Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/12259 E. 2010/7050 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
alacaklı temerrüdü↗ borçlunun temerrüdü↗ munzam zarar↗ malvarlığına ilişkin dava↗ vade↗ temerrüt faizi↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗ kesin hüküm↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın zamanaşımı, husumet ve kesin hüküm itirazlarının yerinde bulunmadığından reddine, davacının parasını zamanında alamadığından daha yüksek faizli bir kredi kullandığını veya vadeli hesabındaki parasını vadeyi bozdurarak çekmek zorunda kaldığı gibi çeşitli şekillerde ortaya çıkabilecek zararını kanıtlaması gerektiği, tahsil ettiği faiz ile enflasyon oranı arasında kendi aleyhine bir fark olduğu iddiasına dayanan davacının bu fark dolayısıyla hangi zarara uğradığı, miktarını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, BK’nun 105/1.maddesi hükmüne dayanılarak açılan alacağın geç tahsil edilmesi nedeniyle geçmiş günler faizi ile karşılanmadığı iddia edilen munzam zararın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davalı bankanın zamanaşımı, husumet ve kesin hüküm itirazlarının yerinde bulunmadığından reddine, davacının parasını zamanında alamadığından daha yüksek faizli bir kredi kullandığını veya vadeli hesabındaki parasını vadeyi bozdurarak çekmek zorunda kaldığı gibi çeşitli şekillerde ortaya çıkabilecek zararını kanıtlaması gerektiği, tahsil ettiği faiz ile enflasyon oranı arasında kendi aleyhine bir fark olduğu iddiasına dayanan davacının bu fark dolayısıyla hangi zarara uğradığı, miktarını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda davacı vekili dava dilekçesinde davalı borçlu borcunu temerrüde düşmeden ödemiş olsa idi müvekkilinin malvarlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda oluşan durum arasındaki farkın munzam zarar olduğunu ileri sürerek davalının temerrüde düştüğü tarihinden dava tarihine kadar geçen zaman içerisinde gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, mevduat ve devlet tahvillerine verilen faiz oranları, döviz kurları, TEFE, TÜFE oranları esas alındığında müvekkilinin 50.000 YTL’lik munzam zararı doğduğunu iddia etmiş ve fazlaya ait haklarını saklı tutarak işbu davayı açmıştır. Bu durumda, mahkemece, munzam zararın tespitinde, öncelikle borçlunun temerrüde düştüğü tarihten ödemenin gerçekleştiği tarihe kadar geçen süre içinde, her yıl itibariyle gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve Devlet Tahvillerine uygulanan faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarında meydana gelen değişikliklere ilişkin listelere göre, bu konuda uzman bilirkişi görüşünden de yararlanmak suretiyle, bu süre içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücünün azalması nedeniyle alacaklının temerrüt faizini aşan zararı olup olmadığı var ise maruz kaldığı zarar miktarını yukarıda değinilen unsurların toplanıp ortalamaları bulunarak belirlenmek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/2631 E. 2015/685 K.
Ortak:borçlunun temerrüdü · munzam zarar · temerrüt faizi · temerrüt · Tazminat
İncelediğiniz karardaBu durumda, mahkemece, «munzam zararın» tespitinde, öncelikle «borçlunun temerrüde» düştüğü tarihten ödemenin gerçekleştiği tarihe kadar geçen süre içinde, her yıl itibariyle gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve Devlet Tahvillerine uygulanan faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarında meydana gelen değişikliklere ilişkin listelere göre, bu konuda uzman bilirkişi görüşünden de yararlanmak suretiyle, bu süre içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücünün azalması nedeniyle «alacaklının temerrüt faizini» aşan zararı olup olmadığı var ise maruz kaldığı zarar miktarını yukarıda değinilen unsurların toplanıp ortalamaları bulunarak belirlenmek gerekirken yazılı şekilde …
Somut olayda davacı vekili dava dilekçesinde davalı borçlu borcunu «temerrüde» düşmeden ödemiş olsa idi müvekkilinin «malvarlığının» kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda oluşan durum arasındaki farkın «munzam zarar» olduğunu ileri sürerek davalının temerrüde düştüğü tarihinden dava tarihine kadar geçen zaman içerisinde gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, mevduat ve devle …
Dava, BK’nun 105/1.maddesi hükmüne dayanılarak açılan alacağın geç tahsil edilmesi nedeniyle geçmiş günler faizi ile karşılanmadığı iddia edilen «munzam zararın» tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… alacağını geç alması nedeniyle bundan oluşan zararını BK'nın 105. maddesi hükmü kapsamında talep etmesinin mümkün olduğu, bu tür davalarda mahkemece yapılacak işin «borçlunun temerrüde» düştüğü tarihten, ödemenin gerçekleştirildiği güne kadar geçen süre içerisinde gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranını, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve Devlet tahvillerine verilen faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarına ilişkin değişiklik listeleri getirtilerek tüm bu unsurların toplanarak ortalamasının alınmak suretiyle alacaklının maruz kaldığı zarar miktarının belirlenmesi ve bulunacak miktarın BK'nın 43. maddesi çerçevesinde değerlendirmeye tabi tutulması ve bu zarar miktarından davacının alacağını tahsil ederken alması gereken «temerrüt faizi» miktarı düşülerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının «munzam zararının» 22.896,00 TL olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile anılan bedelin temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, «munzam zararın» tazmini istemine ilişkin olup, Dairemizin bozma kararında davacının uğradığı munzam zararın tesbiti için “«borçlunun temerrüde» düştüğü tarihten, ödemenin gerçekleştirildiği güne kadar geçen süre içerisinde gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve Devlet Tahvillerine verilen faiz oranları ve döviz kurlarındaki artış oranlarının toplamının ortalaması alınmak suretiyle davacının maruz kaldığı zarar miktarının belirlenmesi ve bulunacak miktarın BK'nın 43. maddesi çerçevesinde değerlendirmeye tabi tutulması ve bu zarar miktarından davacının alacağını tahsil ederken alması gereken «temerrüt faizi» miktarı düşülerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği" belirtilmiş olup, her ne kadar mahkemece bozma ilamında belirtilen unsurların ortalaması alınarak da …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3959 E. 2011/14860 K.
Ortak:borçlunun temerrüdü · munzam zarar · temerrüt faizi · temerrüt · Tazminat
İncelediğiniz karardaBu durumda, mahkemece, «munzam zararın» tespitinde, öncelikle «borçlunun temerrüde» düştüğü tarihten ödemenin gerçekleştiği tarihe kadar geçen süre içinde, her yıl itibariyle gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve Devlet Tahvillerine uygulanan faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarında meydana gelen değişikliklere ilişkin listelere göre, bu konuda uzman bilirkişi görüşünden de yararlanmak suretiyle, bu süre içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücünün azalması nedeniyle «alacaklının temerrüt faizini» aşan zararı olup olmadığı var ise maruz kaldığı zarar miktarını yukarıda değinilen unsurların toplanıp ortalamaları bulunarak belirlenmek gerekirken yazılı şekilde …
Somut olayda davacı vekili dava dilekçesinde davalı borçlu borcunu «temerrüde» düşmeden ödemiş olsa idi müvekkilinin «malvarlığının» kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda oluşan durum arasındaki farkın «munzam zarar» olduğunu ileri sürerek davalının temerrüde düştüğü tarihinden dava tarihine kadar geçen zaman içerisinde gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, mevduat ve devle …
Dava, BK’nun 105/1.maddesi hükmüne dayanılarak açılan alacağın geç tahsil edilmesi nedeniyle geçmiş günler faizi ile karşılanmadığı iddia edilen «munzam zararın» tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaAncak, «munzam zararın» hesaplanmasında mahkemece yapılacak iş, «borçlunun temerrüde» düştüğü tarihten, ödemenin gerçekleştirildiği güne kadar geçen süre içerisinde her yıl itibarı ile gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve devlet tahvillerine verilen faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarına ilişkin değişiklikler belirlenerek, bu süre içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücü azalması nedeniyle alacaklının maruz kaldığı zarar miktarının yukarıda belirtilen unsurların toplanıp, ortalamaları bulunarak belirlenmek ve istenilen alacağın temel hukuki yapısı nedeniyle bir tazminat alacağı niteliğinde olduğundan ve bu zararın oluşmasında ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal ortamın da etkili bulunduğu ve bundan ülkede yaşamını sürdüren gerçek veya tüzel kişilerin etkilenmemesinin kaçınılamaz olduğu ve nihayet her somut olayın özelliği de dikkate alınarak, bulunacak miktarın BK.nun 43. maddesi çerçevesinde mahkemece değerlendirmeye tabi tutularak belirlenmesi ve bundan sonra bulunan bu zarar miktarından davacının alacağını tahsil ederken alması gereken «temerrüt faizi» miktarı düşülerek hasıl olacak sonuç çerçevesinde hüküm kurmaktan ibarettir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 10.000,00 TL. olan alacağına ödeme tarihine kadar geçen süre için altın, döviz, mevduat faizi ve enflasyon rakamlarında oluşan değişiklikler uygulanmak suretiyle yapılan hesaplama sonucu davacının «munzam zararının» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, B.K.nun 105/1. maddesine dayalı alacağın geç tahsil edilmesi nedeniyle geçmiş günler faizi ile karşılanamayan «munzam zararın» tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının davalıdan aldığı faiz miktarından daha fazla bir zararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/8697 E. 2010/9366 K.
Ortak:borçlunun temerrüdü · munzam zarar · temerrüt
İncelediğiniz karardaBu durumda, mahkemece, «munzam zararın» tespitinde, öncelikle «borçlunun temerrüde» düştüğü tarihten ödemenin gerçekleştiği tarihe kadar geçen süre içinde, her yıl itibariyle gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve Devlet Tahvillerine uygulanan faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarında meydana gelen değişikliklere ilişkin listelere göre, bu konuda uzman bilirkişi görüşünden de yararlanmak suretiyle, bu süre içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücünün azalması nedeniyle «alacaklının temerrüt faizini» aşan zararı olup olmadığı var ise maruz kaldığı zarar miktarını yukarıda değinilen unsurların toplanıp ortalamaları bulunarak belirlenmek gerekirken yazılı şekilde …
Somut olayda davacı vekili dava dilekçesinde davalı borçlu borcunu «temerrüde» düşmeden ödemiş olsa idi müvekkilinin «malvarlığının» kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda oluşan durum arasındaki farkın «munzam zarar» olduğunu ileri sürerek davalının temerrüde düştüğü tarihinden dava tarihine kadar geçen zaman içerisinde gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, mevduat ve devle …
Dava, BK’nun 105/1.maddesi hükmüne dayanılarak açılan alacağın geç tahsil edilmesi nedeniyle geçmiş günler faizi ile karşılanmadığı iddia edilen «munzam zararın» tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “«borçlunun temerrüde» düştüğü tarihten ödemenin gerçekleştiği güne kadar geçen süre içerisinde her yılın enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve devlet tahvillerine uygulanan faiz oranları, TL karşısında döviz kurlarına ilişkin verilerden yola çıkılarak bu süre içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücünün azalması nedeniyle alacaklının uğradığı zarar miktarı yukarıda değinilen verilerin toplanıp ortalamaları bulunarak belirlenmek ve istenilen alacağın tazminat niteliğinde olması ve bu zararın oluşmasında ülkenin içinde bulunduğu genel sosyoekonomik ortamdan herkesin etkileneceği gözetilerek BK’nun 43. maddesince de değerlendirme yapıldıktan sonra bulunacak «munzam zararın» hüküm altına alınması gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kısmen kabulüne karar veril …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/18009 E. 2013/17840 K.
Ortak:borçlunun temerrüdü · munzam zarar · temerrüt faizi · temerrüt · Tazminat
İncelediğiniz karardaBu durumda, mahkemece, «munzam zararın» tespitinde, öncelikle «borçlunun temerrüde» düştüğü tarihten ödemenin gerçekleştiği tarihe kadar geçen süre içinde, her yıl itibariyle gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve Devlet Tahvillerine uygulanan faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarında meydana gelen değişikliklere ilişkin listelere göre, bu konuda uzman bilirkişi görüşünden de yararlanmak suretiyle, bu süre içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücünün azalması nedeniyle «alacaklının temerrüt faizini» aşan zararı olup olmadığı var ise maruz kaldığı zarar miktarını yukarıda değinilen unsurların toplanıp ortalamaları bulunarak belirlenmek gerekirken yazılı şekilde …
Somut olayda davacı vekili dava dilekçesinde davalı borçlu borcunu «temerrüde» düşmeden ödemiş olsa idi müvekkilinin «malvarlığının» kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda oluşan durum arasındaki farkın «munzam zarar» olduğunu ileri sürerek davalının temerrüde düştüğü tarihinden dava tarihine kadar geçen zaman içerisinde gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, mevduat ve devle …
Dava, BK’nun 105/1.maddesi hükmüne dayanılarak açılan alacağın geç tahsil edilmesi nedeniyle geçmiş günler faizi ile karşılanmadığı iddia edilen «munzam zararın» tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaBuna göre, somut uyuşmazlıkta mahkemece «munzam zararın» tespit edilebilmesi için ikame değer değil, «borçlunun temerrüde» düştüğü tarihten, ödemenin gerçekleştirildiği güne kadar geçen süre içerisinde her yıl itibarı ile gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranını, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve Devlet Tahvil'lerine verilen faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarına ilişkin değişiklik listeleri davacıdan istenmek, gerektiğinde bunları ilgili resmi kurul veya kuruluşlardan araştırmak, bu sahada uzman bilirkişi görüşünden de yararlanılmak suretiyle, bu süre içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücü azalması nedeniyle alacaklının maruz kaldığı zarar miktarı yukarıda değinilen unsurların toplanıp, ortalamaları bulunarak belirlenmek ve her somut olayın özelliği de dikkate alınarak, bulunacak miktarın BK.nun 43'ncü maddesi çerçevesinde mahkemece değerlendirmeye de tabi tutularak belirlenmesi ve bundan sonra bulunan bu zarar miktarından davacının alacağını tahsil ederken alması gereken «temerrüt faizi» miktarı düşülerek hasıl olacak sonuç çerçevesinde hüküm kurulması gerekmektedir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının zarara uğrayan malının sigorta güvencesinde olduğu, bu tür mallarla ilgili olarak «munzam zarar» hesabında ikame değerin esas alınması gerektiği, davacının «gerçek zararının» tazmin edildiği, munzam zararının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davalı taşıma şirketi tarafından taşınan ve diğer davalı ... şirketine CMR «sorumluluk sigorta poliçesi» kapsamında sigortalı bulunan emtianın «zayi» olması sebebiyle «munzam zarar» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mal sigortası · sorumluluk sigortası · gerçek zarar · zayi · sigorta poliçesi · teminat
Benzer bu karardaAncak, her ne kadar mahkemece sigortalı emtiaya ilişkin olarak «munzam zarar» hesabında ikame değerin esas alınması gerektiği belirtilmiş ise de, davaya konu «sigorta poliçesi» mal varlığında meydana gelecek azalmaya karşı «teminat» sağlayan «mal sigortası» kapsamında bulunmayıp, CMR «sorumluluk sigortası» kapsamındadır.
Dava, davalı taşıma şirketi tarafından taşınan ve diğer davalı ... şirketine CMR «sorumluluk sigorta poliçesi» kapsamında sigortalı bulunan emtianın «zayi» olması sebebiyle «munzam zarar» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının zarara uğrayan malının sigorta güvencesinde olduğu, bu tür mallarla ilgili olarak «munzam zarar» hesabında ikame değerin esas alınması gerektiği, davacının «gerçek zararının» tazmin edildiği, munzam zararının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/5372 E. 2021/5538 K.
Ortak:munzam zarar · temerrüt faizi · temerrüt · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaBu durumda, mahkemece, «munzam zararın» tespitinde, öncelikle «borçlunun temerrüde» düştüğü tarihten ödemenin gerçekleştiği tarihe kadar geçen süre içinde, her yıl itibariyle gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve Devlet Tahvillerine uygulanan faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarında meydana gelen değişikliklere ilişkin listelere göre, bu konuda uzman bilirkişi görüşünden de yararlanmak suretiyle, bu süre içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücünün azalması nedeniyle «alacaklının temerrüt faizini» aşan zararı olup olmadığı var ise maruz kaldığı zarar miktarını yukarıda değinilen unsurların toplanıp ortalamaları bulunarak belirlenmek gerekirken yazılı şekilde …
Somut olayda davacı vekili dava dilekçesinde davalı borçlu borcunu «temerrüde» düşmeden ödemiş olsa idi müvekkilinin «malvarlığının» kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda oluşan durum arasındaki farkın «munzam zarar» olduğunu ileri sürerek davalının temerrüde düştüğü tarihinden dava tarihine kadar geçen zaman içerisinde gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, mevduat ve devle …
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın «zamanaşımı», «husumet» ve «kesin» hüküm itirazlarının yerinde bulunmadığından reddine, davacının parasını zamanında alamadığından daha yüksek faizli bir kredi kullandığını veya vadeli hesabındaki parasını «vadeyi» bozdurarak çekmek zorunda kaldığı gibi çeşitli şekillerde ortaya çıkabilecek zararını kanıtlaması gerektiği, tahsil ettiği faiz ile enflasyon oranı arasında kendi …
Benzer bu kararda3- Ayrıca, Dairemizin bozma ilamına uyularak «zamanaşımına» uğramayan «son» on yıl için «munzam zarar» hesabı yapılmış ise de davacının bu on yıl için aldığı «temerrüt faizinin» hesaplanan munzam zarardan mahsubu gerekirken, davacının bu süreden daha uzun süre için almış olduğu temerrüt faizinin tamamının zarardan düşülmesi doğru olmamış, mahkeme kararının davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece verilen davanın kabulüne ilişkin kararın bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılamada davacının talebinin «munzam zararın» tahsiline yönelik olduğu, davaya on yıllık zaman aşımı süresinin uygulanmasının gerektiği, asıl davanın açılmasının munzam zarar istemine yönelik zaman aşımı süresini kesmediği, davacının dava ve «ıslah» tarihinden önceki on yıla ilişkin zararını talep edebileceği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda her yıl itibariyle gerçekleşen yıllık enflasyon oranının eşya f …
2- Dava, «munzam zarar» istemine ilişkin olup mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek “davacının talep edebileceği 58,92 TL tutarında munzam zarar alacağı kalmadığı” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ıslah · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece verilen davanın kabulüne ilişkin kararın bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılamada davacının talebinin «munzam zararın» tahsiline yönelik olduğu, davaya on yıllık zaman aşımı süresinin uygulanmasının gerektiği, asıl davanın açılmasının munzam zarar istemine yönelik zaman aşımı süresini kesmediği, davacının dava ve «ıslah» tarihinden önceki on yıla ilişkin zararını talep edebileceği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda her yıl itibariyle gerçekleşen yıllık enflasyon oranının eşya f …
3- Ayrıca, Dairemizin bozma ilamına uyularak «zamanaşımına» uğramayan «son» on yıl için «munzam zarar» hesabı yapılmış ise de davacının bu on yıl için aldığı «temerrüt faizinin» hesaplanan munzam zarardan mahsubu gerekirken, davacının bu süreden daha uzun süre için almış olduğu temerrüt faizinin tamamının zarardan düşülmesi doğru olmamış, mahkeme kararının davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/14981 E. 2013/17650 K.
Ortak:munzam zarar · temerrüt · zamanaşımı · zamanaşımı var · Tazminat
İncelediğiniz karardaSomut olayda davacı vekili dava dilekçesinde davalı borçlu borcunu «temerrüde» düşmeden ödemiş olsa idi müvekkilinin «malvarlığının» kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda oluşan durum arasındaki farkın «munzam zarar» olduğunu ileri sürerek davalının temerrüde düştüğü tarihinden dava tarihine kadar geçen zaman içerisinde gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, mevduat ve devle …
Bu durumda, mahkemece, «munzam zararın» tespitinde, öncelikle «borçlunun temerrüde» düştüğü tarihten ödemenin gerçekleştiği tarihe kadar geçen süre içinde, her yıl itibariyle gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve Devlet Tahvillerine uygulanan faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarında meydana gelen değişikliklere ilişkin listelere göre, bu konuda uzman bilirkişi görüşünden de yararlanmak suretiyle, bu süre içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücünün azalması nedeniyle «alacaklının temerrüt faizini» aşan zararı olup olmadığı var ise maruz kaldığı zarar miktarını yukarıda değinilen unsurların toplanıp ortalamaları bulunarak belirlenmek gerekirken yazılı şekilde …
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın «zamanaşımı», «husumet» ve «kesin» hüküm itirazlarının yerinde bulunmadığından reddine, davacının parasını zamanında alamadığından daha yüksek faizli bir kredi kullandığını veya vadeli hesabındaki parasını «vadeyi» bozdurarak çekmek zorunda kaldığı gibi çeşitli şekillerde ortaya çıkabilecek zararını kanıtlaması gerektiği, tahsil ettiği faiz ile enflasyon oranı arasında kendi …
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin 17/06/2010 tarihli bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda; dosyada mevcut bilirkişi raporu kapsamında, davalının «temerrüde» düştüğü tarihten ödemenin gerçekleştiği tarihe kadar geçen süre içerisinde her yıl itibariyle gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve devlet tahvillerine uygulanan faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarında meydana gelen değişikliklere ilişkin listelere göre değerlendirme yapılarak «munzam zarar» bedelinin hesaplandığı ve söz konusu raporun dosya ve oluşa uygun olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 129,178,67 TL munzam zarar bedelinin 50.000 TL’lik kısmının dava, tarihinden geri kalan kısmın ise «ıslah» tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, davacı vekili tarafından bozma kararı öncesinde verilen «ıslah» dilekçesine karşı davalı vekili tarafından 04.08.2011 tarihli dilekçe ile «zamanaşımı def»’inde bulunulduğu anlaşılmakla, mahkemece davalının ıslah dilekçesine karşı sunduğu zamanaşımı def’i göz önünde bulundurulmak suretiyle yapılacak hesaplamaya göre davacının «munzam zararının» tayini gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
2 - Dava, davacının murisinin davalı banka nezdinde ki hesabında davalı banka «görevlisi» tarafından yapılan oynamalar sebebiyle uğranılan «munzam zararın» tazmini istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ilamların icrası · zamanaşımı def'i · def'i · ıslah · görevli mahkeme
Benzer bu karardaAncak, davacı vekili tarafından bozma kararı öncesinde verilen «ıslah» dilekçesine karşı davalı vekili tarafından 04.08.2011 tarihli dilekçe ile «zamanaşımı def»’inde bulunulduğu anlaşılmakla, mahkemece davalının ıslah dilekçesine karşı sunduğu zamanaşımı def’i göz önünde bulundurulmak suretiyle yapılacak hesaplamaya göre davacının «munzam zararının» tayini gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, Dairemizin 17/06/2010 tarihli bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda; dosyada mevcut bilirkişi raporu kapsamında, davalının «temerrüde» düştüğü tarihten ödemenin gerçekleştiği tarihe kadar geçen süre içerisinde her yıl itibariyle gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve devlet tahvillerine uygulanan faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarında meydana gelen değişikliklere ilişkin listelere göre değerlendirme yapılarak «munzam zarar» bedelinin hesaplandığı ve söz konusu raporun dosya ve oluşa uygun olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 129,178,67 TL munzam zarar bedelinin 50.000 TL’lik kısmının dava, tarihinden geri kalan kısmın ise «ıslah» tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2 - Dava, davacının murisinin davalı banka nezdinde ki hesabında davalı banka «görevlisi» tarafından yapılan oynamalar sebebiyle uğranılan «munzam zararın» tazmini istemine ilişkindir.
… i banka çalışanı olan uzaktan akrabası ... aracılığıyla yaptığını, bu şahsın usulsüzlükleri sonucunda davalı aleyhine davalar açıldığını, kararların kesinleştiğini, «ilamların icra» edildiğini ancak müvekkilinin alacağını geç tahsil etmesi sebebiyle faiz ile karşılanamayan «munzam zararlarının» bulunduğunu, müvekkilinin murisinin olayda 1/3 oranında kusurlu bulunması sebebiyle talep edilen tazminattan bu oranda indirim yapıldığını ileri sürerek işbu davay …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/9072 E. 2011/2976 K.
Ortak:borçlunun temerrüdü · munzam zarar · temerrüt faizi · temerrüt · Tazminat
İncelediğiniz karardaBu durumda, mahkemece, «munzam zararın» tespitinde, öncelikle «borçlunun temerrüde» düştüğü tarihten ödemenin gerçekleştiği tarihe kadar geçen süre içinde, her yıl itibariyle gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve Devlet Tahvillerine uygulanan faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarında meydana gelen değişikliklere ilişkin listelere göre, bu konuda uzman bilirkişi görüşünden de yararlanmak suretiyle, bu süre içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücünün azalması nedeniyle «alacaklının temerrüt faizini» aşan zararı olup olmadığı var ise maruz kaldığı zarar miktarını yukarıda değinilen unsurların toplanıp ortalamaları bulunarak belirlenmek gerekirken yazılı şekilde …
Somut olayda davacı vekili dava dilekçesinde davalı borçlu borcunu «temerrüde» düşmeden ödemiş olsa idi müvekkilinin «malvarlığının» kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda oluşan durum arasındaki farkın «munzam zarar» olduğunu ileri sürerek davalının temerrüde düştüğü tarihinden dava tarihine kadar geçen zaman içerisinde gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, mevduat ve devle …
Dava, BK’nun 105/1.maddesi hükmüne dayanılarak açılan alacağın geç tahsil edilmesi nedeniyle geçmiş günler faizi ile karşılanmadığı iddia edilen «munzam zararın» tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMunzam zararın hesaplanmasında mahkemenin görevi, «borçlunun temerrüde» düştüğü tarihten, ödemenin gerçekleştirildiği güne kadar geçen süre içerisinde her yıl itibarı ile gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve Devlet Tahvil'lerine verilen faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarına ilişkin değişiklik listeleri davacıdan istenmek, gerektiğinde bunları ilgili resmi kurul veya kuruluşlardan araştırmak, bu sahada uzman bilirkişi görüşünden de yararlanılmak suretiyle, bu süre içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücü azalması nedeniyle alacaklının maruz kaldığı zarar miktarını yukarıda değinilen unsurların toplanıp, ortalamaları bulunarak belirlenmek ve istenilen alacağın temel hukuki yapısı nedeniyle bir tazminat alacağı niteliğinde olduğundan ve bu zararın oluşmasında ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal ortamın da etkili bulunduğu ve bundan ülkede yaşamını sürdüren gerçek veya tüzel kişilerin etkilenmemesinin kaçınılamaz olduğu ve nihayet her somut olayın özelliği de dikkate alınarak, bulunacak miktarın BK.nun 43. maddesi çerçevesinde mahkemece değerlendirmeye de tabi tutularak belirlenmesi ve bundan sonra bulunan bu zarar miktarından davacının alacağını tahsil ederken alması gereken «temerrüt faizi» miktarı düşülerek hasıl olacak sonuç çerçevesinde hüküm kurmaktan ibarettir.
Mahkemece, davalının yat bedelinin tahsiline ilişkin dosyanın açılmasına neden olmakla «temerrüde» düştüğünü ve kusurlu davrandığı, davacı tarafından tahsil edilen toplam faizin 30.861,00 TL olup faiz ile karşılanamayan zararın ise bu miktarın altında 20.753,00 TL olduğu, dolayısıyla somut olayda davacının «munzam zararının» doğmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, BK’nun 105/1. maddesi hükmüne dayanılarak açılan alacağın geç tahsil edilmesi nedeniyle geçmiş günler faizi ile karşılanmadığı iddia edilen «munzam zararın» tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/15074 E. 2011/7765 K.
Ortak:borçlunun temerrüdü · munzam zarar · temerrüt
İncelediğiniz karardaBu durumda, mahkemece, «munzam zararın» tespitinde, öncelikle «borçlunun temerrüde» düştüğü tarihten ödemenin gerçekleştiği tarihe kadar geçen süre içinde, her yıl itibariyle gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve Devlet Tahvillerine uygulanan faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarında meydana gelen değişikliklere ilişkin listelere göre, bu konuda uzman bilirkişi görüşünden de yararlanmak suretiyle, bu süre içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücünün azalması nedeniyle «alacaklının temerrüt faizini» aşan zararı olup olmadığı var ise maruz kaldığı zarar miktarını yukarıda değinilen unsurların toplanıp ortalamaları bulunarak belirlenmek gerekirken yazılı şekilde …
Somut olayda davacı vekili dava dilekçesinde davalı borçlu borcunu «temerrüde» düşmeden ödemiş olsa idi müvekkilinin «malvarlığının» kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda oluşan durum arasındaki farkın «munzam zarar» olduğunu ileri sürerek davalının temerrüde düştüğü tarihinden dava tarihine kadar geçen zaman içerisinde gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, mevduat ve devle …
Dava, BK’nun 105/1.maddesi hükmüne dayanılarak açılan alacağın geç tahsil edilmesi nedeniyle geçmiş günler faizi ile karşılanmadığı iddia edilen «munzam zararın» tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… nın açıldığı 12.04.2004 tarihinden itibaren % 48 ve sonrasında değişen oranlarda avans faiziyle tahsiline karar verildiği, kararın Yargıtayca onanarak kesinleştiği, «bilirkişi incelemesine» göre davacının «munzam zarar» istemi ile ilgili olarak 06.05.2009 tarihli ek bilirkişi raporunun iki seçenekli düzenlendiği, birinci seçenekte Şubat 1977'de 500 TL'nin dava tarihindeki satın al …
2- Dava, B.K.'nın 105/1. maddesine dayanılarak açılmış olup, alacağın geç tahsil edilmesi nedeniyle geçmiş günler faizi ile karşılanamayan «munzam zararın» tahsiline ilişkindir.
Buna göre, ayrıca ve daha yükseği kanıtlanamadıkça, veyahut tahsil edilecek paranın sarfedileceği amaç ve yer açıkça belli olmadıkça veya somut olarak «zararın ispat» edilememesi hallerinde mahkemece «munzam zararın» tespit edilebilmesi için yapılacak iş şu olmalıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zararın ispatı · alacak davası · bilirkişi incelemesi
Benzer bu kararda… nın açıldığı 12.04.2004 tarihinden itibaren % 48 ve sonrasında değişen oranlarda avans faiziyle tahsiline karar verildiği, kararın Yargıtayca onanarak kesinleştiği, «bilirkişi incelemesine» göre davacının «munzam zarar» istemi ile ilgili olarak 06.05.2009 tarihli ek bilirkişi raporunun iki seçenekli düzenlendiği, birinci seçenekte Şubat 1977'de 500 TL'nin dava tarihindeki satın al …
Davacının davalı banka aleyhine açtığı «alacak davası» sonucunda, Kadıköy 2.
Buna göre, ayrıca ve daha yükseği kanıtlanamadıkça, veyahut tahsil edilecek paranın sarfedileceği amaç ve yer açıkça belli olmadıkça veya somut olarak «zararın ispat» edilememesi hallerinde mahkemece «munzam zararın» tespit edilebilmesi için yapılacak iş şu olmalıdır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/12259 E. , 2010/7050 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20.05.2008 tarih ve 2007/84 - 2008/294 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 15.06.2010 gününde davacı avukatı... geldi, davetiye tebliğine rağmen davalı vekili duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin murisi ...’nın davalı bankada vadeli repo ve mevduat hesapları bulunduğunu, işlemlerini banka çalışanı uzaktan akrabası ... aracılıyla yaptığını, bu şahsın usulsüzlükleri sonucunda davalı aleyhine davalar açıldığını, kararların kesinleştiğini, ilamların icra edildiğini, ancak müvekkilinin alacağını geç tahsil etmesi nedeniyle faiz ile karşılanamayan munzam zararının bulunduğunu, müvekkilinin murisinin olayda 1/3 oranında kusurlu bulunması nedeniyle talep edilen tazminattan bu miktarın indirildiğini ileri sürerek, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalması kaydıyla şimdilik, 50.000 YTL munzam zararın dava tarihinden itibaren ticari avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın öncelikle 10 yıllık zamanaşımına uğradığını, davacının bir zararının doğmadığını, alacağını faizi ile birlikte tahsil ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın zamanaşımı, husumet ve kesin hüküm itirazlarının yerinde bulunmadığından reddine, davacının parasını zamanında alamadığından daha yüksek faizli bir kredi kullandığını veya vadeli hesabındaki parasını vadeyi bozdurarak çekmek zorunda kaldığı gibi çeşitli şekillerde ortaya çıkabilecek zararını kanıtlaması gerektiği, tahsil ettiği faiz ile enflasyon oranı arasında kendi aleyhine bir fark olduğu iddiasına dayanan davacının bu fark dolayısıyla hangi zarara uğradığı, miktarını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, BK’nun 105/1.maddesi hükmüne dayanılarak açılan alacağın geç tahsil edilmesi nedeniyle geçmiş günler faizi ile karşılanmadığı iddia edilen munzam zararın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davalı bankanın zamanaşımı, husumet ve kesin hüküm itirazlarının yerinde bulunmadığından reddine, davacının parasını zamanında alamadığından daha yüksek faizli bir kredi kullandığını veya vadeli hesabındaki parasını vadeyi bozdurarak çekmek zorunda kaldığı gibi çeşitli şekillerde ortaya çıkabilecek zararını kanıtlaması gerektiği, tahsil ettiği faiz ile enflasyon oranı arasında kendi aleyhine bir fark olduğu iddiasına dayanan davacının bu fark dolayısıyla hangi zarara uğradığı, miktarını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda davacı vekili dava dilekçesinde davalı borçlu borcunu temerrüde düşmeden ödemiş olsa idi müvekkilinin malvarlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda oluşan durum arasındaki farkın munzam zarar olduğunu ileri sürerek davalının temerrüde düştüğü tarihinden dava tarihine kadar geçen zaman içerisinde gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, mevduat ve devlet tahvillerine verilen faiz oranları, döviz kurları, TEFE, TÜFE oranları esas alındığında müvekkilinin 50.000 YTL’lik munzam zararı doğduğunu iddia etmiş ve fazlaya ait haklarını saklı tutarak işbu davayı açmıştır. Bu durumda, mahkemece, munzam zararın tespitinde, öncelikle borçlunun temerrüde düştüğü tarihten ödemenin gerçekleştiği tarihe kadar geçen süre içinde, her yıl itibariyle gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve Devlet Tahvillerine uygulanan faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarında meydana gelen değişikliklere ilişkin listelere göre, bu konuda uzman bilirkişi görüşünden de yararlanmak suretiyle, bu süre içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücünün azalması nedeniyle alacaklının temerrüt faizini aşan zararı olup olmadığı var ise maruz kaldığı zarar miktarını yukarıda değinilen unsurların toplanıp ortalamaları bulunarak belirlenmek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 750.00 TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1023176600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz