Sigorta acenteliği
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/17517 E. 2014/18559 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sigorta acenteliği↗ portföy tazminatı↗ komisyon alacağı↗ zimmet↗ acentelik sözleşmesi↗ sigorta ettiren↗ acente↗ acentelik↗ ek prim↗ yenileme↗ fesih↗ komisyon↗ temerrüt faizi↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı acentenin sigortalılardan tahsil ettiği primleri zimmetine geçirdiğinin ispatı yönünden davalının herhangi bir delil sunmadığı, davacıya gönderilen fesih ve azilnamede de acentenin borcuna değil poliçelerin prim taksitlerine dayanıldığı, bu durumda davalının acentelik sözleşmesinin feshinde haklı olmadığı, davalının kayıt ve belgelerini denetime açmaması nedeni ile 2007 yılına ilişkin komisyon gider belgelerindeki branş poliçelerinin yenilendiği varsayılarak 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 23/15. fıkrası uyarınca davacının 13.341,95 TL alacağının bulunduğunun tespit edildiği, acentelik sözleşmesinin feshinde davacının herhangi bir kusurunun bulunmaması nedeni ile portföy tazminatına da hak kazandığı ve bunun da 22.598,08 TL olarak hesaplandığı, her ne kadar davacı ek sözleşme ile hastalık branşında %20 komisyon alacağı belirlendiğini ileri sürmüş ise de ilk üretim tarihinden itibaren davalı sigorta şirketinin %5 komisyon tahakkuk ettirdiği ve davacının da uzun yıllar boyunca itiraz etmeden bu oranı kabul ettiği, dolayısıyla grup sağlık sigortalarına dayalı eksik komisyon ödemesinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 35.940,03 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı ile davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacının tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, acentelik sözleşmesinin feshinden kaynaklanan portföy tazminatı ile birikmiş komisyon alacağının tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, davalının acentelik sözleşmesini fesihte haksız olduğu, dolayısıyla davacının portföy tazminatına hak kazandığı, ayrıca bakiye komisyon alacağının da bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, bu davanın tarafları arasında görülen ve Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen Beyoğlu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2008/36 Esas, 2009/178 Karar sayılı dosyasında, davalı sigorta şirketinin acentelik sözleşmesini haklı nedenlerle feshettiği hükme bağlanmış olup artık bu hususun tartışma konusu yapılması söz konusu değildir. Bu itibarla, mahkemece, davalı sigorta şirketinin taraflar arasındaki acentelik sözleşmesini haklı nedenle feshetmesi karşısında acente lehine 5684 sayılı Kanun'un 23/16. maddesi uyarınca portföy tazminatına hükmedilemeyeceği gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3-5684 sayılı Kanun'un 23/15. maddesinde, sigorta acentesinin, acentelik sözleşmesinin sona ermesi halinde, sigorta ettirenlerle yaptığı veya kısa bir süre içinde yapacağı işlerle ilgili sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği komisyona hak kazanacağı düzenlenmiştir. Mahkemece söz konusu hüküm uyarınca davacının komisyon alacağı olduğu kabul edilerek bu miktar hüküm altına alınmış ise de somut olayda davacının bu madde kapsamında herhangi bir talebi bulunmamaktadır. Davacı, taraflar arasındaki sözleşmede belirtilen oran üzerinden değil, daha düşük bir oran üzerinden kendisine komisyon ödendiğini ileri sürerek, sözleşmedeki orana göre hesaplanacak komisyonun tahsilini istemiş, mahkemece de eksik komisyon ödemesinin bulunmadığı tespit edilmiştir. O halde, davacı tarafça 5684 sayılı Kanun'un 23/15. maddesi uyarınca bir tazminat talebi olmamasına rağmen mahkemece talep olunmayan bir şeye hükmedilmesi de doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14370 E. 2014/17136 K.
Ortak:sigorta acenteliği · portföy tazminatı · komisyon alacağı · acentelik sözleşmesi · sigorta ettiren · acente · acentelik · fesih
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı «acentenin» sigortalılardan tahsil ettiği primleri «zimmetine» geçirdiğinin ispatı yönünden davalının herhangi bir delil sunmadığı, davacıya gönderilen «fesih» ve azilnamede de acentenin borcuna değil poliçelerin «prim» taksitlerine dayanıldığı, bu durumda davalının «acentelik sözleşmesinin» feshinde haklı olmadığı, davalının kayıt ve belgelerini denetime açmaması nedeni ile 2007 yılına ilişkin «komisyon» gider belgelerindeki branş poliçelerinin «yenilendiği» varsayılarak 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 23/15. fıkrası uyarınca davacının 13.341,95 TL alacağının bulunduğunun tespit edildiği, acentelik sözleşmesinin feshinde davacının herhangi bir kusurunun bulunmaması nedeni ile «portföy tazminatına» da hak kazandığı ve bunun da 22.598,08 TL olarak hesaplandığı, her ne kadar davacı ek sözleşme ile hastalık branşında %20 «komisyon alacağı» belirlendiğini ileri sürmüş ise de ilk üretim tarihinden itibaren davalı sigorta şirketinin %5 komisyon tahakkuk ettirdiği ve davacının da uzun yıllar boyunca itiraz etmeden bu oranı kabul ettiği, dolayısıyla grup sağlık sigortalarına dayalı eksik komisyon ödemesinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 35.940,03 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, «acentelik sözleşmesinin» feshinden kaynaklanan «portföy tazminatı» ile birikmiş «komisyon alacağının» tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, davalının acentelik sözleşmesini fesihte haksız olduğu, dolayısıyla davacının portföy tazminatına hak kazandığı, ayrıca bakiye komisyon alacağının da bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, davalı sigorta şirketinin taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesini» haklı nedenle feshetmesi karşısında «acente» lehine 5684 sayılı Kanun'un 23/16. maddesi uyarınca «portföy tazminatına» hükmedilemeyeceği gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında belirsiz süreli «acentelik sözleşmesinin» bulunduğu, bu sözleşmenin davalı tarafından haksız biçimde feshedildiği, «haksız fesih» nedeniyle davacının «komisyon alacağı» ve «portföy tazminatı» talep hakkının bulunduğu, ayrıca komisyon oranlarının davalı tarafından tek taraflı olarak düşürülerek davacıya eksik komisyon ödemesi yapıldığı, dolayısıyla bu mi …
2-Dava, taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesinin» davalı tarafından haksız olarak feshedildiği iddiasına dayalı «komisyon alacağı» ve «portföy tazminatı» ile birlikte manevi tazminatın davalıdan tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiği, «haksız fesih» nedeniyle davacının komisyon alacağı ve portföy tazminatı talep hakkının doğduğu, ayrıca komisyon oranlarının da davalı tarafça tek taraflı olarak düşürülerek dava …
Ancak, taraflar arasında düzenlenen «acentelik sözleşmesinde», «acente» için sabit bir «komisyon» oranı benimsenmemiş, yasada belirtilen oranlara atıf yapılmış olduğu gibi ayrıca davacı tarafça, davalı tarafından yapılan komisyon ödemelerindeki oranlara uzun süre itiraz edilmeden benimsendiğinden artık birikmiş «komisyon alacağının» tahsilinin istenilmesi mümkün değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:önemli menfaat · haksız fesih · takas · sözleşmenin feshi · hakkaniyet · olumsuz oy · eksik inceleme · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda3-Ayrıca, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 23/15. maddesinde, “Sigorta «acentesi», «acentelik sözleşmesinin» sona ermesi halinde, «sigorta ettirenlerle» yaptığı veya kısa bir süre içinde yapacağı işlerle ilgili sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği «komisyona» hak kazanır. “ düzenlemesine yer verildikten sonra 16. fıkrası ise “Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi «sigorta acentesinin» portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde ediyor ve «hakkaniyet» gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilir.
4-Öte yandan davalı tarafça, davacıya ödenen avans «komisyon» nedeniyle davacıdan alacaklı bulunduğu ve «takas» itirazlarının olduğu yönünde savunma yapılmış olmasına rağmen mahkemece anılan konuda olumlu «olumsuz» herhangi bir değerlendirme yapılmamış olup bu husus da hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında belirsiz süreli «acentelik sözleşmesinin» bulunduğu, bu sözleşmenin davalı tarafından haksız biçimde feshedildiği, «haksız fesih» nedeniyle davacının «komisyon alacağı» ve «portföy tazminatı» talep hakkının bulunduğu, ayrıca komisyon oranlarının davalı tarafından tek taraflı olarak düşürülerek davacıya eksik komisyon ödemesi yapıldığı, dolayısıyla bu mi …
2-Dava, taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesinin» davalı tarafından haksız olarak feshedildiği iddiasına dayalı «komisyon alacağı» ve «portföy tazminatı» ile birlikte manevi tazminatın davalıdan tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiği, «haksız fesih» nedeniyle davacının komisyon alacağı ve portföy tazminatı talep hakkının doğduğu, ayrıca komisyon oranlarının da davalı tarafça tek taraflı olarak düşürülerek dava …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/4956 E. 2013/6843 K.
Ortak:portföy tazminatı · komisyon alacağı · acentelik sözleşmesi · acente · acentelik · ek prim · fesih · komisyon
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı «acentenin» sigortalılardan tahsil ettiği primleri «zimmetine» geçirdiğinin ispatı yönünden davalının herhangi bir delil sunmadığı, davacıya gönderilen «fesih» ve azilnamede de acentenin borcuna değil poliçelerin «prim» taksitlerine dayanıldığı, bu durumda davalının «acentelik sözleşmesinin» feshinde haklı olmadığı, davalının kayıt ve belgelerini denetime açmaması nedeni ile 2007 yılına ilişkin «komisyon» gider belgelerindeki branş poliçelerinin «yenilendiği» varsayılarak 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 23/15. fıkrası uyarınca davacının 13.341,95 TL alacağının bulunduğunun tespit edildiği, acentelik sözleşmesinin feshinde davacının herhangi bir kusurunun bulunmaması nedeni ile «portföy tazminatına» da hak kazandığı ve bunun da 22.598,08 TL olarak hesaplandığı, her ne kadar davacı ek sözleşme ile hastalık branşında %20 «komisyon alacağı» belirlendiğini ileri sürmüş ise de ilk üretim tarihinden itibaren davalı sigorta şirketinin %5 komisyon tahakkuk ettirdiği ve davacının da uzun yıllar boyunca itiraz etmeden bu oranı kabul ettiği, dolayısıyla grup sağlık sigortalarına dayalı eksik komisyon ödemesinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 35.940,03 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, «acentelik sözleşmesinin» feshinden kaynaklanan «portföy tazminatı» ile birikmiş «komisyon alacağının» tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, davalının acentelik sözleşmesini fesihte haksız olduğu, dolayısıyla davacının portföy tazminatına hak kazandığı, ayrıca bakiye komisyon alacağının da bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, davalı sigorta şirketinin taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesini» haklı nedenle feshetmesi karşısında «acente» lehine 5684 sayılı Kanun'un 23/16. maddesi uyarınca «portföy tazminatına» hükmedilemeyeceği gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaAcente bu «fesih» neticesi bir hak ve tazminat isteyemez, portföy konusunda bir hak, «komisyon», tazminat, «kar kaybı» gibi taleplerde bulunamaz.” Davalı ... şirketi vekili de müvekkilinin bu maddeye dayanarak sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini, zira davacı «acentenin sözleşmeye» ve mevzuata aykırı davrandığını, acentelik hizmeti ile bağdaşmayacak işlerle iştigal ettiğini, müvekkilinin ve kendisinin itibarını zedeleyecek işlemlerde bulunduğunu, bir müşterisinin kredi kartından başka bir müşterisinin «prim» borcunu tahsil ettiğini, sigortalılarından tahsil ettiği primleri müvekkiline intikal ettirmediğini, yüksek miktarda «cari hesap» borcunun bulunduğunu, bu nedenle davacının «portföy tazminatı» isteyemeyeceğini savunmuş, mahkemece davalının bu savunması incelenmemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, «acentelik sözleşmesinin» taraflardan herhangi birisi tarafından «fesih» edilmesi durumunda acentenin bütün haklarından «feragat» ettiği anlamına gelen 11.1. ve 11... maddelerinin, acentenin ekonomik özgürlüğünü tek taraflı «kısıtlayıcı» nitelikte olduğundan, anılan hükümlerin B.K.'nın .... maddesinin «emredici» hükmüne aykırılığı nedeniyle «geçersiz» kabul edilmesi gerektiği, acentenin şartları oluşmuşsa «portföy tazminatı» talep edebileceği, davacının «son» beş yıla ait «komisyon» toplamı 415.602,...
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. ...- Ancak dava, «acentelik sözleşmesinden» kaynaklanan «portföy tazminatının» tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kar kaybı · emredici hüküm · temerrüt tarihi · cari hesap · kısıtlılık · sözleşmenin feshi · sigorta sözleşmesi · kâr kaybı
Benzer bu karardaAcente bu «fesih» neticesi bir hak ve tazminat isteyemez, portföy konusunda bir hak, «komisyon», tazminat, «kar kaybı» gibi taleplerde bulunamaz.” Davalı ... şirketi vekili de müvekkilinin bu maddeye dayanarak sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini, zira davacı «acentenin sözleşmeye» ve mevzuata aykırı davrandığını, acentelik hizmeti ile bağdaşmayacak işlerle iştigal ettiğini, müvekkilinin ve kendisinin itibarını zedeleyecek işlemlerde bulunduğunu, bir müşterisinin kredi kartından başka bir müşterisinin «prim» borcunu tahsil ettiğini, sigortalılarından tahsil ettiği primleri müvekkiline intikal ettirmediğini, yüksek miktarda «cari hesap» borcunun bulunduğunu, bu nedenle davacının «portföy tazminatı» isteyemeyeceğini savunmuş, mahkemece davalının bu savunması incelenmemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, «acentelik sözleşmesinin» taraflardan herhangi birisi tarafından «fesih» edilmesi durumunda acentenin bütün haklarından «feragat» ettiği anlamına gelen 11.1. ve 11... maddelerinin, acentenin ekonomik özgürlüğünü tek taraflı «kısıtlayıcı» nitelikte olduğundan, anılan hükümlerin B.K.'nın .... maddesinin «emredici» hükmüne aykırılığı nedeniyle «geçersiz» kabul edilmesi gerektiği, acentenin şartları oluşmuşsa «portföy tazminatı» talep edebileceği, davacının «son» beş yıla ait «komisyon» toplamı 415.602,...
Taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesinin» 11... maddesine göre “acentenin mevzuata, talimatlara, sözleşmeye uymaması, verimsiz çalışması, sigortacının veya kendisinin itibarına zarar vermesi halinde, «sigortacı sözleşmeyi» derhal feshedebilir.
Oysa mülga 6762 sayılı ...’nın 133/1. maddesi haklı nedenlerle sözleşmenin her zaman feshedilebileceğini, 134/1. maddesi haklı neden olmadan «sözleşmenin feshi» halinde ancak başlanmış işlerin tamamlanmaması dolayısıyla uğranılan zararın tazmininin istenebileceğini, mülga 818 sayılı BK’nın 108/.... maddesi ise sözleşmenin feshinde kusurlu olan tarafın akdin hükümsüzlüğünden dolayı tazminat isteyemeyeceğini düzenlemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14565 E. 2014/16277 K.
Ortak:sigorta acenteliği · portföy tazminatı · acentelik sözleşmesi · acentelik · fesih · komisyon
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı «acentenin» sigortalılardan tahsil ettiği primleri «zimmetine» geçirdiğinin ispatı yönünden davalının herhangi bir delil sunmadığı, davacıya gönderilen «fesih» ve azilnamede de acentenin borcuna değil poliçelerin «prim» taksitlerine dayanıldığı, bu durumda davalının «acentelik sözleşmesinin» feshinde haklı olmadığı, davalının kayıt ve belgelerini denetime açmaması nedeni ile 2007 yılına ilişkin «komisyon» gider belgelerindeki branş poliçelerinin «yenilendiği» varsayılarak 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 23/15. fıkrası uyarınca davacının 13.341,95 TL alacağının bulunduğunun tespit edildiği, acentelik sözleşmesinin feshinde davacının herhangi bir kusurunun bulunmaması nedeni ile «portföy tazminatına» da hak kazandığı ve bunun da 22.598,08 TL olarak hesaplandığı, her ne kadar davacı ek sözleşme ile hastalık branşında %20 «komisyon alacağı» belirlendiğini ileri sürmüş ise de ilk üretim tarihinden itibaren davalı sigorta şirketinin %5 komisyon tahakkuk ettirdiği ve davacının da uzun yıllar boyunca itiraz etmeden bu oranı kabul ettiği, dolayısıyla grup sağlık sigortalarına dayalı eksik komisyon ödemesinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 35.940,03 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, «acentelik sözleşmesinin» feshinden kaynaklanan «portföy tazminatı» ile birikmiş «komisyon alacağının» tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, davalının acentelik sözleşmesini fesihte haksız olduğu, dolayısıyla davacının portföy tazminatına hak kazandığı, ayrıca bakiye komisyon alacağının da bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
3-5684 sayılı Kanun'un 23/15. maddesinde, «sigorta acentesinin», «acentelik sözleşmesinin» sona ermesi halinde, «sigorta ettirenlerle» yaptığı veya kısa bir süre içinde yapacağı işlerle ilgili sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği «komisyona» hak kazanacağı düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacı «acentenin sözleşmesinin» feshinde haklı bir nedeninin tespit edilemediği, dosyada yer alan ve acentelik sözleşmesinin «fesih» tarihinden sonra akdedilmiş «sigorta sözleşmelerine» ait çok sayıda «sigorta poliçesinden» davalı şirketin acentelik sözleşmesinin feshinden sonra da davacı acentenin oluşturduğu «müşteri çevresi» sayesinde menfaat elde ettiği, buna karşılık davacı acentenın ise akdedilen bu sözleşmeler dolayısıyla acentelik sözleşmesi devam etmiş olsaydı elde edeceği «komisyon» isteme hakkını kaybettiği için somut olayda «portföy tazminatının» ödenmesi gerektiği, acentelik sözleşmesinin 24. maddesinde düzenlenen acentenin «sözleşmenin feshi» halinde davalıdan herhangi bir hak ve tazminat talep edemeyeceği düzenlemesi ise «haksız şart» niteliğinde olduğundan mahkemece gözönüne alınmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 241.076 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, «sigorta acentesinin» haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmesi ya da kendi kusuruyla «sözleşmenin feshine» neden olması halinde tazminat hakkı düşer.” hükmünü havi olup, hüküm altına alınacak tazminat miktarı, sigorta şirketinin acentenin portföyü sayesinde elde ettiği menfaat miktarı olması gerekirken yazılı şekilde «acentenin sözleşme» devamınca yaptığı faaliyet sırasında elde ettiği kazancın faaliyet süresine bölünmesi ile bulunan miktara hükmedilmesi doğru görülmemiş kararın davalı yararına boz …
2- Dava, «acentelik sözleşmesinin» haksız feshi nedeniyle 5684 Sayılı Sigortacılık Kanununun 23/16 maddesi gereğince denkleştirme tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:önemli menfaat · müşteri çevresi · haksız şart · sözleşmenin feshi · ticari faiz · sigorta sözleşmesi · hakkaniyet · sigorta poliçesi
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacı «acentenin sözleşmesinin» feshinde haklı bir nedeninin tespit edilemediği, dosyada yer alan ve acentelik sözleşmesinin «fesih» tarihinden sonra akdedilmiş «sigorta sözleşmelerine» ait çok sayıda «sigorta poliçesinden» davalı şirketin acentelik sözleşmesinin feshinden sonra da davacı acentenin oluşturduğu «müşteri çevresi» sayesinde menfaat elde ettiği, buna karşılık davacı acentenın ise akdedilen bu sözleşmeler dolayısıyla acentelik sözleşmesi devam etmiş olsaydı elde edeceği «komisyon» isteme hakkını kaybettiği için somut olayda «portföy tazminatının» ödenmesi gerektiği, acentelik sözleşmesinin 24. maddesinde düzenlenen acentenin «sözleşmenin feshi» halinde davalıdan herhangi bir hak ve tazminat talep edemeyeceği düzenlemesi ise «haksız şart» niteliğinde olduğundan mahkemece gözönüne alınmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 241.076 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Oysa 5684 sayılı yasanın 23/16 maddesi aynen “sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi «sigorta acentesinin» portföyü sayesinde «önemli menfaatler» elde ediyor ve «hakkaniyet» gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilir.
Ancak, «sigorta acentesinin» haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmesi ya da kendi kusuruyla «sözleşmenin feshine» neden olması halinde tazminat hakkı düşer.” hükmünü havi olup, hüküm altına alınacak tazminat miktarı, sigorta şirketinin acentenin portföyü sayesinde elde ettiği menfaat miktarı olması gerekirken yazılı şekilde «acentenin sözleşme» devamınca yaptığı faaliyet sırasında elde ettiği kazancın faaliyet süresine bölünmesi ile bulunan miktara hükmedilmesi doğru görülmemiş kararın davalı yararına boz …
1 benzer karar daha
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6760 E. 2016/889 K.
Ortak:portföy tazminatı · acentelik sözleşmesi · acentelik · komisyon
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı «acentenin» sigortalılardan tahsil ettiği primleri «zimmetine» geçirdiğinin ispatı yönünden davalının herhangi bir delil sunmadığı, davacıya gönderilen «fesih» ve azilnamede de acentenin borcuna değil poliçelerin «prim» taksitlerine dayanıldığı, bu durumda davalının «acentelik sözleşmesinin» feshinde haklı olmadığı, davalının kayıt ve belgelerini denetime açmaması nedeni ile 2007 yılına ilişkin «komisyon» gider belgelerindeki branş poliçelerinin «yenilendiği» varsayılarak 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 23/15. fıkrası uyarınca davacının 13.341,95 TL alacağının bulunduğunun tespit edildiği, acentelik sözleşmesinin feshinde davacının herhangi bir kusurunun bulunmaması nedeni ile «portföy tazminatına» da hak kazandığı ve bunun da 22.598,08 TL olarak hesaplandığı, her ne kadar davacı ek sözleşme ile hastalık branşında %20 «komisyon alacağı» belirlendiğini ileri sürmüş ise de ilk üretim tarihinden itibaren davalı sigorta şirketinin %5 komisyon tahakkuk ettirdiği ve davacının da uzun yıllar boyunca itiraz etmeden bu oranı kabul ettiği, dolayısıyla grup sağlık sigortalarına dayalı eksik komisyon ödemesinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 35.940,03 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, «acentelik sözleşmesinin» feshinden kaynaklanan «portföy tazminatı» ile birikmiş «komisyon alacağının» tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, davalının acentelik sözleşmesini fesihte haksız olduğu, dolayısıyla davacının portföy tazminatına hak kazandığı, ayrıca bakiye komisyon alacağının da bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, davalı sigorta şirketinin taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesini» haklı nedenle feshetmesi karşısında «acente» lehine 5684 sayılı Kanun'un 23/16. maddesi uyarınca «portföy tazminatına» hükmedilemeyeceği gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaDava, taraflar arasında akdedilen «acentelik sözleşmesinin» davalı ... şirketi tarafından haksız feshi nedeniyle 5684 sayılı Yasa kapsamında doğduğu iddia edilen «komisyon» ve «portföy tazminatı» alacağının tahsili istemi ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde, takibin «yetkisiz» icra dairesinde yapıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında «acentelik sözleşmesi» düzenlendiği, sözleşmenin davalı tarafça tek taraflı olarak feshedilmesi üzerine davacının davalı aleyhine takip başlattığı, davalının adresinin İstanbul olduğu, «sözleşmelerden doğan» takip ve davalarda sözleşmenin «ifa» edileceği yerin de yetkili olduğu, bu itibarla, davalının «yerleşim yerinin» ve «sözleşmenin ifa yerinin» İstanbul olduğu, davalının yetkili icra dairesini de itiraz dilekçesinde gösterdiği gerekçesiyle, davalının icra müdürlüğünün «yetkisine» yapmış olduğu itirazının kabulü ile, İcra Müdürlüğü'nün yetkisizliğine, takibin yetkisiz icra dairesinde yapılması nedeniyle açılan davanın reddine karar verilmişt …
Ancak, «acentelik sözleşmesinin ifa yeri», davacı acentenin faaliyette bulunduğu ....
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmenin ifa yeri · ifa yeri · yerleşim yeri · sözleşmeden doğan dava · ifa · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında «acentelik sözleşmesi» düzenlendiği, sözleşmenin davalı tarafça tek taraflı olarak feshedilmesi üzerine davacının davalı aleyhine takip başlattığı, davalının adresinin İstanbul olduğu, «sözleşmelerden doğan» takip ve davalarda sözleşmenin «ifa» edileceği yerin de yetkili olduğu, bu itibarla, davalının «yerleşim yerinin» ve «sözleşmenin ifa yerinin» İstanbul olduğu, davalının yetkili icra dairesini de itiraz dilekçesinde gösterdiği gerekçesiyle, davalının icra müdürlüğünün «yetkisine» yapmış olduğu itirazının kabulü ile, İcra Müdürlüğü'nün yetkisizliğine, takibin yetkisiz icra dairesinde yapılması nedeniyle açılan davanın reddine karar verilmişt …
Ancak, «acentelik sözleşmesinin ifa yeri», davacı acentenin faaliyette bulunduğu ....
İli olmasına rağmen, mahkemece «sözleşmenin ifa yerinin» davalı ... şirketinin adresinin bulunduğu ...
Dava, taraflar arasında akdedilen «acentelik sözleşmesinin» davalı ... şirketi tarafından haksız feshi nedeniyle 5684 sayılı Yasa kapsamında doğduğu iddia edilen «komisyon» ve «portföy tazminatı» alacağının tahsili istemi ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde, takibin «yetkisiz» icra dairesinde yapıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/17517 E. , 2014/18559 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL (KAPATILAN) 47. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 10/09/2013
NUMARASI 2009/363-2013/171
Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) 47. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/09/2013 tarih ve 2009/363-2013/171 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı ve davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 28/11/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. Meltem Sezer dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, davalı ile arasında 12.03.2001 tarihli acentelik sözleşmesinin ve 30.12.2002 tarihli ek sözleşmenin düzenlendiğini, ek sözleşme ile hastalık sigortalarının %20 komisyonla yapılmasının kararlaştırıldığını, ilk kez 2004/2005 dönemi için grup sağlık poliçeleri düzenlediğini, bu poliçelerin halen başka bir aracı vasıtasıyla devam ettiğini ancak kendisine sözleşmede belirlenen komisyonun ödenmediğini ileri sürerek, 60.000 TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ile müvekkili arasındaki sözleşmenin müvekkilince haklı nedenle feshedildiğini, bu nedenle portföy tazminatı istenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı acentenin sigortalılardan tahsil ettiği primleri zimmetine geçirdiğinin ispatı yönünden davalının herhangi bir delil sunmadığı, davacıya gönderilen fesih ve azilnamede de acentenin borcuna değil poliçelerin prim taksitlerine dayanıldığı, bu durumda davalının acentelik sözleşmesinin feshinde haklı olmadığı, davalının kayıt ve belgelerini denetime açmaması nedeni ile 2007 yılına ilişkin komisyon gider belgelerindeki branş poliçelerinin yenilendiği varsayılarak 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 23/15. fıkrası uyarınca davacının 13.341,95 TL alacağının bulunduğunun tespit edildiği, acentelik sözleşmesinin feshinde davacının herhangi bir kusurunun bulunmaması nedeni ile portföy tazminatına da hak kazandığı ve bunun da 22.598,08 TL olarak hesaplandığı, her ne kadar davacı ek sözleşme ile hastalık branşında %20 komisyon alacağı belirlendiğini ileri sürmüş ise de ilk üretim tarihinden itibaren davalı sigorta şirketinin %5 komisyon tahakkuk ettirdiği ve davacının da uzun yıllar boyunca itiraz etmeden bu oranı kabul ettiği, dolayısıyla grup sağlık sigortalarına dayalı eksik komisyon ödemesinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 35.940,03 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı ile davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacının tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, acentelik sözleşmesinin feshinden kaynaklanan portföy tazminatı ile birikmiş komisyon alacağının tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, davalının acentelik sözleşmesini fesihte haksız olduğu, dolayısıyla davacının portföy tazminatına hak kazandığı, ayrıca bakiye komisyon alacağının da bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, bu davanın tarafları arasında görülen ve Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen Beyoğlu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2008/36 Esas, 2009/178 Karar sayılı dosyasında, davalı sigorta şirketinin acentelik sözleşmesini haklı nedenlerle feshettiği hükme bağlanmış olup artık bu hususun tartışma konusu yapılması söz konusu değildir.
Bu itibarla, mahkemece, davalı sigorta şirketinin taraflar arasındaki acentelik sözleşmesini haklı nedenle feshetmesi karşısında acente lehine 5684 sayılı Kanun'un 23/16. maddesi uyarınca portföy tazminatına hükmedilemeyeceği gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3-5684 sayılı Kanun'un 23/15. maddesinde, sigorta acentesinin, acentelik sözleşmesinin sona ermesi halinde, sigorta ettirenlerle yaptığı veya kısa bir süre içinde yapacağı işlerle ilgili sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği komisyona hak kazanacağı düzenlenmiştir. Mahkemece söz konusu hüküm uyarınca davacının komisyon alacağı olduğu kabul edilerek bu miktar hüküm altına alınmış ise de somut olayda davacının bu madde kapsamında herhangi bir talebi bulunmamaktadır. Davacı, taraflar arasındaki sözleşmede belirtilen oran üzerinden değil, daha düşük bir oran üzerinden kendisine komisyon ödendiğini ileri sürerek, sözleşmedeki orana göre hesaplanacak komisyonun tahsilini istemiş, mahkemece de eksik komisyon ödemesinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
O halde, davacı tarafça 5684 sayılı Kanun'un 23/15. maddesi uyarınca bir tazminat talebi olmamasına rağmen mahkemece talep olunmayan bir şeye hükmedilmesi de doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 28/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102388000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz