Hamiline yazılı çek
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/13472 E. 2011/5850 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hamiline yazılı çek↗ iktisapta ağır kusur↗ iyiniyetli hamil↗ adli tıp kurumu raporu↗ kötüniyetli iktisap↗ kötü niyetli iktisap↗ çek iptali davası↗ ciro silsilesi↗ zilyetlik↗ ağır kusur↗ istirdat davası↗ lehdar↗ kıymetli evrak↗ çek iptali↗ ispat külfeti↗ ziya↗ iyiniyet↗ eş rızası↗ ciro↗ hamil↗ iptal davası↗ istirdat↗ çek↗ kötüniyet↗ kusur↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ ibraz↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, Adli Tıp Kurumu raporu ve tüm dosya kapsamına göre, istirdat davasında davalı dava konusu çeklerin davacı tarafın rızası ile verildiğini ve çeklerin arka yüzündeki imzaların davacı şirket yetkilisine ait olduğu savunulmuş ise de Adli Tıp Kurumu’nun raporuna göre çeklerin arka yüzünde yer alan imzaların davacı şirket temsilcisine ait olmadığı, ciro silsilesinde kopukluk bulunduğu, ispat külfetinin davalı tarafa ait olup davalının da davacı tarafın dava konusu çekleri rızasıyla verdiğine ilişkin yeterli delil ibraz edemediği gerekçesiyle çek iptali davası konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, istirdat davasının kabulü ile dava konusu çeklerin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, TTK’nun 704.maddesi uyarınca açılan çek iptali ve istirdadı istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin lehdarı olduğu iki adet çekin müvekkilinin rızası hilafına elinden çıktığını ileri sürerek çekleri elinde bulunduran davalı ...’ya karşı istirdat davası açmıştır. Mahkemece, çeklerin arka yüzündeki ciro imzalarının davacı şirket yetkilisine ait olmadığının Adli Tıp Kurumu’nun raporu ile anlaşıldığı, ispat külfetinin davalı tarafta olup davalının, davacının dava konusu çekleri rızasıyla verdiğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle istirdat davasının kabulüne karar verilmiş ise de TTK’nun 704. maddesindeki düzenleme “Çek, her hangi bir suretle hamilinin elinden çıkmış bulunursa ister hamile yazılı bir çek bahis mevzuu olsun, ister ciro suretiyle nakledilebilen bir çek bahis mevzuu olup da hamil hakkını 702 nci maddeye göre ispat etsin çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle mükelleftir” şeklindedir. İstirdat davası olarak nitelenen dava esas itibariyle menkullerin iadesini sağlamak için açılan menkul davası (zilyetliğe haklılık davası) mahiyetindedir. Medeni Hukuk’ta bu dava gasp, çalınma veya ziya hallerinde sadece kötüniyetli değil, iyiniyetli hamile karşı da açılır. Halbuki muamelattaki emniyeti korumak gerekçesiyle kambiyo senetleri yönünden bir sınırlama yapılmış ve ayni haklardaki genel prensipten ayrılınarak, söz konusu davanın yalnızca kötüniyetli veya senedi iktisabında ağır kusuru bulunan kimselere karşı açılabileceği esası benimsenmiştir. Bu davada, davacının senedin rızası hilafına elinden çıktığını ve senedi elinde bulunduran şahsın kötüniyetli veya iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekir (Prof.Dr. Fırat ÖZTAN, Kıymetli Evrak Hukuku, 2. Baskı, syf.294). Bu itibarla sadece çekteki imzanın şirket yetkilisine ait olmaması çeki elinde bulunduran hamilin çeki iktisapta kötüniyetli ya da ağır kusurlu olduğunu ispat için yeterli değildir. Mahkemece ispat külfetinin davacıda olduğu gözetilerek, TTK’nun 704. maddesi hükümleri çerçevesinde taraf delilleri değerlendirilerek karar verilmek gerekirken yazılı gerekçeyle istirdat talebinin kabulü yönünde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/6204 E. 2012/3295 K.
Ortak:iktisapta ağır kusur · iyiniyetli hamil · kötü niyetli iktisap · zilyetlik · ağır kusur · istirdat davası · ispat külfeti · ziya
İncelediğiniz karardaMahkemece, çeklerin arka yüzündeki «ciro» imzalarının davacı şirket yetkilisine ait olmadığının Adli Tıp Kurumu’nun raporu ile anlaşıldığı, «ispat külfetinin» davalı tarafta olup davalının, davacının dava konusu çekleri rızasıyla verdiğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle «istirdat» davasının kabulüne karar verilmiş ise de TTK’nun 704. maddesindeki düzenleme “Çek, her hangi bir suretle «hamilinin» elinden çıkmış bulunursa ister hamile yazılı bir «çek» bahis mevzuu olsun, ister ciro suretiyle nakledilebilen bir çek bahis mevzuu olup da hamil hakkını 702 nci maddeye göre ispat etsin çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki «kötü niyetle iktisap» etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir «kusuru» bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle mükelleftir” şeklindedir.
Medeni Hukuk’ta bu dava gasp, çalınma veya «ziya» hallerinde sadece «kötüniyetli» değil, «iyiniyetli hamile» karşı da açılır.
Halbuki muamelattaki emniyeti korumak gerekçesiyle kambiyo senetleri yönünden bir sınırlama yapılmış ve ayni haklardaki genel prensipten ayrılınarak, söz konusu davanın yalnızca «kötüniyetli» veya senedi «iktisabında ağır kusuru» bulunan kimselere karşı açılabileceği esası benimsenmiştir.
Benzer bu karardaMedeni Hukuk’ta bu dava gasp, çalınma veya «ziya» hallerinde sadece «kötüniyetli» değil, «iyiniyetli hamile» karşı da açılır.
Halbuki muamelattaki emniyeti korumak gerekçesiyle kambiyo senetleri yönünden bir sınırlama yapılmış ve ayni haklardaki genel prensipten ayrılınarak, söz konusu davanın yalnızca «kötüniyetli» veya senedi «iktisabında ağır kusuru» bulunan kimselere karşı açılabileceği esası benimsenmiştir.
Davacı vekili, müvekkilinin «yetkili hamili» olduğu çekin «rızası» dışında elinden çıktığını ileri sürerek haklı bir neden olmaksızın çeki elinde bulunduran davalıya karşı «istirdat davası» açmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çekin istirdadı · çek istirdadı · yazılı delil başlangıcı · delil başlangıcı · yetkili hamil · ciranta · menfi tespit davası · yazılı delil
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu çekin bankaya «ibraz» edilmemiş olması nedeniyle «kambiyo senedi» vasfında bulunmadığı, bu hali ile «yazılı delil başlangıcı» niteliğinde olduğu, taraflar arasında akdi ilişki olmadığı, dolayısıyla davalının bu belgeye dayanarak davacı aleyhine alacak iddiasında bulunamayacağı, ancak bu belgeye dayanarak «ciranta» İbrahim Yalınsu'dan alacak talebinde bulunması mümkün olduğundan «çekin istirdadına» karar verilemeyeceği, çoğun içinde azı da vardır kuralı uyarınca davacının davasının «menfi tespit davası» olarak nitelendirildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 31.05.2009 tarihli 3.000 TL bedelli belge nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir …
Dava, TTK’nun 704.maddesi uyarınca açılan «çek istirdadı» istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin «yetkili hamili» olduğu çekin «rızası» dışında elinden çıktığını ileri sürerek haklı bir neden olmaksızın çeki elinde bulunduran davalıya karşı «istirdat davası» açmıştır.
-
Çekin istirdadı | Çeklerin iadesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6075 E. 2011/16057 K.
Ortak:iktisapta ağır kusur · kötü niyetli iktisap · ağır kusur · kıymetli evrak · eş rızası · ciro · hamil · istirdat
İncelediğiniz karardaMahkemece, çeklerin arka yüzündeki «ciro» imzalarının davacı şirket yetkilisine ait olmadığının Adli Tıp Kurumu’nun raporu ile anlaşıldığı, «ispat külfetinin» davalı tarafta olup davalının, davacının dava konusu çekleri rızasıyla verdiğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle «istirdat» davasının kabulüne karar verilmiş ise de TTK’nun 704. maddesindeki düzenleme “Çek, her hangi bir suretle «hamilinin» elinden çıkmış bulunursa ister hamile yazılı bir «çek» bahis mevzuu olsun, ister ciro suretiyle nakledilebilen bir çek bahis mevzuu olup da hamil hakkını 702 nci maddeye göre ispat etsin çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki «kötü niyetle iktisap» etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir «kusuru» bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle mükelleftir” şeklindedir.
Mahkemece, iddia, savunma, Adli Tıp Kurumu raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «istirdat» davasında davalı dava konusu çeklerin davacı tarafın «rızası» ile verildiğini ve çeklerin arka yüzündeki imzaların davacı şirket yetkilisine ait olduğu savunulmuş ise de Adli Tıp Kurumu’nun raporuna göre çeklerin arka yüzünde yer alan imzaların davacı şirket «temsilcisine» ait olmadığı, «ciro silsilesinde» kopukluk bulunduğu, «ispat külfetinin» davalı tarafa ait olup davalının da davacı tarafın dava konusu çekleri rızasıyla verdiğine ilişkin yeterli delil «ibraz» edemediği gerekçesiyle «çek iptali davası» konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına», istirdat davasının kabulü ile dava konusu çeklerin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davacı vekili, müvekkilinin «lehdarı» olduğu iki adet çekin müvekkilinin «rızası» hilafına elinden çıktığını ileri sürerek çekleri elinde bulunduran davalı ...’ya karşı «istirdat davası» açmıştır.
Benzer bu karardaAncak, TTK'nun 704. maddesinde "Çek herhangi bir suretle «hamilinin» elinden çıkmış bulunursa - ister hamiline yazılı bir «çek» bahis mevzuu olsun, ister «ciro» suretiyle nakledilebilen bir çek bahis mevzuu olup da hamil hakkını 702. maddeye göre ispat etsin çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki «kötü niyetle iktisap» etmiş olduğu veya «iktisapta ağır kusuru» bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle mükellef" olduğu öngörülmüştür.
Belirtilen kanun hükmü uyarınca davacının, kendisinin «yetkili hamili» olduğunu kanıtlaması yanında, yeni hamilin çeki «kötü niyetle iktisap» etmiş olduğunu veya iktisapta ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlaması gerekip, çeki elinde bulunduran davalı hamil, çeki edinme nedenini kanıtlamakla yükümlü değildir.
Zayi olan «çekin istirdadı» talebiyle açılan işbu davada «ispat yükü» davacıda olup, davacının senedin «rızası» hilafına elinden çıktığını ve senedi elinde bulunduran şahsın «kötüniyetli» ve iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyetli hamil · çekin istirdadı · meşru hamil · mücerretlik · yetkili hamil · zayi · ispat yükü · dava sebebi
Benzer bu karardaDavacı vekili, dava konusu çeklerin «zayi» edildiğini, davalının haksız ve «kötüniyetli hamil» olduğunu iddia etmiş, davalı ise «meşru hamil» olduğunu savunmuştur.
Zayi olan «çekin istirdadı» talebiyle açılan işbu davada «ispat yükü» davacıda olup, davacının senedin «rızası» hilafına elinden çıktığını ve senedi elinde bulunduran şahsın «kötüniyetli» ve iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekir.
Mahkemece «ispat yükü» davacıda olduğu halde davalının iktisap «sebebini» ispat edemediğinden bahisle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.
Dava, TTK’nun 704. maddesi uyarınca açılan «çekin istirdadı» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18479 E. 2015/3740 K.
Ortak:iktisapta ağır kusur · kötüniyetli iktisap · kötü niyetli iktisap · ciro silsilesi · ağır kusur · eş rızası · ciro · hamil
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, Adli Tıp Kurumu raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «istirdat» davasında davalı dava konusu çeklerin davacı tarafın «rızası» ile verildiğini ve çeklerin arka yüzündeki imzaların davacı şirket yetkilisine ait olduğu savunulmuş ise de Adli Tıp Kurumu’nun raporuna göre çeklerin arka yüzünde yer alan imzaların davacı şirket «temsilcisine» ait olmadığı, «ciro silsilesinde» kopukluk bulunduğu, «ispat külfetinin» davalı tarafa ait olup davalının da davacı tarafın dava konusu çekleri rızasıyla verdiğine ilişkin yeterli delil «ibraz» edemediği gerekçesiyle «çek iptali davası» konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına», istirdat davasının kabulü ile dava konusu çeklerin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece, çeklerin arka yüzündeki «ciro» imzalarının davacı şirket yetkilisine ait olmadığının Adli Tıp Kurumu’nun raporu ile anlaşıldığı, «ispat külfetinin» davalı tarafta olup davalının, davacının dava konusu çekleri rızasıyla verdiğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle «istirdat» davasının kabulüne karar verilmiş ise de TTK’nun 704. maddesindeki düzenleme “Çek, her hangi bir suretle «hamilinin» elinden çıkmış bulunursa ister hamile yazılı bir «çek» bahis mevzuu olsun, ister ciro suretiyle nakledilebilen bir çek bahis mevzuu olup da hamil hakkını 702 nci maddeye göre ispat etsin çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki «kötü niyetle iktisap» etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir «kusuru» bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle mükelleftir” şeklindedir.
Halbuki muamelattaki emniyeti korumak gerekçesiyle kambiyo senetleri yönünden bir sınırlama yapılmış ve ayni haklardaki genel prensipten ayrılınarak, söz konusu davanın yalnızca «kötüniyetli» veya senedi «iktisabında ağır kusuru» bulunan kimselere karşı açılabileceği esası benimsenmiştir.
Benzer bu karardaAncak, 6762 sayılı TTK'nın 704. maddesi "Çek, her hangi bir suretle «hamilinin» elinden çıkmış bulunursa ister hamile yazılı bir «çek» bahis mevzuu olsun, ister «ciro» suretiyle nakledilebilen bir çek bahis mevzuu olup da hamil hakkını 702'nci maddeye göre ispat etsin çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki «kötü niyetle iktisabetmiş» olduğu veya iktisapta ağır bir «kusuru» bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle mükelleftir." hükmünü haizdir.
Bu madde uyarınca «ispat yükü», çekin «yetkili hamili» olduğunu ve çekin «rızası» hilafına elinden çıktığını ileri süren davacıya ait olup, davacının bu hususların yanı sıra ayrıca davalının çeki «kötüniyetle iktisap» etmiş olduğunu veya iktisapta ağır kusurlu bulunduğunu ileri sürüp kanıtlaması gerekmektedir.
Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «ciro silsilesinde» davalının, dava dışı ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çekin istirdadı · yetkili hamil · ciranta · ispat yükü · e-defter
Benzer bu karardaŞti'nden sonra «ciranta» olduğu, davalının çeki alacağına karşılık aldığı yönündeki savunması nedeniyle «ispat yükünün» davalıya düştüğü, davalının bu durumu ispat edemediği, buna karşılık davacı «defterlerine» göre çekin davacı ile dava dışı ...
Bu madde uyarınca «ispat yükü», çekin «yetkili hamili» olduğunu ve çekin «rızası» hilafına elinden çıktığını ileri süren davacıya ait olup, davacının bu hususların yanı sıra ayrıca davalının çeki «kötüniyetle iktisap» etmiş olduğunu veya iktisapta ağır kusurlu bulunduğunu ileri sürüp kanıtlaması gerekmektedir.
Şti. arasındaki ticari ilişki nedeniyle «ciro» edilmesi sebebiyle yasal «hamilin» davacı şirket olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, «çekin istirdatına» karar verilmiştir.
Dava, dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 704. maddesi uyarınca «çekin istirdatı» istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/9609 E. 2013/23035 K.
Ortak:iktisapta ağır kusur · kötüniyetli iktisap · kötü niyetli iktisap · ağır kusur · eş rızası · ciro · hamil · istirdat
İncelediğiniz karardaMahkemece, çeklerin arka yüzündeki «ciro» imzalarının davacı şirket yetkilisine ait olmadığının Adli Tıp Kurumu’nun raporu ile anlaşıldığı, «ispat külfetinin» davalı tarafta olup davalının, davacının dava konusu çekleri rızasıyla verdiğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle «istirdat» davasının kabulüne karar verilmiş ise de TTK’nun 704. maddesindeki düzenleme “Çek, her hangi bir suretle «hamilinin» elinden çıkmış bulunursa ister hamile yazılı bir «çek» bahis mevzuu olsun, ister ciro suretiyle nakledilebilen bir çek bahis mevzuu olup da hamil hakkını 702 nci maddeye göre ispat etsin çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki «kötü niyetle iktisap» etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir «kusuru» bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle mükelleftir” şeklindedir.
Mahkemece, iddia, savunma, Adli Tıp Kurumu raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «istirdat» davasında davalı dava konusu çeklerin davacı tarafın «rızası» ile verildiğini ve çeklerin arka yüzündeki imzaların davacı şirket yetkilisine ait olduğu savunulmuş ise de Adli Tıp Kurumu’nun raporuna göre çeklerin arka yüzünde yer alan imzaların davacı şirket «temsilcisine» ait olmadığı, «ciro silsilesinde» kopukluk bulunduğu, «ispat külfetinin» davalı tarafa ait olup davalının da davacı tarafın dava konusu çekleri rızasıyla verdiğine ilişkin yeterli delil «ibraz» edemediği gerekçesiyle «çek iptali davası» konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına», istirdat davasının kabulü ile dava konusu çeklerin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davacı vekili, müvekkilinin «lehdarı» olduğu iki adet çekin müvekkilinin «rızası» hilafına elinden çıktığını ileri sürerek çekleri elinde bulunduran davalı ...’ya karşı «istirdat davası» açmıştır.
Benzer bu kararda6762 Sayılı TTK'nın 704. maddesi "Çek, her hangi bir suretle «hamilinin» elinden çıkmış bulunursa ister hamile yazılı bir «çek» bahis mevzuu olsun, ister «ciro» suretiyle nakledilebilen bir çek bahis mevzuu olup da hamil hakkını 702'nci maddeye göre ispat etsin çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki «kötü niyetle iktisabetmiş» olduğu veya iktisapta ağır bir «kusuru» bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle mükelleftir." hükmünü haizdir.
Bu madde uyarınca «ispat yükü», çekin «yetkili hamili» olduğunu ve çekin «rızası» hilafına elinden çıktığını ileri süren davacıya ait olup, davacının bu hususların yanı sıra ayrıca davalının çeki «kötüniyetle iktisap» etmiş olduğunu veya iktisapta ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlaması gerekmektedir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, çekin davacı şirketin iş yerinde gerçekleşen «hırsızlıkta» diğer çeklerle birlikte çalındığını, çekin üzerinde davacı şirketin adı bulunmamaktaysa da, çekin davacı şirket tarafından tanzim edilen «tahsilat makbuzu» ile dava dışı firmadan alındığı, çekin davacı şirketin yevmiye «defterinde» kayıtlı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile çekin davacı şirkete verilmesine («istirdatına») karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çekin istirdadı · tahsilat makbuzu · yetkili hamil · hırsızlık · ispat yükü · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, çekin davacı şirketin iş yerinde gerçekleşen «hırsızlıkta» diğer çeklerle birlikte çalındığını, çekin üzerinde davacı şirketin adı bulunmamaktaysa da, çekin davacı şirket tarafından tanzim edilen «tahsilat makbuzu» ile dava dışı firmadan alındığı, çekin davacı şirketin yevmiye «defterinde» kayıtlı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile çekin davacı şirkete verilmesine («istirdatına») karar verilmiştir.
Bu madde uyarınca «ispat yükü», çekin «yetkili hamili» olduğunu ve çekin «rızası» hilafına elinden çıktığını ileri süren davacıya ait olup, davacının bu hususların yanı sıra ayrıca davalının çeki «kötüniyetle iktisap» etmiş olduğunu veya iktisapta ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlaması gerekmektedir.
Dava, dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 704. maddesi uyarınca «çekin istirdadı» istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu itibarla mahkemece, TTK'nın 704. maddesi hükmü uyarıca davacı delilleri değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, salt çekin davacı yedindeyken çalınmış olması ve davacı «defterlerinden» bu çekin ticari ilişki sonucu alındığı gerekçesiyle ile davanın kabulü doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/9178 E. 2013/3024 K.
Ortak:iktisapta ağır kusur · kötüniyetli iktisap · kötü niyetli iktisap · ağır kusur · istirdat davası · ispat külfeti · eş rızası · ciro
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, Adli Tıp Kurumu raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «istirdat» davasında davalı dava konusu çeklerin davacı tarafın «rızası» ile verildiğini ve çeklerin arka yüzündeki imzaların davacı şirket yetkilisine ait olduğu savunulmuş ise de Adli Tıp Kurumu’nun raporuna göre çeklerin arka yüzünde yer alan imzaların davacı şirket «temsilcisine» ait olmadığı, «ciro silsilesinde» kopukluk bulunduğu, «ispat külfetinin» davalı tarafa ait olup davalının da davacı tarafın dava konusu çekleri rızasıyla verdiğine ilişkin yeterli delil «ibraz» edemediği gerekçesiyle «çek iptali davası» konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına», istirdat davasının kabulü ile dava konusu çeklerin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece, çeklerin arka yüzündeki «ciro» imzalarının davacı şirket yetkilisine ait olmadığının Adli Tıp Kurumu’nun raporu ile anlaşıldığı, «ispat külfetinin» davalı tarafta olup davalının, davacının dava konusu çekleri rızasıyla verdiğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle «istirdat» davasının kabulüne karar verilmiş ise de TTK’nun 704. maddesindeki düzenleme “Çek, her hangi bir suretle «hamilinin» elinden çıkmış bulunursa ister hamile yazılı bir «çek» bahis mevzuu olsun, ister ciro suretiyle nakledilebilen bir çek bahis mevzuu olup da hamil hakkını 702 nci maddeye göre ispat etsin çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki «kötü niyetle iktisap» etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir «kusuru» bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle mükelleftir” şeklindedir.
Davacı vekili, müvekkilinin «lehdarı» olduğu iki adet çekin müvekkilinin «rızası» hilafına elinden çıktığını ileri sürerek çekleri elinde bulunduran davalı ...’ya karşı «istirdat davası» açmıştır.
Benzer bu karardaMahkemenin karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 704'üncü maddesinde “Çek, her hangi bir suretle «hamilinin» elinden çıkmış bulunursa ister hamile yazılı bir «çek» bahis mevzuu olsun, ister «ciro» suretiyle nakledilebilen bir çek bahis mevzuu olup da hamil hakkını 702'nci maddeye göre ispat etsin çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki «kötü niyetle iktisap» etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir «kusuru» bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle mükelleftir” hükmü düzenlenmiş; temyiz incelemesinin yapıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 792 inci maddesinde de aynı doğrultuda “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek sözkonusu olup da hamil hakkını 790'ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki «kötüniyetle iktisap» etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür” düzenlemesine yer verilmiştir. belirtilen kanun hükümleri uyarınca bu davada, davacının senedin «rızası» hilafına elinden çıktığını ve senedi elinde bulunduran şahsın kötüniyetli veya iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekmektedir.
Dava, «çek istirdadı» istemine ilişkin olup, yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere, davacı, «yetkili hamili» olduğu çekin «rızası» dışında elinden çıktığını ileri sürerek haklı bir neden olmaksızın çeki elinde bulunduran davalıya karşı «istirdat davası» açmış; mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu suretle; somut olayda mahkemece, «ispat külfetinin» davacıda olduğu gözetilerek, yukarıda açıklanan kanun maddeleri hükümleri çerçevesinde taraf delilleri değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çekin istirdadı · çek istirdadı · mücerretlik · yetkili hamil · teslim
Benzer bu karardaA.Ş. olan 5.553,83 TL tutarlı «çekin istirdatına» ve davacıya «teslimine», «çek» bedelinin ödenmesi halinde çek bedelinin davalıdan istirdatına karar verilmiştir.
Dava, «çek istirdadı» istemine ilişkin olup, yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere, davacı, «yetkili hamili» olduğu çekin «rızası» dışında elinden çıktığını ileri sürerek haklı bir neden olmaksızın çeki elinde bulunduran davalıya karşı «istirdat davası» açmış; mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Aksi halin kabulü kıymatli evrakın “«mücerretlik»” ilkesini ortadan kaldırır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/1178 E. 2013/18568 K.
Ortak:iktisapta ağır kusur · kötüniyetli iktisap · kötü niyetli iktisap · ağır kusur · ispat külfeti · eş rızası · ciro · hamil
İncelediğiniz karardaMahkemece, çeklerin arka yüzündeki «ciro» imzalarının davacı şirket yetkilisine ait olmadığının Adli Tıp Kurumu’nun raporu ile anlaşıldığı, «ispat külfetinin» davalı tarafta olup davalının, davacının dava konusu çekleri rızasıyla verdiğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle «istirdat» davasının kabulüne karar verilmiş ise de TTK’nun 704. maddesindeki düzenleme “Çek, her hangi bir suretle «hamilinin» elinden çıkmış bulunursa ister hamile yazılı bir «çek» bahis mevzuu olsun, ister ciro suretiyle nakledilebilen bir çek bahis mevzuu olup da hamil hakkını 702 nci maddeye göre ispat etsin çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki «kötü niyetle iktisap» etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir «kusuru» bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle mükelleftir” şeklindedir.
Mahkemece, iddia, savunma, Adli Tıp Kurumu raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «istirdat» davasında davalı dava konusu çeklerin davacı tarafın «rızası» ile verildiğini ve çeklerin arka yüzündeki imzaların davacı şirket yetkilisine ait olduğu savunulmuş ise de Adli Tıp Kurumu’nun raporuna göre çeklerin arka yüzünde yer alan imzaların davacı şirket «temsilcisine» ait olmadığı, «ciro silsilesinde» kopukluk bulunduğu, «ispat külfetinin» davalı tarafa ait olup davalının da davacı tarafın dava konusu çekleri rızasıyla verdiğine ilişkin yeterli delil «ibraz» edemediği gerekçesiyle «çek iptali davası» konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına», istirdat davasının kabulü ile dava konusu çeklerin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Halbuki muamelattaki emniyeti korumak gerekçesiyle kambiyo senetleri yönünden bir sınırlama yapılmış ve ayni haklardaki genel prensipten ayrılınarak, söz konusu davanın yalnızca «kötüniyetli» veya senedi «iktisabında ağır kusuru» bulunan kimselere karşı açılabileceği esası benimsenmiştir.
Benzer bu karardaDavacı, çekin yasal «hamili» olduğunu, «rızası» dışında elinden çıktığını ve yeni hamilin çeki «kötüniyetle iktisap» ettiğini veya «iktisapta ağır kusuru» bulunduğunu ispat etmekle, yeni hamil de ancak anılan hususların ispatı halinde çeki geri vermekle mükelleftir.
Ancak, 6762 sayılı TTK'nun 704'ncü maddesinde "Çek, herhangi bir suretle «hamilinin» elinden çıkmış bulunursa ister hamile yazılı bir «çek» bahis mevzuu olsun, ister «ciro» suretiyle nakledilebilen bir çek bahis mevzuu olup hamil hakkını 702'nci maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki «kötü niyetle iktisabetmiş» olduğu veya iktisapta ağır bir «kusuru» bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle mükelleftir." hükmü düzenlenmiş olup, işbu davada «ispat külfeti» davacıya düşmektedir.
Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava konusu çeklerin yasal «hamili» olduğu, ancak davalının «ticari defter» ve kayıtlarını «ibraz» etmediği ve dava konusu çeklerin hangi ticari ilişki sonucunda kendisinin eline geçtiğini ispatlayamadığı, davalı tanıkları her ne kadar davalının, davacı şirketin …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari defter · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava konusu çeklerin yasal «hamili» olduğu, ancak davalının «ticari defter» ve kayıtlarını «ibraz» etmediği ve dava konusu çeklerin hangi ticari ilişki sonucunda kendisinin eline geçtiğini ispatlayamadığı, davalı tanıkları her ne kadar davalının, davacı şirketin …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11486 E. 2014/17752 K.
Ortak:iktisapta ağır kusur · kötü niyetli iktisap · ağır kusur · ciro · hamil · istirdat · çek · kusur
İncelediğiniz karardaMahkemece, çeklerin arka yüzündeki «ciro» imzalarının davacı şirket yetkilisine ait olmadığının Adli Tıp Kurumu’nun raporu ile anlaşıldığı, «ispat külfetinin» davalı tarafta olup davalının, davacının dava konusu çekleri rızasıyla verdiğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle «istirdat» davasının kabulüne karar verilmiş ise de TTK’nun 704. maddesindeki düzenleme “Çek, her hangi bir suretle «hamilinin» elinden çıkmış bulunursa ister hamile yazılı bir «çek» bahis mevzuu olsun, ister ciro suretiyle nakledilebilen bir çek bahis mevzuu olup da hamil hakkını 702 nci maddeye göre ispat etsin çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki «kötü niyetle iktisap» etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir «kusuru» bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle mükelleftir” şeklindedir.
Mahkemece, iddia, savunma, Adli Tıp Kurumu raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «istirdat» davasında davalı dava konusu çeklerin davacı tarafın «rızası» ile verildiğini ve çeklerin arka yüzündeki imzaların davacı şirket yetkilisine ait olduğu savunulmuş ise de Adli Tıp Kurumu’nun raporuna göre çeklerin arka yüzünde yer alan imzaların davacı şirket «temsilcisine» ait olmadığı, «ciro silsilesinde» kopukluk bulunduğu, «ispat külfetinin» davalı tarafa ait olup davalının da davacı tarafın dava konusu çekleri rızasıyla verdiğine ilişkin yeterli delil «ibraz» edemediği gerekçesiyle «çek iptali davası» konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına», istirdat davasının kabulü ile dava konusu çeklerin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Halbuki muamelattaki emniyeti korumak gerekçesiyle kambiyo senetleri yönünden bir sınırlama yapılmış ve ayni haklardaki genel prensipten ayrılınarak, söz konusu davanın yalnızca «kötüniyetli» veya senedi «iktisabında ağır kusuru» bulunan kimselere karşı açılabileceği esası benimsenmiştir.
Benzer bu karardaBu itibarla «çek» bedelinin «istirdadı» talebi yönünden davanın konusuz kaldığı kabul edilemeyeceğinden TTK'nın 704. maddesinin “Çek herhangi bir suretle «hamilinin» elinden çıkmış bulunursa - ister hamiline yazılı bir çek bahis mevzuu olsun, ister «ciro» suretiyle nakledilebilen bir çek bahis mevzuu olup da hamil hakkını 702 nci maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki «kötü niyetle iktisap» etmiş olduğu veya «iktisapta ağır kusura» bulunduğu takdirde, o çeki geri vermekle mükellef olduğu " na ilişkin hükmü göz önünde bulundurularak, davacının, kendisinin «yetkili hamil» olduğunu ve yeni hamilin çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğunu veya iktisapta ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlaması ve çek bedelinin istirdadı talebinin buna gör …
Mahkemece, her ne kadar «çek» bedelinin ödenmiş olması nedeniyle, ikinci talep olan çek bedelinin «istirdadı» yönünden davanın konusuz kaldığı kabul edilmiş ise de, bu konudaki dava, ancak davacıya yapılan ödemeyle konusuz kalacaktır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetkili hamil · eksik inceleme
Benzer bu karardaBu itibarla «çek» bedelinin «istirdadı» talebi yönünden davanın konusuz kaldığı kabul edilemeyeceğinden TTK'nın 704. maddesinin “Çek herhangi bir suretle «hamilinin» elinden çıkmış bulunursa - ister hamiline yazılı bir çek bahis mevzuu olsun, ister «ciro» suretiyle nakledilebilen bir çek bahis mevzuu olup da hamil hakkını 702 nci maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki «kötü niyetle iktisap» etmiş olduğu veya «iktisapta ağır kusura» bulunduğu takdirde, o çeki geri vermekle mükellef olduğu " na ilişkin hükmü göz önünde bulundurularak, davacının, kendisinin «yetkili hamil» olduğunu ve yeni hamilin çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğunu veya iktisapta ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlaması ve çek bedelinin istirdadı talebinin buna gör …
Açıklanan nedenlerle mahkemece, davanın esasına girilerek tarafların delileri toplanıp, sonucuna göre karar vermek gerekirken, yazılı şekilde «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru olmamış, bu talep hakkındaki kararın bozulması gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1670 E. 2011/11000 K.
Ortak:iktisapta ağır kusur · kötü niyetli iktisap · ağır kusur · kıymetli evrak · iyiniyet · ciro · hamil · istirdat
İncelediğiniz karardaMahkemece, çeklerin arka yüzündeki «ciro» imzalarının davacı şirket yetkilisine ait olmadığının Adli Tıp Kurumu’nun raporu ile anlaşıldığı, «ispat külfetinin» davalı tarafta olup davalının, davacının dava konusu çekleri rızasıyla verdiğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle «istirdat» davasının kabulüne karar verilmiş ise de TTK’nun 704. maddesindeki düzenleme “Çek, her hangi bir suretle «hamilinin» elinden çıkmış bulunursa ister hamile yazılı bir «çek» bahis mevzuu olsun, ister ciro suretiyle nakledilebilen bir çek bahis mevzuu olup da hamil hakkını 702 nci maddeye göre ispat etsin çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki «kötü niyetle iktisap» etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir «kusuru» bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle mükelleftir” şeklindedir.
Mahkemece, iddia, savunma, Adli Tıp Kurumu raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «istirdat» davasında davalı dava konusu çeklerin davacı tarafın «rızası» ile verildiğini ve çeklerin arka yüzündeki imzaların davacı şirket yetkilisine ait olduğu savunulmuş ise de Adli Tıp Kurumu’nun raporuna göre çeklerin arka yüzünde yer alan imzaların davacı şirket «temsilcisine» ait olmadığı, «ciro silsilesinde» kopukluk bulunduğu, «ispat külfetinin» davalı tarafa ait olup davalının da davacı tarafın dava konusu çekleri rızasıyla verdiğine ilişkin yeterli delil «ibraz» edemediği gerekçesiyle «çek iptali davası» konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına», istirdat davasının kabulü ile dava konusu çeklerin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Medeni Hukuk’ta bu dava gasp, çalınma veya «ziya» hallerinde sadece «kötüniyetli» değil, «iyiniyetli hamile» karşı da açılır.
Benzer bu karardaMahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de, TTK'nun 704. maddesinde, “Çek herhangi bir suretle «hamilinin» elinden çıkmış bulunursa ister hamiline yazılı bir «çek» bahis mevzuu olsun, ister «ciro» suretiyle nakledilebilen bir çek bahis mevzuu olup da hamil hakkını 702 nci maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki «kötü niyetle iktisap» etmiş olduğu veya «iktisapta ağır kusura» bulunduğu takdirde, o çeki geri vermekle mükelleftir." düzenlemesi mevcuttur.
… konusu çekin davalıya verildiğinin yazılı olduğu, trafik kayıtlardan sözleşmede bahsi geçen aracın dava dışı başka bir şirkete ait olduğunun anlaşıldığı, davalının «ticari defter» ve kayıtlarını «ibraz» edemediği, «protokole» konu aracın dört aylık kullanım bedelinin 4.550 TL olmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, davalının «iyiniyetli» olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle «istirdat» davasına dönüşen davanın kabulüne, 6.250 TL'nin 05.02.2009 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, «kötüniyet tazminatına» yer olmadığına karar verilmiştir.
Açıklanan kanun hükmü uyarınca davacının, kendisinin «yetkili hamili» olduğunu kanıtlaması yanında, yeni hamilin çeki «kötü niyetle iktisap» etmiş olduğunu veya iktisapta ağır kusurlu bulunduğunu da kanıtlaması gerekip, çeki elinde bulunduran davalı yeni hamil, çeki edinme nedenini kanıtlamakla yükümlü değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mücerretlik · yetkili hamil · kötüniyet tazminatı · ispat yükü · protokol · ticari defter · yasal faiz · e-defter
Benzer bu kararda… konusu çekin davalıya verildiğinin yazılı olduğu, trafik kayıtlardan sözleşmede bahsi geçen aracın dava dışı başka bir şirkete ait olduğunun anlaşıldığı, davalının «ticari defter» ve kayıtlarını «ibraz» edemediği, «protokole» konu aracın dört aylık kullanım bedelinin 4.550 TL olmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, davalının «iyiniyetli» olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle «istirdat» davasına dönüşen davanın kabulüne, 6.250 TL'nin 05.02.2009 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, «kötüniyet tazminatına» yer olmadığına karar verilmiştir.
Açıklanan kanun hükmü uyarınca davacının, kendisinin «yetkili hamili» olduğunu kanıtlaması yanında, yeni hamilin çeki «kötü niyetle iktisap» etmiş olduğunu veya iktisapta ağır kusurlu bulunduğunu da kanıtlaması gerekip, çeki elinde bulunduran davalı yeni hamil, çeki edinme nedenini kanıtlamakla yükümlü değildir.
Aksi halin kabulü «kıymetli evrakın» “«mücerretlik»” ilkesini ortadan kaldırır.
Bu itibarla, somut olayda mahkemece, «ispat yükünün» tersine çevrilerek davalıya davaya konu çeki edinme nedenini kanıtlama yükümlülüğü getirilmiş olması ve davalının da bu hususu kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/13472 E. , 2011/5850 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Manavgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.05.2009 tarih ve 2007/220-2009/283 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin Armağan Turizm İnşaat ve Tic.A.Ş'ye yaptığı hizmet karşılığı alınan 23.04.2007 tarihli 23.594,07 TL'lik çekin ve Alacabel Otelcilik Pet.İnş.Tur.Ltd. Şti’ne yapılan hizmet karşılığı alınan 01.05.2007 tarihli 4.349,51 TL'lik çekin müvekkil şirkete ulaşmadan müvekkilinin rızası dışında elinden çıktığını ileri sürerek, iptalini talep etmiş, yargılama sırasında çekleri elinde bulunduran ...'nın müdahale talebinde bulunması üzerine açılan istirdat davası işbu dava ile birleştirilerek, birleşen davada davacı vekili, çeklerin istirdadını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu çeklerin davacı şirketin müdürü Ali Yıldız tarafından şirket ortağı olan eşi Şenay Şanlı’nın hissesine düşen alacağına karşılık olarak verildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, Adli Tıp Kurumu raporu ve tüm dosya kapsamına göre, istirdat davasında davalı dava konusu çeklerin davacı tarafın rızası ile verildiğini ve çeklerin arka yüzündeki imzaların davacı şirket yetkilisine ait olduğu savunulmuş ise de Adli Tıp Kurumu’nun raporuna göre çeklerin arka yüzünde yer alan imzaların davacı şirket temsilcisine ait olmadığı, ciro silsilesinde kopukluk bulunduğu, ispat külfetinin davalı tarafa ait olup davalının da davacı tarafın dava konusu çekleri rızasıyla verdiğine ilişkin yeterli delil ibraz edemediği gerekçesiyle çek iptali davası konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, istirdat davasının kabulü ile dava konusu çeklerin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, TTK’nun 704.maddesi uyarınca açılan çek iptali ve istirdadı istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin lehdarı olduğu iki adet çekin müvekkilinin rızası hilafına elinden çıktığını ileri sürerek çekleri elinde bulunduran davalı ...’ya karşı istirdat davası açmıştır. Mahkemece, çeklerin arka yüzündeki ciro imzalarının davacı şirket yetkilisine ait olmadığının Adli Tıp Kurumu’nun raporu ile anlaşıldığı, ispat külfetinin davalı tarafta olup davalının, davacının dava konusu çekleri rızasıyla verdiğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle istirdat davasının kabulüne karar verilmiş ise de TTK’nun 704. maddesindeki düzenleme “Çek, her hangi bir suretle hamilinin elinden çıkmış bulunursa ister hamile yazılı bir çek bahis mevzuu olsun, ister ciro suretiyle nakledilebilen bir çek bahis mevzuu olup da hamil hakkını 702 nci maddeye göre ispat etsin çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle mükelleftir” şeklindedir.
İstirdat davası olarak nitelenen dava esas itibariyle menkullerin iadesini sağlamak için açılan menkul davası (zilyetliğe haklılık davası) mahiyetindedir. Medeni Hukuk’ta bu dava gasp, çalınma veya ziya hallerinde sadece kötüniyetli değil, iyiniyetli hamile karşı da açılır. Halbuki muamelattaki emniyeti korumak gerekçesiyle kambiyo senetleri yönünden bir sınırlama yapılmış ve ayni haklardaki genel prensipten ayrılınarak, söz konusu davanın yalnızca kötüniyetli veya senedi iktisabında ağır kusuru bulunan kimselere karşı açılabileceği esası benimsenmiştir. Bu davada, davacının senedin rızası hilafına elinden çıktığını ve senedi elinde bulunduran şahsın kötüniyetli veya iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekir (Prof.Dr.
Fırat ÖZTAN, Kıymetli Evrak Hukuku, 2. Baskı, syf.294). Bu itibarla sadece çekteki imzanın şirket yetkilisine ait olmaması çeki elinde bulunduran hamilin çeki iktisapta kötüniyetli ya da ağır kusurlu olduğunu ispat için yeterli değildir. Mahkemece ispat külfetinin davacıda olduğu gözetilerek, TTK’nun 704. maddesi hükümleri çerçevesinde taraf delilleri değerlendirilerek karar verilmek gerekirken yazılı gerekçeyle istirdat talebinin kabulü yönünde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1023524000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz