Tediye makbuzu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/12397 E. 2011/16225 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tediye makbuzu↗ ödeme savunması↗ tacir↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece davalının çekişme konusu devlet tahvili tutarının davacıya ödendiğinin kanıtı olduğunu ileri sürdüğü 23.8.2000 tarihli ve 1429 sayılı tediye makbuzunu sunamadığı, bilirkişiler tarafından davacının yatırım hesabına bakiyesinin müsait olmadığını bilerek yeni bir satın alma işlemi için 16.1.2002 tarihinde para yatırmasının ve hesap üzerinde uzun yıllar çeşitli işlemler sürdürmüş olmasının itfa tutarının davacıya ödendiğini gösterdiği şeklinde kanaat bildirilmiş ise de HUMK’nun 288. maddesi hükmü uyarınca davalı bankanın ödeme savunmasını yazılı delillerle kanıtlaması gerektiğinden bu görüşe itibar edilmediği, tacir olan bankanın TTK’nun 20/2. maddesi hükmü uyarınca ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği, somut olayda davalı bankanın kendinden beklenen basiretli davranma yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 20.463,03 TL’nin davalıdan faizi ile tahsiline dair verilen karar davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 18.05.2011 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/5501 E. 2011/6095 K.
Ortak:tediye makbuzu · ödeme savunması · tacir
İncelediğiniz karardaMahkemece davalının çekişme konusu devlet tahvili tutarının davacıya ödendiğinin kanıtı olduğunu ileri sürdüğü 23.8.2000 tarihli ve 1429 sayılı «tediye makbuzunu» sunamadığı, bilirkişiler tarafından davacının yatırım hesabına bakiyesinin müsait olmadığını bilerek yeni bir satın alma işlemi için 16.1.2002 tarihinde para yatırmasının ve hesap üzerinde uzun yıllar çeşitli işlemler sürdürmüş olmasının itfa tutarının davacıya ödendiğini gösterdiği şeklinde kanaat bildirilmiş ise de HUMK’nun 288. maddesi hükmü uyarınca davalı bankanın «ödeme savunmasını» yazılı delillerle kanıtlaması gerektiğinden bu görüşe itibar edilmediği, «tacir» olan bankanın TTK’nun 20/2. maddesi hükmü uyarınca ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği, somut olayda davalı b …
Benzer bu kararda… a ve tüm dosya kapsamına göre, davalının çekişme konusu devlet tahvili tutarının davacıya ödendiğinin kanıtı olduğunu ileri sürdüğü 23.8.2000 tarihli ve 1429 sayılı «tediye makbuzunu» sunamadığı, bilirkişiler tarafından davacının yatırım hesabına bakiyesinin müsait olmadığını bilerek yeni bir satın alma işlemi için 16.1.2002 tarihinde para yatırmasının ve hesap üzerinde uzun yıllar çeşitli işlemler sürdürmüş olmasının itfa tutarının davacıya ödendiğini gösterdiği şeklinde kanaat bildirilmiş ise de HUMK’nun 288. maddesi hükmü uyarınca davalı bankanın «ödeme savunmasını» yazılı delillerle kanıtlaması gerektiğinden bu görüşe itibar edilmediği, «tacir» olan bankanın TTK’nun 20/2. maddesi hükmü uyarınca ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği, somut olayda davalı bankanın kendinden beklenen basiretli davranma yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 20.463,03 TL’nin davalıdan tahsiline, bunun asıl alacağı oluşturan 18.722,00 TL’sine dava tarihinden itibaren «yasal faiz» uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
… devlet tahvilinin karşılığı olan paranın bozulması ve çekilmesine ilişkin hiçbir talimatı olmadığı gibi tahvillerin karşılığı olan paraya ilişkin tediye fişinin de «ibraz» edilmediğini ileri sürerek, tahvillerin karşılığı olan paranın tahsilini istemiş, mahkemece yazılı gerekçeyle davacının iddiası yerinde görülerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarında davaya konu devlet tahvili itfa tutarının davacıya ödendiğinin somut kanıtı olan 23.08.2000 tarihli ve 1429 nolu «tediye makbuzunun» davalı tarafından ibraz edilemediği ancak yatırım hesabına bu tarihten sonra yeni satın alma işlemleri için para yatırıldığı ve aynı hesap üzerinde uzun yıllar çeşitli işlemlerin sürdürülmüş olduğu, bu durumun davacının hesabında yapılan tüm işlemleri bildiği ve benimsediği yönünde «karine» oluşturduğu, yine davacının ödeme tarihi itibariyle düzenlenen ve tediye işlemini de içeren hesap kartonunu imzalaması ve imzanın kendisine ait olduğunu da kabul e …
… usları karşısında davacının anılan tarihte davaya konu parayı çekmiş olduğu sonucuna varılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece davalı bankanın «ödeme savunmasını» yazılı delillerle kanıtlayamadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi suretiyle dosya kapsamındaki diğer deliller ve davalı savunmasının değerlendiril …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:karine · yasal faiz · ibraz
Benzer bu kararda… devlet tahvilinin karşılığı olan paranın bozulması ve çekilmesine ilişkin hiçbir talimatı olmadığı gibi tahvillerin karşılığı olan paraya ilişkin tediye fişinin de «ibraz» edilmediğini ileri sürerek, tahvillerin karşılığı olan paranın tahsilini istemiş, mahkemece yazılı gerekçeyle davacının iddiası yerinde görülerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarında davaya konu devlet tahvili itfa tutarının davacıya ödendiğinin somut kanıtı olan 23.08.2000 tarihli ve 1429 nolu «tediye makbuzunun» davalı tarafından ibraz edilemediği ancak yatırım hesabına bu tarihten sonra yeni satın alma işlemleri için para yatırıldığı ve aynı hesap üzerinde uzun yıllar çeşitli işlemlerin sürdürülmüş olduğu, bu durumun davacının hesabında yapılan tüm işlemleri bildiği ve benimsediği yönünde «karine» oluşturduğu, yine davacının ödeme tarihi itibariyle düzenlenen ve tediye işlemini de içeren hesap kartonunu imzalaması ve imzanın kendisine ait olduğunu da kabul e …
… a ve tüm dosya kapsamına göre, davalının çekişme konusu devlet tahvili tutarının davacıya ödendiğinin kanıtı olduğunu ileri sürdüğü 23.8.2000 tarihli ve 1429 sayılı «tediye makbuzunu» sunamadığı, bilirkişiler tarafından davacının yatırım hesabına bakiyesinin müsait olmadığını bilerek yeni bir satın alma işlemi için 16.1.2002 tarihinde para yatırmasının ve hesap üzerinde uzun yıllar çeşitli işlemler sürdürmüş olmasının itfa tutarının davacıya ödendiğini gösterdiği şeklinde kanaat bildirilmiş ise de HUMK’nun 288. maddesi hükmü uyarınca davalı bankanın «ödeme savunmasını» yazılı delillerle kanıtlaması gerektiğinden bu görüşe itibar edilmediği, «tacir» olan bankanın TTK’nun 20/2. maddesi hükmü uyarınca ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği, somut olayda davalı bankanın kendinden beklenen basiretli davranma yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 20.463,03 TL’nin davalıdan tahsiline, bunun asıl alacağı oluşturan 18.722,00 TL’sine dava tarihinden itibaren «yasal faiz» uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/12397 E. , 2011/16225 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/05/2009 gün ve 2006/304-2009/261 sayılı kararı bozan Daire’nin 18/05/2011 gün ve 2011/5501-2011/6095 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Maltepe Şubesinden 06.08.1999 tarihinde nominal değeri 20.147.000.000 TL olan TÜFE'ye endeksli, kupon ödemeli Devlet Tahvili satın aldığını, satın aldığı sözkonusu devlet tahvilinin bozulması ve çekilmesine ilişkin hiçbir talimatı olmadığı gibi fişlerde de imzasının bulunmadığını, müvekkilinin hesabın akıbetini sormasına rağmen şube yetkililerinin Kasım 2005’den beri türlü bahanelerle oyaladıklarını, paranın ödendiğine ilişkin tediye fişini de ibraz edemediklerini ileri sürerek, 23.08.2000 tarihinden itibaren işleyecek emsal faiz oranları uygulanarak şimdilik 20.500 YTL’nin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 23.08.2000 itfa tarihinde 20.147.000.000 TL nominal değerli devlet tahvili yatırım hesabına yasal kesintiler yapıldıktan sonra 18.722.381.454 TL’nin aktarıldığını ve aynı tarihte 18.722.000.000 TL’nin tediye edildiğini, işbu hesap hareketlerinin davacının imzasının bulunduğu Müşteri Hesap Kartonunda gözüktüğünü, ancak sözkonusu ödemeye ilişkin tediye fişinin bulunamadığını, davacının ödemenin yapıldığı tarihten bu yana geçen 6 yıl süresince çeşitli tarihlerde aynı şubeden 21 defa Hazine Bonosu/Devlet Tahvili alışı ve itfa işlemi gerçekleştirdiği dikkate alındığında iddiasının samimi olmadığının ve isteme konu tutarın kendisine ödendiğinin anlaşıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davalının çekişme konusu devlet tahvili tutarının davacıya ödendiğinin kanıtı olduğunu ileri sürdüğü 23.8.2000 tarihli ve 1429 sayılı tediye makbuzunu sunamadığı, bilirkişiler tarafından davacının yatırım hesabına bakiyesinin müsait olmadığını bilerek yeni bir satın alma işlemi için 16.1.2002 tarihinde para yatırmasının ve hesap üzerinde uzun yıllar çeşitli işlemler sürdürmüş olmasının itfa tutarının davacıya ödendiğini gösterdiği şeklinde kanaat bildirilmiş ise de HUMK’nun 288. maddesi hükmü uyarınca davalı bankanın ödeme savunmasını yazılı delillerle kanıtlaması gerektiğinden bu görüşe itibar edilmediği, tacir olan bankanın TTK’nun 20/2. maddesi hükmü uyarınca ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği, somut olayda davalı bankanın kendinden beklenen basiretli davranma yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 20.463,03 TL’nin davalıdan faizi ile tahsiline dair verilen karar davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 18.05.2011 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 38,20 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 185,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 01/12/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1034677900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz