Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/193 E. 2014/7416 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
teminatın iadesi↗ müspet zarar↗ haksız fesih↗ mücbir sebep↗ kazanç kaybı↗ makul süre↗ yoksun kalınan kâr↗ kıyasen uygulama↗ sözleşmenin feshi↗ basiretli tacir↗ taşıma sözleşmesi↗ ifa↗ mahsup↗ fesih↗ kâr kaybı↗ feragat↗ bilirkişi incelemesi↗ ek tasfiye↗ ıslah↗ taahhütname↗ tacir↗ yasal faiz↗ kusur↗ temerrüt↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; yolcu taşımacılığına ait ihale sonucu oluşan sözleşmede fesih ve tasfiye koşullarının düzenlendiği, mücbir sebeple fesih halinde teminatların iade edileceği, davalı tarafından anılan UKOME kararı mücbir sebep olarak kabulünün mümkün olmadığı, davalı Belediye Başkanlığının basiretli tacir gibi davranarak taşıma işini ihale etmeden ve davacı ile sözleşmeyi imzalamadan önce Vezirköprü ilçesinden hareket edecek yolcu taşıma araçlarının Samsun il merkezine giriş-çıkış yapıp-yapamayacağı konusunda gerekli yazışmaları yaparak güzergah ile ilgili olarak sorunların önüne geçmek ve ihale şartnamesi ve eki dökümanları bu araştırmalarının sonucuna göre revize etmek olanağına sahip iken bu yola başvurmadığı, davalının basiretli davranmaması ve kusurlu davranışı sonucunda sözleşmenin haksız yere feshedildiği, davacının haksız fesih nedeni ile yoksun kalınan kârının mülga 818 sayılı BK'nın 106 ve 108. maddeleri gereğince hesaplanırken yine mülga 818 sayılı BK'nın 325. maddesinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 408.m.) yer alan kesinti yönteminin kıyasen uygulanması gerektiği gerekçesiyle davacının ıslah talebi de gözetilerek davanın kabulüne, dava konusu 23.958,66 TL alacağın 8.000 TL'sinin dava tarihi olan 07/01/2009, bakiye 15.958,66 TL'sinin ise ıslah tarihi olan 28/05/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalının sözleşmenin feshine dayanak yaptığı UKOME kararının sözleşmenin imzalandığı tarihten önce de var olması ile 818 sayılı BK'nın 117. maddesi hükmüne göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak; dava, taşıma sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshi nedeniyle uğranılan zararların tazmini istemine ilişkindir. Davacının, davalı belediyenin Vezirköprü-Samsun hattına ilişkin ihaleyi kazanarak davalı ile taşıma sözleşmesi imzaladığı, davalı tarafından haksız olarak taşıma sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle zarara uğradığı ve bu itibarla uğradığı müspet zarar kapsamındaki kazanç kaybı isteyebileceği dosya kapsamından anlaşılmıştır. Mahkemece, davacının uğradığı bu zararla ilgili olarak yukarıda özetlendiği şekilde karar verilmiş ise de, bu konuda yapılan inceleme ve alınan bilirkişi raporu yeterli bulunmamaktadır. Zira, somut uyuşmazlık bakımından öncelikle çözümü gereken husus, taraflar arasında akdedilen taşıma sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshi nedeniyle davacının kazanç kaybına ilişkin zarar hesabının hangi süre için yapılacağı ve hesaplama yönteminin nasıl olacağına ilişkindir.
818 sayılı BK'nın 96. maddesi uyarınca, alacaklı hakkını kısmen veya tamamen istifade edemediği takdirde borçlu kendisine hiçbir kusurun isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bundan doğan zararı tazmine mecburdur. Yine aynı Yasa'nın 325. maddesi “İş sahibi işi kabulde temerrüt ederse, işçi taahhüt ettiği işi yapmağa mecbur olmaksızın mukaveledeki ücreti istiyebilir. Şu kadar ki, işi yapmadığından dolayı tasarruf ettiği yahut diğer bir iş ile kazandığı ve kazanmaktan kasten feragat eylediği şeyi mahsup ettirmeğe mecburdur.” hükmünü haiz olup, BK'nın 98. maddesi delaletiyle BK'nın 44. maddesi gereğince de davacı taraf zararının artmasını önlemek için gerekli tüm önlemleri almalıdır.
Yukarıda da belirtildiği üzere, davacının sözleşmenin ifa edilmemesi nedeniyle elde edeceği net kazancı, yapabileceği tüm giderler ile davalı tarafça sözleşmenin feshi üzerine benzer nitelikteki bir işi ne kadar sürede temin edebileceği araştırılarak, böyle bir işi edinmesi için gereken asgari makul süreye tekabül eden net kazanç tutarınca kazanç kaybının hesaplanması ve anılan hususların tespitinin de özel bilgi ve uzmanlık gerektirmesi nedeniyle bu alanda görüşüne başvurulan kişinin davaya konu uyuşmazlıkla ilgili olarak bilgi ve deneyim sahibi olması gerekmektedir. Oysaki mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişiler arasında ilgili sektörden bir bilirkişi bulunmadığı gibi, verilen raporlar da hüküm kurmaya elverişli değildir. Bu itibarla mahkemece, aralarında taşıma konusunda bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu taşıma sözleşmesinin feshi halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde ise hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek makul süre için kazanç kaybından kaynaklanan zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede davacının serbest çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalı tarafından yapılan ihale kapsamında çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalı tarafından yapılan ihale kapsamında çalışması durumunda kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde serbest çalışması ihtimalinde elde edeceği miktarın, ihale kapsamında çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz bilirkişi incelemesine dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3-Kabule göre de; Mahkemece, fesih tarihi olarak kabul edilen 15.01.2008 tarihinden sözleşmenin bitim tarihi olarak belirtilen 16.7.2010 tarihine kadarki dönem için kazanç kaybı hesabı yapılmasının mümkün olduğu gerekçesiyle, uğranılan zarar bu değerlendirmeye göre hüküm altına alınmıştır. Ancak, davaya konu kazanç kaybına ilişkin tazminatın, geçerli bir sözleşme ilişkisinin haksız olarak feshedildiği tarihten, dava tarihine kadar hesaplanması gerektiğinden, mahkemenin tazminatın sözleşmenin feshi tarihinden başlayıp, bitim tarihine kadar olan dönem için hesaplanabileceği yönündeki gerekçesi ve bu gerekçe doğrultusunda dava tarihinden sonraki bir dönem içinde tazminata hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13810 E. 2014/4185 K.
Ortak:müspet zarar · kazanç kaybı · makul süre · sözleşmenin feshi · taşıma sözleşmesi · ifa · mahsup · kâr kaybı · Tazminat
İncelediğiniz karardaYukarıda da belirtildiği üzere, davacının sözleşmenin «ifa» edilmemesi nedeniyle elde edeceği net kazancı, yapabileceği tüm giderler ile davalı tarafça «sözleşmenin feshi» üzerine benzer nitelikteki bir işi ne kadar sürede temin edebileceği araştırılarak, böyle bir işi edinmesi için gereken asgari «makul süreye» tekabül eden net kazanç tutarınca «kazanç kaybının» hesaplanması ve anılan hususların tespitinin de özel bilgi ve uzmanlık gerektirmesi nedeniyle bu alanda görüşüne başvurulan kişinin davaya konu uyuşmazlıkla ilgili …
Bu itibarla mahkemece, aralarında taşıma konusunda bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu «taşıma sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde ise hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için kazanç kaybından kaynaklanan zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede davacının serbest çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalı tarafından yapılan ihale kapsamında çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalı tarafından yapılan ihale kapsamında çalışması durumunda kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde serbest çalışması ihtimalinde elde edeceği miktarın, ihale kapsamında çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı «kazanç kaybına» ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Davacının, davalı belediyenin Vezirköprü-Samsun hattına ilişkin ihaleyi kazanarak davalı ile «taşıma sözleşmesi» imzaladığı, davalı tarafından haksız olarak taşıma sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle zarara uğradığı ve bu itibarla uğradığı «müspet zarar» kapsamındaki «kazanç kaybı» isteyebileceği dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Benzer bu karardaYukarıda da belirtildiği üzere, davacının sözleşmenin «ifa» edilmemesi nedeniyle elde edeceği net kazancı, yapabileceği tüm giderler ile davalı tarafça «sözleşmenin feshi» üzerine benzer nitelikteki bir işi ne kadar sürede temin edebileceği araştırılarak, böyle bir işi edinmesi için gereken asgari «makul süreye» tekabül eden net kazanç tutarınca «kazanç kaybının» hesaplanması ve anılan hususların tespitinin de özel bilgi ve uzmanlık gerektirmesi nedeniyle bu alanda görüşüne başvurulan kişinin davaya konu uyuşmazlıkla ilgili …
Bu itibarla mahkemece, aralarında taşıma konusunda bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu «taşıma sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde ise hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede davacının serbest çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalı tarafından yapılan ihale kapsamında çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalı tarafından yapılan ihale kapsamında çalışması durumunda kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde serbest çalışması ihtimalinde elde edeceği miktarın, ihale kapsamında çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
4020-4021) 2-Ancak, davacının, davalı belediyenin Vezirköprü-Samsun hattına ilişkin ihaleyi kazanarak davalı ile «taşıma sözleşmesi» imzaladığı, davalı tarafından haksız olarak taşıma sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle zarara uğradığı ve bu itibarla uğradığı «müspet zarar» kapsamındaki «kazanç kaybı» zararını isteyebileceği dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hakkaniyet indirimi · borcun ifası · ifa imkansızlığı · illiyet bağı · kâr mahrumiyeti · hakkaniyet · terkin · dava sebebi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin mücbir «sebebe» dayalı olarak değil, davalının basiretli davranmaması ve kusurlu davranışı sonucunda haksız yere feshedildiği, davacının dava konusu isteme dayanak «taşıma sözleşmesinin» feshinden önce herhangi bir ticari faaliyetinin bulunmadığı, fesihten sonra ise ticari faaliyetlerini «terk» ettiği, davacının sözleşmenin feshinde kusurunun bulunmadığı gözetilerek «hakkaniyet indirimi» de yapılmadığı gerekçesiyle, bilirkişi raporu ve «ıslah» beyanı uyarınca davanın kabulü ile 23.958,66 TL alacağın 8.000 TL'sinin dava tarihi olan 07.01.2009, bakiye 15.958,66 TL'sinin ise, ıslah tarihi olan 10.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Borcun doğumundan sonra ifasının kendi «kusuru» olmaksızın imkansız hale geldiğini, «ifa imkansızlığına» bir olağanüstü halin veya mücbir «sebebin» neden olduğunu borçlu ispat etmek durumundadır.
Bu itibarla, kusursuz imkansızlıktan bahsedebilmek için olayın doğuşunu ve «borcun ifasını» imkansızlaştırmasını önlemenin mümkün olmaması, borçlu için böyle bir olayın doğabileceğinin önceden tahmin edilememiş olması, olay ile borcun «ifa» edilememesi arasında bir «illiyet bağının» bulunmaması ve borçlu tarafından somut olayda belirtilen bu sebeplerin gerçekleştiğinin ispat edilmesi gerekmektedir. (Turgut Uygur Açıklamalı-İçtihatlı Borçlar Ka …
Zira; 818 sayılı BK'nın 117. maddesinde ”Borçluya isnat olunamıyan haller münasebetiyle «borcun ifası» mümkün olmazsa, borç sakıt olur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8326 E. 2016/3127 K.
Ortak:kazanç kaybı · makul süre · yoksun kalınan kâr · sözleşmenin feshi · fesih · kâr kaybı · bilirkişi incelemesi
İncelediğiniz karardaBu itibarla mahkemece, aralarında taşıma konusunda bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu «taşıma sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde ise hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için kazanç kaybından kaynaklanan zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede davacının serbest çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalı tarafından yapılan ihale kapsamında çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalı tarafından yapılan ihale kapsamında çalışması durumunda kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde serbest çalışması ihtimalinde elde edeceği miktarın, ihale kapsamında çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı «kazanç kaybına» ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yukarıda da belirtildiği üzere, davacının sözleşmenin «ifa» edilmemesi nedeniyle elde edeceği net kazancı, yapabileceği tüm giderler ile davalı tarafça «sözleşmenin feshi» üzerine benzer nitelikteki bir işi ne kadar sürede temin edebileceği araştırılarak, böyle bir işi edinmesi için gereken asgari «makul süreye» tekabül eden net kazanç tutarınca «kazanç kaybının» hesaplanması ve anılan hususların tespitinin de özel bilgi ve uzmanlık gerektirmesi nedeniyle bu alanda görüşüne başvurulan kişinin davaya konu uyuşmazlıkla ilgili …
3-Kabule göre de; Mahkemece, «fesih» tarihi olarak kabul edilen 15.01.2008 tarihinden sözleşmenin bitim tarihi olarak belirtilen 16.7.2010 tarihine kadarki dönem için «kazanç kaybı» hesabı yapılmasının mümkün olduğu gerekçesiyle, uğranılan zarar bu değerlendirmeye göre hüküm altına alınmıştır.
Benzer bu kararda3-Mahkemece, görüşüne başvurulan bilirkişi heyeti tarafından yapılan hesaplamada yukarda 1 no.lu bentte belirtildiği üzere 2008 yılından itibaren davacının «servis sözleşmesinin» devamı halinde elde edeceği gelir ile özel servis olarak faaliyet göstermesi halinde elde edeceği gelir arasında oranlama yapılmak suretiyle «yoksun kalınan» kazanç hesabı yapılmış ise de, Dairemizin 16.12.2014 tarihli 1914/19834 sayılı ilamında da açıklandığı üzere, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu belirsiz süreli «yetkili servis sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
… ve dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile; davalının sözleşmeyi feshetmesinden itibaren kalan süre 325 gün olup, günlük kazancın 325 ile çarpılması sonucu «yoksun kalınan» kazanç tutarı hesaplanmış olup, bu miktarın 4.484,84 TL olarak davacının yoksun kaldığı kazanç tutarı olarak davalıdan tahsiline, diğer tazminat taleplerinin ve fazlaya ilişkin yoksun kalınan kâra ilişkin tazminat istemlerinin reddine, davacının 325 günlük süre için öngörülerek yoksun kalınan kâr dışındaki talep edilen fazlaya ilişkin «maddi tazminat» taleplerinin reddine, taraflar arasında ticari bir ilişkinin bulunduğu, sözleşmenin haksız olarak feshedilmesinin davacı «tüzel kişiliğinin» «ticari itibar» ve piyasadaki imajına zarar verdiğine ilişkin dosyada bir delil bulunmadığı, sözleşmenin taraflardan biri tarafından her zaman feshinin mümkün olduğu, sözleşmenin …
Ancak, mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi heyeti tarafından tazminat hesabına dair 2008 yılı esas alınmış ise de, davacının yukarda belirtilen iddiası kapsamında sözleşmenin hangi tarihte feshedildiği belirlenmeksizin ve gerekçesi de açıklanmaksızın, «fesih» tarihinin 2008 yılı olduğunun kabulü suretiyle «eksik incelemeye» dayalı olarak sonuca ulaşılması doğru görülmemiş kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetkili servis sözleşmesi · servis sözleşmesi · menfi zarar · ticari itibar · tüzel kişilik · maddi tazminat · eksik inceleme
Benzer bu kararda… ve dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile; davalının sözleşmeyi feshetmesinden itibaren kalan süre 325 gün olup, günlük kazancın 325 ile çarpılması sonucu «yoksun kalınan» kazanç tutarı hesaplanmış olup, bu miktarın 4.484,84 TL olarak davacının yoksun kaldığı kazanç tutarı olarak davalıdan tahsiline, diğer tazminat taleplerinin ve fazlaya ilişkin yoksun kalınan kâra ilişkin tazminat istemlerinin reddine, davacının 325 günlük süre için öngörülerek yoksun kalınan kâr dışındaki talep edilen fazlaya ilişkin «maddi tazminat» taleplerinin reddine, taraflar arasında ticari bir ilişkinin bulunduğu, sözleşmenin haksız olarak feshedilmesinin davacı «tüzel kişiliğinin» «ticari itibar» ve piyasadaki imajına zarar verdiğine ilişkin dosyada bir delil bulunmadığı, sözleşmenin taraflardan biri tarafından her zaman feshinin mümkün olduğu, sözleşmenin …
2-Dava, davacı ile .... arasındaki «yetkili servis sözleşmesinin» bu şirketi devralan... tarafından 2006 yılında haksız olarak feshedildiği iddiasına dayalı müspet ve «menfi zararlarının» giderilmesi istemine ilişkindir.
3-Mahkemece, görüşüne başvurulan bilirkişi heyeti tarafından yapılan hesaplamada yukarda 1 no.lu bentte belirtildiği üzere 2008 yılından itibaren davacının «servis sözleşmesinin» devamı halinde elde edeceği gelir ile özel servis olarak faaliyet göstermesi halinde elde edeceği gelir arasında oranlama yapılmak suretiyle «yoksun kalınan» kazanç hesabı yapılmış ise de, Dairemizin 16.12.2014 tarihli 1914/19834 sayılı ilamında da açıklandığı üzere, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu belirsiz süreli «yetkili servis sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Ancak, mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi heyeti tarafından tazminat hesabına dair 2008 yılı esas alınmış ise de, davacının yukarda belirtilen iddiası kapsamında sözleşmenin hangi tarihte feshedildiği belirlenmeksizin ve gerekçesi de açıklanmaksızın, «fesih» tarihinin 2008 yılı olduğunun kabulü suretiyle «eksik incelemeye» dayalı olarak sonuca ulaşılması doğru görülmemiş kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13579 E. 2013/12065 K.
Ortak:haksız fesih · mahsup · fesih · feragat · ıslah · taahhütname · kusur · temerrüt
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; yolcu taşımacılığına ait ihale sonucu oluşan sözleşmede «fesih» ve «tasfiye» koşullarının düzenlendiği, mücbir sebeple fesih halinde «teminatların iade» edileceği, davalı tarafından anılan UKOME kararı «mücbir sebep» olarak kabulünün mümkün olmadığı, davalı Belediye Başkanlığının «basiretli tacir» gibi davranarak taşıma işini ihale etmeden ve davacı ile sözleşmeyi imzalamadan önce Vezirköprü ilçesinden hareket edecek yolcu taşıma araçlarının Samsun il merkezine giriş-çıkış yapıp-yapamayacağı konusunda gerekli yazışmaları yaparak güzergah ile ilgili olarak sorunların önüne geçmek ve ihale şartnamesi ve eki dökümanları bu araştırmalarının sonucuna göre revize etmek olanağına sahip iken bu yola başvurmadığı, davalının basiretli davranmaması ve kusurlu davranışı sonucunda sözleşmenin haksız yere feshedildiği, davacının «haksız fesih» nedeni ile «yoksun kalınan» kârının mülga 818 sayılı BK'nın 106 ve 108. maddeleri gereğince hesaplanırken yine mülga 818 sayılı BK'nın 325. maddesinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 408.m.) yer alan kesinti yönteminin «kıyasen uygulanması» gerektiği gerekçesiyle davacının «ıslah» talebi de gözetilerek davanın kabulüne, dava konusu 23.958,66 TL alacağın 8.000 TL'sinin dava tarihi olan 07/01/2009, bakiye 15.958,66 TL'sinin ise ıslah tarihi olan 28/05/2013 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Yine aynı Yasa'nın 325. maddesi “İş sahibi işi kabulde «temerrüt» ederse, işçi «taahhüt» ettiği işi yapmağa mecbur olmaksızın mukaveledeki ücreti istiyebilir.
Şu kadar ki, işi yapmadığından dolayı tasarruf ettiği yahut diğer bir iş ile kazandığı ve kazanmaktan kasten «feragat» eylediği şeyi «mahsup» ettirmeğe mecburdur.” hükmünü haiz olup, BK'nın 98. maddesi delaletiyle BK'nın 44. maddesi gereğince de davacı taraf zararının artmasını önlemek için gerekli tüm önlemleri almalıdır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin «yenilenerek» devam edip 18.07.2011 tarihine kadar uzadığı, davalının 22.03.2011 tarihli «ihtarname» ile süresinden önce sözleşmeyi feshettiği, sözleşme içeriğinin bir bütün olarak değerlendirildiğinde, «cezai şart» içeren hüküm de «dahil» olmak üzere değiştirilmeksizin yenilendiğinin kabulü gerektiği, davalının süre yönünden sözleşme yenilenmekle birlikte cezai şart hükmünün yenilenmediğine ilişkin savunmasına itibar edilmediği, bu nedenle de davalının «fesih» tarihi ile sözleşme bitim tarihi arasındaki hizmet bedelinden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 27.«194»,92.TL'nin (10.000,00 TL'sinin 10.04.2011 tarihinden, 17.194,92 TL'nin 07.02.2012 «ıslah» tarihinden itibaren) işleyecek avans faiziyle birlikte davacı yararına davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen sözleşmede, süresinden önce «haksız fesih» halinde ödenecek tazminat miktarı belirlenmiştir.
Bununla birlikte 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 325. maddesi “İş sahibi işi kabulde «temerrüt» ederse, işçi «taahhüt» ettiği işi yapmağa mecbur olmaksızın mukaveledeki ücreti istiyebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 194 · istifa · kâr mahrumiyeti · iyiniyet · cezai şart · hizmet sözleşmesi · dürüstlük kuralı · yenileme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin «yenilenerek» devam edip 18.07.2011 tarihine kadar uzadığı, davalının 22.03.2011 tarihli «ihtarname» ile süresinden önce sözleşmeyi feshettiği, sözleşme içeriğinin bir bütün olarak değerlendirildiğinde, «cezai şart» içeren hüküm de «dahil» olmak üzere değiştirilmeksizin yenilendiğinin kabulü gerektiği, davalının süre yönünden sözleşme yenilenmekle birlikte cezai şart hükmünün yenilenmediğine ilişkin savunmasına itibar edilmediği, bu nedenle de davalının «fesih» tarihi ile sözleşme bitim tarihi arasındaki hizmet bedelinden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 27.«194»,92.TL'nin (10.000,00 TL'sinin 10.04.2011 tarihinden, 17.194,92 TL'nin 07.02.2012 «ıslah» tarihinden itibaren) işleyecek avans faiziyle birlikte davacı yararına davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2. maddesi çerçevesinde, «iyiniyet» ve «dürüstlük kurallarına» uygun olarak talep edilebilmesi gerekir.
Dava, güvenlik «hizmetleri sözleşmesinin» haksız feshi sebebiyle feshedilen süre için sözleşme bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunun 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 96. maddesi uyarınca, alacaklı hakkını kısmen veya tamamen «istifa» edemediği takdirde borçlu kendisine hiçbir «kusurun» isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bundan doğan zararı tazmine mecburdur.
4 benzer karar daha
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16770 E. 2014/17571 K.
Ortak:müspet zarar · haksız fesih · kazanç kaybı · makul süre · yoksun kalınan kâr · sözleşmenin feshi · fesih · kâr kaybı
İncelediğiniz karardaYukarıda da belirtildiği üzere, davacının sözleşmenin «ifa» edilmemesi nedeniyle elde edeceği net kazancı, yapabileceği tüm giderler ile davalı tarafça «sözleşmenin feshi» üzerine benzer nitelikteki bir işi ne kadar sürede temin edebileceği araştırılarak, böyle bir işi edinmesi için gereken asgari «makul süreye» tekabül eden net kazanç tutarınca «kazanç kaybının» hesaplanması ve anılan hususların tespitinin de özel bilgi ve uzmanlık gerektirmesi nedeniyle bu alanda görüşüne başvurulan kişinin davaya konu uyuşmazlıkla ilgili …
Bu itibarla mahkemece, aralarında taşıma konusunda bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu «taşıma sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde ise hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için kazanç kaybından kaynaklanan zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede davacının serbest çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalı tarafından yapılan ihale kapsamında çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalı tarafından yapılan ihale kapsamında çalışması durumunda kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde serbest çalışması ihtimalinde elde edeceği miktarın, ihale kapsamında çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı «kazanç kaybına» ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; yolcu taşımacılığına ait ihale sonucu oluşan sözleşmede «fesih» ve «tasfiye» koşullarının düzenlendiği, mücbir sebeple fesih halinde «teminatların iade» edileceği, davalı tarafından anılan UKOME kararı «mücbir sebep» olarak kabulünün mümkün olmadığı, davalı Belediye Başkanlığının «basiretli tacir» gibi davranarak taşıma işini ihale etmeden ve davacı ile sözleşmeyi imzalamadan önce Vezirköprü ilçesinden hareket edecek yolcu taşıma araçlarının Samsun il merkezine giriş-çıkış yapıp-yapamayacağı konusunda gerekli yazışmaları yaparak güzergah ile ilgili olarak sorunların önüne geçmek ve ihale şartnamesi ve eki dökümanları bu araştırmalarının sonucuna göre revize etmek olanağına sahip iken bu yola başvurmadığı, davalının basiretli davranmaması ve kusurlu davranışı sonucunda sözleşmenin haksız yere feshedildiği, davacının «haksız fesih» nedeni ile «yoksun kalınan» kârının mülga 818 sayılı BK'nın 106 ve 108. maddeleri gereğince hesaplanırken yine mülga 818 sayılı BK'nın 325. maddesinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 408.m.) yer alan kesinti yönteminin «kıyasen uygulanması» gerektiği gerekçesiyle davacının «ıslah» talebi de gözetilerek davanın kabulüne, dava konusu 23.958,66 TL alacağın 8.000 TL'sinin dava tarihi olan 07/01/2009, bakiye 15.958,66 TL'sinin ise ıslah tarihi olan 28/05/2013 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu itibarla mahkemece, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu «yetkili servis sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması, bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında da belirl …
A.Ş. tarafından sebepsiz yere «servis sözleşmesinin» feshedilmesi nedeniyle zarara uğradığı, sözleşmenin haksız olarak feshi nedeniyle uğradığı «müspet zarar» kapsamındaki «kazanç kaybı» zararını isteyebileceği dosya kapsamından anlaşılmıştır.
… i sebepler gösterilerek feshedildiği, ancak feshin haklı olduğu iddiasının davalı tarafça ispat edilemediği, davacının bu nedenle maddi zarara uğrasa da sözleşmenin «haksız fesih» edilmesinin her zaman davacı «tüzel kişiliğinin» «ticari itibar» ve piyasadaki imajına zarar verildiği anlamına gelmeyeceği, davacının manevi zarara uğradığına ilişkin herhangi bir delilin bulunmadığı gerekçesiyle davalı ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetkili servis sözleşmesi · servis sözleşmesi · tacirler arası hizmet sözleşmesi · ticari itibar · tacirler arası dava · hizmet sözleşmesi · reeskont faizi · pasif husumet
Benzer bu kararda2-Dava, «tacirler arası hizmet sözleşmesinin» haksız feshinden kaynaklanan maddi ve manevi zararın, zarar sorumlusu bulunan davalılardan tazmini istemine ilişkindir.
Grunding A.Ş. hakkında açılan davanın «pasif husumet» yönünden reddine, 27.870,36 TL «yoksun kalınan» kâr tazminatının 15/06/2009 dava tarihinden itibaren diğer davalıdan «avans faizi» oranını geçmemek üzere değişen oranda «reeskont faizi» ile birlikte tahsiline, manevi tazminata ilişkin davanın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla mahkemece, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu «yetkili servis sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması, bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında da belirl …
… i sebepler gösterilerek feshedildiği, ancak feshin haklı olduğu iddiasının davalı tarafça ispat edilemediği, davacının bu nedenle maddi zarara uğrasa da sözleşmenin «haksız fesih» edilmesinin her zaman davacı «tüzel kişiliğinin» «ticari itibar» ve piyasadaki imajına zarar verildiği anlamına gelmeyeceği, davacının manevi zarara uğradığına ilişkin herhangi bir delilin bulunmadığı gerekçesiyle davalı ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/10193 E. 2012/1567 K.
Ortak:taşıma sözleşmesi · Tazminat
İncelediğiniz kararda2- Ancak; dava, «taşıma sözleşmesinin» davalı tarafından haksız olarak feshi nedeniyle uğranılan zararların tazmini istemine ilişkindir.
Davacının, davalı belediyenin Vezirköprü-Samsun hattına ilişkin ihaleyi kazanarak davalı ile «taşıma sözleşmesi» imzaladığı, davalı tarafından haksız olarak taşıma sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle zarara uğradığı ve bu itibarla uğradığı «müspet zarar» kapsamındaki «kazanç kaybı» isteyebileceği dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Zira, somut uyuşmazlık bakımından öncelikle çözümü gereken husus, taraflar arasında akdedilen «taşıma sözleşmesinin» davalı tarafından haksız feshi nedeniyle davacının «kazanç kaybına» ilişkin zarar hesabının hangi süre için yapılacağı ve hesaplama yönteminin nasıl olacağına ilişkindir.
Benzer bu karardaSamsun - Vezirköprü arası yolcu taşıma ihalesinin sonuçlanmasından sonra taraflar arasında «taşıma sözleşmesi» akdedildiğine ve uyuşmazlık bu sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak feshinden kaynaklanan tazminat istemine yönelik olduğuna göre, davaya bakmak adli yargının görevine girdiği halde idari yargının «görevli» olduğundan bahisle «görevsizlik» kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:görevsizlik kararı · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davaya konu sözleşmenin niteliği nazara alındığında idari sözleşmelerden kaynaklanan ihtilaflarda idari yargının «görevli» olduğu gerekçesiyle HUMK 7 vd. maddeleri uyarınca mahkemenin «görevsizliğine» karar verilmiştir.
Samsun - Vezirköprü arası yolcu taşıma ihalesinin sonuçlanmasından sonra taraflar arasında «taşıma sözleşmesi» akdedildiğine ve uyuşmazlık bu sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak feshinden kaynaklanan tazminat istemine yönelik olduğuna göre, davaya bakmak adli yargının görevine girdiği halde idari yargının «görevli» olduğundan bahisle «görevsizlik» kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/8547 E. 2012/6538 K.
Ortak:yoksun kalınan kâr · basiretli tacir · taşıma sözleşmesi · tacir · yasal faiz · kusur
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; yolcu taşımacılığına ait ihale sonucu oluşan sözleşmede «fesih» ve «tasfiye» koşullarının düzenlendiği, mücbir sebeple fesih halinde «teminatların iade» edileceği, davalı tarafından anılan UKOME kararı «mücbir sebep» olarak kabulünün mümkün olmadığı, davalı Belediye Başkanlığının «basiretli tacir» gibi davranarak taşıma işini ihale etmeden ve davacı ile sözleşmeyi imzalamadan önce Vezirköprü ilçesinden hareket edecek yolcu taşıma araçlarının Samsun il merkezine giriş-çıkış yapıp-yapamayacağı konusunda gerekli yazışmaları yaparak güzergah ile ilgili olarak sorunların önüne geçmek ve ihale şartnamesi ve eki dökümanları bu araştırmalarının sonucuna göre revize etmek olanağına sahip iken bu yola başvurmadığı, davalının basiretli davranmaması ve kusurlu davranışı sonucunda sözleşmenin haksız yere feshedildiği, davacının «haksız fesih» nedeni ile «yoksun kalınan» kârının mülga 818 sayılı BK'nın 106 ve 108. maddeleri gereğince hesaplanırken yine mülga 818 sayılı BK'nın 325. maddesinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 408.m.) yer alan kesinti yönteminin «kıyasen uygulanması» gerektiği gerekçesiyle davacının «ıslah» talebi de gözetilerek davanın kabulüne, dava konusu 23.958,66 TL alacağın 8.000 TL'sinin dava tarihi olan 07/01/2009, bakiye 15.958,66 TL'sinin ise ıslah tarihi olan 28/05/2013 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Ancak; dava, «taşıma sözleşmesinin» davalı tarafından haksız olarak feshi nedeniyle uğranılan zararların tazmini istemine ilişkindir.
Davacının, davalı belediyenin Vezirköprü-Samsun hattına ilişkin ihaleyi kazanarak davalı ile «taşıma sözleşmesi» imzaladığı, davalı tarafından haksız olarak taşıma sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle zarara uğradığı ve bu itibarla uğradığı «müspet zarar» kapsamındaki «kazanç kaybı» isteyebileceği dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı şirketin ihalenin iptaline ilişkin kararın iptali girişimi «kesin» olarak sonuçlanmadan yeniden ihale yapmakla tedbirli bir «tacir» gibi davranmadığından kusurlu olduğu, davacının «ihalenin feshi» nedeni ile ihale bedeli olan 92.664,00-TL içinde %25’lik yüklenici kâr «payı» olan 18.532,80 TL kardan «mahrum» kaldığı gerekçesiyle 18.532,80 TL’nin 04/07/2006 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, davalı tarafından yapılan ihalede taşıma işini üstlenen davacı ile yapılan sözleşmenin, basiretli bir «tacir» gibi davranmayan davalı tarafından feshedildiği ve «kusuru» olmayan davacının bu sebeple zarara uğradığı kabul edilmiştir.
Dava, «taşıma sözleşmesinin» haksız feshedildiği iddiasına dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihalenin feshi · kâr mahrumiyeti · kâr payı · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı şirketin ihalenin iptaline ilişkin kararın iptali girişimi «kesin» olarak sonuçlanmadan yeniden ihale yapmakla tedbirli bir «tacir» gibi davranmadığından kusurlu olduğu, davacının «ihalenin feshi» nedeni ile ihale bedeli olan 92.664,00-TL içinde %25’lik yüklenici kâr «payı» olan 18.532,80 TL kardan «mahrum» kaldığı gerekçesiyle 18.532,80 TL’nin 04/07/2006 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8486 E. 2016/3473 K.
Ortak:müspet zarar · haksız fesih · kazanç kaybı · makul süre · yoksun kalınan kâr · sözleşmenin feshi · fesih · kâr kaybı
İncelediğiniz karardaYukarıda da belirtildiği üzere, davacının sözleşmenin «ifa» edilmemesi nedeniyle elde edeceği net kazancı, yapabileceği tüm giderler ile davalı tarafça «sözleşmenin feshi» üzerine benzer nitelikteki bir işi ne kadar sürede temin edebileceği araştırılarak, böyle bir işi edinmesi için gereken asgari «makul süreye» tekabül eden net kazanç tutarınca «kazanç kaybının» hesaplanması ve anılan hususların tespitinin de özel bilgi ve uzmanlık gerektirmesi nedeniyle bu alanda görüşüne başvurulan kişinin davaya konu uyuşmazlıkla ilgili …
Bu itibarla mahkemece, aralarında taşıma konusunda bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu «taşıma sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde ise hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için kazanç kaybından kaynaklanan zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede davacının serbest çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalı tarafından yapılan ihale kapsamında çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalı tarafından yapılan ihale kapsamında çalışması durumunda kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde serbest çalışması ihtimalinde elde edeceği miktarın, ihale kapsamında çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı «kazanç kaybına» ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; yolcu taşımacılığına ait ihale sonucu oluşan sözleşmede «fesih» ve «tasfiye» koşullarının düzenlendiği, mücbir sebeple fesih halinde «teminatların iade» edileceği, davalı tarafından anılan UKOME kararı «mücbir sebep» olarak kabulünün mümkün olmadığı, davalı Belediye Başkanlığının «basiretli tacir» gibi davranarak taşıma işini ihale etmeden ve davacı ile sözleşmeyi imzalamadan önce Vezirköprü ilçesinden hareket edecek yolcu taşıma araçlarının Samsun il merkezine giriş-çıkış yapıp-yapamayacağı konusunda gerekli yazışmaları yaparak güzergah ile ilgili olarak sorunların önüne geçmek ve ihale şartnamesi ve eki dökümanları bu araştırmalarının sonucuna göre revize etmek olanağına sahip iken bu yola başvurmadığı, davalının basiretli davranmaması ve kusurlu davranışı sonucunda sözleşmenin haksız yere feshedildiği, davacının «haksız fesih» nedeni ile «yoksun kalınan» kârının mülga 818 sayılı BK'nın 106 ve 108. maddeleri gereğince hesaplanırken yine mülga 818 sayılı BK'nın 325. maddesinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 408.m.) yer alan kesinti yönteminin «kıyasen uygulanması» gerektiği gerekçesiyle davacının «ıslah» talebi de gözetilerek davanın kabulüne, dava konusu 23.958,66 TL alacağın 8.000 TL'sinin dava tarihi olan 07/01/2009, bakiye 15.958,66 TL'sinin ise ıslah tarihi olan 28/05/2013 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… avacının birleşme kararı sonrasında .... servisi olarak çalışmaya devam ettiği, ancak ... tarafından sözleşmenin haklı gerekçe sunulmaksızın feshedildiği, davacının «yoksun kalınan» kazancını istemekte haklı olduğu «fesih» tarihi ile sözleşmenin bitim tarihi arasında 365 gün olduğunu, bu süredeki muhtemel kazanç oranından davacının özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği muhtemel kazanç düşüldüğünde davacının yoksun kaldığı kazancın tespit edilebileceği, davacının 365 günlük süre için öngörülerek yoksun kalınan kâr dışındaki talep edilen fazlaya ilişkin «maddi tazminat» taleplerinin reddinin gerektiği, «haksız fesih» dolayısıyla toplam 3.919,65 TL tutarındaki «müspet zararını» talep edebileceği, davacının 1 ve 2 nolu davalı şirketlerin birleşmesi nedeniyle birleşme bedelinden pay ve sözleşme şartlarının davalı şirket tarafından sözleşme dönemi içinde sözleşmeye aykırı bir şekilde ağırlaştırılmış olmasından dolayı uğradığı zararı ve 818 sayılı T.B.K'nın 49. maddesi gereğince koşulları oluşmadığından manevi tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 3.919,65 TL'nin maddi tazminatın dava tarihinden itibaren «avans faiz» oranını geçmemek üzere değişen oranlarda «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının manevi zararla ilgili talebinin reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla mahkemece, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu belirsiz süreli «yetkili servis sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için (makul süre) söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki farkın davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Uyuşmazlığın çözülmesi için, öncelikle taraflar arasında belirsiz süreli ve sözlü olarak yapılan «servis sözleşmesinin» haksız feshi halinde «kazanç kaybına» ilişkin zararın hesabının hangi süre için yapılacağı ve hesaplama yönteminin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetkili servis sözleşmesi · servis sözleşmesi · pasif husumet yokluğu · reeskont faizi · pasif husumet · tüzel kişilik · husumet yokluğu · maddi tazminat
Benzer bu kararda4- Dosya kapsamına göre de dava tarihi itibariyle.... ile birleşerek «tüzel kişiliği» sona ermiş olan ....'ye «husumet» yöneltilemeyeceğinden, bu davalı yönünden «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekirken, “...davalıdan tahsili ile davacıya verilmesi” şeklinde hüküm kurulması dosyada iki davalı bulunduğundan tereddüte yol açaçak nitelikte olup doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… avacının birleşme kararı sonrasında .... servisi olarak çalışmaya devam ettiği, ancak ... tarafından sözleşmenin haklı gerekçe sunulmaksızın feshedildiği, davacının «yoksun kalınan» kazancını istemekte haklı olduğu «fesih» tarihi ile sözleşmenin bitim tarihi arasında 365 gün olduğunu, bu süredeki muhtemel kazanç oranından davacının özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği muhtemel kazanç düşüldüğünde davacının yoksun kaldığı kazancın tespit edilebileceği, davacının 365 günlük süre için öngörülerek yoksun kalınan kâr dışındaki talep edilen fazlaya ilişkin «maddi tazminat» taleplerinin reddinin gerektiği, «haksız fesih» dolayısıyla toplam 3.919,65 TL tutarındaki «müspet zararını» talep edebileceği, davacının 1 ve 2 nolu davalı şirketlerin birleşmesi nedeniyle birleşme bedelinden pay ve sözleşme şartlarının davalı şirket tarafından sözleşme dönemi içinde sözleşmeye aykırı bir şekilde ağırlaştırılmış olmasından dolayı uğradığı zararı ve 818 sayılı T.B.K'nın 49. maddesi gereğince koşulları oluşmadığından manevi tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 3.919,65 TL'nin maddi tazminatın dava tarihinden itibaren «avans faiz» oranını geçmemek üzere değişen oranlarda «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının manevi zararla ilgili talebinin reddine karar verilmiştir.
2- Dava, taraflar arasındaki «yetkili servis sözleşmesinin» haksız feshi nedeniyle tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bu itibarla mahkemece, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu belirsiz süreli «yetkili servis sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için (makul süre) söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki farkın davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/193 E. , 2014/7416 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ VEZİRKÖPRÜ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 26/11/2013
NUMARASI 2009/4-2013/976
Taraflar arasında görülen davada Vezirköprü 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/11/2013 tarih ve 2009/4-2013/976 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalı Belediye Başkanlığı tarafından Vezirköprü-Samsun hattı yolcu taşıma ihalesine müvekkilinin katıldığını, ihaleyi kazanarak davalı ile 09/07/2007 tarihli sözleşmeyi imzaladığını, davalı belediye'nin 3 yıl süreli sözleşmeyi Samsun Büyükşehir Belediyesi'nin UKOME Alt Komisyonu'nun 13/12/2007 tarihli kararını gerekçe göstererek ihaleyi 15/01/2008 tarihinde feshettiğini, müvekkilinin ihaleye girebilmek için kredi çekerek araç satın aldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 8.000,00 TL tutarındaki zararının fesih tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, ıslahla dava değerini 28/05/2013 tarihli dilekçesiyle dava değerini 23.958,66 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; Samsun Büyükşehir Belediyesi'nin şehir merkezine otobüslerin girişlerinde zorluk çıkardığını, müvekkilinin bu sorunu gidermeye çalışmasına rağmen otobüslerin şehir merkezine girişinin sağlanamaması üzerine Samsun Büyükşehir Otogarına araçların girmesi davacı ve diğer sözleşme imzalayan taşıyıcılara teklif edilmesine rağmen teklifin reddedildiğini, öngörülemeyen mücbir sebebin varlığı nedeniyle sözleşmeyi feshettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; yolcu taşımacılığına ait ihale sonucu oluşan sözleşmede fesih ve tasfiye koşullarının düzenlendiği, mücbir sebeple fesih halinde teminatların iade edileceği, davalı tarafından anılan UKOME kararı mücbir sebep olarak kabulünün mümkün olmadığı, davalı Belediye Başkanlığının basiretli tacir gibi davranarak taşıma işini ihale etmeden ve davacı ile sözleşmeyi imzalamadan önce Vezirköprü ilçesinden hareket edecek yolcu taşıma araçlarının Samsun il merkezine giriş-çıkış yapıp-yapamayacağı konusunda gerekli yazışmaları yaparak güzergah ile ilgili olarak sorunların önüne geçmek ve ihale şartnamesi ve eki dökümanları bu araştırmalarının sonucuna göre revize etmek olanağına sahip iken bu yola başvurmadığı, davalının basiretli davranmaması ve kusurlu davranışı sonucunda sözleşmenin haksız yere feshedildiği, davacının haksız fesih nedeni ile yoksun kalınan kârının mülga 818 sayılı BK'nın 106 ve 108.
maddeleri gereğince hesaplanırken yine mülga 818 sayılı BK'nın 325. maddesinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 408.m.) yer alan kesinti yönteminin kıyasen uygulanması gerektiği gerekçesiyle davacının ıslah talebi de gözetilerek davanın kabulüne, dava konusu 23.958,66 TL alacağın 8.000 TL'sinin dava tarihi olan 07/01/2009, bakiye 15.958,66 TL'sinin ise ıslah tarihi olan 28/05/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalının sözleşmenin feshine dayanak yaptığı UKOME kararının sözleşmenin imzalandığı tarihten önce de var olması ile 818 sayılı BK'nın 117. maddesi hükmüne göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak; dava, taşıma sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshi nedeniyle uğranılan zararların tazmini istemine ilişkindir. Davacının, davalı belediyenin Vezirköprü-Samsun hattına ilişkin ihaleyi kazanarak davalı ile taşıma sözleşmesi imzaladığı, davalı tarafından haksız olarak taşıma sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle zarara uğradığı ve bu itibarla uğradığı müspet zarar kapsamındaki kazanç kaybı isteyebileceği dosya kapsamından anlaşılmıştır. Mahkemece, davacının uğradığı bu zararla ilgili olarak yukarıda özetlendiği şekilde karar verilmiş ise de, bu konuda yapılan inceleme ve alınan bilirkişi raporu yeterli bulunmamaktadır. Zira, somut uyuşmazlık bakımından öncelikle çözümü gereken husus, taraflar arasında akdedilen taşıma sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshi nedeniyle davacının kazanç kaybına ilişkin zarar hesabının hangi süre için yapılacağı ve hesaplama yönteminin nasıl olacağına ilişkindir.
818 sayılı BK'nın 96. maddesi uyarınca, alacaklı hakkını kısmen veya tamamen istifade edemediği takdirde borçlu kendisine hiçbir kusurun isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bundan doğan zararı tazmine mecburdur. Yine aynı Yasa'nın 325. maddesi “İş sahibi işi kabulde temerrüt ederse, işçi taahhüt ettiği işi yapmağa mecbur olmaksızın mukaveledeki ücreti istiyebilir. Şu kadar ki, işi yapmadığından dolayı tasarruf ettiği yahut diğer bir iş ile kazandığı ve kazanmaktan kasten feragat eylediği şeyi mahsup ettirmeğe mecburdur.” hükmünü haiz olup, BK'nın 98. maddesi delaletiyle BK'nın 44. maddesi gereğince de davacı taraf zararının artmasını önlemek için gerekli tüm önlemleri almalıdır.
Yukarıda da belirtildiği üzere, davacının sözleşmenin ifa edilmemesi nedeniyle elde edeceği net kazancı, yapabileceği tüm giderler ile davalı tarafça sözleşmenin feshi üzerine benzer nitelikteki bir işi ne kadar sürede temin edebileceği araştırılarak, böyle bir işi edinmesi için gereken asgari makul süreye tekabül eden net kazanç tutarınca kazanç kaybının hesaplanması ve anılan hususların tespitinin de özel bilgi ve uzmanlık gerektirmesi nedeniyle bu alanda görüşüne başvurulan kişinin davaya konu uyuşmazlıkla ilgili olarak bilgi ve deneyim sahibi olması gerekmektedir. Oysaki mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişiler arasında ilgili sektörden bir bilirkişi bulunmadığı gibi, verilen raporlar da hüküm kurmaya elverişli değildir.
Bu itibarla mahkemece, aralarında taşıma konusunda bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu taşıma sözleşmesinin feshi halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde ise hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek makul süre için kazanç kaybından kaynaklanan zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede davacının serbest çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalı tarafından yapılan ihale kapsamında çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalı tarafından yapılan ihale kapsamında çalışması durumunda kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde serbest çalışması ihtimalinde elde edeceği miktarın, ihale kapsamında çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz bilirkişi incelemesine dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3-Kabule göre de; Mahkemece, fesih tarihi olarak kabul edilen 15.01.2008 tarihinden sözleşmenin bitim tarihi olarak belirtilen 16.7.2010 tarihine kadarki dönem için kazanç kaybı hesabı yapılmasının mümkün olduğu gerekçesiyle, uğranılan zarar bu değerlendirmeye göre hüküm altına alınmıştır. Ancak, davaya konu kazanç kaybına ilişkin tazminatın, geçerli bir sözleşme ilişkisinin haksız olarak feshedildiği tarihten, dava tarihine kadar hesaplanması gerektiğinden, mahkemenin tazminatın sözleşmenin feshi tarihinden başlayıp, bitim tarihine kadar olan dönem için hesaplanabileceği yönündeki gerekçesi ve bu gerekçe doğrultusunda dava tarihinden sonraki bir dönem içinde tazminata hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101794200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz