Rücuen Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/8697 E. 2010/9366 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
borçlunun temerrüdü↗ munzam zarar↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “borçlunun temerrüde düştüğü tarihten ödemenin gerçekleştiği güne kadar geçen süre içerisinde her yılın enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve devlet tahvillerine uygulanan faiz oranları, TL karşısında döviz kurlarına ilişkin verilerden yola çıkılarak bu süre içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücünün azalması nedeniyle alacaklının uğradığı zarar miktarı yukarıda değinilen verilerin toplanıp ortalamaları bulunarak belirlenmek ve istenilen alacağın tazminat niteliğinde olması ve bu zararın oluşmasında ülkenin içinde bulunduğu genel sosyoekonomik ortamdan herkesin etkileneceği gözetilerek BK’nun 43. maddesince de değerlendirme yapıldıktan sonra bulunacak munzam zararın hüküm altına alınması gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/2631 E. 2015/685 K.
Ortak:borçlunun temerrüdü · munzam zarar · temerrüt
İncelediğiniz karardaMahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “«borçlunun temerrüde» düştüğü tarihten ödemenin gerçekleştiği güne kadar geçen süre içerisinde her yılın enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve devlet tahvillerine uygulanan faiz oranları, TL karşısında döviz kurlarına ilişkin verilerden yola çıkılarak bu süre içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücünün azalması nedeniyle alacaklının uğradığı zarar miktarı yukarıda değinilen verilerin toplanıp ortalamaları bulunarak belirlenmek ve istenilen alacağın tazminat niteliğinde olması ve bu zararın oluşmasında ülkenin içinde bulunduğu genel sosyoekonomik ortamdan herkesin etkileneceği gözetilerek BK’nun 43. maddesince de değerlendirme yapıldıktan sonra bulunacak «munzam zararın» hüküm altına alınması gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kısmen kabulüne karar veril …
Benzer bu kararda… alacağını geç alması nedeniyle bundan oluşan zararını BK'nın 105. maddesi hükmü kapsamında talep etmesinin mümkün olduğu, bu tür davalarda mahkemece yapılacak işin «borçlunun temerrüde» düştüğü tarihten, ödemenin gerçekleştirildiği güne kadar geçen süre içerisinde gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranını, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve Devlet tahvillerine verilen faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarına ilişkin değişiklik listeleri getirtilerek tüm bu unsurların toplanarak ortalamasının alınmak suretiyle alacaklının maruz kaldığı zarar miktarının belirlenmesi ve bulunacak miktarın BK'nın 43. maddesi çerçevesinde değerlendirmeye tabi tutulması ve bu zarar miktarından davacının alacağını tahsil ederken alması gereken «temerrüt faizi» miktarı düşülerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının «munzam zararının» 22.896,00 TL olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile anılan bedelin temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, «munzam zararın» tazmini istemine ilişkin olup, Dairemizin bozma kararında davacının uğradığı munzam zararın tesbiti için “«borçlunun temerrüde» düştüğü tarihten, ödemenin gerçekleştirildiği güne kadar geçen süre içerisinde gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve Devlet Tahvillerine verilen faiz oranları ve döviz kurlarındaki artış oranlarının toplamının ortalaması alınmak suretiyle davacının maruz kaldığı zarar miktarının belirlenmesi ve bulunacak miktarın BK'nın 43. maddesi çerçevesinde değerlendirmeye tabi tutulması ve bu zarar miktarından davacının alacağını tahsil ederken alması gereken «temerrüt faizi» miktarı düşülerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği" belirtilmiş olup, her ne kadar mahkemece bozma ilamında belirtilen unsurların ortalaması alınarak da …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt faizi
Benzer bu kararda… alacağını geç alması nedeniyle bundan oluşan zararını BK'nın 105. maddesi hükmü kapsamında talep etmesinin mümkün olduğu, bu tür davalarda mahkemece yapılacak işin «borçlunun temerrüde» düştüğü tarihten, ödemenin gerçekleştirildiği güne kadar geçen süre içerisinde gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranını, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve Devlet tahvillerine verilen faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarına ilişkin değişiklik listeleri getirtilerek tüm bu unsurların toplanarak ortalamasının alınmak suretiyle alacaklının maruz kaldığı zarar miktarının belirlenmesi ve bulunacak miktarın BK'nın 43. maddesi çerçevesinde değerlendirmeye tabi tutulması ve bu zarar miktarından davacının alacağını tahsil ederken alması gereken «temerrüt faizi» miktarı düşülerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının «munzam zararının» 22.896,00 TL olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile anılan bedelin temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, «munzam zararın» tazmini istemine ilişkin olup, Dairemizin bozma kararında davacının uğradığı munzam zararın tesbiti için “«borçlunun temerrüde» düştüğü tarihten, ödemenin gerçekleştirildiği güne kadar geçen süre içerisinde gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve Devlet Tahvillerine verilen faiz oranları ve döviz kurlarındaki artış oranlarının toplamının ortalaması alınmak suretiyle davacının maruz kaldığı zarar miktarının belirlenmesi ve bulunacak miktarın BK'nın 43. maddesi çerçevesinde değerlendirmeye tabi tutulması ve bu zarar miktarından davacının alacağını tahsil ederken alması gereken «temerrüt faizi» miktarı düşülerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği" belirtilmiş olup, her ne kadar mahkemece bozma ilamında belirtilen unsurların ortalaması alınarak da …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3959 E. 2011/14860 K.
Ortak:borçlunun temerrüdü · munzam zarar · temerrüt
İncelediğiniz karardaMahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “«borçlunun temerrüde» düştüğü tarihten ödemenin gerçekleştiği güne kadar geçen süre içerisinde her yılın enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve devlet tahvillerine uygulanan faiz oranları, TL karşısında döviz kurlarına ilişkin verilerden yola çıkılarak bu süre içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücünün azalması nedeniyle alacaklının uğradığı zarar miktarı yukarıda değinilen verilerin toplanıp ortalamaları bulunarak belirlenmek ve istenilen alacağın tazminat niteliğinde olması ve bu zararın oluşmasında ülkenin içinde bulunduğu genel sosyoekonomik ortamdan herkesin etkileneceği gözetilerek BK’nun 43. maddesince de değerlendirme yapıldıktan sonra bulunacak «munzam zararın» hüküm altına alınması gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kısmen kabulüne karar veril …
Benzer bu karardaAncak, «munzam zararın» hesaplanmasında mahkemece yapılacak iş, «borçlunun temerrüde» düştüğü tarihten, ödemenin gerçekleştirildiği güne kadar geçen süre içerisinde her yıl itibarı ile gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve devlet tahvillerine verilen faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarına ilişkin değişiklikler belirlenerek, bu süre içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücü azalması nedeniyle alacaklının maruz kaldığı zarar miktarının yukarıda belirtilen unsurların toplanıp, ortalamaları bulunarak belirlenmek ve istenilen alacağın temel hukuki yapısı nedeniyle bir tazminat alacağı niteliğinde olduğundan ve bu zararın oluşmasında ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal ortamın da etkili bulunduğu ve bundan ülkede yaşamını sürdüren gerçek veya tüzel kişilerin etkilenmemesinin kaçınılamaz olduğu ve nihayet her somut olayın özelliği de dikkate alınarak, bulunacak miktarın BK.nun 43. maddesi çerçevesinde mahkemece değerlendirmeye tabi tutularak belirlenmesi ve bundan sonra bulunan bu zarar miktarından davacının alacağını tahsil ederken alması gereken «temerrüt faizi» miktarı düşülerek hasıl olacak sonuç çerçevesinde hüküm kurmaktan ibarettir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 10.000,00 TL. olan alacağına ödeme tarihine kadar geçen süre için altın, döviz, mevduat faizi ve enflasyon rakamlarında oluşan değişiklikler uygulanmak suretiyle yapılan hesaplama sonucu davacının «munzam zararının» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, B.K.nun 105/1. maddesine dayalı alacağın geç tahsil edilmesi nedeniyle geçmiş günler faizi ile karşılanamayan «munzam zararın» tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının davalıdan aldığı faiz miktarından daha fazla bir zararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt faizi
Benzer bu karardaAncak, «munzam zararın» hesaplanmasında mahkemece yapılacak iş, «borçlunun temerrüde» düştüğü tarihten, ödemenin gerçekleştirildiği güne kadar geçen süre içerisinde her yıl itibarı ile gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve devlet tahvillerine verilen faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarına ilişkin değişiklikler belirlenerek, bu süre içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücü azalması nedeniyle alacaklının maruz kaldığı zarar miktarının yukarıda belirtilen unsurların toplanıp, ortalamaları bulunarak belirlenmek ve istenilen alacağın temel hukuki yapısı nedeniyle bir tazminat alacağı niteliğinde olduğundan ve bu zararın oluşmasında ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal ortamın da etkili bulunduğu ve bundan ülkede yaşamını sürdüren gerçek veya tüzel kişilerin etkilenmemesinin kaçınılamaz olduğu ve nihayet her somut olayın özelliği de dikkate alınarak, bulunacak miktarın BK.nun 43. maddesi çerçevesinde mahkemece değerlendirmeye tabi tutularak belirlenmesi ve bundan sonra bulunan bu zarar miktarından davacının alacağını tahsil ederken alması gereken «temerrüt faizi» miktarı düşülerek hasıl olacak sonuç çerçevesinde hüküm kurmaktan ibarettir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/18009 E. 2013/17840 K.
Ortak:borçlunun temerrüdü · munzam zarar · temerrüt
İncelediğiniz karardaMahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “«borçlunun temerrüde» düştüğü tarihten ödemenin gerçekleştiği güne kadar geçen süre içerisinde her yılın enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve devlet tahvillerine uygulanan faiz oranları, TL karşısında döviz kurlarına ilişkin verilerden yola çıkılarak bu süre içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücünün azalması nedeniyle alacaklının uğradığı zarar miktarı yukarıda değinilen verilerin toplanıp ortalamaları bulunarak belirlenmek ve istenilen alacağın tazminat niteliğinde olması ve bu zararın oluşmasında ülkenin içinde bulunduğu genel sosyoekonomik ortamdan herkesin etkileneceği gözetilerek BK’nun 43. maddesince de değerlendirme yapıldıktan sonra bulunacak «munzam zararın» hüküm altına alınması gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kısmen kabulüne karar veril …
Benzer bu karardaBuna göre, somut uyuşmazlıkta mahkemece «munzam zararın» tespit edilebilmesi için ikame değer değil, «borçlunun temerrüde» düştüğü tarihten, ödemenin gerçekleştirildiği güne kadar geçen süre içerisinde her yıl itibarı ile gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranını, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve Devlet Tahvil'lerine verilen faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarına ilişkin değişiklik listeleri davacıdan istenmek, gerektiğinde bunları ilgili resmi kurul veya kuruluşlardan araştırmak, bu sahada uzman bilirkişi görüşünden de yararlanılmak suretiyle, bu süre içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücü azalması nedeniyle alacaklının maruz kaldığı zarar miktarı yukarıda değinilen unsurların toplanıp, ortalamaları bulunarak belirlenmek ve her somut olayın özelliği de dikkate alınarak, bulunacak miktarın BK.nun 43'ncü maddesi çerçevesinde mahkemece değerlendirmeye de tabi tutularak belirlenmesi ve bundan sonra bulunan bu zarar miktarından davacının alacağını tahsil ederken alması gereken «temerrüt faizi» miktarı düşülerek hasıl olacak sonuç çerçevesinde hüküm kurulması gerekmektedir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının zarara uğrayan malının sigorta güvencesinde olduğu, bu tür mallarla ilgili olarak «munzam zarar» hesabında ikame değerin esas alınması gerektiği, davacının «gerçek zararının» tazmin edildiği, munzam zararının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davalı taşıma şirketi tarafından taşınan ve diğer davalı ... şirketine CMR «sorumluluk sigorta poliçesi» kapsamında sigortalı bulunan emtianın «zayi» olması sebebiyle «munzam zarar» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:mal sigortası · sorumluluk sigortası · gerçek zarar · zayi · temerrüt faizi · sigorta poliçesi · teminat
Benzer bu karardaAncak, her ne kadar mahkemece sigortalı emtiaya ilişkin olarak «munzam zarar» hesabında ikame değerin esas alınması gerektiği belirtilmiş ise de, davaya konu «sigorta poliçesi» mal varlığında meydana gelecek azalmaya karşı «teminat» sağlayan «mal sigortası» kapsamında bulunmayıp, CMR «sorumluluk sigortası» kapsamındadır.
Dava, davalı taşıma şirketi tarafından taşınan ve diğer davalı ... şirketine CMR «sorumluluk sigorta poliçesi» kapsamında sigortalı bulunan emtianın «zayi» olması sebebiyle «munzam zarar» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının zarara uğrayan malının sigorta güvencesinde olduğu, bu tür mallarla ilgili olarak «munzam zarar» hesabında ikame değerin esas alınması gerektiği, davacının «gerçek zararının» tazmin edildiği, munzam zararının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Buna göre, somut uyuşmazlıkta mahkemece «munzam zararın» tespit edilebilmesi için ikame değer değil, «borçlunun temerrüde» düştüğü tarihten, ödemenin gerçekleştirildiği güne kadar geçen süre içerisinde her yıl itibarı ile gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranını, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve Devlet Tahvil'lerine verilen faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarına ilişkin değişiklik listeleri davacıdan istenmek, gerektiğinde bunları ilgili resmi kurul veya kuruluşlardan araştırmak, bu sahada uzman bilirkişi görüşünden de yararlanılmak suretiyle, bu süre içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücü azalması nedeniyle alacaklının maruz kaldığı zarar miktarı yukarıda değinilen unsurların toplanıp, ortalamaları bulunarak belirlenmek ve her somut olayın özelliği de dikkate alınarak, bulunacak miktarın BK.nun 43'ncü maddesi çerçevesinde mahkemece değerlendirmeye de tabi tutularak belirlenmesi ve bundan sonra bulunan bu zarar miktarından davacının alacağını tahsil ederken alması gereken «temerrüt faizi» miktarı düşülerek hasıl olacak sonuç çerçevesinde hüküm kurulması gerekmektedir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/9072 E. 2011/2976 K.
Ortak:borçlunun temerrüdü · munzam zarar · temerrüt
İncelediğiniz karardaMahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “«borçlunun temerrüde» düştüğü tarihten ödemenin gerçekleştiği güne kadar geçen süre içerisinde her yılın enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve devlet tahvillerine uygulanan faiz oranları, TL karşısında döviz kurlarına ilişkin verilerden yola çıkılarak bu süre içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücünün azalması nedeniyle alacaklının uğradığı zarar miktarı yukarıda değinilen verilerin toplanıp ortalamaları bulunarak belirlenmek ve istenilen alacağın tazminat niteliğinde olması ve bu zararın oluşmasında ülkenin içinde bulunduğu genel sosyoekonomik ortamdan herkesin etkileneceği gözetilerek BK’nun 43. maddesince de değerlendirme yapıldıktan sonra bulunacak «munzam zararın» hüküm altına alınması gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kısmen kabulüne karar veril …
Benzer bu karardaMahkemece, davalının yat bedelinin tahsiline ilişkin dosyanın açılmasına neden olmakla «temerrüde» düştüğünü ve kusurlu davrandığı, davacı tarafından tahsil edilen toplam faizin 30.861,00 TL olup faiz ile karşılanamayan zararın ise bu miktarın altında 20.753,00 TL olduğu, dolayısıyla somut olayda davacının «munzam zararının» doğmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Munzam zararın hesaplanmasında mahkemenin görevi, «borçlunun temerrüde» düştüğü tarihten, ödemenin gerçekleştirildiği güne kadar geçen süre içerisinde her yıl itibarı ile gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve Devlet Tahvil'lerine verilen faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarına ilişkin değişiklik listeleri davacıdan istenmek, gerektiğinde bunları ilgili resmi kurul veya kuruluşlardan araştırmak, bu sahada uzman bilirkişi görüşünden de yararlanılmak suretiyle, bu süre içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücü azalması nedeniyle alacaklının maruz kaldığı zarar miktarını yukarıda değinilen unsurların toplanıp, ortalamaları bulunarak belirlenmek ve istenilen alacağın temel hukuki yapısı nedeniyle bir tazminat alacağı niteliğinde olduğundan ve bu zararın oluşmasında ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal ortamın da etkili bulunduğu ve bundan ülkede yaşamını sürdüren gerçek veya tüzel kişilerin etkilenmemesinin kaçınılamaz olduğu ve nihayet her somut olayın özelliği de dikkate alınarak, bulunacak miktarın BK.nun 43. maddesi çerçevesinde mahkemece değerlendirmeye de tabi tutularak belirlenmesi ve bundan sonra bulunan bu zarar miktarından davacının alacağını tahsil ederken alması gereken «temerrüt faizi» miktarı düşülerek hasıl olacak sonuç çerçevesinde hüküm kurmaktan ibarettir.
Dava, BK’nun 105/1. maddesi hükmüne dayanılarak açılan alacağın geç tahsil edilmesi nedeniyle geçmiş günler faizi ile karşılanmadığı iddia edilen «munzam zararın» tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt faizi
Benzer bu karardaMunzam zararın hesaplanmasında mahkemenin görevi, «borçlunun temerrüde» düştüğü tarihten, ödemenin gerçekleştirildiği güne kadar geçen süre içerisinde her yıl itibarı ile gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve Devlet Tahvil'lerine verilen faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarına ilişkin değişiklik listeleri davacıdan istenmek, gerektiğinde bunları ilgili resmi kurul veya kuruluşlardan araştırmak, bu sahada uzman bilirkişi görüşünden de yararlanılmak suretiyle, bu süre içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücü azalması nedeniyle alacaklının maruz kaldığı zarar miktarını yukarıda değinilen unsurların toplanıp, ortalamaları bulunarak belirlenmek ve istenilen alacağın temel hukuki yapısı nedeniyle bir tazminat alacağı niteliğinde olduğundan ve bu zararın oluşmasında ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal ortamın da etkili bulunduğu ve bundan ülkede yaşamını sürdüren gerçek veya tüzel kişilerin etkilenmemesinin kaçınılamaz olduğu ve nihayet her somut olayın özelliği de dikkate alınarak, bulunacak miktarın BK.nun 43. maddesi çerçevesinde mahkemece değerlendirmeye de tabi tutularak belirlenmesi ve bundan sonra bulunan bu zarar miktarından davacının alacağını tahsil ederken alması gereken «temerrüt faizi» miktarı düşülerek hasıl olacak sonuç çerçevesinde hüküm kurmaktan ibarettir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12259 E. 2010/7050 K.
Ortak:borçlunun temerrüdü · munzam zarar · temerrüt
İncelediğiniz karardaMahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “«borçlunun temerrüde» düştüğü tarihten ödemenin gerçekleştiği güne kadar geçen süre içerisinde her yılın enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve devlet tahvillerine uygulanan faiz oranları, TL karşısında döviz kurlarına ilişkin verilerden yola çıkılarak bu süre içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücünün azalması nedeniyle alacaklının uğradığı zarar miktarı yukarıda değinilen verilerin toplanıp ortalamaları bulunarak belirlenmek ve istenilen alacağın tazminat niteliğinde olması ve bu zararın oluşmasında ülkenin içinde bulunduğu genel sosyoekonomik ortamdan herkesin etkileneceği gözetilerek BK’nun 43. maddesince de değerlendirme yapıldıktan sonra bulunacak «munzam zararın» hüküm altına alınması gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kısmen kabulüne karar veril …
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece, «munzam zararın» tespitinde, öncelikle «borçlunun temerrüde» düştüğü tarihten ödemenin gerçekleştiği tarihe kadar geçen süre içinde, her yıl itibariyle gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve Devlet Tahvillerine uygulanan faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarında meydana gelen değişikliklere ilişkin listelere göre, bu konuda uzman bilirkişi görüşünden de yararlanmak suretiyle, bu süre içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücünün azalması nedeniyle «alacaklının temerrüt faizini» aşan zararı olup olmadığı var ise maruz kaldığı zarar miktarını yukarıda değinilen unsurların toplanıp ortalamaları bulunarak belirlenmek gerekirken yazılı şekilde …
Somut olayda davacı vekili dava dilekçesinde davalı borçlu borcunu «temerrüde» düşmeden ödemiş olsa idi müvekkilinin «malvarlığının» kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda oluşan durum arasındaki farkın «munzam zarar» olduğunu ileri sürerek davalının temerrüde düştüğü tarihinden dava tarihine kadar geçen zaman içerisinde gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, mevduat ve devle …
Dava, BK’nun 105/1.maddesi hükmüne dayanılarak açılan alacağın geç tahsil edilmesi nedeniyle geçmiş günler faizi ile karşılanmadığı iddia edilen «munzam zararın» tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:alacaklı temerrüdü · malvarlığına ilişkin dava · vade · temerrüt faizi · zamanaşımı · kesin hüküm · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın «zamanaşımı», «husumet» ve «kesin» hüküm itirazlarının yerinde bulunmadığından reddine, davacının parasını zamanında alamadığından daha yüksek faizli bir kredi kullandığını veya vadeli hesabındaki parasını «vadeyi» bozdurarak çekmek zorunda kaldığı gibi çeşitli şekillerde ortaya çıkabilecek zararını kanıtlaması gerektiği, tahsil ettiği faiz ile enflasyon oranı arasında kendi …
Mahkemece davalı bankanın «zamanaşımı», «husumet» ve «kesin» hüküm itirazlarının yerinde bulunmadığından reddine, davacının parasını zamanında alamadığından daha yüksek faizli bir kredi kullandığını veya vadeli hesabındaki parasını «vadeyi» bozdurarak çekmek zorunda kaldığı gibi çeşitli şekillerde ortaya çıkabilecek zararını kanıtlaması gerektiği, tahsil ettiği faiz ile enflasyon oranı arasında kendi …
Bu durumda, mahkemece, «munzam zararın» tespitinde, öncelikle «borçlunun temerrüde» düştüğü tarihten ödemenin gerçekleştiği tarihe kadar geçen süre içinde, her yıl itibariyle gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve Devlet Tahvillerine uygulanan faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarında meydana gelen değişikliklere ilişkin listelere göre, bu konuda uzman bilirkişi görüşünden de yararlanmak suretiyle, bu süre içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücünün azalması nedeniyle «alacaklının temerrüt faizini» aşan zararı olup olmadığı var ise maruz kaldığı zarar miktarını yukarıda değinilen unsurların toplanıp ortalamaları bulunarak belirlenmek gerekirken yazılı şekilde …
Somut olayda davacı vekili dava dilekçesinde davalı borçlu borcunu «temerrüde» düşmeden ödemiş olsa idi müvekkilinin «malvarlığının» kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda oluşan durum arasındaki farkın «munzam zarar» olduğunu ileri sürerek davalının temerrüde düştüğü tarihinden dava tarihine kadar geçen zaman içerisinde gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, mevduat ve devle …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6824 E. 2011/333 K.
Ortak:borçlunun temerrüdü · munzam zarar · temerrüt
İncelediğiniz karardaMahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “«borçlunun temerrüde» düştüğü tarihten ödemenin gerçekleştiği güne kadar geçen süre içerisinde her yılın enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve devlet tahvillerine uygulanan faiz oranları, TL karşısında döviz kurlarına ilişkin verilerden yola çıkılarak bu süre içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücünün azalması nedeniyle alacaklının uğradığı zarar miktarı yukarıda değinilen verilerin toplanıp ortalamaları bulunarak belirlenmek ve istenilen alacağın tazminat niteliğinde olması ve bu zararın oluşmasında ülkenin içinde bulunduğu genel sosyoekonomik ortamdan herkesin etkileneceği gözetilerek BK’nun 43. maddesince de değerlendirme yapıldıktan sonra bulunacak «munzam zararın» hüküm altına alınması gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kısmen kabulüne karar veril …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, haksız fiilden kaynaklanan uyuşmazlıklarda «haksız fiil» tarihi alacağın doğduğu tarih olarak kabul edilip bu tarihten itibaren «yasal faiz» uygulanmakta ise de haksız fiil tarihinin «temerrüt tarihi» değil alacağın doğduğu tarih olduğu, yapılan yargılama sonrasında davalının gerekli ödemeleri yaptığı, davalının yargılamanın gecikmesinde kusurlu olarak kabul edilemeyeceği, «munzam zarara» hükmedilmesi koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, BK’nun 105/1.maddesi hükmüne dayanılarak açılan alacağın geç tahsil edilmesi nedeniyle geçmiş günler faizi ile karşılanmadığı iddia edilen «munzam zararın» tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece haksız fiilden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, «haksız fiil» tarihinin «temerrüt tarihi» değil alacağın doğduğu tarih olduğu, davalının yapılan yargılamasonucunda gerekli ödemeleri yaptığı, yargılamanın uzamasında «kusuru» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de davacının asıl alacağının, Kadıköy 4.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:mal sigortası · temerrüt tarihi · sigorta sözleşmesi · temerrüt faizi · haksız fiil · yasal faiz · kusur
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, haksız fiilden kaynaklanan uyuşmazlıklarda «haksız fiil» tarihi alacağın doğduğu tarih olarak kabul edilip bu tarihten itibaren «yasal faiz» uygulanmakta ise de haksız fiil tarihinin «temerrüt tarihi» değil alacağın doğduğu tarih olduğu, yapılan yargılama sonrasında davalının gerekli ödemeleri yaptığı, davalının yargılamanın gecikmesinde kusurlu olarak kabul edilemeyeceği, «munzam zarara» hükmedilmesi koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece haksız fiilden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, «haksız fiil» tarihinin «temerrüt tarihi» değil alacağın doğduğu tarih olduğu, davalının yapılan yargılamasonucunda gerekli ödemeleri yaptığı, yargılamanın uzamasında «kusuru» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de davacının asıl alacağının, Kadıköy 4.
Buna göre, ayrıca ve daha yükseği kanıtlanamadıkça, veyahut «mal sigorta sözleşmelerinden» kaynaklanan alacaklarda olduğu gibi tahsil edilecek paranın sarfedileceği amaç ve yer açıkça belli olmadıkça mahkemece bu tür davalarda «munzam zararın» tespit edilebilmesi için yapılacak iş şu olmalıdır.
Borçlunun «temerrüde» düştüğü tarihten, ödemenin gerçekleştirildiği güne kadar geçen süre içerisinde (dava konusu olayda ise olayın gerçekleştiği 30.07.1998 tarihinden asıl alacağın tahsil edildiği 28.02.2005 tarihine kadar geçen süre içerisinde), her yıl itibarı ile gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranını, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve Devlet Tahvil'lerine verilen faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarına ilişkin değişiklik listeleri davacıdan istenmek, gerektiğinde bunları ilgili resmi kurul veya kuruluşlardan araştırmak, bu sahada uzman bilirkişi görüşünden de yararlanılmak suretiyle, bu sure içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücü azalması nedeniyle alacaklının maruz kaldığı zarar miktarını yukarıda değinilen unsurların toplanıp, ortalamaları bulunarak belirlenmek ve istenilen alacağın temel hukuki yapısı nedeniyle bir tazminat alacağı niteliğinde olduğundan ve bu zararın oluşmasında ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal ortamın da etkili bulunduğu ve bundan ülkede yaşamını sürdüren gerçek veya tüzel kişilerin etkilenmemesinin kaçınılamaz olduğu ve nihayet her somut olayın özelliği de dikkate alınarak, bulunacak miktarın BK.nun 43'ncü maddesi çerçevesinde mahkemece değerlendirmeye de tabi tutularak belirlenmesi ve bundan sonra bulunan bu zarar miktarından davacının alacağını tahsil ederken alması gereken «temerrüt faizi» miktarı düşülerek hasıl olacak sonuç çerçevesinde hüküm kurmaktan ibarettir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/4799 E. 2010/1264 K.
Ortak:borçlunun temerrüdü · munzam zarar · temerrüt
İncelediğiniz karardaMahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “«borçlunun temerrüde» düştüğü tarihten ödemenin gerçekleştiği güne kadar geçen süre içerisinde her yılın enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve devlet tahvillerine uygulanan faiz oranları, TL karşısında döviz kurlarına ilişkin verilerden yola çıkılarak bu süre içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücünün azalması nedeniyle alacaklının uğradığı zarar miktarı yukarıda değinilen verilerin toplanıp ortalamaları bulunarak belirlenmek ve istenilen alacağın tazminat niteliğinde olması ve bu zararın oluşmasında ülkenin içinde bulunduğu genel sosyoekonomik ortamdan herkesin etkileneceği gözetilerek BK’nun 43. maddesince de değerlendirme yapıldıktan sonra bulunacak «munzam zararın» hüküm altına alınması gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kısmen kabulüne karar veril …
Benzer bu karardaDavacı alacaklı, borçlunun ilk «temerrüde» düştüğü 08.11.1990 takip tarihinden, İcra Mahkemesince faiz hesabının yapıldığı 01.05.1997 tarihine kadar olan «munzam zararın» hüküm altına alındığını belirterek, 01.05.1997 tarihinden asıl alacağın tahsil edildiği 19.11.2003 tarihine kadar oluşan munzam zararın tazminini istemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2000/1394 E, 2001/1113 K sayılı dosyası ile ...tarafından «munzam zararın» tazmini istemi ile açılan davada 80.572.104.523 TL munzam zarar alacağının davalılardan tahsiline karar verildiği, davacının bu kez 01.05.1997-19.11.2003 tarihleri arasındaki munzam zararın tazmini istemi ile işbu davayı açtığı, davacının muayyen paranın gününde ödenmemesinden doğan zararını ve miktarını kanıtlamak durumunda olup, bu zararın, paranın zamanında ödenmemesinden dolayı «mahrum kalınan» kâr veya faiz edilen gelir olmadığı, davacının somut olarak zararını kanıtlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, B.K.nun 105/1.maddesine dayanılarak açılmış olup, alacağın geç tahsil edilmesi nedeniyle geçmiş günler faizi ile karşılanamayan «munzam zararın» tahsiline ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:mal sigortası · mahrum kalınan kâr · usuli kazanılmış hak · kâr mahrumiyeti · sigorta sözleşmesi · kazanılmış hak · temerrüt faizi
Benzer bu karardaMahkemece bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2000/1394 E, 2001/1113 K sayılı dosyası ile ...tarafından «munzam zararın» tazmini istemi ile açılan davada 80.572.104.523 TL munzam zarar alacağının davalılardan tahsiline karar verildiği, davacının bu kez 01.05.1997-19.11.2003 tarihleri arasındaki munzam zararın tazmini istemi ile işbu davayı açtığı, davacının muayyen paranın gününde ödenmemesinden doğan zararını ve miktarını kanıtlamak durumunda olup, bu zararın, paranın zamanında ödenmemesinden dolayı «mahrum kalınan» kâr veya faiz edilen gelir olmadığı, davacının somut olarak zararını kanıtlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Buna göre, ayrıca ve daha yükseği kanıtlanamadıkça, veyahut «mal sigorta sözleşmelerinden» kaynaklanan alacaklarda olduğu gibi tahsil edilecek paranın sarfedileceği amaç ve yer açıkça belli olmadıkça. mahkemece bu tür davalarda «munzam zararın» tespit edilebilmesi için yapılacak iş şu olmalıdır.
Nitekim, davacı tarafından açılan kısmi davada da aynı yöntem ile «munzam zarar» hesabı yapılmış olup, belirtilen hesaplama yöntemi davacı yararına «usuli kazanılmış hak» oluşturmaktadır.
Borçlunun «temerrüde» düştüğü tarihten, ödemenin gerçekleştirildiği güne kadar geçen süre içerisinde (dava konusu olayda ise kısmi davada hesaplamada esas alınan 01.05.1997 tarihinden asıl alacağın tahsil edildiği 19.11.2003 tarihe kadar geçen süre içerisinde), her yıl itibarı ile gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranını, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve Devlet Tahvil'lerine verilen faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarına ilişkin değişiklik listeleri davacıdan istenmek, gerektiğinde bunları ilgili resmi kurul veya kuruluşlardan araştırmak, bu sahada uzman bilirkişi görüşünden de yararlanılmak suretiyle, bu sure içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücü azalması nedeniyle alacaklının maruz kaldığı zarar miktarını yukarıda değinilen unsurların toplanıp, ortalamaları bulunarak belirlenmek ve istenilen alacağın temel hukuki yapısı nedeniyle bir tazminat alacağı niteliğinde olduğundan ve bu zararın oluşmasında ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal ortamın da etkili bulunduğu ve bundan Ülkede yaşamını sürdüren gerçek veya tüzel kişilerin etkilenmemesinin kaçınılamaz olduğu ve nihayet her somut olayın özelliği de dikkate alınarak, bulunacak miktarın BK.nun 43'ncü maddesi çerçevesinde mahkemece değerlendirmeye de tabi tutularak belirlenmesi ve bundan sonra bulunan bu zarar miktarından davacının alacağını tahsil ederken alması gereken «temerrüt faizi» miktarı düşülerek. hasıl olacak sonuç çerçevesinde hüküm kurmaktan ibarettir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/5372 E. 2021/5538 K.
Ortak:munzam zarar · temerrüt
İncelediğiniz karardaMahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “«borçlunun temerrüde» düştüğü tarihten ödemenin gerçekleştiği güne kadar geçen süre içerisinde her yılın enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve devlet tahvillerine uygulanan faiz oranları, TL karşısında döviz kurlarına ilişkin verilerden yola çıkılarak bu süre içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücünün azalması nedeniyle alacaklının uğradığı zarar miktarı yukarıda değinilen verilerin toplanıp ortalamaları bulunarak belirlenmek ve istenilen alacağın tazminat niteliğinde olması ve bu zararın oluşmasında ülkenin içinde bulunduğu genel sosyoekonomik ortamdan herkesin etkileneceği gözetilerek BK’nun 43. maddesince de değerlendirme yapıldıktan sonra bulunacak «munzam zararın» hüküm altına alınması gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kısmen kabulüne karar veril …
Benzer bu kararda3- Ayrıca, Dairemizin bozma ilamına uyularak «zamanaşımına» uğramayan «son» on yıl için «munzam zarar» hesabı yapılmış ise de davacının bu on yıl için aldığı «temerrüt faizinin» hesaplanan munzam zarardan mahsubu gerekirken, davacının bu süreden daha uzun süre için almış olduğu temerrüt faizinin tamamının zarardan düşülmesi doğru olmamış, mahkeme kararının davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece verilen davanın kabulüne ilişkin kararın bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılamada davacının talebinin «munzam zararın» tahsiline yönelik olduğu, davaya on yıllık zaman aşımı süresinin uygulanmasının gerektiği, asıl davanın açılmasının munzam zarar istemine yönelik zaman aşımı süresini kesmediği, davacının dava ve «ıslah» tarihinden önceki on yıla ilişkin zararını talep edebileceği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda her yıl itibariyle gerçekleşen yıllık enflasyon oranının eşya f …
2- Dava, «munzam zarar» istemine ilişkin olup mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek “davacının talep edebileceği 58,92 TL tutarında munzam zarar alacağı kalmadığı” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt faizi · ıslah · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda3- Ayrıca, Dairemizin bozma ilamına uyularak «zamanaşımına» uğramayan «son» on yıl için «munzam zarar» hesabı yapılmış ise de davacının bu on yıl için aldığı «temerrüt faizinin» hesaplanan munzam zarardan mahsubu gerekirken, davacının bu süreden daha uzun süre için almış olduğu temerrüt faizinin tamamının zarardan düşülmesi doğru olmamış, mahkeme kararının davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece verilen davanın kabulüne ilişkin kararın bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılamada davacının talebinin «munzam zararın» tahsiline yönelik olduğu, davaya on yıllık zaman aşımı süresinin uygulanmasının gerektiği, asıl davanın açılmasının munzam zarar istemine yönelik zaman aşımı süresini kesmediği, davacının dava ve «ıslah» tarihinden önceki on yıla ilişkin zararını talep edebileceği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda her yıl itibariyle gerçekleşen yıllık enflasyon oranının eşya f …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/8697 E. , 2010/9366 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 9.Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 19.06.2008 tarih ve 2006/139-2008/291 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerince açılan dava sonucu kapatılan Marmarabank’tan alınan hazine bonoları bedellerinin işlemiş faiziyle birlikte davalı ...’den tahsil edildiğini, ancak munzam zarar oluştuğunu ileri sürerek, ıslah yolu ile 50.000 YTL munzam zararın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “borçlunun temerrüde düştüğü tarihten ödemenin gerçekleştiği güne kadar geçen süre içerisinde her yılın enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve devlet tahvillerine uygulanan faiz oranları, TL karşısında döviz kurlarına ilişkin verilerden yola çıkılarak bu süre içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücünün azalması nedeniyle alacaklının uğradığı zarar miktarı yukarıda değinilen verilerin toplanıp ortalamaları bulunarak belirlenmek ve istenilen alacağın tazminat niteliğinde olması ve bu zararın oluşmasında ülkenin içinde bulunduğu genel sosyoekonomik ortamdan herkesin etkileneceği gözetilerek BK’nun 43.
maddesince de değerlendirme yapıldıktan sonra bulunacak munzam zararın hüküm altına alınması gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, temyiz eden davalı harçtan muaf olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 28.09.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1028112400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz