Limited şirket müdürü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/15541 E. 2014/17625 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirket müdürü↗ mutlak butlan↗ butlan↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ malvarlığına ilişkin dava↗ ticari işletme↗ şirket müdürü↗ ortaklar kurulu kararı↗ müteselsil kefil↗ basiretli tacir↗ ipotek↗ kefalet↗ muvafakat↗ genel kredi sözleşmesi↗ tüzel kişilik↗ kefil↗ limited şirket↗ ticaret sicili↗ yetki↗ geçersizlik↗ yönetim kurulu kararı↗ kredi sözleşmesi↗ taahhütname↗ tacir↗ yetkisizlik kararı↗ maddi tazminat↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu ipotek senedinin davacı şirket yetkilisi C. K.. tarafından imzalandığı, davacı şirketin anasözleşmesi, ortaklar kurulu kararı ve Burdur Ticaret Sicil Memurluğu’nca düzenlenen hükmi şahsiyet belgelerinin hiç birinde davacı şirket müdürü C. K..nın davacı şirket adına kefalet altına girme yetkisine yer verilmediği, şirket müdürü Cengiz Kaya'nın davacı şirket adına dava dışı 3. kişi İ. T..'nün borcu nedeni ile davalı bankaya karşı kefalet sorumluluğu altına girmesi mutlak butlanla yok hükmünde olup, mutlak butlanla batıl olan bir işlemin 3. kişilere karşı da ileri sürülmesinin mümkün olduğu, davalı bankanın ipotek senedini düzenlerken davacı şirket müdürünün yetki kapsamını belirleyen yetki belgesini gördüğü, basiretli bir tacir olarak ortaklar kurulu kararını da istemesi gerektiği, davacı şirket adına imza atan ve kefalet sorumluluğu altına giren müdür C. K..'nın işleminin geçersiz olduğu, söz konusu işleme onay da verilmediği, şirketin maksat ve konusu dışına çıkan bir iş veya işlemin yönetim kurulu veya temsilciler tarafından yapılabilmesinin TTK’nın 443/2 maddesi uyarınca genel kurulca verilecek özel yetkiyle mümkün olduğu, davalı bankaya ipotek verilen taşınmazın davacı şirketin üzerinde mobilya imalatı yapılan fabrikasının da bulunduğu tek taşınmazı olduğu, şirket müdürünün tek başına temsil yetkisine dayanarak bu taşınmazı şirketin iştigal konuları ve şirketin kendi borcu dışında dava dışı 3. kişinin borcuna karşılık kefalete dayalı ipotek olarak vermesi TTK’nın 542 maddesi yollamasıyla aynı yasanın 321. maddesi ve TTK’nın 443/2 maddesine aykırılık oluşturduğundan şirket müdürü C. K.. tarafından 3. kişi İbrahim Tütüncü'nün borcuna kefil olunması ve dava konusu taşınmazın ipotek verilmesi işleminin geçersiz olduğu, manevi tazminat davasının koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle maddi tazminat davasının kabulüne, manevi tazminat davasının reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince mahkemece, yazılı gerekçe ile maddi tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir. Limited şirket müdürlerinin yetkisi, 6762 sayılı TTK’nın 542'nci maddesi yollaması ile aynı Kanun’un 321 nci maddesinde belirlenmiştir. Bu hüküm uyarınca müdürler şirketin maksat ve işletme konusu içine giren her çeşit işlemi ortaklık adına yapmak hakkını haizdir. Davacı şirketin anasözleşmesinin 9. maddesi ile dava dışı C. K.. herhangi bir sınırlama hükmü konulmadan münferit imza yetkisine sahip müdür olarak atanmıştır. 10.09.2007 tarih 18 nolu ortaklar kurul kararı ile de yine aynı kişi 30 yıl süre ile münferit imza yetkisine sahip müdür olarak seçilmiştir. Anılan ortaklar kurul kararıyla şirket müdürüne her türlü resmi kurum ve bankalarda şirketi temsil, her türlü borçlandırıcı taahhütname, muvafakatname, sözleşme, biliumum bankalarda hesap açma, bilimum taşınır/taşınmazlarla ilgili alım, satım, kiraya verme, sözleşmeleri imzalama vs. yetkisi tanınmıştır. Dava dışı İ. T..’ye ait genel kredi sözleşmesi incelendiğinde C. K..’nın sözleşmeyi hem kendi adına hem de davacı şirket adına müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı görülmektedir. Yine davacı şirkete ait taşınmazla ilgili ipotek senedi incelendiğinde de 2. sayfanın şartlar başlığının 1. maddesinde söz konusu ipoteğin davacı şirketin kefalet borçlarını da kapsadığı anlaşılmaktadır.
TTK’nın 137. maddesi hükmü gereğince ticaret ortaklıkları tüzel kişiliği haiz olduklarından anasözleşmelerinde yazılı “işletme konusu” çerçevesi içinde kalmak şartı ile tüm hakları edinebilir ve bütün borçları da yükümlenebilirler. Bir ticari işletmenin anasözleşmesinde belirtilen işletme mevzuuna doğrudan doğruya girmemekle birlikte o işletmenin ticari faaliyetlerini kolaylaştıran ticari iş ve sözleşmelerin de o işletmenin mevzuu içinde bulunduğunun kabulü zorunludur. Dairemizin yerleşik içtihatlarında da (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 23.03.1982 tarih 851/1225 E.K. sayılı ilamı) ticari amaç güden işletmelerin kredi temini konusunda bankalara karşı müştereken sorumluluk yüklenmek suretiyle birbirine destek olması ve kefil olması işletme mevzuu içinde kalan muamele olarak kabul edilmektedir. Bu itibarla mahkemece, somut olayın yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, ayrıca mahkeme gerekçesinde bahsedilen ortaklar kurul kararı arayan Dairemiz yerleşik içtihatlarının şirketin tek malvarlığı olan taşınmazının satışı ile ilgili olup somut olayda kefalete dayalı olarak ipotek verilen taşınmazın davacı şirketin tek malvarlığı olup olmadığı konusunda da gerekli araştırma yapılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3831 E. 2015/13592 K.
Ortak:mutlak butlan · butlan · şirket müdürü · ortaklar kurulu kararı · ipotek · kefalet · kefil · geçersizlik
İncelediğiniz karardaT..'nün borcu nedeni ile davalı bankaya karşı «kefalet» sorumluluğu altına girmesi «mutlak butlanla» yok hükmünde olup, mutlak butlanla batıl olan bir işlemin 3. kişilere karşı da ileri sürülmesinin mümkün olduğu, davalı bankanın «ipotek» senedini düzenlerken davacı şirket müdürünün «yetki» kapsamını belirleyen yetki belgesini gördüğü, basiretli bir «tacir» olarak «ortaklar kurulu» kararını da istemesi gerektiği, davacı şirket adına imza atan ve kefalet sorumluluğu altına giren müdür C.
K..'nın işleminin «geçersiz» olduğu, söz konusu işleme onay da verilmediği, şirketin maksat ve konusu dışına çıkan bir iş veya işlemin «yönetim kurulu» veya «temsilciler» tarafından yapılabilmesinin TTK’nın 443/2 maddesi uyarınca genel kurulca verilecek özel yetkiyle mümkün olduğu, davalı bankaya «ipotek» verilen taşınmazın davacı şirketin üzerinde mobilya imalatı yapılan fabrikasının da bulunduğu tek taşınmazı olduğu, şirket müdürünün tek başına temsil «yetkisine» dayanarak bu taşınmazı şirketin iştigal konuları ve şirketin kendi borcu dışında dava dışı 3. kişinin borcuna karşılık «kefalete» dayalı ipotek olarak vermesi TTK’nın 542 maddesi yollamasıyla aynı yasanın 321. maddesi ve TTK’nın 443/2 maddesine aykırılık oluşturduğundan «şirket müdürü» C.
K.. tarafından 3. kişi İbrahim Tütüncü'nün borcuna «kefil» olunması ve dava konusu taşınmazın «ipotek» verilmesi işleminin «geçersiz» olduğu, manevi tazminat davasının koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle «maddi tazminat» davasının kabulüne, manevi tazminat davasının reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaTicaret Sicil Memurluğu’nca düzenlenen hükmi şahsiyet belgelerinin hiç birinde davacı «şirket müdürü» .... ....'nın davacı şirket adına «kefalet» altına girme «yetkisine» yer verilmediği, şirket müdürü ... ...'nın davacı şirket adına dava dışı 3. kişi .... ....'nün borcu nedeni ile davalı bankaya karşı kefalet sorumluluğu altına girmesi «mutlak butlanla» yok hükmünde olup, mutlak butlanla batıl olan bir işlemin 3. kişilere karşı da ileri sürülmesinin mümkün olduğu, davalı bankanın «ipotek» senedini düzenlerken davacı şirket müdürünün «yetki» kapsamını belirleyen yetki belgesini gördüğü, basiretli bir «tacir» olarak «ortaklar kurulu» kararını da istemesi gerektiği, söz konusu işleme onay da verilmediği, şirketin maksat ve konusu dışına çıkan bir iş veya işlemin «yönetim kurulu» veya «temsilciler» tarafından yapılabilmesinin TTK’nın 443/2 maddesi uyarınca genel kurulca verilecek özel yetkiyle mümkün olduğu, davalı bankaya ipotek verilen taşınmazın davacı şirketin üzerinde mobilya imalatı yapılan fabrikasının da bulunduğu tek taşınmazı olduğu, şirket müdürünün tek başına temsil yetkisine dayanarak bu taşınmazı şirketin iştigal konuları ve şirketin kendi borcu dışında dava dışı 3. kişinin borcuna karşılık kefalete dayalı ipotek olarak vermesi TTK’nın 542 maddesi yollamasıyla aynı yasanın 321. maddesi ve TTK’nın 443/2 maddesine aykırılık oluşturduğundan şirket müdürü .... ....tarafından 3. kişi ... ....'nün borcuna «kefil» olunması ve dava konusu taşınmazın ipotek verilmesi işleminin «geçersiz» olduğu, manevi tazminat davasının koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle «maddi tazminat» davasının kabulüne, manevi tazminat davasının reddine dair verilen karar taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 14.11.2014 tarihli kararı ile bozulm …
Mahkemece, dava konusu «ipotek» senedinin davacı şirket yetkilisi ... ... tarafından imzalandığı, davacı şirketin anasözleşmesi, «ortaklar kurulu» kararı ve ....
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3614 E. 2016/1921 K.
Ortak:malvarlığına ilişkin dava · şirket müdürü · ortaklar kurulu kararı · limited şirket · geçersizlik · taahhütname · yetkisizlik kararı · temsil
İncelediğiniz karardaK..'nın işleminin «geçersiz» olduğu, söz konusu işleme onay da verilmediği, şirketin maksat ve konusu dışına çıkan bir iş veya işlemin «yönetim kurulu» veya «temsilciler» tarafından yapılabilmesinin TTK’nın 443/2 maddesi uyarınca genel kurulca verilecek özel yetkiyle mümkün olduğu, davalı bankaya «ipotek» verilen taşınmazın davacı şirketin üzerinde mobilya imalatı yapılan fabrikasının da bulunduğu tek taşınmazı olduğu, şirket müdürünün tek başına temsil «yetkisine» dayanarak bu taşınmazı şirketin iştigal konuları ve şirketin kendi borcu dışında dava dışı 3. kişinin borcuna karşılık «kefalete» dayalı ipotek olarak vermesi TTK’nın 542 maddesi yollamasıyla aynı yasanın 321. maddesi ve TTK’nın 443/2 maddesine aykırılık oluşturduğundan «şirket müdürü» C.
Anılan «ortaklar kurul» kararıyla şirket müdürüne her türlü resmi kurum ve bankalarda şirketi «temsil», her türlü borçlandırıcı «taahhütname», «muvafakatname», sözleşme, biliumum bankalarda hesap açma, bilimum taşınır/taşınmazlarla ilgili alım, satım, kiraya verme, sözleşmeleri imzalama vs. yetkisi tanınmıştır.
K.. tarafından imzalandığı, davacı şirketin anasözleşmesi, «ortaklar kurulu» kararı ve Burdur Ticaret Sicil Memurluğu’nca düzenlenen hükmi şahsiyet belgelerinin hiç birinde davacı «şirket müdürü» C.
Benzer bu kararda2-Dava, davacının da ortağı davalı «limited şirkete» ait tek «malvarlığı» olan taşınmazın diğer davalıya «muvazaalı» olarak satıldığı iddiasıyla taşınmazın tapu «kaydının» iptali ile davalı şirket adına tescili istemine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, şirketin varlığı için hayati önemi haiz tek taşınmazın, «ortaklar kurulu» kararı alınmaksızın diğer davalıya satıldığı ve bu devrin «geçersiz» olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Limited «şirket müdürlerinin» «temsil» «yetkisinin» kapsamı, somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK'nın 542. maddesi yollaması ile aynı Yasa'nın 321. maddesinde belirlenmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin yetkilisi olan dava dışı ... tarafından, şirketin varlığını sürdürebilmesi için hayati önemi haiz tek taşınmazın, «ortaklar kurulu» kararı alınmaksızın diğer davalıya satıldığı, bu sebeple devrin «geçersiz» bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:muvazaa · denetime elverişlilik · taşıyan · cy/cy kaydı · eksik inceleme · dahili dava
Benzer bu kararda2-Dava, davacının da ortağı davalı «limited şirkete» ait tek «malvarlığı» olan taşınmazın diğer davalıya «muvazaalı» olarak satıldığı iddiasıyla taşınmazın tapu «kaydının» iptali ile davalı şirket adına tescili istemine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, şirketin varlığı için hayati önemi haiz tek taşınmazın, «ortaklar kurulu» kararı alınmaksızın diğer davalıya satıldığı ve bu devrin «geçersiz» olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu maddede, «temsile» yetkili olanların şirketin maksat ve konusuna «dahil» olan her nevi işleri ve hukuki muameleleri şirket adına yapmak ve şirket unvanını kullanmak hakkını haiz oldukları belirtilmiştir.
Davalı şirketin anasözleşmesinin “..." başlığını «taşıyan» 3. maddesinde, şirketin konusu ile ilgili taşınmaz mal alımı ve satımı yapılabileceği belirtilmiştir.
Zira, davalı şirket adına başka bir «malvarlığı» bulunup bulunmadığı araştırılmadığı gibi dava konusu taşınmazın, şirketin varlığını sürdürmesi için hayati önemi haiz olup olmadığı yönünde de «denetime elverişli» bir inceleme yapılmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/898 E. 2010/12028 K.
Ortak:şirket müdürü · ortaklar kurulu kararı · geçersizlik · yetki · yönetim kurulu kararı · temsil
İncelediğiniz karardaK..'nın işleminin «geçersiz» olduğu, söz konusu işleme onay da verilmediği, şirketin maksat ve konusu dışına çıkan bir iş veya işlemin «yönetim kurulu» veya «temsilciler» tarafından yapılabilmesinin TTK’nın 443/2 maddesi uyarınca genel kurulca verilecek özel yetkiyle mümkün olduğu, davalı bankaya «ipotek» verilen taşınmazın davacı şirketin üzerinde mobilya imalatı yapılan fabrikasının da bulunduğu tek taşınmazı olduğu, şirket müdürünün tek başına temsil «yetkisine» dayanarak bu taşınmazı şirketin iştigal konuları ve şirketin kendi borcu dışında dava dışı 3. kişinin borcuna karşılık «kefalete» dayalı ipotek olarak vermesi TTK’nın 542 maddesi yollamasıyla aynı yasanın 321. maddesi ve TTK’nın 443/2 maddesine aykırılık oluşturduğundan «şirket müdürü» C.
K.. tarafından imzalandığı, davacı şirketin anasözleşmesi, «ortaklar kurulu» kararı ve Burdur Ticaret Sicil Memurluğu’nca düzenlenen hükmi şahsiyet belgelerinin hiç birinde davacı «şirket müdürü» C.
T..'nün borcu nedeni ile davalı bankaya karşı «kefalet» sorumluluğu altına girmesi «mutlak butlanla» yok hükmünde olup, mutlak butlanla batıl olan bir işlemin 3. kişilere karşı da ileri sürülmesinin mümkün olduğu, davalı bankanın «ipotek» senedini düzenlerken davacı şirket müdürünün «yetki» kapsamını belirleyen yetki belgesini gördüğü, basiretli bir «tacir» olarak «ortaklar kurulu» kararını da istemesi gerektiği, davacı şirket adına imza atan ve kefalet sorumluluğu altına giren müdür C.
Benzer bu karardaŞirket maksat ve konusu dışına çıkan bir işin veya hukuki işlemin «yönetim kurulu» veya «temsilciler» tarafından yapılabilmesi TTK’nun 443/2. maddesi uyarınca, ancak genel kurulun vereceği özel bir «yetki» ile olabilir.
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, 09.06.2007 tarihli ortaklar kurulunca alınan «şirket müdürleri» ... ile ...'ın «ibra» edilmemesine ilişkin kısım hariç 4 nolu karar ile 3,5,6,8 ve 9 nolu kararların hükümsüz olduğu, dava devam ederken şirketin yetkili «temsilcisi» ve müdürünün davacı olması nedeniyle vermiş olduğu 15.02.2008 tarihli dilekçesi ile davayı kabul ettiğini bildirip aynı beyanını 20.02.2008 tarihli oturumda da tekrarladığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile 09.06.2007 tarihli genel kurul tutanağının «şirket müdürlerinin» ibra edilmemesine ait 4. maddesinin bu kısmı hariç olmak üzere alınan 3-4-5-6-8-9. maddelerinin iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Anılan kanun hükümleri uyarınca, şirket «yönetim kurulu» veya «temsilcisi», ancak şirket maksat ve konusuna giren her nevi iş ve hukuki işlemleri şirket adına yapmaya yetkilidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kayyum atanması · kabul beyanı · karar nisabı · şirket müdürlüğü · ibra · dahili dava
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, 09.06.2007 tarihli ortaklar kurulunca alınan «şirket müdürleri» ... ile ...'ın «ibra» edilmemesine ilişkin kısım hariç 4 nolu karar ile 3,5,6,8 ve 9 nolu kararların hükümsüz olduğu, dava devam ederken şirketin yetkili «temsilcisi» ve müdürünün davacı olması nedeniyle vermiş olduğu 15.02.2008 tarihli dilekçesi ile davayı kabul ettiğini bildirip aynı beyanını 20.02.2008 tarihli oturumda da tekrarladığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile 09.06.2007 tarihli genel kurul tutanağının «şirket müdürlerinin» ibra edilmemesine ait 4. maddesinin bu kısmı hariç olmak üzere alınan 3-4-5-6-8-9. maddelerinin iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Maddesine aykırı şekilde alınmış olduğu iddia edilen 09.06.2007 tarihli «ortaklar kurulu» toplantısının hükümsüz olduğunun tespiti ile yargılama süresince şirkete «kayyum atanması» istemine ilişkindir.
Mahkemece dava devam ederken şirketin yetkili «temsilcisi» ve müdürünün davacı olması nedeniyle vermiş olduğu 15.02.2008 tarihli dilekçesi ile davayı «kabul beyanı» esas alınarak sonuca ulaşılmaya çalışıldığı anlaşılmaktadır.
Buna göre, "«temsile» selahiyetli olanların şirketin maksat ve mevzuuna «dahil» her nevi işleri ve hukuki muameleleri şirket adına yapmak ve şirket adını kullanmak hakkını haiz oldukları" öngörülmüştür.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/8511 E. 2011/2021 K.
Ortak:malvarlığına ilişkin dava · şirket müdürü · limited şirket · taahhütname · yetkisizlik kararı · temsil
İncelediğiniz karardaK..'nın işleminin «geçersiz» olduğu, söz konusu işleme onay da verilmediği, şirketin maksat ve konusu dışına çıkan bir iş veya işlemin «yönetim kurulu» veya «temsilciler» tarafından yapılabilmesinin TTK’nın 443/2 maddesi uyarınca genel kurulca verilecek özel yetkiyle mümkün olduğu, davalı bankaya «ipotek» verilen taşınmazın davacı şirketin üzerinde mobilya imalatı yapılan fabrikasının da bulunduğu tek taşınmazı olduğu, şirket müdürünün tek başına temsil «yetkisine» dayanarak bu taşınmazı şirketin iştigal konuları ve şirketin kendi borcu dışında dava dışı 3. kişinin borcuna karşılık «kefalete» dayalı ipotek olarak vermesi TTK’nın 542 maddesi yollamasıyla aynı yasanın 321. maddesi ve TTK’nın 443/2 maddesine aykırılık oluşturduğundan «şirket müdürü» C.
K..nın davacı şirket adına «kefalet» altına girme «yetkisine» yer verilmediği, «şirket müdürü» Cengiz Kaya'nın davacı şirket adına dava dışı 3. kişi İ.
Anılan «ortaklar kurul» kararıyla şirket müdürüne her türlü resmi kurum ve bankalarda şirketi «temsil», her türlü borçlandırıcı «taahhütname», «muvafakatname», sözleşme, biliumum bankalarda hesap açma, bilimum taşınır/taşınmazlarla ilgili alım, satım, kiraya verme, sözleşmeleri imzalama vs. yetkisi tanınmıştır.
Benzer bu karardaLimited «şirket müdürlerinin» «temsil» «yetkisinin» kapsamı, TTK'nun 542. maddesi yollaması ile aynı Yasa'nın 321. maddesi ile belirlenmiştir.
1-Dava, «limited şirket ortağının» «yetkisini» aşarak şirkete ait tek taşınmazı «muvazaalı» olarak sattığı iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil, aksi halde devre konu taşınmazın devir tarihindeki bedelinin davalılardan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile dava reddedilmiştir.
Davacı «limited şirketin» iki ortağının bulunduğu, her iki ortağın da tek başlarına şirketi «temsile» yetkili müdür oldukları, davacı şirkete ait taşınmazın şirket ortağı ve müdürü olan davalı ... tarafından diğer davalı ...’e satıldığı hususlarında taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket ortağı · yazılı delil · muvazaa · acentelik · cy/cy şerhi · üçüncü kişi · taşıyan · dahili dava
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin iki ortağının olduğu ve bunların ikisinin de şirketi tek başına «temsile» yetkili müdür oldukları, şirketin amacının gayrimenkul almak, satmak, kiralamak ve benzeri faaliyetler olduğu, dava konusu taşınmazın satışının şirket amacı kapsamında olduğu, satışı yapan ortağın bu işlemi yapmaya yetkili olduğu, söz konusu taşınmazın ikinci derece sit alanı içerisinde kaldığı, ayrıca tapu kaydında 1132 metrekaresinin orman tahdidi içinde olduğunun «şerh» edildiği, taşınmazın değerinin 2007 yılı itibariyle 27.600 TL olduğu, satış bedeli ile bu bedel arasında aşırı bir nispetsizliğin olmadığı, satış bedelinin şirket hesabına aktarıldığı, satış işleminin davacı şirket ile davalı ... arasında yapılmış olması nedeniyle «üçüncü kişi» konumunda olmayan davacının «muvazaa» iddiasını «yazılı delil» ile ispat etmesinin gerektiği, bu şekilde bir ispatın olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1-Dava, «limited şirket ortağının» «yetkisini» aşarak şirkete ait tek taşınmazı «muvazaalı» olarak sattığı iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil, aksi halde devre konu taşınmazın devir tarihindeki bedelinin davalılardan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile dava reddedilmiştir.
Davacı şirketin ana sözleşmesinin “Maksat ve Konu" başlığını «taşıyan» 3. maddesinin a-n bentlerinde, şirketin amaçları arasında turistik tesisler inşa etmek, işletmek, turizm «acenteleri» kurmak, şirket maksat ve mevzuu ile ilgili gayrimenkuller alıp satmak sayılmıştır.
Uyuşmazlık «şirket müdürü» olan davalının taşınmazı satış «yetkisinin» bulunup bulunmadığı ve yapılan satışın «muvazaalı» olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
-
HUMK 440 kapsamına girmeyen karar düzeltme isteminin reddi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18786 E. 2015/5565 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/15541 E. , 2014/17625 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BURDUR 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 12/07/2013
NUMARASI 2011/383-2013/372
Taraflar arasında görülen davada Burdur 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12/07/2013 tarih ve 2011/383-2013/372 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 14.11.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. R.. G.. ile davalı vekili Av. D.. A.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 2008 yılında kullandığı kredinin kapatılmasından sonra kredinin teminatı olarak sahip olduğu taşınmaz üzerine konulan ipoteğin fekki talep edilmesi üzerine davalı bankanın 15/09/2009 tarihli yazısı ile müvekkil şirketin dava dışı İ. T..'nün kullandığı krediye kefil olduğu gerekçesiyle ipoteğin fekki talebini reddettiğini, müvekkili şirketin maddi bakımdan ihtiyacı olması nedeniyle söz konusu taşınmazı sattığını, satış bedelinin 239,975,78 TL’sine davalı bankanın dava dışı İ. T..’nün kredi borcu nedeniyle bloke koyduğunu, ancak dava konusu ipotek işleminin baştan itibaren geçersiz olduğunu, ipotek verme işleminin dava dışı şirket müdürü C. K.. tarafından yapıldığını, C.K..’nın üçüncü kişilerin borcu için ipotek verme yetkisi bulunmadığını, müvekkili şirketin sahip olduğu tek taşınmazın ancak ortaklar kurul kararı ile ipotek verilebileceğini, müvekkili şirketin bu ipotek sözleşmesiyle hiç kimsenin borcuna kefil olmadığını, İ.
T..’nün kullandığı krediye bağlı olarak davalı bankaca başlatılan icra takibine itiraz edildiğini ve itirazın iptali davasının derdest olduğunu ileri sürerek, 239.975,78 TL'nin ve 100.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirketin şahsi kredileri yanında kefil olduğu krediler bulunduğunu, taraflar arasındaki kredi sözleşmesinin 22/f. maddesinde, davacının verdiği ipoteğin hem kendi kullandığı kredilerin hem de başka firmalara olan kefalet borcunun teminatı olduğunun düzenlendiğini, yine ipotek resmi senedinin 2. sayfası şartlar başlığının 1. maddesinde de “söz konusu ipoteğin davacının kefalet borçlarını da kapsadığının açıkça yazıldığını, davacı şirketin dava dışı İbrahim Tütüncü’nün borcuna kefaletinin geçerli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu ipotek senedinin davacı şirket yetkilisi C. K.. tarafından imzalandığı, davacı şirketin anasözleşmesi, ortaklar kurulu kararı ve Burdur Ticaret Sicil Memurluğu’nca düzenlenen hükmi şahsiyet belgelerinin hiç birinde davacı şirket müdürü C. K..nın davacı şirket adına kefalet altına girme yetkisine yer verilmediği, şirket müdürü Cengiz Kaya'nın davacı şirket adına dava dışı 3. kişi İ. T..'nün borcu nedeni ile davalı bankaya karşı kefalet sorumluluğu altına girmesi mutlak butlanla yok hükmünde olup, mutlak butlanla batıl olan bir işlemin 3. kişilere karşı da ileri sürülmesinin mümkün olduğu, davalı bankanın ipotek senedini düzenlerken davacı şirket müdürünün yetki kapsamını belirleyen yetki belgesini gördüğü, basiretli bir tacir olarak ortaklar kurulu kararını da istemesi gerektiği, davacı şirket adına imza atan ve kefalet sorumluluğu altına giren müdür C.
K..'nın işleminin geçersiz olduğu, söz konusu işleme onay da verilmediği, şirketin maksat ve konusu dışına çıkan bir iş veya işlemin yönetim kurulu veya temsilciler tarafından yapılabilmesinin TTK’nın 443/2 maddesi uyarınca genel kurulca verilecek özel yetkiyle mümkün olduğu, davalı bankaya ipotek verilen taşınmazın davacı şirketin üzerinde mobilya imalatı yapılan fabrikasının da bulunduğu tek taşınmazı olduğu, şirket müdürünün tek başına temsil yetkisine dayanarak bu taşınmazı şirketin iştigal konuları ve şirketin kendi borcu dışında dava dışı 3. kişinin borcuna karşılık kefalete dayalı ipotek olarak vermesi TTK’nın 542 maddesi yollamasıyla aynı yasanın 321. maddesi ve TTK’nın 443/2 maddesine aykırılık oluşturduğundan şirket müdürü C.
K.. tarafından 3. kişi İbrahim Tütüncü'nün borcuna kefil olunması ve dava konusu taşınmazın ipotek verilmesi işleminin geçersiz olduğu, manevi tazminat davasının koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle maddi tazminat davasının kabulüne, manevi tazminat davasının reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince mahkemece, yazılı gerekçe ile maddi tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir. Limited şirket müdürlerinin yetkisi, 6762 sayılı TTK’nın 542'nci maddesi yollaması ile aynı Kanun’un 321 nci maddesinde belirlenmiştir. Bu hüküm uyarınca müdürler şirketin maksat ve işletme konusu içine giren her çeşit işlemi ortaklık adına yapmak hakkını haizdir. Davacı şirketin anasözleşmesinin 9. maddesi ile dava dışı C. K.. herhangi bir sınırlama hükmü konulmadan münferit imza yetkisine sahip müdür olarak atanmıştır.
10. 09.2007 tarih 18 nolu ortaklar kurul kararı ile de yine aynı kişi 30 yıl süre ile münferit imza yetkisine sahip müdür olarak seçilmiştir. Anılan ortaklar kurul kararıyla şirket müdürüne her türlü resmi kurum ve bankalarda şirketi temsil, her türlü borçlandırıcı taahhütname, muvafakatname, sözleşme, biliumum bankalarda hesap açma, bilimum taşınır/taşınmazlarla ilgili alım, satım, kiraya verme, sözleşmeleri imzalama vs. yetkisi tanınmıştır. Dava dışı İ. T..’ye ait genel kredi sözleşmesi incelendiğinde C. K..’nın sözleşmeyi hem kendi adına hem de davacı şirket adına müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı görülmektedir. Yine davacı şirkete ait taşınmazla ilgili ipotek senedi incelendiğinde de 2.
sayfanın şartlar başlığının 1. maddesinde söz konusu ipoteğin davacı şirketin kefalet borçlarını da kapsadığı anlaşılmaktadır.
TTK’nın 137. maddesi hükmü gereğince ticaret ortaklıkları tüzel kişiliği haiz olduklarından anasözleşmelerinde yazılı “işletme konusu” çerçevesi içinde kalmak şartı ile tüm hakları edinebilir ve bütün borçları da yükümlenebilirler. Bir ticari işletmenin anasözleşmesinde belirtilen işletme mevzuuna doğrudan doğruya girmemekle birlikte o işletmenin ticari faaliyetlerini kolaylaştıran ticari iş ve sözleşmelerin de o işletmenin mevzuu içinde bulunduğunun kabulü zorunludur. Dairemizin yerleşik içtihatlarında da (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 23.03.1982 tarih 851/1225 E.K. sayılı ilamı) ticari amaç güden işletmelerin kredi temini konusunda bankalara karşı müştereken sorumluluk yüklenmek suretiyle birbirine destek olması ve kefil olması işletme mevzuu içinde kalan muamele olarak kabul edilmektedir.
Bu itibarla mahkemece, somut olayın yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, ayrıca mahkeme gerekçesinde bahsedilen ortaklar kurul kararı arayan Dairemiz yerleşik içtihatlarının şirketin tek malvarlığı olan taşınmazının satışı ile ilgili olup somut olayda kefalete dayalı olarak ipotek verilen taşınmazın davacı şirketin tek malvarlığı olup olmadığı konusunda da gerekli araştırma yapılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, istek halinde aşağıda yazılı 4.073,05 TL harcın temyiz eden davacıya iadesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 14.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102044700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz