Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/13579 E. 2013/12065 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haksız fesih↗ i̇i̇k 194↗ istifa↗ kâr mahrumiyeti↗ iyiniyet↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ cezai şart↗ hizmet sözleşmesi↗ dürüstlük kuralı↗ mahsup↗ yenileme↗ fesih↗ feragat↗ ıslah↗ taahhütname↗ ihtarname↗ kusur↗ dahili dava↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin yenilenerek devam edip 18.07.2011 tarihine kadar uzadığı, davalının 22.03.2011 tarihli ihtarname ile süresinden önce sözleşmeyi feshettiği, sözleşme içeriğinin bir bütün olarak değerlendirildiğinde, cezai şart içeren hüküm de dahil olmak üzere değiştirilmeksizin yenilendiğinin kabulü gerektiği, davalının süre yönünden sözleşme yenilenmekle birlikte cezai şart hükmünün yenilenmediğine ilişkin savunmasına itibar edilmediği, bu nedenle de davalının fesih tarihi ile sözleşme bitim tarihi arasındaki hizmet bedelinden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 27.194,92.TL'nin (10.000,00 TL'sinin 10.04.2011 tarihinden, 17.194,92 TL'nin 07.02.2012 ıslah tarihinden itibaren) işleyecek avans faiziyle birlikte davacı yararına davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, güvenlik hizmetleri sözleşmesinin haksız feshi sebebiyle feshedilen süre için sözleşme bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Taraflar arasında düzenlenen sözleşmede, süresinden önce haksız fesih halinde ödenecek tazminat miktarı belirlenmiştir. Ancak, sözleşmede belirlenen bu tazminatın M.K. 2. maddesi çerçevesinde, iyiniyet ve dürüstlük kurallarına uygun olarak talep edilebilmesi gerekir. Sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunun 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 96. maddesi uyarınca, alacaklı hakkını kısmen veya tamamen istifa edemediği takdirde borçlu kendisine hiçbir kusurun isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bundan doğan zararı tazmine mecburdur. Anılan yasa maddesi gereğince, güvenlik hizmeti sözleşmesini haksız feshettiği sabit olan davalı, davacının zararını tazminle mükelleftir. Bununla birlikte 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 325. maddesi “İş sahibi işi kabulde temerrüt ederse, işçi taahhüt ettiği işi yapmağa mecbur olmaksızın mukaveledeki ücreti istiyebilir. Şu kadar ki, işi yapmadığından dolayı tasarruf ettiği yahut diğer bir iş ile kazandığı ve kazanmaktan kasten feragat eylediği şeyi mahsup ettirmeğe mecburdur.” hükmünü haiz olup, BK'nın 98. maddesi delaletiyle BK'nın 44. maddesi gereğince de davacı taraf zararının artmasını önlemek için gerekli tüm önlemleri almalıdır. Adı geçen yasa maddeleri uyarınca, tazminat talep etme hakkı bulunan davacının aynı şartlardaki güvenlik hizmetleri işini ne kadar sürede bulabileceği belirlenerek, bu süre içinde mahrum kaldığı ücrete hak kazandığının kabulü gerekir. Ancak bu husus hakimin özel bilgisiyle halledebileceği bir durum olmadığından mahkemece bu konuda bilirkişiler aracılığıyla inceleme yapılarak, bilirkişilerden rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken fesih tarihi ile sözleşme süresinin bitim tarihi arasındaki sürenin tamamı için yazılı şekilde tazminata karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4077 E. 2013/7550 K.
Ortak:kâr mahrumiyeti · mahsup · fesih · feragat · taahhütname · kusur · temerrüt · Alacak
İncelediğiniz karardaBununla birlikte 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 325. maddesi “İş sahibi işi kabulde «temerrüt» ederse, işçi «taahhüt» ettiği işi yapmağa mecbur olmaksızın mukaveledeki ücreti istiyebilir.
Şu kadar ki, işi yapmadığından dolayı tasarruf ettiği yahut diğer bir iş ile kazandığı ve kazanmaktan kasten «feragat» eylediği şeyi «mahsup» ettirmeğe mecburdur.” hükmünü haiz olup, BK'nın 98. maddesi delaletiyle BK'nın 44. maddesi gereğince de davacı taraf zararının artmasını önlemek için gerekli tüm önlemleri almalıdır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin «yenilenerek» devam edip 18.07.2011 tarihine kadar uzadığı, davalının 22.03.2011 tarihli «ihtarname» ile süresinden önce sözleşmeyi feshettiği, sözleşme içeriğinin bir bütün olarak değerlendirildiğinde, «cezai şart» içeren hüküm de «dahil» olmak üzere değiştirilmeksizin yenilendiğinin kabulü gerektiği, davalının süre yönünden sözleşme yenilenmekle birlikte cezai şart hükmünün yenilenmediğine ilişkin savunmasına itibar edilmediği, bu nedenle de davalının «fesih» tarihi ile sözleşme bitim tarihi arasındaki hizmet bedelinden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 27.«194»,92.TL'nin (10.000,00 TL'sinin 10.04.2011 tarihinden, 17.194,92 TL'nin 07.02.2012 «ıslah» tarihinden itibaren) işleyecek avans faiziyle birlikte davacı yararına davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBununla birlikte 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 325. maddesi “İş sahibi işi kabulde «temerrüt» ederse, işçi «taahhüt» ettiği işi yapmağa mecbur olmaksızın mukaveledeki ücreti istiyebilir.
Şu kadar ki, işi yapmadığından dolayı tasarruf ettiği yahut diğer bir iş ile kazandığı ve kazanmaktan kasten «feragat» eylediği şeyi «mahsup» ettirmeğe mecburdur.” hükmünü haiz olup, BK'nın 98. maddesi delaletiyle BK'nın 44. maddesi gereğince de davacı taraf zararının artmasını önlemek için gerekli tüm önlemleri almalıdır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki yapı denetim sözleşmelerinin «vekalet sözleşmesi» niteliğinde olduğu, davalının inşaatların gerçekleşen seviyelerine ilişkin ücretlerini davacıya ödediği, ileriye etkili olarak sözleşmeleri tek taraflı olarak 4708 sayılı Yasa'ya uygun biçimde feshettiği, davacının feshin uygun olmayan zamanda yapıldığını ve uygun olmayan zamanda yapılan «fesih» nedeniyle zarara uğradığını kanıtlayamadığı, sözleşmenin kalan sürelerine ilişkin ücretin zarar olarak istenemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmişt …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekalet sözleşmesi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki yapı denetim sözleşmelerinin «vekalet sözleşmesi» niteliğinde olduğu, davalının inşaatların gerçekleşen seviyelerine ilişkin ücretlerini davacıya ödediği, ileriye etkili olarak sözleşmeleri tek taraflı olarak 4708 sayılı Yasa'ya uygun biçimde feshettiği, davacının feshin uygun olmayan zamanda yapıldığını ve uygun olmayan zamanda yapılan «fesih» nedeniyle zarara uğradığını kanıtlayamadığı, sözleşmenin kalan sürelerine ilişkin ücretin zarar olarak istenemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmişt …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15990 E. 2014/18055 K.
Ortak:haksız fesih · istifa · kâr mahrumiyeti · mahsup · fesih · feragat · taahhütname · kusur
İncelediğiniz karardaTaraflar arasında düzenlenen sözleşmede, süresinden önce «haksız fesih» halinde ödenecek tazminat miktarı belirlenmiştir.
Sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunun 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 96. maddesi uyarınca, alacaklı hakkını kısmen veya tamamen «istifa» edemediği takdirde borçlu kendisine hiçbir «kusurun» isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bundan doğan zararı tazmine mecburdur.
Şu kadar ki, işi yapmadığından dolayı tasarruf ettiği yahut diğer bir iş ile kazandığı ve kazanmaktan kasten «feragat» eylediği şeyi «mahsup» ettirmeğe mecburdur.” hükmünü haiz olup, BK'nın 98. maddesi delaletiyle BK'nın 44. maddesi gereğince de davacı taraf zararının artmasını önlemek için gerekli tüm önlemleri almalıdır.
Benzer bu kararda2- Dava, taraflar arasında düzenlenen İş Birliği Protokolü başlıklı 15.02.2010 tarihli sözleşmeden kaynaklanan bakiye ücretin tahsili ve sözleşmenin «haksız fesih» edildiği iddiası ile tazminat talebi istemine ilişkindir.
Sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunun 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 96. maddesi uyarınca, alacaklı hakkını kısmen veya tamamen «istifa» edemediği takdirde borçlu kendisine hiçbir «kusurun» isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bundan doğan zararı tazmine mecburdur.
Şu kadar ki, işi yapmadığından dolayı tasarruf ettiği yahut diğer bir iş ile kazandığı ve kazanmaktan kasten «feragat» eylediği şeyi «mahsup» ettirmeğe mecburdur.” hükmünü haiz olup, BK'nın 98. maddesi delaletiyle BK'nın 44. maddesi gereğince de davacı taraf zararının artmasını önlemek için gerekli tüm önlemleri almalıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haklı sebeple fesih · mahrum kalınan kâr · sözleşmenin feshi · reeskont faizi · ispat yükü
Benzer bu kararda… a, toplanan delillere ve düzenlenen kök-ek bilirkişi raporlarına göre, taraflar arasında düzenlenen 15.02.2010 tarihli sözleşmenin davalı tarafça tek taraflı olarak «fesih» edildiği, davalı tarafın davacının hastane kayıtlarına işlemeksizin hasta tedavi ettiği, excimer lazer ameliyat yaptığı gerekçesi ile feshettiğini, «sözleşmenin feshinin» haklı sebeplere dayandığını iddia ettiği, 6100 sayılı HMK'nın 190/1.maddesine göre «ispat yükünün», kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkartan tarafa ait olduğu, sözleşmenin «haklı sebeple fesih» edildiğini iddia eden davalının bu iddiasını ispat etmesi gerektiği, davalının iddiasını ispatlayamamış olduğu, sözleşmenin gerekçesiz olarak ve haksız bir şekilde davalı tarafça fesih edildiği gerekçesiyle, 307.272,84 TL'nin 11.000,00 TL'sinin dava tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faiz» oranı ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece feshin haksız olduğu kabul edilerek fesihten sonra kalan sözleşme süresi için «mahrum kalınan» kâra hükmedilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/11322 E. 2013/15280 K.
Ortak:istifa · kâr mahrumiyeti · hizmet sözleşmesi · mahsup · fesih · feragat · taahhütname · kusur
İncelediğiniz karardaSözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunun 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 96. maddesi uyarınca, alacaklı hakkını kısmen veya tamamen «istifa» edemediği takdirde borçlu kendisine hiçbir «kusurun» isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bundan doğan zararı tazmine mecburdur.
Şu kadar ki, işi yapmadığından dolayı tasarruf ettiği yahut diğer bir iş ile kazandığı ve kazanmaktan kasten «feragat» eylediği şeyi «mahsup» ettirmeğe mecburdur.” hükmünü haiz olup, BK'nın 98. maddesi delaletiyle BK'nın 44. maddesi gereğince de davacı taraf zararının artmasını önlemek için gerekli tüm önlemleri almalıdır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin «yenilenerek» devam edip 18.07.2011 tarihine kadar uzadığı, davalının 22.03.2011 tarihli «ihtarname» ile süresinden önce sözleşmeyi feshettiği, sözleşme içeriğinin bir bütün olarak değerlendirildiğinde, «cezai şart» içeren hüküm de «dahil» olmak üzere değiştirilmeksizin yenilendiğinin kabulü gerektiği, davalının süre yönünden sözleşme yenilenmekle birlikte cezai şart hükmünün yenilenmediğine ilişkin savunmasına itibar edilmediği, bu nedenle de davalının «fesih» tarihi ile sözleşme bitim tarihi arasındaki hizmet bedelinden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 27.«194»,92.TL'nin (10.000,00 TL'sinin 10.04.2011 tarihinden, 17.194,92 TL'nin 07.02.2012 «ıslah» tarihinden itibaren) işleyecek avans faiziyle birlikte davacı yararına davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaSözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 20'inci maddesine göre, "Tacirler arasında, diğer tarafı «temerrüde» düşürmek veya mukaveleyi «fesih» yahut ondan «rücu» maksadiyle yapılacak «ihbar» veya ihtarların muteber olması için noter marifetiyle veya iadeli «taahhütlü» bir mektupla yahut telgrafla yapılması şarttır." Yine taraflarca imzalanan sözleşmenin «delil sözleşmesi» niteliğinde olan 2'inci maddesi "Sözleşmenin bitim tarihinden bir ay önce tarafların sözleşmeyi feshettiklerini noterden yazılı olarak bildirmedikleri takdirde söz …
Sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunun 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 96'ıncı maddesi uyarınca, alacaklı hakkını kısmen veya tamamen «istifa» edemediği takdirde borçlu kendisine hiçbir «kusurun» isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bundan doğan zararı tazmine mecburdur.
Şu kadar ki, işi yapmadığından dolayı tasarruf ettiği yahut diğer bir iş ile kazandığı ve kazanmaktan kasten «feragat» eylediği şeyi «mahsup» ettirmeğe mecburdur.” hükmünü haiz olup, BK'nın 98. maddesi delaletiyle BK'nın 44. maddesi gereğince de davacı taraf zararının artmasını önlemek için gerekli tüm önlemleri almalıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delil sözleşmesi · tanık beyanı · hakkaniyet · rücu · ihbar
Benzer bu karardaSözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 20'inci maddesine göre, "Tacirler arasında, diğer tarafı «temerrüde» düşürmek veya mukaveleyi «fesih» yahut ondan «rücu» maksadiyle yapılacak «ihbar» veya ihtarların muteber olması için noter marifetiyle veya iadeli «taahhütlü» bir mektupla yahut telgrafla yapılması şarttır." Yine taraflarca imzalanan sözleşmenin «delil sözleşmesi» niteliğinde olan 2'inci maddesi "Sözleşmenin bitim tarihinden bir ay önce tarafların sözleşmeyi feshettiklerini noterden yazılı olarak bildirmedikleri takdirde söz …
… e süresinin sonunda, davalı tarafından verilen teklifin davacı tarafından kabul edilmemesi nedeniyle anlaşma sağlanamadığından sözleşmenin uzatılmadığı ve davalının «fesih» iradesinin davacıya ulaştığı, sözleşmenin uzatılmadığının her iki tarafında bilgisi dahilinde olduğu, bu durumda artık noterden yazılı olarak sözleşmenin feshedildiğinin bildirilmesinin bir anlam taşımayacağı, sözleşmenin 2. maddesine dayanarak tazminat talep edilmesinin «hakkaniyete» uygun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Buna rağmen mahkemece «tanık beyanına» dayanılarak davalı tarafça sözleşmenin feshedildiğinin kabulü doğru değildir.
Sözleşmede belirtilen süre ve şekilde «fesih» «ihbarı» yapılmadığına göre feshin haksız olduğunun kabulü gerekir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/193 E. 2014/7416 K.
Ortak:haksız fesih · mahsup · fesih · feragat · ıslah · taahhütname · kusur · temerrüt
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin «yenilenerek» devam edip 18.07.2011 tarihine kadar uzadığı, davalının 22.03.2011 tarihli «ihtarname» ile süresinden önce sözleşmeyi feshettiği, sözleşme içeriğinin bir bütün olarak değerlendirildiğinde, «cezai şart» içeren hüküm de «dahil» olmak üzere değiştirilmeksizin yenilendiğinin kabulü gerektiği, davalının süre yönünden sözleşme yenilenmekle birlikte cezai şart hükmünün yenilenmediğine ilişkin savunmasına itibar edilmediği, bu nedenle de davalının «fesih» tarihi ile sözleşme bitim tarihi arasındaki hizmet bedelinden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 27.«194»,92.TL'nin (10.000,00 TL'sinin 10.04.2011 tarihinden, 17.194,92 TL'nin 07.02.2012 «ıslah» tarihinden itibaren) işleyecek avans faiziyle birlikte davacı yararına davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen sözleşmede, süresinden önce «haksız fesih» halinde ödenecek tazminat miktarı belirlenmiştir.
Bununla birlikte 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 325. maddesi “İş sahibi işi kabulde «temerrüt» ederse, işçi «taahhüt» ettiği işi yapmağa mecbur olmaksızın mukaveledeki ücreti istiyebilir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; yolcu taşımacılığına ait ihale sonucu oluşan sözleşmede «fesih» ve «tasfiye» koşullarının düzenlendiği, mücbir sebeple fesih halinde «teminatların iade» edileceği, davalı tarafından anılan UKOME kararı «mücbir sebep» olarak kabulünün mümkün olmadığı, davalı Belediye Başkanlığının «basiretli tacir» gibi davranarak taşıma işini ihale etmeden ve davacı ile sözleşmeyi imzalamadan önce Vezirköprü ilçesinden hareket edecek yolcu taşıma araçlarının Samsun il merkezine giriş-çıkış yapıp-yapamayacağı konusunda gerekli yazışmaları yaparak güzergah ile ilgili olarak sorunların önüne geçmek ve ihale şartnamesi ve eki dökümanları bu araştırmalarının sonucuna göre revize etmek olanağına sahip iken bu yola başvurmadığı, davalının basiretli davranmaması ve kusurlu davranışı sonucunda sözleşmenin haksız yere feshedildiği, davacının «haksız fesih» nedeni ile «yoksun kalınan» kârının mülga 818 sayılı BK'nın 106 ve 108. maddeleri gereğince hesaplanırken yine mülga 818 sayılı BK'nın 325. maddesinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 408.m.) yer alan kesinti yönteminin «kıyasen uygulanması» gerektiği gerekçesiyle davacının «ıslah» talebi de gözetilerek davanın kabulüne, dava konusu 23.958,66 TL alacağın 8.000 TL'sinin dava tarihi olan 07/01/2009, bakiye 15.958,66 TL'sinin ise ıslah tarihi olan 28/05/2013 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Yine aynı Yasa'nın 325. maddesi “İş sahibi işi kabulde «temerrüt» ederse, işçi «taahhüt» ettiği işi yapmağa mecbur olmaksızın mukaveledeki ücreti istiyebilir.
Şu kadar ki, işi yapmadığından dolayı tasarruf ettiği yahut diğer bir iş ile kazandığı ve kazanmaktan kasten «feragat» eylediği şeyi «mahsup» ettirmeğe mecburdur.” hükmünü haiz olup, BK'nın 98. maddesi delaletiyle BK'nın 44. maddesi gereğince de davacı taraf zararının artmasını önlemek için gerekli tüm önlemleri almalıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teminatın iadesi · müspet zarar · mücbir sebep · kazanç kaybı · makul süre · yoksun kalınan kâr · kıyasen uygulama · sözleşmenin feshi
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; yolcu taşımacılığına ait ihale sonucu oluşan sözleşmede «fesih» ve «tasfiye» koşullarının düzenlendiği, mücbir sebeple fesih halinde «teminatların iade» edileceği, davalı tarafından anılan UKOME kararı «mücbir sebep» olarak kabulünün mümkün olmadığı, davalı Belediye Başkanlığının «basiretli tacir» gibi davranarak taşıma işini ihale etmeden ve davacı ile sözleşmeyi imzalamadan önce Vezirköprü ilçesinden hareket edecek yolcu taşıma araçlarının Samsun il merkezine giriş-çıkış yapıp-yapamayacağı konusunda gerekli yazışmaları yaparak güzergah ile ilgili olarak sorunların önüne geçmek ve ihale şartnamesi ve eki dökümanları bu araştırmalarının sonucuna göre revize etmek olanağına sahip iken bu yola başvurmadığı, davalının basiretli davranmaması ve kusurlu davranışı sonucunda sözleşmenin haksız yere feshedildiği, davacının «haksız fesih» nedeni ile «yoksun kalınan» kârının mülga 818 sayılı BK'nın 106 ve 108. maddeleri gereğince hesaplanırken yine mülga 818 sayılı BK'nın 325. maddesinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 408.m.) yer alan kesinti yönteminin «kıyasen uygulanması» gerektiği gerekçesiyle davacının «ıslah» talebi de gözetilerek davanın kabulüne, dava konusu 23.958,66 TL alacağın 8.000 TL'sinin dava tarihi olan 07/01/2009, bakiye 15.958,66 TL'sinin ise ıslah tarihi olan 28/05/2013 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Yukarıda da belirtildiği üzere, davacının sözleşmenin «ifa» edilmemesi nedeniyle elde edeceği net kazancı, yapabileceği tüm giderler ile davalı tarafça «sözleşmenin feshi» üzerine benzer nitelikteki bir işi ne kadar sürede temin edebileceği araştırılarak, böyle bir işi edinmesi için gereken asgari «makul süreye» tekabül eden net kazanç tutarınca «kazanç kaybının» hesaplanması ve anılan hususların tespitinin de özel bilgi ve uzmanlık gerektirmesi nedeniyle bu alanda görüşüne başvurulan kişinin davaya konu uyuşmazlıkla ilgili …
Bu itibarla mahkemece, aralarında taşıma konusunda bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu «taşıma sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde ise hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için kazanç kaybından kaynaklanan zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede davacının serbest çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalı tarafından yapılan ihale kapsamında çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalı tarafından yapılan ihale kapsamında çalışması durumunda kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde serbest çalışması ihtimalinde elde edeceği miktarın, ihale kapsamında çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı «kazanç kaybına» ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Davacının, davalı belediyenin Vezirköprü-Samsun hattına ilişkin ihaleyi kazanarak davalı ile «taşıma sözleşmesi» imzaladığı, davalı tarafından haksız olarak taşıma sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle zarara uğradığı ve bu itibarla uğradığı «müspet zarar» kapsamındaki «kazanç kaybı» isteyebileceği dosya kapsamından anlaşılmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13810 E. 2014/4185 K.
Ortak:kâr mahrumiyeti · mahsup · feragat · ıslah · taahhütname · kusur · temerrüt
İncelediğiniz karardaBununla birlikte 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 325. maddesi “İş sahibi işi kabulde «temerrüt» ederse, işçi «taahhüt» ettiği işi yapmağa mecbur olmaksızın mukaveledeki ücreti istiyebilir.
Şu kadar ki, işi yapmadığından dolayı tasarruf ettiği yahut diğer bir iş ile kazandığı ve kazanmaktan kasten «feragat» eylediği şeyi «mahsup» ettirmeğe mecburdur.” hükmünü haiz olup, BK'nın 98. maddesi delaletiyle BK'nın 44. maddesi gereğince de davacı taraf zararının artmasını önlemek için gerekli tüm önlemleri almalıdır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin «yenilenerek» devam edip 18.07.2011 tarihine kadar uzadığı, davalının 22.03.2011 tarihli «ihtarname» ile süresinden önce sözleşmeyi feshettiği, sözleşme içeriğinin bir bütün olarak değerlendirildiğinde, «cezai şart» içeren hüküm de «dahil» olmak üzere değiştirilmeksizin yenilendiğinin kabulü gerektiği, davalının süre yönünden sözleşme yenilenmekle birlikte cezai şart hükmünün yenilenmediğine ilişkin savunmasına itibar edilmediği, bu nedenle de davalının «fesih» tarihi ile sözleşme bitim tarihi arasındaki hizmet bedelinden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 27.«194»,92.TL'nin (10.000,00 TL'sinin 10.04.2011 tarihinden, 17.194,92 TL'nin 07.02.2012 «ıslah» tarihinden itibaren) işleyecek avans faiziyle birlikte davacı yararına davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaKarşılıklı «taahhütleri» havi akitlerde bu suretle beri olan borçlu haksız iktisaplara müteallik hükümlere tevfikan almış olduğu şeyleri iadeye mecbur ve kendisine henüz tediye edilmemiş bulunan şeyi istemek hakkından «mahrum» olur.
Yine aynı Yasa'nın 325. maddesi “İş sahibi işi kabulde «temerrüt» ederse, işçi «taahhüt» ettiği işi yapmağa mecbur olmaksızın mukaveledeki ücreti isteyebilir.
Şu kadar ki, işi yapmadığından dolayı tasarruf ettiği yahut diğer bir iş ile kazandığı ve kazanmaktan kasten «feragat» eylediği şeyi «mahsup» ettirmeğe mecburdur.” hükmünü haiz olup, BK'nın 98. maddesi delaletiyle BK'nın 44. maddesi gereğince de davacı taraf zararının artmasını önlemek için gerekli tüm önlemleri almalıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hakkaniyet indirimi · borcun ifası · müspet zarar · ifa imkansızlığı · kazanç kaybı · makul süre · illiyet bağı · sözleşmenin feshi
Benzer bu karardaYukarıda da belirtildiği üzere, davacının sözleşmenin «ifa» edilmemesi nedeniyle elde edeceği net kazancı, yapabileceği tüm giderler ile davalı tarafça «sözleşmenin feshi» üzerine benzer nitelikteki bir işi ne kadar sürede temin edebileceği araştırılarak, böyle bir işi edinmesi için gereken asgari «makul süreye» tekabül eden net kazanç tutarınca «kazanç kaybının» hesaplanması ve anılan hususların tespitinin de özel bilgi ve uzmanlık gerektirmesi nedeniyle bu alanda görüşüne başvurulan kişinin davaya konu uyuşmazlıkla ilgili …
Bu itibarla mahkemece, aralarında taşıma konusunda bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu «taşıma sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde ise hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede davacının serbest çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalı tarafından yapılan ihale kapsamında çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalı tarafından yapılan ihale kapsamında çalışması durumunda kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde serbest çalışması ihtimalinde elde edeceği miktarın, ihale kapsamında çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Bu itibarla, kusursuz imkansızlıktan bahsedebilmek için olayın doğuşunu ve «borcun ifasını» imkansızlaştırmasını önlemenin mümkün olmaması, borçlu için böyle bir olayın doğabileceğinin önceden tahmin edilememiş olması, olay ile borcun «ifa» edilememesi arasında bir «illiyet bağının» bulunmaması ve borçlu tarafından somut olayda belirtilen bu sebeplerin gerçekleştiğinin ispat edilmesi gerekmektedir. (Turgut Uygur Açıklamalı-İçtihatlı Borçlar Ka …
4020-4021) 2-Ancak, davacının, davalı belediyenin Vezirköprü-Samsun hattına ilişkin ihaleyi kazanarak davalı ile «taşıma sözleşmesi» imzaladığı, davalı tarafından haksız olarak taşıma sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle zarara uğradığı ve bu itibarla uğradığı «müspet zarar» kapsamındaki «kazanç kaybı» zararını isteyebileceği dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/13579 E. , 2013/12065 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
27. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21/03/2012 tarih ve 2011/242-2012/65 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 19.07.2007 tarihli "... Güvenlik Hizmet Sözleşmesi"nin aktedildiğini, sözleşmenin süre başlıklı maddesinin "Bu sözleşme, hizmetin başladığı tarihten itibaren bir yıl sürelidir. Taraflardan biri, sözleşme süresinin bitiminden en az iki ay önceden faks mesajını takiben iadeli taahhütlü bir mektupla feshi ihbarda bulunmadığı takdirde, sözleşme aynı süre için yenilenmiş savılır. Taraflardan biri sözleşmeyi haklı bir neden olmaksızın süresinden önce sona erdirdiği takdirde, kalan süreye ilişkin sözleşme bedelini karsı tarafa tazminat olarak ödemesi gerekir” şeklinde düzenlendiği, buna göre en son 2010 yılında da fesih ihbarında bulunulmadığı için sözleşmenin 18.07.2011 tarihine kadar uzadığı, davalının 31.03.2011 tarihi itibariyle sözleşmeyi feshettiğini ileri sürerek ıslahla birlikte 27.194,92 TL'nin sözleşmeyi haksız ve süresinden önce fesheden davalıdan avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşmeden belirlenen sürenin 1 yıl olduğunu, süre sonunda fesih istenmediği takdirde 1 yıl uzayacağı düzenlenmişse de sözleşmenin süre kısmında düzenlenmiş olan tazminatın sözleşmede belirtilen süre boyunca geçerli olduğunu, kendiliğinden yenilenmiş sayılması halinde ve belirsiz süreli hale gelen sözleşme nedeniyle feshin belirli dönemlerden önce yapılması gerektiğine dair görüşün kabul edilemeyeceği gibi ticari teamüle de aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin yenilenerek devam edip 18.07.2011 tarihine kadar uzadığı, davalının 22.03.2011 tarihli ihtarname ile süresinden önce sözleşmeyi feshettiği, sözleşme içeriğinin bir bütün olarak değerlendirildiğinde, cezai şart içeren hüküm de dahil olmak üzere değiştirilmeksizin yenilendiğinin kabulü gerektiği, davalının süre yönünden sözleşme yenilenmekle birlikte cezai şart hükmünün yenilenmediğine ilişkin savunmasına itibar edilmediği, bu nedenle de davalının fesih tarihi ile sözleşme bitim tarihi arasındaki hizmet bedelinden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 27.194,92.TL'nin (10.000,00 TL'sinin 10.04.2011 tarihinden, 17.194,92 TL'nin 07.02.2012 ıslah tarihinden itibaren) işleyecek avans faiziyle birlikte davacı yararına davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, güvenlik hizmetleri sözleşmesinin haksız feshi sebebiyle feshedilen süre için sözleşme bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Taraflar arasında düzenlenen sözleşmede, süresinden önce haksız fesih halinde ödenecek tazminat miktarı belirlenmiştir. Ancak, sözleşmede belirlenen bu tazminatın M.K.
2. maddesi çerçevesinde, iyiniyet ve dürüstlük kurallarına uygun olarak talep edilebilmesi gerekir. Sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunun 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 96. maddesi uyarınca, alacaklı hakkını kısmen veya tamamen istifa edemediği takdirde borçlu kendisine hiçbir kusurun isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bundan doğan zararı tazmine mecburdur. Anılan yasa maddesi gereğince, güvenlik hizmeti sözleşmesini haksız feshettiği sabit olan davalı, davacının zararını tazminle mükelleftir. Bununla birlikte 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 325. maddesi “İş sahibi işi kabulde temerrüt ederse, işçi taahhüt ettiği işi yapmağa mecbur olmaksızın mukaveledeki ücreti istiyebilir. Şu kadar ki, işi yapmadığından dolayı tasarruf ettiği yahut diğer bir iş ile kazandığı ve kazanmaktan kasten feragat eylediği şeyi mahsup ettirmeğe mecburdur.” hükmünü haiz olup, BK'nın 98.
maddesi delaletiyle BK'nın 44. maddesi gereğince de davacı taraf zararının artmasını önlemek için gerekli tüm önlemleri almalıdır. Adı geçen yasa maddeleri uyarınca, tazminat talep etme hakkı bulunan davacının aynı şartlardaki güvenlik hizmetleri işini ne kadar sürede bulabileceği belirlenerek, bu süre içinde mahrum kaldığı ücrete hak kazandığının kabulü gerekir. Ancak bu husus hakimin özel bilgisiyle halledebileceği bir durum olmadığından mahkemece bu konuda bilirkişiler aracılığıyla inceleme yapılarak, bilirkişilerden rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken fesih tarihi ile sözleşme süresinin bitim tarihi arasındaki sürenin tamamı için yazılı şekilde tazminata karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/451868100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz