üst seviyede bulunduğundan alınacak tedbirlerin de en üst düzeyde olması gerektiği, TTK’nun 817/2. maddesinde belirtildiği üzere geminin denize elverişli olması gerektiği gibi yakıtı, yükleme hali ve «gemi adamlarının» da yeterli olması gerektiği, mürettebat beyanlarından, Aliağa AHM’nin 2008/103 D.İŞ ve 2008/95 D.İş. sayılı dosyalarından yangınla mücadelede basiretsizlik gösterdiklerinin anlaşıldığı, mürettebatın «görevini dağılıma» uygun yerine getirip getirmediğini gösterir röle cetvelinin elde edilemediği, yangında «hasar» almayan makina dairesinde olması gereken makine «defterinin» de bulunmadığı, mürettebat ifadeleriyle yangında yaşanan panik sabit olup bu durum yangının büyüklüğü, birden başlaması veya insani zaaflarla (can korkusu vs. ) izah edilemeyeceği, geminin uluslararası yeterlilik belgeleri tam ise TTK’nun 1019/2 ve 1062/2. maddesindeki kurtuluş beyinesinden yararlanmak konusundaki «ispat külfetinin» «taşıyana» ait olduğu, taşıyan TTK’nun 817. maddesine göre ilgili makamlardan alınan belgeleri sunmuşsa da bunların birer «karine» teşkil ettiği, dava konusu UND Adriyatik gemisinin yola elverişli olmadığının kabulü gerektiği, denize elverişlilik ya da yüke elverişlilik hususunun tespitinin eldeki olayda hukuki sonucu değiştirmeyeceği, zararın miktarı yönünden «bilirkişi incelemesi» yapılması gerektiği düşünülse de Londra Konvansiyonu'nun ilgili maddeleri uyarınca davalının «sorumluluğunun sınırlı» olacağı kabul edilmekle eldeki dosyada bu yönden bilirkişi tayinine gerek duyulmadığı, denize, yola elverişlilik belgelerini sunan davalı, gemi adamlarının yetersizliğinin, yangına karşı mücadeledeki başarısızlığının, başlangıçtaki elverişsizliğinin zamanında keşfedilememesinin sebeplerini izah edememiş olup kendisinin ve fiillerinden sorumlu olduğu kişilerin bir «kusuru» olmadığını ispat edemediğinden TTK’nun 1061 ve 1019/2.maddeleri nazara alındığında davalı «donatan»/taşıyanın zararı tazmine yükümlü olduğu, davalı taraf fon tesisi talep etmiş ise de eldeki davada bu dosya içinde aynı zamanda fon tesisi açısından karar verilme olanağı bulunmadığı, işbu dava «tazminat davası» olup bir an için davalı talebinin yerinde olduğu düşünülüp fon tesisi talebi ele alınsa ya da başka davadaki fon tesisi talebi «bekletici mesele» yapılsa bile sonucun değişmeyeceği, Londra Konvansiyonu hükümlerinin borcun sınırlandırılmasına ilişkin bulunduğu, dava konusu gemide yanan yüklerle ilgili olarak pek çok dava «derdest» olup bu durumda her bir davada tazminat miktarı tespiti ayrı ayrı yapılıp ayrı bir fon tesisi davasında da Londra Konvansiyonu hükümleri çerçevesinde ödenecek tazminatın azami haddinin tespitinin söz konusu olacağı, Londra Konvansiyonu 11. ve 12. maddesinin yorumundan da fon tesisine dair kararın tahsil aşamasında ele alınacağı sonucuna ulaşıldığı, TTK’nun 1072 maddesi uyarınca 25.557 Euro «navlun» talebinin reddi gerektiği, davacının «kar kaybını» kanıtlayamadığı gerekçesiyle davalının fon tesisi talebinin (tazminatın azami haddini belirleyeceği nedeniyle) tahsil aşamasında değerlendirilmesi gerekeceğinden d …
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, bozma ilamına uyularak alınan ilk raporun ayrık görüşü ve «bozma sonrası» alınan ikinci raporun çoğunluk görüşü uyarınca davalıya ait «geminin yola elverişli» olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… ahkemece, tüm bu hususlar nazara alınmadan teknik uzmanlık gerektiren somut uyuşmazlıkta bozma sonrasında alınan ilk raporun hukukçu bilirkişi tarafından düzenlenen «ayrık raporu» ile «bozma sonrası» alınan ikinci raporun yine hukukçu bilirkişilerden oluşan çoğunluk görüşüne itibar edilerek davalıya ait geminin, yolculuğun başında «yola elverişli» bulunmadığı kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Davacı vekili, diğer talepleri yanında davalı «donatana» ödendiği iddia olunan «navlun bedeli» 25.557,00 Euro’nun tahsilini de talep ederek, davacıya ait 11 adet çekici ve dorse için düzenlenen «navlun faturası» gereğince navlun ödenmiş olmasına rağmen taşıma tamamlanmayıp taşımaya konu yükün tamamı «zayi» olduğu için davalının navluna hak kazanmayacağını iddia etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/8624 E. 2012/15687 K.
Ortak:denetime elverişli bilirkişi raporu · denetime elverişlilik · bilirkişi incelemesi
İncelediğiniz karardaBu durumda, mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlıkta davacının bilirkişi raporuna yaptığı ciddi itirazlarını karşılamak üzere bilirkişi heyetinden ek rapor yada yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak, davacı tarafın iddialarının tek tek incelenmek suretiyle Yargıtay «denetimine elverişli bilirkişi raporu» alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
… 286 ncı maddede de, bilirkişinin rey ve mütalaasının hakimi takyit etmeyeceği düzenlenmiş ise de, işin çözümünde teknik bilgi ve birikimin gerekliliğine inanılarak «bilirkişi incelemesi» yaptırıldığına göre, verilen rapor yetersiz, noksan ve müphem ise, mahkeme HUMK’nun 283 ncü maddesi gereğince, bilirkişiden izahat ve açıklama yeni ek rapor isteye …
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece, yukarıda yapılan açıklama doğrultusunda uyuşmazlığın teknik uzmanlığı gerektirdiğinin kabulü ile bilirkişilerden ek rapor alınması veya yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak Yargıtay «denetimine elverişli bilirkişi raporu» alınmak suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
… ulunan 1086 sayılı HUMK’un 275 ve müteakip maddelerinde, bu hükümlere benzer şekilde de kararın Yargıtay incelemesi tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın «266» ve müteakip maddelerinde “bilirkişilik” müessesesi düzenlenmiş olup, 1086 sayılı kanunun 275 nci maddesinde, mahkemenin, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği düzenlendikten sonra, 286 ncı maddede de, bilirkişinin rey ve mütalaasının hakimi takyit etmeyeceği düzenlenmiş ise de, işin çözümünde teknik bilgi ve birikimin gerekliliğine inanılarak «bilirkişi incelemesi» yaptırıldığına göre, verilen rapor yetersiz, noksan ve müphem ise, mahkemece HUMK’un 283 ncü maddesi gereğince, bilirkişiden izahat ve açıklama, yani ek rapor iste …
Yani, HUMK’un 286. maddesinde belirtilen bilirkişinin rey ve mütaalasının hakimi bağlamayacağı hükmü, hakimin bilirkişi raporunu serbestçe takdir edeceği, bilirkişi raporunu yeter derecede kanaat verici bulmazsa bilirkişiden ek rapor alabileceği veya yeni bir «bilirkişi incelemesi» yaptırabileceği şeklinde anlaşılmalıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 266 · eksik inceleme · iltibas
Benzer bu kararda… ul edilmesi gerektiği, bu durumda davalının markası kapsamındaki emtianın davacının 35.08 sınıftaki hizmet grubu yönünden 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında «iltibas» yaratacağı gerekçesi ile davanın kabulüne, TPE YİDK'nun 2009-M-6024 sayılı kararın iptaline, davalı şirket adına tescilli FLEXİ+şekil ibareli markanın tescilli old …
… ulunan 1086 sayılı HUMK’un 275 ve müteakip maddelerinde, bu hükümlere benzer şekilde de kararın Yargıtay incelemesi tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın «266» ve müteakip maddelerinde “bilirkişilik” müessesesi düzenlenmiş olup, 1086 sayılı kanunun 275 nci maddesinde, mahkemenin, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği düzenlendikten sonra, 286 ncı maddede de, bilirkişinin rey ve mütalaasının hakimi takyit etmeyeceği düzenlenmiş ise de, işin çözümünde teknik bilgi ve birikimin gerekliliğine inanılarak «bilirkişi incelemesi» yaptırıldığına göre, verilen rapor yetersiz, noksan ve müphem ise, mahkemece HUMK’un 283 ncü maddesi gereğince, bilirkişiden izahat ve açıklama, yani ek rapor iste …
Bu itibarla, mahkemece, yukarıda yapılan açıklama doğrultusunda uyuşmazlığın teknik uzmanlığı gerektirdiğinin kabulü ile bilirkişilerden ek rapor alınması veya yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak Yargıtay «denetimine elverişli bilirkişi raporu» alınmak suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/14717 E. 2012/4891 K.
Ortak:denetime elverişli bilirkişi raporu · denetime elverişlilik · bilirkişi incelemesi
İncelediğiniz karardaBu durumda, mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlıkta davacının bilirkişi raporuna yaptığı ciddi itirazlarını karşılamak üzere bilirkişi heyetinden ek rapor yada yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak, davacı tarafın iddialarının tek tek incelenmek suretiyle Yargıtay «denetimine elverişli bilirkişi raporu» alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
… 286 ncı maddede de, bilirkişinin rey ve mütalaasının hakimi takyit etmeyeceği düzenlenmiş ise de, işin çözümünde teknik bilgi ve birikimin gerekliliğine inanılarak «bilirkişi incelemesi» yaptırıldığına göre, verilen rapor yetersiz, noksan ve müphem ise, mahkeme HUMK’nun 283 ncü maddesi gereğince, bilirkişiden izahat ve açıklama yeni ek rapor isteye …
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece, yukarıda yapılan açıklama doğrultusunda uyuşmazlığın teknik uzmanlığı gerektirdiğinin kabulü ile bilirkişilerden ek rapor alınması veya yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak Yargıtay «denetimine elverişli bilirkişi raporu» alınmak suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın temyiz eden davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
… ulunan 1086 sayılı HUMK’un 275 ve müteakip maddelerinde, bu hükümlere benzer şekilde de kararın Yargıtay incelemesi tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın «266» ve müteakip maddelerinde “bilirkişilik” müessesesi düzenlenmiş olup, 1086 sayılı kanunun 275 nci maddesinde, mahkemenin, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği düzenlendikten sonra, 286 ncı maddede de, bilirkişinin rey ve mütalaasının hakimi takyit etmeyeceği düzenlenmiş ise de, işin çözümünde teknik bilgi ve birikimin gerekliliğine inanılarak «bilirkişi incelemesi» yaptırıldığına göre, verilen rapor yetersiz, noksan ve müphem ise, mahkemece HUMK’un 283 ncü maddesi gereğince, bilirkişiden izahat ve açıklama, yeni ek rapor iste …
Yani, HUMK’un 286. maddesinde belirtilen bilirkişinin rey ve mütaalasının hakimi bağlamayacağı hükmü, hakimin bilirkişi raporunu serbestçe takdir edeceği, bilirkişi raporunu yeter derecede kanaat verici bulmazsa bilirkişiden ek rapor alabileceği veya yeni bir «bilirkişi incelemesi» yaptırabileceği şeklinde anlaşılmalıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 266 · hükümsüzlüğün tespiti · eksik inceleme · iltibas
Benzer bu kararda… mında bulunan 29. ve 30. sınıflarda da kullanıp satışa arz edebileceği ihtimalinde taraf markaları arasında 556 sayılı KHK'nin 8/1-b maddesi anlamında karıştırılma («iltibas») ihtimali oluşacağı gerekçesiyle, davanın kabulüne, TPE YİDK’nun 25.08.2009 tarih ve 2009-M-3889 sayılı kararının iptaline, davalı şirket adına tescilli 31.12.2007 tarih ve 2007/70820 sayılı markanın «hükümsüzlüğünün tespiti» ile markalar sicilinden terkinine karar verilmiştir.
… ulunan 1086 sayılı HUMK’un 275 ve müteakip maddelerinde, bu hükümlere benzer şekilde de kararın Yargıtay incelemesi tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın «266» ve müteakip maddelerinde “bilirkişilik” müessesesi düzenlenmiş olup, 1086 sayılı kanunun 275 nci maddesinde, mahkemenin, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği düzenlendikten sonra, 286 ncı maddede de, bilirkişinin rey ve mütalaasının hakimi takyit etmeyeceği düzenlenmiş ise de, işin çözümünde teknik bilgi ve birikimin gerekliliğine inanılarak «bilirkişi incelemesi» yaptırıldığına göre, verilen rapor yetersiz, noksan ve müphem ise, mahkemece HUMK’un 283 ncü maddesi gereğince, bilirkişiden izahat ve açıklama, yeni ek rapor iste …
Bu itibarla, mahkemece, yukarıda yapılan açıklama doğrultusunda uyuşmazlığın teknik uzmanlığı gerektirdiğinin kabulü ile bilirkişilerden ek rapor alınması veya yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak Yargıtay «denetimine elverişli bilirkişi raporu» alınmak suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın temyiz eden davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Meni
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6797 E. 2016/1108 K.
Ortak:bilirkişi incelemesi
İncelediğiniz kararda… 286 ncı maddede de, bilirkişinin rey ve mütalaasının hakimi takyit etmeyeceği düzenlenmiş ise de, işin çözümünde teknik bilgi ve birikimin gerekliliğine inanılarak «bilirkişi incelemesi» yaptırıldığına göre, verilen rapor yetersiz, noksan ve müphem ise, mahkeme HUMK’nun 283 ncü maddesi gereğince, bilirkişiden izahat ve açıklama yeni ek rapor isteye …
Benzer bu kararda«266» ve müteakip maddelerinde “bilirkişilik” müessesesi düzenlenmiş olup, mahkemenin çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği düzenlendikten sonra, 282. maddede bilirkişinin rey ve mütalaasının hakimi takyit etmeyeceği belirtilmiş ise de, işin çözümünde teknik bilgi ve birikimin gerekliliğine inanılarak «bilirkişi incelemesi» yaptırıldığına göre, verilen raporu yetersiz, noksan veya müphem görürse mahkeme, HMK'nın 281. maddesi gereğince, bilirkişiden izahat ve açıklama için ek rapor ist …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 266 · tescilsiz tasarım · maddi ve manevi tazminat · ayırt edicilik · eksik inceleme · dahili dava · iltibas
Benzer bu kararda… rde mahkemece, tasarımın benzer olup olmadığı konusunda yeni bir heyet oluşturularak, davacı taraf tasarımının yeni olup olmadığı ve tarafların tasarımları arasında «iltibas» tehlikesinin bulunup bulunmadığı da «dahil» uyuşmazlık bulunan tüm teknik konularda yeni bir inceleme ve tespit yaptırılması, denetime ve hüküm kurmaya elverişli yeni bir rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece değerlendirme yapılarak «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
… ldukları, tecavüz iddiası da hükümsüzlüğü mesnet tasarımlar üzerinden yapıldığından tecavüz eyleminin de mevcut olmadığı, 2011 07875 2 numaralı tasarımın yenilik ve «ayırt edicilik» kriterlerini sağlamayacağı, söz konusu 2 numaralı tasarıma dayanılmak suretiyle iddia olunan tecavüz iddialarının ise anılan tasarımın hükümsüzlüğü geçmişe yönelik etki doğuracağından yerinde olmadığı belirtildiğinden 2013/345 esas sayılı dosyada açılan tecavüzünün tespiti, men'i, «maddi, manevi tazminat» istemli davanın reddine, birleşen dava yönünden ise hükümsüzlük koşulları oluşmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
… vacının ürettiği tasarımların benzer olup olmadığı yönünden tasarım uzmanı olan bilirkişilerden rapor alınmış olup, bilirkişiler davacı-birleşen davada davalı adına «tescilli tasarım» ile davalının imal ettiği tasarımın benzer olduğunu bildirmişler ve bu rapora itiraz üzerine mahkemece alınan ek raporda da bilirkişiler aynı görüşlerini tekrarlam …
«266» ve müteakip maddelerinde “bilirkişilik” müessesesi düzenlenmiş olup, mahkemenin çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği düzenlendikten sonra, 282. maddede bilirkişinin rey ve mütalaasının hakimi takyit etmeyeceği belirtilmiş ise de, işin çözümünde teknik bilgi ve birikimin gerekliliğine inanılarak «bilirkişi incelemesi» yaptırıldığına göre, verilen raporu yetersiz, noksan veya müphem görürse mahkeme, HMK'nın 281. maddesi gereğince, bilirkişiden izahat ve açıklama için ek rapor ist …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/15448 E. 2013/15829 K.
Ortak:donatan · zayi · taşıyan · Tazminat
İncelediğiniz kararda1062/2. hükmü gereğince «donatan»/ «taşıyanın» davalının mutlak sorumsuzluğu nazara alınarak, gerek «gemi adamlarının» teknik «kusuru», gerekse idari kusuru nedeniyle, davalının sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1062/2. hükmü gereğince «donatan»/«taşıyan» davalının mutlak sorumsuzluğu nazara alınarak, gerek «gemi adamlarının» teknik «kusuru», gerekse idari kusuru nedeniyle, davalının sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, 06/02/2008 tarihinde Pendik / İstanbul Limanı'ndan, İtalya/ Trieste Limanı'na hareket eden davalıya ait UN ADRİYATİK isimli gemide Hırvatistan açıklarında çıkan yangın sonucu, gemiye yüklenen davacıya ait dorse ve çekicilerin tamamının yanarak «zayi» olduğu iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaDava Türkiye'den Almanya'ya taşımak üzere davalıya ait Tır'a yüklenen ve yüküyle birlikte dava dışı «donatana» ait Ro-Ro gemisine yükletilen davacıya ait eşyanın gemide çıkan yangın sonucu araçla birlikte yanarak «zayi» olduğu iddiasıyla açılmıştır.
Mahkemece, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından davalı aracılığıyla gönderilen malların “CF “ «teslimli» olarak yapıldığı, malların bulunduğu tırın yüklendiği dava dışı firmaya ait geminin yandığı, davanın meydana gelen zararın tazmini davası olduğu, malın yüklendiği yerin Bursa olması nedeni ile davalının «yetki itirazının» yerinde görülmediği, davanın «zamanaşımı» süresinde açıldığı,deniz taşımasında T.T.K.’nın 1062/2-f-2 maddesine göre zarar yangının neticesinde olduğu takdirde «taşıyanın» kendi kusurundan sorumlu olduğu, yangının çıkmasında UND Adriyatik gemisi donatının şahsi kusurunun bulunduğuna veya yangının başlangıçtaki elverişsizlikten kaynaklandığına ilişkin bulgu ve belge bulunmadığından karayolu «taşıyıcısının» zarardan sorumlu tutulamayacağı, ayrıca satışın CF teslim olduğu, bu satış teslimlerde satış bedeline mal bedeli ve navlunun «dahil» olduğu malın gemi küpeştesini aştığı andan itibaren (Tır'a yüklendiği andan) yarar ve «hasarın» alıcıya geçtiği, davacının dava açmakta «aktif husumetinin» bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Anılan Konvansiyonun 17/2 maddesi uyarınca «taşıyıcı» «zayi» ve «hasarın» kendisine isnat edilmeyecek bir sebepten ileri geldiğini kanıtlaması halinde «sorumluluktan kurtulabilir».
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sorumluluktan kurtulma · taşıyıcının sorumluluğu · yetki itirazı · aktif husumet · taşıyıcı · yetki · dava sebebi · hasar
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından davalı aracılığıyla gönderilen malların “CF “ «teslimli» olarak yapıldığı, malların bulunduğu tırın yüklendiği dava dışı firmaya ait geminin yandığı, davanın meydana gelen zararın tazmini davası olduğu, malın yüklendiği yerin Bursa olması nedeni ile davalının «yetki itirazının» yerinde görülmediği, davanın «zamanaşımı» süresinde açıldığı,deniz taşımasında T.T.K.’nın 1062/2-f-2 maddesine göre zarar yangının neticesinde olduğu takdirde «taşıyanın» kendi kusurundan sorumlu olduğu, yangının çıkmasında UND Adriyatik gemisi donatının şahsi kusurunun bulunduğuna veya yangının başlangıçtaki elverişsizlikten kaynaklandığına ilişkin bulgu ve belge bulunmadığından karayolu «taşıyıcısının» zarardan sorumlu tutulamayacağı, ayrıca satışın CF teslim olduğu, bu satış teslimlerde satış bedeline mal bedeli ve navlunun «dahil» olduğu malın gemi küpeştesini aştığı andan itibaren (Tır'a yüklendiği andan) yarar ve «hasarın» alıcıya geçtiği, davacının dava açmakta «aktif husumetinin» bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Anılan Konvansiyonun 17/2 maddesi uyarınca «taşıyıcı» «zayi» ve «hasarın» kendisine isnat edilmeyecek bir sebepten ileri geldiğini kanıtlaması halinde «sorumluluktan kurtulabilir».
Yani «taşıyıcının sorumluluktan kurtulabilmesi» için olayda kendisinin herhangi bir kusurunun olmadığını kanıtlaması gerekir.
Davalı tarafın bu hususta dayandığı bilirkişi raporunda ise yangının «sebebi» konusunda «kesin» bir saptama yapılamamıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/6376 E. , 2011/9220 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Denizcilik İhtisas Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi’nce verilen 27/01/2011 tarih ve 2008/151-2011/20 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 19/07/2011 gününde davacı avukatı ..... ile davalı avukatı ... ve avukat ..... geldiler, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 06/02/2008 tarihinde Pendik / İstanbul Limanı'ndan, İtalya / Trieste Limanı'na hareket eden davalıya ait UN ADRİYATİK isimli gemide Hırvatistan açıklarında yangın çıktığını, gemi ile birlikte yüklü vaziyette olan dorse ve çekicilerin tamamının yanarak zayi olduğunu, Venedik Liman Müdürlüğü'ne bağlı Sahil Güvenlik Birimi tarafından tutulan raporda yangın söndürme sisteminde vanaların açıldığını, ancak yangın bombası çalışmadığından yağmurlama sisteminin çalışmadığının tespit edildiğini, geminin yüke, denize ve seyre elverişsizliği nedeni ile oluşan risk ve neticesindeki zararda donatanın mutlak sorumluluk halinin mevcut olduğunu, geminin seyrü sefer sırasında olağan deniz tehlikelerine karşı koyma yeteneğini azaltan fiziksel kusurların geminin denize elverişli olmadığını göstereceğini, TTK'nun da yangın ve neticesindeki zararın geminin başlangıçtaki denize, yola ve yüke elverişsizliğine dayalı olması halinde taşıyanın açıkça kusurlu ve sorumlu olacağının düzenlendiğini, her ne kadar bu halde kusur unsurunu gemi adamlarının özen kusuru ve taşıyanın şahsi kusuru olarak ayırmanın mümkün olsa da sorumluluğun tayini açısından bir fark bulunmayacağını ileri sürerek 328.057 Euro zarar bedeli karşılığı olan 641.351,435 YTL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkiline ait geminin varma limanına ulaşmasına üç saat kala ana güvertede başlayan yangının 10-15 dakikalık bir süre içinde tüm gemiyi sardığını, geminin yüklerle birlikte yanarak zayi olduğunu, taşıyanın şahsi kusurundan kaynaklanmayan yangından ileri gelen zararlardan mutlak surette sorumsuz olduğunu, yangının gemi adamlarının kusurundan kaynaklansa dahi taşıyanın yangından ileri gelen zararlardan sorumlu tutulamayacağını, taşıyanın sorumluluktan kurtulabilmesi için ateşli veya alevli yangın olmasının yeterli olduğunu, başlangıçtaki bir elverişsizlikten kaynaklanmayan yangından müvekkilinin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, geminin yola elverişlilik belgesinin bulunduğunu, gemide planlı bakım sistemine göre acil durum yangın pompası, yangın pompası ve sprey pompasının haftada bir test edildiğini, bir problem bulunmadığını, yangının ana güvertede başladığını, bu bölgede TIR ve kamyonların bulunduğunu, bunlarda ise dizel yakıt gibi yanıcı maddelerin bulunduğunu, Venedik Sahil Koruma Teknik İdare Bölümü'nün yangının bilinmeyen nedenle güvertede geminin sol tarafında bulunan ağır vasıtadan çıktığının ve kısa sürede yayıldığının belirtildiğini, dizel jeneratörlerinin makine dairesine duman dolması nedeni ile stop etmesiyle elektriğin kesildiğini, acil durum jeneratörlerinin devreye giremediğini, sistemin yeniden manuel olarak çalıştırılması gerektiğini ancak mürettabatın çalıştıracak durumda olmadığından çalıştırılamadığını, davacı yanın araçların maliki mi yoksa işleteni mi olduğunu kanıtlamaması durumunda bu araçların ziyaı sebebiyle herhangi bir tazminat talep haklarının olmadığını, dava miktarının fahiş olduğunu savunarak TTK'nun 1062/2.
maddesi gereğince yangın zararlarından taşıyanın mutlak sorumsuzluğu nedeniyle haksız davanın reddine, savunmalarının kabul görmemesi halinde sınırlama fonu tesis edilmesine, sınırlama fonunun uygulanmaması halinde müvekkilinin gemi ve navlun ile sınırlı sorumlu olduğunun kabulü ile alacaklarının bu miktardan orantısal olarak tahsil etmesi yönünde karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 06/02/2008 tarihinde UND ADRİYATİK isimli gemi varma limanı olan İtalya - Trieste'ye doğru Adriyatik Denizi'nde seyir halinde iken saat 05.30 civarında geminin ana güvertesinde nedeni tespit edilemeyen TIR araçlarının birinde yangın çıkmış, gemide SOLAS kuralları gereği bulunması gereken tüm sertifika - teçhizat tam olarak, personelin de eğitimli görülmesine rağmen yangına yapılan tüm müdahaleler başarısız kaldığı ancak, olayda TTK m.1019/2. maddesinin uygulama yeri olmayıp, TTK m. 1062/2. hükmü gereğince donatan/ taşıyanın davalının mutlak sorumsuzluğu nazara alınarak, gerek gemi adamlarının teknik kusuru, gerekse idari kusuru nedeniyle, davalının sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 06/02/2008 tarihinde Pendik / İstanbul Limanı'ndan, İtalya/ Trieste Limanı'na hareket eden davalıya ait UN ADRİYATİK isimli gemide Hırvatistan açıklarında çıkan yangın sonucu, gemiye yüklenen davacıya ait dorse ve çekicilerin tamamının yanarak zayi olduğu iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucu, olayda TTK m.1019/2. maddesinin uygulama yeri olmayıp, TTK m. 1062/2. hükmü gereğince donatan/taşıyan davalının mutlak sorumsuzluğu nazara alınarak, gerek gemi adamlarının teknik kusuru, gerekse idari kusuru nedeniyle, davalının sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece bu hususun çözümüne ilişkin olarak bilirkişi raporu alınmıştır. HUMK’nun 275 ve müteakip maddelerinde “bilirkişilik” müessesesi düzenlenmiş olup, anılan 275 nci maddede, mahkemenin, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği düzenlendikten sonra, 286 ncı maddede de, bilirkişinin rey ve mütalaasının hakimi takyit etmeyeceği düzenlenmiş ise de, işin çözümünde teknik bilgi ve birikimin gerekliliğine inanılarak bilirkişi incelemesi yaptırıldığına göre, verilen rapor yetersiz, noksan ve müphem ise, mahkeme HUMK’nun 283 ncü maddesi gereğince, bilirkişiden izahat ve açıklama yeni ek rapor isteyebileceği gibi, 284 ncü madde gereğince de, yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak yeni bir rapor alınabilir.
Davaya ilişkin olarak bilirkişi raporu alınmış, davacı vekili bu rapora 20.01.2001 tarihli dilekçesi ile itiraz etmiştir. Ancak mahkemece, davacı vekilinin, dava dilekçesinde dayandığı iddialarına ilişkin sunduğu belgeler ve cevaplanılması gereken ciddi itirazları üzerinde durulmadan, bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlıkta davacının bilirkişi raporuna yaptığı ciddi itirazlarını karşılamak üzere bilirkişi heyetinden ek rapor yada yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak, davacı tarafın iddialarının tek tek incelenmek suretiyle Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi raporu alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın, davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18/07/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1030715300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz