6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/12320 E. 2011/5062 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aleyhe delil yemin deliline dayanma ticari defter incelemesi delil niteliği kesin delil yemin delili tasdik kararı ticari defter kayıtları yemin bilirkişi incelemesi ticari defter tacir eksik inceleme kesin hüküm e-defter

Atıf yapılan mevzuat: İİK · HUMK — HUMK 288 · TMK — TMK 6 · TTK — TTK 82TTK 83TTK 84TTK 86

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Dava, davacı tarafından davalıya yapıldığı iddia edilen taşımaya dayalı alacak için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.

Davalı vekili tarafından taraflar arasındaki akdi ilişki inkar edilerek davacıya borçlu olunmadığı savunulmuştur. Bu durumda sözleşme ilişkisi taraflar arasında çekişmelidir. Taraflar arasında kurulduğu ileri sürülen akdi ilişkinin varlığını, HUMK'nun 288. maddesi gereğince, kural olarak yasal ve yazılı delillerle davacı kanıtlamakla ödevlidir (TMK madde 6). Ancak, davanın tarafları tacir, işin de ticari iş olması nedeniyle, uyuşmazlıkta ticari defterler, Türk Ticaret Kanunu'nun 82 ve devamı maddelerinde gösterilen şartlar kapsamında yasal delil olarak kabul edilir.

Kural olarak, her iki tarafın ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması gerekmektedir. Sadece, TTK'nun 83/2 ve 86. maddelerinde öngörülen koşulların oluşması durumunda tek taraflı ticari defter incelemesi yapılabilir ve kesin delil sayılabilir. Ticari defterlerin sahibi aleyhine delil sayılabilmesi koşulları TTK'nun 84; sahibi lehine delil sayılabilmesi şartları ise 85. maddesi hükümlerinde gösterilmiştir. Diğer tarafın aleyhine ticari defterlerin kesin delil sayılması içinde TTK'nun 86. maddesinde öngörülen koşulların oluşması zorunludur. Somut olayda mahkemece, raporu hükme esas alınan bilirkişiye yaptırılan "ticari defter" incelemesi, TTK'nun 82 ve devamı maddelerine uygun olarak yapılmamıştır. Zira bu hükümlere göre tarafların ticari defterlerinin yasanın öngördüğü şekilde onay işlemlerinin yapılmış ve usulüne uygun tutulmuş olmaları, bazı kayıtlar bakımından da dayanağı olan belgelerin bulunması ve her iki tarafın ticari defterleri üzerinde inceleme yapılması gerekmektedir. Oysa, bilirkişi tarafından her iki tarafın tüm ticari defterleri incelenmediği gibi, incelenen davacı tarafa ait defterlerin de noter kapanış tasdikleri yapılmamıştır.

Ticari defterlerdeki kayıtların bu defterlere dayanan taraf lehine delil olabilmesi için, bu tarafın tüm ticari defter ve belgelerini incelemeye sunması, bütün defterlerin birbirini teyit etmesi, tasdike tabi olanların açılış ve kapanış tasdiklerinin bulunması, bundan sonra, bu kayıtların dayanak belgelerle de sabit olması koşullarının tamamının birlikte oluşması zorunlu olup, dayanak belgeler bağımsız delil niteliği taşımadıkça tek başına delil kabul edilemezler. Bu husus Dairemiz'in 04.02.2002 tarih ve 2001/9055 Esas, 2002/873 Karar, 14.12.2005 tarih ve 2004/14739 Esas, 2005/12311 Karar sayılı ilamlarında da vurgulanmıştır.

Bununla birlikte, bir tacirin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı için lehine delil olarak kabul edilemediği hallerde dahi, eğer, ileri sürülen alacağın varlığı dayanak belgelerle kanıtlanabiliyorsa, alacağın hüküm altına alınması gerekmektedir. Ancak, somut olayda davacının dayandığı alacağa ilişkin faturanın davalıya tebliğ edilip edilmediği belli olmadığı gibi davacının sunduğu manifesto ve hamule senedinin de davalı ile ilişkisi belirlenememiştir.

Bu itibarla mahkemece, her iki taraf da tacir olduğuna göre davalı tarafın da ticari defterleri üzerinde usulüne uygun inceleme yaptırılması, leh ve aleyhe delil olabilme koşullarının değerlendirilerek akdi ilişkinin ve varsa alacağın belirlenmesi, bu yolla dahi akdi ilişki ve alacak belirlenemiyorsa, davacı yasal delil olarak yemin deliline dayanmış olduğundan, davalıya yemin önerisinde bulunabilme hakkı mahkemece hatırlatılarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • İtirazın iptali | Takibin devamı | İcra inkar tazminatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/10749 E. 2010/1689 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İtirazın iptali | İnkar tazminatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12752 E. 2010/4096 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İtirazın İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12596 E. 2014/18367 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/12320 E.  ,  2011/5062 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Şişli 1.Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.05.2009 tarih ve 2007/1162 - 2009/971 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalıya taşıma hizmeti verdiğini, navlun bedelinin ödenmemesi nedeniyle başlatılan takibe davalının haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Dava, davacı tarafından davalıya yapıldığı iddia edilen taşımaya dayalı alacak için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.

Davalı vekili tarafından taraflar arasındaki akdi ilişki inkar edilerek davacıya borçlu olunmadığı savunulmuştur. Bu durumda sözleşme ilişkisi taraflar arasında çekişmelidir. Taraflar arasında kurulduğu ileri sürülen akdi ilişkinin varlığını, HUMK'nun 288. maddesi gereğince, kural olarak yasal ve yazılı delillerle davacı kanıtlamakla ödevlidir (TMK madde 6). Ancak, davanın tarafları tacir, işin de ticari iş olması nedeniyle, uyuşmazlıkta ticari defterler, Türk Ticaret Kanunu'nun 82 ve devamı maddelerinde gösterilen şartlar kapsamında yasal delil olarak kabul edilir.

Kural olarak, her iki tarafın ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması gerekmektedir. Sadece, TTK'nun 83/2 ve 86. maddelerinde öngörülen koşulların oluşması durumunda tek taraflı ticari defter incelemesi yapılabilir ve kesin delil sayılabilir. Ticari defterlerin sahibi aleyhine delil sayılabilmesi koşulları TTK'nun 84; sahibi lehine delil sayılabilmesi şartları ise 85. maddesi hükümlerinde gösterilmiştir. Diğer tarafın aleyhine ticari defterlerin kesin delil sayılması içinde TTK'nun 86. maddesinde öngörülen koşulların oluşması zorunludur. Somut olayda mahkemece, raporu hükme esas alınan bilirkişiye yaptırılan "ticari defter" incelemesi, TTK'nun 82 ve devamı maddelerine uygun olarak yapılmamıştır.

Zira bu hükümlere göre tarafların ticari defterlerinin yasanın öngördüğü şekilde onay işlemlerinin yapılmış ve usulüne uygun tutulmuş olmaları, bazı kayıtlar bakımından da dayanağı olan belgelerin bulunması ve her iki tarafın ticari defterleri üzerinde inceleme yapılması gerekmektedir. Oysa, bilirkişi tarafından her iki tarafın tüm ticari defterleri incelenmediği gibi, incelenen davacı tarafa ait defterlerin de noter kapanış tasdikleri yapılmamıştır.

Ticari defterlerdeki kayıtların bu defterlere dayanan taraf lehine delil olabilmesi için, bu tarafın tüm ticari defter ve belgelerini incelemeye sunması, bütün defterlerin birbirini teyit etmesi, tasdike tabi olanların açılış ve kapanış tasdiklerinin bulunması, bundan sonra, bu kayıtların dayanak belgelerle de sabit olması koşullarının tamamının birlikte oluşması zorunlu olup, dayanak belgeler bağımsız delil niteliği taşımadıkça tek başına delil kabul edilemezler. Bu husus Dairemiz'in 04.02.2002 tarih ve 2001/9055 Esas, 2002/873 Karar, 14.12.2005 tarih ve 2004/14739 Esas, 2005/12311 Karar sayılı ilamlarında da vurgulanmıştır.

Bununla birlikte, bir tacirin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı için lehine delil olarak kabul edilemediği hallerde dahi, eğer, ileri sürülen alacağın varlığı dayanak belgelerle kanıtlanabiliyorsa, alacağın hüküm altına alınması gerekmektedir. Ancak, somut olayda davacının dayandığı alacağa ilişkin faturanın davalıya tebliğ edilip edilmediği belli olmadığı gibi davacının sunduğu manifesto ve hamule senedinin de davalı ile ilişkisi belirlenememiştir.

Bu itibarla mahkemece, her iki taraf da tacir olduğuna göre davalı tarafın da ticari defterleri üzerinde usulüne uygun inceleme yaptırılması, leh ve aleyhe delil olabilme koşullarının değerlendirilerek akdi ilişkinin ve varsa alacağın belirlenmesi, bu yolla dahi akdi ilişki ve alacak belirlenemiyorsa, davacı yasal delil olarak yemin deliline dayanmış olduğundan, davalıya yemin önerisinde bulunabilme hakkı mahkemece hatırlatılarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1021313200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.