İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5067 E. 2024/1530 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- ['6102/732']
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tecdit↗ borcun yenilenmesi↗ katılma yoluyla istinaf↗ imza inkarı↗ ilamsız icra takibi↗ ikrar↗ icra takibine itiraz↗ kötü niyet tazminatı↗ yenileme↗ sebepsiz zenginleşme↗ keşideci↗ kamu düzeni↗ bono↗ protokol↗ kötü niyet↗ geçersizlik↗ kötüniyet↗ taşıyan↗ yükleten (shipper)↗ zamanaşımı↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Rize 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/188 E., 2021/95 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 160.660,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı tarafından Rize İcra Müdürlüğünün 2020/3298 E., sayılı dosyası üzerinden zamanaşımına uğramış bonoya istinaden ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 732 nci maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşen keşideci davalı aleyhine ilamsız icra takibi yapıldığını, takibin davalının haksız ve kötü niyetli itirazı uyarınca durduğunu ileri sürerek icra takibine vaki itirazın 113.726,38 TL yönünden iptali ile takibin aynen devamına karar verilmesini ve davalı aleyhine tazminata hükmedilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; takibe konu senet ile birlikte 13.000,00 USD tutarlı senedi aralarındaki ticari ilişki uyarınca düzenleyerek dava dışı ... ...'a verdiğini, senetlere ilişkin borcun bir kısmını elden ödediğini, borca karşılık olmak üzere eşi adına kayıtlı aracı davacıya devrettiğini, borcun geri kalanını ekonomik nedenlerle ödeyemediğini, ancak kalan borç miktarına ilişkin olarak kendisinin adına hareket eden oğlu ile davacı ve dava dışı ... ... arasında bir protokol imzalandığını, bu protokol uyarınca da bir kısım ödemeler yapıldığını, protokol uyarınca 38.000,00 TL borcun kaldığını savunarak davanın reddi ile davacı aleyhine tazminata hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının sunduğu anlaşmayı davacı tarafın kabul etmediği, davacının anlaşmada borçlunun imzasının bulunmaması sebebiyle sözleşmenin geçersiz olduğunu ileri sürdüğü, ancak belge içeriğine itiraz edilmekle birlikte davacının kendi imzasını taşıyan belgedeki imzayı inkar etmediği, bu sebeple bu belgedeki imzanın ikrar edilmiş olması sebebiyle belge içeriğine yönelik itirazın yerinde olmadığı, ayrıca davacı tarafın davalı borçlunun imzası bulunmadığından bahisle sözleşmenin geçersiz olduğu iddiasının tecdit sözleşmesinde borçlunun imzasının bulunmasının zorunlu olmaması, davacı tarafça imzası inkar edilmeyen bir belge ile borçlunun borcunun yeniden yapılandırılmış olması sebebiyle yerinde olmadığı, bu kapsamda eski borcun diğer deyişle takibe konu bonoya dayalı borcun tecdit ile sona erdirildiği kanaatine varıldığı, davacı vekilinin ikinci sözleşmede belirtilen tüm ödemelerin yapılmamasına yönelik iddiasının davanın tecditle borç yenilenmiş olmasına rağmen davanın eski borca ilişkin olarak açılması ... borca karşı ileri sürülebilecek iddiaların eski borca yönelik davada ileri sürülememesi sebebiyle yerinde görülmediği, davanın 17.000,00 USD tutarlı bonoya dayalı itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, takibe konu bonodan kaynaklanan borcun tecdit ile sona erdirildiği, bu sebeple eski borç olan bonoya dayalı olarak takip başlatılmasının yerinde olmadığı, davacının takibi yapmakta kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalının kötü niyet tazminatına yönelik talebinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan protokolün borcun yenilenmesi mahiyetinde olmadığını, bu haliyle senetten kaynaklı borcun sona erdiğinden bahsedilemeyeceğini, protokolün yok hükmünde sayılması gerektiğini, Mahkemece harcın hatalı hesaplandığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı istinaf dilekçesinde özetle; davanın reddine dair karara yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini istemiş, istinaf gerekçelerini belirtmemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle; davacı tarafından imza inkarında bulunulmayan 17.04.2019 tarihli "ANLAŞMA" başlıklı protokolün borcun yenilenmesi mahiyetinde olduğu, bu haliyle takip dayanağı senetten kaynaklı hakların yenilemeyle birlikte sona erdiği, mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı, mahkemece maktu karar ve ilam harcı alınarak fazlaca alınan harcın iadesine karar verildiği, bu hususa yönelik kararda da bir isabetsizlik olmadığı, davalının katılma yoluyla istinaf dilekçesinde istinaf sebeplerine yer vermediği, bu haliyle istinaf başvurusunun kamu düzeniyle sınırlı olarak incelenmesi gerektiği, mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırı bir hususun da tespit edilemediği, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekili ile davalının istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, zamanaşımına uğramış bonoya dayalı olarak sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun) 732 nci maddesi.
3.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 133 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2392 E. 2016/934 K.
Ortak:tecdit · borcun yenilenmesi · yenileme · protokol · geçersizlik
İncelediğiniz kararda… ve sayısı belirtilen kararı ile davalının sunduğu anlaşmayı davacı tarafın kabul etmediği, davacının anlaşmada borçlunun imzasının bulunmaması sebebiyle sözleşmenin «geçersiz» olduğunu ileri sürdüğü, ancak belge içeriğine itiraz edilmekle birlikte davacının kendi imzasını «taşıyan» belgedeki «imzayı inkar» etmediği, bu sebeple bu belgedeki imzanın «ikrar» edilmiş olması sebebiyle belge içeriğine yönelik itirazın yerinde olmadığı, ayrıca davacı tarafın davalı borçlunun imzası bulunmadığından bahisle sözleşmenin geçersiz olduğu iddiasının «tecdit» sözleşmesinde borçlunun imzasının bulunmasının zorunlu olmaması, davacı tarafça imzası inkar edilmeyen bir belge ile borçlunun borcunun yeniden yapılandırılmış olması sebebiyle yerinde olmadığı, bu kapsamda eski borcun diğer deyişle takibe konu «bonoya» dayalı borcun tecdit ile sona erdirildiği kanaatine varıldığı, davacı vekilinin ikinci sözleşmede belirtilen tüm ödemelerin yapılmamasına yönelik iddiasının davanın tecditle borç «yenilenmiş» olmasına rağmen davanın eski borca ilişkin olarak açılması ... borca karşı ileri sürülebilecek iddiaların eski borca yönelik davada ileri sürülememesi sebebiyle yerinde görülmediği, davanın 17.000,00 USD tutarlı bonoya dayalı itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, takibe konu bonodan kaynaklanan borcun tecdit ile sona erdirildiği, bu sebeple eski borç olan bonoya dayalı olarak takip başlatılmasının yerinde olmadığı, davacının takibi yapmakta «kötüniyetli» olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalının «kötü niyet tazminatına» yönelik talebinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan «protokolün» «borcun yenilenmesi» mahiyetinde olmadığını, bu haliyle senetten kaynaklı borcun sona erdiğinden bahsedilemeyeceğini, protokolün yok hükmünde sayılması gerektiğini, Mahkemece harcın hatalı hesaplandığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
… n dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle; davacı tarafından imza inkarında bulunulmayan 17.04.2019 tarihli "ANLAŞMA" başlıklı «protokolün» «borcun yenilenmesi» mahiyetinde olduğu, bu haliyle takip dayanağı senetten kaynaklı hakların yenilemeyle birlikte sona erdiği, mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı, mahkemece maktu karar ve ilam harcı alınarak fazlaca alınan harcın iadesine karar verildiği, bu hususa yönelik kararda da bir isabetsizlik olmadığı, davalının «katılma yoluyla istinaf» dilekçesinde istinaf sebeplerine yer vermediği, bu haliyle istinaf başvurusunun kamu düzeniyle sınırlı olarak incelenmesi gerektiği, mahkemece verilen kararda «kamu düzenine» aykırı bir hususun da tespit edilemediği, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan 14.06.2002 tarihli «protokolün» borçlandırıcı işlem niteliğinde olduğu, davalı tarafın bu protokolle hisselerini devir borcu altına girdiği, 07.10.2002 tarihli protokolün önceki protokolün tasarruf işlemi niteliğinde olduğu iddia edilmiş ise de somut olayda hisselerin şirket «pay defterine kaydı» ve bunun Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından «ilanının» tasarrufi işlem niteliğinde olduğu, taraflar arasında imzalanan 07.10.2002 tarihli sözleşmenin “«tecdit»” niteliğinde, bedelin nasıl ödeneceği hususunda, önceki 14.06.2012 tarihli sözleşmeden farklı bir iradenin yansıdığı yine «taahhüt» (Borçlandırıcı) niteliğinde yeni bir sözleşme olduğu, önceki sözleşmenin tasarrufi işlemi niteliğinde olmadığı, 07.10.2002 tarihli sözleşme bedelin ödenmesi hususunda önceki sözleşmeden farklı «vadenin» kararlaştırıldığı yeni bir sözleşme olup Borçlar Kanunu'nun «yenilemeye» ilişkin hükümlerine göre bu ikinci sözleşme ile ilk sözleşmenin hükümsüz hale geldiği, hükümsüz hale gelen sözleşmenin ifasının da talep edilemeyeceği gerekçesiyle …
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı vekili müvekkili ile davalı arasında 14.06.2002 ve 07.10.2002 tarihli iki «protokol» imzalandığını, bunlardan ilkinin «taahhüt» işlemi, ikincisinin tasarruf işlemi niteliğinde olduğunu,Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2009/128 Esas 2010/100 Karar sayılı dosyasında 07.10.2002 tarihli protokolün «geçersiz» olduğuna karar verilerek kararın Yargıtay incelemesinden de geçerek kesinleştiğini, tasarruf işlemi niteliğindeki 07.10.2002 tarihli protokolün geçersizliğine kara …
Yine mahkeme gerekçesinde “taraflar arasında imzalanan 07.10.2002 tarihli sözleşmenin «tecdit» («yenileme») niteliğinde olduğu, Borçlar Kanunu'nun yenilemeye ilişkin hükümlerine göre, bu ikinci sözleşme ile ilk sözleşmenin hükümsüz hale geldiği, hükümsüz hale gelen sözleşmenin de ifasının istenemeyeceği” kabul edilmiş ise de tecdit, mevcut bir borcun, yeni bir borç meydana getirilerek sona erdirilmesidir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ilmühaber · yönetim kayyımı · pay defteri kaydı · kayyım atanması · esas sözleşme · kayyım · alacağın temliki · depo kararı
Benzer bu kararda2- Dava, taraflar arasında imzalanan 14.06.2002 tarihli «protokol» uyarınca dava dışı.... «pay defterinde» davalı adına kayıtlı nama yazılı hissenin «terkini» ile davacı adına kayıt ve tescili, bakiye hisse devir bedelinin davalıya ödenmek üzere «depo» ettirilmesi, TMK'nun 427/4. maddesi uyarınca hisselere «yönetim kayyımı atanması» istemlerine ilişkindir.
Hisse senedine veya «ilmühabere» bağlanmamış nama yazılı payların devri ise «alacağın temliki» hükümlerine tabi olup, yazılı şekilde yapılması geçerlilik koşuludur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan 14.06.2002 tarihli «protokolün» borçlandırıcı işlem niteliğinde olduğu, davalı tarafın bu protokolle hisselerini devir borcu altına girdiği, 07.10.2002 tarihli protokolün önceki protokolün tasarruf işlemi niteliğinde olduğu iddia edilmiş ise de somut olayda hisselerin şirket «pay defterine kaydı» ve bunun Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından «ilanının» tasarrufi işlem niteliğinde olduğu, taraflar arasında imzalanan 07.10.2002 tarihli sözleşmenin “«tecdit»” niteliğinde, bedelin nasıl ödeneceği hususunda, önceki 14.06.2012 tarihli sözleşmeden farklı bir iradenin yansıdığı yine «taahhüt» (Borçlandırıcı) niteliğinde yeni bir sözleşme olduğu, önceki sözleşmenin tasarrufi işlemi niteliğinde olmadığı, 07.10.2002 tarihli sözleşme bedelin ödenmesi hususunda önceki sözleşmeden farklı «vadenin» kararlaştırıldığı yeni bir sözleşme olup Borçlar Kanunu'nun «yenilemeye» ilişkin hükümlerine göre bu ikinci sözleşme ile ilk sözleşmenin hükümsüz hale geldiği, hükümsüz hale gelen sözleşmenin ifasının da talep edilemeyeceği gerekçesiyle …
Mahkeme gerekçesinde “tasarruf işleminin; borçlandırıcı işlemde kararlaştırılan davranışın- edimin kendisi olduğu, hisse devrinde ise hisselerin şirket «pay defterine kaydı» ve bunun Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından «ilanının» tasarruf işlemi olduğu” belirtilmiş ise de davaya uygulanacak mülga 6762 sayılı TTK’nın 416. maddesi “Nama yazılı hisse senetleri, esas mukavelede aksine hüküm olmadıkça devrolunabilir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4804 E. 2023/574 K.
Ortak:tecdit · kötü niyet tazminatı · protokol · kötü niyet · İtirazın iptali
İncelediğiniz kararda… ve sayısı belirtilen kararı ile davalının sunduğu anlaşmayı davacı tarafın kabul etmediği, davacının anlaşmada borçlunun imzasının bulunmaması sebebiyle sözleşmenin «geçersiz» olduğunu ileri sürdüğü, ancak belge içeriğine itiraz edilmekle birlikte davacının kendi imzasını «taşıyan» belgedeki «imzayı inkar» etmediği, bu sebeple bu belgedeki imzanın «ikrar» edilmiş olması sebebiyle belge içeriğine yönelik itirazın yerinde olmadığı, ayrıca davacı tarafın davalı borçlunun imzası bulunmadığından bahisle sözleşmenin geçersiz olduğu iddiasının «tecdit» sözleşmesinde borçlunun imzasının bulunmasının zorunlu olmaması, davacı tarafça imzası inkar edilmeyen bir belge ile borçlunun borcunun yeniden yapılandırılmış olması sebebiyle yerinde olmadığı, bu kapsamda eski borcun diğer deyişle takibe konu «bonoya» dayalı borcun tecdit ile sona erdirildiği kanaatine varıldığı, davacı vekilinin ikinci sözleşmede belirtilen tüm ödemelerin yapılmamasına yönelik iddiasının davanın tecditle borç «yenilenmiş» olmasına rağmen davanın eski borca ilişkin olarak açılması ... borca karşı ileri sürülebilecek iddiaların eski borca yönelik davada ileri sürülememesi sebebiyle yerinde görülmediği, davanın 17.000,00 USD tutarlı bonoya dayalı itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, takibe konu bonodan kaynaklanan borcun tecdit ile sona erdirildiği, bu sebeple eski borç olan bonoya dayalı olarak takip başlatılmasının yerinde olmadığı, davacının takibi yapmakta «kötüniyetli» olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalının «kötü niyet tazminatına» yönelik talebinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
… alanını ekonomik nedenlerle ödeyemediğini, ancak kalan borç miktarına ilişkin olarak kendisinin adına hareket eden oğlu ile davacı ve dava dışı ... ... arasında bir «protokol» imzalandığını, bu protokol uyarınca da bir kısım ödemeler yapıldığını, protokol uyarınca 38.000,00 TL borcun kaldığını savunarak davanın reddi ile davacı aleyhine …
İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan «protokolün» «borcun yenilenmesi» mahiyetinde olmadığını, bu haliyle senetten kaynaklı borcun sona erdiğinden bahsedilemeyeceğini, protokolün yok hükmünde sayılması gerektiğini, Mahkemece harcın hatalı hesaplandığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Benzer bu karardaŞti.'ye 10.01.2012 tarihinde borçlu «cari hesap» ticari hesap kredisi kullandırıldığı, bu kredinin asıl borçlu şirket tarafından ödenmediği, bu kredi borcu ile başkaca kullandırılan kredi borçlarına ilişkin 29.12.2016 tarihinde «taksitli ticari kredi» olarak ilk yapılandırmanın, 31.01.2018 tarihinde ise yine taksitli ticari kredi olarak ikinci yapılandırmanın gerçekleştirildiği, davacı vekilinin de 31.01.2018 tarihli sözleşmeden bahsederken borcun yapılandırıldığını açıkça beyan ettiği ve bu hususun bilirkişi raporunda da tespit edildiği, kural olarak aynı borç için ikinci bir «genel kredi sözleşmesinin» imzalanmış olması, ilk sözleşmeyi hükümsüz kılmasa da 31.01.2018 tarihli sözleşmenin yapılandırma sözleşmesi olması, bu kuralın istisnasını teşkil etmekte olup yapılandırmanın («tecdit»), borcu sona erdiren sebeplerden sayılacağı ve işbu yapılandırma tarihlerinin davalılar ..., ... ve ... murisi...'in 06.10.2012 vefat tarihinden sonra olduğu ve bu yapılandırmada borçlu cari hesap kredisinin türünün değiştirilerek taksitli ticari krediye dönüştürüldüğü, bu nedenle de davalı «mirasçıların» dava konusu icra takibinde talep edilen kredi borçları yönünden sorumluluklarının bulunmadığı, davacının takip başlatmakta kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davacının davalı ... hakkındaki «icra inkar tazminatı» talebinden vazgeçmiş olması nedeni ile bu hususta karar «verilmesine yer olmadığına», davacının davalılar ..., ... ve ... hakkındaki davasının reddine, davacının, davalılar ..., ... ve ... hakkındaki icra inkar tazminatı talebinin reddine, davalılar ..., ... ve ...'nın «kötü niyet tazminatı» taleplerinin reddine karar verilmiştir.
CEVAP 1.Davalı ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davalıların murisinin «kefaletinin» olduğu 05.01.2012 tarihli «kredi sözleşmesinden» dolayı borçları bulunmadığını, zira dava dışı şirketin, murisin 06.10.2012 tarihinde vefatından sonra da kredi sözleşmesi imzalanarak kredi kullandığını, borcun «sebebinin» hangi krediden kaynaklandığının tespit edilmesi gerektiğini, davalılar murisinin ölümünden 7 yıl sonra icra takibi başlatılmasında davacının «basiretli tacir» gibi davranmayıp kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddi ile davacı aleyhine «kötü niyet tazminatına» karar verilmesini istemiştir.
2.Davalılar ..., ... ve ... vekilleri istinaf dilekçesinde özetle; davacı aleyhine «kötü niyet tazminatına» karar verilmesini istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:taksitli ticari kredi · ödeme planı · yapılandırma protokolü · ticari kredi · cari hesap · müteselsil kefil · basiretli tacir · mirasçılık
Benzer bu karardaŞti.'ye 10.01.2012 tarihinde borçlu «cari hesap» ticari hesap kredisi kullandırıldığı, bu kredinin asıl borçlu şirket tarafından ödenmediği, bu kredi borcu ile başkaca kullandırılan kredi borçlarına ilişkin 29.12.2016 tarihinde «taksitli ticari kredi» olarak ilk yapılandırmanın, 31.01.2018 tarihinde ise yine taksitli ticari kredi olarak ikinci yapılandırmanın gerçekleştirildiği, davacı vekilinin de 31.01.2018 tarihli sözleşmeden bahsederken borcun yapılandırıldığını açıkça beyan ettiği ve bu hususun bilirkişi raporunda da tespit edildiği, kural olarak aynı borç için ikinci bir «genel kredi sözleşmesinin» imzalanmış olması, ilk sözleşmeyi hükümsüz kılmasa da 31.01.2018 tarihli sözleşmenin yapılandırma sözleşmesi olması, bu kuralın istisnasını teşkil etmekte olup yapılandırmanın («tecdit»), borcu sona erdiren sebeplerden sayılacağı ve işbu yapılandırma tarihlerinin davalılar ..., ... ve ... murisi...'in 06.10.2012 vefat tarihinden sonra olduğu ve bu yapılandırmada borçlu cari hesap kredisinin türünün değiştirilerek taksitli ticari krediye dönüştürüldüğü, bu nedenle de davalı «mirasçıların» dava konusu icra takibinde talep edilen kredi borçları yönünden sorumluluklarının bulunmadığı, davacının takip başlatmakta kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davacının davalı ... hakkındaki «icra inkar tazminatı» talebinden vazgeçmiş olması nedeni ile bu hususta karar «verilmesine yer olmadığına», davacının davalılar ..., ... ve ... hakkındaki davasının reddine, davacının, davalılar ..., ... ve ... hakkındaki icra inkar tazminatı talebinin reddine, davalılar ..., ... ve ...'nın «kötü niyet tazminatı» taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkeme red kararı gerekçesi olan ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından da hukuka uygun bulunan «ödeme planı» niteliğindeki «protokollerin» «tecdit» niteliğinde olduğu hususunun, yargılama sürecinin hiçbir aşamasında gündeme gelmediğini, davalılarca bu yönde bir itirazda bulunulmadığını, konunun bilirkişi raporlarında da tartışılmadığını, her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesi kararında yerel Mahkemece 25.03.2020 tarihli rapora göre karar verildiği ifade edilmiş ise de söz konusu raporda bahsi geçen hususta hiçbir açıklama ve değerlendirme yer almadığını, «kefiller» imzalarının bulundukları sözleşmeler «sebebi» ile kendi «kefalet» limitleri kapsamında ve kendi «temerrütlerinin» sonuçları ile sınırlı olmak üzere borçtan sorumlu iseler de, protokolün 6,7,8. maddeleri ile borcun yapılandırılması sözleşmesi ile taraflar arasında imzalanan «genel kredi sözleşmeleri» arasında irtibat kurulduğunu, davalıların murisi kefilin de kefaletine güvenilerek kullandırılan kredilere ilişkin davalıların sorumluluğunun «yapılandırma protokolü» ile sona erdirildiğini söylemenin mümkün olmadığını, somut olayda yukarıdaki sözleşme maddeleri kanun hükmü çerçevesinde değerlendirildiğinde, bu protokoller ile b …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile dava dışı şirket arasında akdedilen «genel kredi sözleşmesine» davalı ... ve diğer davalılar murisinin müşterek «müteselsil kefil» olduğunu, kredinin zamanında ödenmemesi üzerine «ihtarname» gönderildiğini, ödenmeyen kredi borcuna istinaden başlatılan icra takiplerine davalılarca haksız itiraz edildiğini belirterek davalıların itirazlarının iptali ile aleyhlerine «icra inkar tazminatına» karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP 1.Davalı ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davalıların murisinin «kefaletinin» olduğu 05.01.2012 tarihli «kredi sözleşmesinden» dolayı borçları bulunmadığını, zira dava dışı şirketin, murisin 06.10.2012 tarihinde vefatından sonra da kredi sözleşmesi imzalanarak kredi kullandığını, borcun «sebebinin» hangi krediden kaynaklandığının tespit edilmesi gerektiğini, davalılar murisinin ölümünden 7 yıl sonra icra takibi başlatılmasında davacının «basiretli tacir» gibi davranmayıp kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddi ile davacı aleyhine «kötü niyet tazminatına» karar verilmesini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/11268 E. 2010/1698 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yasal hasım · ticaret sicili müdürlüğü · ihya · limited şirket · yargılama gideri · ticaret sicili · ek tasfiye · harç
Benzer bu karardaBu tür davalarda, davalılardan «ticaret sicil müdürlüğü» «yasal hasım» konumunda olup, davanın açılmasına sebebiyet vermemiştir.
Şti’nin ihyasına, «tasfiye» amacıyla sınırlı olmak üzere Rize Ticaret Sicili’ne tesciline, «yargılama giderlerinin» davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
Dava, TTK’nun 36 ncı maddesine dayalı bir dava da olmadığından, sicil aleyhine «harç» ve «yargılama giderlerine» hükmedilmemesi gerekirken, aksine hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı ... sicili yararına bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamaya gereksinim göstermediğinden, HUMK’nun 438/7 nci maddesi uyarınca hükmün, aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Dava, dava dışı «limited şirketin» ihyasına ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5067 E. , 2024/1530 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/2375 Esas, 2022/945 Karar
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Rize 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2020/188 E., 2021/95 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 160.660,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı tarafından Rize İcra Müdürlüğünün 2020/3298 E., sayılı dosyası üzerinden zamanaşımına uğramış bonoya istinaden ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 732 nci maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşen keşideci davalı aleyhine ilamsız icra takibi yapıldığını, takibin davalının haksız ve kötü niyetli itirazı uyarınca durduğunu ileri sürerek icra takibine vaki itirazın 113.726,38 TL yönünden iptali ile takibin aynen devamına karar verilmesini ve davalı aleyhine tazminata hükmedilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; takibe konu senet ile birlikte 13.000,00 USD tutarlı senedi aralarındaki ticari ilişki uyarınca düzenleyerek dava dışı ... ...'a verdiğini, senetlere ilişkin borcun bir kısmını elden ödediğini, borca karşılık olmak üzere eşi adına kayıtlı aracı davacıya devrettiğini, borcun geri kalanını ekonomik nedenlerle ödeyemediğini, ancak kalan borç miktarına ilişkin olarak kendisinin adına hareket eden oğlu ile davacı ve dava dışı ... ... arasında bir protokol imzalandığını, bu protokol uyarınca da bir kısım ödemeler yapıldığını, protokol uyarınca 38.000,00 TL borcun kaldığını savunarak davanın reddi ile davacı aleyhine tazminata hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının sunduğu anlaşmayı davacı tarafın kabul etmediği, davacının anlaşmada borçlunun imzasının bulunmaması sebebiyle sözleşmenin geçersiz olduğunu ileri sürdüğü, ancak belge içeriğine itiraz edilmekle birlikte davacının kendi imzasını taşıyan belgedeki imzayı inkar etmediği, bu sebeple bu belgedeki imzanın ikrar edilmiş olması sebebiyle belge içeriğine yönelik itirazın yerinde olmadığı, ayrıca davacı tarafın davalı borçlunun imzası bulunmadığından bahisle sözleşmenin geçersiz olduğu iddiasının tecdit sözleşmesinde borçlunun imzasının bulunmasının zorunlu olmaması, davacı tarafça imzası inkar edilmeyen bir belge ile borçlunun borcunun yeniden yapılandırılmış olması sebebiyle yerinde olmadığı, bu kapsamda eski borcun diğer deyişle takibe konu bonoya dayalı borcun tecdit ile sona erdirildiği kanaatine varıldığı, davacı vekilinin ikinci sözleşmede belirtilen tüm ödemelerin yapılmamasına yönelik iddiasının davanın tecditle borç yenilenmiş olmasına rağmen davanın eski borca ilişkin olarak açılması ...
borca karşı ileri sürülebilecek iddiaların eski borca yönelik davada ileri sürülememesi sebebiyle yerinde görülmediği, davanın 17.000,00 USD tutarlı bonoya dayalı itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, takibe konu bonodan kaynaklanan borcun tecdit ile sona erdirildiği, bu sebeple eski borç olan bonoya dayalı olarak takip başlatılmasının yerinde olmadığı, davacının takibi yapmakta kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalının kötü niyet tazminatına yönelik talebinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan protokolün borcun yenilenmesi mahiyetinde olmadığını, bu haliyle senetten kaynaklı borcun sona erdiğinden bahsedilemeyeceğini, protokolün yok hükmünde sayılması gerektiğini, Mahkemece harcın hatalı hesaplandığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı istinaf dilekçesinde özetle; davanın reddine dair karara yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini istemiş, istinaf gerekçelerini belirtmemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle; davacı tarafından imza inkarında bulunulmayan 17.04.2019 tarihli "ANLAŞMA" başlıklı protokolün borcun yenilenmesi mahiyetinde olduğu, bu haliyle takip dayanağı senetten kaynaklı hakların yenilemeyle birlikte sona erdiği, mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı, mahkemece maktu karar ve ilam harcı alınarak fazlaca alınan harcın iadesine karar verildiği, bu hususa yönelik kararda da bir isabetsizlik olmadığı, davalının katılma yoluyla istinaf dilekçesinde istinaf sebeplerine yer vermediği, bu haliyle istinaf başvurusunun kamu düzeniyle sınırlı olarak incelenmesi gerektiği, mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırı bir hususun da tespit edilemediği, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekili ile davalının istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, zamanaşımına uğramış bonoya dayalı olarak sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun) 732 nci maddesi.
3.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 133 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1020369400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz