Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/1060 E. 2019/7845 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
portföy tazminatı↗ komisyon alacağı↗ acentelik sözleşmesi↗ acente↗ kâr mahrumiyeti↗ acentelik↗ ek prim↗ tbk 99↗ fesih↗ komisyon↗ kâr kaybı↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, birleşen dava yönünden verilen karar kesinleştiğinden yeniden bir karar verilmediği, asıl dava yönünden ise; davacı acente tarafından aracılık edilen ve fesih sonrası davalı ... şirketinin prim tahsiline devam ettiği uzun süreli poliçelerin yapılmamış olması, dolayısıyla davacı acentenin komisyon alacağından mahrum kalmadığı ve davalı ... şirketinin davacı acentenin kişisel gayreti ile oluşturduğu müşteri çevresinden yararlanmadığı, yine davacının portföyününü acenteliğini yaptığı diğer sigorta şirketlerine aktarabileceği ve fesih nedeniyle gelir kaybının sözkonusu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bentte belirtilen nedenler dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, acentelik sözleşmesinin haksız feshi iddiasına dayalı olarak komisyon alacağı, geç alınan komisyon alacağından doğan zarar, gelir kaybı ve portföy tazminatı isteminden ibaret olup, mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, taraflar arasında yapılan acentelik sözleşmesinin haksız feshedilmiş olduğu nazara alındığında, davacının bu nedenle belli bir gelir kaybına uğramış olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda, davacının gelir kaybına ilişkin zararının ve buna bağlı tazminat talebinin, gerektiği taktirde, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin süresi, davacı acentenin portföy genişliği ve benzeri hususlar dikkate alınmak suretiyle TBK'nın 50 ve 51. maddeleri kapsamında belirlenerek hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın davacı yararına bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/983 E. 2024/645 K.
Ortak:portföy tazminatı · komisyon alacağı · acentelik sözleşmesi · acente · kâr mahrumiyeti · acentelik · ek prim · fesih
İncelediğiniz kararda… ma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, birleşen dava yönünden verilen karar kesinleştiğinden yeniden bir karar verilmediği, asıl dava yönünden ise; davacı «acente» tarafından aracılık edilen ve «fesih» sonrası davalı ... şirketinin «prim» tahsiline devam ettiği uzun süreli poliçelerin yapılmamış olması, dolayısıyla davacı «acentenin» «komisyon alacağından» «mahrum» kalmadığı ve davalı ... şirketinin davacı acentenin kişisel gayreti ile oluşturduğu müşteri çevresinden yararlanmadığı, yine davacının portföyününü acenteliğini yaptığı diğer sigorta şirketlerine aktarabileceği ve fesih nedeniyle gelir «kaybının» sözkonusu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, «acentelik sözleşmesinin» haksız feshi iddiasına dayalı olarak «komisyon alacağı», geç alınan komisyon alacağından doğan zarar, gelir «kaybı» ve «portföy tazminatı» isteminden ibaret olup, mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, taraflar arasında yapılan «acentelik sözleşmesinin» haksız feshedilmiş olduğu nazara alındığında, davacının bu nedenle belli bir gelir «kaybına» uğramış olduğunun kabulü gerekir.
Benzer bu kararda… arih, 2015/765 E., 2018/737 K. sayılı kararı ile birleşen dava yönünden verilen karar kesinleştiğinden yeniden bir karar verilmediği, asıl dava yönünden ise; davacı «acente» tarafından aracılık edilen ve «fesih» sonrası davalı ... şirketinin «prim» tahsiline devam ettiği ... süreli poliçelerin yapılmamış olması, dolayısıyla davacı «acentenin» «komisyon alacağından» «mahrum» kalmadığı ve davalı ... şirketinin davacı acentenin kişisel gayreti ile oluşturduğu müşteri çevresinden yararlanmadığı, yine davacının portföyününü acenteliğini yaptığı diğer sigorta şirketlerine aktarabileceği ve fesih nedeniyle gelir «kaybının» sözkonusu olmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmiş, asıl davada davacı vekilince temyiz edilmiştir.
… ih, 2015/765 E. ve 2018/737 K. sayılı kararı ile birleşen dava yönünden verilen karar kesinleştiğinden yeniden bir karar verilmediği, asıl dava yönünden ise; davacı «acente» tarafından aracılık edilen ve «fesih» sonrası davalı ... şirketinin «prim» tahsiline devam ettiği ... süreli poliçelerin yapılmamış olması, dolayısıyla davacı «acentenin» «komisyon alacağından» «mahrum» kalmadığı ve davalı ... şirketinin davacı acentenin kişisel gayreti ile oluşturduğu müşteri çevresinden yararlanmadığı, yine davacının portföyünü acenteliğini yaptığı diğer sigorta şirketlerine aktarabileceği ve fesih nedeniyle gelir «kaybının» sözkonusu olmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmiş, asıl davada davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Değerlendirme 1.Asıl davaya ilişkin olarak Mahkemenin 18.07.2013 tarih, 2011/135 E. ve 2013/«257» K. sayılı kararıyla, taraflar arasında «sigorta acenteliği sözleşmesi» imzalandığı, davalı-birleşen davanın davacısının bu sözleşmeyi gerekçe göstermeden feshettiği, cevap dilekçesinde «fesih» sebepleri arasında davacı-birleşen davanın davalısının başka sigorta şirketleriyle sözleşme imzalaması olarak gösterildiği, oysa davalı-birleşen davanın davacısının Ankara Bölgü Müdürlüğünün bu yönde 17.03.2009 tarihli «açık muvafakat» verdiği, sözleşmelerin bu tarihten sonra imzalandığı, esasen anılan sözleşmelerin Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı, davalı-birleşen davanın davacısının buna karşı koymadığı, bir uyarısının bulunmadığı, ayrıca sözleşme döneminde portföyün geliştirilmediği gerekçesinin de yerinde olmadığı, bilirkişi raporuyla aksi durumun belirlendiği, «sözleşmenin feshinin» haklı olmadığı, sözleşmenin 07.07.2008 tarihinde imzalandığı ve 05.08.2010 tarihinde sona erdiği, bir yıllık «portföy tazminatına» hak kazandığı, birleşen davanın kabul edildiği, davacı-birleşen davalının diğer istemlerinin ispatlanmadığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, 672.252.42 T …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:önemli menfaat · sigorta acentelik sözleşmesi · sigorta acenteliği · açık muvafakat · komisyon bedeli · i̇i̇k 257 · sözleşmenin feshi · hakkaniyet
Benzer bu karardaDeğerlendirme 1.Asıl davaya ilişkin olarak Mahkemenin 18.07.2013 tarih, 2011/135 E. ve 2013/«257» K. sayılı kararıyla, taraflar arasında «sigorta acenteliği sözleşmesi» imzalandığı, davalı-birleşen davanın davacısının bu sözleşmeyi gerekçe göstermeden feshettiği, cevap dilekçesinde «fesih» sebepleri arasında davacı-birleşen davanın davalısının başka sigorta şirketleriyle sözleşme imzalaması olarak gösterildiği, oysa davalı-birleşen davanın davacısının Ankara Bölgü Müdürlüğünün bu yönde 17.03.2009 tarihli «açık muvafakat» verdiği, sözleşmelerin bu tarihten sonra imzalandığı, esasen anılan sözleşmelerin Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı, davalı-birleşen davanın davacısının buna karşı koymadığı, bir uyarısının bulunmadığı, ayrıca sözleşme döneminde portföyün geliştirilmediği gerekçesinin de yerinde olmadığı, bilirkişi raporuyla aksi durumun belirlendiği, «sözleşmenin feshinin» haklı olmadığı, sözleşmenin 07.07.2008 tarihinde imzalandığı ve 05.08.2010 tarihinde sona erdiği, bir yıllık «portföy tazminatına» hak kazandığı, birleşen davanın kabul edildiği, davacı-birleşen davalının diğer istemlerinin ispatlanmadığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, 672.252.42 T …
Dairemizin 11.11.2014 tarih, 2013/16672 E. ve 2014/17367 K. sayılı kararıyla taraf vekillerinin sair temyiz itirazları reddedilerek «portföy tazminatına» ilişkin olarak, hükmedilen portföy tazminatı, taraflar arasındaki sözleşmenin yürürlükte kaldığı süre itibariyle ortalama günlük net «komisyon alacağı» dikkate alınarak bir yıllık süreye göre tayin edildiği ancak, bu hesaplama yapılırken davacı-birleşen davanın davalısı «acentenin», davalı-birleşen davanın davacısı adına ne tür poliçeler düzenlediği, bu poliçelerin süreleri, davalı-birleşen davanın davacısının ne gibi «önemli menfaatler» elde edeceği ve «hakkaniyet» ilkesi gereği portföy tazminatı verilmesinin gerekip gerekmediği hususları tartışılmadığı, bu durum karşısında, davalı-birleşen davanın davacısı vekilinin, bilirkişilerin uzmanlığı da «dahil» olmak üzere rapora yönelik itirazları üzerinde durulup, portföy tazminatı isteminin buna göre değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğine iş …
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada davacı «acentenin» yapmış olduğu işlerin niteliği, sözleşme süresi ve portföy genişliği dikkate alındığında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 122 nci maddesi kapsamında «portföy tazminatını» hak ettiği, 6102 sayılı Kanun'un 122 nci maddesinin birinci fıkrası ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun (5684 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin onaltıncı fıkrasındaki kriterin alınan bilirkişi raporlarında belirtildiği gibi gerçeklediği, başka bir deyişle davacı tarafın sağladığı müşteri çevresinin sözleşmenin sona ermesinden sonra da devam ettiği ve bundan davalının faydalandığı, dolayısıyla somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde davacıya denkleştirme tazminatı ödenmesinin «hakkaniyete» uygun olduğu gözetilerek bozma kararından sonra alınan bilirkişi raporunda belirtilen davacının portföy tazminatına hak etmediği görüşüne itibar edilmediği ve davacının 672.252,42 TL portföy tazminatına hak kazandığının kabul edildiği, davacının gelir «kaybına» ilişkin zararının ise 283,31 TL olduğu bilirkişi raporu ile belirlendiği, ancak, dava dilekçesi dikkate alındığında, «komisyon» alacak bedeli olarak 1.000,00 TL, komisyon alacaklarından kaynaklanan zararlar için 1.000,00 TL, haksız ve usulsüz «fesih» nedeniyle uğranılan gelir kaybı için 5.000,00 TL ve portföy tazminatı alacağı olarak 5.000,00 TL talep edildiği, «ıslah» dilekçesinde ise dava değerinin sadece portföy tazminatı yönünden arttırıldığı, bu durumda, talepten fazlaya hükmedilmeyeceği için 283,31 TL gelir kaybına ilişkin …
Hukuk Dairesinin 11.10.2014 ve 04.12.2019 tarihli bozma kararlarındaki davacının «portföy tazminat» hakkının bulunmadığı yönündeki «kesin» kararına açık bir aykırılık oluşturduğunu, 04.12.2019 tarihli bozma kararında sadece 6098 sayılı Kanun'un 50 ve 51 ... maddeye göre haksız fesihten kaynaklanan gelir «kaybı» zararının belirlenmesi istenmiş olmasına rağmen portföy tazminatına hükmedilmesinin hiçbir yasal dayanağının olmadığını, bilirkişi heyetinin, herhangi bir portföy tazminatına hak kazanılmamış olduğunu net bir biçimde bildirmiş olmasına rağmen bilirkişi heyetinin görüşlerine itibar edilmeyerek ve bunun hukuki dayanağının ne olduğunun açıklanmayarak hukuki dayanaktan yoksun bir hükme varıldığını, davacının portföy tazminatına hak kazanmadığı 04.12.2019 tarihli Yargıtay kararı ile kesin hüküm haline gelmiş olmasına rağmen hem de portföy tazminatının hiçbir unsurunun irdelenmeyerek portföy tazminatına hükmedilmiş olmasının kesin hüküm kuralına aykırılık oluşturduğunu, kararda, bozma kararı ile ilgili hiçbir öngörünün değerlendirmemiş olması, bozma kararı ile hiçbir ilgisi olmayan bir şekilde hükme varılmış olmasının hukuki bir dayanağının bulunmadığını, sigortacılıkta portföyün ne anlama geldiği, portföy kavramının ne olduğu, her üretimin portföy olarak kabul edilip edilemeyeceği, özellikle trafik üretiminin portföy olarak kabul edilip edilmeyeceği hususlarının hiç irdelenmediğini, portföy tazminatının bir diğer önemli unsurlarından biri olan fesihten sonra devam eden üretimin mevcut olması olgusuna bakmadan, fesihten sonra hangi branşta kaç poliçenin devam ettiği saptanmadan yapılmış olan hesaplamanın eksik, yanlış ve işin özüne aykırı olacağının dikkate alınmadığını, denkleştirme tazminatının en önemli unsuru olarak kabul edilen "önemli kazanımın ne olduğu? sigortacılıkta önemli kazanımın nasıl sağlanabileceği?" konularında da ... bir saptama ve değerlendirme yapılmadığını, ... ve asıl dikkate alınması gereken limit, fesihten sonra devam eden üretime isabet eden «komisyon bedeli» olmasına rağmen «son» 5 yılın komisyon ortalamasının limit olarak esas alınmış olması, son beş yıl komisyon ortalamasının hiçbir değerlendirme yapılmaksızın her halükarda esas alınması …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12426 E. 2011/7188 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:müşteri portföyü · ticari işletme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının yaptığı işin devir ettiği işletmenin iştigal konusu ile aynı olmadığı, aynı olsa bile devredilen «ticari işletmenin» «müşteri portföyünü» etkileyecek nitelikte olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/7542 E. 2014/16209 K.
Ortak:portföy tazminatı · acentelik sözleşmesi · acentelik · fesih
İncelediğiniz kararda2- Dava, «acentelik sözleşmesinin» haksız feshi iddiasına dayalı olarak «komisyon alacağı», geç alınan komisyon alacağından doğan zarar, gelir «kaybı» ve «portföy tazminatı» isteminden ibaret olup, mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
… ma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, birleşen dava yönünden verilen karar kesinleştiğinden yeniden bir karar verilmediği, asıl dava yönünden ise; davacı «acente» tarafından aracılık edilen ve «fesih» sonrası davalı ... şirketinin «prim» tahsiline devam ettiği uzun süreli poliçelerin yapılmamış olması, dolayısıyla davacı «acentenin» «komisyon alacağından» «mahrum» kalmadığı ve davalı ... şirketinin davacı acentenin kişisel gayreti ile oluşturduğu müşteri çevresinden yararlanmadığı, yine davacının portföyününü acenteliğini yaptığı diğer sigorta şirketlerine aktarabileceği ve fesih nedeniyle gelir «kaybının» sözkonusu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, taraflar arasında yapılan «acentelik sözleşmesinin» haksız feshedilmiş olduğu nazara alındığında, davacının bu nedenle belli bir gelir «kaybına» uğramış olduğunun kabulü gerekir.
Benzer bu kararda… mece iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşme hükümlerine uygun olarak ve geçerli bir biçimde feshedilen «acentelik sözleşmesi» nedeniyle davacının «kişilik haklarının ihlale» uğradığından bahsedilemeyeceğinden manevi tazminat talebinin yasal koşullarının oluşmadığı ve yine davacının talep ettiği «portföy tazminatına» hak kazandığını ispat edemediği gerekçesiyle, maddi ve manevi tazminat talebine yönelik davanın reddine, davacının davalıya herhangi bir borcu bulunmaması nedeniyle «teminat» «ipoteğinin kaldırılması» gerekmekte ise de, dava sırasında davalı sigorta şirketi tarafından ipoteğin kaldırılmış olduğu anlaşılmakla konusu kalmayan bu talep hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 19/2 maddesi uyarınca davalının herhangi bir sebep göstermeksizin «acentelik sözleşmesini» «fesih» hakkına sahip olması nedeniyle bu hakkı kullanmasının «haksız fesih» oluşturmayacağı kabul edilmiş ise de, sözleşme ile davalıya tanınan bu hakkın da yasaya ve «iyiniyet kurallarına» uygun bir şekilde kullanılması gerekmektedir.
1-Dava, davalı sigorta şirketi tarafından «acentelik sözleşmesinin» sebepsiz feshedildiği iddiasına dayalı olarak açılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, yukarıda özetlenen gerekçe ile davacının tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kişilik haklarının ihlali · haksız fesih · ipoteğin kaldırılması · iyiniyet kuralı · kişilik hakları · iyiniyet · yetkisizlik kararı · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu kararda… mece iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşme hükümlerine uygun olarak ve geçerli bir biçimde feshedilen «acentelik sözleşmesi» nedeniyle davacının «kişilik haklarının ihlale» uğradığından bahsedilemeyeceğinden manevi tazminat talebinin yasal koşullarının oluşmadığı ve yine davacının talep ettiği «portföy tazminatına» hak kazandığını ispat edemediği gerekçesiyle, maddi ve manevi tazminat talebine yönelik davanın reddine, davacının davalıya herhangi bir borcu bulunmaması nedeniyle «teminat» «ipoteğinin kaldırılması» gerekmekte ise de, dava sırasında davalı sigorta şirketi tarafından ipoteğin kaldırılmış olduğu anlaşılmakla konusu kalmayan bu talep hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 19/2 maddesi uyarınca davalının herhangi bir sebep göstermeksizin «acentelik sözleşmesini» «fesih» hakkına sahip olması nedeniyle bu hakkı kullanmasının «haksız fesih» oluşturmayacağı kabul edilmiş ise de, sözleşme ile davalıya tanınan bu hakkın da yasaya ve «iyiniyet kurallarına» uygun bir şekilde kullanılması gerekmektedir.
Bu nedenle, sözleşmenin 19/2 maddesine göre davalının «fesih» «yetkisini» kullanmasının açıkça hak ihlali olup olmadığının, başka bir deyişle sözleşmedeki bu hükme dayalı olarak yapılan fesih bildirimi ve kullanılan fesih hakkının yasa ve «iyiniyet kurallarına» göre haklı sebeplere dayalı bir kullanım niteliğinde bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekirken, sadece işbu sözleşme hükmüne dayalı olarak herhangi bir sebep …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/1060 E. , 2019/7845 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 21.11.2018 tarih ve 2015/765-2018/738 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında düzenlenen sigorta acenteliği sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshedildiğini ileri sürerek ve ıslah isteminde bulunarak, ödenmemiş komisyon alacağı için 1.000,00 TL, geç ödenen ve alıkonulan komisyon alacağından kaynaklanan zarardan dolayı 1.000,00 TL, gelir kaybından dolayı 1.000,00 TL ve portföy tazminatı 667.252,42 TL'nin 01.01.2009 tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yetkili mahkemenin sözleşmede belirtildiği üzere İstanbul mahkemeleri olduğunu, anılan sözleşmenin feshedildiğini, müvekkilinin alacağının bulunduğunu, sözleşme hükümlerine göre müvekkilinin sözleşmeyi feshedebileceğini, esasen davacının ihlali nedeniyle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, başka sigorta şirketinin de acenteliğini yaptığının belirlendiğini, portföy veya başka adla tazminat istemeyeceğinin kararlaştırıldığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili, müvekkilinin sigorta acenteliği sözleşmesinden dolayı bakiye prim alacağının bulunduğunu ileri sürerek, 9.059,80 TL'nin avans faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, birleşen dava yönünden verilen karar kesinleştiğinden yeniden bir karar verilmediği, asıl dava yönünden ise; davacı acente tarafından aracılık edilen ve fesih sonrası davalı ... şirketinin prim tahsiline devam ettiği uzun süreli poliçelerin yapılmamış olması, dolayısıyla davacı acentenin komisyon alacağından mahrum kalmadığı ve davalı ... şirketinin davacı acentenin kişisel gayreti ile oluşturduğu müşteri çevresinden yararlanmadığı, yine davacının portföyününü acenteliğini yaptığı diğer sigorta şirketlerine aktarabileceği ve fesih nedeniyle gelir kaybının sözkonusu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bentte belirtilen nedenler dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, acentelik sözleşmesinin haksız feshi iddiasına dayalı olarak komisyon alacağı, geç alınan komisyon alacağından doğan zarar, gelir kaybı ve portföy tazminatı isteminden ibaret olup, mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, taraflar arasında yapılan acentelik sözleşmesinin haksız feshedilmiş olduğu nazara alındığında, davacının bu nedenle belli bir gelir kaybına uğramış olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda, davacının gelir kaybına ilişkin zararının ve buna bağlı tazminat talebinin, gerektiği taktirde, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin süresi, davacı acentenin portföy genişliği ve benzeri hususlar dikkate alınmak suretiyle TBK'nın 50 ve 51. maddeleri kapsamında belirlenerek hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın davacı yararına bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 04/12/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/555992700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz