Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/731 E. 2014/19357 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
charge back (harcama itirazı)↗ chargeback↗ pos cihazı↗ usul ekonomisi↗ munzam zarar↗ el koyma↗ sahtelik↗ bloke↗ sahtecilik↗ uyuşmazlık konusu↗ ihbar↗ temerrüt faizi↗ asıl alacak↗ kusur↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının satış işlemini 27-28.09.2001 tarihlerinde yaptığı, davalının sahtelik itirazı üzerine hesaba bloke koyduğu, iki yıllık charge back süresi dolmadan davacının tahsil davası açtığı, davanın kabulüne ilişkin kararının bu sürenin dolmasının beklenilmesi gerekçesiyle bozulduğu, yargılama sırasında sürenin dolduğu, usul ekonomisi nedeniyle davanın kabulüne karar verildiği, ilk dava tarihi itibariyle charge back süresinin dolmadığı ve davalının temerrüdünden bahsedilemeyeceği, yargılama sürecinin uzun sürmesinde davalının kusurunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, munzam zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davalının, davacının işyerine POS cihazı taktığı, taraflar arasında yazılı işyeri üyelik sözleşmesi bulunmadığı, kuyumculuk işiyle uğraşan davacının kredi kartıyla satışlar yaptığı, bu kapsamda 27.09.2001 tarihinde toplam 13.942.50 TL(Yeni TL) tutarında kredi kartıyla altın sattığı, davalı banka tarafından satış bedelinin 10.596.90 TL'lik kısmına satış yapılan kredi kartlarının sahteliği gerekçesiyle bloke konulduğu, davacının, bu miktarın tahsili için 19.12.2001 tarihinde davalı aleyhine dava açtığı, yapılan yargılama sonucunda, davalının, .
2 yıllık chargeback süresi içinde bloke koyduğu parayı iade ettiğini veya iade etme zorunluluğu bulunduğunu kanıtlayamadığı, davalının temerrüdünün bloke tarihi esas alınarak chargeback süresi olan 2 yıllık sürenin dolduğu tarihten başlayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği, Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen bu karar uyarınca davacı alacağını başlattığı takip sonrasında 01.06.2011 tarihinde temerrüt faizi ve diğer fer'ileriyle tahsil edebildiği hususları uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasındaki çekişme, davacının munzam zararının mevcut olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Somut olaya uygulanması gereken mülga 818 sayılı BK'nın 105. maddesi hükmü uyarınca, alacaklının düçar olduğu zarar geçmiş günler faizinden fazla olduğu surette borçlu kendisine hiç bir kusur isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bu zararı dahi tazmin ile yükümlüdür. Anılan hükümden anlaşılacağı üzere, böyle bir zararın varlığı halinde, davalı ancak kendisine hiçbir kusur izafe edilemeyeceğini ispat ederek kurtulabilmesi mümkündür. Mahkemece, davalının, asıl alacak davasını chargeback süresi dolmadan açtığı, daha sonraki yargılama sürecinin uzamasında da davalının bir kusurunun bulunmadığı, netice itibariyle davalının bir kusurunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Sahtecilik ihbarı sonrasında, Uluslar Arası Kredi Kartı Kuruluşları kurallarına göre davalı bankanın işlemle ilgili olarak davacı adına tahakkuk eden para üzerinde 2 yıllık süre ile sınırlı olarak bloke koyma hakkı olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar, davacı taraf bu süreyi beklemeden tahsil davasını erken açmış ise de anılan süre yargılama sırasında dolmuştur. Bu sürede ve sonrasında da davalı bloke edilen parayı iade ettiğini veya iade etme zorunda olduğunu kanıtlayamamış, süre dolmasına rağmen davacı hesabında bloke koyduğu parayı ödemekte direngenlik göstermiştir. Başka bir anlatımla, davalının, aleyhine erken tahsil davası açılmasına rağmen 2 yıllık süre dolduktan sonra davacıya kredi kartıyla yaptığı satış bedelini ödeme imkanı varken bu imkanı kullanmamış, alacağını geç almasına neden olmuştur. O halde, davalının geç ödemede kusursuz olduğunun kabulü doğru görülmemiştir.
Bu durum karşısında, davalının alacağın geç ödenmesinde kusurlu olduğu kabul edilip, davacının kuyumculuk işleriyle uğraştığı, munzam zarar istemini alacağını zamanında tahsil etseydi altın alacağı, buna yatırım yapacağı iddiasının hayatın olağan akışına uygun bulunduğu, munzam zarar isteminin buna göre değerlendirilmesinin gerektiği dikkate alınıp, denetime uygun bilirkişi raporu alınıp, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3396 E. 2015/12619 K.
Ortak:usul ekonomisi · sahtelik · bloke · temerrüt
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının satış işlemini 27-28.09.2001 tarihlerinde yaptığı, davalının «sahtelik» itirazı üzerine hesaba «bloke» koyduğu, iki yıllık charge back süresi dolmadan davacının tahsil davası açtığı, davanın kabulüne ilişkin kararının bu sürenin dolmasının beklenilmesi gerekçesiyle bozulduğu, yargılama sırasında sürenin dolduğu, «usul ekonomisi» nedeniyle davanın kabulüne karar verildiği, ilk dava tarihi itibariyle charge back süresinin dolmadığı ve davalının «temerrüdünden» bahsedilemeyeceği, yargılama sürecinin uzun sürmesinde davalının kusurunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… oplam 13.942.50 TL(Yeni TL) tutarında kredi kartıyla altın sattığı, davalı banka tarafından satış bedelinin 10.596.90 TL'lik kısmına satış yapılan kredi kartlarının «sahteliği» gerekçesiyle «bloke» konulduğu, davacının, bu miktarın tahsili için 19.12.2001 tarihinde davalı aleyhine dava açtığı, yapılan yargılama sonucunda, davalının, .
2 yıllık «chargeback» süresi içinde «bloke» koyduğu parayı iade ettiğini veya iade etme zorunluluğu bulunduğunu kanıtlayamadığı, davalının «temerrüdünün» bloke tarihi esas alınarak chargeback süresi olan 2 yıllık sürenin dolduğu tarihten başlayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği, Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen bu karar uyarınca davacı alacağını başlattığı takip sonrasında 01.06.2011 tarihinde «temerrüt faizi» ve diğer fer'ileriyle tahsil edebildiği hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Benzer bu karardaMahkemece davacının satış işlemini 27-28.09.2001 tarihlerinde yaptığı, davalının «sahtelik» itirazı üzerine hesaba «bloke» koyduğu, iki yıllık charge back süresi dolmadan davacının tahsil davası açtığı, davanın kabulüne ilişkin kararının bu sürenin dolmasının beklenilmesi gerekçesiyle bozulduğu, yargılama sırasında sürenin dolduğu, «usul ekonomisi» nedeniyle davanın kabulüne karar verildiği, ilk dava tarihi itibariyle charge back süresinin dolmadığı ve davalının «temerrüdünden» bahsedilemeyeceği, yargılama sürecinin uzun sürmesinde davalının kusurunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyiz …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/11081 E. 2012/17938 K.
Ortak:chargeback · bloke · temerrüt faizi · temerrüt
İncelediğiniz kararda2 yıllık «chargeback» süresi içinde «bloke» koyduğu parayı iade ettiğini veya iade etme zorunluluğu bulunduğunu kanıtlayamadığı, davalının «temerrüdünün» bloke tarihi esas alınarak chargeback süresi olan 2 yıllık sürenin dolduğu tarihten başlayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği, Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen bu karar uyarınca davacı alacağını başlattığı takip sonrasında 01.06.2011 tarihinde «temerrüt faizi» ve diğer fer'ileriyle tahsil edebildiği hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının satış işlemini 27-28.09.2001 tarihlerinde yaptığı, davalının «sahtelik» itirazı üzerine hesaba «bloke» koyduğu, iki yıllık charge back süresi dolmadan davacının tahsil davası açtığı, davanın kabulüne ilişkin kararının bu sürenin dolmasının beklenilmesi gerekçesiyle bozulduğu, yargılama sırasında sürenin dolduğu, «usul ekonomisi» nedeniyle davanın kabulüne karar verildiği, ilk dava tarihi itibariyle charge back süresinin dolmadığı ve davalının «temerrüdünden» bahsedilemeyeceği, yargılama sürecinin uzun sürmesinde davalının kusurunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… oplam 13.942.50 TL(Yeni TL) tutarında kredi kartıyla altın sattığı, davalı banka tarafından satış bedelinin 10.596.90 TL'lik kısmına satış yapılan kredi kartlarının «sahteliği» gerekçesiyle «bloke» konulduğu, davacının, bu miktarın tahsili için 19.12.2001 tarihinde davalı aleyhine dava açtığı, yapılan yargılama sonucunda, davalının, .
Benzer bu karardaBu nedenle, mahkemece gerekirse bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle "«chargeback»" süresinin bittiği tarih belirlenerek bu tarihten itibaren «temerrüt faizine» hükmedilmesi gerekirken, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru olmamıştır.
2) Ancak, davacı işyerinde 28.05.2004 tarihinde yapılan alışverişte kullanılan kredi kartının sahte olduğu belirlendiğine göre, bu tarih itibariyle davalı banka tarafından davacı hesabına «bloke» konulmasında sözleşmeye aykırı bir durum söz konusu değildir.
Buna karşın, söz konusu kredi kartı ile yapılan harcamanın davacının hesabına geçmesinden sonra, yabancı banka tarafından paranın geri istenilme süresi yani "charge back" süresi dolduktan sonra bankanın bu para üzerindeki blokeyi kaldırmaması haksız olup, davalı Banka ancak bu tarih itibariyle «temerrüde» düşmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:avans faizi
Benzer bu karardaAyrıca, dava bankacılık işleminden kaynaklanmakta olup ticari iş mahiyetinde bulunduğundan «avans faizi» istenmesi mümkündür.
Bu nedenle, davacı yararına talebi aşmamak kaydıyla «avans faizine» hükmedilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi dahi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/2456 E. 2014/9322 K.
Ortak:bloke · sahtecilik
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının satış işlemini 27-28.09.2001 tarihlerinde yaptığı, davalının «sahtelik» itirazı üzerine hesaba «bloke» koyduğu, iki yıllık charge back süresi dolmadan davacının tahsil davası açtığı, davanın kabulüne ilişkin kararının bu sürenin dolmasının beklenilmesi gerekçesiyle bozulduğu, yargılama sırasında sürenin dolduğu, «usul ekonomisi» nedeniyle davanın kabulüne karar verildiği, ilk dava tarihi itibariyle charge back süresinin dolmadığı ve davalının «temerrüdünden» bahsedilemeyeceği, yargılama sürecinin uzun sürmesinde davalının kusurunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… oplam 13.942.50 TL(Yeni TL) tutarında kredi kartıyla altın sattığı, davalı banka tarafından satış bedelinin 10.596.90 TL'lik kısmına satış yapılan kredi kartlarının «sahteliği» gerekçesiyle «bloke» konulduğu, davacının, bu miktarın tahsili için 19.12.2001 tarihinde davalı aleyhine dava açtığı, yapılan yargılama sonucunda, davalının, .
2 yıllık «chargeback» süresi içinde «bloke» koyduğu parayı iade ettiğini veya iade etme zorunluluğu bulunduğunu kanıtlayamadığı, davalının «temerrüdünün» bloke tarihi esas alınarak chargeback süresi olan 2 yıllık sürenin dolduğu tarihten başlayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği, Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen bu karar uyarınca davacı alacağını başlattığı takip sonrasında 01.06.2011 tarihinde «temerrüt faizi» ve diğer fer'ileriyle tahsil edebildiği hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı işyerinden 04.08.2012-29.09.2012 tarihleri arasında 13 kez «mail order» yöntemiyle yapılan satışlarla ilgili olarak «sahtecilik» uyarısı yapılması üzerine bankanın yaptığı «bloke» işleminin taraflar arasındaki «üye işyeri sözleşmesine» ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davacının hesabındaki tutara davalı banka tarafından sahte kredi kartıyla alışveriş yapıldığı iddiasıyla konulan blokenin kaldırılması ve «bloke» konulan paranın ödenmesi talebine ilişkindir.
… ken basiretli davranma yükümlülüğüne uygun olarak gerekli kontrolleri yapması gerekirken bu yükümlülüğü gereği gibi yerine getirmediği, davalının dava konusu bedeli «bloke» etmesinin nedeninin «üye işyeri sözleşmesinin» «genel işlem şartlarına» aykırılık «taşıyan» hükümleri değil, davacının gerçekleştirdiği usulsüz işlemler olduğu, davacının kendi kusuruna dayanan zararı davalıdan talep edemeyeceği, davalı Banka'nın parayı ö …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mail order · üye işyeri sözleşmesi · genel işlem şartı · sebepsiz zenginleşme · taşıyan
Benzer bu kararda… ken basiretli davranma yükümlülüğüne uygun olarak gerekli kontrolleri yapması gerekirken bu yükümlülüğü gereği gibi yerine getirmediği, davalının dava konusu bedeli «bloke» etmesinin nedeninin «üye işyeri sözleşmesinin» «genel işlem şartlarına» aykırılık «taşıyan» hükümleri değil, davacının gerçekleştirdiği usulsüz işlemler olduğu, davacının kendi kusuruna dayanan zararı davalıdan talep edemeyeceği, davalı Banka'nın parayı ö …
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı işyerinden 04.08.2012-29.09.2012 tarihleri arasında 13 kez «mail order» yöntemiyle yapılan satışlarla ilgili olarak «sahtecilik» uyarısı yapılması üzerine bankanın yaptığı «bloke» işleminin taraflar arasındaki «üye işyeri sözleşmesine» ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak yurtdışında bulunan bankanın bu para için provizyon verip vermediği, alışveriş bedelini davalı bankaya gönderip göndermediği, göndermiş ise charge-back süresinin dolup dolmadığı ve bu suretle charge-back süresinin dolması nedeniyle davalı Banka'nın «sebepsiz zenginleşip» zenginleşmediği hususları incelenmemiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17878 E. 2014/8442 K.
Ortak:bloke · kusur
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının satış işlemini 27-28.09.2001 tarihlerinde yaptığı, davalının «sahtelik» itirazı üzerine hesaba «bloke» koyduğu, iki yıllık charge back süresi dolmadan davacının tahsil davası açtığı, davanın kabulüne ilişkin kararının bu sürenin dolmasının beklenilmesi gerekçesiyle bozulduğu, yargılama sırasında sürenin dolduğu, «usul ekonomisi» nedeniyle davanın kabulüne karar verildiği, ilk dava tarihi itibariyle charge back süresinin dolmadığı ve davalının «temerrüdünden» bahsedilemeyeceği, yargılama sürecinin uzun sürmesinde davalının kusurunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… oplam 13.942.50 TL(Yeni TL) tutarında kredi kartıyla altın sattığı, davalı banka tarafından satış bedelinin 10.596.90 TL'lik kısmına satış yapılan kredi kartlarının «sahteliği» gerekçesiyle «bloke» konulduğu, davacının, bu miktarın tahsili için 19.12.2001 tarihinde davalı aleyhine dava açtığı, yapılan yargılama sonucunda, davalının, .
2 yıllık «chargeback» süresi içinde «bloke» koyduğu parayı iade ettiğini veya iade etme zorunluluğu bulunduğunu kanıtlayamadığı, davalının «temerrüdünün» bloke tarihi esas alınarak chargeback süresi olan 2 yıllık sürenin dolduğu tarihten başlayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği, Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen bu karar uyarınca davacı alacağını başlattığı takip sonrasında 01.06.2011 tarihinde «temerrüt faizi» ve diğer fer'ileriyle tahsil edebildiği hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Benzer bu karardaDava, davalı banka tarafından davacı şirkete verilen pos makinesi kullanılarak yapılan alışveriş bedelinin, davalı bankada «bloke» tutularak davacıya ödenmemesi nedeniyle bu bedelin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece de, davalının «kusuru» bulunmadığı, sahte kartın Yapı Kredi Bankası'na ait olduğu ve bu banka tarafından verilen provizyon sonucu ödeme yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, davalı bankanın somut olaya ilişkin bir «kusuru» bulunmamakta ise de, yapılan alışveriş karşılığı olan para Yapı Kredi Bankası tarafından davalı bankaya gönderildiğine, bu para halen davalı bankada bulunduğuna ve charge back süresi içerisinde de geri istenilmediğine göre, mahkemece davanın kabulü gerekirken reddi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:açılmamış sayılma
Benzer bu karardaA.. hakkında «açılmamış sayılmasına» karar verilip bozma yapılmadığından yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/731 E. , 2014/19357 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL(KAPATILAN) 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 19/09/2013
NUMARASI 2012/94-2013/222
Taraflar arasında görülen davada İstanbul(Kapatılan) 22. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19/09/2013 tarih ve 2012/94-2013/222 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 09.12.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. G.. Ç.. ile davalı vekili Av. S.. Ü.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin kredi kartıyla üçüncü şahsa altın sattığını, davalı bankanın satım bedelinin 10.596.90 TL'lik kısmına kredi kartının sahteliği gerekçesiyle bloke koyduğunu, müvekkilinin tahsil için açtığı davanın sonuçlanarak 2011 yılı içinde alacağını faiziyle tahsil ettiğini, 2001 yılında satım işlemi yaptığını, satış tarihindeki altın değeri ile tahsil tarihindeki altın fiyatları esas alındığında munzam zararının sabit olduğunu, BK'nın 105. maddesi uyarınca davalının oluşan munzam zarardan sorumlu bulunduğunu ileri sürerek, 40.000.00 TL'nin faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir .
Davalı vekili, davacının işyerine müvekkilinin POS cihazının takıldığını, kredi kartıyla yaptığı satışlara ilişkin itiraz gelmesi sonucu bloke konulduğunu, davalının charge back süresini beklemeden dava açtığını, görülen dava sonucu müvekkilinin icra kanalıyla davacının alacağını faiziyle ödediğini, munzam zararının oluşmadığını, salt altın fiyatlarına göre de zararın belirlenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının satış işlemini 27-28.09.2001 tarihlerinde yaptığı, davalının sahtelik itirazı üzerine hesaba bloke koyduğu, iki yıllık charge back süresi dolmadan davacının tahsil davası açtığı, davanın kabulüne ilişkin kararının bu sürenin dolmasının beklenilmesi gerekçesiyle bozulduğu, yargılama sırasında sürenin dolduğu, usul ekonomisi nedeniyle davanın kabulüne karar verildiği, ilk dava tarihi itibariyle charge back süresinin dolmadığı ve davalının temerrüdünden bahsedilemeyeceği, yargılama sürecinin uzun sürmesinde davalının kusurunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, munzam zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davalının, davacının işyerine POS cihazı taktığı, taraflar arasında yazılı işyeri üyelik sözleşmesi bulunmadığı, kuyumculuk işiyle uğraşan davacının kredi kartıyla satışlar yaptığı, bu kapsamda 27.09.2001 tarihinde toplam 13.942.50 TL(Yeni TL) tutarında kredi kartıyla altın sattığı, davalı banka tarafından satış bedelinin 10.596.90 TL'lik kısmına satış yapılan kredi kartlarının sahteliği gerekçesiyle bloke konulduğu, davacının, bu miktarın tahsili için 19.12.2001 tarihinde davalı aleyhine dava açtığı, yapılan yargılama sonucunda, davalının, .
2 yıllık chargeback süresi içinde bloke koyduğu parayı iade ettiğini veya iade etme zorunluluğu bulunduğunu kanıtlayamadığı, davalının temerrüdünün bloke tarihi esas alınarak chargeback süresi olan 2 yıllık sürenin dolduğu tarihten başlayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği, Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen bu karar uyarınca davacı alacağını başlattığı takip sonrasında 01.06.2011 tarihinde temerrüt faizi ve diğer fer'ileriyle tahsil edebildiği hususları uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasındaki çekişme, davacının munzam zararının mevcut olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Somut olaya uygulanması gereken mülga 818 sayılı BK'nın 105. maddesi hükmü uyarınca, alacaklının düçar olduğu zarar geçmiş günler faizinden fazla olduğu surette borçlu kendisine hiç bir kusur isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bu zararı dahi tazmin ile yükümlüdür. Anılan hükümden anlaşılacağı üzere, böyle bir zararın varlığı halinde, davalı ancak kendisine hiçbir kusur izafe edilemeyeceğini ispat ederek kurtulabilmesi mümkündür. Mahkemece, davalının, asıl alacak davasını chargeback süresi dolmadan açtığı, daha sonraki yargılama sürecinin uzamasında da davalının bir kusurunun bulunmadığı, netice itibariyle davalının bir kusurunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Sahtecilik ihbarı sonrasında, Uluslar Arası Kredi Kartı Kuruluşları kurallarına göre davalı bankanın işlemle ilgili olarak davacı adına tahakkuk eden para üzerinde 2 yıllık süre ile sınırlı olarak bloke koyma hakkı olduğu anlaşılmaktadır.
Her ne kadar, davacı taraf bu süreyi beklemeden tahsil davasını erken açmış ise de anılan süre yargılama sırasında dolmuştur. Bu sürede ve sonrasında da davalı bloke edilen parayı iade ettiğini veya iade etme zorunda olduğunu kanıtlayamamış, süre dolmasına rağmen davacı hesabında bloke koyduğu parayı ödemekte direngenlik göstermiştir. Başka bir anlatımla, davalının, aleyhine erken tahsil davası açılmasına rağmen 2 yıllık süre dolduktan sonra davacıya kredi kartıyla yaptığı satış bedelini ödeme imkanı varken bu imkanı kullanmamış, alacağını geç almasına neden olmuştur. O halde, davalının geç ödemede kusursuz olduğunun kabulü doğru görülmemiştir.
Bu durum karşısında, davalının alacağın geç ödenmesinde kusurlu olduğu kabul edilip, davacının kuyumculuk işleriyle uğraştığı, munzam zarar istemini alacağını zamanında tahsil etseydi altın alacağı, buna yatırım yapacağı iddiasının hayatın olağan akışına uygun bulunduğu, munzam zarar isteminin buna göre değerlendirilmesinin gerektiği dikkate alınıp, denetime uygun bilirkişi raporu alınıp, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102118600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz