Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/11944 E. 2010/1471 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
eşitlik ilkesi↗ rayiç değer↗ rayiç bedel↗ bilirkişi raporuna itiraz↗ müktesep hak↗ tazminat davası↗ feragat↗ ihtarname↗ yasal faiz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, konut tahsis edilmeyen davacının açtığı tazminat davası devam ederken ihtarname gönderip konut tahsis edilecekmiş gibi davacıdan aidat talep edilip sonucunda da ihraç kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, tazminat alacaklısı olan davacının konut sahibi olacak ortaklar gibi aidat ödemesinin mümkün olmadığı, bu nedenle davacı hakkında alınan ihraç kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, dairenin rayiç değerinin 150.000,00 YTL olarak hesaplandığı, davacının talep edebileceği tazminat hesabının Yargıtay’ca benimsenen formüle göre yapılan hesaplama sonunda 123.574,00 YTL olduğu, davacı tarafça bilirkişi raporuna itiraz edilmediği ve bu miktarın davacı yönünden müktesep hak oluşturduğu, davalı tarafın itirazı üzerine alınan raporda ise tazminat miktarının 246.503,35 YTL olarak hesaplandığı, davalı vekili bu rapora da itiraz etmiş ise de normal bir ortağın en fazla kazancının daire bedeli olduğuna göre eşitlik ilkesi uyarınca daire sahibi olamayan davacı ortağın elde edebileceği menfaatin en fazla diğer ortakların elde ettiği menfaat olan konutun bedeli kadar olması gerektiği, bu bedelin de itiraz edilmeyen raporda belirlenen 150.000,00 YTL olduğu, davacının talep edebileceği tazminat miktarının bu meblağı geçemeyeceği, rayiç bedel ve davacının müktesep hakkı olan bedel göz önüne alındığında ek rapor alınması neticeyi değiştirmeyeceğinden davacının talebi ile bağlı kalınarak 120.000,00 YTL tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile taleple bağlı kalınarak 120.000,00 YTL’nın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı kooperatiften tahsiline, birleşen 2007/150 Esas sayılı dosyada davanın kabulü ile 12.01.2007 tarih 1 nolu ihraç kararının iptaline, birleşen 2006/108 Esas sayılı dosyada davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiş, kararın davalı kooperatif vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 08.06.2009 tarihli kararı ile mahkeme kararı davalı yararına bozulmuştur.
Davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2791 E. 2010/9910 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:protokol
Benzer bu kararda… hkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacının aidat borcunu fazlası ile ödediği, dava dışı yüklenici firma ile davalı kooperatif arasındaki «protokolün» konut bedelinin tespitine esas alınamayacağı, zira, davalı anasözleşmesinin 61. maddesine göre konut bedelinin tespiti usulünün belirlendiği gerekçesiyle davanın k …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6208 E. 2010/7603 K.
Ortak:rayiç değer · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, konut tahsis edilmeyen davacının açtığı «tazminat davası» devam ederken «ihtarname» gönderip konut tahsis edilecekmiş gibi davacıdan aidat talep edilip sonucunda da ihraç kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, tazminat alacaklısı olan davacının konut sahibi olacak ortaklar gibi aidat ödemesinin mümkün olmadığı, bu nedenle davacı hakkında alınan ihraç kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, dairenin «rayiç değerinin» 150.000,00 YTL olarak hesaplandığı, davacının talep edebileceği tazminat hesabının Yargıtay’ca benimsenen formüle göre yapılan hesaplama sonunda 123.574,00 YTL olduğu, davacı tarafça «bilirkişi raporuna itiraz» edilmediği ve bu miktarın davacı yönünden «müktesep hak» oluşturduğu, davalı tarafın itirazı üzerine alınan raporda ise tazminat miktarının 246.503,35 YTL olarak hesaplandığı, davalı vekili bu rapora da itiraz etmiş ise de normal bir ortağın en fazla kazancının daire bedeli olduğuna göre «eşitlik ilkesi» uyarınca daire sahibi olamayan davacı ortağın elde edebileceği menfaatin en fazla diğer ortakların elde ettiği menfaat olan konutun bedeli kadar olması gerektiği, bu bedelin de itiraz edilmeyen raporda belirlenen 150.000,00 YTL olduğu, davacının talep edebileceği tazminat miktarının bu meblağı geçemeyeceği, «rayiç bedel» ve davacının müktesep hakkı olan bedel göz önüne alındığında ek rapor alınması neticeyi değiştirmeyeceğinden davacının talebi ile bağlı kalınarak 120.000,00 YTL tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile taleple bağlı kalınarak 120.000,00 YTL’nın dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalı kooperatiften tahsiline, birleşen 2007/150 Esas sayılı dosyada davanın kabulü ile 12.01.2007 tarih 1 nolu ihraç kararının iptaline, birleşen 2006/108 Esas sayılı dosyada davanın «feragat» nedeniyle reddine karar verilmiş, kararın davalı kooperatif vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 08.06.2009 tarihli kararı ile mahkeme kararı davalı yararı …
Benzer bu karardaÖnce, davalı kooperatifçe ortaklara tahsis edilen bağımsız «bölümün» dava tarihindeki «rayiç değeri» saptanmalıdır.
Ancak, davacının dava tarihi itibariyle aidat borcunun bulunmaması halinde yapılacak iş, normal ödemesini yapıp konut sahibi olan ortaklar bile aynı miktarda ödeme yapmış olan davacının da emsal bir konutun dava tarihi itibarıyla «rayiç değeri» kadar yararlanmasının olacağının kabulü ve buna göre de emsal konutun dava tarihindeki rayiç değerinin davacıya tazminat olarak verilmesi gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kira kaybı · iş bölümü · olumsuz oy · kâr kaybı · cy/cy kaydı · temerrüt · teslim · kesin hüküm
Benzer bu karardaAyrıca, mahkemece, davacıya tahsis edilen dairenin davadan önce icra marifetiyle dava dışı kişiye satıldığı ve halen tapu «kaydının» bu kişi üzerinde olduğu «kesin» iken bu dairenin kooperatifin teklifine rağmen davacı tarafından «teslim» alınmamasının davacının «temerrüdü» olarak değerlendirilmesi de doğru değildir.
2- Bununla birlikte, davacı aynı zamanda konutun «teslim» edilmemesi nedeniyle «kira kaybı» zararının olduğunu da ileri sürerek, kira tazminatı istemiş olup, mahkemece, kooperatif tarafından dairelerin diğer ortaklara ne zaman ve hangi halde teslim edildiği, eksik imalat ile teslim olup olmadığı, var ise bu eksik imalatların kooperatif tarafından mı yoksa ortak tarafından mı yapılması gerektiği, eksik imalatın tamamlanıp dairenin kullanılabilir hale getirilme süresi belirlenerek bu tarihten sonra dava tarihine kadar kira gelirinin hesaplanarak davacının buna ilişkin istemi hakkında karar verilmesi gerekirken, bu istem hakkında olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmemesi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, dava konusu dairenin davacıya «teslim» edilmesinin mümkün bulunmaması ve ayrıca davalı kooperatif elinde davacıya verilebilecek başka dairenin de olmaması nedeniyle davacıya ödenebilecek tazminatın hesaplanması gerekir.
Önce, davalı kooperatifçe ortaklara tahsis edilen bağımsız «bölümün» dava tarihindeki «rayiç değeri» saptanmalıdır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1188 E. 2010/2565 K.
Ortak:rayiç değer · feragat
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, konut tahsis edilmeyen davacının açtığı «tazminat davası» devam ederken «ihtarname» gönderip konut tahsis edilecekmiş gibi davacıdan aidat talep edilip sonucunda da ihraç kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, tazminat alacaklısı olan davacının konut sahibi olacak ortaklar gibi aidat ödemesinin mümkün olmadığı, bu nedenle davacı hakkında alınan ihraç kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, dairenin «rayiç değerinin» 150.000,00 YTL olarak hesaplandığı, davacının talep edebileceği tazminat hesabının Yargıtay’ca benimsenen formüle göre yapılan hesaplama sonunda 123.574,00 YTL olduğu, davacı tarafça «bilirkişi raporuna itiraz» edilmediği ve bu miktarın davacı yönünden «müktesep hak» oluşturduğu, davalı tarafın itirazı üzerine alınan raporda ise tazminat miktarının 246.503,35 YTL olarak hesaplandığı, davalı vekili bu rapora da itiraz etmiş ise de normal bir ortağın en fazla kazancının daire bedeli olduğuna göre «eşitlik ilkesi» uyarınca daire sahibi olamayan davacı ortağın elde edebileceği menfaatin en fazla diğer ortakların elde ettiği menfaat olan konutun bedeli kadar olması gerektiği, bu bedelin de itiraz edilmeyen raporda belirlenen 150.000,00 YTL olduğu, davacının talep edebileceği tazminat miktarının bu meblağı geçemeyeceği, «rayiç bedel» ve davacının müktesep hakkı olan bedel göz önüne alındığında ek rapor alınması neticeyi değiştirmeyeceğinden davacının talebi ile bağlı kalınarak 120.000,00 YTL tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile taleple bağlı kalınarak 120.000,00 YTL’nın dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalı kooperatiften tahsiline, birleşen 2007/150 Esas sayılı dosyada davanın kabulü ile 12.01.2007 tarih 1 nolu ihraç kararının iptaline, birleşen 2006/108 Esas sayılı dosyada davanın «feragat» nedeniyle reddine karar verilmiş, kararın davalı kooperatif vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 08.06.2009 tarihli kararı ile mahkeme kararı davalı yararı …
Benzer bu kararda… unma, benimsene bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, kendisine daire tahsis edilmeyen davacı ortağın normal bir ortağın yaptığı aidat ödemelerine ve taşınmazın «rayiç değerine» göre talep edebileceği tazminatın 51.748,14 TL olduğu, kira alacağını tahsil koşullarının ise oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 51.748,14 TL tazminatın ( 5.100,00 TL’nnı ilk dava tarihinden, 10.000,00 TL’nin birleşen dava tarihinden, 36.648,14 TL’nin «ıslah» tarihinden itibaren) faiziyle davalı kooperatiften tahsiline, diğer davalılar hakkında davanın «feragat» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, kendisine daire tahsis edilmeyen davacı ortağa «rayiç değer» hesaplaması yapılarak daire değerinin ödenmesine karar verilmiş ancak, «mahrum kalınan» kira bedeline ilişkin tazminat talebi davacının diğer ortaklardan daha fazla aidat ödediğinin ispatlanmadığı gerekçesiyle ret edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kira kaybı · mahrum kalınan kâr · peşin karar harcı · kâr mahrumiyeti · kâr kaybı · ıslah · cy/cy kaydı · teslim
Benzer bu kararda… ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir 2) Asıl ve birleşen dava, davalı kooperatifçe diğer davalılara devredilen bağımsız bölümünün tapu «kaydının» iptali, davacı adına tescili, bu talep kabul görmezse daire bedelinin tahsili ve konutun «teslim» edilmemesi nedeniyle «mahrum kalınan» kira bedelinin tazmini istemine ilişkindir.
Bu durumda mahkemece, davacının «kira kaybına» ilişkin talebi açısından davalı kooperatife aidat borcunun bulunup bulunmadığının usulünce tespit edilmesi gerekirken yanılgı sonucu yazılı gerekçeyle davacının bu talebinin reddi yerinde görülmemiştir. .SONUÇ:Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Mahkemece, kendisine daire tahsis edilmeyen davacı ortağa «rayiç değer» hesaplaması yapılarak daire değerinin ödenmesine karar verilmiş ancak, «mahrum kalınan» kira bedeline ilişkin tazminat talebi davacının diğer ortaklardan daha fazla aidat ödediğinin ispatlanmadığı gerekçesiyle ret edilmiştir.
Oysa, ilke olarak ortağın kooperatife olan edimlerini yerine getirmeden tapu «kaydının» devrini ve «mahrum» kaldığı kira bedelinin tazminini isteyebilmesi mümkün değildir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3531 E. 2010/4049 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortaklık sıfatı · aktif husumet ehliyeti · aktif husumet · husumet ehliyeti · denetime elverişlilik · taraf ehliyeti · eksik inceleme · husumet
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece, öncelikle davacının «ortaklık sıfatının» devem edip etmediği dolayısıyla «aktif husumet ehliyetinin» bulunup bulunmadığı «denetime elverişli» bir şekilde değerlendirilip tartışılmak ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken bu savunma üzerinde hiç durulmadan «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Oysa, davalı vekilince, yargılama sırasında davacının yönetim kurulunun 21.4.2005 tarihli kararı ile ihraç edildiğini ve kararın kesinleştiği savunulmuş olup, bu kararla ilgili belgeler de dosya ya sunulmuştur.İşbu davanın dinlenebilmesi için tüm yargılama boyunca davacının ortak sıfatını taşıması gerektiği kuşkusuz olup, «aktif husumet» ilişkin bu savunma üzerinde mahkemece, re'sen durulması zorunludur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/11944 E. , 2010/1471 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
BİRLEŞEN DAVA
KADIKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2006/108 E.
BİRLEŞEN DAVA
KADIKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2007/150
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08.11.2007 gün ve 2005/722 - 2007/686 sayılı kararı bozan Daire’nin 08.06.2009 gün ve 2008/2300 - 2009/7000 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, asıl davada müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı olduğunu, parasal yükümlülüklerini yerine getirdiği halde müvekkiline tahsis edilen konutun teslim edilmediğini ileri sürerek, B Blok 4.Kat.16 nolu dairenin müvekkili adına tescilini talep etmiş, ıslahla konut tahsis edilmeyeceği anlaşıldığı gerekçesiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 120.000,00 YTL’nın yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, birleşen 2007/150 Esas sayılı dosyada, müvekkili hakkında alınan 12.01.2007 tarih 1 nolu ihraç kararının iptalini talep etmiş, birleşen 2006/108 Esas sayılı dosyada da dava konusu taşınmazın davalı ...adına düzenlenen tapusunun iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının parasal yükümlülüklerini yerine getirmediğini, Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2006/286 Esas 2007/736 Karar sayılı dosyası ile tespit edilen borcun davacı tarafça ödenmediği için hakkında alınan ihraç kararının yerinde olduğunu, ihraç kararı alındığı için daire tahsis edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, konut tahsis edilmeyen davacının açtığı tazminat davası devam ederken ihtarname gönderip konut tahsis edilecekmiş gibi davacıdan aidat talep edilip sonucunda da ihraç kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, tazminat alacaklısı olan davacının konut sahibi olacak ortaklar gibi aidat ödemesinin mümkün olmadığı, bu nedenle davacı hakkında alınan ihraç kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, dairenin rayiç değerinin 150.000,00 YTL olarak hesaplandığı, davacının talep edebileceği tazminat hesabının Yargıtay’ca benimsenen formüle göre yapılan hesaplama sonunda 123.574,00 YTL olduğu, davacı tarafça bilirkişi raporuna itiraz edilmediği ve bu miktarın davacı yönünden müktesep hak oluşturduğu, davalı tarafın itirazı üzerine alınan raporda ise tazminat miktarının 246.503,35 YTL olarak hesaplandığı, davalı vekili bu rapora da itiraz etmiş ise de normal bir ortağın en fazla kazancının daire bedeli olduğuna göre eşitlik ilkesi uyarınca daire sahibi olamayan davacı ortağın elde edebileceği menfaatin en fazla diğer ortakların elde ettiği menfaat olan konutun bedeli kadar olması gerektiği, bu bedelin de itiraz edilmeyen raporda belirlenen 150.000,00 YTL olduğu, davacının talep edebileceği tazminat miktarının bu meblağı geçemeyeceği, rayiç bedel ve davacının müktesep hakkı olan bedel göz önüne alındığında ek rapor alınması neticeyi değiştirmeyeceğinden davacının talebi ile bağlı kalınarak 120.000,00 YTL tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile taleple bağlı kalınarak 120.000,00 YTL’nın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı kooperatiften tahsiline, birleşen 2007/150 Esas sayılı dosyada davanın kabulü ile 12.01.2007 tarih 1 nolu ihraç kararının iptaline, birleşen 2006/108 Esas sayılı dosyada davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiş, kararın davalı kooperatif vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 08.06.2009 tarihli kararı ile mahkeme kararı davalı yararına bozulmuştur.
Davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 03,20 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 172.00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 09.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1009201400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz