Alt kira sözleşmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/2172 E. 2013/1439 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
alt kira sözleşmesi↗ rücuen tazmin↗ tazmin talebi↗ zamanaşımı başlangıcı↗ halefiyet↗ sigorta tazminatı↗ zamanaşımı defi↗ sigorta ettiren↗ kira sözleşmesi↗ şirket zararı↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ zamanaşımı def'i↗ def'i↗ sulh hukuk mahkemesi↗ içtihadı birleştirme kararı↗ sulh↗ sigorta poliçesi↗ hasar↗ avans faizi↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı şirketin ...'nin maliki olduğu ve bu nedenle dava dışı sigortalı şirket tarafından kiralanan işyerinde akvaryumdaki taşan suların verdiği hasardan sorumlu olacağı, davacı ... şirketinin bilirkişi raporunda belirlenen 5.204,88 TL hasar bedelini halefiyet hükümlerine göre alışveriş merkezinin maliki olan davalı şirketten rücuan talep edebileceği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 5.204,88 TL'nin 08.04.2009 ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, iş yeri sigorta poliçesine dayalı TTK'nun 1301. maddesi gereğince açılan hasar bedelinin rücuen tazmini talebine ilişkin olup, mahkemece davacı ... şirketinin faili ... 6. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 15/07/2010 tarihli 2010/233 Esas, 2010/1709 Karar sayılı davanın husumet nedeniyle reddine ilişkin kararı ile öğrendiği ve zamanaşımının bu tarihten itibaren başlaması gerektiği gerekçesiyle davalının zamanaşımı def'inin reddine karar verilmiştir.
Ancak, 17.01.1972 tarihli Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 1970/2 Esas 1972/1 sayılı Kararına göre, sigorta tazminatını ödeyen sigortacının zarara sebebiyet veren aleyhinde sigorta ettirenin halefi sıfatıyla açacağı davanın zamanaşımı sigorta ettirenin aynı şahıs aleyhinde açabileceği davanın zamanaşımına tabi ve aynı tarihte başlayacaktır. Böylece, halefen davayı açan ile davalı arasında bir hukuki ilişki bulunmadığından davalının zamanaşımı de'fi incelenirken de selef ile davalı arasındaki hukuki ilişkinin göz önünde bulundurulması gerekmektedir. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 58. maddesinde gösterilen bina ve yapı eserleri malikinin sorumluluğuna ilişkin talepler hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 60. maddesi gereğince bir ve on yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Bir yıllık süre zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrenmesinden itibaren başlayacaktır. Somut olayda, davacı ... şirketi bu davayı zarar görene halefen açtığından yukarıda bahsedilen İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince sigortacının selefi olan ... bu davayı hangi tarihe kadar açabilecek idiyse davacı da bu tarihe kadar davayı açabilecektir. Bunun yanı sıra dosyaya ibraz edilen delillerden anlaşılacağı üzere selef ... ile malikten bu yeri kiralayan ...arasında mağaza işletme sözleşmesi yapılmış olup davalı vekili bu sözleşmenin alt kira sözleşmesi olduğunu savunmaktadır. Taraflar arasında alt kira sözleşmesi bulunduğunun kabulü halinde ise 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 126/1. maddesi gereğince dava beş yıllık zamanaşımı süresine tabi olacaktır. Bu durumda, mahkemece belirtilen bu hükümler değerlendirilmeksizin iş bu davayı halefen açan sigorta şirketinin zarar sorumlusunu öğrendiği tarihin zamanaşımı başlangıç tarihi olarak kabul etmek suretiyle zamanaşımı definin reddi doğru olmamış, kararın bu hükümler değerlendirilerek bir karar verilmek üzere davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5942 E. 2013/6866 K.
Ortak:sigorta ettiren · ibraz
İncelediğiniz karardaAncak, 17.01.1972 tarihli Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 1970/2 Esas 1972/1 sayılı Kararına göre, «sigorta tazminatını» ödeyen sigortacının zarara sebebiyet veren aleyhinde «sigorta ettirenin» halefi sıfatıyla açacağı davanın «zamanaşımı» sigorta ettirenin aynı şahıs aleyhinde açabileceği davanın zamanaşımına tabi ve aynı tarihte başlayacaktır.
Bunun yanı sıra dosyaya «ibraz» edilen delillerden anlaşılacağı üzere selef ... ile malikten bu yeri kiralayan ...arasında mağaza işletme sözleşmesi yapılmış olup davalı vekili bu sözleşmenin «alt kira sözleşmesi» olduğunu savunmaktadır.
Benzer bu karardaDavalı, kendisinin de davacı ile nakliyat abonman sözleşmesi yaptığı ve bu sözleşme nedeniyle kendisine «rücu» edilemeyeceğini ileri sürmekte olup, spesifik poliçe dosya içerisinde bulunmamakla birlikte, dosya içerisinde bulunan nakliyat abonman sözleşmesinde davalının söz konusu abonman poliçesinin «sigorta ettireni» olduğu, sigortalıların yani sigorta «lehtarının» malları taşınan dava dışı kişiler olacağı anlaşılmaktadır.
Bu davada «ibraz» ettiği poliçe nedeniyle kendisine «takas-mahsup hakkı» veren bir hakkı olmadığı gibi, davacı tarafından yapılan ödeme de bu poliçeye göre değil, dava dışı mal sahibinin yaptırdığı poliçeye göre yapılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:takas ve mahsup hakkı · takas-mahsup · takas · lehtar · rücu · mahsup · taşıyıcı · feragat
Benzer bu karardaBu davada «ibraz» ettiği poliçe nedeniyle kendisine «takas-mahsup hakkı» veren bir hakkı olmadığı gibi, davacı tarafından yapılan ödeme de bu poliçeye göre değil, dava dışı mal sahibinin yaptırdığı poliçeye göre yapılmıştır.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen ek bilirkişi raporuna göre, davacı ile davalı arasında imzalanan nakliyat abonman sözleşmesine göre, davalı şirket adına kayıtlı araç ile yapılan taşımalara ilişkin hasarlarla ilgili olarak davacının «rücu» hakkından «feragat» edeceğinin belirtildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı, kendisinin de davacı ile nakliyat abonman sözleşmesi yaptığı ve bu sözleşme nedeniyle kendisine «rücu» edilemeyeceğini ileri sürmekte olup, spesifik poliçe dosya içerisinde bulunmamakla birlikte, dosya içerisinde bulunan nakliyat abonman sözleşmesinde davalının söz konusu abonman poliçesinin «sigorta ettireni» olduğu, sigortalıların yani sigorta «lehtarının» malları taşınan dava dışı kişiler olacağı anlaşılmaktadır.
Bu durumda davacının selefi olan sigortalının «taşıyıcıdan» tazminat talep hakkı olduğu takdirde, mal sahibine zararı ödeyen ve yasa gereği halef olan davacı sigortacının ödediği miktarı taşıyıcıdan talep hakkı bulunmakla, …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/11578 E. 2011/4279 K.
Ortak:zamanaşımı defi · sigorta ettiren · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaAncak, 17.01.1972 tarihli Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 1970/2 Esas 1972/1 sayılı Kararına göre, «sigorta tazminatını» ödeyen sigortacının zarara sebebiyet veren aleyhinde «sigorta ettirenin» halefi sıfatıyla açacağı davanın «zamanaşımı» sigorta ettirenin aynı şahıs aleyhinde açabileceği davanın zamanaşımına tabi ve aynı tarihte başlayacaktır.
Bu durumda, mahkemece belirtilen bu hükümler değerlendirilmeksizin iş bu davayı halefen açan sigorta «şirketinin zarar» sorumlusunu öğrendiği tarihin «zamanaşımı başlangıç» tarihi olarak kabul etmek suretiyle «zamanaşımı definin» reddi doğru olmamış, kararın bu hükümler değerlendirilerek bir karar verilmek üzere davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 15/07/2010 tarihli 2010/233 Esas, 2010/1709 Karar sayılı davanın «husumet» nedeniyle reddine ilişkin kararı ile öğrendiği ve «zamanaşımının» bu tarihten itibaren başlaması gerektiği gerekçesiyle davalının «zamanaşımı def»'inin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu itibarla davalı tarafça süresinde yapılan «zamanaşımı defi» gözetilerek bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Uyuşmazlık, «sigorta ettiren» ile sigortacı arasında kurulan sigorta ilişkisine dayalı olmayıp, «haksız eylem» hukuki nedenine dayalı olarak zarar sorumlusundan «rücuen tazminat» istemine ilişkindir.
Bu durumda, 17.01.1972 tarih ve 1970/2 esas, 1972/1 karar sayılı İBK uyarınca, bu tür davalarda «zamanaşımı», selefin zarar sorumlusuna karşı açacağı davanın zamanaşımı süresine, bir diğer söyleyişle BK’nun 60. maddesinde belirtilen bir yıllık süreye tabidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:itirazın iptali davası · haksız eylem · rücuen tazminat · iptal davası · haksız fiil · yetki · yasal faiz · kusur
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının «haksız fiili» ile davacının sigortalısına zarar verdiği, tüm «kusurun» davalıda olduğu, davacı tarafın sigortalısının zararlarını ödeyerek TTK'nun 1301. maddesi gereğince ona halef olduğu, tazminatı ödeme tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 3.741 TL'nin 29.03.2003 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya veri …
Uyuşmazlık, «sigorta ettiren» ile sigortacı arasında kurulan sigorta ilişkisine dayalı olmayıp, «haksız eylem» hukuki nedenine dayalı olarak zarar sorumlusundan «rücuen tazminat» istemine ilişkindir.
Bu takibe itiraz üzerine «itirazın iptali davası» açılmış ve davanın reddine dair verilen karar 07.09.2005 tarihinde kesinleşmiştir.
1-Dava, TTK’nun 1301. maddesine dayalı «rücuen tazminat» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/14985 E. 2012/19034 K.
Ortak:sigorta ettiren · hasar · avans faizi
İncelediğiniz kararda… şirket tarafından kiralanan işyerinde akvaryumdaki taşan suların verdiği hasardan sorumlu olacağı, davacı ... şirketinin bilirkişi raporunda belirlenen 5.204,88 TL «hasar» bedelini «halefiyet» hükümlerine göre alışveriş merkezinin maliki olan davalı şirketten rücuan talep edebileceği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 5.204,88 TL'nin 08.04.2009 ödeme tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava, iş yeri «sigorta poliçesine» dayalı TTK'nun 1301. maddesi gereğince açılan «hasar» bedelinin «rücuen tazmini talebine» ilişkin olup, mahkemece davacı ... şirketinin faili ...
Ancak, 17.01.1972 tarihli Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 1970/2 Esas 1972/1 sayılı Kararına göre, «sigorta tazminatını» ödeyen sigortacının zarara sebebiyet veren aleyhinde «sigorta ettirenin» halefi sıfatıyla açacağı davanın «zamanaşımı» sigorta ettirenin aynı şahıs aleyhinde açabileceği davanın zamanaşımına tabi ve aynı tarihte başlayacaktır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından sigortalanan işyerinde «dahili» su baskını neticesi «hasar» meydana geldiği, hasar bedelinin davacı tarafından «sigorta ettirene» ödendiği, dava konusu hasarın meydana geldiği işyerinin davalının mülkiyetinde bulunduğu, su baskınına neden olan tadilatın da davalı tarafından yapıldığı, davalının haksız fiilinden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 51.519,04 TL'nın ödeme tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Bu nedenle, mahkemece «avans faizine» hükmedilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmekte ise de söz konusu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın HUMK'nun 438/7 nci maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:haksız fiil · tacir · yasal faiz · dahili dava
Benzer bu kararda2-Ancak, davalı «tacir» olmayıp davacının sigortalısı «haksız fiili» ile zarara yol açan davalıdan ancak «yasal faiz» isteyebileceğinden, sigortalıya halefen dava açan sigorta şirketinin de davalıdan ancak yasal faiz talep etmesi mümkündür.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından sigortalanan işyerinde «dahili» su baskını neticesi «hasar» meydana geldiği, hasar bedelinin davacı tarafından «sigorta ettirene» ödendiği, dava konusu hasarın meydana geldiği işyerinin davalının mülkiyetinde bulunduğu, su baskınına neden olan tadilatın da davalı tarafından yapıldığı, davalının haksız fiilinden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 51.519,04 TL'nın ödeme tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/2172 E. , 2013/1439 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29/12/2011 tarih ve 2010/1955-2011/2737 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirketin davalının maliki olduğu ...'nde faaliyet gösteren ...nin mağazalarını "işyerim güvende sigorta poliçesi" ile sigortaladığını, sigortalının işyerine 19.02.2009 tarihinde AVM.'nin akvaryumunun deposundan taşan suyun hasar verdiğini, 5.245,77 TL hasar bedelinin 08.04.2009 tarihinde sigortalıya ödendiğini ileri sürerek, 5.245,77 TL'nin ödeme tarihi olan 08.04.2009 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı def'inde bulunmuş; esastan da davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı şirketin ...'nin maliki olduğu ve bu nedenle dava dışı sigortalı şirket tarafından kiralanan işyerinde akvaryumdaki taşan suların verdiği hasardan sorumlu olacağı, davacı ... şirketinin bilirkişi raporunda belirlenen 5.204,88 TL hasar bedelini halefiyet hükümlerine göre alışveriş merkezinin maliki olan davalı şirketten rücuan talep edebileceği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 5.204,88 TL'nin 08.04.2009 ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, iş yeri sigorta poliçesine dayalı TTK'nun 1301. maddesi gereğince açılan hasar bedelinin rücuen tazmini talebine ilişkin olup, mahkemece davacı ... şirketinin faili ...
6. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 15/07/2010 tarihli 2010/233 Esas, 2010/1709 Karar sayılı davanın husumet nedeniyle reddine ilişkin kararı ile öğrendiği ve zamanaşımının bu tarihten itibaren başlaması gerektiği gerekçesiyle davalının zamanaşımı def'inin reddine karar verilmiştir.
Ancak, 17.01.1972 tarihli Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 1970/2 Esas 1972/1 sayılı Kararına göre, sigorta tazminatını ödeyen sigortacının zarara sebebiyet veren aleyhinde sigorta ettirenin halefi sıfatıyla açacağı davanın zamanaşımı sigorta ettirenin aynı şahıs aleyhinde açabileceği davanın zamanaşımına tabi ve aynı tarihte başlayacaktır. Böylece, halefen davayı açan ile davalı arasında bir hukuki ilişki bulunmadığından davalının zamanaşımı de'fi incelenirken de selef ile davalı arasındaki hukuki ilişkinin göz önünde bulundurulması gerekmektedir. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 58. maddesinde gösterilen bina ve yapı eserleri malikinin sorumluluğuna ilişkin talepler hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 60.
maddesi gereğince bir ve on yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Bir yıllık süre zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrenmesinden itibaren başlayacaktır. Somut olayda, davacı ... şirketi bu davayı zarar görene halefen açtığından yukarıda bahsedilen İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince sigortacının selefi olan ... bu davayı hangi tarihe kadar açabilecek idiyse davacı da bu tarihe kadar davayı açabilecektir. Bunun yanı sıra dosyaya ibraz edilen delillerden anlaşılacağı üzere selef ... ile malikten bu yeri kiralayan ...arasında mağaza işletme sözleşmesi yapılmış olup davalı vekili bu sözleşmenin alt kira sözleşmesi olduğunu savunmaktadır. Taraflar arasında alt kira sözleşmesi bulunduğunun kabulü halinde ise 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 126/1.
maddesi gereğince dava beş yıllık zamanaşımı süresine tabi olacaktır. Bu durumda, mahkemece belirtilen bu hükümler değerlendirilmeksizin iş bu davayı halefen açan sigorta şirketinin zarar sorumlusunu öğrendiği tarihin zamanaşımı başlangıç tarihi olarak kabul etmek suretiyle zamanaşımı definin reddi doğru olmamış, kararın bu hükümler değerlendirilerek bir karar verilmek üzere davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23/01/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/257702800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz