Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/6208 E. 2010/7603 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kira kaybı↗ rayiç değer↗ iş bölümü↗ olumsuz oy↗ kâr kaybı↗ cy/cy kaydı↗ temerrüt↗ teslim↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının aidat borcunun bulunması nedeniyle kendi edimini yerine getirmeyen davacının daire talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı kooperatif tarafından davacıya daire verilmediği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacıya tahsis edilen daire davalı kooperatifin borcu nedeniyle haczedilerek dava dışı kişiye satılmış, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davacının aidat borcunun bulunduğu, edimini yerine getirmeyen davacının daire isteme hakkının bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan hesaplama yöntemi ve buna göre çıkan sonuç doğru değildir. Zira, 19.09.2003 tarihli bilirkişi raporunda davacının 2001 yılı Temmuz ayından 2004 yılı Temmuz ayına kadar olan aidat borcu 2900 YTL olarak belirtilmiş ise de, dava tarihi 11.9.2002 olup, bu tarihe kadar olan aidat borcu belirlenmesi gerekirken, dava tarihinden, hatta raporun hazırlanma tarihinden sonraki dönemi de kapsayacak şekilde aidat borcu hesaplaması doğru olmayıp kararın bu nedenle bozulması gerekmektedir.
Ayrıca, mahkemece, davacıya tahsis edilen dairenin davadan önce icra marifetiyle dava dışı kişiye satıldığı ve halen tapu kaydının bu kişi üzerinde olduğu kesin iken bu dairenin kooperatifin teklifine rağmen davacı tarafından teslim alınmamasının davacının temerrüdü olarak değerlendirilmesi de doğru değildir.
Bu itibarla, mahkemece, dava konusu dairenin davacıya teslim edilmesinin mümkün bulunmaması ve ayrıca davalı kooperatif elinde davacıya verilebilecek başka dairenin de olmaması nedeniyle davacıya ödenebilecek tazminatın hesaplanması gerekir. Dairemizin yerleşik uygulamasına göre aşağıdaki şekilde formüle edilmiştir.
Önce, davalı kooperatifçe ortaklara tahsis edilen bağımsız bölümün dava tarihindeki rayiç değeri saptanmalıdır. Daha sonra, normal bir ortağın kooperatife yapması gereken eksiksiz ödemelerinin her bir ödeme tarihinden itibaren dava tarihine kadar Toptan Eşya Fiyat Endeksi (TEFE) artış ortalama oranlarının uygulanması sonucu dava tarihinde ulaştığı güncelleştirilmiş değeri bulunmalıdır. Ardından, bağımsız bölümün rayiç değerinden normal ve eksiksiz ödemede bulunan bir ortağın ödemelerinin güncelleştirilmiş değeri çıkartılarak, böle bir ortağın bu ödemeleri karşılığında ne miktar yararlanma sağladığı belirlenmelidir. Buna bağlı olarak, davacının yaptığı ödemelerin aynı kritere göre hesaplanacak güncelleştirilmiş değeri, normal bir ortağın elde ettiği yararlanma miktarı ile çarpıldıktan sonra normal bir ortağın eksiksiz ödemelerinin güncelleştirilmiş değerine bölünmesi sonucu ortaya çıkacak meblağa davacı ortağın kooperatife yaptığı ödemelerin güncelleştirilmiş değerinin eklenmesi ile bulunacak rakamın tazminat olarak hüküm altına alınması gerekmektedir.
Ancak, davacının dava tarihi itibariyle aidat borcunun bulunmaması halinde yapılacak iş, normal ödemesini yapıp konut sahibi olan ortaklar bile aynı miktarda ödeme yapmış olan davacının da emsal bir konutun dava tarihi itibarıyla rayiç değeri kadar yararlanmasının olacağının kabulü ve buna göre de emsal konutun dava tarihindeki rayiç değerinin davacıya tazminat olarak verilmesi gerekmektedir.
Mahkemece, yukarıdaki ilkeler dikkate alınmadan verilen hüküm doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bununla birlikte, davacı aynı zamanda konutun teslim edilmemesi nedeniyle kira kaybı zararının olduğunu da ileri sürerek, kira tazminatı istemiş olup, mahkemece, kooperatif tarafından dairelerin diğer ortaklara ne zaman ve hangi halde teslim edildiği, eksik imalat ile teslim olup olmadığı, var ise bu eksik imalatların kooperatif tarafından mı yoksa ortak tarafından mı yapılması gerektiği, eksik imalatın tamamlanıp dairenin kullanılabilir hale getirilme süresi belirlenerek bu tarihten sonra dava tarihine kadar kira gelirinin hesaplanarak davacının buna ilişkin istemi hakkında karar verilmesi gerekirken, bu istem hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2468 E. 2010/3176 K.
Ortak:rayiç değer · olumsuz oy · Alacak
İncelediğiniz karardaÖnce, davalı kooperatifçe ortaklara tahsis edilen bağımsız «bölümün» dava tarihindeki «rayiç değeri» saptanmalıdır.
Ancak, davacının dava tarihi itibariyle aidat borcunun bulunmaması halinde yapılacak iş, normal ödemesini yapıp konut sahibi olan ortaklar bile aynı miktarda ödeme yapmış olan davacının da emsal bir konutun dava tarihi itibarıyla «rayiç değeri» kadar yararlanmasının olacağının kabulü ve buna göre de emsal konutun dava tarihindeki rayiç değerinin davacıya tazminat olarak verilmesi gerekmektedir.
2- Bununla birlikte, davacı aynı zamanda konutun «teslim» edilmemesi nedeniyle «kira kaybı» zararının olduğunu da ileri sürerek, kira tazminatı istemiş olup, mahkemece, kooperatif tarafından dairelerin diğer ortaklara ne zaman ve hangi halde teslim edildiği, eksik imalat ile teslim olup olmadığı, var ise bu eksik imalatların kooperatif tarafından mı yoksa ortak tarafından mı yapılması gerektiği, eksik imalatın tamamlanıp dairenin kullanılabilir hale getirilme süresi belirlenerek bu tarihten sonra dava tarihine kadar kira gelirinin hesaplanarak davacının buna ilişkin istemi hakkında karar verilmesi gerekirken, bu istem hakkında olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmemesi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaSomut olayda, davacının eşinin «muvazaalı» olarak davalı kooperatifteki ortaklığını diğer davalıya devrettiği, bu işlemin iptali için açılan dava sonucu davacının miras hissesi oranında davalı kooperatifin ortağı olduğuna karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, ancak yargılama sırasında davalı ...’in kooperatif ortaklığından ayrılarak çıkma payını aldığı, davacı tarafından kooperatif ortaklığına ilişkin yapılan başvuruya davalı kooperatif tarafından «olumsuz» cevap verdiği taraflar arasında «uyuşmazlık konusu» değildir.
1- Önce, ortaklara tahsis edilen konut veya arsanın dava tarihi itibariyle «rayiç değeri» saptanmalıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çıkma payı · muvazaa · uyuşmazlık konusu · kâr payı · yasal faiz
Benzer bu karardaSomut olayda, davacının eşinin «muvazaalı» olarak davalı kooperatifteki ortaklığını diğer davalıya devrettiği, bu işlemin iptali için açılan dava sonucu davacının miras hissesi oranında davalı kooperatifin ortağı olduğuna karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, ancak yargılama sırasında davalı ...’in kooperatif ortaklığından ayrılarak çıkma payını aldığı, davacı tarafından kooperatif ortaklığına ilişkin yapılan başvuruya davalı kooperatif tarafından «olumsuz» cevap verdiği taraflar arasında «uyuşmazlık konusu» değildir.
Mahkemece, davacının murisinin ödediği 965 YTL aidat miktarının davalı ...’in almış olduğu 15.600 YTL «çıkma payı» bedeline oranına göre yapılan hesaplama sonucu yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, yapılan hesaplama formülü bakımından verilen karar doğru değildir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacının murisinin ödediği aidat bedeli gözönüne alınarak davacının 2964 YTL alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, anılan bedelin dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/8624 E. 2011/1470 K.
Ortak:rayiç değer · iş bölümü · Alacak
İncelediğiniz karardaÖnce, davalı kooperatifçe ortaklara tahsis edilen bağımsız «bölümün» dava tarihindeki «rayiç değeri» saptanmalıdır.
Ardından, bağımsız «bölümün» rayiç değerinden normal ve eksiksiz ödemede bulunan bir ortağın ödemelerinin güncelleştirilmiş değeri çıkartılarak, böle bir ortağın bu ödemeleri karşılığında ne miktar yararlanma sağladığı belirlenmelidir.
Ancak, davacının dava tarihi itibariyle aidat borcunun bulunmaması halinde yapılacak iş, normal ödemesini yapıp konut sahibi olan ortaklar bile aynı miktarda ödeme yapmış olan davacının da emsal bir konutun dava tarihi itibarıyla «rayiç değeri» kadar yararlanmasının olacağının kabulü ve buna göre de emsal konutun dava tarihindeki rayiç değerinin davacıya tazminat olarak verilmesi gerekmektedir.
Benzer bu kararda… ut yapı kooperatifi üyesi olan davacıya konut tahsis edilememesi nedeniyle uğranılan zararın tazminine ilişkin olduğu, davacıya tahsis edilebilecek başkaca bağımsız «bölüm» bulunmadığı, davacının talep edebileceği tazminat miktarının 9.407,19 TL olduğu, bu arada davalının 800,00 TL’nı ödeme tarihinden itibaren faziyle birlikte ödemeye hazır olduğu yönündeki «kabul beyanı» da nazara alınarak bu miktarın ödeme tarihinden itibaren kanuni faizi hesaplandığında ana para da «dahil» olmak suretiyle en fazla 4.177,44 TL'na baliğ olduğundan bilirkişi raporundaki yöntemin daha da davacı lehine olduğu, davalının kabul beyanı doğrultusunda dava sonuçlandırılmayarak davacının davasını «ıslah» etmemiş olması da nazara alınmak suretiyle fazlaya dair hakları saklı kalarak «taleple bağlılık ilkesi» gereğince 800,00 TL alacağın davalıdan tahsili yönünde hüküm tesisi gerektiği belirtilerek davanın kabulü ile 800,00 TL alacağın dava tarihinden (20.06.2007) itiba …
Dava, kooperatif ortağı olduğu halde davacıya konut tahsis edilmemesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, davacı davada istem kalemlerini konutun «rayiç değerinin» tespiti ile tahsili, davalıya ödediği tutarın ödediği tarihten itibaren «yasal faizi» ile tahsili ve zararının tespiti ile tahsiline karar verilmesi olarak nitelendirmiş bulunmaktadır.
1- Önce, ortaklara tahsis edilen konut veya işyerinin dava tarihi itibariyle «rayiç değeri» saptanmalıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taleple bağlılık ilkesi · kabul beyanı · taleple bağlılık · ıslah · yasal faiz · eksik inceleme · dahili dava
Benzer bu kararda… ut yapı kooperatifi üyesi olan davacıya konut tahsis edilememesi nedeniyle uğranılan zararın tazminine ilişkin olduğu, davacıya tahsis edilebilecek başkaca bağımsız «bölüm» bulunmadığı, davacının talep edebileceği tazminat miktarının 9.407,19 TL olduğu, bu arada davalının 800,00 TL’nı ödeme tarihinden itibaren faziyle birlikte ödemeye hazır olduğu yönündeki «kabul beyanı» da nazara alınarak bu miktarın ödeme tarihinden itibaren kanuni faizi hesaplandığında ana para da «dahil» olmak suretiyle en fazla 4.177,44 TL'na baliğ olduğundan bilirkişi raporundaki yöntemin daha da davacı lehine olduğu, davalının kabul beyanı doğrultusunda dava sonuçlandırılmayarak davacının davasını «ıslah» etmemiş olması da nazara alınmak suretiyle fazlaya dair hakları saklı kalarak «taleple bağlılık ilkesi» gereğince 800,00 TL alacağın davalıdan tahsili yönünde hüküm tesisi gerektiği belirtilerek davanın kabulü ile 800,00 TL alacağın dava tarihinden (20.06.2007) itiba …
Dava, kooperatif ortağı olduğu halde davacıya konut tahsis edilmemesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, davacı davada istem kalemlerini konutun «rayiç değerinin» tespiti ile tahsili, davalıya ödediği tutarın ödediği tarihten itibaren «yasal faizi» ile tahsili ve zararının tespiti ile tahsiline karar verilmesi olarak nitelendirmiş bulunmaktadır.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında hesaplama yapılarak sonucuna göre davacının istem kalemleri hakkında karar verilmesi gerekerken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/11944 E. 2010/1471 K.
Ortak:rayiç değer · Alacak
İncelediğiniz karardaÖnce, davalı kooperatifçe ortaklara tahsis edilen bağımsız «bölümün» dava tarihindeki «rayiç değeri» saptanmalıdır.
Ancak, davacının dava tarihi itibariyle aidat borcunun bulunmaması halinde yapılacak iş, normal ödemesini yapıp konut sahibi olan ortaklar bile aynı miktarda ödeme yapmış olan davacının da emsal bir konutun dava tarihi itibarıyla «rayiç değeri» kadar yararlanmasının olacağının kabulü ve buna göre de emsal konutun dava tarihindeki rayiç değerinin davacıya tazminat olarak verilmesi gerekmektedir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, konut tahsis edilmeyen davacının açtığı «tazminat davası» devam ederken «ihtarname» gönderip konut tahsis edilecekmiş gibi davacıdan aidat talep edilip sonucunda da ihraç kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, tazminat alacaklısı olan davacının konut sahibi olacak ortaklar gibi aidat ödemesinin mümkün olmadığı, bu nedenle davacı hakkında alınan ihraç kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, dairenin «rayiç değerinin» 150.000,00 YTL olarak hesaplandığı, davacının talep edebileceği tazminat hesabının Yargıtay’ca benimsenen formüle göre yapılan hesaplama sonunda 123.574,00 YTL olduğu, davacı tarafça «bilirkişi raporuna itiraz» edilmediği ve bu miktarın davacı yönünden «müktesep hak» oluşturduğu, davalı tarafın itirazı üzerine alınan raporda ise tazminat miktarının 246.503,35 YTL olarak hesaplandığı, davalı vekili bu rapora da itiraz etmiş ise de normal bir ortağın en fazla kazancının daire bedeli olduğuna göre «eşitlik ilkesi» uyarınca daire sahibi olamayan davacı ortağın elde edebileceği menfaatin en fazla diğer ortakların elde ettiği menfaat olan konutun bedeli kadar olması gerektiği, bu bedelin de itiraz edilmeyen raporda belirlenen 150.000,00 YTL olduğu, davacının talep edebileceği tazminat miktarının bu meblağı geçemeyeceği, «rayiç bedel» ve davacının müktesep hakkı olan bedel göz önüne alındığında ek rapor alınması neticeyi değiştirmeyeceğinden davacının talebi ile bağlı kalınarak 120.000,00 YTL tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile taleple bağlı kalınarak 120.000,00 YTL’nın dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalı kooperatiften tahsiline, birleşen 2007/150 Esas sayılı dosyada davanın kabulü ile 12.01.2007 tarih 1 nolu ihraç kararının iptaline, birleşen 2006/108 Esas sayılı dosyada davanın «feragat» nedeniyle reddine karar verilmiş, kararın davalı kooperatif vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 08.06.2009 tarihli kararı ile mahkeme kararı davalı yararı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eşitlik ilkesi · rayiç bedel · bilirkişi raporuna itiraz · müktesep hak · tazminat davası · feragat · ihtarname · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, konut tahsis edilmeyen davacının açtığı «tazminat davası» devam ederken «ihtarname» gönderip konut tahsis edilecekmiş gibi davacıdan aidat talep edilip sonucunda da ihraç kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, tazminat alacaklısı olan davacının konut sahibi olacak ortaklar gibi aidat ödemesinin mümkün olmadığı, bu nedenle davacı hakkında alınan ihraç kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, dairenin «rayiç değerinin» 150.000,00 YTL olarak hesaplandığı, davacının talep edebileceği tazminat hesabının Yargıtay’ca benimsenen formüle göre yapılan hesaplama sonunda 123.574,00 YTL olduğu, davacı tarafça «bilirkişi raporuna itiraz» edilmediği ve bu miktarın davacı yönünden «müktesep hak» oluşturduğu, davalı tarafın itirazı üzerine alınan raporda ise tazminat miktarının 246.503,35 YTL olarak hesaplandığı, davalı vekili bu rapora da itiraz etmiş ise de normal bir ortağın en fazla kazancının daire bedeli olduğuna göre «eşitlik ilkesi» uyarınca daire sahibi olamayan davacı ortağın elde edebileceği menfaatin en fazla diğer ortakların elde ettiği menfaat olan konutun bedeli kadar olması gerektiği, bu bedelin de itiraz edilmeyen raporda belirlenen 150.000,00 YTL olduğu, davacının talep edebileceği tazminat miktarının bu meblağı geçemeyeceği, «rayiç bedel» ve davacının müktesep hakkı olan bedel göz önüne alındığında ek rapor alınması neticeyi değiştirmeyeceğinden davacının talebi ile bağlı kalınarak 120.000,00 YTL tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile taleple bağlı kalınarak 120.000,00 YTL’nın dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalı kooperatiften tahsiline, birleşen 2007/150 Esas sayılı dosyada davanın kabulü ile 12.01.2007 tarih 1 nolu ihraç kararının iptaline, birleşen 2006/108 Esas sayılı dosyada davanın «feragat» nedeniyle reddine karar verilmiş, kararın davalı kooperatif vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 08.06.2009 tarihli kararı ile mahkeme kararı davalı yararı …
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/9403 E. 2011/2861 K.
Ortak:rayiç değer · iş bölümü · teslim
İncelediğiniz karardaÖnce, davalı kooperatifçe ortaklara tahsis edilen bağımsız «bölümün» dava tarihindeki «rayiç değeri» saptanmalıdır.
Ayrıca, mahkemece, davacıya tahsis edilen dairenin davadan önce icra marifetiyle dava dışı kişiye satıldığı ve halen tapu «kaydının» bu kişi üzerinde olduğu «kesin» iken bu dairenin kooperatifin teklifine rağmen davacı tarafından «teslim» alınmamasının davacının «temerrüdü» olarak değerlendirilmesi de doğru değildir.
Bu itibarla, mahkemece, dava konusu dairenin davacıya «teslim» edilmesinin mümkün bulunmaması ve ayrıca davalı kooperatif elinde davacıya verilebilecek başka dairenin de olmaması nedeniyle davacıya ödenebilecek tazminatın hesaplanması gerekir.
Benzer bu kararda… iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalının ortaklığı devam eden davacıya diğer ortaklara verdiği kaba inşaat halindeki bir bağımsız «bölümü» vermek zorunda olduğu, ancak davalının bağımsız bölüm verme imkanının bulunmadığının anlaşılması nedeniyle davacının bu tür bir yerin dava tarihindeki değerini talep etme hakkına kavuştuğu, davalı kooperatifin ortaklarına dağıttığı bağımsız bölümün kaba inşaat halindeki değerinin dava tarihi itibariyle 30.000,00 TL olduğunun belirlendiği, davacının bu miktarı talep etmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 30.000,00 TL tazminat alacağının dava tarihi olan 08.08.2002 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, davalı kooperatif tarafından ortaklarına kaba inşaat halinde «teslim» edilmiş bulunan bir işyerinin dava tarihindeki değerinin tespit edilmesi sonucu bulunan miktar yazılı şekilde hüküm altına alınmıştır.
Oysaki kooperatifin ortağına karşı olan işyeri veya konut «teslimi» edimini yerine getirememesi halinde ortağına bunun yerine ödemesi gereken tazminatın ne şekilde tespit edileceğinin bilirkişi kurulu tarafından Dairemizce benimsenen ve aşağıda esasları açıklanan hesaplama yöntemine göre belirlenmesi gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yasal faiz
Benzer bu kararda… iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalının ortaklığı devam eden davacıya diğer ortaklara verdiği kaba inşaat halindeki bir bağımsız «bölümü» vermek zorunda olduğu, ancak davalının bağımsız bölüm verme imkanının bulunmadığının anlaşılması nedeniyle davacının bu tür bir yerin dava tarihindeki değerini talep etme hakkına kavuştuğu, davalı kooperatifin ortaklarına dağıttığı bağımsız bölümün kaba inşaat halindeki değerinin dava tarihi itibariyle 30.000,00 TL olduğunun belirlendiği, davacının bu miktarı talep etmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 30.000,00 TL tazminat alacağının dava tarihi olan 08.08.2002 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1188 E. 2010/2565 K.
Ortak:kira kaybı · rayiç değer · kâr kaybı · cy/cy kaydı · teslim
İncelediğiniz kararda2- Bununla birlikte, davacı aynı zamanda konutun «teslim» edilmemesi nedeniyle «kira kaybı» zararının olduğunu da ileri sürerek, kira tazminatı istemiş olup, mahkemece, kooperatif tarafından dairelerin diğer ortaklara ne zaman ve hangi halde teslim edildiği, eksik imalat ile teslim olup olmadığı, var ise bu eksik imalatların kooperatif tarafından mı yoksa ortak tarafından mı yapılması gerektiği, eksik imalatın tamamlanıp dairenin kullanılabilir hale getirilme süresi belirlenerek bu tarihten sonra dava tarihine kadar kira gelirinin hesaplanarak davacının buna ilişkin istemi hakkında karar verilmesi gerekirken, bu istem hakkında olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmemesi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Ayrıca, mahkemece, davacıya tahsis edilen dairenin davadan önce icra marifetiyle dava dışı kişiye satıldığı ve halen tapu «kaydının» bu kişi üzerinde olduğu «kesin» iken bu dairenin kooperatifin teklifine rağmen davacı tarafından «teslim» alınmamasının davacının «temerrüdü» olarak değerlendirilmesi de doğru değildir.
Bu itibarla, mahkemece, dava konusu dairenin davacıya «teslim» edilmesinin mümkün bulunmaması ve ayrıca davalı kooperatif elinde davacıya verilebilecek başka dairenin de olmaması nedeniyle davacıya ödenebilecek tazminatın hesaplanması gerekir.
Benzer bu kararda… ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir 2) Asıl ve birleşen dava, davalı kooperatifçe diğer davalılara devredilen bağımsız bölümünün tapu «kaydının» iptali, davacı adına tescili, bu talep kabul görmezse daire bedelinin tahsili ve konutun «teslim» edilmemesi nedeniyle «mahrum kalınan» kira bedelinin tazmini istemine ilişkindir.
Bu durumda mahkemece, davacının «kira kaybına» ilişkin talebi açısından davalı kooperatife aidat borcunun bulunup bulunmadığının usulünce tespit edilmesi gerekirken yanılgı sonucu yazılı gerekçeyle davacının bu talebinin reddi yerinde görülmemiştir. .SONUÇ:Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
… unma, benimsene bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, kendisine daire tahsis edilmeyen davacı ortağın normal bir ortağın yaptığı aidat ödemelerine ve taşınmazın «rayiç değerine» göre talep edebileceği tazminatın 51.748,14 TL olduğu, kira alacağını tahsil koşullarının ise oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 51.748,14 TL tazminatın ( 5.100,00 TL’nnı ilk dava tarihinden, 10.000,00 TL’nin birleşen dava tarihinden, 36.648,14 TL’nin «ıslah» tarihinden itibaren) faiziyle davalı kooperatiften tahsiline, diğer davalılar hakkında davanın «feragat» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mahrum kalınan kâr · peşin karar harcı · kâr mahrumiyeti · feragat · ıslah
Benzer bu kararda… unma, benimsene bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, kendisine daire tahsis edilmeyen davacı ortağın normal bir ortağın yaptığı aidat ödemelerine ve taşınmazın «rayiç değerine» göre talep edebileceği tazminatın 51.748,14 TL olduğu, kira alacağını tahsil koşullarının ise oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 51.748,14 TL tazminatın ( 5.100,00 TL’nnı ilk dava tarihinden, 10.000,00 TL’nin birleşen dava tarihinden, 36.648,14 TL’nin «ıslah» tarihinden itibaren) faiziyle davalı kooperatiften tahsiline, diğer davalılar hakkında davanın «feragat» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
… ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir 2) Asıl ve birleşen dava, davalı kooperatifçe diğer davalılara devredilen bağımsız bölümünün tapu «kaydının» iptali, davacı adına tescili, bu talep kabul görmezse daire bedelinin tahsili ve konutun «teslim» edilmemesi nedeniyle «mahrum kalınan» kira bedelinin tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, kendisine daire tahsis edilmeyen davacı ortağa «rayiç değer» hesaplaması yapılarak daire değerinin ödenmesine karar verilmiş ancak, «mahrum kalınan» kira bedeline ilişkin tazminat talebi davacının diğer ortaklardan daha fazla aidat ödediğinin ispatlanmadığı gerekçesiyle ret edilmiştir.
Oysa, ilke olarak ortağın kooperatife olan edimlerini yerine getirmeden tapu «kaydının» devrini ve «mahrum» kaldığı kira bedelinin tazminini isteyebilmesi mümkün değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/9258 E. 2011/2251 K.
Ortak:iş bölümü · cy/cy kaydı · temerrüt · teslim
İncelediğiniz karardaAyrıca, mahkemece, davacıya tahsis edilen dairenin davadan önce icra marifetiyle dava dışı kişiye satıldığı ve halen tapu «kaydının» bu kişi üzerinde olduğu «kesin» iken bu dairenin kooperatifin teklifine rağmen davacı tarafından «teslim» alınmamasının davacının «temerrüdü» olarak değerlendirilmesi de doğru değildir.
Bu itibarla, mahkemece, dava konusu dairenin davacıya «teslim» edilmesinin mümkün bulunmaması ve ayrıca davalı kooperatif elinde davacıya verilebilecek başka dairenin de olmaması nedeniyle davacıya ödenebilecek tazminatın hesaplanması gerekir.
Önce, davalı kooperatifçe ortaklara tahsis edilen bağımsız «bölümün» dava tarihindeki «rayiç değeri» saptanmalıdır.
Benzer bu kararda… avunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, peşin ödemeli ortak olduğu, davalı kooperatifçe, davacıya tahsis edilen bağımsız «bölümün» konut olarak kullanılmasının mümkün olmadığı, davacıya imar tadilatı neticesinde tapu «kaydının» oluşturulmasının vaat edildiği, davacının yapmış olduğu ödemeler nedeniyle tazminat talep etmekte hakkı olduğu gerekçesiyle kooperatife konut için ödenen bedelin karşılığı olarak 27.416,79 TL ile davacının yaptığı faydalı «masraflar» karşılığında 12.000 TL'nın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Öte yandan, bilirkişiler tarafından değeri hesaplanan dairelerin davacıya tahsis edilmesi vaat edilen daireden farklı olduğu göz önüne alınmaksızın güncellemenin bu daireler üzerinden yapılması ve davacı tarafından kendisine «teslim» edilen konuta yapılan «masrafların» hesaplamasının «denetime elverişli» şekilde raporda gösterilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3-Davacının temyiz itirazına gelince, dosya içeriğinden, davacı vekilinin, davadan önce davalı kooperatife «ihtar» çekerek «temerrüde» düşürdüğü göz önüne alınmaksızın, talep gibi dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken «ıslah» edilen miktar yönünden ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:denetime elverişlilik · ihtar · ıslah · dosya masrafı · ibraz
Benzer bu karardaÖte yandan, bilirkişiler tarafından değeri hesaplanan dairelerin davacıya tahsis edilmesi vaat edilen daireden farklı olduğu göz önüne alınmaksızın güncellemenin bu daireler üzerinden yapılması ve davacı tarafından kendisine «teslim» edilen konuta yapılan «masrafların» hesaplamasının «denetime elverişli» şekilde raporda gösterilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3-Davacının temyiz itirazına gelince, dosya içeriğinden, davacı vekilinin, davadan önce davalı kooperatife «ihtar» çekerek «temerrüde» düşürdüğü göz önüne alınmaksızın, talep gibi dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken «ıslah» edilen miktar yönünden ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
… avunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, peşin ödemeli ortak olduğu, davalı kooperatifçe, davacıya tahsis edilen bağımsız «bölümün» konut olarak kullanılmasının mümkün olmadığı, davacıya imar tadilatı neticesinde tapu «kaydının» oluşturulmasının vaat edildiği, davacının yapmış olduğu ödemeler nedeniyle tazminat talep etmekte hakkı olduğu gerekçesiyle kooperatife konut için ödenen bedelin karşılığı olarak 27.416,79 TL ile davacının yaptığı faydalı «masraflar» karşılığında 12.000 TL'nın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2-Dava, kooperatif ortağının kendisine konut tahsis edilememesi nedeniyle yaptığı ödemelerin ve konut için yaptığı «masrafların» iadesi istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3505 E. 2010/4100 K.
Ortak:rayiç değer · iş bölümü · Alacak
İncelediğiniz karardaÖnce, davalı kooperatifçe ortaklara tahsis edilen bağımsız «bölümün» dava tarihindeki «rayiç değeri» saptanmalıdır.
Ardından, bağımsız «bölümün» rayiç değerinden normal ve eksiksiz ödemede bulunan bir ortağın ödemelerinin güncelleştirilmiş değeri çıkartılarak, böle bir ortağın bu ödemeleri karşılığında ne miktar yararlanma sağladığı belirlenmelidir.
Ancak, davacının dava tarihi itibariyle aidat borcunun bulunmaması halinde yapılacak iş, normal ödemesini yapıp konut sahibi olan ortaklar bile aynı miktarda ödeme yapmış olan davacının da emsal bir konutun dava tarihi itibarıyla «rayiç değeri» kadar yararlanmasının olacağının kabulü ve buna göre de emsal konutun dava tarihindeki rayiç değerinin davacıya tazminat olarak verilmesi gerekmektedir.
Benzer bu karardaDava, konut tahsis edilmeyen kooperatif ortağının «terditli» olarak bağımsız «bölüm» tahsisi veya bedelinin tazmini istemlerine ilişkindir.
Davacı, kooperatif yönetim kurulunun 03.04.2001 tarihli kararı ile peşin ödemeli ortak olarak üyeliğe kabul edilmiş ancak bağımsız «bölüm» sayısından fazla ortak olması nedeniyle davacıya daire tahsis edilmemiş ve mahkemece de yukarıda yazılı gerekçeyle davacının sadece ortak olurken verdiği peşin ödeme bedelini geri isteyebileceği gerekçesiyle dava kısmen kabul edilmiştir.
Oysa, davacının yasa ve anasözleşme hükümleri uyarınca usulüne uygun bir biçimde ihraç edilmediği, halen kooperatif ortağı olduğu ve dosya kapsamından da kendisine konut tahsis olanağı bulunmadığı anlaşıldığına göre isteyebileceği tazminat miktarı, Dairemizin yerleşmiş içtihatlarında da belirtildiği gibi aşağıdaki şekilde olmalıdır: 1- Önce, ortaklara tahsis edilen konut veya işyerinin dava tarihi itibariyle «rayiç değeri» saptanmalıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:terditli dava · geçersizlik · yetkisizlik kararı
Benzer bu kararda… a göre, davacının ortaklığa kabul edildiği 03.04.2001 tarihli kararla bodrum kattaki sığınağın 7.000,00 USD karşılığında davacıya satılmış olduğu, yönetim kurulunun «yetkisini» aşarak projede sığınak olarak görünen yeri peşin bedelle satmasının hukuken ve fiilen «geçersiz» olduğu, davacının ancak kooperatife ödediği parayı isteyebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 8.682,85 TL’nın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava, konut tahsis edilmeyen kooperatif ortağının «terditli» olarak bağımsız «bölüm» tahsisi veya bedelinin tazmini istemlerine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/6208 E. , 2010/7603 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Mersin Asliye 1.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 31.10.2008 tarih ve 2002/759-2008/336 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı kooperatifin ortağı olan müvekkiline isabet eden dairenin kooperatifin borcu nedeniyle haczedilerek satıldığını, kooperatifte müvekkiline verilebilecek başka daire de bulunmadığını ileri sürerek, daire bedeli olarak 25.000 YTL ve mahrum kalınan kira geliri kaybı nedeniyle 5.000 YTL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının aidat borcunun bulunması nedeniyle kendi edimini yerine getirmeyen davacının daire talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı kooperatif tarafından davacıya daire verilmediği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacıya tahsis edilen daire davalı kooperatifin borcu nedeniyle haczedilerek dava dışı kişiye satılmış, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davacının aidat borcunun bulunduğu, edimini yerine getirmeyen davacının daire isteme hakkının bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan hesaplama yöntemi ve buna göre çıkan sonuç doğru değildir. Zira, 19.09.2003 tarihli bilirkişi raporunda davacının 2001 yılı Temmuz ayından 2004 yılı Temmuz ayına kadar olan aidat borcu 2900 YTL olarak belirtilmiş ise de, dava tarihi 11.9.2002 olup, bu tarihe kadar olan aidat borcu belirlenmesi gerekirken, dava tarihinden, hatta raporun hazırlanma tarihinden sonraki dönemi de kapsayacak şekilde aidat borcu hesaplaması doğru olmayıp kararın bu nedenle bozulması gerekmektedir.
Ayrıca, mahkemece, davacıya tahsis edilen dairenin davadan önce icra marifetiyle dava dışı kişiye satıldığı ve halen tapu kaydının bu kişi üzerinde olduğu kesin iken bu dairenin kooperatifin teklifine rağmen davacı tarafından teslim alınmamasının davacının temerrüdü olarak değerlendirilmesi de doğru değildir.
Bu itibarla, mahkemece, dava konusu dairenin davacıya teslim edilmesinin mümkün bulunmaması ve ayrıca davalı kooperatif elinde davacıya verilebilecek başka dairenin de olmaması nedeniyle davacıya ödenebilecek tazminatın hesaplanması gerekir. Dairemizin yerleşik uygulamasına göre aşağıdaki şekilde formüle edilmiştir.
Önce, davalı kooperatifçe ortaklara tahsis edilen bağımsız bölümün dava tarihindeki rayiç değeri saptanmalıdır. Daha sonra, normal bir ortağın kooperatife yapması gereken eksiksiz ödemelerinin her bir ödeme tarihinden itibaren dava tarihine kadar Toptan Eşya Fiyat Endeksi (TEFE) artış ortalama oranlarının uygulanması sonucu dava tarihinde ulaştığı güncelleştirilmiş değeri bulunmalıdır. Ardından, bağımsız bölümün rayiç değerinden normal ve eksiksiz ödemede bulunan bir ortağın ödemelerinin güncelleştirilmiş değeri çıkartılarak, böle bir ortağın bu ödemeleri karşılığında ne miktar yararlanma sağladığı belirlenmelidir. Buna bağlı olarak, davacının yaptığı ödemelerin aynı kritere göre hesaplanacak güncelleştirilmiş değeri, normal bir ortağın elde ettiği yararlanma miktarı ile çarpıldıktan sonra normal bir ortağın eksiksiz ödemelerinin güncelleştirilmiş değerine bölünmesi sonucu ortaya çıkacak meblağa davacı ortağın kooperatife yaptığı ödemelerin güncelleştirilmiş değerinin eklenmesi ile bulunacak rakamın tazminat olarak hüküm altına alınması gerekmektedir.
Ancak, davacının dava tarihi itibariyle aidat borcunun bulunmaması halinde yapılacak iş, normal ödemesini yapıp konut sahibi olan ortaklar bile aynı miktarda ödeme yapmış olan davacının da emsal bir konutun dava tarihi itibarıyla rayiç değeri kadar yararlanmasının olacağının kabulü ve buna göre de emsal konutun dava tarihindeki rayiç değerinin davacıya tazminat olarak verilmesi gerekmektedir.
Mahkemece, yukarıdaki ilkeler dikkate alınmadan verilen hüküm doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bununla birlikte, davacı aynı zamanda konutun teslim edilmemesi nedeniyle kira kaybı zararının olduğunu da ileri sürerek, kira tazminatı istemiş olup, mahkemece, kooperatif tarafından dairelerin diğer ortaklara ne zaman ve hangi halde teslim edildiği, eksik imalat ile teslim olup olmadığı, var ise bu eksik imalatların kooperatif tarafından mı yoksa ortak tarafından mı yapılması gerektiği, eksik imalatın tamamlanıp dairenin kullanılabilir hale getirilme süresi belirlenerek bu tarihten sonra dava tarihine kadar kira gelirinin hesaplanarak davacının buna ilişkin istemi hakkında karar verilmesi gerekirken, bu istem hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1024361600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz