Tahsil
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/8511 E. 2011/2021 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirket müdürü↗ yazılı delil ile ispat↗ limited şirket ortağı↗ tapu iptali ve tescil↗ malvarlığına ilişkin dava↗ yazılı delil↗ muvazaa↗ şirket müdürü↗ acentelik↗ cy/cy şerhi↗ üçüncü kişi↗ limited şirket↗ taahhütname↗ taşıyan↗ yetkisizlik kararı↗ dahili dava↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin iki ortağının olduğu ve bunların ikisinin de şirketi tek başına temsile yetkili müdür oldukları, şirketin amacının gayrimenkul almak, satmak, kiralamak ve benzeri faaliyetler olduğu, dava konusu taşınmazın satışının şirket amacı kapsamında olduğu, satışı yapan ortağın bu işlemi yapmaya yetkili olduğu, söz konusu taşınmazın ikinci derece sit alanı içerisinde kaldığı, ayrıca tapu kaydında 1132 metrekaresinin orman tahdidi içinde olduğunun şerh edildiği, taşınmazın değerinin 2007 yılı itibariyle 27.600 TL olduğu, satış bedeli ile bu bedel arasında aşırı bir nispetsizliğin olmadığı, satış bedelinin şirket hesabına aktarıldığı, satış işleminin davacı şirket ile davalı ... arasında yapılmış olması nedeniyle üçüncü kişi konumunda olmayan davacının muvazaa iddiasını yazılı delil ile ispat etmesinin gerektiği, bu şekilde bir ispatın olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, limited şirket ortağının yetkisini aşarak şirkete ait tek taşınmazı muvazaalı olarak sattığı iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil, aksi halde devre konu taşınmazın devir tarihindeki bedelinin davalılardan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile dava reddedilmiştir. Davacı limited şirketin iki ortağının bulunduğu, her iki ortağın da tek başlarına şirketi temsile yetkili müdür oldukları, davacı şirkete ait taşınmazın şirket ortağı ve müdürü olan davalı ... tarafından diğer davalı ...’e satıldığı hususlarında taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık şirket müdürü olan davalının taşınmazı satış yetkisinin bulunup bulunmadığı ve yapılan satışın muvazaalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Limited şirket müdürlerinin temsil yetkisinin kapsamı, TTK'nun 542. maddesi yollaması ile aynı Yasa'nın 321. maddesi ile belirlenmiştir. Bu maddede, temsile yetkili olanların şirketin maksat ve konusuna dahil olan her nevi işleri ve hukuki muameleleri şirket adına yapmak ve şirket unvanını kullanmak hakkını haiz oldukları belirtilmiştir. Davacı şirketin ana sözleşmesinin “Maksat ve Konu" başlığını taşıyan 3. maddesinin a-n bentlerinde, şirketin amaçları arasında turistik tesisler inşa etmek, işletmek, turizm acenteleri kurmak, şirket maksat ve mevzuu ile ilgili gayrimenkuller alıp satmak sayılmıştır.
Anasözleşme ve açıklanan yasa hükümlerine göre, kural olarak şirketi temsile yetkili müdürün şirkete ait bir malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunabileceğinin kabulü gerekir. Ancak bu malvarlığının, şirketin sahip olduğu tek malvarlığı olduğunun veya şirketin varlığını sürdürebilmesi için hayati önemi haiz bulunduğunun belirlenmesi halinde bu kez, anılan devir yönündeki taahhüdün geçerli olabilmesi için ortaklar kurulundan karar alınması gerekmektedir. Bu itibarla mahkemece yukarıda açıklanan şekilde bir devir işleminin bulunup bulunmadığı araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3614 E. 2016/1921 K.
Ortak:malvarlığına ilişkin dava · muvazaa · şirket müdürü · limited şirket · taahhütname · taşıyan · yetkisizlik kararı · dahili dava
İncelediğiniz kararda1-Dava, «limited şirket ortağının» «yetkisini» aşarak şirkete ait tek taşınmazı «muvazaalı» olarak sattığı iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil, aksi halde devre konu taşınmazın devir tarihindeki bedelinin davalılardan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile dava reddedilmiştir.
Uyuşmazlık «şirket müdürü» olan davalının taşınmazı satış «yetkisinin» bulunup bulunmadığı ve yapılan satışın «muvazaalı» olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Limited «şirket müdürlerinin» «temsil» «yetkisinin» kapsamı, TTK'nun 542. maddesi yollaması ile aynı Yasa'nın 321. maddesi ile belirlenmiştir.
Benzer bu kararda2-Dava, davacının da ortağı davalı «limited şirkete» ait tek «malvarlığı» olan taşınmazın diğer davalıya «muvazaalı» olarak satıldığı iddiasıyla taşınmazın tapu «kaydının» iptali ile davalı şirket adına tescili istemine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, şirketin varlığı için hayati önemi haiz tek taşınmazın, «ortaklar kurulu» kararı alınmaksızın diğer davalıya satıldığı ve bu devrin «geçersiz» olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Limited «şirket müdürlerinin» «temsil» «yetkisinin» kapsamı, somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK'nın 542. maddesi yollaması ile aynı Yasa'nın 321. maddesinde belirlenmiştir.
Ancak bu «malvarlığının», şirketin sahip olduğu tek malvarlığı olduğunun ve şirketin varlığını sürdürebilmesi için hayati önemi haiz bulunduğunun belirlenmesi halinde bu kez, anılan devir yönündeki «taahhüdün» geçerli olabilmesi için ortaklar kurulundan karar alınması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortaklar kurulu kararı · denetime elverişlilik · geçersizlik · cy/cy kaydı · eksik inceleme
Benzer bu kararda2-Dava, davacının da ortağı davalı «limited şirkete» ait tek «malvarlığı» olan taşınmazın diğer davalıya «muvazaalı» olarak satıldığı iddiasıyla taşınmazın tapu «kaydının» iptali ile davalı şirket adına tescili istemine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, şirketin varlığı için hayati önemi haiz tek taşınmazın, «ortaklar kurulu» kararı alınmaksızın diğer davalıya satıldığı ve bu devrin «geçersiz» olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin yetkilisi olan dava dışı ... tarafından, şirketin varlığını sürdürebilmesi için hayati önemi haiz tek taşınmazın, «ortaklar kurulu» kararı alınmaksızın diğer davalıya satıldığı, bu sebeple devrin «geçersiz» bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Zira, davalı şirket adına başka bir «malvarlığı» bulunup bulunmadığı araştırılmadığı gibi dava konusu taşınmazın, şirketin varlığını sürdürmesi için hayati önemi haiz olup olmadığı yönünde de «denetime elverişli» bir inceleme yapılmamıştır.
Bu durumda mahkemece, davalı şirketin tüm «malvarlığının» araştırılması ve gerekirse bir bilirkişi heyeti oluşturularak şirket kayıtları üzerinde de inceleme yaptırılması suretiyle dava konusu taşınmazın, davacı şirketin sahip olduğu tek malvarlığı olup olmadığının ve şirketin varlığını sürdürebilmesi için hayati önemi haiz bulunup bulunmadığının denetime açık olacak bir biçimde tespit ettirilmesi ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/1107 E. 2014/7690 K.
Ortak:limited şirket müdürü · malvarlığına ilişkin dava · şirket müdürü · limited şirket · taahhütname · taşıyan · yetkisizlik kararı · dahili dava
İncelediğiniz kararda1-Dava, «limited şirket ortağının» «yetkisini» aşarak şirkete ait tek taşınmazı «muvazaalı» olarak sattığı iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil, aksi halde devre konu taşınmazın devir tarihindeki bedelinin davalılardan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile dava reddedilmiştir.
Uyuşmazlık «şirket müdürü» olan davalının taşınmazı satış «yetkisinin» bulunup bulunmadığı ve yapılan satışın «muvazaalı» olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Limited «şirket müdürlerinin» «temsil» «yetkisinin» kapsamı, TTK'nun 542. maddesi yollaması ile aynı Yasa'nın 321. maddesi ile belirlenmiştir.
Benzer bu kararda1-Dava, davacı «limited şirketin müdürü» olan davalının, «yetkisini» aşarak ve şirkete karşı olan özen ve «sadakat yükümlülüğünü» ihlal ederek şirkete ait markayı diğer davalıya devrettiği iddiasına dayalı marka lisans sözleşmesinin hükümsüzlüğü, «marka hakkına tecavüzün» ve «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Limited «şirket müdürlerinin» «temsil» «yetkisinin» kapsamı, somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK'nın 542. maddesi yollaması ile aynı Yasa'nın 321. maddesinde belirlenmiştir.
Ancak bu «malvarlığının», şirketin sahip olduğu tek malvarlığı olduğunun veya şirketin varlığını sürdürebilmesi için hayati önemi haiz bulunduğunun belirlenmesi halinde bu kez, anılan devir yönündeki «taahhüdün» geçerli olabilmesi için ortaklar kurulundan karar alınması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rekabet etmeme yükümlülüğü · sadakat yükümlülüğü · bilirkişi raporları arasında çelişki · i̇i̇k 167 · ortaklar kurulu kararı · şikayet · münhasırlık · denetime elverişlilik
Benzer bu kararda… ına yer verildiği dikkate alındığında davalı şirketin 2009 yılından önceki marka kullanımının davacının bilgisi dahilinde bulunduğu kanaatinin oluştuğu, dolayısıyla «marka hakkına tecavüzden» söz edilemeyeceği, ancak marka hakkına tecavüz oluşturmayan davalıların eylemlerinin «haksız rekabet» teşkil ettiği, ayrıca davalı Ali yönünden sadakat ve «rekabet etmeme yükümlülüğüne» aykırılık oluşturduğu, 2009 yılı Mart ayından sonraki kullanım ise şeklen marka lisans sözleşmesine dayandığından haksız rekabete yol açmayacağı, bu eylemler nedeniyle davacının maddi ve manevi zarara uğradığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı markasının devrine ilişkin lisans sözleşmesinin «geçersizliğinin» tespitine, haksız rekabetin tespitine ve önlenmesine, 19.«167»,85 TL maddi, 10.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, hükmün «ilanına», fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
U..'ın müdürlük görevinin lisans sözleşmesinden yaklaşık 5 ay kadar sonra davacı şirket «ortaklar kurulu» kararı ile iptal edildiği, her ne kadar taraf şirketler arasında 2005 ile 2007 yıllarında ticari ilişki bulunduğu ve alım satım yapıldığı anlaşılmakta ise de burad …
U..'ın «temsil» «yetkisinin» iptal tarihi ve savcılık «şikayeti» gözetildiğinde davacı şirketin, davalı A..
U..' ın eyleminden, bu dönemde haberdar olduğu sonucunun çıktığı, davacıya ait markanın «münhasır» lisans sözleşmesi ile 3 yıllığına devrinin, şirketin esaslı işlerinden olduğu, zira anılan markanın davacı şirketin ticari faaliyeti için büyük öneme sahip bulunduğu, açıklanan nedenle söz konusu markanın münhasır lisans sözleşmesi ile devrinin davalı müdürün tek başına yapabileceği işlerden olmadığı, ayrıca davalı A..
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/898 E. 2010/12028 K.
Ortak:şirket müdürü · limited şirket · dahili dava · temsil
İncelediğiniz karardaDavacı «limited şirketin» iki ortağının bulunduğu, her iki ortağın da tek başlarına şirketi «temsile» yetkili müdür oldukları, davacı şirkete ait taşınmazın şirket ortağı ve müdürü olan davalı ... tarafından diğer davalı ...’e satıldığı hususlarında taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Limited «şirket müdürlerinin» «temsil» «yetkisinin» kapsamı, TTK'nun 542. maddesi yollaması ile aynı Yasa'nın 321. maddesi ile belirlenmiştir.
Bu maddede, «temsile» yetkili olanların şirketin maksat ve konusuna «dahil» olan her nevi işleri ve hukuki muameleleri şirket adına yapmak ve şirket unvanını kullanmak hakkını haiz oldukları belirtilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, 09.06.2007 tarihli ortaklar kurulunca alınan «şirket müdürleri» ... ile ...'ın «ibra» edilmemesine ilişkin kısım hariç 4 nolu karar ile 3,5,6,8 ve 9 nolu kararların hükümsüz olduğu, dava devam ederken şirketin yetkili «temsilcisi» ve müdürünün davacı olması nedeniyle vermiş olduğu 15.02.2008 tarihli dilekçesi ile davayı kabul ettiğini bildirip aynı beyanını 20.02.2008 tarihli oturumda da tekrarladığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile 09.06.2007 tarihli genel kurul tutanağının «şirket müdürlerinin» ibra edilmemesine ait 4. maddesinin bu kısmı hariç olmak üzere alınan 3-4-5-6-8-9. maddelerinin iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Buna göre, "«temsile» selahiyetli olanların şirketin maksat ve mevzuuna «dahil» her nevi işleri ve hukuki muameleleri şirket adına yapmak ve şirket adını kullanmak hakkını haiz oldukları" öngörülmüştür.
Mahkemece dava devam ederken şirketin yetkili «temsilcisi» ve müdürünün davacı olması nedeniyle vermiş olduğu 15.02.2008 tarihli dilekçesi ile davayı «kabul beyanı» esas alınarak sonuca ulaşılmaya çalışıldığı anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kayyum atanması · kabul beyanı · karar nisabı · şirket müdürlüğü · ortaklar kurulu kararı · ibra · geçersizlik · yetki
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, 09.06.2007 tarihli ortaklar kurulunca alınan «şirket müdürleri» ... ile ...'ın «ibra» edilmemesine ilişkin kısım hariç 4 nolu karar ile 3,5,6,8 ve 9 nolu kararların hükümsüz olduğu, dava devam ederken şirketin yetkili «temsilcisi» ve müdürünün davacı olması nedeniyle vermiş olduğu 15.02.2008 tarihli dilekçesi ile davayı kabul ettiğini bildirip aynı beyanını 20.02.2008 tarihli oturumda da tekrarladığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile 09.06.2007 tarihli genel kurul tutanağının «şirket müdürlerinin» ibra edilmemesine ait 4. maddesinin bu kısmı hariç olmak üzere alınan 3-4-5-6-8-9. maddelerinin iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Maddesine aykırı şekilde alınmış olduğu iddia edilen 09.06.2007 tarihli «ortaklar kurulu» toplantısının hükümsüz olduğunun tespiti ile yargılama süresince şirkete «kayyum atanması» istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılacak iş, «geçersiz» «kabul beyanı» dikkate alınmaksızın davaya konu genel kurul toplantısının yapıldığı tarih itibarıyla TTK’nun 536/3.
Mahkemece dava devam ederken şirketin yetkili «temsilcisi» ve müdürünün davacı olması nedeniyle vermiş olduğu 15.02.2008 tarihli dilekçesi ile davayı «kabul beyanı» esas alınarak sonuca ulaşılmaya çalışıldığı anlaşılmaktadır.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13136 E. 2010/10761 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müşterek borçlu müteselsil kefil · müteselsil kefil · ipotek · kefalet · genel kredi sözleşmesi · ihtiyati haciz · kefil · haciz
Benzer bu karardaMahkemece, «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın «ipotekle» «teminat» altına alındığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmişse de, «ihtiyati haciz» talebinin «müşterek borçlu müteselsil kefiller» aleyhine talep edildiği ve tesis edilen ipoteğin, müteselsil kefillerin borcu için değil, genel kredi sözleşmesinin asıl borçlusu olan ...
Talep, «ihtiyati haciz» kararı verilmesine ilişkin olup, alacaklı bankanın «müteselsil kefiller» yönünden hesabı kat ettiği ve bunun tebliğ edildiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Kararı, «ihtiyati haciz» isteyen vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, alacağın «ipotekle» temin edildiği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/8511 E. , 2011/2021 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Datça Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.01.2009 tarih ve 2007/95 - 2009/8 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkilli şirketin iki ortaklı bir limited şirket olduğunu, şirket ortakları olan müvekkili ... ile davalı ...'in aynı zamanda tek başlarına şirketi temsile yetkili müdür olduklarını, davalı ...'in bu temsil yetkisini kötüye kullanarak şirkete ait taşınmazı diğer davalıya 8.000 TL bedelle devrettiğini, bu devrin kar payı dağıtmamak için muvazaalı olarak yapıldığını, dava konusu taşınmaz, şirketin tek malvarlığı olduğundan satışı için ortaklar kurulunun kararının gerektiğini, yapılan satış işleminin şirket anasözleşmesine aykırı olduğunu, taşınmazın çok düşük bir bedelle satıldığını, davalı ...'nin iyiniyetli olmadığını ileri sürerek, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili şirket adına tapuya tescil edilmesine, tapu iptal ve tescil talebi yerinde görülmez ise taşınmazın dava tarihindeki değerinin belirlenerek faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davacı ...'in taraf sıfatının olmadığını, müvekkilinin iyiniyetli olduğunu, taşınmazın bir kısmının orman sınırında kaldığını, arta kalan arazi miktarı dikkate alındığında satış bedelinin makul olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, davacı ...'in dava açma ehliyetinin olmadığını, dava konusu taşınmazın 2003 yılında satın alınmasından sonra taşınmazın bir kısmının orman arazisi içinde kaldığının, bir kısmının ise 3194 sayılı Kanun'un 18. maddesi kapsamında olduğunun öğrenildiğini, bu kısımlar dışında taşınmazın yaklaşık 300 metrekare olduğunu, yapılan satışın taşınmazın gerçek değeri üzerinden yapıldığını, satış bedelinin derhal şirket hesabına aktarıldığını ve mal kaçırma iddiasının da bu nedenle yerinde olmadığını, yapılan satışın şirket anasözleşmesine de aykırı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin iki ortağının olduğu ve bunların ikisinin de şirketi tek başına temsile yetkili müdür oldukları, şirketin amacının gayrimenkul almak, satmak, kiralamak ve benzeri faaliyetler olduğu, dava konusu taşınmazın satışının şirket amacı kapsamında olduğu, satışı yapan ortağın bu işlemi yapmaya yetkili olduğu, söz konusu taşınmazın ikinci derece sit alanı içerisinde kaldığı, ayrıca tapu kaydında 1132 metrekaresinin orman tahdidi içinde olduğunun şerh edildiği, taşınmazın değerinin 2007 yılı itibariyle 27.600 TL olduğu, satış bedeli ile bu bedel arasında aşırı bir nispetsizliğin olmadığı, satış bedelinin şirket hesabına aktarıldığı, satış işleminin davacı şirket ile davalı ...
arasında yapılmış olması nedeniyle üçüncü kişi konumunda olmayan davacının muvazaa iddiasını yazılı delil ile ispat etmesinin gerektiği, bu şekilde bir ispatın olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, limited şirket ortağının yetkisini aşarak şirkete ait tek taşınmazı muvazaalı olarak sattığı iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil, aksi halde devre konu taşınmazın devir tarihindeki bedelinin davalılardan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile dava reddedilmiştir. Davacı limited şirketin iki ortağının bulunduğu, her iki ortağın da tek başlarına şirketi temsile yetkili müdür oldukları, davacı şirkete ait taşınmazın şirket ortağı ve müdürü olan davalı ... tarafından diğer davalı ...’e satıldığı hususlarında taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık şirket müdürü olan davalının taşınmazı satış yetkisinin bulunup bulunmadığı ve yapılan satışın muvazaalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Limited şirket müdürlerinin temsil yetkisinin kapsamı, TTK'nun 542. maddesi yollaması ile aynı Yasa'nın 321. maddesi ile belirlenmiştir. Bu maddede, temsile yetkili olanların şirketin maksat ve konusuna dahil olan her nevi işleri ve hukuki muameleleri şirket adına yapmak ve şirket unvanını kullanmak hakkını haiz oldukları belirtilmiştir. Davacı şirketin ana sözleşmesinin “Maksat ve Konu" başlığını taşıyan 3. maddesinin a-n bentlerinde, şirketin amaçları arasında turistik tesisler inşa etmek, işletmek, turizm acenteleri kurmak, şirket maksat ve mevzuu ile ilgili gayrimenkuller alıp satmak sayılmıştır.
Anasözleşme ve açıklanan yasa hükümlerine göre, kural olarak şirketi temsile yetkili müdürün şirkete ait bir malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunabileceğinin kabulü gerekir. Ancak bu malvarlığının, şirketin sahip olduğu tek malvarlığı olduğunun veya şirketin varlığını sürdürebilmesi için hayati önemi haiz bulunduğunun belirlenmesi halinde bu kez, anılan devir yönündeki taahhüdün geçerli olabilmesi için ortaklar kurulundan karar alınması gerekmektedir. Bu itibarla mahkemece yukarıda açıklanan şekilde bir devir işleminin bulunup bulunmadığı araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelemesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1016361500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz