Mutlak butlan
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/3831 E. 2015/13592 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mutlak butlan↗ butlan↗ şirket müdürü↗ ortaklar kurulu kararı↗ basiretli tacir↗ ipotek↗ kefalet↗ kefil↗ ticaret sicili↗ geçersizlik↗ yetki↗ yönetim kurulu kararı↗ tacir↗ yetkisizlik kararı↗ maddi tazminat↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, dava konusu ipotek senedinin davacı şirket yetkilisi ... ... tarafından imzalandığı, davacı şirketin anasözleşmesi, ortaklar kurulu kararı ve .... Ticaret Sicil Memurluğu’nca düzenlenen hükmi şahsiyet belgelerinin hiç birinde davacı şirket müdürü .... ....'nın davacı şirket adına kefalet altına girme yetkisine yer verilmediği, şirket müdürü ... ...'nın davacı şirket adına dava dışı 3. kişi .... ....'nün borcu nedeni ile davalı bankaya karşı kefalet sorumluluğu altına girmesi mutlak butlanla yok hükmünde olup, mutlak butlanla batıl olan bir işlemin 3. kişilere karşı da ileri sürülmesinin mümkün olduğu, davalı bankanın ipotek senedini düzenlerken davacı şirket müdürünün yetki kapsamını belirleyen yetki belgesini gördüğü, basiretli bir tacir olarak ortaklar kurulu kararını da istemesi gerektiği, söz konusu işleme onay da verilmediği, şirketin maksat ve konusu dışına çıkan bir iş veya işlemin yönetim kurulu veya temsilciler tarafından yapılabilmesinin TTK’nın 443/2 maddesi uyarınca genel kurulca verilecek özel yetkiyle mümkün olduğu, davalı bankaya ipotek verilen taşınmazın davacı şirketin üzerinde mobilya imalatı yapılan fabrikasının da bulunduğu tek taşınmazı olduğu, şirket müdürünün tek başına temsil yetkisine dayanarak bu taşınmazı şirketin iştigal konuları ve şirketin kendi borcu dışında dava dışı 3. kişinin borcuna karşılık kefalete dayalı ipotek olarak vermesi TTK’nın 542 maddesi yollamasıyla aynı yasanın 321. maddesi ve TTK’nın 443/2 maddesine aykırılık oluşturduğundan şirket müdürü .... ....tarafından 3. kişi ... ....'nün borcuna kefil olunması ve dava konusu taşınmazın ipotek verilmesi işleminin geçersiz olduğu, manevi tazminat davasının koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle maddi tazminat davasının kabulüne, manevi tazminat davasının reddine dair verilen karar taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 14.11.2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Davacı vekili ve davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15541 E. 2014/17625 K.
Ortak:mutlak butlan · butlan · şirket müdürü · ortaklar kurulu kararı · ipotek · kefalet · kefil · yetki
İncelediğiniz karardaTicaret Sicil Memurluğu’nca düzenlenen hükmi şahsiyet belgelerinin hiç birinde davacı «şirket müdürü» .... ....'nın davacı şirket adına «kefalet» altına girme «yetkisine» yer verilmediği, şirket müdürü ... ...'nın davacı şirket adına dava dışı 3. kişi .... ....'nün borcu nedeni ile davalı bankaya karşı kefalet sorumluluğu altına girmesi «mutlak butlanla» yok hükmünde olup, mutlak butlanla batıl olan bir işlemin 3. kişilere karşı da ileri sürülmesinin mümkün olduğu, davalı bankanın «ipotek» senedini düzenlerken davacı şirket müdürünün «yetki» kapsamını belirleyen yetki belgesini gördüğü, basiretli bir «tacir» olarak «ortaklar kurulu» kararını da istemesi gerektiği, söz konusu işleme onay da verilmediği, şirketin maksat ve konusu dışına çıkan bir iş veya işlemin «yönetim kurulu» veya «temsilciler» tarafından yapılabilmesinin TTK’nın 443/2 maddesi uyarınca genel kurulca verilecek özel yetkiyle mümkün olduğu, davalı bankaya ipotek verilen taşınmazın davacı şirketin üzerinde mobilya imalatı yapılan fabrikasının da bulunduğu tek taşınmazı olduğu, şirket müdürünün tek başına temsil yetkisine dayanarak bu taşınmazı şirketin iştigal konuları ve şirketin kendi borcu dışında dava dışı 3. kişinin borcuna karşılık kefalete dayalı ipotek olarak vermesi TTK’nın 542 maddesi yollamasıyla aynı yasanın 321. maddesi ve TTK’nın 443/2 maddesine aykırılık oluşturduğundan şirket müdürü .... ....tarafından 3. kişi ... ....'nün borcuna «kefil» olunması ve dava konusu taşınmazın ipotek verilmesi işleminin «geçersiz» olduğu, manevi tazminat davasının koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle «maddi tazminat» davasının kabulüne, manevi tazminat davasının reddine dair verilen karar taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 14.11.2014 tarihli kararı ile bozulm …
Mahkemece, dava konusu «ipotek» senedinin davacı şirket yetkilisi ... ... tarafından imzalandığı, davacı şirketin anasözleşmesi, «ortaklar kurulu» kararı ve ....
Benzer bu karardaT..'nün borcu nedeni ile davalı bankaya karşı «kefalet» sorumluluğu altına girmesi «mutlak butlanla» yok hükmünde olup, mutlak butlanla batıl olan bir işlemin 3. kişilere karşı da ileri sürülmesinin mümkün olduğu, davalı bankanın «ipotek» senedini düzenlerken davacı şirket müdürünün «yetki» kapsamını belirleyen yetki belgesini gördüğü, basiretli bir «tacir» olarak «ortaklar kurulu» kararını da istemesi gerektiği, davacı şirket adına imza atan ve kefalet sorumluluğu altına giren müdür C.
K..'nın işleminin «geçersiz» olduğu, söz konusu işleme onay da verilmediği, şirketin maksat ve konusu dışına çıkan bir iş veya işlemin «yönetim kurulu» veya «temsilciler» tarafından yapılabilmesinin TTK’nın 443/2 maddesi uyarınca genel kurulca verilecek özel yetkiyle mümkün olduğu, davalı bankaya «ipotek» verilen taşınmazın davacı şirketin üzerinde mobilya imalatı yapılan fabrikasının da bulunduğu tek taşınmazı olduğu, şirket müdürünün tek başına temsil «yetkisine» dayanarak bu taşınmazı şirketin iştigal konuları ve şirketin kendi borcu dışında dava dışı 3. kişinin borcuna karşılık «kefalete» dayalı ipotek olarak vermesi TTK’nın 542 maddesi yollamasıyla aynı yasanın 321. maddesi ve TTK’nın 443/2 maddesine aykırılık oluşturduğundan «şirket müdürü» C.
… kemece, somut olayın yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, ayrıca mahkeme gerekçesinde bahsedilen «ortaklar kurul» kararı arayan Dairemiz yerleşik içtihatlarının şirketin tek «malvarlığı» olan taşınmazının satışı ile ilgili olup somut olayda «kefalete» dayalı olarak «ipotek» verilen taşınmazın davacı şirketin tek malvarlığı olup olmadığı konusunda da gerekli araştırma yapılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı ger …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:malvarlığına ilişkin dava · ticari işletme · müteselsil kefil · muvafakat · genel kredi sözleşmesi · tüzel kişilik · kredi sözleşmesi · taahhütname
Benzer bu karardaAnılan «ortaklar kurul» kararıyla şirket müdürüne her türlü resmi kurum ve bankalarda şirketi «temsil», her türlü borçlandırıcı «taahhütname», «muvafakatname», sözleşme, biliumum bankalarda hesap açma, bilimum taşınır/taşınmazlarla ilgili alım, satım, kiraya verme, sözleşmeleri imzalama vs. yetkisi tanınmıştır.
T..’ye ait «genel kredi sözleşmesi» incelendiğinde C.
K..’nın sözleşmeyi hem kendi adına hem de davacı şirket adına müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla imzaladığı görülmektedir.
TTK’nın 137. maddesi hükmü gereğince ticaret ortaklıkları «tüzel kişiliği» haiz olduklarından anasözleşmelerinde yazılı “işletme konusu” çerçevesi içinde kalmak şartı ile tüm hakları edinebilir ve bütün borçları da yükümlenebilirler.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1886 E. 2020/939 K.
Ortak:butlan
İncelediğiniz karardaTicaret Sicil Memurluğu’nca düzenlenen hükmi şahsiyet belgelerinin hiç birinde davacı «şirket müdürü» .... ....'nın davacı şirket adına «kefalet» altına girme «yetkisine» yer verilmediği, şirket müdürü ... ...'nın davacı şirket adına dava dışı 3. kişi .... ....'nün borcu nedeni ile davalı bankaya karşı kefalet sorumluluğu altına girmesi «mutlak butlanla» yok hükmünde olup, mutlak butlanla batıl olan bir işlemin 3. kişilere karşı da ileri sürülmesinin mümkün olduğu, davalı bankanın «ipotek» senedini düzenlerken davacı şirket müdürünün «yetki» kapsamını belirleyen yetki belgesini gördüğü, basiretli bir «tacir» olarak «ortaklar kurulu» kararını da istemesi gerektiği, söz konusu işleme onay da verilmediği, şirketin maksat ve konusu dışına çıkan bir iş veya işlemin «yönetim kurulu» veya «temsilciler» tarafından yapılabilmesinin TTK’nın 443/2 maddesi uyarınca genel kurulca verilecek özel yetkiyle mümkün olduğu, davalı bankaya ipotek verilen taşınmazın davacı şirketin üzerinde mobilya imalatı yapılan fabrikasının da bulunduğu tek taşınmazı olduğu, şirket müdürünün tek başına temsil yetkisine dayanarak bu taşınmazı şirketin iştigal konuları ve şirketin kendi borcu dışında dava dışı 3. kişinin borcuna karşılık kefalete dayalı ipotek olarak vermesi TTK’nın 542 maddesi yollamasıyla aynı yasanın 321. maddesi ve TTK’nın 443/2 maddesine aykırılık oluşturduğundan şirket müdürü .... ....tarafından 3. kişi ... ....'nün borcuna «kefil» olunması ve dava konusu taşınmazın ipotek verilmesi işleminin «geçersiz» olduğu, manevi tazminat davasının koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle «maddi tazminat» davasının kabulüne, manevi tazminat davasının reddine dair verilen karar taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 14.11.2014 tarihli kararı ile bozulm …
Benzer bu karardaMahkemece yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre iptali talep edilen genel kurul kararlarından «sermaye artırımına» ilişkin 11 nolu kararının tescil ve «ilan» edilmediği gerekçesiyle «butlanına», 12 ve 13 no'lu kararlar bakımından iptal koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle 12. ve 13. maddelerinin iptali taleplerinin reddine, birleşen davada ise davacı ...'ün davalı şirkette pay sahibi olmadığı gerekçesiyle «aktif husumeti» bulunmadığından birleşen davanın «aktif husumet yokluğundan» reddine dair verilen karar esas davada davacılar vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aktif husumet yokluğu · sermaye artırımı · aktif husumet · husumet yokluğu · ilan · husumet
Benzer bu karardaMahkemece yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre iptali talep edilen genel kurul kararlarından «sermaye artırımına» ilişkin 11 nolu kararının tescil ve «ilan» edilmediği gerekçesiyle «butlanına», 12 ve 13 no'lu kararlar bakımından iptal koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle 12. ve 13. maddelerinin iptali taleplerinin reddine, birleşen davada ise davacı ...'ün davalı şirkette pay sahibi olmadığı gerekçesiyle «aktif husumeti» bulunmadığından birleşen davanın «aktif husumet yokluğundan» reddine dair verilen karar esas davada davacılar vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12216 E. 2010/3433 K.
Ortak:butlan
İncelediğiniz karardaTicaret Sicil Memurluğu’nca düzenlenen hükmi şahsiyet belgelerinin hiç birinde davacı «şirket müdürü» .... ....'nın davacı şirket adına «kefalet» altına girme «yetkisine» yer verilmediği, şirket müdürü ... ...'nın davacı şirket adına dava dışı 3. kişi .... ....'nün borcu nedeni ile davalı bankaya karşı kefalet sorumluluğu altına girmesi «mutlak butlanla» yok hükmünde olup, mutlak butlanla batıl olan bir işlemin 3. kişilere karşı da ileri sürülmesinin mümkün olduğu, davalı bankanın «ipotek» senedini düzenlerken davacı şirket müdürünün «yetki» kapsamını belirleyen yetki belgesini gördüğü, basiretli bir «tacir» olarak «ortaklar kurulu» kararını da istemesi gerektiği, söz konusu işleme onay da verilmediği, şirketin maksat ve konusu dışına çıkan bir iş veya işlemin «yönetim kurulu» veya «temsilciler» tarafından yapılabilmesinin TTK’nın 443/2 maddesi uyarınca genel kurulca verilecek özel yetkiyle mümkün olduğu, davalı bankaya ipotek verilen taşınmazın davacı şirketin üzerinde mobilya imalatı yapılan fabrikasının da bulunduğu tek taşınmazı olduğu, şirket müdürünün tek başına temsil yetkisine dayanarak bu taşınmazı şirketin iştigal konuları ve şirketin kendi borcu dışında dava dışı 3. kişinin borcuna karşılık kefalete dayalı ipotek olarak vermesi TTK’nın 542 maddesi yollamasıyla aynı yasanın 321. maddesi ve TTK’nın 443/2 maddesine aykırılık oluşturduğundan şirket müdürü .... ....tarafından 3. kişi ... ....'nün borcuna «kefil» olunması ve dava konusu taşınmazın ipotek verilmesi işleminin «geçersiz» olduğu, manevi tazminat davasının koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle «maddi tazminat» davasının kabulüne, manevi tazminat davasının reddine dair verilen karar taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 14.11.2014 tarihli kararı ile bozulm …
Benzer bu karardaDava, davalı şirketin «butlanının» tespiti istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:yargılama gideri
Benzer bu karardaAncak, davacının yaptığı «yargılama giderinin» eksik hesaplanarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/898 E. 2010/12028 K.
Ortak:şirket müdürü · ortaklar kurulu kararı · geçersizlik · yetki · yönetim kurulu kararı · temsil
İncelediğiniz karardaTicaret Sicil Memurluğu’nca düzenlenen hükmi şahsiyet belgelerinin hiç birinde davacı «şirket müdürü» .... ....'nın davacı şirket adına «kefalet» altına girme «yetkisine» yer verilmediği, şirket müdürü ... ...'nın davacı şirket adına dava dışı 3. kişi .... ....'nün borcu nedeni ile davalı bankaya karşı kefalet sorumluluğu altına girmesi «mutlak butlanla» yok hükmünde olup, mutlak butlanla batıl olan bir işlemin 3. kişilere karşı da ileri sürülmesinin mümkün olduğu, davalı bankanın «ipotek» senedini düzenlerken davacı şirket müdürünün «yetki» kapsamını belirleyen yetki belgesini gördüğü, basiretli bir «tacir» olarak «ortaklar kurulu» kararını da istemesi gerektiği, söz konusu işleme onay da verilmediği, şirketin maksat ve konusu dışına çıkan bir iş veya işlemin «yönetim kurulu» veya «temsilciler» tarafından yapılabilmesinin TTK’nın 443/2 maddesi uyarınca genel kurulca verilecek özel yetkiyle mümkün olduğu, davalı bankaya ipotek verilen taşınmazın davacı şirketin üzerinde mobilya imalatı yapılan fabrikasının da bulunduğu tek taşınmazı olduğu, şirket müdürünün tek başına temsil yetkisine dayanarak bu taşınmazı şirketin iştigal konuları ve şirketin kendi borcu dışında dava dışı 3. kişinin borcuna karşılık kefalete dayalı ipotek olarak vermesi TTK’nın 542 maddesi yollamasıyla aynı yasanın 321. maddesi ve TTK’nın 443/2 maddesine aykırılık oluşturduğundan şirket müdürü .... ....tarafından 3. kişi ... ....'nün borcuna «kefil» olunması ve dava konusu taşınmazın ipotek verilmesi işleminin «geçersiz» olduğu, manevi tazminat davasının koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle «maddi tazminat» davasının kabulüne, manevi tazminat davasının reddine dair verilen karar taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 14.11.2014 tarihli kararı ile bozulm …
Mahkemece, dava konusu «ipotek» senedinin davacı şirket yetkilisi ... ... tarafından imzalandığı, davacı şirketin anasözleşmesi, «ortaklar kurulu» kararı ve ....
Benzer bu karardaŞirket maksat ve konusu dışına çıkan bir işin veya hukuki işlemin «yönetim kurulu» veya «temsilciler» tarafından yapılabilmesi TTK’nun 443/2. maddesi uyarınca, ancak genel kurulun vereceği özel bir «yetki» ile olabilir.
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, 09.06.2007 tarihli ortaklar kurulunca alınan «şirket müdürleri» ... ile ...'ın «ibra» edilmemesine ilişkin kısım hariç 4 nolu karar ile 3,5,6,8 ve 9 nolu kararların hükümsüz olduğu, dava devam ederken şirketin yetkili «temsilcisi» ve müdürünün davacı olması nedeniyle vermiş olduğu 15.02.2008 tarihli dilekçesi ile davayı kabul ettiğini bildirip aynı beyanını 20.02.2008 tarihli oturumda da tekrarladığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile 09.06.2007 tarihli genel kurul tutanağının «şirket müdürlerinin» ibra edilmemesine ait 4. maddesinin bu kısmı hariç olmak üzere alınan 3-4-5-6-8-9. maddelerinin iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Anılan kanun hükümleri uyarınca, şirket «yönetim kurulu» veya «temsilcisi», ancak şirket maksat ve konusuna giren her nevi iş ve hukuki işlemleri şirket adına yapmaya yetkilidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kayyum atanması · kabul beyanı · karar nisabı · şirket müdürlüğü · ibra · dahili dava
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, 09.06.2007 tarihli ortaklar kurulunca alınan «şirket müdürleri» ... ile ...'ın «ibra» edilmemesine ilişkin kısım hariç 4 nolu karar ile 3,5,6,8 ve 9 nolu kararların hükümsüz olduğu, dava devam ederken şirketin yetkili «temsilcisi» ve müdürünün davacı olması nedeniyle vermiş olduğu 15.02.2008 tarihli dilekçesi ile davayı kabul ettiğini bildirip aynı beyanını 20.02.2008 tarihli oturumda da tekrarladığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile 09.06.2007 tarihli genel kurul tutanağının «şirket müdürlerinin» ibra edilmemesine ait 4. maddesinin bu kısmı hariç olmak üzere alınan 3-4-5-6-8-9. maddelerinin iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Maddesine aykırı şekilde alınmış olduğu iddia edilen 09.06.2007 tarihli «ortaklar kurulu» toplantısının hükümsüz olduğunun tespiti ile yargılama süresince şirkete «kayyum atanması» istemine ilişkindir.
Mahkemece dava devam ederken şirketin yetkili «temsilcisi» ve müdürünün davacı olması nedeniyle vermiş olduğu 15.02.2008 tarihli dilekçesi ile davayı «kabul beyanı» esas alınarak sonuca ulaşılmaya çalışıldığı anlaşılmaktadır.
Buna göre, "«temsile» selahiyetli olanların şirketin maksat ve mevzuuna «dahil» her nevi işleri ve hukuki muameleleri şirket adına yapmak ve şirket adını kullanmak hakkını haiz oldukları" öngörülmüştür.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/3831 E. , 2015/13592 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ .... .. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 12/07/2013
NUMARASI 2011/383-2013/372
Taraflar arasında görülen davada .... .. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12/07/2013 gün ve 2011/383-2013/372 sayılı kararı bozan Daire’nin 14/11/2014 gün ve 2013/15541-2014/17625 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 2008 yılında kullandığı kredinin kapatılmasından sonra kredinin teminatı olarak sahip olduğu taşınmaz üzerine konulan ipoteğin fekki talep edilmesi üzerine davalı bankanın 15/09/2009 tarihli yazısı ile müvekkil şirketin dava dışı .... ....'nün kullandığı krediye kefil olduğu gerekçesiyle ipoteğin fekki talebini reddettiğini, müvekkili şirketin maddi bakımdan ihtiyacı olması nedeniyle söz konusu taşınmazı sattığını, satış bedelinin 239,975,78 TL’sine davalı bankanın dava dışı .... ....’nün kredi borcu nedeniyle bloke koyduğunu, ancak dava konusu ipotek işleminin baştan itibaren geçersiz olduğunu, ipotek verme işleminin dava dışı şirket müdürü .... .... tarafından yapıldığını, ....
.....’nın üçüncü kişilerin borcu için ipotek verme yetkisi bulunmadığını, müvekkili şirketin sahip olduğu tek taşınmazın ancak ortaklar kurul kararı ile ipotek verilebileceğini, müvekkili şirketin bu ipotek sözleşmesiyle hiç kimsenin borcuna kefil olmadığını, .... ....’nün kullandığı krediye bağlı olarak davalı bankaca başlatılan icra takibine itiraz edildiğini ve itirazın iptali davasının derdest olduğunu ileri sürerek, 239.975,78 TL'nin ve 100.000 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirketin şahsi kredileri yanında kefil olduğu krediler bulunduğunu, taraflar arasındaki kredi sözleşmesinin 22/f. maddesinde, davacının verdiği ipoteğin hem kendi kullandığı kredilerin hem de başka firmalara olan kefalet borcunun teminatı olduğunun düzenlendiğini, yine ipotek resmi senedinin 2. sayfası şartlar başlığının 1. maddesinde de “söz konusu ipoteğin davacının kefalet borçlarını da kapsadığının açıkça yazıldığını, davacı şirketin dava dışı .... ....’nün borcuna kefaletinin geçerli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dava konusu ipotek senedinin davacı şirket yetkilisi ... ... tarafından imzalandığı, davacı şirketin anasözleşmesi, ortaklar kurulu kararı ve .... Ticaret Sicil Memurluğu’nca düzenlenen hükmi şahsiyet belgelerinin hiç birinde davacı şirket müdürü .... ....'nın davacı şirket adına kefalet altına girme yetkisine yer verilmediği, şirket müdürü ... ...'nın davacı şirket adına dava dışı 3. kişi .... ....'nün borcu nedeni ile davalı bankaya karşı kefalet sorumluluğu altına girmesi mutlak butlanla yok hükmünde olup, mutlak butlanla batıl olan bir işlemin 3. kişilere karşı da ileri sürülmesinin mümkün olduğu, davalı bankanın ipotek senedini düzenlerken davacı şirket müdürünün yetki kapsamını belirleyen yetki belgesini gördüğü, basiretli bir tacir olarak ortaklar kurulu kararını da istemesi gerektiği, söz konusu işleme onay da verilmediği, şirketin maksat ve konusu dışına çıkan bir iş veya işlemin yönetim kurulu veya temsilciler tarafından yapılabilmesinin TTK’nın 443/2 maddesi uyarınca genel kurulca verilecek özel yetkiyle mümkün olduğu, davalı bankaya ipotek verilen taşınmazın davacı şirketin üzerinde mobilya imalatı yapılan fabrikasının da bulunduğu tek taşınmazı olduğu, şirket müdürünün tek başına temsil yetkisine dayanarak bu taşınmazı şirketin iştigal konuları ve şirketin kendi borcu dışında dava dışı 3.
kişinin borcuna karşılık kefalete dayalı ipotek olarak vermesi TTK’nın 542 maddesi yollamasıyla aynı yasanın 321. maddesi ve TTK’nın 443/2 maddesine aykırılık oluşturduğundan şirket müdürü .... ....tarafından 3. kişi ... ....'nün borcuna kefil olunması ve dava konusu taşınmazın ipotek verilmesi işleminin geçersiz olduğu, manevi tazminat davasının koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle maddi tazminat davasının kabulüne, manevi tazminat davasının reddine dair verilen karar taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 14.11.2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Davacı vekili ve davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 57,60 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 251,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 17/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/156019200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz