Delil sözleşmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/11322 E. 2013/15280 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
delil sözleşmesi↗ tanık beyanı↗ istifa↗ kâr mahrumiyeti↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ hakkaniyet↗ hizmet sözleşmesi↗ rücu↗ mahsup↗ fesih↗ ihbar↗ feragat↗ taahhütname↗ tacir↗ kusur↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dinlenen tanık beyanlarından, sözleşme süresinin sonunda, davalı tarafından verilen teklifin davacı tarafından kabul edilmemesi nedeniyle anlaşma sağlanamadığından sözleşmenin uzatılmadığı ve davalının fesih iradesinin davacıya ulaştığı, sözleşmenin uzatılmadığının her iki tarafında bilgisi dahilinde olduğu, bu durumda artık noterden yazılı olarak sözleşmenin feshedildiğinin bildirilmesinin bir anlam taşımayacağı, sözleşmenin 2. maddesine dayanarak tazminat talep edilmesinin hakkaniyete uygun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili, temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında imzalanan hizmet sözleşmesinin usulsüz feshi sebebiyle uğranıldığı iddia olunan zararın tazmini istemine ilişkindir. Sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 20'inci maddesine göre, "Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmek veya mukaveleyi fesih yahut ondan rücu maksadiyle yapılacak ihbar veya ihtarların muteber olması için noter marifetiyle veya iadeli taahhütlü bir mektupla yahut telgrafla yapılması şarttır." Yine taraflarca imzalanan sözleşmenin delil sözleşmesi niteliğinde olan 2'inci maddesi "Sözleşmenin bitim tarihinden bir ay önce tarafların sözleşmeyi feshettiklerini noterden yazılı olarak bildirmedikleri takdirde sözleşmenin kendiliğinden aynı süre uzayacağını" düzenlemiştir. Buna rağmen mahkemece tanık beyanına dayanılarak davalı tarafça sözleşmenin feshedildiğinin kabulü doğru değildir. Sözleşmede belirtilen süre ve şekilde fesih ihbarı yapılmadığına göre feshin haksız olduğunun kabulü gerekir.
Sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunun 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 96'ıncı maddesi uyarınca, alacaklı hakkını kısmen veya tamamen istifa edemediği takdirde borçlu kendisine hiçbir kusurun isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bundan doğan zararı tazmine mecburdur. Anılan yasa maddesi gereğince, güvenlik hizmeti sözleşmesini usulüne uygun feshetmeyen davalı, davacının zararını tazminle mükelleftir. Bununla birlikte 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 325. maddesi “İş sahibi işi kabulde temerrüt ederse, işçi taahhüt ettiği işi yapmağa mecbur olmaksızın mukaveledeki ücreti istiyebilir. Şu kadar ki, işi yapmadığından dolayı tasarruf ettiği yahut diğer bir iş ile kazandığı ve kazanmaktan kasten feragat eylediği şeyi mahsup ettirmeğe mecburdur.” hükmünü haiz olup, BK'nın 98. maddesi delaletiyle BK'nın 44. maddesi gereğince de davacı taraf zararının artmasını önlemek için gerekli tüm önlemleri almalıdır. Adı geçen yasa maddeleri uyarınca, tazminat talep etme hakkı bulunan davacının aynı şartlardaki güvenlik hizmetleri işini ne kadar sürede bulabileceği belirlenerek, bu süre içinde mahrum kaldığı ücrete hak kazandığının kabulü gerekir. Ancak bu husus hakimin özel bilgisiyle halledebileceği bir durum olmadığından mahkemece bu konuda bilirkişiler aracılığıyla inceleme yapılarak, bilirkişilerden rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13579 E. 2013/12065 K.
Ortak:istifa · kâr mahrumiyeti · hizmet sözleşmesi · mahsup · fesih · feragat · taahhütname · kusur
İncelediğiniz karardaSözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 20'inci maddesine göre, "Tacirler arasında, diğer tarafı «temerrüde» düşürmek veya mukaveleyi «fesih» yahut ondan «rücu» maksadiyle yapılacak «ihbar» veya ihtarların muteber olması için noter marifetiyle veya iadeli «taahhütlü» bir mektupla yahut telgrafla yapılması şarttır." Yine taraflarca imzalanan sözleşmenin «delil sözleşmesi» niteliğinde olan 2'inci maddesi "Sözleşmenin bitim tarihinden bir ay önce tarafların sözleşmeyi feshettiklerini noterden yazılı olarak bildirmedikleri takdirde söz …
Sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunun 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 96'ıncı maddesi uyarınca, alacaklı hakkını kısmen veya tamamen «istifa» edemediği takdirde borçlu kendisine hiçbir «kusurun» isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bundan doğan zararı tazmine mecburdur.
Şu kadar ki, işi yapmadığından dolayı tasarruf ettiği yahut diğer bir iş ile kazandığı ve kazanmaktan kasten «feragat» eylediği şeyi «mahsup» ettirmeğe mecburdur.” hükmünü haiz olup, BK'nın 98. maddesi delaletiyle BK'nın 44. maddesi gereğince de davacı taraf zararının artmasını önlemek için gerekli tüm önlemleri almalıdır.
Benzer bu karardaSözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunun 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 96. maddesi uyarınca, alacaklı hakkını kısmen veya tamamen «istifa» edemediği takdirde borçlu kendisine hiçbir «kusurun» isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bundan doğan zararı tazmine mecburdur.
Şu kadar ki, işi yapmadığından dolayı tasarruf ettiği yahut diğer bir iş ile kazandığı ve kazanmaktan kasten «feragat» eylediği şeyi «mahsup» ettirmeğe mecburdur.” hükmünü haiz olup, BK'nın 98. maddesi delaletiyle BK'nın 44. maddesi gereğince de davacı taraf zararının artmasını önlemek için gerekli tüm önlemleri almalıdır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin «yenilenerek» devam edip 18.07.2011 tarihine kadar uzadığı, davalının 22.03.2011 tarihli «ihtarname» ile süresinden önce sözleşmeyi feshettiği, sözleşme içeriğinin bir bütün olarak değerlendirildiğinde, «cezai şart» içeren hüküm de «dahil» olmak üzere değiştirilmeksizin yenilendiğinin kabulü gerektiği, davalının süre yönünden sözleşme yenilenmekle birlikte cezai şart hükmünün yenilenmediğine ilişkin savunmasına itibar edilmediği, bu nedenle de davalının «fesih» tarihi ile sözleşme bitim tarihi arasındaki hizmet bedelinden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 27.«194»,92.TL'nin (10.000,00 TL'sinin 10.04.2011 tarihinden, 17.194,92 TL'nin 07.02.2012 «ıslah» tarihinden itibaren) işleyecek avans faiziyle birlikte davacı yararına davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız fesih · i̇i̇k 194 · iyiniyet · cezai şart · dürüstlük kuralı · yenileme · ıslah · ihtarname
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin «yenilenerek» devam edip 18.07.2011 tarihine kadar uzadığı, davalının 22.03.2011 tarihli «ihtarname» ile süresinden önce sözleşmeyi feshettiği, sözleşme içeriğinin bir bütün olarak değerlendirildiğinde, «cezai şart» içeren hüküm de «dahil» olmak üzere değiştirilmeksizin yenilendiğinin kabulü gerektiği, davalının süre yönünden sözleşme yenilenmekle birlikte cezai şart hükmünün yenilenmediğine ilişkin savunmasına itibar edilmediği, bu nedenle de davalının «fesih» tarihi ile sözleşme bitim tarihi arasındaki hizmet bedelinden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 27.«194»,92.TL'nin (10.000,00 TL'sinin 10.04.2011 tarihinden, 17.194,92 TL'nin 07.02.2012 «ıslah» tarihinden itibaren) işleyecek avans faiziyle birlikte davacı yararına davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2. maddesi çerçevesinde, «iyiniyet» ve «dürüstlük kurallarına» uygun olarak talep edilebilmesi gerekir.
Taraflar arasında düzenlenen sözleşmede, süresinden önce «haksız fesih» halinde ödenecek tazminat miktarı belirlenmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4077 E. 2013/7550 K.
Ortak:kâr mahrumiyeti · mahsup · fesih · feragat · taahhütname · kusur · temerrüt
İncelediğiniz karardaSözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 20'inci maddesine göre, "Tacirler arasında, diğer tarafı «temerrüde» düşürmek veya mukaveleyi «fesih» yahut ondan «rücu» maksadiyle yapılacak «ihbar» veya ihtarların muteber olması için noter marifetiyle veya iadeli «taahhütlü» bir mektupla yahut telgrafla yapılması şarttır." Yine taraflarca imzalanan sözleşmenin «delil sözleşmesi» niteliğinde olan 2'inci maddesi "Sözleşmenin bitim tarihinden bir ay önce tarafların sözleşmeyi feshettiklerini noterden yazılı olarak bildirmedikleri takdirde söz …
Bununla birlikte 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 325. maddesi “İş sahibi işi kabulde «temerrüt» ederse, işçi «taahhüt» ettiği işi yapmağa mecbur olmaksızın mukaveledeki ücreti istiyebilir.
Şu kadar ki, işi yapmadığından dolayı tasarruf ettiği yahut diğer bir iş ile kazandığı ve kazanmaktan kasten «feragat» eylediği şeyi «mahsup» ettirmeğe mecburdur.” hükmünü haiz olup, BK'nın 98. maddesi delaletiyle BK'nın 44. maddesi gereğince de davacı taraf zararının artmasını önlemek için gerekli tüm önlemleri almalıdır.
Benzer bu karardaBununla birlikte 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 325. maddesi “İş sahibi işi kabulde «temerrüt» ederse, işçi «taahhüt» ettiği işi yapmağa mecbur olmaksızın mukaveledeki ücreti istiyebilir.
Şu kadar ki, işi yapmadığından dolayı tasarruf ettiği yahut diğer bir iş ile kazandığı ve kazanmaktan kasten «feragat» eylediği şeyi «mahsup» ettirmeğe mecburdur.” hükmünü haiz olup, BK'nın 98. maddesi delaletiyle BK'nın 44. maddesi gereğince de davacı taraf zararının artmasını önlemek için gerekli tüm önlemleri almalıdır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki yapı denetim sözleşmelerinin «vekalet sözleşmesi» niteliğinde olduğu, davalının inşaatların gerçekleşen seviyelerine ilişkin ücretlerini davacıya ödediği, ileriye etkili olarak sözleşmeleri tek taraflı olarak 4708 sayılı Yasa'ya uygun biçimde feshettiği, davacının feshin uygun olmayan zamanda yapıldığını ve uygun olmayan zamanda yapılan «fesih» nedeniyle zarara uğradığını kanıtlayamadığı, sözleşmenin kalan sürelerine ilişkin ücretin zarar olarak istenemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmişt …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekalet sözleşmesi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki yapı denetim sözleşmelerinin «vekalet sözleşmesi» niteliğinde olduğu, davalının inşaatların gerçekleşen seviyelerine ilişkin ücretlerini davacıya ödediği, ileriye etkili olarak sözleşmeleri tek taraflı olarak 4708 sayılı Yasa'ya uygun biçimde feshettiği, davacının feshin uygun olmayan zamanda yapıldığını ve uygun olmayan zamanda yapılan «fesih» nedeniyle zarara uğradığını kanıtlayamadığı, sözleşmenin kalan sürelerine ilişkin ücretin zarar olarak istenemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmişt …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15990 E. 2014/18055 K.
Ortak:istifa · kâr mahrumiyeti · mahsup · fesih · feragat · taahhütname · kusur · temerrüt
İncelediğiniz karardaSözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 20'inci maddesine göre, "Tacirler arasında, diğer tarafı «temerrüde» düşürmek veya mukaveleyi «fesih» yahut ondan «rücu» maksadiyle yapılacak «ihbar» veya ihtarların muteber olması için noter marifetiyle veya iadeli «taahhütlü» bir mektupla yahut telgrafla yapılması şarttır." Yine taraflarca imzalanan sözleşmenin «delil sözleşmesi» niteliğinde olan 2'inci maddesi "Sözleşmenin bitim tarihinden bir ay önce tarafların sözleşmeyi feshettiklerini noterden yazılı olarak bildirmedikleri takdirde söz …
Sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunun 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 96'ıncı maddesi uyarınca, alacaklı hakkını kısmen veya tamamen «istifa» edemediği takdirde borçlu kendisine hiçbir «kusurun» isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bundan doğan zararı tazmine mecburdur.
Bununla birlikte 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 325. maddesi “İş sahibi işi kabulde «temerrüt» ederse, işçi «taahhüt» ettiği işi yapmağa mecbur olmaksızın mukaveledeki ücreti istiyebilir.
Benzer bu karardaSözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunun 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 96. maddesi uyarınca, alacaklı hakkını kısmen veya tamamen «istifa» edemediği takdirde borçlu kendisine hiçbir «kusurun» isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bundan doğan zararı tazmine mecburdur.
Bununla birlikte 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 325. maddesi “İş sahibi işi kabulde «temerrüt» ederse, işçi «taahhüt» ettiği işi yapmağa mecbur olmaksızın mukaveledeki ücreti isteyebilir.
Şu kadar ki, işi yapmadığından dolayı tasarruf ettiği yahut diğer bir iş ile kazandığı ve kazanmaktan kasten «feragat» eylediği şeyi «mahsup» ettirmeğe mecburdur.” hükmünü haiz olup, BK'nın 98. maddesi delaletiyle BK'nın 44. maddesi gereğince de davacı taraf zararının artmasını önlemek için gerekli tüm önlemleri almalıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haklı sebeple fesih · haksız fesih · mahrum kalınan kâr · sözleşmenin feshi · reeskont faizi · ispat yükü
Benzer bu kararda… a, toplanan delillere ve düzenlenen kök-ek bilirkişi raporlarına göre, taraflar arasında düzenlenen 15.02.2010 tarihli sözleşmenin davalı tarafça tek taraflı olarak «fesih» edildiği, davalı tarafın davacının hastane kayıtlarına işlemeksizin hasta tedavi ettiği, excimer lazer ameliyat yaptığı gerekçesi ile feshettiğini, «sözleşmenin feshinin» haklı sebeplere dayandığını iddia ettiği, 6100 sayılı HMK'nın 190/1.maddesine göre «ispat yükünün», kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkartan tarafa ait olduğu, sözleşmenin «haklı sebeple fesih» edildiğini iddia eden davalının bu iddiasını ispat etmesi gerektiği, davalının iddiasını ispatlayamamış olduğu, sözleşmenin gerekçesiz olarak ve haksız bir şekilde davalı tarafça fesih edildiği gerekçesiyle, 307.272,84 TL'nin 11.000,00 TL'sinin dava tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faiz» oranı ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
2- Dava, taraflar arasında düzenlenen İş Birliği Protokolü başlıklı 15.02.2010 tarihli sözleşmeden kaynaklanan bakiye ücretin tahsili ve sözleşmenin «haksız fesih» edildiği iddiası ile tazminat talebi istemine ilişkindir.
Mahkemece feshin haksız olduğu kabul edilerek fesihten sonra kalan sözleşme süresi için «mahrum kalınan» kâra hükmedilmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15791 E. 2014/4592 K.
Ortak:rücu · fesih · ihbar · taahhütname · tacir · temerrüt
İncelediğiniz karardaSözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 20'inci maddesine göre, "Tacirler arasında, diğer tarafı «temerrüde» düşürmek veya mukaveleyi «fesih» yahut ondan «rücu» maksadiyle yapılacak «ihbar» veya ihtarların muteber olması için noter marifetiyle veya iadeli «taahhütlü» bir mektupla yahut telgrafla yapılması şarttır." Yine taraflarca imzalanan sözleşmenin «delil sözleşmesi» niteliğinde olan 2'inci maddesi "Sözleşmenin bitim tarihinden bir ay önce tarafların sözleşmeyi feshettiklerini noterden yazılı olarak bildirmedikleri takdirde söz …
Sözleşmede belirtilen süre ve şekilde «fesih» «ihbarı» yapılmadığına göre feshin haksız olduğunun kabulü gerekir.
Bununla birlikte 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 325. maddesi “İş sahibi işi kabulde «temerrüt» ederse, işçi «taahhüt» ettiği işi yapmağa mecbur olmaksızın mukaveledeki ücreti istiyebilir.
Benzer bu karardaMülga 6762 sayılı TTK'nın 20/3 maddesinde, «tacirler» arasında diğer tarafı «temerrüde» düşürmek veya mukaveleyi «fesih» yahut ondan «rücu» maksadıyla yapılacak «ihbar» veya ihtarların muteber olması için noter marifetiyle veya iadeli «taahhütlü» bir mektupla yahut telgrafla yapılmasının şart olduğu belirtilmişse de, birleşen davada davalı vekili, birleşen dosyaya yönelik 22.04.2011 «havale» tarihli cevap dilekçesinde, taraflar arasındaki sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini savunarak feshe karşı çıkmadığına göre, somut uyuşmazlıkta feshin haklı ol …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cari hesap sözleşmesi · zamanaşımı defi · cari hesap · zamanaşımı def'i · def'i · havale · zamanaşımı · e-defter
Benzer bu kararda1-Asıl davada, davalı «zamanaşımı def»'inde bulunmuş olup, taraflar arasında da 6762 sayılı TTK'nın 87. maddesi anlamında geçerli bir «cari hesap sözleşmesinin» varlığı kanıtlanamamıştır.
Bu durumda mahkemece, davalının «zamanaşımı def»'inin ilgili taşıma mevzuatı hükümleri nazara alınarak değerlendirme yapılması gerekirken yazılı gerekçe ile «zamanaşımı definin» reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, asıl dava yönünden davacı yanın davalıdan 28.281,36 Euro alacaklı olduğu, birleşen dava yönünden, davacı konumunda olan ve asıl davada davalı olan şirketin «defter» sunmadığı ve ayrıca dava dışı Galata şirketinin defterlerinin incelenmesinin mümkün olmadığı, birleşen davada davacının davası kanıtlanamadığı gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Mülga 6762 sayılı TTK'nın 20/3 maddesinde, «tacirler» arasında diğer tarafı «temerrüde» düşürmek veya mukaveleyi «fesih» yahut ondan «rücu» maksadıyla yapılacak «ihbar» veya ihtarların muteber olması için noter marifetiyle veya iadeli «taahhütlü» bir mektupla yahut telgrafla yapılmasının şart olduğu belirtilmişse de, birleşen davada davalı vekili, birleşen dosyaya yönelik 22.04.2011 «havale» tarihli cevap dilekçesinde, taraflar arasındaki sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini savunarak feshe karşı çıkmadığına göre, somut uyuşmazlıkta feshin haklı ol …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/193 E. 2014/7416 K.
Ortak:mahsup · fesih · feragat · taahhütname · tacir · kusur · temerrüt
İncelediğiniz karardaSözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 20'inci maddesine göre, "Tacirler arasında, diğer tarafı «temerrüde» düşürmek veya mukaveleyi «fesih» yahut ondan «rücu» maksadiyle yapılacak «ihbar» veya ihtarların muteber olması için noter marifetiyle veya iadeli «taahhütlü» bir mektupla yahut telgrafla yapılması şarttır." Yine taraflarca imzalanan sözleşmenin «delil sözleşmesi» niteliğinde olan 2'inci maddesi "Sözleşmenin bitim tarihinden bir ay önce tarafların sözleşmeyi feshettiklerini noterden yazılı olarak bildirmedikleri takdirde söz …
Bununla birlikte 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 325. maddesi “İş sahibi işi kabulde «temerrüt» ederse, işçi «taahhüt» ettiği işi yapmağa mecbur olmaksızın mukaveledeki ücreti istiyebilir.
Şu kadar ki, işi yapmadığından dolayı tasarruf ettiği yahut diğer bir iş ile kazandığı ve kazanmaktan kasten «feragat» eylediği şeyi «mahsup» ettirmeğe mecburdur.” hükmünü haiz olup, BK'nın 98. maddesi delaletiyle BK'nın 44. maddesi gereğince de davacı taraf zararının artmasını önlemek için gerekli tüm önlemleri almalıdır.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; yolcu taşımacılığına ait ihale sonucu oluşan sözleşmede «fesih» ve «tasfiye» koşullarının düzenlendiği, mücbir sebeple fesih halinde «teminatların iade» edileceği, davalı tarafından anılan UKOME kararı «mücbir sebep» olarak kabulünün mümkün olmadığı, davalı Belediye Başkanlığının «basiretli tacir» gibi davranarak taşıma işini ihale etmeden ve davacı ile sözleşmeyi imzalamadan önce Vezirköprü ilçesinden hareket edecek yolcu taşıma araçlarının Samsun il merkezine giriş-çıkış yapıp-yapamayacağı konusunda gerekli yazışmaları yaparak güzergah ile ilgili olarak sorunların önüne geçmek ve ihale şartnamesi ve eki dökümanları bu araştırmalarının sonucuna göre revize etmek olanağına sahip iken bu yola başvurmadığı, davalının basiretli davranmaması ve kusurlu davranışı sonucunda sözleşmenin haksız yere feshedildiği, davacının «haksız fesih» nedeni ile «yoksun kalınan» kârının mülga 818 sayılı BK'nın 106 ve 108. maddeleri gereğince hesaplanırken yine mülga 818 sayılı BK'nın 325. maddesinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 408.m.) yer alan kesinti yönteminin «kıyasen uygulanması» gerektiği gerekçesiyle davacının «ıslah» talebi de gözetilerek davanın kabulüne, dava konusu 23.958,66 TL alacağın 8.000 TL'sinin dava tarihi olan 07/01/2009, bakiye 15.958,66 TL'sinin ise ıslah tarihi olan 28/05/2013 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Yine aynı Yasa'nın 325. maddesi “İş sahibi işi kabulde «temerrüt» ederse, işçi «taahhüt» ettiği işi yapmağa mecbur olmaksızın mukaveledeki ücreti istiyebilir.
Şu kadar ki, işi yapmadığından dolayı tasarruf ettiği yahut diğer bir iş ile kazandığı ve kazanmaktan kasten «feragat» eylediği şeyi «mahsup» ettirmeğe mecburdur.” hükmünü haiz olup, BK'nın 98. maddesi delaletiyle BK'nın 44. maddesi gereğince de davacı taraf zararının artmasını önlemek için gerekli tüm önlemleri almalıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teminatın iadesi · müspet zarar · haksız fesih · mücbir sebep · kazanç kaybı · makul süre · yoksun kalınan kâr · kıyasen uygulama
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; yolcu taşımacılığına ait ihale sonucu oluşan sözleşmede «fesih» ve «tasfiye» koşullarının düzenlendiği, mücbir sebeple fesih halinde «teminatların iade» edileceği, davalı tarafından anılan UKOME kararı «mücbir sebep» olarak kabulünün mümkün olmadığı, davalı Belediye Başkanlığının «basiretli tacir» gibi davranarak taşıma işini ihale etmeden ve davacı ile sözleşmeyi imzalamadan önce Vezirköprü ilçesinden hareket edecek yolcu taşıma araçlarının Samsun il merkezine giriş-çıkış yapıp-yapamayacağı konusunda gerekli yazışmaları yaparak güzergah ile ilgili olarak sorunların önüne geçmek ve ihale şartnamesi ve eki dökümanları bu araştırmalarının sonucuna göre revize etmek olanağına sahip iken bu yola başvurmadığı, davalının basiretli davranmaması ve kusurlu davranışı sonucunda sözleşmenin haksız yere feshedildiği, davacının «haksız fesih» nedeni ile «yoksun kalınan» kârının mülga 818 sayılı BK'nın 106 ve 108. maddeleri gereğince hesaplanırken yine mülga 818 sayılı BK'nın 325. maddesinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 408.m.) yer alan kesinti yönteminin «kıyasen uygulanması» gerektiği gerekçesiyle davacının «ıslah» talebi de gözetilerek davanın kabulüne, dava konusu 23.958,66 TL alacağın 8.000 TL'sinin dava tarihi olan 07/01/2009, bakiye 15.958,66 TL'sinin ise ıslah tarihi olan 28/05/2013 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davacının, davalı belediyenin Vezirköprü-Samsun hattına ilişkin ihaleyi kazanarak davalı ile «taşıma sözleşmesi» imzaladığı, davalı tarafından haksız olarak taşıma sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle zarara uğradığı ve bu itibarla uğradığı «müspet zarar» kapsamındaki «kazanç kaybı» isteyebileceği dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Yukarıda da belirtildiği üzere, davacının sözleşmenin «ifa» edilmemesi nedeniyle elde edeceği net kazancı, yapabileceği tüm giderler ile davalı tarafça «sözleşmenin feshi» üzerine benzer nitelikteki bir işi ne kadar sürede temin edebileceği araştırılarak, böyle bir işi edinmesi için gereken asgari «makul süreye» tekabül eden net kazanç tutarınca «kazanç kaybının» hesaplanması ve anılan hususların tespitinin de özel bilgi ve uzmanlık gerektirmesi nedeniyle bu alanda görüşüne başvurulan kişinin davaya konu uyuşmazlıkla ilgili …
Bu itibarla mahkemece, aralarında taşıma konusunda bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu «taşıma sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde ise hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için kazanç kaybından kaynaklanan zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede davacının serbest çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalı tarafından yapılan ihale kapsamında çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalı tarafından yapılan ihale kapsamında çalışması durumunda kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde serbest çalışması ihtimalinde elde edeceği miktarın, ihale kapsamında çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı «kazanç kaybına» ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/11322 E. , 2013/15280 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 01/06/2012 tarih ve 2009/66-2012/310 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 15.04.2008 ila 15.04.2009 tarihleri için "Özel Güvenlik Hizmeti Satın Alma Sözleşmesi" imzalandığını, 2. maddede sözleşmenin bitim tarihinden bir ay önce tarafların sözleşmeyi feshettiklerini noterden yazılı olarak bildirmedikleri takdirde sözleşmenin aynı süre kadar uzayacağının kararlaştırıldığını, sözleşmede belirtildiği tarihte ve şekilde yapılmış bir bildirim olmadığından sözleşmenin 15.04.2010 tarihine kadar uzadığını, ancak davalının anılan hükmü hiçe sayarak güvenlik hizmetini başka bir firmaya verdiğini, ayrıca sözleşmenin 15.04.2009 tarihinde sona ermesine rağmen müvekkilinin 28.04.2009 tarihine kadar davalıya güvenlik hizmet verdiğini, bu döneme ilişkin hizmet bedelinin de davacı tarafından ödendiğini, sözleşmeye aykırı davranılmasa idi müvekkilinin bir güvenlik müdürü, iki güvenlik amiri, 16 güvenlik görevlisini çalıştırmak suretiyle toplam 266.157,28 TL üzerinden kendi yaptığı giderleri düşmek suretiyle kazanç elde edeceğini ileri sürerek yoksun kalınan kazancın tespiti ile şimdilik 20.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, bizzat davacının kendileri ile çalışmak istemediğini bildirdiğini, çalışanlarının tamamının halen davacı nezdinde çalışmaya devam ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dinlenen tanık beyanlarından, sözleşme süresinin sonunda, davalı tarafından verilen teklifin davacı tarafından kabul edilmemesi nedeniyle anlaşma sağlanamadığından sözleşmenin uzatılmadığı ve davalının fesih iradesinin davacıya ulaştığı, sözleşmenin uzatılmadığının her iki tarafında bilgisi dahilinde olduğu, bu durumda artık noterden yazılı olarak sözleşmenin feshedildiğinin bildirilmesinin bir anlam taşımayacağı, sözleşmenin 2. maddesine dayanarak tazminat talep edilmesinin hakkaniyete uygun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili, temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında imzalanan hizmet sözleşmesinin usulsüz feshi sebebiyle uğranıldığı iddia olunan zararın tazmini istemine ilişkindir. Sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 20'inci maddesine göre, "Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmek veya mukaveleyi fesih yahut ondan rücu maksadiyle yapılacak ihbar veya ihtarların muteber olması için noter marifetiyle veya iadeli taahhütlü bir mektupla yahut telgrafla yapılması şarttır." Yine taraflarca imzalanan sözleşmenin delil sözleşmesi niteliğinde olan 2'inci maddesi "Sözleşmenin bitim tarihinden bir ay önce tarafların sözleşmeyi feshettiklerini noterden yazılı olarak bildirmedikleri takdirde sözleşmenin kendiliğinden aynı süre uzayacağını" düzenlemiştir.
Buna rağmen mahkemece tanık beyanına dayanılarak davalı tarafça sözleşmenin feshedildiğinin kabulü doğru değildir. Sözleşmede belirtilen süre ve şekilde fesih ihbarı yapılmadığına göre feshin haksız olduğunun kabulü gerekir.
Sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunun 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 96'ıncı maddesi uyarınca, alacaklı hakkını kısmen veya tamamen istifa edemediği takdirde borçlu kendisine hiçbir kusurun isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bundan doğan zararı tazmine mecburdur. Anılan yasa maddesi gereğince, güvenlik hizmeti sözleşmesini usulüne uygun feshetmeyen davalı, davacının zararını tazminle mükelleftir. Bununla birlikte 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 325. maddesi “İş sahibi işi kabulde temerrüt ederse, işçi taahhüt ettiği işi yapmağa mecbur olmaksızın mukaveledeki ücreti istiyebilir. Şu kadar ki, işi yapmadığından dolayı tasarruf ettiği yahut diğer bir iş ile kazandığı ve kazanmaktan kasten feragat eylediği şeyi mahsup ettirmeğe mecburdur.” hükmünü haiz olup, BK'nın 98.
maddesi delaletiyle BK'nın 44. maddesi gereğince de davacı taraf zararının artmasını önlemek için gerekli tüm önlemleri almalıdır. Adı geçen yasa maddeleri uyarınca, tazminat talep etme hakkı bulunan davacının aynı şartlardaki güvenlik hizmetleri işini ne kadar sürede bulabileceği belirlenerek, bu süre içinde mahrum kaldığı ücrete hak kazandığının kabulü gerekir. Ancak bu husus hakimin özel bilgisiyle halledebileceği bir durum olmadığından mahkemece bu konuda bilirkişiler aracılığıyla inceleme yapılarak, bilirkişilerden rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerla davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1028429300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz