Tediye makbuzu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/5501 E. 2011/6095 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tediye makbuzu↗ ödeme savunması↗ karine↗ tacir↗ yasal faiz↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının çekişme konusu devlet tahvili tutarının davacıya ödendiğinin kanıtı olduğunu ileri sürdüğü 23.8.2000 tarihli ve 1429 sayılı tediye makbuzunu sunamadığı, bilirkişiler tarafından davacının yatırım hesabına bakiyesinin müsait olmadığını bilerek yeni bir satın alma işlemi için 16.1.2002 tarihinde para yatırmasının ve hesap üzerinde uzun yıllar çeşitli işlemler sürdürmüş olmasının itfa tutarının davacıya ödendiğini gösterdiği şeklinde kanaat bildirilmiş ise de HUMK’nun 288. maddesi hükmü uyarınca davalı bankanın ödeme savunmasını yazılı delillerle kanıtlaması gerektiğinden bu görüşe itibar edilmediği, tacir olan bankanın TTK’nun 20/2. maddesi hükmü uyarınca ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği, somut olayda davalı bankanın kendinden beklenen basiretli davranma yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 20.463,03 TL’nin davalıdan tahsiline, bunun asıl alacağı oluşturan 18.722,00 TL’sine dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı banka nezdinde bulunan yatırım hesabındaki paranın tahsili istemine ilişkindir.
Davacı, davalı bankadan 06.08.1999 tarihinde satın aldığı devlet tahvilinin karşılığı olan paranın bozulması ve çekilmesine ilişkin hiçbir talimatı olmadığı gibi tahvillerin karşılığı olan paraya ilişkin tediye fişinin de ibraz edilmediğini ileri sürerek, tahvillerin karşılığı olan paranın tahsilini istemiş, mahkemece yazılı gerekçeyle davacının iddiası yerinde görülerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarında davaya konu devlet tahvili itfa tutarının davacıya ödendiğinin somut kanıtı olan 23.08.2000 tarihli ve 1429 nolu tediye makbuzunun davalı tarafından ibraz edilemediği ancak yatırım hesabına bu tarihten sonra yeni satın alma işlemleri için para yatırıldığı ve aynı hesap üzerinde uzun yıllar çeşitli işlemlerin sürdürülmüş olduğu, bu durumun davacının hesabında yapılan tüm işlemleri bildiği ve benimsediği yönünde karine oluşturduğu, yine davacının ödeme tarihi itibariyle düzenlenen ve tediye işlemini de içeren hesap kartonunu imzalaması ve imzanın kendisine ait olduğunu da kabul etmesi, bu hesap kartonunda sadece 23.08.2000 tarihli işlemlerin yer alması karşısında davacının aynı tarihli işlemleri görerek ve bilerek imza attığı tespitlerinde bulunulmuş ve sonuç olarak davacıya davaya konu miktarın ödenmiş olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
Bu durumda tarafların iddia ve savunmaları ile tüm dosya kapsamındaki deliller davacının 23.08.2000 vadeli devlet tahvilinin bu tarihteki itfası sonucu yatırım hesabına aktarılan paranın aynı tarihte çekilmiş olduğu yönündeki davalı banka savunması değerlendirildiğinde aynı hesap üzerinde davacının daha sonraki tarihlerde çeşitli işlemler yapmış olması, yeni satın alma işlemi için hesaba para yatırması ve düzenlenen müşteri hesap kartonunda itfa aktarması ve çekilen paranın açıkça gösterilmiş olması ile bu kartonda davacının imzasının bulunması hususları karşısında davacının anılan tarihte davaya konu parayı çekmiş olduğu sonucuna varılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece davalı bankanın ödeme savunmasını yazılı delillerle kanıtlayamadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi suretiyle dosya kapsamındaki diğer deliller ve davalı savunmasının değerlendirilmemesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/12397 E. 2011/16225 K.
Ortak:tediye makbuzu · ödeme savunması · tacir
İncelediğiniz kararda… a ve tüm dosya kapsamına göre, davalının çekişme konusu devlet tahvili tutarının davacıya ödendiğinin kanıtı olduğunu ileri sürdüğü 23.8.2000 tarihli ve 1429 sayılı «tediye makbuzunu» sunamadığı, bilirkişiler tarafından davacının yatırım hesabına bakiyesinin müsait olmadığını bilerek yeni bir satın alma işlemi için 16.1.2002 tarihinde para yatırmasının ve hesap üzerinde uzun yıllar çeşitli işlemler sürdürmüş olmasının itfa tutarının davacıya ödendiğini gösterdiği şeklinde kanaat bildirilmiş ise de HUMK’nun 288. maddesi hükmü uyarınca davalı bankanın «ödeme savunmasını» yazılı delillerle kanıtlaması gerektiğinden bu görüşe itibar edilmediği, «tacir» olan bankanın TTK’nun 20/2. maddesi hükmü uyarınca ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği, somut olayda davalı bankanın kendinden beklenen basiretli davranma yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 20.463,03 TL’nin davalıdan tahsiline, bunun asıl alacağı oluşturan 18.722,00 TL’sine dava tarihinden itibaren «yasal faiz» uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
… devlet tahvilinin karşılığı olan paranın bozulması ve çekilmesine ilişkin hiçbir talimatı olmadığı gibi tahvillerin karşılığı olan paraya ilişkin tediye fişinin de «ibraz» edilmediğini ileri sürerek, tahvillerin karşılığı olan paranın tahsilini istemiş, mahkemece yazılı gerekçeyle davacının iddiası yerinde görülerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarında davaya konu devlet tahvili itfa tutarının davacıya ödendiğinin somut kanıtı olan 23.08.2000 tarihli ve 1429 nolu «tediye makbuzunun» davalı tarafından ibraz edilemediği ancak yatırım hesabına bu tarihten sonra yeni satın alma işlemleri için para yatırıldığı ve aynı hesap üzerinde uzun yıllar çeşitli işlemlerin sürdürülmüş olduğu, bu durumun davacının hesabında yapılan tüm işlemleri bildiği ve benimsediği yönünde «karine» oluşturduğu, yine davacının ödeme tarihi itibariyle düzenlenen ve tediye işlemini de içeren hesap kartonunu imzalaması ve imzanın kendisine ait olduğunu da kabul e …
… usları karşısında davacının anılan tarihte davaya konu parayı çekmiş olduğu sonucuna varılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece davalı bankanın «ödeme savunmasını» yazılı delillerle kanıtlayamadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi suretiyle dosya kapsamındaki diğer deliller ve davalı savunmasının değerlendiril …
Benzer bu karardaMahkemece davalının çekişme konusu devlet tahvili tutarının davacıya ödendiğinin kanıtı olduğunu ileri sürdüğü 23.8.2000 tarihli ve 1429 sayılı «tediye makbuzunu» sunamadığı, bilirkişiler tarafından davacının yatırım hesabına bakiyesinin müsait olmadığını bilerek yeni bir satın alma işlemi için 16.1.2002 tarihinde para yatırmasının ve hesap üzerinde uzun yıllar çeşitli işlemler sürdürmüş olmasının itfa tutarının davacıya ödendiğini gösterdiği şeklinde kanaat bildirilmiş ise de HUMK’nun 288. maddesi hükmü uyarınca davalı bankanın «ödeme savunmasını» yazılı delillerle kanıtlaması gerektiğinden bu görüşe itibar edilmediği, «tacir» olan bankanın TTK’nun 20/2. maddesi hükmü uyarınca ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği, somut olayda davalı b …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11286 E. 2018/3522 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hesap işletim ücreti · haksız şart · tüketici işlemi · bedel iadesi · eş rızası · komisyon
Benzer bu kararda… a, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın davacıdan 20/06/2013 tarihinde kullanılan mevduat avans kredisi nedeniyle tahsil edilen 2.592,00 TL «komisyon» kesintisinin «haksız şart» niteliğinde olduğu ve bu miktarın davacıya iadesinin gerektiği, lakin devlet tahvilinin tüketicinin bilgisi ve «rızası» dahilinde gününden evvel erken bozdurulması sebebiyle oluşan 2.393,49 TL'lik zarardan davalı bankanın sorumlu tutalamayacağı, zira davacının daha yüksek faiz oranları ile getiri elde etmek maksadıyla rızası ile tahvilleri zararına sattığı, keza devlet tahvillerinin itfası sırasında ve «hesap işletim ücreti» adı altında 912,84 TL kesinti gerçekleştirildiği iddia edilmiş ise de belirtilen kesintinin yapılmadığı, aksine kesilen hesap işletim ücretlerinin belirli dönemler …
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda tüketiciye ek mali külfet getiren sözleşme maddelerinin 4077 sayılı Kanun gereğince «haksız şart» niteliğinde olduğu ve davalı tarafça tahsilatın gider karşılığı yapıldığına dair belgelendirme şartı yerine getirilmediği için anılan «bedelin iadesi» gerektiği mütalaa edilmişse de, dava tarihi itibariyle uygulanması gereken 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun geçici 1. maddesi 2. fıkrası uyarınca, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki «tüketici işlemlerine», bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına bu işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmiş ise kural olarak o kanun hükümlerinin uygulanaca …
1-Dava, taraflar arasında akdedilen mevduat avans kredisi nedeniyle tahsil edilen «komisyonun» iadesi istemine ilişkindir.
Taraflar arasında 20.06.2013 tarihinde mevduat avans sözleşmesi imzalandığı ve bu kapsamda davacıdan 2.592,00 TL «komisyon» tahsil edildiği anlaşılmaktadır.
-
Bankacılık işleminden kaynaklanan zararın tazmini
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5155 E. 2013/22626 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:faks talimatı · müşterek temsilci · bankacılık sözleşmesi · icazet · garantörlük · yetkisizlik kararı · temsil
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen 3. bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı bankanın tahvil alım - satım işinde aracılık «yetkisinin» bulunduğu ve dava konusu tahvilin alımı için aracılık edildiği, tahvil ihracının yurt dışı şirket tarafından gerçekleştirildiği, dava konusu ürünün ana para korumalı ve 5 yıllık tahvil alımı olduğu, bu durumun ve risklerinin davacıya açıklandığı, «faks talimatı» ile işlem yapılmasının taraflar arasındaki «bankacılık sözleşmesine» göre mümkün olduğu, bir an için talimattaki imzanın davacıya ait olmadığı varsayılsa dahi, gerek iddianın ileri sürülüşü, gerekse davacının inkar etmediği mail yazışmaları doğrultusunda, yapılan işleme «icazet» verdiği, ancak sonrasında parayı bağladığına pişman olduğu yolunda mail gönderdiği, bununla sadece riski bulunan bu işlemden zarar görmesinden duyduğu rahatsızlığı …
Taraflar arasında düzenlenen 28.03.2007 tarihli Yapılandırılmış Tahviller Alış/Satış Talimat Formu'nun 8. maddesinde davalı Banka'nın anapara «garantisi» vermediği belirtilmesine ve 16. maddede de davalı Banka'nın tahvil satın alınması aşamasında tavsiye ve öneride bulunmayacağı hüküm altına alınmış olmasına rağmen, dava konusu tahvillerin alımı öncesinde, davalı Banka tarafından davacının da içinde bulunduğu müşterilerine sunulan “termesheet” (ürün açıklaması) belgesinde dava konusu tahviller bakımından ana para garantisi olduğu belirtildiği gibi, davacı tarafından sunulan ve davacı ile davalı Banka'nın «müşteri temsilcisi» arasında geçen e-mail yazışmalarından da davalı Banka'nın başlangıçta anapara garantisi verdiği anlaşılmaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/5501 E. , 2011/6095 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI 2006/304-2009/261
Taraflar arasında görülen davada Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.05.2009 tarih ve 2006/304-2009/261 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ..... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Maltepe Şubesinden 06.08.1999 tarihinde nominal değeri 20.147.000.000 TL olan TÜFE'ye endeksli, kupon ödemeli Devlet Tahvili satın aldığını, satın aldığı sözkonusu devlet tahvilinin bozulması ve çekilmesine ilişkin hiçbir talimatı olmadığı gibi fişlerde de imzasının bulunmadığını, müvekkilinin hesabın akıbetini sormasına rağmen şube yetkililerinin Kasım 2005’den beri türlü bahanelerle oyaladıklarını, paranın ödendiğine ilişkin tediye fişini de ibraz edemediklerini ileri sürerek, 23.08.2000 tarihinden itibaren işleyecek emsal faiz oranları uygulanarak şimdilik 20.500,00 YTL’nin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 23.08.2000 itfa tarihinde 20.147.000.000 TL nominal değerli devlet tahvili yatırım hesabına yasal kesintiler yapıldıktan sonra 18.722.381.454 TL’nin aktarıldığını ve aynı tarihte 18.722.000.000 TL’nin tediye edildiğini, işbu hesap hareketlerinin davacının imzasının bulunduğu Müşteri Hesap Kartonunda gözüktüğünü, ancak sözkonusu ödemeye ilişkin tediye fişinin bulunamadığını, davacının ödemenin yapıldığı tarihten bu yana geçen 6 yıl süresince çeşitli tarihlerde aynı şubeden 21 defa Hazine Bonosu/Devlet Tahvili alışı ve itfa işlemi gerçekleştirdiği dikkate alındığında iddiasının samimi olmadığının ve isteme konu tutarın kendisine ödendiğinin anlaşıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının çekişme konusu devlet tahvili tutarının davacıya ödendiğinin kanıtı olduğunu ileri sürdüğü 23.8.2000 tarihli ve 1429 sayılı tediye makbuzunu sunamadığı, bilirkişiler tarafından davacının yatırım hesabına bakiyesinin müsait olmadığını bilerek yeni bir satın alma işlemi için 16.1.2002 tarihinde para yatırmasının ve hesap üzerinde uzun yıllar çeşitli işlemler sürdürmüş olmasının itfa tutarının davacıya ödendiğini gösterdiği şeklinde kanaat bildirilmiş ise de HUMK’nun 288. maddesi hükmü uyarınca davalı bankanın ödeme savunmasını yazılı delillerle kanıtlaması gerektiğinden bu görüşe itibar edilmediği, tacir olan bankanın TTK’nun 20/2.
maddesi hükmü uyarınca ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği, somut olayda davalı bankanın kendinden beklenen basiretli davranma yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 20.463,03 TL’nin davalıdan tahsiline, bunun asıl alacağı oluşturan 18.722,00 TL’sine dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı banka nezdinde bulunan yatırım hesabındaki paranın tahsili istemine ilişkindir.
Davacı, davalı bankadan 06.08.1999 tarihinde satın aldığı devlet tahvilinin karşılığı olan paranın bozulması ve çekilmesine ilişkin hiçbir talimatı olmadığı gibi tahvillerin karşılığı olan paraya ilişkin tediye fişinin de ibraz edilmediğini ileri sürerek, tahvillerin karşılığı olan paranın tahsilini istemiş, mahkemece yazılı gerekçeyle davacının iddiası yerinde görülerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarında davaya konu devlet tahvili itfa tutarının davacıya ödendiğinin somut kanıtı olan 23.08.2000 tarihli ve 1429 nolu tediye makbuzunun davalı tarafından ibraz edilemediği ancak yatırım hesabına bu tarihten sonra yeni satın alma işlemleri için para yatırıldığı ve aynı hesap üzerinde uzun yıllar çeşitli işlemlerin sürdürülmüş olduğu, bu durumun davacının hesabında yapılan tüm işlemleri bildiği ve benimsediği yönünde karine oluşturduğu, yine davacının ödeme tarihi itibariyle düzenlenen ve tediye işlemini de içeren hesap kartonunu imzalaması ve imzanın kendisine ait olduğunu da kabul etmesi, bu hesap kartonunda sadece 23.08.2000 tarihli işlemlerin yer alması karşısında davacının aynı tarihli işlemleri görerek ve bilerek imza attığı tespitlerinde bulunulmuş ve sonuç olarak davacıya davaya konu miktarın ödenmiş olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
Bu durumda tarafların iddia ve savunmaları ile tüm dosya kapsamındaki deliller davacının 23.08.2000 vadeli devlet tahvilinin bu tarihteki itfası sonucu yatırım hesabına aktarılan paranın aynı tarihte çekilmiş olduğu yönündeki davalı banka savunması değerlendirildiğinde aynı hesap üzerinde davacının daha sonraki tarihlerde çeşitli işlemler yapmış olması, yeni satın alma işlemi için hesaba para yatırması ve düzenlenen müşteri hesap kartonunda itfa aktarması ve çekilen paranın açıkça gösterilmiş olması ile bu kartonda davacının imzasının bulunması hususları karşısında davacının anılan tarihte davaya konu parayı çekmiş olduğu sonucuna varılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece davalı bankanın ödeme savunmasını yazılı delillerle kanıtlayamadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi suretiyle dosya kapsamındaki diğer deliller ve davalı savunmasının değerlendirilmemesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1027710400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz