6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/13579 E. 2013/12065 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haksız fesih i̇i̇k 194 istifa kâr mahrumiyeti iyiniyet 818 sayılı borçlar kanunu cezai şart hizmet sözleşmesi dürüstlük kuralı mahsup yenileme fesih feragat ıslah taahhütname ihtarname kusur dahili dava temerrüt

Atıf yapılan mevzuat: BK — BK 44BK 98

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin yenilenerek devam edip 18.07.2011 tarihine kadar uzadığı, davalının 22.03.2011 tarihli ihtarname ile süresinden önce sözleşmeyi feshettiği, sözleşme içeriğinin bir bütün olarak değerlendirildiğinde, cezai şart içeren hüküm de dahil olmak üzere değiştirilmeksizin yenilendiğinin kabulü gerektiği, davalının süre yönünden sözleşme yenilenmekle birlikte cezai şart hükmünün yenilenmediğine ilişkin savunmasına itibar edilmediği, bu nedenle de davalının fesih tarihi ile sözleşme bitim tarihi arasındaki hizmet bedelinden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 27.194,92.TL'nin (10.000,00 TL'sinin 10.04.2011 tarihinden, 17.194,92 TL'nin 07.02.2012 ıslah tarihinden itibaren) işleyecek avans faiziyle birlikte davacı yararına davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Dava, güvenlik hizmetleri sözleşmesinin haksız feshi sebebiyle feshedilen süre için sözleşme bedelinin tahsili istemine ilişkindir.

Taraflar arasında düzenlenen sözleşmede, süresinden önce haksız fesih halinde ödenecek tazminat miktarı belirlenmiştir. Ancak, sözleşmede belirlenen bu tazminatın M.K. 2. maddesi çerçevesinde, iyiniyet ve dürüstlük kurallarına uygun olarak talep edilebilmesi gerekir. Sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunun 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 96. maddesi uyarınca, alacaklı hakkını kısmen veya tamamen istifa edemediği takdirde borçlu kendisine hiçbir kusurun isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bundan doğan zararı tazmine mecburdur. Anılan yasa maddesi gereğince, güvenlik hizmeti sözleşmesini haksız feshettiği sabit olan davalı, davacının zararını tazminle mükelleftir. Bununla birlikte 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 325. maddesi “İş sahibi işi kabulde temerrüt ederse, işçi taahhüt ettiği işi yapmağa mecbur olmaksızın mukaveledeki ücreti istiyebilir. Şu kadar ki, işi yapmadığından dolayı tasarruf ettiği yahut diğer bir iş ile kazandığı ve kazanmaktan kasten feragat eylediği şeyi mahsup ettirmeğe mecburdur.” hükmünü haiz olup, BK'nın 98. maddesi delaletiyle BK'nın 44. maddesi gereğince de davacı taraf zararının artmasını önlemek için gerekli tüm önlemleri almalıdır. Adı geçen yasa maddeleri uyarınca, tazminat talep etme hakkı bulunan davacının aynı şartlardaki güvenlik hizmetleri işini ne kadar sürede bulabileceği belirlenerek, bu süre içinde mahrum kaldığı ücrete hak kazandığının kabulü gerekir. Ancak bu husus hakimin özel bilgisiyle halledebileceği bir durum olmadığından mahkemece bu konuda bilirkişiler aracılığıyla inceleme yapılarak, bilirkişilerden rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken fesih tarihi ile sözleşme süresinin bitim tarihi arasındaki sürenin tamamı için yazılı şekilde tazminata karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4077 E. 2013/7550 K.

    Ortak: · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Sözleşmenin Feshi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15990 E. 2014/18055 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Delil sözleşmesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/11322 E. 2013/15280 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

2 benzer karar daha
  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/193 E. 2014/7416 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13810 E. 2014/4185 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2012/13579 E.  ,  2013/12065 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ...

27. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21/03/2012 tarih ve 2011/242-2012/65 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, taraflar arasında 19.07.2007 tarihli "... Güvenlik Hizmet Sözleşmesi"nin aktedildiğini, sözleşmenin süre başlıklı maddesinin "Bu sözleşme, hizmetin başladığı tarihten itibaren bir yıl sürelidir. Taraflardan biri, sözleşme süresinin bitiminden en az iki ay önceden faks mesajını takiben iadeli taahhütlü bir mektupla feshi ihbarda bulunmadığı takdirde, sözleşme aynı süre için yenilenmiş savılır. Taraflardan biri sözleşmeyi haklı bir neden olmaksızın süresinden önce sona erdirdiği takdirde, kalan süreye ilişkin sözleşme bedelini karsı tarafa tazminat olarak ödemesi gerekir” şeklinde düzenlendiği, buna göre en son 2010 yılında da fesih ihbarında bulunulmadığı için sözleşmenin 18.07.2011 tarihine kadar uzadığı, davalının 31.03.2011 tarihi itibariyle sözleşmeyi feshettiğini ileri sürerek ıslahla birlikte 27.194,92 TL'nin sözleşmeyi haksız ve süresinden önce fesheden davalıdan avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, sözleşmeden belirlenen sürenin 1 yıl olduğunu, süre sonunda fesih istenmediği takdirde 1 yıl uzayacağı düzenlenmişse de sözleşmenin süre kısmında düzenlenmiş olan tazminatın sözleşmede belirtilen süre boyunca geçerli olduğunu, kendiliğinden yenilenmiş sayılması halinde ve belirsiz süreli hale gelen sözleşme nedeniyle feshin belirli dönemlerden önce yapılması gerektiğine dair görüşün kabul edilemeyeceği gibi ticari teamüle de aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin yenilenerek devam edip 18.07.2011 tarihine kadar uzadığı, davalının 22.03.2011 tarihli ihtarname ile süresinden önce sözleşmeyi feshettiği, sözleşme içeriğinin bir bütün olarak değerlendirildiğinde, cezai şart içeren hüküm de dahil olmak üzere değiştirilmeksizin yenilendiğinin kabulü gerektiği, davalının süre yönünden sözleşme yenilenmekle birlikte cezai şart hükmünün yenilenmediğine ilişkin savunmasına itibar edilmediği, bu nedenle de davalının fesih tarihi ile sözleşme bitim tarihi arasındaki hizmet bedelinden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 27.194,92.TL'nin (10.000,00 TL'sinin 10.04.2011 tarihinden, 17.194,92 TL'nin 07.02.2012 ıslah tarihinden itibaren) işleyecek avans faiziyle birlikte davacı yararına davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Dava, güvenlik hizmetleri sözleşmesinin haksız feshi sebebiyle feshedilen süre için sözleşme bedelinin tahsili istemine ilişkindir.

Taraflar arasında düzenlenen sözleşmede, süresinden önce haksız fesih halinde ödenecek tazminat miktarı belirlenmiştir. Ancak, sözleşmede belirlenen bu tazminatın M.K.

2. maddesi çerçevesinde, iyiniyet ve dürüstlük kurallarına uygun olarak talep edilebilmesi gerekir. Sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunun 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 96. maddesi uyarınca, alacaklı hakkını kısmen veya tamamen istifa edemediği takdirde borçlu kendisine hiçbir kusurun isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bundan doğan zararı tazmine mecburdur. Anılan yasa maddesi gereğince, güvenlik hizmeti sözleşmesini haksız feshettiği sabit olan davalı, davacının zararını tazminle mükelleftir. Bununla birlikte 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 325. maddesi “İş sahibi işi kabulde temerrüt ederse, işçi taahhüt ettiği işi yapmağa mecbur olmaksızın mukaveledeki ücreti istiyebilir. Şu kadar ki, işi yapmadığından dolayı tasarruf ettiği yahut diğer bir iş ile kazandığı ve kazanmaktan kasten feragat eylediği şeyi mahsup ettirmeğe mecburdur.” hükmünü haiz olup, BK'nın 98.

maddesi delaletiyle BK'nın 44. maddesi gereğince de davacı taraf zararının artmasını önlemek için gerekli tüm önlemleri almalıdır. Adı geçen yasa maddeleri uyarınca, tazminat talep etme hakkı bulunan davacının aynı şartlardaki güvenlik hizmetleri işini ne kadar sürede bulabileceği belirlenerek, bu süre içinde mahrum kaldığı ücrete hak kazandığının kabulü gerekir. Ancak bu husus hakimin özel bilgisiyle halledebileceği bir durum olmadığından mahkemece bu konuda bilirkişiler aracılığıyla inceleme yapılarak, bilirkişilerden rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken fesih tarihi ile sözleşme süresinin bitim tarihi arasındaki sürenin tamamı için yazılı şekilde tazminata karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/451868100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.