Sigorta acentelik sözleşmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/7864 E. 2014/14452 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sigorta acentelik sözleşmesi↗ sigorta acenteliği↗ portföy tazminatı↗ müşteri portföyü↗ acentelik sözleşmesi↗ acente↗ acentelik↗ hakkaniyet↗ maddi ve manevi tazminat↗ geçersizlik↗ maddi tazminat↗ sigorta poliçesi↗ kusur↗ eksik inceleme↗ avans faizi↗ teslim↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davalı şirketin davacı acente ile olan sözleşmeyi zarar veren portföy nedeniyle 15.2.2012 tarihinde feshettiği, sözleşmenin bu nedenle feshedilmesinden dolayı sigorta poliçelerinin davacıya teslim edilemediği, bunun sonucunda acentenin sigorta şirketinin markasına alıştırmış olduğu müşteri çevresini yitirdiği, davacı rakip firmalardan daha sonrasında aynı nitelikte poliçe temin etse bile davalı sigorta şirketinin markasına alıştırmış olduğu müşteri çevresini kaybettiği, davacının müşteri çevresini yitirmiş olduğu oranda davalının müşteri çevresini genişlettiği, sözleşmenin feshinde davacıya atfedilecek bir kusur bulunmadığı, davacının hem kendi hem davalı yararına oluşturduğu müşteri portföyünden sözleşmenin feshinden sonra istifade edemeyecek olması ve hakkaniyet ilkesi göz önüne alındığında yine TTK:121,122 ve BK:20 ve 5684 sayılı yasanın 23. maddesine göre davacının davalıdan portföy tazminatı istemeye hakkı bulunduğu, bu konuda kanuna aykırı sözleşme hükümlerinin geçersiz olduğu, davacının talep edebileceği tazminat miktarının ise son 5 yılın elde edilen kazancının yıllık ortalaması tavan olmak üzere yapılan hesaplamaya göre 46.556,12 TL olduğu gerekçesi ile maddi tazminat talebinin kabulü ile 46.556,12 TL'nin dava tarihinden itibaren, avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, koşulları oluşmayan manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sigorta acentelik sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasına dayalı olarak acente tarafından açılan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin olup, mahkemece, hükme esas alınan heyet raporu davalı vekilinin itirazlarını karşılayacak bir tespit içermemektedir. Bu itibarla mahkemece, davalı vekilinin bilirkişi raporuna karşı ileri sürdüğü ciddi itirazlarını karşılar şekilde ek rapor alınması gerekirken, davalı vekilinin anılan itirazları cevaplandırılmadan, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1060 E. 2019/7845 K.
Ortak:portföy tazminatı · acentelik sözleşmesi · acente · acentelik · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaMahkemece, davalı şirketin davacı «acente» ile olan sözleşmeyi zarar veren portföy nedeniyle 15.2.2012 tarihinde feshettiği, sözleşmenin bu nedenle feshedilmesinden dolayı «sigorta poliçelerinin» davacıya «teslim» edilemediği, bunun sonucunda «acentenin» sigorta şirketinin markasına alıştırmış olduğu müşteri çevresini yitirdiği, davacı rakip firmalardan daha sonrasında aynı nitelikte poliçe temin etse bile davalı sigorta şirketinin markasına alıştırmış olduğu müşteri çevresini kaybettiği, davacının müşteri çevresini yitirmiş olduğu oranda davalının müşteri çevresini genişlettiği, sözleşmenin feshinde davacıya atfedilecek bir «kusur» bulunmadığı, davacının hem kendi hem davalı yararına oluşturduğu «müşteri portföyünden» sözleşmenin feshinden sonra istifade edemeyecek olması ve «hakkaniyet» ilkesi göz önüne alındığında yine TTK:121,122 ve BK:20 ve 5684 sayılı yasanın 23. maddesine göre davacının davalıdan «portföy tazminatı» istemeye hakkı bulunduğu, bu konuda kanuna aykırı sözleşme hükümlerinin «geçersiz» olduğu, davacının talep edebileceği tazminat miktarının ise «son» 5 yılın elde edilen kazancının yıllık ortalaması tavan olmak üzere yapılan hesaplamaya göre 46.556,12 TL olduğu gerekçesi ile «maddi tazminat» talebinin kabulü ile 46.556,12 TL'nin dava tarihinden itibaren, «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, koşulları oluşmayan manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Dava, «sigorta acentelik sözleşmesinin» haksız feshedildiği iddiasına dayalı olarak «acente» tarafından açılan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin olup, mahkemece, hükme esas alınan heyet raporu davalı vekilinin itirazlarını karşılayacak bir tespit içermemektedir.
Bu itibarla mahkemece, davalı vekilinin bilirkişi raporuna karşı ileri sürdüğü ciddi itirazlarını karşılar şekilde ek rapor alınması gerekirken, davalı vekilinin anılan itirazları cevaplandırılmadan, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda2- Dava, «acentelik sözleşmesinin» haksız feshi iddiasına dayalı olarak «komisyon alacağı», geç alınan komisyon alacağından doğan zarar, gelir «kaybı» ve «portföy tazminatı» isteminden ibaret olup, mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, davacının gelir «kaybına» ilişkin zararının ve buna bağlı tazminat talebinin, gerektiği taktirde, taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesinin» süresi, davacı acentenin portföy genişliği ve benzeri hususlar dikkate alınmak suretiyle TBK'nın 50 ve 51. maddeleri kapsamında belirlenerek hüküm kurulması gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın davacı yararına bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
… ma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, birleşen dava yönünden verilen karar kesinleştiğinden yeniden bir karar verilmediği, asıl dava yönünden ise; davacı «acente» tarafından aracılık edilen ve «fesih» sonrası davalı ... şirketinin «prim» tahsiline devam ettiği uzun süreli poliçelerin yapılmamış olması, dolayısıyla davacı «acentenin» «komisyon alacağından» «mahrum» kalmadığı ve davalı ... şirketinin davacı acentenin kişisel gayreti ile oluşturduğu müşteri çevresinden yararlanmadığı, yine davacının portföyününü acenteliğini yaptığı diğer sigorta şirketlerine aktarabileceği ve fesih nedeniyle gelir «kaybının» sözkonusu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:komisyon alacağı · kâr mahrumiyeti · ek prim · fesih · komisyon · kâr kaybı
Benzer bu kararda… ma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, birleşen dava yönünden verilen karar kesinleştiğinden yeniden bir karar verilmediği, asıl dava yönünden ise; davacı «acente» tarafından aracılık edilen ve «fesih» sonrası davalı ... şirketinin «prim» tahsiline devam ettiği uzun süreli poliçelerin yapılmamış olması, dolayısıyla davacı «acentenin» «komisyon alacağından» «mahrum» kalmadığı ve davalı ... şirketinin davacı acentenin kişisel gayreti ile oluşturduğu müşteri çevresinden yararlanmadığı, yine davacının portföyününü acenteliğini yaptığı diğer sigorta şirketlerine aktarabileceği ve fesih nedeniyle gelir «kaybının» sözkonusu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, «acentelik sözleşmesinin» haksız feshi iddiasına dayalı olarak «komisyon alacağı», geç alınan komisyon alacağından doğan zarar, gelir «kaybı» ve «portföy tazminatı» isteminden ibaret olup, mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, taraflar arasında yapılan «acentelik sözleşmesinin» haksız feshedilmiş olduğu nazara alındığında, davacının bu nedenle belli bir gelir «kaybına» uğramış olduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda, davacının gelir «kaybına» ilişkin zararının ve buna bağlı tazminat talebinin, gerektiği taktirde, taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesinin» süresi, davacı acentenin portföy genişliği ve benzeri hususlar dikkate alınmak suretiyle TBK'nın 50 ve 51. maddeleri kapsamında belirlenerek hüküm kurulması gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın davacı yararına bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5899 E. 2013/7552 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:mutlak ticari dava · görevsizlik kararı · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın taşıma hukukundan kaynaklanması nedeni ile 6762 Sayılı ...'nın 4. maddesinin 1. bendi gereğince «mutlak ticari» dava sayılacağı, tüketici mahkemesinin «görevli» bulunmadığı gerekçesiyle, dava dilekçesinin görev nedeniyle reddine, karar kesinleştiğinde dosyanın görevli ...
Tüketici Mahkemesinin yargı çevresinde «görevli» Asliye Ticaret Mahkemesi kurulu bulunduğundan, mahkemece "«görevsizlik» kararı kesinleştiğinde talep halinde dosyanın ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12183 E. 2012/3211 K.
Ortak:portföy tazminatı · acentelik sözleşmesi · acente · acentelik · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaMahkemece, davalı şirketin davacı «acente» ile olan sözleşmeyi zarar veren portföy nedeniyle 15.2.2012 tarihinde feshettiği, sözleşmenin bu nedenle feshedilmesinden dolayı «sigorta poliçelerinin» davacıya «teslim» edilemediği, bunun sonucunda «acentenin» sigorta şirketinin markasına alıştırmış olduğu müşteri çevresini yitirdiği, davacı rakip firmalardan daha sonrasında aynı nitelikte poliçe temin etse bile davalı sigorta şirketinin markasına alıştırmış olduğu müşteri çevresini kaybettiği, davacının müşteri çevresini yitirmiş olduğu oranda davalının müşteri çevresini genişlettiği, sözleşmenin feshinde davacıya atfedilecek bir «kusur» bulunmadığı, davacının hem kendi hem davalı yararına oluşturduğu «müşteri portföyünden» sözleşmenin feshinden sonra istifade edemeyecek olması ve «hakkaniyet» ilkesi göz önüne alındığında yine TTK:121,122 ve BK:20 ve 5684 sayılı yasanın 23. maddesine göre davacının davalıdan «portföy tazminatı» istemeye hakkı bulunduğu, bu konuda kanuna aykırı sözleşme hükümlerinin «geçersiz» olduğu, davacının talep edebileceği tazminat miktarının ise «son» 5 yılın elde edilen kazancının yıllık ortalaması tavan olmak üzere yapılan hesaplamaya göre 46.556,12 TL olduğu gerekçesi ile «maddi tazminat» talebinin kabulü ile 46.556,12 TL'nin dava tarihinden itibaren, «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, koşulları oluşmayan manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Dava, «sigorta acentelik sözleşmesinin» haksız feshedildiği iddiasına dayalı olarak «acente» tarafından açılan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin olup, mahkemece, hükme esas alınan heyet raporu davalı vekilinin itirazlarını karşılayacak bir tespit içermemektedir.
Bu itibarla mahkemece, davalı vekilinin bilirkişi raporuna karşı ileri sürdüğü ciddi itirazlarını karşılar şekilde ek rapor alınması gerekirken, davalı vekilinin anılan itirazları cevaplandırılmadan, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaDairemizce verilen bozma kararından sonra mahkemece bilirkişi heyetinden alınan raporda, davalı tarafından yapılan ödemeler dışında «acentenin» davalıdan 1.436,27 TL alacaklı olduğu belirtildiği halde, davalı vekilinin, bu miktarın geri alınarak muhasebe kaydında düzeltme yapıldığı şeklindeki savunması doğrultusunda, ne şekilde ve hangi gerekçe ile düzeltme yapılarak geri alındığı belirlenmeden, bu alacağın «acentelik sözleşmesinden» kaynaklanıp kaynaklanmadığı araştırılmadan «eksik inceleme» sonucu davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, Dairemizce verilen bozmaya uyularak, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre «acentelik sözleşmesinin» feshinden itibaren «temlik» edenin alacağının kalmadığı, bu nedenle davacının talepte bulunamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
2-Dava, davacı ile dava dışı «acente» arasındaki «temlikname» gereği davalı tarafından «acenteye» ödenmesi gereken doğmuş ve doğacak «komisyon bedellerine» dayalı alacak istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:komisyon alacağı · komisyon bedeli · komisyon · temlik
Benzer bu kararda2-Dava, davacı ile dava dışı «acente» arasındaki «temlikname» gereği davalı tarafından «acenteye» ödenmesi gereken doğmuş ve doğacak «komisyon bedellerine» dayalı alacak istemine ilişkindir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, dava dilekçesinde «portföy tazminatından» doğan «komisyon alacağının» talep edilmemesine göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Mahkemece, Dairemizce verilen bozmaya uyularak, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre «acentelik sözleşmesinin» feshinden itibaren «temlik» edenin alacağının kalmadığı, bu nedenle davacının talepte bulunamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17517 E. 2014/18559 K.
Ortak:sigorta acenteliği · portföy tazminatı · acentelik sözleşmesi · acente · acentelik
İncelediğiniz karardaDava, «sigorta acentelik sözleşmesinin» haksız feshedildiği iddiasına dayalı olarak «acente» tarafından açılan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin olup, mahkemece, hükme esas alınan heyet raporu davalı vekilinin itirazlarını karşılayacak bir tespit içermemektedir.
Mahkemece, davalı şirketin davacı «acente» ile olan sözleşmeyi zarar veren portföy nedeniyle 15.2.2012 tarihinde feshettiği, sözleşmenin bu nedenle feshedilmesinden dolayı «sigorta poliçelerinin» davacıya «teslim» edilemediği, bunun sonucunda «acentenin» sigorta şirketinin markasına alıştırmış olduğu müşteri çevresini yitirdiği, davacı rakip firmalardan daha sonrasında aynı nitelikte poliçe temin etse bile davalı sigorta şirketinin markasına alıştırmış olduğu müşteri çevresini kaybettiği, davacının müşteri çevresini yitirmiş olduğu oranda davalının müşteri çevresini genişlettiği, sözleşmenin feshinde davacıya atfedilecek bir «kusur» bulunmadığı, davacının hem kendi hem davalı yararına oluşturduğu «müşteri portföyünden» sözleşmenin feshinden sonra istifade edemeyecek olması ve «hakkaniyet» ilkesi göz önüne alındığında yine TTK:121,122 ve BK:20 ve 5684 sayılı yasanın 23. maddesine göre davacının davalıdan «portföy tazminatı» istemeye hakkı bulunduğu, bu konuda kanuna aykırı sözleşme hükümlerinin «geçersiz» olduğu, davacının talep edebileceği tazminat miktarının ise «son» 5 yılın elde edilen kazancının yıllık ortalaması tavan olmak üzere yapılan hesaplamaya göre 46.556,12 TL olduğu gerekçesi ile «maddi tazminat» talebinin kabulü ile 46.556,12 TL'nin dava tarihinden itibaren, «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, koşulları oluşmayan manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece, davalı sigorta şirketinin taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesini» haklı nedenle feshetmesi karşısında «acente» lehine 5684 sayılı Kanun'un 23/16. maddesi uyarınca «portföy tazminatına» hükmedilemeyeceği gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı «acentenin» sigortalılardan tahsil ettiği primleri «zimmetine» geçirdiğinin ispatı yönünden davalının herhangi bir delil sunmadığı, davacıya gönderilen «fesih» ve azilnamede de acentenin borcuna değil poliçelerin «prim» taksitlerine dayanıldığı, bu durumda davalının «acentelik sözleşmesinin» feshinde haklı olmadığı, davalının kayıt ve belgelerini denetime açmaması nedeni ile 2007 yılına ilişkin «komisyon» gider belgelerindeki branş poliçelerinin «yenilendiği» varsayılarak 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 23/15. fıkrası uyarınca davacının 13.341,95 TL alacağının bulunduğunun tespit edildiği, acentelik sözleşmesinin feshinde davacının herhangi bir kusurunun bulunmaması nedeni ile «portföy tazminatına» da hak kazandığı ve bunun da 22.598,08 TL olarak hesaplandığı, her ne kadar davacı ek sözleşme ile hastalık branşında %20 «komisyon alacağı» belirlendiğini ileri sürmüş ise de ilk üretim tarihinden itibaren davalı sigorta şirketinin %5 komisyon tahakkuk ettirdiği ve davacının da uzun yıllar boyunca itiraz etmeden bu oranı kabul ettiği, dolayısıyla grup sağlık sigortalarına dayalı eksik komisyon ödemesinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 35.940,03 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, «acentelik sözleşmesinin» feshinden kaynaklanan «portföy tazminatı» ile birikmiş «komisyon alacağının» tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, davalının acentelik sözleşmesini fesihte haksız olduğu, dolayısıyla davacının portföy tazminatına hak kazandığı, ayrıca bakiye komisyon alacağının da bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:komisyon alacağı · zimmet · sigorta ettiren · ek prim · yenileme · fesih · komisyon · temerrüt faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı «acentenin» sigortalılardan tahsil ettiği primleri «zimmetine» geçirdiğinin ispatı yönünden davalının herhangi bir delil sunmadığı, davacıya gönderilen «fesih» ve azilnamede de acentenin borcuna değil poliçelerin «prim» taksitlerine dayanıldığı, bu durumda davalının «acentelik sözleşmesinin» feshinde haklı olmadığı, davalının kayıt ve belgelerini denetime açmaması nedeni ile 2007 yılına ilişkin «komisyon» gider belgelerindeki branş poliçelerinin «yenilendiği» varsayılarak 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 23/15. fıkrası uyarınca davacının 13.341,95 TL alacağının bulunduğunun tespit edildiği, acentelik sözleşmesinin feshinde davacının herhangi bir kusurunun bulunmaması nedeni ile «portföy tazminatına» da hak kazandığı ve bunun da 22.598,08 TL olarak hesaplandığı, her ne kadar davacı ek sözleşme ile hastalık branşında %20 «komisyon alacağı» belirlendiğini ileri sürmüş ise de ilk üretim tarihinden itibaren davalı sigorta şirketinin %5 komisyon tahakkuk ettirdiği ve davacının da uzun yıllar boyunca itiraz etmeden bu oranı kabul ettiği, dolayısıyla grup sağlık sigortalarına dayalı eksik komisyon ödemesinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 35.940,03 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, «acentelik sözleşmesinin» feshinden kaynaklanan «portföy tazminatı» ile birikmiş «komisyon alacağının» tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, davalının acentelik sözleşmesini fesihte haksız olduğu, dolayısıyla davacının portföy tazminatına hak kazandığı, ayrıca bakiye komisyon alacağının da bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
3-5684 sayılı Kanun'un 23/15. maddesinde, «sigorta acentesinin», «acentelik sözleşmesinin» sona ermesi halinde, «sigorta ettirenlerle» yaptığı veya kısa bir süre içinde yapacağı işlerle ilgili sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği «komisyona» hak kazanacağı düzenlenmiştir.
Mahkemece söz konusu hüküm uyarınca davacının «komisyon alacağı» olduğu kabul edilerek bu miktar hüküm altına alınmış ise de somut olayda davacının bu madde kapsamında herhangi bir talebi bulunmamaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14565 E. 2014/16277 K.
Ortak:sigorta acenteliği · portföy tazminatı · acentelik sözleşmesi · acentelik · hakkaniyet · sigorta poliçesi
İncelediğiniz karardaMahkemece, davalı şirketin davacı «acente» ile olan sözleşmeyi zarar veren portföy nedeniyle 15.2.2012 tarihinde feshettiği, sözleşmenin bu nedenle feshedilmesinden dolayı «sigorta poliçelerinin» davacıya «teslim» edilemediği, bunun sonucunda «acentenin» sigorta şirketinin markasına alıştırmış olduğu müşteri çevresini yitirdiği, davacı rakip firmalardan daha sonrasında aynı nitelikte poliçe temin etse bile davalı sigorta şirketinin markasına alıştırmış olduğu müşteri çevresini kaybettiği, davacının müşteri çevresini yitirmiş olduğu oranda davalının müşteri çevresini genişlettiği, sözleşmenin feshinde davacıya atfedilecek bir «kusur» bulunmadığı, davacının hem kendi hem davalı yararına oluşturduğu «müşteri portföyünden» sözleşmenin feshinden sonra istifade edemeyecek olması ve «hakkaniyet» ilkesi göz önüne alındığında yine TTK:121,122 ve BK:20 ve 5684 sayılı yasanın 23. maddesine göre davacının davalıdan «portföy tazminatı» istemeye hakkı bulunduğu, bu konuda kanuna aykırı sözleşme hükümlerinin «geçersiz» olduğu, davacının talep edebileceği tazminat miktarının ise «son» 5 yılın elde edilen kazancının yıllık ortalaması tavan olmak üzere yapılan hesaplamaya göre 46.556,12 TL olduğu gerekçesi ile «maddi tazminat» talebinin kabulü ile 46.556,12 TL'nin dava tarihinden itibaren, «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, koşulları oluşmayan manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Dava, «sigorta acentelik sözleşmesinin» haksız feshedildiği iddiasına dayalı olarak «acente» tarafından açılan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin olup, mahkemece, hükme esas alınan heyet raporu davalı vekilinin itirazlarını karşılayacak bir tespit içermemektedir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacı «acentenin sözleşmesinin» feshinde haklı bir nedeninin tespit edilemediği, dosyada yer alan ve acentelik sözleşmesinin «fesih» tarihinden sonra akdedilmiş «sigorta sözleşmelerine» ait çok sayıda «sigorta poliçesinden» davalı şirketin acentelik sözleşmesinin feshinden sonra da davacı acentenin oluşturduğu «müşteri çevresi» sayesinde menfaat elde ettiği, buna karşılık davacı acentenın ise akdedilen bu sözleşmeler dolayısıyla acentelik sözleşmesi devam etmiş olsaydı elde edeceği «komisyon» isteme hakkını kaybettiği için somut olayda «portföy tazminatının» ödenmesi gerektiği, acentelik sözleşmesinin 24. maddesinde düzenlenen acentenin «sözleşmenin feshi» halinde davalıdan herhangi bir hak ve tazminat talep edemeyeceği düzenlemesi ise «haksız şart» niteliğinde olduğundan mahkemece gözönüne alınmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 241.076 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Oysa 5684 sayılı yasanın 23/16 maddesi aynen “sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi «sigorta acentesinin» portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde ediyor ve «hakkaniyet» gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilir.
Ancak, «sigorta acentesinin» haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmesi ya da kendi kusuruyla «sözleşmenin feshine» neden olması halinde tazminat hakkı düşer.” hükmünü havi olup, hüküm altına alınacak tazminat miktarı, sigorta şirketinin acentenin portföyü sayesinde elde ettiği menfaat miktarı olması gerekirken yazılı şekilde «acentenin sözleşme» devamınca yaptığı faaliyet sırasında elde ettiği kazancın faaliyet süresine bölünmesi ile bulunan miktara hükmedilmesi doğru görülmemiş kararın davalı yararına boz …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:önemli menfaat · müşteri çevresi · haksız şart · sözleşmenin feshi · ticari faiz · sigorta sözleşmesi · fesih · komisyon
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacı «acentenin sözleşmesinin» feshinde haklı bir nedeninin tespit edilemediği, dosyada yer alan ve acentelik sözleşmesinin «fesih» tarihinden sonra akdedilmiş «sigorta sözleşmelerine» ait çok sayıda «sigorta poliçesinden» davalı şirketin acentelik sözleşmesinin feshinden sonra da davacı acentenin oluşturduğu «müşteri çevresi» sayesinde menfaat elde ettiği, buna karşılık davacı acentenın ise akdedilen bu sözleşmeler dolayısıyla acentelik sözleşmesi devam etmiş olsaydı elde edeceği «komisyon» isteme hakkını kaybettiği için somut olayda «portföy tazminatının» ödenmesi gerektiği, acentelik sözleşmesinin 24. maddesinde düzenlenen acentenin «sözleşmenin feshi» halinde davalıdan herhangi bir hak ve tazminat talep edemeyeceği düzenlemesi ise «haksız şart» niteliğinde olduğundan mahkemece gözönüne alınmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 241.076 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Oysa 5684 sayılı yasanın 23/16 maddesi aynen “sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi «sigorta acentesinin» portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde ediyor ve «hakkaniyet» gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilir.
Ancak, «sigorta acentesinin» haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmesi ya da kendi kusuruyla «sözleşmenin feshine» neden olması halinde tazminat hakkı düşer.” hükmünü havi olup, hüküm altına alınacak tazminat miktarı, sigorta şirketinin acentenin portföyü sayesinde elde ettiği menfaat miktarı olması gerekirken yazılı şekilde «acentenin sözleşme» devamınca yaptığı faaliyet sırasında elde ettiği kazancın faaliyet süresine bölünmesi ile bulunan miktara hükmedilmesi doğru görülmemiş kararın davalı yararına boz …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2170 E. 2017/2780 K.
Ortak:sigorta acentelik sözleşmesi · sigorta acenteliği · portföy tazminatı · acentelik sözleşmesi · acente · acentelik · hakkaniyet · maddi tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece, davalı şirketin davacı «acente» ile olan sözleşmeyi zarar veren portföy nedeniyle 15.2.2012 tarihinde feshettiği, sözleşmenin bu nedenle feshedilmesinden dolayı «sigorta poliçelerinin» davacıya «teslim» edilemediği, bunun sonucunda «acentenin» sigorta şirketinin markasına alıştırmış olduğu müşteri çevresini yitirdiği, davacı rakip firmalardan daha sonrasında aynı nitelikte poliçe temin etse bile davalı sigorta şirketinin markasına alıştırmış olduğu müşteri çevresini kaybettiği, davacının müşteri çevresini yitirmiş olduğu oranda davalının müşteri çevresini genişlettiği, sözleşmenin feshinde davacıya atfedilecek bir «kusur» bulunmadığı, davacının hem kendi hem davalı yararına oluşturduğu «müşteri portföyünden» sözleşmenin feshinden sonra istifade edemeyecek olması ve «hakkaniyet» ilkesi göz önüne alındığında yine TTK:121,122 ve BK:20 ve 5684 sayılı yasanın 23. maddesine göre davacının davalıdan «portföy tazminatı» istemeye hakkı bulunduğu, bu konuda kanuna aykırı sözleşme hükümlerinin «geçersiz» olduğu, davacının talep edebileceği tazminat miktarının ise «son» 5 yılın elde edilen kazancının yıllık ortalaması tavan olmak üzere yapılan hesaplamaya göre 46.556,12 TL olduğu gerekçesi ile «maddi tazminat» talebinin kabulü ile 46.556,12 TL'nin dava tarihinden itibaren, «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, koşulları oluşmayan manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Dava, «sigorta acentelik sözleşmesinin» haksız feshedildiği iddiasına dayalı olarak «acente» tarafından açılan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin olup, mahkemece, hükme esas alınan heyet raporu davalı vekilinin itirazlarını karşılayacak bir tespit içermemektedir.
Benzer bu karardaDava, «sigorta acentelik sözleşmesinin» haksız feshine dayalı «denkleştirme (portföy) tazminatı» istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacı ile davalılar arasında 09/03/2007 tarihinde «acentelik sözleşmesi» tesis edildiği, davacı tarafın davalıların acenteliğini 27/08/2009 tarihindeki «fesih» bildirim süresine kadar sürdürdüğü, davacının faaliyetleri sırasında davalının onayını almadan aynı zamanda başka firmaların acenteliğini yaptığı hususunda da taraflar arasında itilaf bulunmadığı bu haliyle çözülmesi gereken hukuki sorunun davalı tarafın sözleşmeyi feshetmesinin haklı «sebebe» dayanıp dayanmadığı hususuna ilişkin, olduğu davalı tarafın davacının tahsil ettiği primleri ödemesi gereken tarihlerde ödemediğini bu nedenle fesih bildirimin haklı nedene dayandığını iddia ettiği, bilirkişi raporuyla yapılan incelemede davalı tarafın bu iddiasının somut bir belgeye dayanmadığı, aynı zamanda davalı tarafın sözleşmenin feshedilmesinde davacı firmanın başka bir firmanın acenteliğini yapması hususunu haklı sebebe gerekçe gösterdiği, ancak davalı tarafın sözleşmeyi yaptığı sırada ve fesih «ihbar» süresine kadar davacının bu eylemine herhangi bir itirazda bulunmadığı bu haliyle aracılık faaliyetini zımni olarak kabul ettiği, fesih ihbarnamesinde de fesih gerekçesi olarak başka bir firmanın acenteliğinin üstlenilmesi hususunun gösterilmediği bu haliyle davalı tarafın acentelik sözleşmesine haksız olarak feshettiği yönünde mahkemece «kesin» kanaat hasıl olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından ihbar süresine uyulmadan feshedilmesinin haksız olduğu, davacının müspet ve «menfi zararının» tazmin edilmesinin gerektiği portföy zararının maddi zarar kapsamında değerlendirilebileceği, bu zararın «son» 2 yılda elde edilen kazancın yıllık ortalamasının tavan olarak hesaplanması gerektiği, bu haliyle bilirkişi raporundaki hesaplamanın yerinde olduğu anlaşılmakla davacı tarafın «portföy tazminat» talebinin dava ve «ıslah» dilekçesi doğrultusunda kabulü ile 64.428 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda «avans faizi» ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, her ne kadar davacı taraf sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle şirketin «ticari itibarının zedelendiği» gerekçesiyle manevi tazminat talebinde bulunmuş ise de bu hususu kanıtlanamadığından bu konudaki talebinin reddine, davacı tarafın fesih «ihbar sürelerine» uyulmaksızın sözleşmenin feshedilmesinden dolayı ayrıca maddi zararının bulunduğu ispat edilemediğinden «maddi tazminat» talebinin reddine karar verilmiştir.
102/«son» da saklı tutulan düzenlemeler arasında «sigorta acenteleri» ile ilgili olarak 6102 sayılı Sigortacılık Kanunu yer alırözel kanun-genel kanun ilişkisi dikkate alındığında, acenteye ilişkin hükümler sigorta acenteleri hakkında öncelikle uygulanacaktır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:önemli menfaat · bedel indirimi · ihbar süresi · denkleştirme (portföy) tazminatı · menfi zarar · ticari itibarın zedelenmesi · ticari itibar · ispat yükü
Benzer bu karardaMahkemece, davacı ile davalılar arasında 09/03/2007 tarihinde «acentelik sözleşmesi» tesis edildiği, davacı tarafın davalıların acenteliğini 27/08/2009 tarihindeki «fesih» bildirim süresine kadar sürdürdüğü, davacının faaliyetleri sırasında davalının onayını almadan aynı zamanda başka firmaların acenteliğini yaptığı hususunda da taraflar arasında itilaf bulunmadığı bu haliyle çözülmesi gereken hukuki sorunun davalı tarafın sözleşmeyi feshetmesinin haklı «sebebe» dayanıp dayanmadığı hususuna ilişkin, olduğu davalı tarafın davacının tahsil ettiği primleri ödemesi gereken tarihlerde ödemediğini bu nedenle fesih bildirimin haklı nedene dayandığını iddia ettiği, bilirkişi raporuyla yapılan incelemede davalı tarafın bu iddiasının somut bir belgeye dayanmadığı, aynı zamanda davalı tarafın sözleşmenin feshedilmesinde davacı firmanın başka bir firmanın acenteliğini yapması hususunu haklı sebebe gerekçe gösterdiği, ancak davalı tarafın sözleşmeyi yaptığı sırada ve fesih «ihbar» süresine kadar davacının bu eylemine herhangi bir itirazda bulunmadığı bu haliyle aracılık faaliyetini zımni olarak kabul ettiği, fesih ihbarnamesinde de fesih gerekçesi olarak başka bir firmanın acenteliğinin üstlenilmesi hususunun gösterilmediği bu haliyle davalı tarafın acentelik sözleşmesine haksız olarak feshettiği yönünde mahkemece «kesin» kanaat hasıl olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından ihbar süresine uyulmadan feshedilmesinin haksız olduğu, davacının müspet ve «menfi zararının» tazmin edilmesinin gerektiği portföy zararının maddi zarar kapsamında değerlendirilebileceği, bu zararın «son» 2 yılda elde edilen kazancın yıllık ortalamasının tavan olarak hesaplanması gerektiği, bu haliyle bilirkişi raporundaki hesaplamanın yerinde olduğu anlaşılmakla davacı tarafın «portföy tazminat» talebinin dava ve «ıslah» dilekçesi doğrultusunda kabulü ile 64.428 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda «avans faizi» ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, her ne kadar davacı taraf sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle şirketin «ticari itibarının zedelendiği» gerekçesiyle manevi tazminat talebinde bulunmuş ise de bu hususu kanıtlanamadığından bu konudaki talebinin reddine, davacı tarafın fesih «ihbar sürelerine» uyulmaksızın sözleşmenin feshedilmesinden dolayı ayrıca maddi zararının bulunduğu ispat edilemediğinden «maddi tazminat» talebinin reddine karar verilmiştir.
Buna mukabil müvekkil, denkleştirme talebinin «hakkaniyetE» uygun olmadığını veya «bedelin indirilmesi» gerektiğini «ispat yükü» altındadır Bu durumda, yukarıda belirlenen «denkleştirme (portföy) tazminatı» talep koşulları ile ispat kuralları gözönüne alınarak, somut olay değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Bu bağlamda, öncelikle yeni müşteri çevresinin yaratıldığını, var olan müşterilerle ilişkinin geliştirilip genişletildiğini ve bu müşteriler sebebiyle müvekkilinin «önemli menfaatler» elde ettiğini «ispat yükü» «acente» üzerindedir.
Dava, «sigorta acentelik sözleşmesinin» haksız feshine dayalı «denkleştirme (portföy) tazminatı» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/7864 E. , 2014/14452 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL (KAPATILAN) 30. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 26/02/2014
NUMARASI 2012/294-2014/36
Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) 30. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26/02/2014 tarih ve 2012/294-2014/36 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı sigorta şirketinin acentesi olduğunu, davalının herhangi bir ihbarda bulunmaksızın müvekkilinin sistemini kapattığını ve poliçe üretmesine engel olduğunu, durumun düzeltilmesi için davalıya gönderilen ihtarnamenin sonuçsuz kaldığını, davalının 15.02.2012 tarihinde ise sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, davalının aralarındaki sözleşmenin feshe ilişkin hükümlerine riayet etmediğini, müvekkili tarafından üretilen poliçelerin bir kısmının davalının diğer acentelerine yönlendirilerek, poliçelerin yenilendiğini, müşteri çevresini de davalıya bırakmak zorunda kaldığını, yeni bir acentalık buluncaya kadar geçen beş aylık süre zarfında maddi ve manev olarak zarara uğradığını ileri sürerek, 30.000 TL manevi tazminat ile müvekkilinin maddi zararının tespiti ile 22.12.2011 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalı ile müvekkili arasında aktedilen acentelik sözleşmesinin zarar eden pörtföy nedeniyle feshedildiğini, davacının tazminat hakkının bulunmadığını savunarak, davanın reddi talep etmiştir.
Mahkemece, davalı şirketin davacı acente ile olan sözleşmeyi zarar veren portföy nedeniyle 15.2.2012 tarihinde feshettiği, sözleşmenin bu nedenle feshedilmesinden dolayı sigorta poliçelerinin davacıya teslim edilemediği, bunun sonucunda acentenin sigorta şirketinin markasına alıştırmış olduğu müşteri çevresini yitirdiği, davacı rakip firmalardan daha sonrasında aynı nitelikte poliçe temin etse bile davalı sigorta şirketinin markasına alıştırmış olduğu müşteri çevresini kaybettiği, davacının müşteri çevresini yitirmiş olduğu oranda davalının müşteri çevresini genişlettiği, sözleşmenin feshinde davacıya atfedilecek bir kusur bulunmadığı, davacının hem kendi hem davalı yararına oluşturduğu müşteri portföyünden sözleşmenin feshinden sonra istifade edemeyecek olması ve hakkaniyet ilkesi göz önüne alındığında yine TTK:121,122 ve BK:20 ve 5684 sayılı yasanın 23.
maddesine göre davacının davalıdan portföy tazminatı istemeye hakkı bulunduğu, bu konuda kanuna aykırı sözleşme hükümlerinin geçersiz olduğu, davacının talep edebileceği tazminat miktarının ise son 5 yılın elde edilen kazancının yıllık ortalaması tavan olmak üzere yapılan hesaplamaya göre 46.556,12 TL olduğu gerekçesi ile maddi tazminat talebinin kabulü ile 46.556,12 TL'nin dava tarihinden itibaren, avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, koşulları oluşmayan manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sigorta acentelik sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasına dayalı olarak acente tarafından açılan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin olup, mahkemece, hükme esas alınan heyet raporu davalı vekilinin itirazlarını karşılayacak bir tespit içermemektedir. Bu itibarla mahkemece, davalı vekilinin bilirkişi raporuna karşı ileri sürdüğü ciddi itirazlarını karşılar şekilde ek rapor alınması gerekirken, davalı vekilinin anılan itirazları cevaplandırılmadan, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102169000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz