Tahsil
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/12897 E. 2011/5471 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 309/4↗ i̇i̇k 308/b↗ hukuki menfaat↗ zimmet↗ sorumluluk davası↗ pay sahipliği↗ ihbar olunan↗ tüzel kişilik↗ ihbar↗ hukuki yarar↗ ıslah↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacılar ıslahla davada taraf olmayan Karagülleler A.Ş’nin zarara uğratıldığını iddia ederek bu zararın şirkete ödenmesini talep etmişler ise de davacıların hukuki menfaatinin bulunmadığı, davada taraf olmayan Karagüllleler A.Ş’ye davanın ihbarı ile kayyum tayini istenilmiş ise de ihbar olunanın davada taraf sıfatı olmayacağı ve ihbar olunanla ilgili leh ve aleyhte hüküm tesis edilemeyeceği, ıslahla veya davaya ihbarla davanın tarafları değiştirilemeyeceği ve şirket zararından dolayı kendileri adına dava açmakta davacıların hukuki menfaati bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacılar vekilinin aşağıdaki (2) nolu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacılar dava dilekçesinde yönetici olan davalının şirketin taşınmazlarını satma girişiminde bulunup, şirketin aktiflerini zimmetine geçirdiğini iddia ederek şirketi ve müvekkillerini 260.916,68 TL zarara uğrattığını ileri sürerek davalıdan tahsilini talep etmelerine rağmen, ıslahla 260.916,68 TL’nın Karagülleler Tarım Ürünleri San.ve Tic.A.Ş’ne ödenmesine karar verilmesini talep etmişlerdir. Mahkemece, davacıların hukuki menfaatlerinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kural olarak sorumluluk davası ortaklık tüzel kişiliği tarafından açılması gerekir ancak dolayısıyla bir zarar söz konusu ise pay sahipleri ve alacaklılar da TTK’nun 340. maddesi yollamasıyla aynı Yasa'nın 309. maddesindeki "şirketin 305, 306, 307, 308.maddelerde yazılı fiillerle ızrar edilmesi halinde bundan dolayısıyla zarar gören pay sahipleri ve şirket alacaklılarının dava hakkı vardır. Ancak, hükmolunacak tazminat şirkete verilir” düzenlemesine göre dava açabilirler. Davacılar Karagülleler Tarım Ürünleri San.ve Tic.A.Ş’nin anasözleşmesine göre şirket ortakları olup ıslah ile davada hükmolunacak tazminatın şirkete verilmesini talep ettiklerine göre mahkemece, TTK’nun 309. maddesi hükmü uyarınca değerlendirme yapılıp sonucuna göre hüküm kurulmak gerekirken davacıların hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin ücreti vekalete yönelik temyiz itirazının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6041 E. 2022/5440 K.
Ortak:ıslah · dava şartı
İncelediğiniz karardaDavacılar Karagülleler Tarım Ürünleri San.ve Tic.A.Ş’nin anasözleşmesine göre şirket ortakları olup «ıslah» ile davada hükmolunacak tazminatın şirkete verilmesini talep ettiklerine göre mahkemece, TTK’nun 309. maddesi hükmü uyarınca değerlendirme yapılıp sonucuna göre hüküm kurulmak gerekirken davacıların «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, asıl dava hakkında «kesin» hüküm bulunduğundan bu miktara ilişkin davanın, dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine», ıslahla arttırılan kısma ilişkin davanın bozmadan sonra «ıslah» mümkün olmadığından dava şartı yokluğundan usulden reddine, birleşen davanın «derdestlik» nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dava şartı yokluğu · derdestlik · usulden reddi · karar verilmesine yer olmadığına · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, asıl dava hakkında «kesin» hüküm bulunduğundan bu miktara ilişkin davanın, dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine», ıslahla arttırılan kısma ilişkin davanın bozmadan sonra «ıslah» mümkün olmadığından dava şartı yokluğundan usulden reddine, birleşen davanın «derdestlik» nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Mahkemece asıl dava hakkında «kesin» hüküm bulunduğu gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bu itibarla asıl dava tarihi itibarıyla yabancı mahkemede açılmış bir dava bulunmadığı dikkate alınarak asıl dava hakkında 7194 sayılı Yasa’nın 41. maddesi kapsamında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi gerekirken asıl davadan sonra açılan ve kesinleşen yabancı mahkeme kararının «kesin» hüküm olarak kabul edilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu yönden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Asıl dava 14.08.2008 tarihinde açılmış olup mahkemenin «kesin» hükme dayanak yaptığı dava ise asıl dava tarihinden sonra açılmış ve kesinleşmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/4958 E. 2012/10828 K.
Ortak:i̇i̇k 308/b · pay sahipliği
İncelediğiniz karardaKural olarak «sorumluluk davası» ortaklık «tüzel kişiliği» tarafından açılması gerekir ancak dolayısıyla bir zarar söz konusu ise «pay sahipleri» ve alacaklılar da TTK’nun 340. maddesi yollamasıyla aynı Yasa'nın 309. maddesindeki "şirketin 305, 306, 307, «308».maddelerde yazılı fiillerle ızrar edilmesi halinde bundan dolayısıyla zarar gören pay sahipleri ve şirket alacaklılarının dava hakkı vardır.
Benzer bu karardaOysa, TTK’nun 309. maddesi “ Şirketin 305, 306, 307 ve «308» inci maddelerde yazılı fiillerle ızrar edilmesi halinde, bundan dolayısiyle zarar gören «pay sahipleri» ve şirket alacaklılarının dava hakları vardır.
Ancak, hükmolunacak tazminat şirkete verilir. “ hükmünü haiz olup, şirkete bir zarar verilmiş ise bu davayı «pay sahipleri» ile alacaklılar da açabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kusursuzluk ispatı · yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · dolaylı zarar · takibin kesinleşmesi · ağır kusur · sınırlı sorumluluk · hamil · bono
Benzer bu kararda1-Davacı taraf, «hamili» oldukları «bononun» davalıların yöneticisi, ortakları olduğu şirket tarafından keşide edildiğini, yaptıkları «takibin kesinleştiğini», yapılan «hacizde» şirketin menkul ve gayrimenkulü bulunmadığının tespit edildiğini, davalıların hileli yollarla şirketi acze düşürdüklerini, davalıların «ağır kusuru» nedeniyle alacağını tahsil edemediğini ileri sürerek işbu davayı açmış olup, mahkemece yukarıda anılan gerekçelerle davalı yönetici ve ortaklar yönünden davanın ka …
… ahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, dava dışı CE-Se AŞ.'nin kooperatif hakkında açtığı tazminat davasından «feragat» edildiği, bu şekilde şirketin mal varlığında önemli bir «kayba» neden olunduğu, davacının alacağını şirketten tahsil edemediği, TTK'nun 338. maddesi uyarınca «kusursuzluklarını ispat» edemeyen «yönetim kurulu üyelerinin sorumlu» olduğu, diğer şirket ortakları olan davalıların ise bu miktarda bir alacak için yapılan feragatten hayatın olağan akışı gereği bilgileri bulunduğu, BK'nun 41. maddeleri uyarınca bu eylemlerinin «haksız fiil» teşkil ettiği, denetçinin ise sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle, davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmişti …
Somut olayda, davacının yöneticiler ve ortaklar hakkında ileri sürdüğü talep «dolaylı zarar» kapsamındadır.
2-Öte yandan, kabule göre davalı şirket ortaklarının davalı yöneticileri belirtilen yönde davranmaya sevk ettikleri gerekçesiyle, bu davalılar yönünden de davanın kabulüne karar verilmiş ise de «sınırlı sorumlulukları» bulunan ortakların ne şekilde yöneticileri teşvik ettiklerinin somut dayanakları gösterilmeden, davalı ortakların da şirket borcundan sorumlu tutulmaları da bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4044 E. 2014/10923 K.
Ortak:i̇i̇k 308/b · sorumluluk davası · pay sahipliği · dava şartı
İncelediğiniz karardaKural olarak «sorumluluk davası» ortaklık «tüzel kişiliği» tarafından açılması gerekir ancak dolayısıyla bir zarar söz konusu ise «pay sahipleri» ve alacaklılar da TTK’nun 340. maddesi yollamasıyla aynı Yasa'nın 309. maddesindeki "şirketin 305, 306, 307, «308».maddelerde yazılı fiillerle ızrar edilmesi halinde bundan dolayısıyla zarar gören pay sahipleri ve şirket alacaklılarının dava hakkı vardır.
Benzer bu karardaAncak, 6762 Sayılı TTK'nın 309. maddesi gereğince, şirketin 305, 306, 307 ve «308» inci maddelerde yazılı fiillerle ızrar edilmesi halinde, bundan, dolayısıyla zarar gören «pay sahipleri» ve şirket alacaklılarının dava hakları vardır.
Dava, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı Yasa'nın 309. maddesi gereğince açılan «sorumluluk davası» olup mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:doğrudan zarar · keşideci · çek · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, davalının icra takibinin tarafı olmadığı, takip konusu çekte kendisini borç altına sokacak herhangi bir imzasının bulunmadığı, takip borçlusunun ve «çek» «keşidecisinin» dava dışı T..
Şti. olduğu, iddia olunan zarar nedeniyle davalının sorumluluğunun TTK'nın 336. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle, davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Davacı, «doğrudan zarara» uğradığını iddia ederek bu davayı açmış ve tazminatın kendisine verilmesini talep etmiştir.
Bu durumda, çekin «keşidecisinin» şirket olduğu, davalı aleyhine icra takibi bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi doğru değildir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12360 E. 2011/4812 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ikinci alacaklılar toplantısı · davanın açılmamış sayılması · denetime elverişlilik · açılmamış sayılma · iş bölümü · iflas · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davalılardan ... vekilinin temyiz istemi üzerine, Dairemizce, davalılardan Kiss A.Ş.'nin «iflas» ettiğinden bahisle, bu davalı hakkındaki davanın «ikinci alacaklılar toplantısından» on gün sonraki bir tarihe kadar durmasına karar verilmesi, diğer davalı bakımından ise, “müzik uzmanlarından oluşan yeni bir bilirkişi heyetinden görüş alınarak, davacıya ait “Karagül” adlı müzik eserinin nakarat bölümündeki melodi ile dava konusu “Veda” adlı eserde kullanılan fon müziği karşılaştırılmak suretiyle, davacıya ait “Karagül” adlı musiki eseri bestesinin koruma kapsamı belirlendikten sonra, dava konusu “VEDA” adlı eserde kullanılan fon müziğinin FSEK’nun 35/3 ncü maddesi anlamında iktibas serbestisi içinde kalıp kalmadığı veya müstakil bir musiki eseri olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ya da davacı eserine tecavüz oluşturacak derecede aynı yada benzeri olup olmadığı hususlarında açıklamalı ve «denetime elverişli» bir rapor düzenlettirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi” gerekçesiyle bozulmuş, mahhalli mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sırasında yeni bilirkişi heyetinden alınan rapora göre, iki eser bütün olarak değerlendirildiğinde benzerlik bulunmadığı, sadece nakarat «bölümlerinin» «son» derece klasikleşmiş bir kalıp üstüne oturan introlarının aynı ancak son bölümlerinin farklı olduğu, benzer olan kısımlarının ise anonim olduğu gerekçesiyle davalılardan Kiss A.Ş. hakkındaki «davanın açılmamış sayılmasına», diğer davalı hakkındaki davanın ise reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/12897 E. , 2011/5471 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 31.07.2009 tarih ve 2009/282 - 209/352 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve katılım yoluyla davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin dava dışı Karagülleler Tarım Ürünleri San.ve Tic. A.Ş.'nin ortakları, davalının ise şirketin münferit imza yetkisine sahip yetkilisi olduğunu, davalının gayrimenkul satmaya yetkisi olmamasına rağmen şirketin taşınmazlarını satma girişiminde bulunduğunu, şirketin aktiflerini zimmetine geçirerek şirketi ve müvekkillerini zarara uğrattığını ileri sürerek, 260.916,68 TL’nın reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Karagülleler Tarım Ürünleri San.ve Tic.A.Ş’ne davanın ihbarına, şirkete hukukçu bir kayyum tayinine ve kendilerine bu hususta yetki verilmesine, tedbiren davalının münferit imza yetkisinin kaldırılarak davacılardan ... ile birlikte davalının müştereken şirketi temsil ve ilzama yetkili kılınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslahla 260.916,68 TL’nın Karagülleler Tarım Ürünleri San.ve Tic.A.Ş’ne ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacılardan ... şirket yönetim kurulu üyesi olduğundan aktif dava ehliyeti bulunmadığını, davacıların doğrudan zarara uğramaları halinde bu davayı açabileceklerini aksi takdirde zararın şirkete ödenmesinin istenebileceğini, davada taraf olmayan Karagülleler Tarım Ürün.San.ve Tic.A.Ş.’ne davanın ihbar edilemeyeceğini ve taraf olmayan şirkete kayyım tayininin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacılar ıslahla davada taraf olmayan Karagülleler A.Ş’nin zarara uğratıldığını iddia ederek bu zararın şirkete ödenmesini talep etmişler ise de davacıların hukuki menfaatinin bulunmadığı, davada taraf olmayan Karagüllleler A.Ş’ye davanın ihbarı ile kayyum tayini istenilmiş ise de ihbar olunanın davada taraf sıfatı olmayacağı ve ihbar olunanla ilgili leh ve aleyhte hüküm tesis edilemeyeceği, ıslahla veya davaya ihbarla davanın tarafları değiştirilemeyeceği ve şirket zararından dolayı kendileri adına dava açmakta davacıların hukuki menfaati bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacılar vekilinin aşağıdaki (2) nolu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacılar dava dilekçesinde yönetici olan davalının şirketin taşınmazlarını satma girişiminde bulunup, şirketin aktiflerini zimmetine geçirdiğini iddia ederek şirketi ve müvekkillerini 260.916,68 TL zarara uğrattığını ileri sürerek davalıdan tahsilini talep etmelerine rağmen, ıslahla 260.916,68 TL’nın Karagülleler Tarım Ürünleri San.ve Tic.A.Ş’ne ödenmesine karar verilmesini talep etmişlerdir. Mahkemece, davacıların hukuki menfaatlerinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kural olarak sorumluluk davası ortaklık tüzel kişiliği tarafından açılması gerekir ancak dolayısıyla bir zarar söz konusu ise pay sahipleri ve alacaklılar da TTK’nun 340. maddesi yollamasıyla aynı Yasa'nın 309.
maddesindeki "şirketin 305, 306, 307, 308.maddelerde yazılı fiillerle ızrar edilmesi halinde bundan dolayısıyla zarar gören pay sahipleri ve şirket alacaklılarının dava hakkı vardır. Ancak, hükmolunacak tazminat şirkete verilir” düzenlemesine göre dava açabilirler. Davacılar Karagülleler Tarım Ürünleri San.ve Tic.A.Ş’nin anasözleşmesine göre şirket ortakları olup ıslah ile davada hükmolunacak tazminatın şirkete verilmesini talep ettiklerine göre mahkemece, TTK’nun 309. maddesi hükmü uyarınca değerlendirme yapılıp sonucuna göre hüküm kurulmak gerekirken davacıların hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin ücreti vekalete yönelik temyiz itirazının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacılara iadesine, 05.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1023288200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz