Sahtelik iddiası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/14140 E. 2010/10337 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '3 aylık', 'kanun': ['6102/381']}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sahtelik iddiası↗ rüçhan hakkı↗ mutlak butlan↗ toplantı ve karar nisabı↗ sermaye taahhüdü↗ nisap↗ karar nisabı↗ iyiniyet kuralı↗ sahtelik↗ butlan↗ sermaye artırımı↗ iyiniyet↗ iptal davası↗ hak düşürücü süre↗ feragat↗ bilirkişi incelemesi↗ kâr payı↗ ticaret sicili↗ yetki↗ taahhütname↗ ibraz↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılark, sahte vekaletname ile genel kurul toplantısına katılma iddiasının kararların yok hükmünde sayılmasını değil iptalini gerektiren bir husus olduğu, dolayısıyla davanın da TTK'nun 381.maddesi uyarınca 3 aylık hak düşürücü süresi içinde açılması gerektiği, somut uyuşmazlıkta ise bu sürede açılmadığı, keza toplantı ve karar nisaplarının da bulunduğu, davacı ...'in toplantıda hazır olduğu halde muhalefetini zapta geçirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1)Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve dava konusu genel kurulun TTK 37'nci maddesi ile anasözleşmenin 30'ncu maddesine uygun olarak Ticaret Sicil Gazetesi ile yerel gazetede ilânlar yapılmak ve ortaklara PTT vasıtasıyla davetiye göndermek suretiyle çağrılı yapılması ve toplantı nisabı ile karar nisabının bulunması nedeniyle mutlak butlanla malul olduğunun söylenemeyecek olmasına, çağrı usulsuzluğunun ancak alınan kararların yasa, anasözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olması halinde iptal davası açma hakkı vereceğine, iptal davasının ise TTK'nun 381/1 nci maddesinde gösterilen üç aylık sürede açılması gerekmesine göre davacılardan ...'ın tüm, davacı ...'ın ise aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2)Dava, davacının da ortağı bulunduğu davalı şirketin TTK'nun 370 nci maddesine göre çağrısız yapılan genel kuruluna, davacının katılmayıp davacı yerine o tarihte ortak olan Av. ... 'ın sahte vekâletname ile iştirak etmesi nedeniyle genel kurulda alınan tüm kararların batıl olduğunun tesbitine, olmazsa iptaline karar verilmesi istemiyle açılmış olup, mahkemece üç aylık sürede açılmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava konusu 31.10.2003 tarihli genel kurula davacı ... dışında tüm ortaklar katılmış, O. Nuri Yılmaz adına ise vekâletname ibraz eden ortak ... iştirak etmiş olup, davacı ... dosya da bir örneği bulunan tarihsiz, 31.10.2003 tarihli genel kurula kendisini temsilen ...'ı tayin ettiğini gösterir belgedeki imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmektedir. (1) nolu bentte de belirtildiği gibi, toplantının çağrılı yapılması ve sermayedeki payı gözönüne alındığında davacı, bu kişiyi temsilci olarak atamamış olsa ve toplantıya katılarak muhalif oy kullansa dahi alınan kararları etkilemeyecek olması nedeniyle alınan kararlarda bir usulsüzlük bulunmamakla birlikte aynı genel kurulda, yapılan sermaye artırımının hemen akabinde davacının temsilcisi sıfatıyla ...'ın artırılan sermaye nedeniyle rüçhan hakkını kullanmayacağına dair dilekçesini Divan Başkanlığı'na vermesi ve bunun neticesinde de ortaklardan davalı ...'ın kullanılmayan rüçhan hakları nedeniyle kendi rüçhan hakkının yanı sıra açığa çıkan paylar içinde sermaye taahhütünde bulunması sonucu esas sermaye artırımı ile somut ve tek yanlı olarak kullanılabilecek hale gelmiş bulunan davacının yeni pay alma hakkı hukuka aykırı olarak ihlal edilmiş olacaktır. Yeni pay alma hakkını ihlal eden eylem ve kararlara karşı açılması gereken davanın, TTK'nun 381/1 nci maddesine göre üç aylık süreyle sınırlandırılması ve bu madde de belirtilen dava açma koşullarına tabi tutulması mümkün değildir.
Bu durumda, herne kadar dosya içinde bulunan ve Komiserler Yönetmeliği'ne uygun olarak düzenlenen bilâ tarihli vekâletnamede rüçhan hakkının kullanılmasına dair açık bir yetki verilmemiş ise de rüçhan hakkının kullanılması ve bu haktan feragat ile ilgili olarak karar alınacağı, ilân edilen gündemin 15 nci sırasında yer almakla genel kurula katılma yetkisi veren vekâletnamenin rüçhan hakkından feragatı da içerdiği kabul edilmek ve davacının sahtelik iddiası nedeniyle böyle bir davayı süreye tabi olmadan açabileceği gözönüne alınarak vekâletnamedeki imzanın davacıya ait olup olmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle davacının yeni pay alma hakkının ihlâl edilip edilmediği belirlenip neticesine göre bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2277 E. 2011/15964 K.
Ortak:rüçhan hakkı · sermaye artırımı
İncelediğiniz karardaNuri Yılmaz adına ise vekâletname «ibraz» eden ortak ... iştirak etmiş olup, davacı ... dosya da bir örneği bulunan tarihsiz, 31.10.2003 tarihli genel kurula kendisini «temsilen» ...'ı tayin ettiğini gösterir belgedeki imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmektedir. (1) nolu bentte de belirtildiği gibi, toplantının çağrılı yapılması ve sermayedeki «payı» gözönüne alındığında davacı, bu kişiyi temsilci olarak atamamış olsa ve toplantıya katılarak muhalif oy kullansa dahi alınan kararları etkilemeyecek olması nedeniyle alınan kararlarda bir usulsüzlük bulunmamakla birlikte aynı genel kurulda, yapılan «sermaye artırımının» hemen akabinde davacının temsilcisi sıfatıyla ...'ın artırılan sermaye nedeniyle «rüçhan hakkını» kullanmayacağına dair dilekçesini Divan Başkanlığı'na vermesi ve bunun neticesinde de ortaklardan davalı ...'ın kullanılmayan rüçhan hakları nedeniyle kendi rüçhan hakkının yanı sıra açığa çıkan paylar içinde «sermaye taahhütünde» bulunması sonucu esas sermaye artırımı ile somut ve tek yanlı olarak kullanılabilecek hale gelmiş bulunan davacının yeni pay alma hakkı hukuka aykırı olarak ihlal …
Bu durumda, herne kadar dosya içinde bulunan ve Komiserler Yönetmeliği'ne uygun olarak düzenlenen bilâ tarihli vekâletnamede «rüçhan hakkının» kullanılmasına dair açık bir «yetki» verilmemiş ise de rüçhan hakkının kullanılması ve bu haktan «feragat» ile ilgili olarak karar alınacağı, ilân edilen gündemin 15 nci sırasında yer almakla genel kurula katılma yetkisi veren vekâletnamenin rüçhan hakkından feragatı da içerdiği kabul edilmek ve davacının «sahtelik iddiası» nedeniyle böyle bir davayı süreye tabi olmadan açabileceği gözönüne alınarak vekâletnamedeki imzanın davacıya ait olup olmadığı konusunda «bilirkişi incelemesi» yaptırılmak suretiyle davacının yeni pay alma hakkının ihlâl edilip edilmediği belirlenip neticesine göre bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda3- Ayrıca, bilirkişilerce «sermaye artırımına» şirketin ihtiyacının olduğu ve bu nedenle sermaye artırım kararının iptalinin gerekmediği bildirilmiş ise de aynı genel kurulda artırılan sermayenin bir kısmının şirketin geçmiş yıl karlarından, bir kısmının ortakların şirketteki alacaklarından, bir kısmının ise nakit olarak karşılanmasına karar verilmiş olup ortakların «kar payı» karşılığı «rüçhan hakkı» kullanmaya zorlanması doğru olmadığı gibi bir kısım ortakların şirketteki alacaklarına mukabil artırılan sermayeden bu ortaklara hisse verilmek suretiyle davacı ve …
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının usulüne uygun şekilde genel kurul toplantısına davet edilmediği, buna karşın alınan bilirkişi raporu sonucunda davalı şirketin «sermaye artırımına» gitmesinin faydalı ve zaruri olduğu, bu durumun anasözleşme, yasa ve «iyiniyet kurallarına» aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, «genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkin olup, davacı 30/12/2008 tarihinde gerçekleştirilen davalı şirketin 2007 yılına ait genel kuruluna usulünce çağrılmadığını, şirketin sermayesi ve unvanının değiştirildiğini tesadüfen öğrendiğini, kârın «dağıtılmayarak» ortakların hisseleri oranında sermayeye eklenmesine karar verilmiş olduğunu bildirerek genel kurulda alınan kararların iptalini talep etmiş olup, mahkemece bilirkişi raporu alınarak şirketin «sermaye artırımı» kararının yasaya, anasözleşmeye, «iyiniyet kurallarına» aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, diğer kararlara ilişkin hiç bir değerlendirme yapılmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel kurul kararının iptali · eksik inceleme
Benzer bu kararda2- Dava, «genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkin olup, davacı 30/12/2008 tarihinde gerçekleştirilen davalı şirketin 2007 yılına ait genel kuruluna usulünce çağrılmadığını, şirketin sermayesi ve unvanının değiştirildiğini tesadüfen öğrendiğini, kârın «dağıtılmayarak» ortakların hisseleri oranında sermayeye eklenmesine karar verilmiş olduğunu bildirerek genel kurulda alınan kararların iptalini talep etmiş olup, mahkemece bilirkişi raporu alınarak şirketin «sermaye artırımı» kararının yasaya, anasözleşmeye, «iyiniyet kurallarına» aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, diğer kararlara ilişkin hiç bir değerlendirme yapılmamıştır.
Mahkemece, bu konu üzerinde durulmadan «sermaye artırımına» şirketin ihtiyacı bulunduğu gerekçesiyle yazılı olduğu şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5470 E. 2010/12037 K.
Ortak:rüçhan hakkı · nisap · iyiniyet kuralı · sermaye artırımı · iyiniyet · iptal davası · taahhütname · dava şartı
İncelediğiniz kararda… ncu maddesine uygun olarak Ticaret Sicil Gazetesi ile yerel gazetede ilânlar yapılmak ve ortaklara PTT vasıtasıyla davetiye göndermek suretiyle çağrılı yapılması ve «toplantı nisabı» ile karar nisabının bulunması nedeniyle «mutlak butlanla» malul olduğunun söylenemeyecek olmasına, çağrı usulsuzluğunun ancak alınan kararların yasa, anasözleşme ve «iyiniyet kurallarına» aykırı olması halinde «iptal davası» açma hakkı vereceğine, iptal davasının ise TTK'nun 381/1 nci maddesinde gösterilen üç aylık sürede açılması gerekmesine göre davacılardan ...'ın tüm, davacı ...'ın …
Nuri Yılmaz adına ise vekâletname «ibraz» eden ortak ... iştirak etmiş olup, davacı ... dosya da bir örneği bulunan tarihsiz, 31.10.2003 tarihli genel kurula kendisini «temsilen» ...'ı tayin ettiğini gösterir belgedeki imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmektedir. (1) nolu bentte de belirtildiği gibi, toplantının çağrılı yapılması ve sermayedeki «payı» gözönüne alındığında davacı, bu kişiyi temsilci olarak atamamış olsa ve toplantıya katılarak muhalif oy kullansa dahi alınan kararları etkilemeyecek olması nedeniyle alınan kararlarda bir usulsüzlük bulunmamakla birlikte aynı genel kurulda, yapılan «sermaye artırımının» hemen akabinde davacının temsilcisi sıfatıyla ...'ın artırılan sermaye nedeniyle «rüçhan hakkını» kullanmayacağına dair dilekçesini Divan Başkanlığı'na vermesi ve bunun neticesinde de ortaklardan davalı ...'ın kullanılmayan rüçhan hakları nedeniyle kendi rüçhan hakkının yanı sıra açığa çıkan paylar içinde «sermaye taahhütünde» bulunması sonucu esas sermaye artırımı ile somut ve tek yanlı olarak kullanılabilecek hale gelmiş bulunan davacının yeni pay alma hakkı hukuka aykırı olarak ihlal …
… ısına katılma iddiasının kararların yok hükmünde sayılmasını değil iptalini gerektiren bir husus olduğu, dolayısıyla davanın da TTK'nun 381.maddesi uyarınca 3 aylık «hak düşürücü süresi» içinde açılması gerektiği, somut uyuşmazlıkta ise bu sürede açılmadığı, keza toplantı ve karar «nisaplarının» da bulunduğu, davacı ...'in toplantıda hazır olduğu halde muhalefetini zapta geçirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaSomut olaya gelindiğinde, davacının «geçersizliğine» karar verilmesini istediği «sermaye artırımına» ilişkin «ortaklar kurulu» kararının davacının yokluğunda alınmış olması davalı şirketin kuruluş tarihi itibariyle tabi olduğu TTK’nun sermaye artırımına ilişkin 513/1 nci maddesi hükmü uyarınca geçersizlik sonucunu doğurmadığı gibi sermaye artırımına ilişkin kararın iptalini gerektiren bir durum da yoktur.Esasen, dava tarihi itibarıyla 3 aylık süre geçmiş olduğundan iptal davasının bu nedenle dinlenmesi de mümkün değildir.Ancak, sözkonusu kararda sadece sermayenin artırılması kararı ile yetinilmemiş, artırılmasına karar verilen sermaye miktarının tamamı ortaklardan Cavit Sağıroğlu tarafından aynı toplantıda «taahhüt» edilmiştir.TTK’nun 516/«son» maddesinde, mukavelede veya artırma kararında aksine hüküm olmadıkça her ortağın sermayesi nispetinde esas sermayenin artırılmasına iştirak etmeyi isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.Bu durumda, sermayenin artırılması halinde her ortağın sermayenin artırılmasına katılma hakkı yasa ile tanınan bir ortaklık hakkı olması nedeniyle sermayenin artırılmasına ilişkin olarak alınan kararda ortakların bu haklarını kullanabilme olanağının onlara sağlanması gerekmektedir.Ortakların bu konudaki hakları yasal «rüçhan hakkı» niteliğinde olup, onların yokluğunda bu haklarının ortadan kaldırılması mümkün değildir.Bu durumda, davacıya sözkonusu toplantıda rüçhan haklarının da kullandırılacağını bildiren usulüne uygun bir «tebligat» yapılmaksızın davacının olmadığı bir toplantıda sermaye artırımının dışında rüçhan hakkını da etkileyecek nitelikte karar alınmış olması yasanın tanıdığı hakkı ortadan kaldırıcı nitelikte bir karar olduğundan esas sermaye artırımı ile somut ve tek yanlı olarak kullanılabilecek hale gelmiş bulunan davacının yeni pay alma hakkı hukuka aykırı olarak ihlal edilmiş bulunmaktadır.Yeni pay alma hakkını ihlal eden eylem ve kararlara karşı açılması gereken davanın TTK’nun 381/1 nci maddesine göre 3 aylık süreyle sınırlandırılması ve bu maddede belirtilen dava açma koşullarına tabi tutulması mümkün değildir.Buna göre mahkemece, davacının rüçhan hakkını ortadan kaldırıcı nitelikteki karar yönünden bu karara karşı açılacak davanın 3 aylık süre ile sınırlı olmadığının kabulü gerekirken, rüçhan hakkının «kısıtlanması» nedeniyle açılacak davanın da 3 aylık süre ile sınırlı olduğunun kabul edilmesi sonucu yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle dav …
… un olarak yapılmadığı, ancak usulsüz çağrının toplantıda alınan kararların yokluğu yaptırımına bağlanmadığı, alınan kararların yasaya aykırı olması durumunda sadece «iptalinin dava» edilebileceği, davacının ise üç aylık iptal davası süresini geçirdiği, davacının «yokluk» sebeplerinden olan toplantı ve karar «nisaplarının» oluşmadığı iddiasını da kanıtlayamadığı, davaya konu «genel kurul kararının yokluğunun» tespitini gerektirecek bir hususun bulunmadığı sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacıya usulüne uygun bir toplantı çağrısının yapılmaması ve davacının bu nedenle «ortaklar kurulu» toplantısına katılmamış olması davacıya bu toplantıda alınan kararlara karşı «muhalefet şerhi» «koyma» şartı aranmaksızın dava açma hakkı verir ise de bu durum tek başına alınan kararların iptalini gerektirmez.Usulsüz çağrıya dayanılarak açılan iptal davalarında toplantıda alınan kararların iptaline karar verilmesi ancak alınan kararların kanun, anasözleşme ve «iyiniyet kurallarına» aykırılığının tespiti halinde mümkündür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel kurul kararının yokluğu · kayyım tayini · yoklukla malul karar · muhalefet şerhi · el koyma · yokluk · kayyım · kısıtlılık
Benzer bu kararda2-Dava, davalı şirketin 05.03.2004 tarihli «ortaklar kurulu» toplantısında alınmış olan «sermaye artırımına» ilişkin kararın «yoklukla malul» olduğunun tespiti ve davalı şirkete «kayyım tayini» istemlerine ilişkindir.Sözkonusu toplantıya davacı katılmamış olup, davacıya toplantıya ilişkin geçerli bir «tebligat» yapıldığı hususu da ispatlanamamıştır.
… un olarak yapılmadığı, ancak usulsüz çağrının toplantıda alınan kararların yokluğu yaptırımına bağlanmadığı, alınan kararların yasaya aykırı olması durumunda sadece «iptalinin dava» edilebileceği, davacının ise üç aylık iptal davası süresini geçirdiği, davacının «yokluk» sebeplerinden olan toplantı ve karar «nisaplarının» oluşmadığı iddiasını da kanıtlayamadığı, davaya konu «genel kurul kararının yokluğunun» tespitini gerektirecek bir hususun bulunmadığı sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacıya usulüne uygun bir toplantı çağrısının yapılmaması ve davacının bu nedenle «ortaklar kurulu» toplantısına katılmamış olması davacıya bu toplantıda alınan kararlara karşı «muhalefet şerhi» «koyma» şartı aranmaksızın dava açma hakkı verir ise de bu durum tek başına alınan kararların iptalini gerektirmez.Usulsüz çağrıya dayanılarak açılan iptal davalarında toplantıda alınan kararların iptaline karar verilmesi ancak alınan kararların kanun, anasözleşme ve «iyiniyet kurallarına» aykırılığının tespiti halinde mümkündür.
Somut olaya gelindiğinde, davacının «geçersizliğine» karar verilmesini istediği «sermaye artırımına» ilişkin «ortaklar kurulu» kararının davacının yokluğunda alınmış olması davalı şirketin kuruluş tarihi itibariyle tabi olduğu TTK’nun sermaye artırımına ilişkin 513/1 nci maddesi hükmü uyarınca geçersizlik sonucunu doğurmadığı gibi sermaye artırımına ilişkin kararın iptalini gerektiren bir durum da yoktur.Esasen, dava tarihi itibarıyla 3 aylık süre geçmiş olduğundan iptal davasının bu nedenle dinlenmesi de mümkün değildir.Ancak, sözkonusu kararda sadece sermayenin artırılması kararı ile yetinilmemiş, artırılmasına karar verilen sermaye miktarının tamamı ortaklardan Cavit Sağıroğlu tarafından aynı toplantıda «taahhüt» edilmiştir.TTK’nun 516/«son» maddesinde, mukavelede veya artırma kararında aksine hüküm olmadıkça her ortağın sermayesi nispetinde esas sermayenin artırılmasına iştirak etmeyi isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.Bu durumda, sermayenin artırılması halinde her ortağın sermayenin artırılmasına katılma hakkı yasa ile tanınan bir ortaklık hakkı olması nedeniyle sermayenin artırılmasına ilişkin olarak alınan kararda ortakların bu haklarını kullanabilme olanağının onlara sağlanması gerekmektedir.Ortakların bu konudaki hakları yasal «rüçhan hakkı» niteliğinde olup, onların yokluğunda bu haklarının ortadan kaldırılması mümkün değildir.Bu durumda, davacıya sözkonusu toplantıda rüçhan haklarının da kullandırılacağını bildiren usulüne uygun bir «tebligat» yapılmaksızın davacının olmadığı bir toplantıda sermaye artırımının dışında rüçhan hakkını da etkileyecek nitelikte karar alınmış olması yasanın tanıdığı hakkı ortadan kaldırıcı nitelikte bir karar olduğundan esas sermaye artırımı ile somut ve tek yanlı olarak kullanılabilecek hale gelmiş bulunan davacının yeni pay alma hakkı hukuka aykırı olarak ihlal edilmiş bulunmaktadır.Yeni pay alma hakkını ihlal eden eylem ve kararlara karşı açılması gereken davanın TTK’nun 381/1 nci maddesine göre 3 aylık süreyle sınırlandırılması ve bu maddede belirtilen dava açma koşullarına tabi tutulması mümkün değildir.Buna göre mahkemece, davacının rüçhan hakkını ortadan kaldırıcı nitelikteki karar yönünden bu karara karşı açılacak davanın 3 aylık süre ile sınırlı olmadığının kabulü gerekirken, rüçhan hakkının «kısıtlanması» nedeniyle açılacak davanın da 3 aylık süre ile sınırlı olduğunun kabul edilmesi sonucu yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle dav …
-
Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3486 E. 2017/5617 K.
Ortak:rüçhan hakkı · sermaye artırımı · iptal davası · ticaret sicili
İncelediğiniz karardaNuri Yılmaz adına ise vekâletname «ibraz» eden ortak ... iştirak etmiş olup, davacı ... dosya da bir örneği bulunan tarihsiz, 31.10.2003 tarihli genel kurula kendisini «temsilen» ...'ı tayin ettiğini gösterir belgedeki imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmektedir. (1) nolu bentte de belirtildiği gibi, toplantının çağrılı yapılması ve sermayedeki «payı» gözönüne alındığında davacı, bu kişiyi temsilci olarak atamamış olsa ve toplantıya katılarak muhalif oy kullansa dahi alınan kararları etkilemeyecek olması nedeniyle alınan kararlarda bir usulsüzlük bulunmamakla birlikte aynı genel kurulda, yapılan «sermaye artırımının» hemen akabinde davacının temsilcisi sıfatıyla ...'ın artırılan sermaye nedeniyle «rüçhan hakkını» kullanmayacağına dair dilekçesini Divan Başkanlığı'na vermesi ve bunun neticesinde de ortaklardan davalı ...'ın kullanılmayan rüçhan hakları nedeniyle kendi rüçhan hakkının yanı sıra açığa çıkan paylar içinde «sermaye taahhütünde» bulunması sonucu esas sermaye artırımı ile somut ve tek yanlı olarak kullanılabilecek hale gelmiş bulunan davacının yeni pay alma hakkı hukuka aykırı olarak ihlal …
… ncu maddesine uygun olarak Ticaret Sicil Gazetesi ile yerel gazetede ilânlar yapılmak ve ortaklara PTT vasıtasıyla davetiye göndermek suretiyle çağrılı yapılması ve «toplantı nisabı» ile karar nisabının bulunması nedeniyle «mutlak butlanla» malul olduğunun söylenemeyecek olmasına, çağrı usulsuzluğunun ancak alınan kararların yasa, anasözleşme ve «iyiniyet kurallarına» aykırı olması halinde «iptal davası» açma hakkı vereceğine, iptal davasının ise TTK'nun 381/1 nci maddesinde gösterilen üç aylık sürede açılması gerekmesine göre davacılardan ...'ın tüm, davacı ...'ın …
Bu durumda, herne kadar dosya içinde bulunan ve Komiserler Yönetmeliği'ne uygun olarak düzenlenen bilâ tarihli vekâletnamede «rüçhan hakkının» kullanılmasına dair açık bir «yetki» verilmemiş ise de rüçhan hakkının kullanılması ve bu haktan «feragat» ile ilgili olarak karar alınacağı, ilân edilen gündemin 15 nci sırasında yer almakla genel kurula katılma yetkisi veren vekâletnamenin rüçhan hakkından feragatı da içerdiği kabul edilmek ve davacının «sahtelik iddiası» nedeniyle böyle bir davayı süreye tabi olmadan açabileceği gözönüne alınarak vekâletnamedeki imzanın davacıya ait olup olmadığı konusunda «bilirkişi incelemesi» yaptırılmak suretiyle davacının yeni pay alma hakkının ihlâl edilip edilmediği belirlenip neticesine göre bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaDavacı taraf, 28.03.2013 tarihli genel kurul kararlarının tescilini ve diğer «terditli taleplerini» ileri sürmüş olup; dosya kapsamından, 28.03.2013 tarihli genel kurul toplantısında «sermaye artırımı» ve bunun dışında bir kısım kararların alındığı, 25.06.2015 tarihli davalı yazısına göre ise, genel kurul kararının tescil ve «ilanının» talep edildiği, sermaye artırımında «rüçhan hakkının» kullanımına ilişkin davacı şirket «yönetim kurulu» kararı aleyhine dava açıldığı ve yönetim kurulu kararının tedbiren durdurulmasına karar verildiğinden genel kurul kararının tescilinin yapılamadığı anlaşılmaktadır …
Mahkemece, «sermaye artırımına» ilişkin genel kurul kararının yerine getirilmesi amacıyla alınan, «rüçhan hakkının» kullanımına ilişkin «yönetim kurulu kararının iptali» istemiyle açılan davada «ihtiyati tedbir» kararı verildiği ve bu tedbir kararı kaldırılmadan genel kurul kararının tescil edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, yönetim kurulu kararının iptaline ilişkin davanın ve verilen ihtiyati tedbirin, anılan genel kurul kararlarıyla bir bağlantısının olmadığı ve ihtiyati tedbir kararının tescile engel teşkil etmeyeceği gözden kaçırılarak yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, davacı tarafça sermaye artırımı ve rüçhan haklarının kullanımı dışındaki diğer genel kurul kararlarının yayınlanmasının değil, tüm kararların yayınlanmasının talep edildiği ve böylece başka bir davada «dava konusu» edilen hususun bu davada elde edilmek istendiği kabul edildiğine göre, yönetim kurulu kararının tescilinin de talep edilip edilmediği hususunda, davalıya yapılan tescil talep yazısı da getirtilip incelenerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» dayalı karar verilmesi de doğru görülmeyip kararın bozulması gerekmiştir.
… kapsamına göre, davacı şirketin genel kurulu tarafından sermaye arttırımına ilişkin kararlar alındığı, daha sonra bu kararların yerine getirilmesi amacıyla şirketin «yönetim kurulu» tarafından alınan sermaye arttırımına ilişkin rüçhan haklarının kullanımı hususundaki kararların usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle iptali hakkında 2015/430 Esas sayılı dosya ile dava açıldığı, anılan dosyada iptali istenen kararların tescili ve uygulanması hususunda «ihtiyati tedbir» kararı alındığı, ayrıca genel kurul kararlarının tescilinin talep edildiği iddia edilmiş ise de; davacı tarafın, sermaye arttırımı ve rüçhan haklarının kullanımı dışındaki diğer genel kurul kararlarının yayınlanmasını değil, tüm kararların yayınlanmasını talep ettiğinden bir davada «dava konusu» edilen hususu bu kez başka bir dava ile elde etmek istediği, anılan tedbir kararı kaldırılmadan işbu davada genel kurul kararlarının «ticaret siciline tesciline» karar verilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:terditli talep · yönetim kurulu kararının iptali · terditli dava · ticaret sicili tescili · davanın konusu · ticaret sicili müdürlüğü · ihtiyati tedbir · yönetim kurulu kararı
Benzer bu kararda… kapsamına göre, davacı şirketin genel kurulu tarafından sermaye arttırımına ilişkin kararlar alındığı, daha sonra bu kararların yerine getirilmesi amacıyla şirketin «yönetim kurulu» tarafından alınan sermaye arttırımına ilişkin rüçhan haklarının kullanımı hususundaki kararların usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle iptali hakkında 2015/430 Esas sayılı dosya ile dava açıldığı, anılan dosyada iptali istenen kararların tescili ve uygulanması hususunda «ihtiyati tedbir» kararı alındığı, ayrıca genel kurul kararlarının tescilinin talep edildiği iddia edilmiş ise de; davacı tarafın, sermaye arttırımı ve rüçhan haklarının kullanımı dışındaki diğer genel kurul kararlarının yayınlanmasını değil, tüm kararların yayınlanmasını talep ettiğinden bir davada «dava konusu» edilen hususu bu kez başka bir dava ile elde etmek istediği, anılan tedbir kararı kaldırılmadan işbu davada genel kurul kararlarının «ticaret siciline tesciline» karar verilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «sermaye artırımına» ilişkin genel kurul kararının yerine getirilmesi amacıyla alınan, «rüçhan hakkının» kullanımına ilişkin «yönetim kurulu kararının iptali» istemiyle açılan davada «ihtiyati tedbir» kararı verildiği ve bu tedbir kararı kaldırılmadan genel kurul kararının tescil edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, yönetim kurulu kararının iptaline ilişkin davanın ve verilen ihtiyati tedbirin, anılan genel kurul kararlarıyla bir bağlantısının olmadığı ve ihtiyati tedbir kararının tescile engel teşkil etmeyeceği gözden kaçırılarak yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, davacı tarafça sermaye artırımı ve rüçhan haklarının kullanımı dışındaki diğer genel kurul kararlarının yayınlanmasının değil, tüm kararların yayınlanmasının talep edildiği ve böylece başka bir davada «dava konusu» edilen hususun bu davada elde edilmek istendiği kabul edildiğine göre, yönetim kurulu kararının tescilinin de talep edilip edilmediği hususunda, davalıya yapılan tescil talep yazısı da getirtilip incelenerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» dayalı karar verilmesi de doğru görülmeyip kararın bozulması gerekmiştir.
Davacı taraf, 28.03.2013 tarihli genel kurul kararlarının tescilini ve diğer «terditli taleplerini» ileri sürmüş olup; dosya kapsamından, 28.03.2013 tarihli genel kurul toplantısında «sermaye artırımı» ve bunun dışında bir kısım kararların alındığı, 25.06.2015 tarihli davalı yazısına göre ise, genel kurul kararının tescil ve «ilanının» talep edildiği, sermaye artırımında «rüçhan hakkının» kullanımına ilişkin davacı şirket «yönetim kurulu» kararı aleyhine dava açıldığı ve yönetim kurulu kararının tedbiren durdurulmasına karar verildiğinden genel kurul kararının tescilinin yapılamadığı anlaşılmaktadır …
1- Dava, «ticaret sicil müdürlüğü» kararına itiraz ve tescil istemine ilişkindir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10156 E. 2013/10073 K.
Ortak:karar nisabı · iyiniyet kuralı · iyiniyet
İncelediğiniz kararda… ncu maddesine uygun olarak Ticaret Sicil Gazetesi ile yerel gazetede ilânlar yapılmak ve ortaklara PTT vasıtasıyla davetiye göndermek suretiyle çağrılı yapılması ve «toplantı nisabı» ile karar nisabının bulunması nedeniyle «mutlak butlanla» malul olduğunun söylenemeyecek olmasına, çağrı usulsuzluğunun ancak alınan kararların yasa, anasözleşme ve «iyiniyet kurallarına» aykırı olması halinde «iptal davası» açma hakkı vereceğine, iptal davasının ise TTK'nun 381/1 nci maddesinde gösterilen üç aylık sürede açılması gerekmesine göre davacılardan ...'ın tüm, davacı ...'ın …
Benzer bu karardaDairemizin yerleşmiş içtihatları gereğince, genel kurulun toplantıya çağrılması usulsüz olsa bile salt bu nedenle «genel kurul kararlarının iptali» gerekmeyip, TTK’nın 381. maddesi gereğince aynı zamanda, alınan kararların yasaya, anasözleşmeye veya «objektif iyiniyet kurallarına» aykırı olduğunun da iddia ve ispat edilmesi gerekmektedir.
Davacı vekili davalı şirketin 30.09.2011 tarihinde yapılan «genel kurula çağrının usulsüz» olduğunu, 17.06.2006 tarihli genel kurulda yönetim kuruluna ..., ... ve ... ...’ın seçildiğini, iptali istenen 30.09.2011 tarihli genel kurula çağrı kararının ise ... tarafından alındığını, çağrıda adı geçen ...’ın kim olduğunun belli olmadığını, bu nedenle de çağrı «nisabının» usulüne uygun olmadığını ileri sürmüştür.
Genel kurulda alınan kararların da yasaya, anasözleşmeye ve «iyiniyet» kuralarına aykırı olması, ortak olan davacının genel kurula alınmaması, ortak sıfatı taşımayan kişilerin genel kurula katılması, «yönetim kurulu» üyelerinin kendi ibralarında oy kullanması, bilançonun usulüne uygun hazırlanmaması gibi nedenlerle iptalini talep etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel kurula çağrı · çağrı usulsüzlüğü · denetime elverişli bilirkişi raporu · objektif iyiniyet · genel kurul kararının iptali · hisse senedi · pay defteri · denetime elverişlilik
Benzer bu karardaMahkemece, «genel kurula çağrının» usulüne uygun olup olmadığı, davacının ileri sürdüğü iptal sebepleri tek tek irdelenmek suretiyle genel kurulda alınan kararların iptali gerektirip gerektirmediği konusunda gerektiğinde «denetime elverişli bilirkişi raporu» alınmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
… nacak Sanayi Ve Ticaret Bakanlığı Komiserleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1-g maddesinde görev süresi sona ermiş olsa bile şirket «yönetim kurulu» ve denetim kurulunun genel kurulu toplantıya çağırabileceğinin düzenlendiği, mevzuata aykırı bir durum bulunmadığı, davalı şirketin nama yazılı «hisse senedi» bastırmadığı, buna bağlı olarak «pay defterinin» de bulunmadığı, genel kurul gündemi ve raporların usulüne uygun hazırlandığı, ilanların da usulüne uygun olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine kar …
Davacı vekili davalı şirketin 30.09.2011 tarihinde yapılan «genel kurula çağrının usulsüz» olduğunu, 17.06.2006 tarihli genel kurulda yönetim kuruluna ..., ... ve ... ...’ın seçildiğini, iptali istenen 30.09.2011 tarihli genel kurula çağrı kararının ise ... tarafından alındığını, çağrıda adı geçen ...’ın kim olduğunun belli olmadığını, bu nedenle de çağrı «nisabının» usulüne uygun olmadığını ileri sürmüştür.
Dairemizin yerleşmiş içtihatları gereğince, genel kurulun toplantıya çağrılması usulsüz olsa bile salt bu nedenle «genel kurul kararlarının iptali» gerekmeyip, TTK’nın 381. maddesi gereğince aynı zamanda, alınan kararların yasaya, anasözleşmeye veya «objektif iyiniyet kurallarına» aykırı olduğunun da iddia ve ispat edilmesi gerekmektedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/14140 E. , 2010/10337 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06.10.2008 tarih ve 2008/8 - 2008/434 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı gerçek kişiler ile birlikte ortağı bulunduğu davalı şirketin 31.10.2003 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunu, zira o tarihte sağ olan babaları ... - ...'ın müvekkili ...'dan vekaletname almadığı halde kendisini ...'ın vekili gibi göstererek TTK'nun 370.maddesi uyarınca çağrısız genel kurul toplantısı yapıp bu toplantıda sermaye arttırımına gidildiğini ve ...'ın vekili olmadığı halde ...'ın ... haklarından feragat ettiğini bildirdiğini, amacının da önceden mirastan ıskat ettiği ...'ın alt soyundan da mal kaçırarak (mirastan ıskat halinde miras alt soya geçeğinden) mirasın tamamını ve şirket hisselerinin büyük bölümünü davalı kızı Nesrin'e bırakmak olduğunu ileri sürerek, 31.10.2003 tarihli genel kurulda alınan tüm kararların yoklukla malul bulunduğunun tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacı ...'in dava konusu genel kurul tolantısına bizzat katıldığı halde kararlara muhalif kalmadığını ve dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını 31.10.2003 tarihli olağan genel kurul toplantısının TTK.hükümlerine uygun şekilde gerekli ilanlar yapılmak suretiyle gerçekleştirildiğini, bütün ortaklar hazır olduğundan TTK'nun 370.maddesindeki koşulların da oluştuğunu, ayrıca davacı ... tarafından muris ...'ı vekil kıldığına dair noterde düzenlenmiş 13.04.1987 ve 08.11.1988 tarihli genel vekaletnameler bulunduğu gibi dava konusu genel kurul toplantısında temsil etmes iiçin verdiği vekaletname de bulunduğunu, bu vekaletnamelere dayanılarak rüçhan haklarının kulanılmayacağına ilişkin feragatname imzalandığını, davanın da TTK'nun 381.maddesinde düzenlenen 3 aylık hak düşürücü süresi içinde açılmadığını savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılark, sahte vekaletname ile genel kurul toplantısına katılma iddiasının kararların yok hükmünde sayılmasını değil iptalini gerektiren bir husus olduğu, dolayısıyla davanın da TTK'nun 381.maddesi uyarınca 3 aylık hak düşürücü süresi içinde açılması gerektiği, somut uyuşmazlıkta ise bu sürede açılmadığı, keza toplantı ve karar nisaplarının da bulunduğu, davacı ...'in toplantıda hazır olduğu halde muhalefetini zapta geçirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1)Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve dava konusu genel kurulun TTK 37'nci maddesi ile anasözleşmenin 30'ncu maddesine uygun olarak Ticaret Sicil Gazetesi ile yerel gazetede ilânlar yapılmak ve ortaklara PTT vasıtasıyla davetiye göndermek suretiyle çağrılı yapılması ve toplantı nisabı ile karar nisabının bulunması nedeniyle mutlak butlanla malul olduğunun söylenemeyecek olmasına, çağrı usulsuzluğunun ancak alınan kararların yasa, anasözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olması halinde iptal davası açma hakkı vereceğine, iptal davasının ise TTK'nun 381/1 nci maddesinde gösterilen üç aylık sürede açılması gerekmesine göre davacılardan ...'ın tüm, davacı ...'ın ise aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2)Dava, davacının da ortağı bulunduğu davalı şirketin TTK'nun 370 nci maddesine göre çağrısız yapılan genel kuruluna, davacının katılmayıp davacı yerine o tarihte ortak olan Av. ... 'ın sahte vekâletname ile iştirak etmesi nedeniyle genel kurulda alınan tüm kararların batıl olduğunun tesbitine, olmazsa iptaline karar verilmesi istemiyle açılmış olup, mahkemece üç aylık sürede açılmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava konusu 31.10.2003 tarihli genel kurula davacı ... dışında tüm ortaklar katılmış, O. Nuri Yılmaz adına ise vekâletname ibraz eden ortak ... iştirak etmiş olup, davacı ... dosya da bir örneği bulunan tarihsiz, 31.10.2003 tarihli genel kurula kendisini temsilen ...'ı tayin ettiğini gösterir belgedeki imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmektedir. (1) nolu bentte de belirtildiği gibi, toplantının çağrılı yapılması ve sermayedeki payı gözönüne alındığında davacı, bu kişiyi temsilci olarak atamamış olsa ve toplantıya katılarak muhalif oy kullansa dahi alınan kararları etkilemeyecek olması nedeniyle alınan kararlarda bir usulsüzlük bulunmamakla birlikte aynı genel kurulda, yapılan sermaye artırımının hemen akabinde davacının temsilcisi sıfatıyla ...'ın artırılan sermaye nedeniyle rüçhan hakkını kullanmayacağına dair dilekçesini Divan Başkanlığı'na vermesi ve bunun neticesinde de ortaklardan davalı ...'ın kullanılmayan rüçhan hakları nedeniyle kendi rüçhan hakkının yanı sıra açığa çıkan paylar içinde sermaye taahhütünde bulunması sonucu esas sermaye artırımı ile somut ve tek yanlı olarak kullanılabilecek hale gelmiş bulunan davacının yeni pay alma hakkı hukuka aykırı olarak ihlal edilmiş olacaktır.
Yeni pay alma hakkını ihlal eden eylem ve kararlara karşı açılması gereken davanın, TTK'nun 381/1 nci maddesine göre üç aylık süreyle sınırlandırılması ve bu madde de belirtilen dava açma koşullarına tabi tutulması mümkün değildir.
Bu durumda, herne kadar dosya içinde bulunan ve Komiserler Yönetmeliği'ne uygun olarak düzenlenen bilâ tarihli vekâletnamede rüçhan hakkının kullanılmasına dair açık bir yetki verilmemiş ise de rüçhan hakkının kullanılması ve bu haktan feragat ile ilgili olarak karar alınacağı, ilân edilen gündemin 15 nci sırasında yer almakla genel kurula katılma yetkisi veren vekâletnamenin rüçhan hakkından feragatı da içerdiği kabul edilmek ve davacının sahtelik iddiası nedeniyle böyle bir davayı süreye tabi olmadan açabileceği gözönüne alınarak vekâletnamedeki imzanın davacıya ait olup olmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle davacının yeni pay alma hakkının ihlâl edilip edilmediği belirlenip neticesine göre bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle davacılardan ... vekilinin tüm, davacı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte gösterilen nedenle O. Nuri Yılmaz vekilinin temyiz itirazının kabulüyle hükmün ...yararına BOZULMASINA, takdir edilen 750.00 TL duruşma vekalet ücretinin davalı taraftan alınark davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacı ...'dan alınmasına, 15.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1029706400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz