Haksız Rekabetin Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/6532 E. 2011/5844 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
davaların ayrılması (tefrik)↗ ilk itiraz↗ mükerrerlik↗ davanın açılmamış sayılması↗ sicilden terkin↗ derdestlik↗ açılmamış sayılma↗ hak düşürücü süre↗ ıslah↗ terkin↗ ayırt edicilik↗ ilan↗ dava sebebi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davalı TPE’ye karşı açılan asıl ve birleşen davaların ayrılmasına karar verilmiş, diğer davalılar yönünden açılan davalarda ise iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ... Dan.A.Ş.’nin dava edilen emtia sınıfı için herhangi bir faaliyeti olmadığı gibi başvurusunun da bulunmadığı, bu durumda anılan davalı hakkında açılan davanın reddinin gerektiği, davacının “Hotel Mavi Kumsal ve şekil” ibareli markayı tescil tarihi olan 05.06.2003 tarihinden çok önce 1994 yılından beri etkin bir şekilde otel işletmeciliği alanında kullandığı, bu kullanımla davacının anılan işaret ve isim üzerinde ayırt edicilik sağlayarak öncelik hakkı kurduğu, davalı ...’in ise sözkonusu hizmet sınıfında (otelcilik) faaliyetinin bulunmayıp, kafeterya işletmeciliği yaptığı, bu sınıftaki faaliyetin anılan davalıya sözkonusu işaret için üstün bir hak sağlamayacağı, davalının aynı işaretle otel işletmeciliği ve konaklama hizmetlerinde öncelikli bir marka kullanımının olmadığı, davacı ıslah isteminde 556 sayılı KHK’nin 14. maddesindeki hükümsüzlük sebebine de dayanmış ise de markanın tescil edildiği tarih 29.05.2001 olup, bekleme süresinin bu tarihten başladığı, dava tarihleri itibariyle henüz 5 yıllık markayı kullanmama süresinin dolmadığı, bu durumda kullanmamaya dayalı hükümsüzlük sebebinin gerçekleşmediği, ikinci davanın aynı davalıya karşı aynı konuda açıldığı, bu durumda mükerrer açılan davanın derdestlik nedeniyle reddinin gerektiği sonucuna varılarak, davalı ... Dan. A.Ş.’ye karşı açılan davanın sabit olmaması nedeniyle, davalı ...’e karşı açılan birleşen davanın derdestlik nedeniyle reddine, davalı ... adına kayıtlı 185807 tescil numaralı markanın “Otel, Motel, Pansiyon, Kamp Hizmetleri; Otel, Motel, Pansiyon, Tatil/Kamp, Turist Evleri Hizmetleri, Rezervasyon, Taşınabilir Yapıların Kiralanması Hizmetleri” yönünden kısmi hükümsüzlüğüne, davacının her iki davadaki ilan isteminin yasada hükümsüzlük davaları için ilan olanağı düzenlenmediğinden reddine, davacının “Otel Mavi ve şekil” ibareli markanın adına tesciline yönelik isteminin yerinde olmaması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı ve davalı ... vekilleri temyiz etmiştir.
1- Asıl ve birleşen davalar, davacının marka tescil başvurusuna konu “Otel Mavi Kumsal” adlı ibarenin ilk ve gerçek sahibi olduğu, bu marka üzerinde 556 sayılı KHK’nin 8/3. maddesi uyarınca öncelikli hak elde ettiği iddiasına dayalı olarak davalılara ait markaların 43/1-2. sınıf açısından hükümsüz sayılarak sicilden terkini, “Hotel Mavi Kumsal ve şekil” ibareli markanın davacı adına tescili, kararın ilanı istemlerine ilişkin olup, asıl davadaki yargılama sırasında yapılan ıslah ile davalı ...’in tescilli markasını konaklama ve otelcilik hizmetleri alanında kullanmadığı, bu nedenle anılan davalıya ait markanın 556 sayılı KHK’nin 14 ve 42/c maddeleri uyarınca da hükümsüzlüğüne karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.Bu durumda, davalı ...’in tarafı olduğu birleşen davadaki istem anılan davalıya ait markanın 556 sayılı KHK’nin 8/3. maddesine
dayalı olarak hükümsüz kılınmasına dayalı iken asıl davada hem açıklanan hukuki sebebe dayalı olarak hem de yapılan ıslah sonucu davalı ...’in tescilli markasını konaklama ve otelcilik hizmetleri sınıfında kullanmadığı iddiasına dayalı olarak hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Mahkemece ilk olarak birleşen davada verilen kararda davalı ... adına tescilli markanın konaklama ve otelcilik hizmetleri sınıfında hükümsüzlüğüne karar verilmiş, bu kararın temyizi üzerine Dairemizce yapılan 23.11.2007 tarihli bozmada dava konusu 185807 sayılı markanın TPE tarafından 556 Sayılı KHK'nin 39.maddesi uyarınca sicile tescil edildiği tarih belirlenmek suretiyle hükümsüzlük davasının açılma tarihi itibariyle hak düşürücü süre bakımından değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilmiş, mahkemece bozmadan sonra yapılan yargılamada bozma ilamına uyulmasına ve davanın asıl dava ile birleştirilmesine karar verilerek yargılamaya devam olunmuş, TPE’den davalı ...’e ait davalara konu markanın sicile kayıt tarihi sorulmuş, gelen cevabi yazıda TPE tarafından sicile kayıt tarihi olarak 29.05.2001 tarihi belirtilmiş ise de bunun sehven belirtildiği, davalıya ait markanın sicile kayıt tarihinin 18.11.1998 olduğu TPE tarafından bildirilmiş olup, sicile kayıt tarihini de gösterir marka tescil belgesinde de 18.11.1998 tarihinin kayıtlı olduğu görülmüştür.Bu durumda, davalı ...’e ait davaya konu markanın 18.11.1998 tarihinde sicile kayıt edilmiş olmasına ve birleşen davanın da 21.11.2005 tarihinde açıldığının anlaşılmasına göre birleşen davadaki bozma kararı uyarınca yapılan değerlendirme sonucu dava tarihi itibariyle 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu anlaşıldığından 556 sayılı KHK’nin 8/3. maddesine dayalı olarak açılan hükümsüzlük isteminin bu nedenle reddi gerekirken mahkemece davalıya ait markanın sicile kayıt tarihi olarak sehven bildirilen 29.05.2001 tarihinin kabulü ile bu istemle ilgili davada hak düşürücü sürenin geçmediği sonucuna varılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden temyiz eden davalı ... yararına bozulması gerekmiştir.
2- Öte yandan, asıl davada yapılan ıslah ile davalı ...’in davaya konu markasını kullanmaması nedeniyle hükümsüz kılınması istemiyle ilgili olarak mahkemece yapılan değerlendirmede markanın tescil edildiği tarihin sehven bildirilen 29.05.2001 tarihi olarak kabulü sonucu dava tarihleri itibariyle henüz 5 yıllık markayı kullanmama süresinin dolmadığı, bu durumda kullanmamaya dayalı hükümsüzlük sebebinin gerçekleşmediği gerekçesiyle kullanmamama nedenine dayalı hükümsüzlük isteminin esasına girilmeden reddine karar verilmiştir.Ancak, davalı ...’e ait markanın sicile kayıt tarihi 18.11.1998 tarihi olup, asıl davada yapılan ıslah sonucu anılan hükümsüzlük sebebine de dayanılmış olmasına göre sicile kayıt tarihi ile ıslah tarihi olan 16.10.2008 tarihleri arasında markanın kullanılmaması iddiasına dayalı hükümsüzlük istemi için gerekli olan 5 yıllık kullanmama süresinin geçmiş olduğu anlaşıldığından mahkemece ıslah ile dayanılan bu hükümsüzlük nedeninin esasına girilerek davalı ...’in davaya konu markasını hükümsüz kılınması istenilen sınıflarda 556 sayılı KHK’nin 14. maddesi uyarınca bir kullanımı olup olmadığının araştırılarak sonucuna göre davacının bu maddeye dayalı hükümsüzlük isteminin yerinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken markanın sicile kayıt tarihi konusunda düşülen yanılgı ve anılan KHK’nin 14. maddesine dayalı hükümsüzlük isteminin asıl dava tarihi olan 19.07.2005 tarihinde ileri sürülmeyip, ıslah tarihi olan 16.10.2008 tarihinde ileri sürüldüğünün nazara alınmaması sonucu anılan maddeye dayalı hükümsüzlük istemindeki süre şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle bu konudaki isteminin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de temyiz eden taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
3- Ayrıca, mahkemece davalı ...’e karşı açılan birleşen davanın derdestlik nedeniyle reddine karar verilmiş ise de derdestlik itirazının HUMK’nun 187/4. maddesi uyarınca ancak ilk itiraz olarak ileri sürülmesi mümkün olup, süresinde derdestlik itirazı ileri sürülmez ise mahkemece bu nedene dayalı olarak karar verilmesi mümkün olmayıp, somut olayda birleşen davada davalı ...’in bu yönde bir ilk itirazda bulunmadığı, birleşen davada esas hakkında verilen hükmün temyiz edilmesi sonucu kararın uyuşmazlığın esasına ilişkin sebeplerle bozulduğu, mahkemece bozmadan sonra yapılan yargılama aşamasında davalar arasındaki bağlantı nedeniyle asıl dava ile birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmakla mahkemece her iki dava yönünden de hüküm tesis edilmesi gerekirken, yazılı şekilde ileri sürülmeyen derdestlik itirazına dayalı olarak karar verilmesi doğru olmadığı gibi, kabul şekline göre de süresinde ileri sürülmüş bir derdestlik itirazının bulunması ve bunun kabulü halinde mahkemece ikinci davanın açılmamış sayılması yönünde karar verilmesi gerekmekte olup, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi de doğru görülmemiştir. Bu nedenlerle mahkemece birleşen dava yönünden yazılı şekilde koşulları bulunmayan derdestlik nedenine dayanılması ve yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/1422 E. 2025/479 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kaldırma ve yeniden hüküm · iltibas
Benzer bu kararda… leme yaparak tescil ettirdiği, davalının internet sitesindeki bazı kullanımlarının markasını tescil ettirdiği şekilde olmadığı, “...” kelimesinin davacı markası ile «iltibasa» sebebiyet verecek şekilde HOTEL ve ... kelimelerinden farklı şekilde koyu, büyük, ve belirgin yazıldığı, bu kullanımın 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 7/2-b …
… davalının işareti tescilli haliyle kullandığı, davacının otelinin şubesi gibi algılanmayacağı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın «kaldırılarak yeniden» hüküm kurulmak sureti ile davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
… in, davacının tanınan otelinin şubesi gibi algılanma ihtimalinin bulunduğu dikkate alındığında taraf markalarının karıştırmaya yol açacak nitelikte benzer olduğu ve «iltibas» ihtimalinin bulunduğu kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yanılgılı değerlendirme ve hatalı gerekçe ile davanın r …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5337 E. 2013/3638 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi hata · vekalet ücreti · ibraz
Benzer bu karardaBu suretle, dava dilekçesinde davalı adına tescilli markanın tescilli olduğu sınıflardan sadece 42. sınıfta yer alan kısmın zikredildiği ve davacı vekilince «ibraz» edilen diğer dilekçelerde dava konusu markanın kapsamında bulunan 42. sınıf hizmetler bakımından hükümsüzlüğünün talep edildiği nazara alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, dava konusu markanın kapsamında yer alan diğer hizmetler yönünden iptali koşullarının oluşmadığı değerlendirilerek, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi ve davalı yararına «vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
… rin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve kararda yer alan hükümsüzlüğüne karar verilen markanın numarasındaki yanlışlığın «maddi hata» niteliğinde olup, mahallinde düzeltilmesinin mümkün olmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. ...- Davacı vekilinin temyiz itirazları …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2006/7758 E. 2007/14801 K.
Ortak:hak düşürücü süre · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz kararda… ılı markanın TPE tarafından 556 Sayılı KHK'nin 39.maddesi uyarınca sicile tescil edildiği tarih belirlenmek suretiyle hükümsüzlük davasının açılma tarihi itibariyle «hak düşürücü süre» bakımından değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilmiş, mahkemece bozmadan sonra yapılan yargılamada bozma ilamına uyulmasına ve dava …
Benzer bu karardaDairemizin 11.09.2000 tarih 5607/6604 sayılı ve 08.04.2002 tarih 10860/3275 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, 556 Sayılı KHK' nin 42.maddesine dayalı olarak açılan hükümsüzlük davası, tanınmış markalar dışındaki diğer markalar bakımından da tescil tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süreye» tabidir.
O halde, yukarıda açıklanan Dairemiz kararlarındaki ilkeler gözetilerek, dava konusu 185807 sayılı markanın TPE tarafından 556 Sayılı KHK' nin 39.maddesi uyarınca sicile tescil edildiği tarih belirlenmek suretiyle; hükümsüzlük davasının açılma tarihi itibariyle «hak düşürücü süre» bakımından değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar tartışılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tefrik · iptal davası · tebligat · kötüniyet · yetkisizlik kararı · husumet
Benzer bu karardaŞ.. adına tescilli 185807 nolu markanın tescilli olduğu hizmet alanlarından otel,motel,pansiyon,kamp hizmetleri v.s’de davacının “ “M...” ” ibaresini daha önceden kullandığının belirlendiği gerekçesiyle,davalı TPE yönünden dosyanın «tefriki» ile mahkemenin «yetkisizliğine»,dosyanın istem halinde Ankara FSHH Mahkemesi’ne gönderilmesine,davalı M......
… tarafından yapılan marka başvurusunun TPE' nce 556 Sayılı KHK' nin 7.maddesi uyarınca mutlak ret nedenleri kapsamında incelenip reddedildiği anlaşılmakla, TPE YİDK «iptali davası» bakımından bu aşamada bir zorunlu dava arkadaşlığı söz konusu olmadığından «husumetin» davalılardan TPE' ne yöneltilmesinde ve diğer davalı M......
Ş.. aleyhine açılan 185807 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ilişkin davanın bu davadan «tefrik» edilerek 556 Sayılı KHK' nin 53. ve 71. maddeleri uyarınca TPE YİDK davası yönünden «yetkisizlik» kararı verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına, ayrıca, davalı M......
Ş.. aleyhine açılan marka hükümsüzlüğü davasında ise, anılan davalının marka sicilinde kayıtlı adresine usulüne uygun olarak «tebligat» yapıldığının anlaşılmasına göre, davalı TPE vekilinin tüm, diğer davalı M......
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3573 E. 2012/9731 K.
Ortak:ıslah · dava sebebi · Haksız Rekabetin Tespiti
İncelediğiniz kararda… n 05.06.2003 tarihinden çok önce 1994 yılından beri etkin bir şekilde otel işletmeciliği alanında kullandığı, bu kullanımla davacının anılan işaret ve isim üzerinde «ayırt edicilik» sağlayarak öncelik hakkı kurduğu, davalı ...’in ise sözkonusu hizmet sınıfında (otelcilik) faaliyetinin bulunmayıp, kafeterya işletmeciliği yaptığı, bu sınıftaki faaliyetin anılan davalıya sözkonusu işaret için üstün bir hak sağlamayacağı, davalının aynı işaretle otel işletmeciliği ve konaklama hizmetlerinde öncelikli bir marka kullanımının olmadığı, davacı «ıslah» isteminde 556 sayılı KHK’nin 14. maddesindeki hükümsüzlük «sebebine» de dayanmış ise de markanın tescil edildiği tarih 29.05.2001 olup, bekleme süresinin bu tarihten başladığı, dava tarihleri itibariyle henüz 5 yıllık markayı kullanmama süresinin dolmadığı, bu durumda kullanmamaya dayalı hükümsüzlük sebebinin gerçekleşmediği, ikinci davanın aynı davalıya karşı aynı konuda açıldığı, bu durumda «mükerrer» açılan davanın «derdestlik» nedeniyle reddinin gerektiği sonucuna varılarak, davalı ...
… inde 556 sayılı KHK’nin 8/3. maddesi uyarınca öncelikli hak elde ettiği iddiasına dayalı olarak davalılara ait markaların 43/1-2. sınıf açısından hükümsüz sayılarak «sicilden terkini», “Hotel Mavi Kumsal ve şekil” ibareli markanın davacı adına tescili, kararın «ilanı» istemlerine ilişkin olup, asıl davadaki yargılama sırasında yapılan «ıslah» ile davalı ...’in tescilli markasını konaklama ve otelcilik hizmetleri alanında kullanmadığı, bu nedenle anılan davalıya ait markanın 556 sayılı KHK’nin 14 ve 42/c maddeleri uyarınca da hükümsüzlüğüne karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.Bu durumda, davalı ...’in tarafı olduğu birleşen davadaki istem anılan davalıya ait markanın 556 sayılı KHK’nin 8/3. maddesine dayalı olarak hükümsüz kılınmasına dayalı iken asıl davada hem açıklanan hukuki «sebebe» dayalı olarak hem de yapılan ıslah sonucu davalı ...’in tescilli markasını konaklama ve otelcilik hizmetleri sınıfında kullanmadığı iddiasına dayalı olarak hükümsü …
2- Öte yandan, asıl davada yapılan «ıslah» ile davalı ...’in davaya konu markasını kullanmaması nedeniyle hükümsüz kılınması istemiyle ilgili olarak mahkemece yapılan değerlendirmede markanın tescil edildiği tarihin sehven bildirilen 29.05.2001 tarihi olarak kabulü sonucu dava tarihleri itibariyle henüz 5 yıllık markayı kullanmama süresinin dolmadığı, bu durumda kullanmamaya dayalı hükümsüzlük «sebebinin» gerçekleşmediği gerekçesiyle kullanmamama nedenine dayalı hükümsüzlük isteminin esasına girilmeden reddine karar verilmiştir.Ancak, davalı ...’e ait markanın sicil …
Benzer bu kararda04.06.2009 tarihli oturumda ise davacı vekili, dava «sebebini» «ıslah» etmek için süre istemiş, mahkemece kendisine süre verilmesi üzerine 06.10.2009 tarihli dilekçesi ile dava sebebinin müvekkilinin öncelik hakkı olduğundan bahisle davayı ıslah etmiş, ancak ıslah dilekçesi davalıya tebliğ edilmemiştir.
Mahkemece, bu hükmün gözden kaçırılarak, «ıslah» dilekçesi davalıya tebliğ edilip savunma imkanı verilmeden ıslah ile değiştirilmiş dava «sebebine» göre hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
1-Dava, marka hükümsüzlüğüne ilişkin olup davacı taraf, dava dilekçesinde dava «sebebi» olarak 556 sayılı KHK'nun 14. maddesinde düzenlenen tescilli markanın 5 yıl süre ile kullanılmamasını ve müvekkiline ait markanın tanınmış marka olmasını göstermiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iltibas
Benzer bu kararda… bu hizmetlere benzer sınıflar yönünden söz konusu ibare üzerindeki öncelik hakkının davacıya ait bulunduğu, davacı markası ile davalı markası arasında benzerlik ve «iltibas» tehlikesinin olduğu, bu nedenle hükümsüzlük koşullarının ilgili hizmetler bakımından oluştuğu, tescilli markanın kullanılması yasal olduğundan kullanımın önlenmesi …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1442 E. 2013/1861 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yapılandırma protokolü · protokol
Benzer bu kararda… redilip otelin tescilli isim hakkı Hawaii Otelcilik A.Ş'de olduğundan satılması veya kiralanması durumunda, isim hakkının devredilmeyeceği yönünde taraflar arasında «protokol» yapıldığı, davalının «yapılan protokole» göre yalnızca otelin kullanım hakkına sahip bulunduğu, otelin marka olarak adının tescil hakkına sahip olmadığı gerekçesi ile davalı adına 2008/18621 numara ile te …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/6532 E. , 2011/5844 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
BİRLEŞEN İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26.11.2008 tarih ve 2007/121-2008/119 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı ve davalı ... vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 10.05.2011 gününde davacı avukatı ... ile davalı ... vekili ... geldi, davetiye tebliğine rağmen davalılardan Mavi Gıda Gözetim Danışmanlık A.Ş. avukatı gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi .....
tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl ve birleşen davalarda, müvekkilinin 1989 yılında Bodrum’da “Otel Mavi Kumsal” adlı, 4 yıldızlı bir oteli işletmeye başladığını, 05.06.2003 tarihinde müvekkilinin sözkonusu ibareyi 39, 41 ve 43. sınıflarda adına marka olarak tescil ettirmek için TPE’ye başvuruda bulunduğunu, ancak Enstitü’nün müvekkili tarafından yapılan başvuruyu 556 sayılı KHK’nin 7/1 (b) bendi gereğince reddettiğini, ancak redde dayanak gösterilen markaların müvekkilinin bu ibareyi kullanmaya başladığı tarihten çok sonraları tescil edildiğini, müvekkilinin anılan markanın ilk ve gerçek sahibi olduğunu, bu marka üzerinde 556 sayılı KHK’nin 8/3. maddesi uyarınca öncelikli hak elde ettiğini ileri sürerek, asıl ve birleşen davalarda davalı TPE YİDK tarafından verilen kararların iptaline, diğer davalılara ait markaların 43/1-2.
sınıf açısından hükümsüz sayılarak sicilden terkinine, “Hotel Mavi Kumsal ve şekil” ibareli markanın müvekkili adına tesciline, kararın ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiş, asıl davadaki yargılama sırasında yapılan ıslah ile davalı ...’in tescilli markasını konaklama ve otelcilik hizmetleri alanında kullanmadığını, bu nedenle anılan davalıya ait markanın 556 sayılı KHK’nin 14 ve 42/c maddeleri uyarınca da hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE Başkanlığı vekili, davanın yetki ve esas yönlerinden reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, “Mavi” ibaresinin davacıdan çok önce müvekkili tarafından kullanıldığını, davanın yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, davalı TPE’ye karşı açılan asıl ve birleşen davaların ayrılmasına karar verilmiş, diğer davalılar yönünden açılan davalarda ise iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ... Dan.A.Ş.’nin dava edilen emtia sınıfı için herhangi bir faaliyeti olmadığı gibi başvurusunun da bulunmadığı, bu durumda anılan davalı hakkında açılan davanın reddinin gerektiği, davacının “Hotel Mavi Kumsal ve şekil” ibareli markayı tescil tarihi olan 05.06.2003 tarihinden çok önce 1994 yılından beri etkin bir şekilde otel işletmeciliği alanında kullandığı, bu kullanımla davacının anılan işaret ve isim üzerinde ayırt edicilik sağlayarak öncelik hakkı kurduğu, davalı ...’in ise sözkonusu hizmet sınıfında (otelcilik) faaliyetinin bulunmayıp, kafeterya işletmeciliği yaptığı, bu sınıftaki faaliyetin anılan davalıya sözkonusu işaret için üstün bir hak sağlamayacağı, davalının aynı işaretle otel işletmeciliği ve konaklama hizmetlerinde öncelikli bir marka kullanımının olmadığı, davacı ıslah isteminde 556 sayılı KHK’nin 14.
maddesindeki hükümsüzlük sebebine de dayanmış ise de markanın tescil edildiği tarih 29.05.2001 olup, bekleme süresinin bu tarihten başladığı, dava tarihleri itibariyle henüz 5 yıllık markayı kullanmama süresinin dolmadığı, bu durumda kullanmamaya dayalı hükümsüzlük sebebinin gerçekleşmediği, ikinci davanın aynı davalıya karşı aynı konuda açıldığı, bu durumda mükerrer açılan davanın derdestlik nedeniyle reddinin gerektiği sonucuna varılarak, davalı ... Dan. A.Ş.’ye karşı açılan davanın sabit olmaması nedeniyle, davalı ...’e karşı açılan birleşen davanın derdestlik nedeniyle reddine, davalı ... adına kayıtlı 185807 tescil numaralı markanın “Otel, Motel, Pansiyon, Kamp Hizmetleri; Otel, Motel, Pansiyon, Tatil/Kamp, Turist Evleri Hizmetleri, Rezervasyon, Taşınabilir Yapıların Kiralanması Hizmetleri” yönünden kısmi hükümsüzlüğüne, davacının her iki davadaki ilan isteminin yasada hükümsüzlük davaları için ilan olanağı düzenlenmediğinden reddine, davacının “Otel Mavi ve şekil” ibareli markanın adına tesciline yönelik isteminin yerinde olmaması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı ve davalı ... vekilleri temyiz etmiştir.
1- Asıl ve birleşen davalar, davacının marka tescil başvurusuna konu “Otel Mavi Kumsal” adlı ibarenin ilk ve gerçek sahibi olduğu, bu marka üzerinde 556 sayılı KHK’nin 8/3. maddesi uyarınca öncelikli hak elde ettiği iddiasına dayalı olarak davalılara ait markaların 43/1-2. sınıf açısından hükümsüz sayılarak sicilden terkini, “Hotel Mavi Kumsal ve şekil” ibareli markanın davacı adına tescili, kararın ilanı istemlerine ilişkin olup, asıl davadaki yargılama sırasında yapılan ıslah ile davalı ...’in tescilli markasını konaklama ve otelcilik hizmetleri alanında kullanmadığı, bu nedenle anılan davalıya ait markanın 556 sayılı KHK’nin 14 ve 42/c maddeleri uyarınca da hükümsüzlüğüne karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.Bu durumda, davalı ...’in tarafı olduğu birleşen davadaki istem anılan davalıya ait markanın 556 sayılı KHK’nin 8/3.
maddesine
dayalı olarak hükümsüz kılınmasına dayalı iken asıl davada hem açıklanan hukuki sebebe dayalı olarak hem de yapılan ıslah sonucu davalı ...’in tescilli markasını konaklama ve otelcilik hizmetleri sınıfında kullanmadığı iddiasına dayalı olarak hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Mahkemece ilk olarak birleşen davada verilen kararda davalı ... adına tescilli markanın konaklama ve otelcilik hizmetleri sınıfında hükümsüzlüğüne karar verilmiş, bu kararın temyizi üzerine Dairemizce yapılan 23.11.2007 tarihli bozmada dava konusu 185807 sayılı markanın TPE tarafından 556 Sayılı KHK'nin 39.maddesi uyarınca sicile tescil edildiği tarih belirlenmek suretiyle hükümsüzlük davasının açılma tarihi itibariyle hak düşürücü süre bakımından değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilmiş, mahkemece bozmadan sonra yapılan yargılamada bozma ilamına uyulmasına ve davanın asıl dava ile birleştirilmesine karar verilerek yargılamaya devam olunmuş, TPE’den davalı ...’e ait davalara konu markanın sicile kayıt tarihi sorulmuş, gelen cevabi yazıda TPE tarafından sicile kayıt tarihi olarak 29.05.2001 tarihi belirtilmiş ise de bunun sehven belirtildiği, davalıya ait markanın sicile kayıt tarihinin 18.11.1998 olduğu TPE tarafından bildirilmiş olup, sicile kayıt tarihini de gösterir marka tescil belgesinde de 18.11.1998 tarihinin kayıtlı olduğu görülmüştür.Bu durumda, davalı ...’e ait davaya konu markanın 18.11.1998 tarihinde sicile kayıt edilmiş olmasına ve birleşen davanın da 21.11.2005 tarihinde açıldığının anlaşılmasına göre birleşen davadaki bozma kararı uyarınca yapılan değerlendirme sonucu dava tarihi itibariyle 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu anlaşıldığından 556 sayılı KHK’nin 8/3.
maddesine dayalı olarak açılan hükümsüzlük isteminin bu nedenle reddi gerekirken mahkemece davalıya ait markanın sicile kayıt tarihi olarak sehven bildirilen 29.05.2001 tarihinin kabulü ile bu istemle ilgili davada hak düşürücü sürenin geçmediği sonucuna varılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden temyiz eden davalı ... yararına bozulması gerekmiştir.
2- Öte yandan, asıl davada yapılan ıslah ile davalı ...’in davaya konu markasını kullanmaması nedeniyle hükümsüz kılınması istemiyle ilgili olarak mahkemece yapılan değerlendirmede markanın tescil edildiği tarihin sehven bildirilen 29.05.2001 tarihi olarak kabulü sonucu dava tarihleri itibariyle henüz 5 yıllık markayı kullanmama süresinin dolmadığı, bu durumda kullanmamaya dayalı hükümsüzlük sebebinin gerçekleşmediği gerekçesiyle kullanmamama nedenine dayalı hükümsüzlük isteminin esasına girilmeden reddine karar verilmiştir.Ancak, davalı ...’e ait markanın sicile kayıt tarihi 18.11.1998 tarihi olup, asıl davada yapılan ıslah sonucu anılan hükümsüzlük sebebine de dayanılmış olmasına göre sicile kayıt tarihi ile ıslah tarihi olan 16.10.2008 tarihleri arasında markanın kullanılmaması iddiasına dayalı hükümsüzlük istemi için gerekli olan 5 yıllık kullanmama süresinin geçmiş olduğu anlaşıldığından mahkemece ıslah ile dayanılan bu hükümsüzlük nedeninin esasına girilerek davalı ...’in davaya konu markasını hükümsüz kılınması istenilen sınıflarda 556 sayılı KHK’nin 14.
maddesi uyarınca bir kullanımı olup olmadığının araştırılarak sonucuna göre davacının bu maddeye dayalı hükümsüzlük isteminin yerinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken markanın sicile kayıt tarihi konusunda düşülen yanılgı ve anılan KHK’nin 14. maddesine dayalı hükümsüzlük isteminin asıl dava tarihi olan 19.07.2005 tarihinde ileri sürülmeyip, ıslah tarihi olan 16.10.2008 tarihinde ileri sürüldüğünün nazara alınmaması sonucu anılan maddeye dayalı hükümsüzlük istemindeki süre şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle bu konudaki isteminin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de temyiz eden taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
3- Ayrıca, mahkemece davalı ...’e karşı açılan birleşen davanın derdestlik nedeniyle reddine karar verilmiş ise de derdestlik itirazının HUMK’nun 187/4. maddesi uyarınca ancak ilk itiraz olarak ileri sürülmesi mümkün olup, süresinde derdestlik itirazı ileri sürülmez ise mahkemece bu nedene dayalı olarak karar verilmesi mümkün olmayıp, somut olayda birleşen davada davalı ...’in bu yönde bir ilk itirazda bulunmadığı, birleşen davada esas hakkında verilen hükmün temyiz edilmesi sonucu kararın uyuşmazlığın esasına ilişkin sebeplerle bozulduğu, mahkemece bozmadan sonra yapılan yargılama aşamasında davalar arasındaki bağlantı nedeniyle asıl dava ile birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmakla mahkemece her iki dava yönünden de hüküm tesis edilmesi gerekirken, yazılı şekilde ileri sürülmeyen derdestlik itirazına dayalı olarak karar verilmesi doğru olmadığı gibi, kabul şekline göre de süresinde ileri sürülmüş bir derdestlik itirazının bulunması ve bunun kabulü halinde mahkemece ikinci davanın açılmamış sayılması yönünde karar verilmesi gerekmekte olup, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
Bu nedenlerle mahkemece birleşen dava yönünden yazılı şekilde koşulları bulunmayan derdestlik nedenine dayanılması ve yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı ve hükmü temyiz eden davalı ... vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile; kararın (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... yararına, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı ve davalı ... yararına BOZULMASINA, takdir edilen 825.00 TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalılardan ...'e verilmesine, takdir edilen 825.00 TL duruşma vekillik ücretinin davalılardan ...'den alınarak davacıya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 12.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1023518200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz