Ttk 309/4
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/9057 E. 2014/19332 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 5 yıl
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 309/4↗ zimmet↗ zamanaşımı defi↗ dava sebebi↗ zamanaşımı↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacının annesi tarafından yapıldığı iddia edilen işlemlerin en son tarihinin 28.08.2001 olduğu, 6762 sayılı TTK'nın 309/son maddesi hükmü gereğince zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
.1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, davacıya ait davalı şirket nezdindeki menkul kıymet hesabındaki paranın davalı şirket çalışanı olan davalı B.. F.. tarafından zimmete geçirildiği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece tüm davalılar yönünden zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Zamanaşımı defi, alacaklının alacağını borçlunun rızasına aykırı olarak dava yoluyla isteyebilme hakkını ortadan kaldıran kişisel bir savunma sebebi olması nedeniyle itirazlardan farklı olarak, diğer savunma sebeplerinde olduğu gibi mahkemece kendiliğinden gözetilmesi söz konusu değildir. Bu nedenle davalılardan birisi tarafından ileri sürülen zamanaşımı definden zamanaşımı definde bulunmamış olan diğer davalılar yararlanamaz.
Somut olayda, davalı B.. davaya cevap vermemiş her hangi bir savunmada bulunmamıştır. Diğer davalılar ise zamanaşımı definde bulunmuşlardır.
Bu durumda, mahkemece zamanaşımı definde bulunan davalılar yönünden bu nedenle davanın reddine karar verilmesi doğru ise de, zamanaşımı definde bulunmayan davalı B.. F.. yönünden işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, onun hakkında da zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Markaya tecavüzün tespiti ve men'i | Hükmün ilanı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/800 E. 2014/8162 K.
Ortak:zamanaşımı · zamanaşımı 5 yıl
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacının annesi tarafından yapıldığı iddia edilen işlemlerin en «son» tarihinin 28.08.2001 olduğu, 6762 sayılı TTK'nın 309/son maddesi hükmü gereğince «zamanaşımı» süresinin 5 yıl olduğu, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
F.. tarafından «zimmete» geçirildiği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece tüm davalılar yönünden «zamanaşımı» nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu nedenle davalılardan birisi tarafından ileri sürülen «zamanaşımı» definden zamanaşımı definde bulunmamış olan diğer davalılar yararlanamaz.
Benzer bu kararda2- Ancak, davalı taraf, davacının «ıslah» dilekçesiyle talep ettiği maddi ve manevi tazminat istemine karşı «zamanaşımı» definde bulunduğu halde, mahkemece bu konuda olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmemesi doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:olumsuz oy · marka hakkına tecavüz · ıslah · iltibas
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının «iltibas» yaratacak şekilde davacıya ait markaları kullandığı, eyleminin «marka hakkına tecavüz» teşkil ettiği, zarar miktarının tam olarak belirlenemediği, Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerine göre zararın hakim tarafından takdir edilebileceği gerekçesiyle, d …
2- Ancak, davalı taraf, davacının «ıslah» dilekçesiyle talep ettiği maddi ve manevi tazminat istemine karşı «zamanaşımı» definde bulunduğu halde, mahkemece bu konuda olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmemesi doğru olmamıştır.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14046 E. 2018/7314 K.
Ortak:dava sebebi · zamanaşımı · zamanaşımı 5 yıl
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacının annesi tarafından yapıldığı iddia edilen işlemlerin en «son» tarihinin 28.08.2001 olduğu, 6762 sayılı TTK'nın 309/son maddesi hükmü gereğince «zamanaşımı» süresinin 5 yıl olduğu, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
F.. tarafından «zimmete» geçirildiği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece tüm davalılar yönünden «zamanaşımı» nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Zamanaşımı defi, alacaklının alacağını borçlunun rızasına aykırı olarak dava yoluyla isteyebilme hakkını ortadan kaldıran kişisel bir savunma «sebebi» olması nedeniyle itirazlardan farklı olarak, diğer savunma sebeplerinde olduğu gibi mahkemece kendiliğinden gözetilmesi söz konusu değildir.
Benzer bu kararda… n birleşen davaya yönelik sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. ...-Asıl ve birleşen davalar, davacı bankanın icracı müdürleri aleyhine açılan «sorumluluk davası» olup mahkemece birleşen davada tüm davalılar yönünden «zamanaşımı» nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Zamanaşımı defi, alacaklının alacağını borçlunun rızasına aykırı olarak dava yoluyla isteyebilme hakkını ortadan kaldıran kişisel bir savunma «sebebi» olması nedeniyle itirazlardan farklı olarak, diğer savunma sebeplerinde olduğu gibi mahkemece kendiliğinden gözetilmesi söz konusu değildir.
Bu nedenle davalılardan birisi tarafından ileri sürülen «zamanaşımı» definden zamanaşımı definde bulunmamış olan diğer davalılar yararlanamaz.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:sorumluluk davası · zamanaşımı def'i · açılmamış sayılma · muvafakat · def'i
Benzer bu karardaYakınol birleşen davada süresinden sonra ....04.2016 günlü dilekçesi ile «zamanaşımı def»'ini ileri sürmüş, davacılar vekilince savunmanın genişletillmesine açıkca «muvafakat» edilmemiş, diğer davalılar ise usulüne uygun ve süresinde zamanaşımı def'ini ileri sürmüşlerdir.
Bu durumda, mahkemece «zamanaşımı def»'inde bulunan davalılar yönünden bu nedenle davanın reddine karar verilmesi doğru ise de, süresinde zamanaşımı definde bulunmayan davalı ...
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; asıl davada davacı vekilince davalılar ..., ... ve ...'na karşı açılan davanın HMK.nın 150. maddesi uyarınca «açılmamış sayılmasına», davacı tarafından davalı ...'e karşı açılan davanın zaman aşımı nedeniyle reddine, birleşen davada davacı tarafından davalılar ..., ... ve ...'na karşı açılan davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
… n birleşen davaya yönelik sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. ...-Asıl ve birleşen davalar, davacı bankanın icracı müdürleri aleyhine açılan «sorumluluk davası» olup mahkemece birleşen davada tüm davalılar yönünden «zamanaşımı» nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/233 E. 2013/667 K.
Ortak:zamanaşımı · zamanaşımı 5 yıl
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacının annesi tarafından yapıldığı iddia edilen işlemlerin en «son» tarihinin 28.08.2001 olduğu, 6762 sayılı TTK'nın 309/son maddesi hükmü gereğince «zamanaşımı» süresinin 5 yıl olduğu, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
F.. tarafından «zimmete» geçirildiği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece tüm davalılar yönünden «zamanaşımı» nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu nedenle davalılardan birisi tarafından ileri sürülen «zamanaşımı» definden zamanaşımı definde bulunmamış olan diğer davalılar yararlanamaz.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davacı tarafça davaya dayanak yapılan ve davalılar tarafından dava dışı şirketlerle yapılan «sözleşmelerin feshi» tarihinin 10/06/1999 olduğu, davanın 23.07.2008 tarihinde açıldığı, anılan maddede öngörülen «ceza zamanaşımı» süresinin varlığının da iddia edilmediği, davalılar yönünden «fesih» tarihi ile dava tarihi arasındaki 5 yıllık sürenin geçtiği, TTK'nun 309. maddesi gereğince davanın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle, reddine karar verilmiştir.
2- Ancak, davalılardan ..., davaya cevap vermemiş ve «zamanaşımı» definde bulunmamıştır.
TTK'nun 309. maddesinde gösterilen süreler «hakdüşürücü süre» olmayıp «zamanaşımı» süresi olduğundan ancak davalının süresinde zamanaşımı definde bulunması halinde gözönüne alınabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hakdüşürücü süre · ceza zamanaşımı · sözleşmenin feshi · fesih · vekalet ücreti
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davacı tarafça davaya dayanak yapılan ve davalılar tarafından dava dışı şirketlerle yapılan «sözleşmelerin feshi» tarihinin 10/06/1999 olduğu, davanın 23.07.2008 tarihinde açıldığı, anılan maddede öngörülen «ceza zamanaşımı» süresinin varlığının da iddia edilmediği, davalılar yönünden «fesih» tarihi ile dava tarihi arasındaki 5 yıllık sürenin geçtiği, TTK'nun 309. maddesi gereğince davanın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle, reddine karar verilmiştir.
TTK'nun 309. maddesinde gösterilen süreler «hakdüşürücü süre» olmayıp «zamanaşımı» süresi olduğundan ancak davalının süresinde zamanaşımı definde bulunması halinde gözönüne alınabilir.
3- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin «vekalet ücretlerine» yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/9057 E. , 2014/19332 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL (KAPATILAN) 38. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 12/11/2012
NUMARASI 2011/32-2012/247
Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) 38. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12/11/2012 tarih ve 2011/32-2012/247 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 09/12/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. F.. M.., davalılardan Z.. D.. Di.. K.. ile A.. Ş.. vekili Av. H.. D.. ve davalılardan D.. K.. K...le A..s. K.. vekili Av. K.. Ç.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin yaşının küçüklüğü nedeniyle annesi tarafından davalı şirket nezdinde hisse senedi alım satımı için yatırım hesabı açıldığını, davalı gerçek kişilerin ise davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri ve çalışanı olduklarını, davalıların müvekkilinin hesabında bulunan paraların bir kısmını tanımadığı başka kişiler adına havale ettiklerini, diğer bir kısmının ise müvekkiline ödenmiş gibi gösterilerek zimmetlerine geçirdiklerini ileri sürerek, şimdilik 500.000,00 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
[…].dışındaki davalılar vekilleri ayrı ayrı, zamanaşımı defi ile birlikte davanın esastan da reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacının annesi tarafından yapıldığı iddia edilen işlemlerin en son tarihinin 28.08.2001 olduğu, 6762 sayılı TTK'nın 309/son maddesi hükmü gereğince zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
.1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, davacıya ait davalı şirket nezdindeki menkul kıymet hesabındaki paranın davalı şirket çalışanı olan davalı B.. F.. tarafından zimmete geçirildiği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece tüm davalılar yönünden zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Zamanaşımı defi, alacaklının alacağını borçlunun rızasına aykırı olarak dava yoluyla isteyebilme hakkını ortadan kaldıran kişisel bir savunma sebebi olması nedeniyle itirazlardan farklı olarak, diğer savunma sebeplerinde olduğu gibi mahkemece kendiliğinden gözetilmesi söz konusu değildir. Bu nedenle davalılardan birisi tarafından ileri sürülen zamanaşımı definden zamanaşımı definde bulunmamış olan diğer davalılar yararlanamaz.
Somut olayda, davalı B.. davaya cevap vermemiş her hangi bir savunmada bulunmamıştır. Diğer davalılar ise zamanaşımı definde bulunmuşlardır.
Bu durumda, mahkemece zamanaşımı definde bulunan davalılar yönünden bu nedenle davanın reddine karar verilmesi doğru ise de, zamanaşımı definde bulunmayan davalı B.. F.. yönünden işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, onun hakkında da zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar Z.. D.. Di..K.. A.. Ş.., A.. K.. ve D. K. ..e verilmesine, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan B.. F..'den alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102123000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz