6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/1775 E. 2010/8259 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kat mülkiyeti teslim tarihi geç teslim rayiç değer pasif husumet yokluğu cezai şart iş bölümü pasif husumet husumet yokluğu yetki teslim husumet

Atıf yapılan mevzuat: İİK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporuna göre, davacının kooperatif ortağı olduğu, halen ortak olduğu için geç teslim nedeniyle cezai şart isteyemeyeceği, kapıcı dairesinin 16.000,00 TL karşılığında davacıya satılmış olduğundan ödediği paranın eskalâsyonu sonucu bulunan 19.782,40 TL’nın davacıya ödenmesini gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 19.782,40 TL’nin davalı kooperatiften tahsiline, davalı ortaklar aleyhindeki davanın ise pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, konut tahsis edilmeyen kooperatif ortağının bağımsız bölümün tapusunun adına tescili veya bedelinin tazmini ile gecikme cezasının tahsili istemlerine ilişkindir.

Davacı, kooperatif yönetim kurulunun 08.01.2003 tarihli kararı ile peşin ödemeli ortak olarak üyeliğe kabul edilmiş ancak bu şekilde davacıya satılan kapıcı dairesi için kat mülkiyeti kurulamadığından davacıya daire tapusu verilememiş ve mahkemece de yukarıda yazılı gerekçeyle davacının sadece ortak olurken verdiği peşin ödeme bedelinin eskalâsyon değerini geri isteyebileceği gerekçesiyle dava kısmen kabul edilmiştir.

Oysa, davacının yasa ve anasözleşme hükümleri uyarınca usulüne uygun bir biçimde ihraç edilmediği, halen kooperatif ortağı olduğu ve dosya kapsamından da kendisine konut tahsis olanağı bulunmadığı anlaşıldığına göre isteyebileceği tazminat miktarı, Dairemizin yerleşmiş içtihatlarında da belirtildiği gibi aşağıdaki şekilde olmalıdır:

1-Önce, ortaklara tahsis edilen konut veya işyerinin dava tarihi itibariyle rayiç değeri saptanmalıdır.

2-Davalı kooperatife normal ödentilerini gerçekleştiren bir ortağın ödemelerinin, ödeme yaptıkları tarihler itibariyle toplam ödemeleri dava tarihine kadar (Toptan Eşya Fiyat Endeksi Artış ortalama rakamları esas alınarak) taşınarak, güncel değeri bulunmalıdır.

3-Bundan sonra, yukarıda (1) numaralı bentte bulunan değerden (2) numaralı bentte bulunan değer çıkarılarak kooperatife normal ödeme yapan bir ortağın, bu ödemelerine karşı ne miktarda yararlanma elde ettikleri ortaya çıkarılmalıdır.

4-Bunu takiben, davacı eksik ödeme yapan ortağın ödentileri (2) numaralı bentteki ilkelere göre dava tarihine taşınarak eksik ödeme miktarı da güncelleştirilmelidir.

5-Bu hesaplamalardan sonra, normal ödentilerini gerçekleştiren bir ortağın yukarıda (2) numaralı bentte bulunan ödemelerinin güncel değeri karşılığı, yine yukarıda (3) numaralı bentte bulunan bir yararlanmayı sağladığına göre, davacının (4) numaralı bentte eksik ödemelerinin güncel değerinin ne miktarda yarar sağlaması gerektiği, orantı kurallarına göre belirlenmelidir. Yani sonuç olarak, (4) numaralı bentte bulunan miktar, (3) numaralı bentte bulunan değerle çarpıldıktan sonra bulunan miktarın (2) numaralı bentte bulunan miktara bölünmesi sonucu bulunacak miktara (4) numaralı bentte bulunan davacı ödemelerinin güncel değerinin ilave edilmesi sonucu bulunacak miktar, davacı ortağın bu davada kooperatiften talep etmesi mümkün olan zarar miktarını belirleyecek ve mahkemece (talep miktarı aşılmadan) bu miktara hükmedilecektir.

Yukarıdaki ilkeleri dikkate almayan mahkeme kararının bu nedenle bozulması gerekmiştir.

Ayrıca, taraflar arasındaki 08.01.2003 tarihli sözleşmede öngörülen cezai şartın diğer kooperatif ortaklarını borç altına sokup sokmadığı, genel kurulda onaylanıp onaylanmadığı, yönetim kuruluna bu yönde bir yetki verilip verilmediği ve teslim tarihi itibariyle davacının kooperatife ödemesi gereken bir borcunun bulunup bulunmadığı hususları araştırıp tartışılmadan yazılı şekilde bu yöndeki talebin yazılı gerekçeyle reddi de doğru olmamıştır.

Öte yandan,dava konusunun asliye hukuk mahkemesinin görev alanında bulunmasına rağmen davanın tüketici mahkemesi sıfatıyla açılmış olması karşısında, mahkemenin sıfatına ilişkin belirleme yapmaması da yerinde olmamıştır.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/8624 E. 2011/1470 K.

    Ortak: · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3505 E. 2010/4100 K.

    Ortak: · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2468 E. 2010/3176 K.

    Ortak: · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

4 benzer karar daha
  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/9403 E. 2011/2861 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4879 E. 2020/3476 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Muarazanın Giderilmesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/10586 E. 2010/10859 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tespit

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/13130 E. 2010/1299 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/1775 E.  ,  2010/8259 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Karabük 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03.05.2008 tarih ve 2006/81-2008/240 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalı kooperatifin 08.01.2003 tarihli yönetim kurulu kararıyla müvekkilinin peşin ödemeli ortak olarak kabul edildiğini, bodrum kattaki bağımsız bölümün 16.000,00 TL’ye müvekkiline satıldığını ve dairenin tesliminin 01.10.2003 tarihinde gerçekleşmemesi halinde aylık 200 USD gecikme cezası uygulanacağının karalaştırıldığını, dairenin 01.06.2004 tarihinde teslim edildiğini, müvekkilinin daire için 10.000,00 TL masraf yaptığını, kat mülkiyetine geçilme aşamasında ise bu yere tapu verilemeyeceğinin ortaya çıktığını ileri sürerek, öncelikle zilyedi bulunduğu bağımsız bölümün tapusunun adına tescilini, bu mümkün olmadığı takdirde dairenin bedeli olarak 50.000,00 TL’nin ve geç teslim nedeniyle 1.400 USD’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporuna göre, davacının kooperatif ortağı olduğu, halen ortak olduğu için geç teslim nedeniyle cezai şart isteyemeyeceği, kapıcı dairesinin 16.000,00 TL karşılığında davacıya satılmış olduğundan ödediği paranın eskalâsyonu sonucu bulunan 19.782,40 TL’nın davacıya ödenmesini gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 19.782,40 TL’nin davalı kooperatiften tahsiline, davalı ortaklar aleyhindeki davanın ise pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, konut tahsis edilmeyen kooperatif ortağının bağımsız bölümün tapusunun adına tescili veya bedelinin tazmini ile gecikme cezasının tahsili istemlerine ilişkindir.

Davacı, kooperatif yönetim kurulunun 08.01.2003 tarihli kararı ile peşin ödemeli ortak olarak üyeliğe kabul edilmiş ancak bu şekilde davacıya satılan kapıcı dairesi için kat mülkiyeti kurulamadığından davacıya daire tapusu verilememiş ve mahkemece de yukarıda yazılı gerekçeyle davacının sadece ortak olurken verdiği peşin ödeme bedelinin eskalâsyon değerini geri isteyebileceği gerekçesiyle dava kısmen kabul edilmiştir.

Oysa, davacının yasa ve anasözleşme hükümleri uyarınca usulüne uygun bir biçimde ihraç edilmediği, halen kooperatif ortağı olduğu ve dosya kapsamından da kendisine konut tahsis olanağı bulunmadığı anlaşıldığına göre isteyebileceği tazminat miktarı, Dairemizin yerleşmiş içtihatlarında da belirtildiği gibi aşağıdaki şekilde olmalıdır:

1-Önce, ortaklara tahsis edilen konut veya işyerinin dava tarihi itibariyle rayiç değeri saptanmalıdır.

2-Davalı kooperatife normal ödentilerini gerçekleştiren bir ortağın ödemelerinin, ödeme yaptıkları tarihler itibariyle toplam ödemeleri dava tarihine kadar (Toptan Eşya Fiyat Endeksi Artış ortalama rakamları esas alınarak) taşınarak, güncel değeri bulunmalıdır.

3-Bundan sonra, yukarıda (1) numaralı bentte bulunan değerden (2) numaralı bentte bulunan değer çıkarılarak kooperatife normal ödeme yapan bir ortağın, bu ödemelerine karşı ne miktarda yararlanma elde ettikleri ortaya çıkarılmalıdır.

4-Bunu takiben, davacı eksik ödeme yapan ortağın ödentileri (2) numaralı bentteki ilkelere göre dava tarihine taşınarak eksik ödeme miktarı da güncelleştirilmelidir.

5-Bu hesaplamalardan sonra, normal ödentilerini gerçekleştiren bir ortağın yukarıda (2) numaralı bentte bulunan ödemelerinin güncel değeri karşılığı, yine yukarıda (3) numaralı bentte bulunan bir yararlanmayı sağladığına göre, davacının (4) numaralı bentte eksik ödemelerinin güncel değerinin ne miktarda yarar sağlaması gerektiği, orantı kurallarına göre belirlenmelidir. Yani sonuç olarak, (4) numaralı bentte bulunan miktar, (3) numaralı bentte bulunan değerle çarpıldıktan sonra bulunan miktarın (2) numaralı bentte bulunan miktara bölünmesi sonucu bulunacak miktara (4) numaralı bentte bulunan davacı ödemelerinin güncel değerinin ilave edilmesi sonucu bulunacak miktar, davacı ortağın bu davada kooperatiften talep etmesi mümkün olan zarar miktarını belirleyecek ve mahkemece (talep miktarı aşılmadan) bu miktara hükmedilecektir.

Yukarıdaki ilkeleri dikkate almayan mahkeme kararının bu nedenle bozulması gerekmiştir.

Ayrıca, taraflar arasındaki 08.01.2003 tarihli sözleşmede öngörülen cezai şartın diğer kooperatif ortaklarını borç altına sokup sokmadığı, genel kurulda onaylanıp onaylanmadığı, yönetim kuruluna bu yönde bir yetki verilip verilmediği ve teslim tarihi itibariyle davacının kooperatife ödemesi gereken bir borcunun bulunup bulunmadığı hususları araştırıp tartışılmadan yazılı şekilde bu yöndeki talebin yazılı gerekçeyle reddi de doğru olmamıştır.

Öte yandan,dava konusunun asliye hukuk mahkemesinin görev alanında bulunmasına rağmen davanın tüketici mahkemesi sıfatıyla açılmış olması karşısında, mahkemenin sıfatına ilişkin belirleme yapmaması da yerinde olmamıştır.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.07.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1025910000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.