Iskonto
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/9974 E. 2014/20309 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iskonto↗ cari hesap sözleşmesi↗ sözleşme serbestisi↗ navlun alacağı↗ kısmi kabul↗ cari hesap alacağı↗ navlun↗ cari hesap↗ ticari faiz↗ def'i↗ ticari defter↗ yükleten (shipper)↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan incelemeye göre; tarafların ticari defterlerinde yapılan incelemeye göre davacı kayıtlarına göre davacının navlun alacağı 278.799,29 TL olup davalının kayıtlarına göre 40.900,80 TL olduğu, aradaki 237.898,49 TL farkın Karayolları Trafik Kanunu 65/5. maddesi gereği davalıya yükleten sıfatıyla kesilen ceza tutarından kaynaklandığı, tarafların sözleşme serbestisi kapsamında trafik cezalarından kimin sorumlu olacağını kararlaştırabileceği, yapılan sözleşme ile davacının trafik cezalarının 190.000,00 TL'lik kısmını kabul ettiği, ayrıca davalı tarafından davacının 57.135,69 TL'lik vergi borcunun 04.06.2008 tarihinde ödendiği, bu durumda davacının bakiye alacağının 31.663,60 TL olarak hesaplandığı; her nekadar davacı bu miktar kadar alacaklı görünse de iskonto tutarı cari hesaptaki alacak bakiyesine uygulanacak faizden daha fazla çıktığından davacının faiz alacağı oluşmadığı, davalının itirazları ve zaman aşımı def'i de yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 31.663,60 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, taşıma nedeniyle oluşan cari hesap alacağının tahsili istemine ilişkin olup, davalı uzatılan sürede vermiş olduğu cevap dilekçesi ile sonraki dilekçelerinde ve duruşmalarda zaman aşımı def'inde bulunmuştur. 6762 sayılı TTK'nın 767. maddesi gereğince taşıma mukavelesinden doğan bütün alacaklar 1 yılda zaman aşımına uğrar. Bu durumda mahkemece taraflar arasında cari hesap sözleşmesi bulunmadığı gözetilip, alacağın hangi kalemlerden oluştuğu dikkate alınarak dava konusu alacağın zaman aşımına uğrayıp uğramadığına dair gerekli inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken bu konuda hiç bir değerlendirilme yapılmaksızın gerekçesiz olarak zaman aşımı def'inin reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/10488 E. 2013/23123 K.
Ortak:navlun alacağı · navlun
İncelediğiniz karardaMahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan incelemeye göre; tarafların «ticari defterlerinde» yapılan incelemeye göre davacı kayıtlarına göre davacının «navlun alacağı» 278.799,29 TL olup davalının kayıtlarına göre 40.900,80 TL olduğu, aradaki 237.898,49 TL farkın Karayolları Trafik Kanunu 65/5. maddesi gereği davalıya yükleten sıfatıyla kesilen ceza tutarından kaynaklandığı, tarafların «sözleşme serbestisi» kapsamında trafik cezalarından kimin sorumlu olacağını kararlaştırabileceği, yapılan sözleşme ile davacının trafik cezalarının 190.000,00 TL'lik «kısmını kabul» ettiği, ayrıca davalı tarafından davacının 57.135,69 TL'lik vergi borcunun 04.06.2008 tarihinde ödendiği, bu durumda davacının bakiye alacağının 31.663,60 TL olarak hesaplandığı; her nekadar davacı bu miktar kadar alacaklı görünse de «iskonto» tutarı cari hesaptaki alacak bakiyesine uygulanacak faizden daha fazla çıktığından davacının faiz alacağı oluşmadığı, davalının itirazları ve zaman aşımı «def»'i de yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 31.663,60 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava taşıma akdine dayalı «navlun alacağının» tahsili amacıyla girişilen «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkin olup mahkemece, TTK'nın 767/1 maddesi gereğince davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Ancak, «navlun alacağına» konu taşımanın Türkiye'den İran'a yapılması nedeniyle uyuşmazlığa Karayolu ile Milletlerarası Mal Nakliyat Mukavelesi (CMR) hükümlerinin uygulanması gerekir.
Bu durumda, «navlun alacağına» ilişkin davanın «zamanaşımına» uğrayıp uğramadığının tespitinde CMR Konvansiyonu'nun 32. maddesi ile BK.'nın 128. maddesi hükümlerine göre değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken; TTK’nın 767. maddesinde öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddi yönünde hüküm kurulması yerinde görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:icra takibine itiraz · dahili dava · zamanaşımı · teslim
Benzer bu kararda… taşımaya ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiği, 6762 Sayılı TTK’nun 767/1. maddesine göre haksız olarak alınan taşıma ücretinin geri alınması ve taşıma ücreti «dahil» olmak üzere taşıma mukavelesinden doğan bütün alacakların bir yılda müruruzamana uğradığı, aynı yasanın 767/2. maddesine göre de, bu müddetin eşya taşımasında eşyanın gönderilene vaki «teslimi», yolcu taşımasında yolcunun ulaşma tarihinden başladığı, dava konusu taşımanın 11.12.2010 tarihinde yapılıp, eşyanın gönderilene bu tarihte teslim edildiği, 02.02.2012 takip tarihi itibarıyla TTK’nun 767. maddesinde öngörülen 1 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dava taşıma akdine dayalı «navlun alacağının» tahsili amacıyla girişilen «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkin olup mahkemece, TTK'nın 767/1 maddesi gereğince davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Zamanaşımının başlangıç tarihi ve «zamanaşımı» süresi ile ilgili hüküm ise CMR'nin 32. maddesinde düzenlenmiş ve bilerek kötü hareket veya mahkeme tarafından bilerek kötü hareket olarak kabul edilen kusurlara dayanılarak açılacak davalar, CMR'nin 32. maddesi uyarınca üç yıllık zamanaşımına, bunun dışındaki nedenlerle dayanılarak açılan davalar ise, aynı madde gereğince bir yıllık zamanaşımına tabi kılınmıştır.
Bu durumda, «navlun alacağına» ilişkin davanın «zamanaşımına» uğrayıp uğramadığının tespitinde CMR Konvansiyonu'nun 32. maddesi ile BK.'nın 128. maddesi hükümlerine göre değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken; TTK’nın 767. maddesinde öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddi yönünde hüküm kurulması yerinde görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5833 E. 2014/9194 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8488 E. 2018/2076 K.
Ortak:navlun · def'i
İncelediğiniz karardaMahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan incelemeye göre; tarafların «ticari defterlerinde» yapılan incelemeye göre davacı kayıtlarına göre davacının «navlun alacağı» 278.799,29 TL olup davalının kayıtlarına göre 40.900,80 TL olduğu, aradaki 237.898,49 TL farkın Karayolları Trafik Kanunu 65/5. maddesi gereği davalıya yükleten sıfatıyla kesilen ceza tutarından kaynaklandığı, tarafların «sözleşme serbestisi» kapsamında trafik cezalarından kimin sorumlu olacağını kararlaştırabileceği, yapılan sözleşme ile davacının trafik cezalarının 190.000,00 TL'lik «kısmını kabul» ettiği, ayrıca davalı tarafından davacının 57.135,69 TL'lik vergi borcunun 04.06.2008 tarihinde ödendiği, bu durumda davacının bakiye alacağının 31.663,60 TL olarak hesaplandığı; her nekadar davacı bu miktar kadar alacaklı görünse de «iskonto» tutarı cari hesaptaki alacak bakiyesine uygulanacak faizden daha fazla çıktığından davacının faiz alacağı oluşmadığı, davalının itirazları ve zaman aşımı «def»'i de yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 31.663,60 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
1- Dava, taşıma nedeniyle oluşan «cari hesap alacağının» tahsili istemine ilişkin olup, davalı uzatılan sürede vermiş olduğu cevap dilekçesi ile sonraki dilekçelerinde ve duruşmalarda zaman aşımı «def»'inde bulunmuştur.
Bu durumda mahkemece taraflar arasında «cari hesap sözleşmesi» bulunmadığı gözetilip, alacağın hangi kalemlerden oluştuğu dikkate alınarak dava konusu alacağın zaman aşımına uğrayıp uğramadığına dair gerekli inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken bu konuda hiç bir değerlendirilme yapılmaksızın gerekçesiz olarak zaman aşımı «def»'inin reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaDava, ... içi kara taşıması nedeniyle oluşan «navlun bedeli» ile emtianın «teslim» edilmemesi nedeniyle oluşan zararın tahsili istemine ilişkin «icra takibine itirazın» iptali ile aynı takip nedeniyle «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkin olup, mahkemece «menfi tespit» istemli asıl davanın reddine, itirazın iptali istemli birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Asıl davada davacı-birleşen davanın davalısı ... tarafından süresi içerisinde «zamanaşımı def»'inde bulunulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:navlun bedeli · borçlu olunmadığının tespiti · zamanaşımı def'i · icra takibine itiraz · taşıma sözleşmesi · kötü niyet · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davanın, tarafların su kaydıraklarını taşıma konusunda anlaştıkları, taraflar arasında bir «taşıma sözleşmesi» yapıldığı hususunda bir ihtilaf bulunmadığı, davacı-birleşen davada davalı ...'ın malı usulüne uygun olarak «teslim» edildiğini ispat edemediği, bu nedenle davalı-birleşen davacı ...Ş.’nin icra kanalı yolu ile ödeme yapmak zorunda kaldığı, alacağın «zamanaşımına» uğramadığı, davacının ödediği bedelin hesaplandığı, icra dosyası ile uyumlu olduğu gerekçesiyle «menfi tespit» istemine ilişkin asıl davanın reddine, birleşen 2014/5 Esas sayılı itirazın iptali davasının kabulüne, alacak likit olmadığından «kötü niyet» ve «icra inkar tazminatı» taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Dava, ... içi kara taşıması nedeniyle oluşan «navlun bedeli» ile emtianın «teslim» edilmemesi nedeniyle oluşan zararın tahsili istemine ilişkin «icra takibine itirazın» iptali ile aynı takip nedeniyle «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkin olup, mahkemece «menfi tespit» istemli asıl davanın reddine, itirazın iptali istemli birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Asıl davada davacı-birleşen davanın davalısı ... tarafından süresi içerisinde «zamanaşımı def»'inde bulunulmuştur.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4994 E. 2021/3138 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tahsilat makbuzu · temerrüt faizi · tacir · yasal faiz · avans faizi · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, davacının sunduğu «tahsilat makbuzuna» ilişkin belge değerlendirilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı gibi taraflar «tacir» olup davacının ticari işlerde uygulanan «temerrüt faizi» talep etmesi mümkün olduğundan dava dilekçesinde talep edilen ticari faizden 4489 sayılı Kanun ile değişik 3095 sayılı Kanunun 2/2 maddesi uyarınca «avans faizinin» kasdedildiğinin düşünülmemesi de bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak tüm dosya kapsamına göre, davaya konu malların davalı tarafından iadesinin kabul edildiğinden davacının ödediği mal bedeli olan 10.799,79 TL'nin davalı tarafından davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 10.799,79 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davacı dava konusu ürünlerin bedelinin 18.699,79 TL olduğunu belirterek buna ilişkin davalının düzenlediği faturayı ve ödemeye yönelik 7.900,00 TL'lik «tahsilat makbuzu» ile 10.799,79 TL'lik banka dekontunu dava dilekçesi ekinde dosyaya sunmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/9974 E. , 2014/20309 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 20/02/2014
NUMARASI 2013/261-2014/44
Taraflar arasında görülen davada İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 20/02/2014 tarih ve 2013/261-2014/44 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 15.01.2005 tarihinde taşıma sözleşmesi yapıldığını, 15.07.2005 tarihinde yenilenerek sözleşme süresinin iki yıl olarak belirlendiğini, sözleşmenin üçüncü maddesinde belirtilen ödeme tarihlerine davalının uymadığını ve ödemeleri geciktirdiği için müvekkilinin faiz alacağının doğduğunu, ayrıca cari hesap alacağı ve trafik cezalarından kaynaklanan alacaklarının da bulunduğunu bunların ödenmesi için davalı şirkete ihtarnameler çekilmesine rağmen davalının ödeme yapmadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000 TL alacağın 15.01.2005 tarihinden işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 11.11.2010 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 916.597,86 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davacı alacağının 15.01.2005 tarihinde akdedilen nakliye sözleşmesinden kaynaklanmayıp çeşitli zamanlarda kurulan taşıma sözleşmelerinden kaynaklandığını, davacı alacağının açık ve net olmadığını, davacının alacağın asıl kısmına ihtirazi kayıt koymaksızın tahsil etmesi nedeniyle fer'ilerinde sükut ettiğini, sözleşmenin özel şartlar bölümünde belirtildiği üzere trafik cezalarının tamamından davacının sorumlu olacağının hüküm altına alındığını, ayrıca davacıya verilen çeklere ilişkin ödemelerin ihtirazi kayıt ileri sürülmeden devir alınmasıyla alt ilişkiden doğan borcun vadesinin çeklerin tahsiline kadar uzamış olduğunu, bu sebeple vade farkından doğan veya temerrüt faizine yönelik iddiaların yerinde olmadığını, taleplerin zaman aşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan incelemeye göre; tarafların ticari defterlerinde yapılan incelemeye göre davacı kayıtlarına göre davacının navlun alacağı 278.799,29 TL olup davalının kayıtlarına göre 40.900,80 TL olduğu, aradaki 237.898,49 TL farkın Karayolları Trafik Kanunu 65/5. maddesi gereği davalıya yükleten sıfatıyla kesilen ceza tutarından kaynaklandığı, tarafların sözleşme serbestisi kapsamında trafik cezalarından kimin sorumlu olacağını kararlaştırabileceği, yapılan sözleşme ile davacının trafik cezalarının 190.000,00 TL'lik kısmını kabul ettiği, ayrıca davalı tarafından davacının 57.135,69 TL'lik vergi borcunun 04.06.2008 tarihinde ödendiği, bu durumda davacının bakiye alacağının 31.663,60 TL olarak hesaplandığı;
her nekadar davacı bu miktar kadar alacaklı görünse de iskonto tutarı cari hesaptaki alacak bakiyesine uygulanacak faizden daha fazla çıktığından davacının faiz alacağı oluşmadığı, davalının itirazları ve zaman aşımı def'i de yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 31.663,60 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, taşıma nedeniyle oluşan cari hesap alacağının tahsili istemine ilişkin olup, davalı uzatılan sürede vermiş olduğu cevap dilekçesi ile sonraki dilekçelerinde ve duruşmalarda zaman aşımı def'inde bulunmuştur. 6762 sayılı TTK'nın 767. maddesi gereğince taşıma mukavelesinden doğan bütün alacaklar 1 yılda zaman aşımına uğrar. Bu durumda mahkemece taraflar arasında cari hesap sözleşmesi bulunmadığı gözetilip, alacağın hangi kalemlerden oluştuğu dikkate alınarak dava konusu alacağın zaman aşımına uğrayıp uğramadığına dair gerekli inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken bu konuda hiç bir değerlendirilme yapılmaksızın gerekçesiz olarak zaman aşımı def'inin reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabul üile hükmün davalı yararına BOZULMASINA; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 23/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102524200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz