Taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/12561 E. 2010/7376 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
nezaret yükümlülüğü↗ nezaret görevi↗ navlun sözleşmesi↗ istifa↗ navlun↗ taşıma sözleşmesi↗ taşıyan↗ hasar↗ dahili dava↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, dosyada bulunan 09.05.2004 tarihli yükleme sertifikasına göre cam sandıkların gemiye sadece takoz kullanılmak suretiyle sabitlenerek yüklendiği, yükün sabitlenmesi için uygulanması gereken bastırma/bağlama işleminin yapılmadığı, yolculuk esnasında karşılaşılan 5-7 bafor şiddetindeki fırtına sebebiyle sabitleme işinde kullanılan takozların kayması sonucunda cam hasarının oluştuğu, taraflar arasındaki navlun sözleşmesine göre bağlama/emniyete alma/istif malzemesinin davacıya ait olduğu, bunun anlamının gemiye alınan yükün bağlanması ve emniyete alma işleminin davacıya ait olduğu anlamını taşıdığı, kaptanın nezaret yükümlülüğünün geminin denize ve yüke elverişli halde bulundurulmasına yönelik tedbirler dahilinde olduğu, yükü sabitlemenin iyi yapılıp yapılmadığı hususunun geminin seyir emniyetine sirayet etmediğinden kaptanın nezaret yükümlülüğüne dahil bir iş olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve taraflar arasındaki navlun sözleşmesinde geminin alabileceği kadar kasalı cam yükünün taşınacağının kararlaştırılması karşısında taşıyanın belirli sayıda yük taşıma hususunda borç altına girmediğinin anlaşılmasına,kasaların boyutu hakkında bir veri bulunmaması sebebiyle kaptan tarafından verilen kargo planında sayı belirtilmesinin de sonuca etkili bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, taşıma sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, hüküm doğru değerlendirmeler içermediği gibi, temel alınan bilirkişi raporu da uyuşmazlığı çözmeye elverişli değildir. Dosya içeriğinde yer alan navlun sözleşmesi örneğinde bağlama/emniyete alma/istif malzemesi kiracıya(davacıya) ait olduğu görülmektedir.Bunun anlamı gemiye alınan yükün bağlanması ve emniyete alınması işlemlerinin davacı tarafından yerine getirileceğidir.FIOS klozu olarak adlandırılan bu klozun esasen taşıyanın faaliyet alanında kalan yükleme,istif işlemlerinin yükle ilgililerince yerine getirilmesidir.09.04.2004 tarihli yükleme sertifikasına göre,cam sandıkların gemiye sadece takoz kullanılmak suretiyle sabitlenerek yüklendiği,yükün sabitlenmesi için uygulanması gereken bastırma/bağlanma işleminin yapılmadığı,yolculuk sırasında karşılaşılan 5-7 bofor şiddetindeki fırtına nedeniyle sabitleme işinde kullanılan takozların kayması sonucu cam hasarının oluştuğu anlaşılmaktadır. TTK.nun 1061 nci maddesi uyarınca deniz taşımalarında taşıyan yükün iyi bir halde muhafazası ve gideceği yere salimen varabilmesi için gerekli bütün tedbirleri almak zorundadır. TTK. nun 975/1 nci maddesi hükmüne göre de kaptan, yükleme ve boşaltma aletlerinin maksada elverişli bir halde bulunmasına ve istif işleri hususi istifçiler tarafından görülse bile, istifin denizcilikte cari olan usul ve örflere uygun bir tarzda yapılmasına dikkate etmeye mecburdur. Taşıyan yükleme ile ilgili yasadan doğan sorumluluklarını sözleşmeye konacak hükümlerle yükle ilgili kişilere bırakabilir. Ancak, böyle bir kayıt, kaptanın nezaret görevinin, yükleme ve boşaltma teçhizatının iyi bir halde bulunmasını sağlamak ve istifin denizcilik usullerine uygun bir surette yapılmasını gözetmek yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Bu durum karşısında, yukarıda açıklamalar da dikkate alınıp, taşınan emtiada meydana gelen hasarın bastırma/bağlama/ istif hatasından kaynaklandığı, meydana gelen zarar nedeniyle davalı taşıyanın nezaret görevini ihlal ettiği, müşterek kusurunun olduğu değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15594 E. 2015/670 K.
Ortak:istifa · taşıyan · hasar
İncelediğiniz karardaDosya içeriğinde yer alan «navlun sözleşmesi» örneğinde bağlama/emniyete alma/«istif» malzemesi kiracıya(davacıya) ait olduğu görülmektedir.Bunun anlamı gemiye alınan yükün bağlanması ve emniyete alınması işlemlerinin davacı tarafından yerine getirileceğidir.FIOS klozu olarak adlandırılan bu klozun esasen «taşıyanın» faaliyet alanında kalan yükleme,istif işlemlerinin yükle ilgililerince yerine getirilmesidir.09.04.2004 tarihli yükleme sertifikasına göre,cam sandıkların gemiye sadece takoz kullanılmak suretiyle sabitlenerek yüklendiği,yükün sabitlenmesi için uygulanması gereken bastırma/bağlanma işleminin yapılmadığı,yolculuk sırasında karşılaşılan 5-7 bofor şiddetindeki fırtına nedeniyle sabitleme işinde kullanılan takozların kayması sonucu cam «hasarının» oluştuğu anlaşılmaktadır.
Bu durum karşısında, yukarıda açıklamalar da dikkate alınıp, taşınan emtiada meydana gelen «hasarın» bastırma/bağlama/ «istif» hatasından kaynaklandığı, meydana gelen zarar nedeniyle davalı «taşıyanın» «nezaret görevini» ihlal ettiği, müşterek kusurunun olduğu değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
… bağlama işleminin yapılmadığı, yolculuk esnasında karşılaşılan 5-7 bafor şiddetindeki fırtına sebebiyle sabitleme işinde kullanılan takozların kayması sonucunda cam «hasarının» oluştuğu, taraflar arasındaki «navlun sözleşmesine» göre bağlama/emniyete alma/«istif» malzemesinin davacıya ait olduğu, bunun anlamının gemiye alınan yükün bağlanması ve emniyete alma işleminin davacıya ait olduğu anlamını taşıdığı, kaptanın «nezaret yükümlülüğünün» geminin denize ve yüke elverişli halde bulundurulmasına yönelik tedbirler dahilinde olduğu, yükü sabitlemenin iyi yapılıp yapılmadığı hususunun geminin seyir emniyetine sirayet etmediğinden kaptanın nezaret yükümlülüğüne «dahil» bir iş olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu «hasarın» taşıma sırasında meydana geldiği, «sigorta teminatı kapsamında» bulunduğu, davalının «taşıyıcı» konumunda olduğu, emtianın varma yerinde boşaltma sırasında bir kısmının hasarlı olduğu tespit edilerek tutulan tutanağın araç şoförünce imzalandığı, emtianın ambalaj şeklinin uluslararası taşımacılığa uygun olduğu, ancak yükün araç içine gereği gibi sabitlenmemesi ve «istifin» desteklenmemesi nedeniyle yol şartlarında istifin bozulduğu ve dava konusu hasarın meydana geldiği, yükleme taşıyıcı tarafından yapılmamış ise de, taşıyıcının yükün araç içine istiflenmesi ve sabitlenmesine nezaret etme yükümlülüğünün bulunduğu, davalı «taşıyanın» yükün araç içine istifi sırasında nezaret ederek gerekli uyarı ve müdahaleyi yapmamış olması nedeniyle hasardan gönderen ile birlikte sorumlu olduğu, davalının 4.204,67 USD'nin hasar tarihi itibariyle TL karşılığı olan 7.687,82 TL den sorumlu bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 7.687,82 TL «rücu alacağının» dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:rücu alacağı · sigorta teminatı kapsamı · sigorta teminatı · teminat kapsamı · rücu · taşıyıcı · teminat
Benzer bu karardaMahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu «hasarın» taşıma sırasında meydana geldiği, «sigorta teminatı kapsamında» bulunduğu, davalının «taşıyıcı» konumunda olduğu, emtianın varma yerinde boşaltma sırasında bir kısmının hasarlı olduğu tespit edilerek tutulan tutanağın araç şoförünce imzalandığı, emtianın ambalaj şeklinin uluslararası taşımacılığa uygun olduğu, ancak yükün araç içine gereği gibi sabitlenmemesi ve «istifin» desteklenmemesi nedeniyle yol şartlarında istifin bozulduğu ve dava konusu hasarın meydana geldiği, yükleme taşıyıcı tarafından yapılmamış ise de, taşıyıcının yükün araç içine istiflenmesi ve sabitlenmesine nezaret etme yükümlülüğünün bulunduğu, davalı «taşıyanın» yükün araç içine istifi sırasında nezaret ederek gerekli uyarı ve müdahaleyi yapmamış olması nedeniyle hasardan gönderen ile birlikte sorumlu olduğu, davalının 4.204,67 USD'nin hasar tarihi itibariyle TL karşılığı olan 7.687,82 TL den sorumlu bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 7.687,82 TL «rücu alacağının» dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13625 E. 2013/11631 K.
Ortak:nezaret yükümlülüğü · istifa · hasar
İncelediğiniz kararda… bağlama işleminin yapılmadığı, yolculuk esnasında karşılaşılan 5-7 bafor şiddetindeki fırtına sebebiyle sabitleme işinde kullanılan takozların kayması sonucunda cam «hasarının» oluştuğu, taraflar arasındaki «navlun sözleşmesine» göre bağlama/emniyete alma/«istif» malzemesinin davacıya ait olduğu, bunun anlamının gemiye alınan yükün bağlanması ve emniyete alma işleminin davacıya ait olduğu anlamını taşıdığı, kaptanın «nezaret yükümlülüğünün» geminin denize ve yüke elverişli halde bulundurulmasına yönelik tedbirler dahilinde olduğu, yükü sabitlemenin iyi yapılıp yapılmadığı hususunun geminin seyir emniyetine sirayet etmediğinden kaptanın nezaret yükümlülüğüne «dahil» bir iş olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinde yer alan «navlun sözleşmesi» örneğinde bağlama/emniyete alma/«istif» malzemesi kiracıya(davacıya) ait olduğu görülmektedir.Bunun anlamı gemiye alınan yükün bağlanması ve emniyete alınması işlemlerinin davacı tarafından yerine getirileceğidir.FIOS klozu olarak adlandırılan bu klozun esasen «taşıyanın» faaliyet alanında kalan yükleme,istif işlemlerinin yükle ilgililerince yerine getirilmesidir.09.04.2004 tarihli yükleme sertifikasına göre,cam sandıkların gemiye sadece takoz kullanılmak suretiyle sabitlenerek yüklendiği,yükün sabitlenmesi için uygulanması gereken bastırma/bağlanma işleminin yapılmadığı,yolculuk sırasında karşılaşılan 5-7 bofor şiddetindeki fırtına nedeniyle sabitleme işinde kullanılan takozların kayması sonucu cam «hasarının» oluştuğu anlaşılmaktadır.
Bu durum karşısında, yukarıda açıklamalar da dikkate alınıp, taşınan emtiada meydana gelen «hasarın» bastırma/bağlama/ «istif» hatasından kaynaklandığı, meydana gelen zarar nedeniyle davalı «taşıyanın» «nezaret görevini» ihlal ettiği, müşterek kusurunun olduğu değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaSomut olayda, taşınan emtianın sabitleme işleminin yeterli olmaması sebebiyle «hasarın» meydana geldiği tespit edildiğine göre, «taşıyıcının» yardımcı şahsı olarak araç şöförünün ilke olarak «nezaret yükümlülüğünün» olduğu gözetilerek taşıyıcının «kusur oranı» belirlenip, sorumluluğunun değerlendirilmesi ve buna bağlı olarak ... sigortacısının durumunun değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru o …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu «hasarın» yükün yeterli şekilde bağlanmamasından ileri geldiği, dava dışı gönderici firmanın dava konusu yükün kamyona yüklenmesi ve takozlanması için davalı ... ... firması ile anlaştığı, anlaşma kapsamında parçalara kayış takılmasının şoför tarafından yapılacağının kararlaştırıldığı, buna göre, bağlama işleminin yeterli şekilde yapılmamasından ... firmasının sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, ... belgesinde istiflemeden, sabitlemeden kaynaklanacak hasarlardan «taşıyıcının sorumlu» tutulamayacağına ilişkin kayıt bulunduğu, yine davalı taşıyıcının, gönderici firma ile ... firması arasında akdedilen sözleşmenin tarafı da olmadığı, bu kapsamda g …
2- Dava, taşıma «sigorta poliçesinden» kaynaklanan alacağın rucuen tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı olduğu şekilde araç sürücüsünün «hasar» gören dava konusu emtianın sabitlenmesi işi bakımından «taşıyıcı» değil, gönderen adına hareket ettiği, gönderenin yardımcı şahsı olduğu gerekçesi ile davalı taşıyıcı ve taşıyıcının ... sigortacısı yönünden davanın reddine karar verilmiştir. ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıyıcının sorumluluğu · kusur oranı · taşıyıcı · sigorta poliçesi · kusur
Benzer bu karardaSomut olayda, taşınan emtianın sabitleme işleminin yeterli olmaması sebebiyle «hasarın» meydana geldiği tespit edildiğine göre, «taşıyıcının» yardımcı şahsı olarak araç şöförünün ilke olarak «nezaret yükümlülüğünün» olduğu gözetilerek taşıyıcının «kusur oranı» belirlenip, sorumluluğunun değerlendirilmesi ve buna bağlı olarak ... sigortacısının durumunun değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru o …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu «hasarın» yükün yeterli şekilde bağlanmamasından ileri geldiği, dava dışı gönderici firmanın dava konusu yükün kamyona yüklenmesi ve takozlanması için davalı ... ... firması ile anlaştığı, anlaşma kapsamında parçalara kayış takılmasının şoför tarafından yapılacağının kararlaştırıldığı, buna göre, bağlama işleminin yeterli şekilde yapılmamasından ... firmasının sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, ... belgesinde istiflemeden, sabitlemeden kaynaklanacak hasarlardan «taşıyıcının sorumlu» tutulamayacağına ilişkin kayıt bulunduğu, yine davalı taşıyıcının, gönderici firma ile ... firması arasında akdedilen sözleşmenin tarafı da olmadığı, bu kapsamda g …
2- Dava, taşıma «sigorta poliçesinden» kaynaklanan alacağın rucuen tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı olduğu şekilde araç sürücüsünün «hasar» gören dava konusu emtianın sabitlenmesi işi bakımından «taşıyıcı» değil, gönderen adına hareket ettiği, gönderenin yardımcı şahsı olduğu gerekçesi ile davalı taşıyıcı ve taşıyıcının ... sigortacısı yönünden davanın reddine karar verilmiştir. ...
Konvansiyonu'nun 17/4 (c) bendinde malların gönderici, alıcı veya bunlar adına hareket eden şahıslar tarafından taşınması, yüklenmesi, «istif» edilmesi veya boşaltılması hallerinde hasardan «taşıyıcının sorumlu» olmayacağı öngörülmüştür.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/5300 E. 2012/11419 K.
Ortak:nezaret yükümlülüğü · nezaret görevi · navlun sözleşmesi · istifa · navlun · taşıyan · hasar
İncelediğiniz kararda… bağlama işleminin yapılmadığı, yolculuk esnasında karşılaşılan 5-7 bafor şiddetindeki fırtına sebebiyle sabitleme işinde kullanılan takozların kayması sonucunda cam «hasarının» oluştuğu, taraflar arasındaki «navlun sözleşmesine» göre bağlama/emniyete alma/«istif» malzemesinin davacıya ait olduğu, bunun anlamının gemiye alınan yükün bağlanması ve emniyete alma işleminin davacıya ait olduğu anlamını taşıdığı, kaptanın «nezaret yükümlülüğünün» geminin denize ve yüke elverişli halde bulundurulmasına yönelik tedbirler dahilinde olduğu, yükü sabitlemenin iyi yapılıp yapılmadığı hususunun geminin seyir emniyetine sirayet etmediğinden kaptanın nezaret yükümlülüğüne «dahil» bir iş olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinde yer alan «navlun sözleşmesi» örneğinde bağlama/emniyete alma/«istif» malzemesi kiracıya(davacıya) ait olduğu görülmektedir.Bunun anlamı gemiye alınan yükün bağlanması ve emniyete alınması işlemlerinin davacı tarafından yerine getirileceğidir.FIOS klozu olarak adlandırılan bu klozun esasen «taşıyanın» faaliyet alanında kalan yükleme,istif işlemlerinin yükle ilgililerince yerine getirilmesidir.09.04.2004 tarihli yükleme sertifikasına göre,cam sandıkların gemiye sadece takoz kullanılmak suretiyle sabitlenerek yüklendiği,yükün sabitlenmesi için uygulanması gereken bastırma/bağlanma işleminin yapılmadığı,yolculuk sırasında karşılaşılan 5-7 bofor şiddetindeki fırtına nedeniyle sabitleme işinde kullanılan takozların kayması sonucu cam «hasarının» oluştuğu anlaşılmaktadır.
Bu durum karşısında, yukarıda açıklamalar da dikkate alınıp, taşınan emtiada meydana gelen «hasarın» bastırma/bağlama/ «istif» hatasından kaynaklandığı, meydana gelen zarar nedeniyle davalı «taşıyanın» «nezaret görevini» ihlal ettiği, müşterek kusurunun olduğu değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaGerek teknik gerekse de hukuk bilirkişisinin değerlendirmesinde «hasarın» ağırlıklı kısmının yapılacak sefere uygun istiflenmeme sonucu kayma ile meydana geldiği belirtilmiş, ancak «navlun sözleşmesindeki» “Fios” «kaydı» nedeniyle kaptanın sorumluluğunun söz konusu olmadığı, kaptanın «nezaret yükümlülüğünün» sınırlı olduğu görüşüyle davalının sorumluluğuna gidilemeyeceği belirtilmiş, mahkemece de bilirkişi raporu benimsenerek davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, yük «hasarına» «münhasır» olmak üzere yapılan hatalı «istif» ve boşaltmadan dolayı «taşıyanın sorumluluğunun» devam ettiği ve müşterek kurusunun var olduğu gözetilerek, deniz taşıması konusunda uzman bilirkişi heyetinden bu çerçevede yeniden rapor alınarak, yapılacak değerlendirme sonucunda hasıl olacak «kusur oranına» göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
… avunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı ile dava dışı emtia sahibi arasında FİOS şartının öngörüldüğü, buna göre yükün yükleme, boşaltma ve istiflemesi «masrafları» ile bu faaliyetler nedeniyle doğacak zararların «taşıtanın» sorumluluğunda olduğu, bunun yanında «navlun sözleşmesinde» yükün bağlanması emniyet altına alınması ve takozlama malzemesinin sağlanması ve bunlara ilişkin faaliyetlerin icra edilmesi ile bu faaliyetlerin masraf ve sorumluluğunun da taşıtana yüklendiği, ayrıca dava konusu emtianın ahşap sandıklarda «teslim» alınması nedeni ile «konişmentodaki» temiz «kaydının» da bu sandıkların dıştan bakıldığında iyi durumda olduğunu gösterdiği ve bunun aksinin davacı tarafça kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişti …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıyanın sorumluluğu · taşıtan · konişmento · kusur oranı · münhasırlık · rücuen tazminat · dosya masrafı · kusur
Benzer bu karardaBu durumda, yük «hasarına» «münhasır» olmak üzere yapılan hatalı «istif» ve boşaltmadan dolayı «taşıyanın sorumluluğunun» devam ettiği ve müşterek kurusunun var olduğu gözetilerek, deniz taşıması konusunda uzman bilirkişi heyetinden bu çerçevede yeniden rapor alınarak, yapılacak değerlendirme sonucunda hasıl olacak «kusur oranına» göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
… avunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı ile dava dışı emtia sahibi arasında FİOS şartının öngörüldüğü, buna göre yükün yükleme, boşaltma ve istiflemesi «masrafları» ile bu faaliyetler nedeniyle doğacak zararların «taşıtanın» sorumluluğunda olduğu, bunun yanında «navlun sözleşmesinde» yükün bağlanması emniyet altına alınması ve takozlama malzemesinin sağlanması ve bunlara ilişkin faaliyetlerin icra edilmesi ile bu faaliyetlerin masraf ve sorumluluğunun da taşıtana yüklendiği, ayrıca dava konusu emtianın ahşap sandıklarda «teslim» alınması nedeni ile «konişmentodaki» temiz «kaydının» da bu sandıkların dıştan bakıldığında iyi durumda olduğunu gösterdiği ve bunun aksinin davacı tarafça kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişti …
Dava, deniz taşıması sırasında «hasar» gören emtianın «rücuen tazminine» ilişkindir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/16204 E. 2015/1913 K.
Ortak:nezaret yükümlülüğü · nezaret görevi · navlun sözleşmesi · istifa · navlun · taşıyan · hasar
İncelediğiniz kararda… bağlama işleminin yapılmadığı, yolculuk esnasında karşılaşılan 5-7 bafor şiddetindeki fırtına sebebiyle sabitleme işinde kullanılan takozların kayması sonucunda cam «hasarının» oluştuğu, taraflar arasındaki «navlun sözleşmesine» göre bağlama/emniyete alma/«istif» malzemesinin davacıya ait olduğu, bunun anlamının gemiye alınan yükün bağlanması ve emniyete alma işleminin davacıya ait olduğu anlamını taşıdığı, kaptanın «nezaret yükümlülüğünün» geminin denize ve yüke elverişli halde bulundurulmasına yönelik tedbirler dahilinde olduğu, yükü sabitlemenin iyi yapılıp yapılmadığı hususunun geminin seyir emniyetine sirayet etmediğinden kaptanın nezaret yükümlülüğüne «dahil» bir iş olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinde yer alan «navlun sözleşmesi» örneğinde bağlama/emniyete alma/«istif» malzemesi kiracıya(davacıya) ait olduğu görülmektedir.Bunun anlamı gemiye alınan yükün bağlanması ve emniyete alınması işlemlerinin davacı tarafından yerine getirileceğidir.FIOS klozu olarak adlandırılan bu klozun esasen «taşıyanın» faaliyet alanında kalan yükleme,istif işlemlerinin yükle ilgililerince yerine getirilmesidir.09.04.2004 tarihli yükleme sertifikasına göre,cam sandıkların gemiye sadece takoz kullanılmak suretiyle sabitlenerek yüklendiği,yükün sabitlenmesi için uygulanması gereken bastırma/bağlanma işleminin yapılmadığı,yolculuk sırasında karşılaşılan 5-7 bofor şiddetindeki fırtına nedeniyle sabitleme işinde kullanılan takozların kayması sonucu cam «hasarının» oluştuğu anlaşılmaktadır.
Bu durum karşısında, yukarıda açıklamalar da dikkate alınıp, taşınan emtiada meydana gelen «hasarın» bastırma/bağlama/ «istif» hatasından kaynaklandığı, meydana gelen zarar nedeniyle davalı «taşıyanın» «nezaret görevini» ihlal ettiği, müşterek kusurunun olduğu değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalı «taşıyan» ile davacının halefi olduğu dava dışı şirket arasında kurulan «navlun sözleşmesinde» FIOS (Free İn And Out And Stowed) şartı kararlaştırıldığı, bu şart ile navlun sözleşmesinin taraflarının, yükleme, «istif» ve boşaltma işlemlerinin «masraf» ve sorumluluğunun aynı zamanda yükleten ve gönderilen olan «taşıtana» ait olduğunu kararlaştırdıkları, bununla birlikte mülga TTK'nın 975. maddesi uyarınca kaptanın yükleme, istif ve boşaltmanın denizcilik örf ve usullerine uygun tarzda yapılmasına nezaret etme görev ve sorumluluğunun da devam ettiği, kaptanın nezaret etme yükümlülüğünün, geminin denize ve «yola elverişli» halde tutulması ile sınırlı bulunduğu, yükleme, istif ve boşaltma işlemlerinin gereği gibi yapılmaması yüzünden gemi denize ve yola elverişsiz hale gelirse ve yük bu yüzden «ziya» veya «hasara» uğrarsa kaptanın «nezaret görevinin» ifasında tedbirli ve dikkatli bir kaptanın gösterdiği özeni göstermediği ve taşıyanın bu yüzden sorumlu olduğunun değerlendirilebileceği, bu kapsamda somut olayda davalının «nezaret yükümlülüğüne» aykırı davrandığının söylenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, davalı ile dava dışı emtia sahibi sigortalı arasında FIOS şartının öngörüldüğü, buna göre yükün, yükleme, boşaltma ve istiflemesi «masrafları» ile bu faaliyetler nedeniyle doğacak zararların «taşıtanın» sorumluluğunda olduğu, bunun yanında «navlun sözleşmesinde», yükün bağlanması emniyet altına alınması ve takozlama malzemesinin sağlanması ve bunlara ilişkin faaliyetlerin icra edilmesi ile bu faaliyetlerin masraf ve sorumluluğunun da taşıtana yüklendiği, ayrıca dava konusu emtianın ahşap sandıklarda «teslim» alınması nedeni ile «konişmentodaki» temiz «kaydının» da bu sandıkların dıştan bakıldığında iyi durumda olduğunu gösterdiği ve bunun aksinin davacı tarafça kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine dair kurulan ilk hüküm, Dairemizce, mülga 6762 sayılı TTK’nın 1061. maddesinde «taşıyanın» özen borcunun düzenlendiği, sözleşmeye konulacak “fios” şartının, kaptanın «nezaret görevini», yükleme ve boşaltma işçilerini gözetmek yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı, yükleme, boşaltma ve «istif» işlerinin yük ilgililerine bırakıldığı durumlarda dahi mülga TTK’nın 975. maddesi uyarınca kaptanın, yükleme ve istifin denizcilik örf ve usullerine uygun tarzda yapılmasına nezaret etmek görev ve sorumluluğunun bulunduğu, yük «hasarına» «münhasır» olmak üzere yapılan hatalı istif ve boşaltmadan dolayı «taşıyanın sorumluluğunun» devam ettiği ve müşterek kusurunun var olduğu gözetilerek, deniz taşıması konusunda uzman bilirkişi heyetinden bu çerçevede yeniden rapor alınarak yapılacak değerlendirme sonucunda hasıl olacak «kusur oranına» göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı yararına bozulmuş, mahkemece de bu bozmaya uyulmuştur.
Dava, deniz taşıması sırasında «hasara» uğrayan emtia bedelinin, «rücuen tahsili» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yola elverişlilik · taşıyanın sorumluluğu · taşıtan · konişmento · rücuen tahsil · müktesep hak · kusur oranı · direnme kararı
Benzer bu karardaMahkemece, davalı ile dava dışı emtia sahibi sigortalı arasında FIOS şartının öngörüldüğü, buna göre yükün, yükleme, boşaltma ve istiflemesi «masrafları» ile bu faaliyetler nedeniyle doğacak zararların «taşıtanın» sorumluluğunda olduğu, bunun yanında «navlun sözleşmesinde», yükün bağlanması emniyet altına alınması ve takozlama malzemesinin sağlanması ve bunlara ilişkin faaliyetlerin icra edilmesi ile bu faaliyetlerin masraf ve sorumluluğunun da taşıtana yüklendiği, ayrıca dava konusu emtianın ahşap sandıklarda «teslim» alınması nedeni ile «konişmentodaki» temiz «kaydının» da bu sandıkların dıştan bakıldığında iyi durumda olduğunu gösterdiği ve bunun aksinin davacı tarafça kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine dair kurulan ilk hüküm, Dairemizce, mülga 6762 sayılı TTK’nın 1061. maddesinde «taşıyanın» özen borcunun düzenlendiği, sözleşmeye konulacak “fios” şartının, kaptanın «nezaret görevini», yükleme ve boşaltma işçilerini gözetmek yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı, yükleme, boşaltma ve «istif» işlerinin yük ilgililerine bırakıldığı durumlarda dahi mülga TTK’nın 975. maddesi uyarınca kaptanın, yükleme ve istifin denizcilik örf ve usullerine uygun tarzda yapılmasına nezaret etmek görev ve sorumluluğunun bulunduğu, yük «hasarına» «münhasır» olmak üzere yapılan hatalı istif ve boşaltmadan dolayı «taşıyanın sorumluluğunun» devam ettiği ve müşterek kusurunun var olduğu gözetilerek, deniz taşıması konusunda uzman bilirkişi heyetinden bu çerçevede yeniden rapor alınarak yapılacak değerlendirme sonucunda hasıl olacak «kusur oranına» göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı yararına bozulmuş, mahkemece de bu bozmaya uyulmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalı «taşıyan» ile davacının halefi olduğu dava dışı şirket arasında kurulan «navlun sözleşmesinde» FIOS (Free İn And Out And Stowed) şartı kararlaştırıldığı, bu şart ile navlun sözleşmesinin taraflarının, yükleme, «istif» ve boşaltma işlemlerinin «masraf» ve sorumluluğunun aynı zamanda yükleten ve gönderilen olan «taşıtana» ait olduğunu kararlaştırdıkları, bununla birlikte mülga TTK'nın 975. maddesi uyarınca kaptanın yükleme, istif ve boşaltmanın denizcilik örf ve usullerine uygun tarzda yapılmasına nezaret etme görev ve sorumluluğunun da devam ettiği, kaptanın nezaret etme yükümlülüğünün, geminin denize ve «yola elverişli» halde tutulması ile sınırlı bulunduğu, yükleme, istif ve boşaltma işlemlerinin gereği gibi yapılmaması yüzünden gemi denize ve yola elverişsiz hale gelirse ve yük bu yüzden «ziya» veya «hasara» uğrarsa kaptanın «nezaret görevinin» ifasında tedbirli ve dikkatli bir kaptanın gösterdiği özeni göstermediği ve taşıyanın bu yüzden sorumlu olduğunun değerlendirilebileceği, bu kapsamda somut olayda davalının «nezaret yükümlülüğüne» aykırı davrandığının söylenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… ası gerekir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 28.9.2005 gün ve 2005/8-512-535 E.K.) Somut olayda, mahkemece davanın reddine dair verilen ilk karar, Dairemizce davalı «taşıyanın» müterafik kusurlu olduğu kabul edilerek alınacak bilirkişi raporu ile davalının «kusur oranının» belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyulmakla da davacı yararına usuli «müktesep hak» doğmuştur.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde mahkemece, uyulmasına karar verilen bozma ilamı gereğince davalının «kusur oranının» tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde usuli «müktesep hak» ilkesini ihlal edecek biçimde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/8700 E. 2012/1120 K.
Ortak:nezaret yükümlülüğü · nezaret görevi · navlun sözleşmesi · istifa · navlun · taşıyan · hasar
İncelediğiniz kararda… bağlama işleminin yapılmadığı, yolculuk esnasında karşılaşılan 5-7 bafor şiddetindeki fırtına sebebiyle sabitleme işinde kullanılan takozların kayması sonucunda cam «hasarının» oluştuğu, taraflar arasındaki «navlun sözleşmesine» göre bağlama/emniyete alma/«istif» malzemesinin davacıya ait olduğu, bunun anlamının gemiye alınan yükün bağlanması ve emniyete alma işleminin davacıya ait olduğu anlamını taşıdığı, kaptanın «nezaret yükümlülüğünün» geminin denize ve yüke elverişli halde bulundurulmasına yönelik tedbirler dahilinde olduğu, yükü sabitlemenin iyi yapılıp yapılmadığı hususunun geminin seyir emniyetine sirayet etmediğinden kaptanın nezaret yükümlülüğüne «dahil» bir iş olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinde yer alan «navlun sözleşmesi» örneğinde bağlama/emniyete alma/«istif» malzemesi kiracıya(davacıya) ait olduğu görülmektedir.Bunun anlamı gemiye alınan yükün bağlanması ve emniyete alınması işlemlerinin davacı tarafından yerine getirileceğidir.FIOS klozu olarak adlandırılan bu klozun esasen «taşıyanın» faaliyet alanında kalan yükleme,istif işlemlerinin yükle ilgililerince yerine getirilmesidir.09.04.2004 tarihli yükleme sertifikasına göre,cam sandıkların gemiye sadece takoz kullanılmak suretiyle sabitlenerek yüklendiği,yükün sabitlenmesi için uygulanması gereken bastırma/bağlanma işleminin yapılmadığı,yolculuk sırasında karşılaşılan 5-7 bofor şiddetindeki fırtına nedeniyle sabitleme işinde kullanılan takozların kayması sonucu cam «hasarının» oluştuğu anlaşılmaktadır.
Bu durum karşısında, yukarıda açıklamalar da dikkate alınıp, taşınan emtiada meydana gelen «hasarın» bastırma/bağlama/ «istif» hatasından kaynaklandığı, meydana gelen zarar nedeniyle davalı «taşıyanın» «nezaret görevini» ihlal ettiği, müşterek kusurunun olduğu değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi heyetince, «navlun sözleşmesinde» mevcut FIO/FIOS kayıtları nedeni ile «taşıyanın» yükleme, «istif» ve boşaltmadan kaynaklanan bir sorumluluğu bulunmadığı ve yolculuk esnasında meydana gelen hasardan dolayı yükleten tarafından gerçekleştirilen bu ihmalin kaptan t …
Mahkemece bozma ilamına uyulmuş, «bozma sonrası» alınan ve benimsenen yeni bilirkişi raporu doğrultusunda; «navlun sözleşmesinin» eki teyit mektubunda FIOS ve L/S/D esasının kabul edildiği, bu esasa göre yükleme «masraf» ve «sorumluluğunun sigortalı» ve yüklemeyi Novorosski'de fiilen yürüten yükletene ait olduğu, taşıma sırasında gemi seyir halindeyken 1. ambardaki yükün bir kısmının bağından kurtularak zarar gördüğü, «hasarın» meydana geldiği ambardaki yükle ilgili olarak yükletenin ihmalinin bulunduğunun gemi kaptanı tarafından saptanabileceğine dair davacı tarafça delil sunulamadığı, bu halde gemi kaptanının sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, TTK 1063. f.1, b.5 maddesi uyarınca davalı «taşıyıcı» Statü Gemi Kiralama ve Tic.
ŞTİ'nin de sorumlu tutulamayacağı, öte ..../... yandan gerek gemi kaptanın, gerekse «asıl taşıyıcı» diğer davalının sorumluluğu bulunmadığından taşımayı fiilen gerçekleştiren ancak «navlun sözleşmesinin» tarafı olmayan davalı Kamer Denizcilik A.Ş'nin de hasardan sorumlu olmadığı gibi bu davalıya «husumet» yöneltilmesinin de mümkün olmadığı gerekçesi, ile her iki davalı hakındaki davann reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:lashing · asıl taşıyıcı · taşıtan · donatan · bozma sonrası karar · taşıyıcının sorumluluğu · sorumluluk sigortası · emredici hüküm
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyulmuş, «bozma sonrası» alınan ve benimsenen yeni bilirkişi raporu doğrultusunda; «navlun sözleşmesinin» eki teyit mektubunda FIOS ve L/S/D esasının kabul edildiği, bu esasa göre yükleme «masraf» ve «sorumluluğunun sigortalı» ve yüklemeyi Novorosski'de fiilen yürüten yükletene ait olduğu, taşıma sırasında gemi seyir halindeyken 1. ambardaki yükün bir kısmının bağından kurtularak zarar gördüğü, «hasarın» meydana geldiği ambardaki yükle ilgili olarak yükletenin ihmalinin bulunduğunun gemi kaptanı tarafından saptanabileceğine dair davacı tarafça delil sunulamadığı, bu halde gemi kaptanının sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, TTK 1063. f.1, b.5 maddesi uyarınca davalı «taşıyıcı» Statü Gemi Kiralama ve Tic.
ŞTİ'nin de sorumlu tutulamayacağı, öte ..../... yandan gerek gemi kaptanın, gerekse «asıl taşıyıcı» diğer davalının sorumluluğu bulunmadığından taşımayı fiilen gerçekleştiren ancak «navlun sözleşmesinin» tarafı olmayan davalı Kamer Denizcilik A.Ş'nin de hasardan sorumlu olmadığı gibi bu davalıya «husumet» yöneltilmesinin de mümkün olmadığı gerekçesi, ile her iki davalı hakındaki davann reddine karar verilmiştir.
Ancak, her ne kadar FIOS «kaydının» varlığı halinde yükleme, «istif» ve boşaltma işlemleri «taşıtana» devredilmekte ise de, bu konuda kaptan da söz konusu işlemlerin uygun bir biçimde yapılmasına özen göstermek zorundadır.
Çünkü esas itibariyle yükleme ve «istif» kaptanın «donatanı» «temsilen» yerine getirdiği bir yükümlülük olup, yükleme işi sözleşmeyle başka kişilere ait olsa bile kaptan yine de istife bakmalı, geminin denge ve emniyeti bakımından gerekli denetimi yapmalıdır. (Gönen Eriş, Deniz Ticareti ve Sigorta, Ankara 1990, sy 311) Kaptanın herşeyden önce geminin sefere elverişliliğinin sağlanması hususunda «nezaret yükümlülüğü» bulunmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14564 E. 2018/5655 K.
Ortak:nezaret yükümlülüğü · istifa · taşıyan · hasar
İncelediğiniz kararda… bağlama işleminin yapılmadığı, yolculuk esnasında karşılaşılan 5-7 bafor şiddetindeki fırtına sebebiyle sabitleme işinde kullanılan takozların kayması sonucunda cam «hasarının» oluştuğu, taraflar arasındaki «navlun sözleşmesine» göre bağlama/emniyete alma/«istif» malzemesinin davacıya ait olduğu, bunun anlamının gemiye alınan yükün bağlanması ve emniyete alma işleminin davacıya ait olduğu anlamını taşıdığı, kaptanın «nezaret yükümlülüğünün» geminin denize ve yüke elverişli halde bulundurulmasına yönelik tedbirler dahilinde olduğu, yükü sabitlemenin iyi yapılıp yapılmadığı hususunun geminin seyir emniyetine sirayet etmediğinden kaptanın nezaret yükümlülüğüne «dahil» bir iş olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinde yer alan «navlun sözleşmesi» örneğinde bağlama/emniyete alma/«istif» malzemesi kiracıya(davacıya) ait olduğu görülmektedir.Bunun anlamı gemiye alınan yükün bağlanması ve emniyete alınması işlemlerinin davacı tarafından yerine getirileceğidir.FIOS klozu olarak adlandırılan bu klozun esasen «taşıyanın» faaliyet alanında kalan yükleme,istif işlemlerinin yükle ilgililerince yerine getirilmesidir.09.04.2004 tarihli yükleme sertifikasına göre,cam sandıkların gemiye sadece takoz kullanılmak suretiyle sabitlenerek yüklendiği,yükün sabitlenmesi için uygulanması gereken bastırma/bağlanma işleminin yapılmadığı,yolculuk sırasında karşılaşılan 5-7 bofor şiddetindeki fırtına nedeniyle sabitleme işinde kullanılan takozların kayması sonucu cam «hasarının» oluştuğu anlaşılmaktadır.
Bu durum karşısında, yukarıda açıklamalar da dikkate alınıp, taşınan emtiada meydana gelen «hasarın» bastırma/bağlama/ «istif» hatasından kaynaklandığı, meydana gelen zarar nedeniyle davalı «taşıyanın» «nezaret görevini» ihlal ettiği, müşterek kusurunun olduğu değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaDairemizin yerleşik kararlarında da ifade edildiği üzere, her ne kadar yükleme ve «istif» gönderene ait olsa da, yükün sağlıklı taşınabilmesi ve «hasara» uğramaması için «taşıyıcının» yükleme ve istiflemeyi basiretli bir «tacir» gibi gözetmesi, hatalı bir yükleme varsa buna karşı çıkması ve yükün güvenli taşınabilmesi için gereken her türlü tedbiri alması gerekir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, taşınan emtianın kendine has özellikleri gözetilerek karayolu taşımasına uygun şekilde ambalajlamanın, ahşap takozlar ile sabitlemenin yapılmadığı, doğru istifleme ve yükleme yapılmaması ile ani fren nedeniyle «hasarın» meydana geldiği, yükleme ve istiflemenin «göndericinin sorumluluğunda» olduğu, bu nedenle davalının bir sorumluluğu bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
781/1. maddesi hükmü uyarınca, «taşıyanlar» eşyanın kendisine «teslim» edildiği tarihten gönderilene teslim olunduğu tarihe kadar geçen süre içinde taşınanın uğradığı «zıya» ve hasardan sorumludur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gönderici sorumluluğu · zıya · nakliyat emtia sigortası · ziya · rücuen tazminat · taşıyıcı · tacir · sigorta poliçesi
Benzer bu kararda… esinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. ...- Dava, «nakliyat emtia sigorta poliçesi» kapsamında sigortalanan emtianın hasarından kaynaklanan «rücuen tazminat» istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizin yerleşik kararlarında da ifade edildiği üzere, her ne kadar yükleme ve «istif» gönderene ait olsa da, yükün sağlıklı taşınabilmesi ve «hasara» uğramaması için «taşıyıcının» yükleme ve istiflemeyi basiretli bir «tacir» gibi gözetmesi, hatalı bir yükleme varsa buna karşı çıkması ve yükün güvenli taşınabilmesi için gereken her türlü tedbiri alması gerekir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, taşınan emtianın kendine has özellikleri gözetilerek karayolu taşımasına uygun şekilde ambalajlamanın, ahşap takozlar ile sabitlemenin yapılmadığı, doğru istifleme ve yükleme yapılmaması ile ani fren nedeniyle «hasarın» meydana geldiği, yükleme ve istiflemenin «göndericinin sorumluluğunda» olduğu, bu nedenle davalının bir sorumluluğu bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
781/1. maddesi hükmü uyarınca, «taşıyanlar» eşyanın kendisine «teslim» edildiği tarihten gönderilene teslim olunduğu tarihe kadar geçen süre içinde taşınanın uğradığı «zıya» ve hasardan sorumludur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13370 E. 2012/18961 K.
Ortak:navlun sözleşmesi · istifa · navlun · taşıyan · hasar
İncelediğiniz karardaDosya içeriğinde yer alan «navlun sözleşmesi» örneğinde bağlama/emniyete alma/«istif» malzemesi kiracıya(davacıya) ait olduğu görülmektedir.Bunun anlamı gemiye alınan yükün bağlanması ve emniyete alınması işlemlerinin davacı tarafından yerine getirileceğidir.FIOS klozu olarak adlandırılan bu klozun esasen «taşıyanın» faaliyet alanında kalan yükleme,istif işlemlerinin yükle ilgililerince yerine getirilmesidir.09.04.2004 tarihli yükleme sertifikasına göre,cam sandıkların gemiye sadece takoz kullanılmak suretiyle sabitlenerek yüklendiği,yükün sabitlenmesi için uygulanması gereken bastırma/bağlanma işleminin yapılmadığı,yolculuk sırasında karşılaşılan 5-7 bofor şiddetindeki fırtına nedeniyle sabitleme işinde kullanılan takozların kayması sonucu cam «hasarının» oluştuğu anlaşılmaktadır.
… bağlama işleminin yapılmadığı, yolculuk esnasında karşılaşılan 5-7 bafor şiddetindeki fırtına sebebiyle sabitleme işinde kullanılan takozların kayması sonucunda cam «hasarının» oluştuğu, taraflar arasındaki «navlun sözleşmesine» göre bağlama/emniyete alma/«istif» malzemesinin davacıya ait olduğu, bunun anlamının gemiye alınan yükün bağlanması ve emniyete alma işleminin davacıya ait olduğu anlamını taşıdığı, kaptanın «nezaret yükümlülüğünün» geminin denize ve yüke elverişli halde bulundurulmasına yönelik tedbirler dahilinde olduğu, yükü sabitlemenin iyi yapılıp yapılmadığı hususunun geminin seyir emniyetine sirayet etmediğinden kaptanın nezaret yükümlülüğüne «dahil» bir iş olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
… e belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve taraflar arasındaki «navlun sözleşmesinde» geminin alabileceği kadar kasalı cam yükünün taşınacağının kararlaştırılması karşısında «taşıyanın» belirli sayıda yük taşıma hususunda borç altına girmediğinin anlaşılmasına,kasaların boyutu hakkında bir veri bulunmaması sebebiyle kaptan tarafından verilen kargo …
Benzer bu karardaDavaya konu taşımaya ilişkin olarak düzenlenen «konşimentoda» «navlun sözleşmesine» de atıf yapılmış olup, navlun sözleşmesi ile birlikte kullanılacağı belirtilmiştir.Konşimentonun atıf yaptığı navlun sözleşmesi (bağlantı özeti) incelendiğinde, davacının sigortalısı olan Okan Cam Sanayi A.Ş.’nin taşımayı yapan gemiyi kiraladığı, bu suretle navlun sözleşmesinin tarafı olduğu gibi sözleşmede taşınan yükün yükleme, tahliye ve istifleme «masraf» ve risklerinin «taşıtana»/yükletene-gönderilene ait olduğu, bağlama/emniyet altına alma/ takozlama malzemeleri/işlemlerinin kiracının hesap ve sorumluluğunda olduğu hususları düzenlenmekle sözleşmeye FIOS (Free In/Out Stow) «kaydı» konulmuştur.Davaya konu taşıma sonunda meydana gelen hasarla ilgili olarak yapılan ekspertiz incelemesinde ahşap kasalar içindeki cam emtianın bir kısım sandıkların devrilme, yan yatma ve kayması sonucu hasarlandığı, istiflemenin yükleme terminalinde yeterince dikkat, özen ve sefer deniz şartlarını karşılar şekilde usulünce yapılmadığı, bunun sonucunda deniz yolculuğunda gemi normal salınımlarında aralarında boşluk olan veya yeterince beslenmemiş kasaların yan yatma ve devrilmeye maruz kaldıkları tespit edilmiştir.Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda da ahşap kasalar içindeki cam yükünün gemi ambarına usulüne uygun şekilde yüklenmediği belirtilmiştir.Bu durumda konşimentoda atıf yapılan navlun sözleşmesi içeriğine, bu sözleşmede kararlaştırılan taşıma koşul ve kayıtları ile «hasarın» meydana geliş şekline göre, davalı «taşıyanın» tüm zarardan sorumlu tutulması doğru değildir.Ancak, kararlaştırılan taşıma koşulları ile yükleme, boşaltma ve «istif» işlerinin yük ilgililerine bırakıldığı durumlarda dahi TTK’nun 975. maddesi uyarınca kaptanın yükleme ve istifin denizcilik örf ve usullerine uygun tarzda yapılmasına nezaret etmek, bu konuda gerekli özeni göstermek ve uyarılarda bulunmak görev ve sorumluluğu mevcuttur.Buna göre somut olayda, taşınan emtianın yük ilgilileri tarafından hatalı istiflenmesi sonucu hasarlanmasından dolayı yük ilgilileri kusurlu ise de bu durumun davalı taşıyanın anılan kanuni düzenleme uyarınca sorumluluğunu ortadan kaldırmaması nedeniyle davalı taşıyanın da müşterek kusurunun bulunduğunun kabulü ile bu konuda yapılacak değerlendirme sonucunda belirlenecek «kusur oranına» göre davalı «taşıyanın sorumluluğuna» karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde meydana gelen hasarın tamamından davalı taşıyanın sorumlu tutulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerek …
3-Öte yandan, taşıma sona erdikten sonra tahliye sürecinde liman işçilerinin dikkatsiz yük elleçlemesi yapması sonucu yükte meydana gelen «hasarın» tamamından da davalı «taşıyan sorumlu» tutulmuş ise de gerek anılan bağlantı özeti koşulları gerekse anılan TTK’nun 975. maddesi göz önüne alınarak tahliye sırasında meydana gelen hasardan dolayı davalı taşıyanın «kusur» durumunun belirlenerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu konuda bir inceleme ve değerlendirmede bulunulmadan tahliye sırasında meydana gelen hasarın …
… iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, gemi kaptanının yükleme esnasında gerekli özeni göstermemesinden dolayı meydana gelen zarardan davalı «taşıyıcı» şirketin sorumlu olduğu, diğer davalının ise geminin «donatanı» veya «taşıyanı» olmaması nedeniyle bu davalıya «husumet» yöneltilemeyeceği sonucuna varılarak, davalı Yapı Kredi Leasing Anonim Ortaklığı hakkındaki davanın husumetten reddine, diğer davalı M/V Rapsodi Gemisi taşıyanı ve …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıyanın sorumluluğu · taşıtan · konşimento · donatan · kusur oranı · taşıyıcı · dosya masrafı · kusur
Benzer bu karardaDavaya konu taşımaya ilişkin olarak düzenlenen «konşimentoda» «navlun sözleşmesine» de atıf yapılmış olup, navlun sözleşmesi ile birlikte kullanılacağı belirtilmiştir.Konşimentonun atıf yaptığı navlun sözleşmesi (bağlantı özeti) incelendiğinde, davacının sigortalısı olan Okan Cam Sanayi A.Ş.’nin taşımayı yapan gemiyi kiraladığı, bu suretle navlun sözleşmesinin tarafı olduğu gibi sözleşmede taşınan yükün yükleme, tahliye ve istifleme «masraf» ve risklerinin «taşıtana»/yükletene-gönderilene ait olduğu, bağlama/emniyet altına alma/ takozlama malzemeleri/işlemlerinin kiracının hesap ve sorumluluğunda olduğu hususları düzenlenmekle sözleşmeye FIOS (Free In/Out Stow) «kaydı» konulmuştur.Davaya konu taşıma sonunda meydana gelen hasarla ilgili olarak yapılan ekspertiz incelemesinde ahşap kasalar içindeki cam emtianın bir kısım sandıkların devrilme, yan yatma ve kayması sonucu hasarlandığı, istiflemenin yükleme terminalinde yeterince dikkat, özen ve sefer deniz şartlarını karşılar şekilde usulünce yapılmadığı, bunun sonucunda deniz yolculuğunda gemi normal salınımlarında aralarında boşluk olan veya yeterince beslenmemiş kasaların yan yatma ve devrilmeye maruz kaldıkları tespit edilmiştir.Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda da ahşap kasalar içindeki cam yükünün gemi ambarına usulüne uygun şekilde yüklenmediği belirtilmiştir.Bu durumda konşimentoda atıf yapılan navlun sözleşmesi içeriğine, bu sözleşmede kararlaştırılan taşıma koşul ve kayıtları ile «hasarın» meydana geliş şekline göre, davalı «taşıyanın» tüm zarardan sorumlu tutulması doğru değildir.Ancak, kararlaştırılan taşıma koşulları ile yükleme, boşaltma ve «istif» işlerinin yük ilgililerine bırakıldığı durumlarda dahi TTK’nun 975. maddesi uyarınca kaptanın yükleme ve istifin denizcilik örf ve usullerine uygun tarzda yapılmasına nezaret etmek, bu konuda gerekli özeni göstermek ve uyarılarda bulunmak görev ve sorumluluğu mevcuttur.Buna göre somut olayda, taşınan emtianın yük ilgilileri tarafından hatalı istiflenmesi sonucu hasarlanmasından dolayı yük ilgilileri kusurlu ise de bu durumun davalı taşıyanın anılan kanuni düzenleme uyarınca sorumluluğunu ortadan kaldırmaması nedeniyle davalı taşıyanın da müşterek kusurunun bulunduğunun kabulü ile bu konuda yapılacak değerlendirme sonucunda belirlenecek «kusur oranına» göre davalı «taşıyanın sorumluluğuna» karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde meydana gelen hasarın tamamından davalı taşıyanın sorumlu tutulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerek …
… iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, gemi kaptanının yükleme esnasında gerekli özeni göstermemesinden dolayı meydana gelen zarardan davalı «taşıyıcı» şirketin sorumlu olduğu, diğer davalının ise geminin «donatanı» veya «taşıyanı» olmaması nedeniyle bu davalıya «husumet» yöneltilemeyeceği sonucuna varılarak, davalı Yapı Kredi Leasing Anonim Ortaklığı hakkındaki davanın husumetten reddine, diğer davalı M/V Rapsodi Gemisi taşıyanı ve …
3-Öte yandan, taşıma sona erdikten sonra tahliye sürecinde liman işçilerinin dikkatsiz yük elleçlemesi yapması sonucu yükte meydana gelen «hasarın» tamamından da davalı «taşıyan sorumlu» tutulmuş ise de gerek anılan bağlantı özeti koşulları gerekse anılan TTK’nun 975. maddesi göz önüne alınarak tahliye sırasında meydana gelen hasardan dolayı davalı taşıyanın «kusur» durumunun belirlenerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu konuda bir inceleme ve değerlendirmede bulunulmadan tahliye sırasında meydana gelen hasarın …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/12561 E. , 2010/7376 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Denizcilik İhtisas Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi’nce verilen 21.02.2008 tarih ve 2006/435-2008/51 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 22.06.2010 gününde davacı avukatı Uğur Karaağaç ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin yurt dışından satın almış olduğu plakalar halindeki cam yükünün Ukrayna' nın Kertch Limanından, Dil İskelesi' ne taşınması için davalıyla 01.03.2004 tarihli taşıma sözleşmesi akdettiğini, taşıma sonunda ambar kapakları açıldığında yükün büyük kısmında hasar tespit edildiğini, Gebze Sulh Hukuk Mahkemesince yapılan tespit raporunda müvekkilinin kırık olan camlardan kaynaklanan zararı 46.620 USD olarak belirlenmiş ise de, bunun yanında yüklerin kargo planına aykırı olarak eksik yüklenmesinden dolayı yükleme limanında bir takım masraflar yapılmak zorunda kalındığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik (50.000.000.000) TL' nin 17.03.2004 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, iddia edilen hasarın taşıma sırasında oluştuğu kabul edilirse, bunun yetersiz sabitleme ve bağlamadan kaynaklandığı, davacı kiracı ile davalı müvekkili arasında kararlaştırılan şartlara göre bağlama, emniyete alma ve istifin kiracı olan davacıya ait olduğunu, gemi kaptanının bu çerçeve içerisinde üzerine düşen mükellefiyetleri eksiksiz olarak yerine getirdiğini, müvekkili taşıyanın taşınacak yük miktarı konusunda herhangi bir mükellefiyet altına girmediğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, dosyada bulunan 09.05.2004 tarihli yükleme sertifikasına göre cam sandıkların gemiye sadece takoz kullanılmak suretiyle sabitlenerek yüklendiği, yükün sabitlenmesi için uygulanması gereken bastırma/bağlama işleminin yapılmadığı, yolculuk esnasında karşılaşılan 5-7 bafor şiddetindeki fırtına sebebiyle sabitleme işinde kullanılan takozların kayması sonucunda cam hasarının oluştuğu, taraflar arasındaki navlun sözleşmesine göre bağlama/emniyete alma/istif malzemesinin davacıya ait olduğu, bunun anlamının gemiye alınan yükün bağlanması ve emniyete alma işleminin davacıya ait olduğu anlamını taşıdığı, kaptanın nezaret yükümlülüğünün geminin denize ve yüke elverişli halde bulundurulmasına yönelik tedbirler dahilinde olduğu, yükü sabitlemenin iyi yapılıp yapılmadığı hususunun geminin seyir emniyetine sirayet etmediğinden kaptanın nezaret yükümlülüğüne dahil bir iş olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve taraflar arasındaki navlun sözleşmesinde geminin alabileceği kadar kasalı cam yükünün taşınacağının kararlaştırılması karşısında taşıyanın belirli sayıda yük taşıma hususunda borç altına girmediğinin anlaşılmasına,kasaların boyutu hakkında bir veri bulunmaması sebebiyle kaptan tarafından verilen kargo planında sayı belirtilmesinin de sonuca etkili bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, taşıma sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, hüküm doğru değerlendirmeler içermediği gibi, temel alınan bilirkişi raporu da uyuşmazlığı çözmeye elverişli değildir. Dosya içeriğinde yer alan navlun sözleşmesi örneğinde bağlama/emniyete alma/istif malzemesi kiracıya(davacıya) ait olduğu görülmektedir.Bunun anlamı gemiye alınan yükün bağlanması ve emniyete alınması işlemlerinin davacı tarafından yerine getirileceğidir.FIOS klozu olarak adlandırılan bu klozun esasen taşıyanın faaliyet alanında kalan yükleme,istif işlemlerinin yükle ilgililerince yerine getirilmesidir.09.04.2004 tarihli yükleme sertifikasına göre,cam sandıkların gemiye sadece takoz kullanılmak suretiyle sabitlenerek yüklendiği,yükün sabitlenmesi için uygulanması gereken bastırma/bağlanma işleminin yapılmadığı,yolculuk sırasında karşılaşılan 5-7 bofor şiddetindeki fırtına nedeniyle sabitleme işinde kullanılan takozların kayması sonucu cam hasarının oluştuğu anlaşılmaktadır.
TTK.nun 1061 nci maddesi uyarınca deniz taşımalarında taşıyan yükün iyi bir halde muhafazası ve gideceği yere salimen varabilmesi için gerekli bütün tedbirleri almak zorundadır. TTK. nun 975/1 nci maddesi hükmüne göre de kaptan, yükleme ve boşaltma aletlerinin maksada elverişli bir halde bulunmasına ve istif işleri hususi istifçiler tarafından görülse bile, istifin denizcilikte cari olan usul ve örflere uygun bir tarzda yapılmasına dikkate etmeye mecburdur. Taşıyan yükleme ile ilgili yasadan doğan sorumluluklarını sözleşmeye konacak hükümlerle yükle ilgili kişilere bırakabilir. Ancak, böyle bir kayıt, kaptanın nezaret görevinin, yükleme ve boşaltma teçhizatının iyi bir halde bulunmasını sağlamak ve istifin denizcilik usullerine uygun bir surette yapılmasını gözetmek yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Bu durum karşısında, yukarıda açıklamalar da dikkate alınıp, taşınan emtiada meydana gelen hasarın bastırma/bağlama/ istif hatasından kaynaklandığı, meydana gelen zarar nedeniyle davalı taşıyanın nezaret görevini ihlal ettiği, müşterek kusurunun olduğu değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,(2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 750,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1022971900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz