6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Haksız Rekabetin Tespiti

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/6532 E. 2011/5844 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
{'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
davaların ayrılması (tefrik) ilk itiraz mükerrerlik davanın açılmamış sayılması sicilden terkin derdestlik açılmamış sayılma hak düşürücü süre ıslah terkin ayırt edicilik ilan dava sebebi

Atıf yapılan mevzuat: HUMK — HUMK 187

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, davalı TPE’ye karşı açılan asıl ve birleşen davaların ayrılmasına karar verilmiş, diğer davalılar yönünden açılan davalarda ise iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ... Dan.A.Ş.’nin dava edilen emtia sınıfı için herhangi bir faaliyeti olmadığı gibi başvurusunun da bulunmadığı, bu durumda anılan davalı hakkında açılan davanın reddinin gerektiği, davacının “Hotel Mavi Kumsal ve şekil” ibareli markayı tescil tarihi olan 05.06.2003 tarihinden çok önce 1994 yılından beri etkin bir şekilde otel işletmeciliği alanında kullandığı, bu kullanımla davacının anılan işaret ve isim üzerinde ayırt edicilik sağlayarak öncelik hakkı kurduğu, davalı ...’in ise sözkonusu hizmet sınıfında (otelcilik) faaliyetinin bulunmayıp, kafeterya işletmeciliği yaptığı, bu sınıftaki faaliyetin anılan davalıya sözkonusu işaret için üstün bir hak sağlamayacağı, davalının aynı işaretle otel işletmeciliği ve konaklama hizmetlerinde öncelikli bir marka kullanımının olmadığı, davacı ıslah isteminde 556 sayılı KHK’nin 14. maddesindeki hükümsüzlük sebebine de dayanmış ise de markanın tescil edildiği tarih 29.05.2001 olup, bekleme süresinin bu tarihten başladığı, dava tarihleri itibariyle henüz 5 yıllık markayı kullanmama süresinin dolmadığı, bu durumda kullanmamaya dayalı hükümsüzlük sebebinin gerçekleşmediği, ikinci davanın aynı davalıya karşı aynı konuda açıldığı, bu durumda mükerrer açılan davanın derdestlik nedeniyle reddinin gerektiği sonucuna varılarak, davalı ... Dan. A.Ş.’ye karşı açılan davanın sabit olmaması nedeniyle, davalı ...’e karşı açılan birleşen davanın derdestlik nedeniyle reddine, davalı ... adına kayıtlı 185807 tescil numaralı markanın “Otel, Motel, Pansiyon, Kamp Hizmetleri; Otel, Motel, Pansiyon, Tatil/Kamp, Turist Evleri Hizmetleri, Rezervasyon, Taşınabilir Yapıların Kiralanması Hizmetleri” yönünden kısmi hükümsüzlüğüne, davacının her iki davadaki ilan isteminin yasada hükümsüzlük davaları için ilan olanağı düzenlenmediğinden reddine, davacının “Otel Mavi ve şekil” ibareli markanın adına tesciline yönelik isteminin yerinde olmaması nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı ve davalı ... vekilleri temyiz etmiştir.

1- Asıl ve birleşen davalar, davacının marka tescil başvurusuna konu “Otel Mavi Kumsal” adlı ibarenin ilk ve gerçek sahibi olduğu, bu marka üzerinde 556 sayılı KHK’nin 8/3. maddesi uyarınca öncelikli hak elde ettiği iddiasına dayalı olarak davalılara ait markaların 43/1-2. sınıf açısından hükümsüz sayılarak sicilden terkini, “Hotel Mavi Kumsal ve şekil” ibareli markanın davacı adına tescili, kararın ilanı istemlerine ilişkin olup, asıl davadaki yargılama sırasında yapılan ıslah ile davalı ...’in tescilli markasını konaklama ve otelcilik hizmetleri alanında kullanmadığı, bu nedenle anılan davalıya ait markanın 556 sayılı KHK’nin 14 ve 42/c maddeleri uyarınca da hükümsüzlüğüne karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.Bu durumda, davalı ...’in tarafı olduğu birleşen davadaki istem anılan davalıya ait markanın 556 sayılı KHK’nin 8/3. maddesine

dayalı olarak hükümsüz kılınmasına dayalı iken asıl davada hem açıklanan hukuki sebebe dayalı olarak hem de yapılan ıslah sonucu davalı ...’in tescilli markasını konaklama ve otelcilik hizmetleri sınıfında kullanmadığı iddiasına dayalı olarak hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

Mahkemece ilk olarak birleşen davada verilen kararda davalı ... adına tescilli markanın konaklama ve otelcilik hizmetleri sınıfında hükümsüzlüğüne karar verilmiş, bu kararın temyizi üzerine Dairemizce yapılan 23.11.2007 tarihli bozmada dava konusu 185807 sayılı markanın TPE tarafından 556 Sayılı KHK'nin 39.maddesi uyarınca sicile tescil edildiği tarih belirlenmek suretiyle hükümsüzlük davasının açılma tarihi itibariyle hak düşürücü süre bakımından değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilmiş, mahkemece bozmadan sonra yapılan yargılamada bozma ilamına uyulmasına ve davanın asıl dava ile birleştirilmesine karar verilerek yargılamaya devam olunmuş, TPE’den davalı ...’e ait davalara konu markanın sicile kayıt tarihi sorulmuş, gelen cevabi yazıda TPE tarafından sicile kayıt tarihi olarak 29.05.2001 tarihi belirtilmiş ise de bunun sehven belirtildiği, davalıya ait markanın sicile kayıt tarihinin 18.11.1998 olduğu TPE tarafından bildirilmiş olup, sicile kayıt tarihini de gösterir marka tescil belgesinde de 18.11.1998 tarihinin kayıtlı olduğu görülmüştür.Bu durumda, davalı ...’e ait davaya konu markanın 18.11.1998 tarihinde sicile kayıt edilmiş olmasına ve birleşen davanın da 21.11.2005 tarihinde açıldığının anlaşılmasına göre birleşen davadaki bozma kararı uyarınca yapılan değerlendirme sonucu dava tarihi itibariyle 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu anlaşıldığından 556 sayılı KHK’nin 8/3. maddesine dayalı olarak açılan hükümsüzlük isteminin bu nedenle reddi gerekirken mahkemece davalıya ait markanın sicile kayıt tarihi olarak sehven bildirilen 29.05.2001 tarihinin kabulü ile bu istemle ilgili davada hak düşürücü sürenin geçmediği sonucuna varılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden temyiz eden davalı ... yararına bozulması gerekmiştir.

2- Öte yandan, asıl davada yapılan ıslah ile davalı ...’in davaya konu markasını kullanmaması nedeniyle hükümsüz kılınması istemiyle ilgili olarak mahkemece yapılan değerlendirmede markanın tescil edildiği tarihin sehven bildirilen 29.05.2001 tarihi olarak kabulü sonucu dava tarihleri itibariyle henüz 5 yıllık markayı kullanmama süresinin dolmadığı, bu durumda kullanmamaya dayalı hükümsüzlük sebebinin gerçekleşmediği gerekçesiyle kullanmamama nedenine dayalı hükümsüzlük isteminin esasına girilmeden reddine karar verilmiştir.Ancak, davalı ...’e ait markanın sicile kayıt tarihi 18.11.1998 tarihi olup, asıl davada yapılan ıslah sonucu anılan hükümsüzlük sebebine de dayanılmış olmasına göre sicile kayıt tarihi ile ıslah tarihi olan 16.10.2008 tarihleri arasında markanın kullanılmaması iddiasına dayalı hükümsüzlük istemi için gerekli olan 5 yıllık kullanmama süresinin geçmiş olduğu anlaşıldığından mahkemece ıslah ile dayanılan bu hükümsüzlük nedeninin esasına girilerek davalı ...’in davaya konu markasını hükümsüz kılınması istenilen sınıflarda 556 sayılı KHK’nin 14. maddesi uyarınca bir kullanımı olup olmadığının araştırılarak sonucuna göre davacının bu maddeye dayalı hükümsüzlük isteminin yerinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken markanın sicile kayıt tarihi konusunda düşülen yanılgı ve anılan KHK’nin 14. maddesine dayalı hükümsüzlük isteminin asıl dava tarihi olan 19.07.2005 tarihinde ileri sürülmeyip, ıslah tarihi olan 16.10.2008 tarihinde ileri sürüldüğünün nazara alınmaması sonucu anılan maddeye dayalı hükümsüzlük istemindeki süre şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle bu konudaki isteminin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de temyiz eden taraflar yararına bozulması gerekmiştir.

3- Ayrıca, mahkemece davalı ...’e karşı açılan birleşen davanın derdestlik nedeniyle reddine karar verilmiş ise de derdestlik itirazının HUMK’nun 187/4. maddesi uyarınca ancak ilk itiraz olarak ileri sürülmesi mümkün olup, süresinde derdestlik itirazı ileri sürülmez ise mahkemece bu nedene dayalı olarak karar verilmesi mümkün olmayıp, somut olayda birleşen davada davalı ...’in bu yönde bir ilk itirazda bulunmadığı, birleşen davada esas hakkında verilen hükmün temyiz edilmesi sonucu kararın uyuşmazlığın esasına ilişkin sebeplerle bozulduğu, mahkemece bozmadan sonra yapılan yargılama aşamasında davalar arasındaki bağlantı nedeniyle asıl dava ile birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmakla mahkemece her iki dava yönünden de hüküm tesis edilmesi gerekirken, yazılı şekilde ileri sürülmeyen derdestlik itirazına dayalı olarak karar verilmesi doğru olmadığı gibi, kabul şekline göre de süresinde ileri sürülmüş bir derdestlik itirazının bulunması ve bunun kabulü halinde mahkemece ikinci davanın açılmamış sayılması yönünde karar verilmesi gerekmekte olup, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi de doğru görülmemiştir. Bu nedenlerle mahkemece birleşen dava yönünden yazılı şekilde koşulları bulunmayan derdestlik nedenine dayanılması ve yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Marka hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/1422 E. 2025/479 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Menfi Tespit

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5337 E. 2013/3638 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Hükümsüzlük Davası

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2006/7758 E. 2007/14801 K.

    Ortak: · dava şartı · hak düşürücü süre

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

2 benzer karar daha
  • Haksız Rekabetin Tespiti

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3573 E. 2012/9731 K.

    Ortak: · Haksız Rekabetin Tespiti

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ticari Unvanın Korunması

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1442 E. 2013/1861 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/6532 E.  ,  2011/5844 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

BİRLEŞEN İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26.11.2008 tarih ve 2007/121-2008/119 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı ve davalı ... vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 10.05.2011 gününde davacı avukatı ... ile davalı ... vekili ... geldi, davetiye tebliğine rağmen davalılardan Mavi Gıda Gözetim Danışmanlık A.Ş. avukatı gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi .....

tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili asıl ve birleşen davalarda, müvekkilinin 1989 yılında Bodrum’da “Otel Mavi Kumsal” adlı, 4 yıldızlı bir oteli işletmeye başladığını, 05.06.2003 tarihinde müvekkilinin sözkonusu ibareyi 39, 41 ve 43. sınıflarda adına marka olarak tescil ettirmek için TPE’ye başvuruda bulunduğunu, ancak Enstitü’nün müvekkili tarafından yapılan başvuruyu 556 sayılı KHK’nin 7/1 (b) bendi gereğince reddettiğini, ancak redde dayanak gösterilen markaların müvekkilinin bu ibareyi kullanmaya başladığı tarihten çok sonraları tescil edildiğini, müvekkilinin anılan markanın ilk ve gerçek sahibi olduğunu, bu marka üzerinde 556 sayılı KHK’nin 8/3. maddesi uyarınca öncelikli hak elde ettiğini ileri sürerek, asıl ve birleşen davalarda davalı TPE YİDK tarafından verilen kararların iptaline, diğer davalılara ait markaların 43/1-2.

sınıf açısından hükümsüz sayılarak sicilden terkinine, “Hotel Mavi Kumsal ve şekil” ibareli markanın müvekkili adına tesciline, kararın ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiş, asıl davadaki yargılama sırasında yapılan ıslah ile davalı ...’in tescilli markasını konaklama ve otelcilik hizmetleri alanında kullanmadığını, bu nedenle anılan davalıya ait markanın 556 sayılı KHK’nin 14 ve 42/c maddeleri uyarınca da hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı TPE Başkanlığı vekili, davanın yetki ve esas yönlerinden reddini istemiştir.

Davalı ... vekili, “Mavi” ibaresinin davacıdan çok önce müvekkili tarafından kullanıldığını, davanın yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Diğer davalı, davaya yanıt vermemiştir.

Mahkemece, davalı TPE’ye karşı açılan asıl ve birleşen davaların ayrılmasına karar verilmiş, diğer davalılar yönünden açılan davalarda ise iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ... Dan.A.Ş.’nin dava edilen emtia sınıfı için herhangi bir faaliyeti olmadığı gibi başvurusunun da bulunmadığı, bu durumda anılan davalı hakkında açılan davanın reddinin gerektiği, davacının “Hotel Mavi Kumsal ve şekil” ibareli markayı tescil tarihi olan 05.06.2003 tarihinden çok önce 1994 yılından beri etkin bir şekilde otel işletmeciliği alanında kullandığı, bu kullanımla davacının anılan işaret ve isim üzerinde ayırt edicilik sağlayarak öncelik hakkı kurduğu, davalı ...’in ise sözkonusu hizmet sınıfında (otelcilik) faaliyetinin bulunmayıp, kafeterya işletmeciliği yaptığı, bu sınıftaki faaliyetin anılan davalıya sözkonusu işaret için üstün bir hak sağlamayacağı, davalının aynı işaretle otel işletmeciliği ve konaklama hizmetlerinde öncelikli bir marka kullanımının olmadığı, davacı ıslah isteminde 556 sayılı KHK’nin 14.

maddesindeki hükümsüzlük sebebine de dayanmış ise de markanın tescil edildiği tarih 29.05.2001 olup, bekleme süresinin bu tarihten başladığı, dava tarihleri itibariyle henüz 5 yıllık markayı kullanmama süresinin dolmadığı, bu durumda kullanmamaya dayalı hükümsüzlük sebebinin gerçekleşmediği, ikinci davanın aynı davalıya karşı aynı konuda açıldığı, bu durumda mükerrer açılan davanın derdestlik nedeniyle reddinin gerektiği sonucuna varılarak, davalı ... Dan. A.Ş.’ye karşı açılan davanın sabit olmaması nedeniyle, davalı ...’e karşı açılan birleşen davanın derdestlik nedeniyle reddine, davalı ... adına kayıtlı 185807 tescil numaralı markanın “Otel, Motel, Pansiyon, Kamp Hizmetleri; Otel, Motel, Pansiyon, Tatil/Kamp, Turist Evleri Hizmetleri, Rezervasyon, Taşınabilir Yapıların Kiralanması Hizmetleri” yönünden kısmi hükümsüzlüğüne, davacının her iki davadaki ilan isteminin yasada hükümsüzlük davaları için ilan olanağı düzenlenmediğinden reddine, davacının “Otel Mavi ve şekil” ibareli markanın adına tesciline yönelik isteminin yerinde olmaması nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı ve davalı ... vekilleri temyiz etmiştir.

1- Asıl ve birleşen davalar, davacının marka tescil başvurusuna konu “Otel Mavi Kumsal” adlı ibarenin ilk ve gerçek sahibi olduğu, bu marka üzerinde 556 sayılı KHK’nin 8/3. maddesi uyarınca öncelikli hak elde ettiği iddiasına dayalı olarak davalılara ait markaların 43/1-2. sınıf açısından hükümsüz sayılarak sicilden terkini, “Hotel Mavi Kumsal ve şekil” ibareli markanın davacı adına tescili, kararın ilanı istemlerine ilişkin olup, asıl davadaki yargılama sırasında yapılan ıslah ile davalı ...’in tescilli markasını konaklama ve otelcilik hizmetleri alanında kullanmadığı, bu nedenle anılan davalıya ait markanın 556 sayılı KHK’nin 14 ve 42/c maddeleri uyarınca da hükümsüzlüğüne karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.Bu durumda, davalı ...’in tarafı olduğu birleşen davadaki istem anılan davalıya ait markanın 556 sayılı KHK’nin 8/3.

maddesine

dayalı olarak hükümsüz kılınmasına dayalı iken asıl davada hem açıklanan hukuki sebebe dayalı olarak hem de yapılan ıslah sonucu davalı ...’in tescilli markasını konaklama ve otelcilik hizmetleri sınıfında kullanmadığı iddiasına dayalı olarak hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

Mahkemece ilk olarak birleşen davada verilen kararda davalı ... adına tescilli markanın konaklama ve otelcilik hizmetleri sınıfında hükümsüzlüğüne karar verilmiş, bu kararın temyizi üzerine Dairemizce yapılan 23.11.2007 tarihli bozmada dava konusu 185807 sayılı markanın TPE tarafından 556 Sayılı KHK'nin 39.maddesi uyarınca sicile tescil edildiği tarih belirlenmek suretiyle hükümsüzlük davasının açılma tarihi itibariyle hak düşürücü süre bakımından değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilmiş, mahkemece bozmadan sonra yapılan yargılamada bozma ilamına uyulmasına ve davanın asıl dava ile birleştirilmesine karar verilerek yargılamaya devam olunmuş, TPE’den davalı ...’e ait davalara konu markanın sicile kayıt tarihi sorulmuş, gelen cevabi yazıda TPE tarafından sicile kayıt tarihi olarak 29.05.2001 tarihi belirtilmiş ise de bunun sehven belirtildiği, davalıya ait markanın sicile kayıt tarihinin 18.11.1998 olduğu TPE tarafından bildirilmiş olup, sicile kayıt tarihini de gösterir marka tescil belgesinde de 18.11.1998 tarihinin kayıtlı olduğu görülmüştür.Bu durumda, davalı ...’e ait davaya konu markanın 18.11.1998 tarihinde sicile kayıt edilmiş olmasına ve birleşen davanın da 21.11.2005 tarihinde açıldığının anlaşılmasına göre birleşen davadaki bozma kararı uyarınca yapılan değerlendirme sonucu dava tarihi itibariyle 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu anlaşıldığından 556 sayılı KHK’nin 8/3.

maddesine dayalı olarak açılan hükümsüzlük isteminin bu nedenle reddi gerekirken mahkemece davalıya ait markanın sicile kayıt tarihi olarak sehven bildirilen 29.05.2001 tarihinin kabulü ile bu istemle ilgili davada hak düşürücü sürenin geçmediği sonucuna varılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden temyiz eden davalı ... yararına bozulması gerekmiştir.

2- Öte yandan, asıl davada yapılan ıslah ile davalı ...’in davaya konu markasını kullanmaması nedeniyle hükümsüz kılınması istemiyle ilgili olarak mahkemece yapılan değerlendirmede markanın tescil edildiği tarihin sehven bildirilen 29.05.2001 tarihi olarak kabulü sonucu dava tarihleri itibariyle henüz 5 yıllık markayı kullanmama süresinin dolmadığı, bu durumda kullanmamaya dayalı hükümsüzlük sebebinin gerçekleşmediği gerekçesiyle kullanmamama nedenine dayalı hükümsüzlük isteminin esasına girilmeden reddine karar verilmiştir.Ancak, davalı ...’e ait markanın sicile kayıt tarihi 18.11.1998 tarihi olup, asıl davada yapılan ıslah sonucu anılan hükümsüzlük sebebine de dayanılmış olmasına göre sicile kayıt tarihi ile ıslah tarihi olan 16.10.2008 tarihleri arasında markanın kullanılmaması iddiasına dayalı hükümsüzlük istemi için gerekli olan 5 yıllık kullanmama süresinin geçmiş olduğu anlaşıldığından mahkemece ıslah ile dayanılan bu hükümsüzlük nedeninin esasına girilerek davalı ...’in davaya konu markasını hükümsüz kılınması istenilen sınıflarda 556 sayılı KHK’nin 14.

maddesi uyarınca bir kullanımı olup olmadığının araştırılarak sonucuna göre davacının bu maddeye dayalı hükümsüzlük isteminin yerinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken markanın sicile kayıt tarihi konusunda düşülen yanılgı ve anılan KHK’nin 14. maddesine dayalı hükümsüzlük isteminin asıl dava tarihi olan 19.07.2005 tarihinde ileri sürülmeyip, ıslah tarihi olan 16.10.2008 tarihinde ileri sürüldüğünün nazara alınmaması sonucu anılan maddeye dayalı hükümsüzlük istemindeki süre şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle bu konudaki isteminin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de temyiz eden taraflar yararına bozulması gerekmiştir.

3- Ayrıca, mahkemece davalı ...’e karşı açılan birleşen davanın derdestlik nedeniyle reddine karar verilmiş ise de derdestlik itirazının HUMK’nun 187/4. maddesi uyarınca ancak ilk itiraz olarak ileri sürülmesi mümkün olup, süresinde derdestlik itirazı ileri sürülmez ise mahkemece bu nedene dayalı olarak karar verilmesi mümkün olmayıp, somut olayda birleşen davada davalı ...’in bu yönde bir ilk itirazda bulunmadığı, birleşen davada esas hakkında verilen hükmün temyiz edilmesi sonucu kararın uyuşmazlığın esasına ilişkin sebeplerle bozulduğu, mahkemece bozmadan sonra yapılan yargılama aşamasında davalar arasındaki bağlantı nedeniyle asıl dava ile birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmakla mahkemece her iki dava yönünden de hüküm tesis edilmesi gerekirken, yazılı şekilde ileri sürülmeyen derdestlik itirazına dayalı olarak karar verilmesi doğru olmadığı gibi, kabul şekline göre de süresinde ileri sürülmüş bir derdestlik itirazının bulunması ve bunun kabulü halinde mahkemece ikinci davanın açılmamış sayılması yönünde karar verilmesi gerekmekte olup, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi de doğru görülmemiştir.

Bu nedenlerle mahkemece birleşen dava yönünden yazılı şekilde koşulları bulunmayan derdestlik nedenine dayanılması ve yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı ve hükmü temyiz eden davalı ... vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile; kararın (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... yararına, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı ve davalı ... yararına BOZULMASINA, takdir edilen 825.00 TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalılardan ...'e verilmesine, takdir edilen 825.00 TL duruşma vekillik ücretinin davalılardan ...'den alınarak davacıya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 12.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1023518200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.