6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İtirazın iptali

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/4804 E. 2023/574 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tecdit taksitli ticari kredi ödeme planı yapılandırma protokolü ticari kredi cari hesap vekâlet ücreti müteselsil kefil basiretli tacir mirasçılık kefalet kötü niyet tazminatı genel kredi sözleşmesi kefil protokol kötü niyet yargılama gideri ticaret sicili iflas kredi sözleşmesi ihtarname icra inkar tazminatı tacir inkar tazminatı ilk derece kararının kaldırılması dava sebebi karar verilmesine yer olmadığına temerrüt istinaf yoluna başvurulabilirlik

Atıf yapılan mevzuat: İİK — İİK 67

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2019/186 E., 2020/699 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili ve davalılar ..., ... ve ... vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili ve katılma yoluyla davalılar ..., ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 24.01.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldığından hazır bulunan davacı vekili Av. ...ile davalılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile dava dışı şirket arasında akdedilen genel kredi sözleşmesine davalı ... ve diğer davalılar murisinin müşterek müteselsil kefil olduğunu, kredinin zamanında ödenmemesi üzerine ihtarname gönderildiğini, ödenmeyen kredi borcuna istinaden başlatılan icra takiplerine davalılarca haksız itiraz edildiğini belirterek davalıların itirazlarının iptali ile aleyhlerine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davalıların murisinin kefaletinin olduğu 05.01.2012 tarihli kredi sözleşmesinden dolayı borçları bulunmadığını, zira dava dışı şirketin, murisin 06.10.2012 tarihinde vefatından sonra da kredi sözleşmesi imzalanarak kredi kullandığını, borcun sebebinin hangi krediden kaynaklandığının tespit edilmesi gerektiğini, davalılar murisinin ölümünden 7 yıl sonra icra takibi başlatılmasında davacının basiretli tacir gibi davranmayıp kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı ..., davaya cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'in itirazından vazgeçtiği, davanın ... yönünden konusuz kaldığı, davacının, ...yönünden vekâlet ücreti, yargılama gideri ve icra inkar tazminatı taleplerinin bulunmadığını beyan ettiği, diğer davalılar yönünden, davalıların murisi...'in 06.10.2012 vefat tarihinden önce 05.01.2012 tarihli kredi genel sözleşmesine müteselsil kefil olduğu, davacı banka tarafından kredi asıl borçlusu dava dışı ... İnşaat Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti.'ye 10.01.2012 tarihinde borçlu cari hesap ticari hesap kredisi kullandırıldığı, bu kredinin asıl borçlu şirket tarafından ödenmediği, bu kredi borcu ile başkaca kullandırılan kredi borçlarına ilişkin 29.12.2016 tarihinde taksitli ticari kredi olarak ilk yapılandırmanın, 31.01.2018 tarihinde ise yine taksitli ticari kredi olarak ikinci yapılandırmanın gerçekleştirildiği, davacı vekilinin de 31.01.2018 tarihli sözleşmeden bahsederken borcun yapılandırıldığını açıkça beyan ettiği ve bu hususun bilirkişi raporunda da tespit edildiği, kural olarak aynı borç için ikinci bir genel kredi sözleşmesinin imzalanmış olması, ilk sözleşmeyi hükümsüz kılmasa da 31.01.2018 tarihli sözleşmenin yapılandırma sözleşmesi olması, bu kuralın istisnasını teşkil etmekte olup yapılandırmanın (tecdit), borcu sona erdiren sebeplerden sayılacağı ve işbu yapılandırma tarihlerinin davalılar ..., ... ve ... murisi...'in 06.10.2012 vefat tarihinden sonra olduğu ve bu yapılandırmada borçlu cari hesap kredisinin türünün değiştirilerek taksitli ticari krediye dönüştürüldüğü, bu nedenle de davalı mirasçıların dava konusu icra takibinde talep edilen kredi borçları yönünden sorumluluklarının bulunmadığı, davacının takip başlatmakta kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davacının davalı ... hakkındaki icra inkar tazminatı talebinden vazgeçmiş olması nedeni ile bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, davacının davalılar ..., ... ve ... hakkındaki davasının reddine, davacının, davalılar ..., ... ve ... hakkındaki icra inkar tazminatı talebinin reddine, davalılar ..., ... ve ...'nın kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar ..., ... ve ... vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde belirtmiş olduğu beyan ve delilleri tekrar ederek Mahkemece, yapılan sözleşmelerin mahiyeti ve hukuki durumunun hatalı değerlendirildiğini belirterek usul ve kanuna aykırı bulduğu İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılıp davanın reddine karar verilen davalılar yönünden kabul kararı verilmesini istemiştir.

2.Davalılar ..., ... ve ... vekilleri istinaf dilekçesinde özetle; davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı içerisindeki bilgi ve belgeler, mevcut delil durumu ve özellikle dava ve takip konusu yapılandırma sözleşmelerinin sadece dava dışı asıl borçlu şirket ile müteselsil kefil olarak yine dava dışı ... tarafından imzalanmış olması, ancak ne davalıların ne de murislerinin imzasının bulunmaması birlikte gözetildiğinde, İlk Derece Mahkemesince konusunda uzman bilirkişiden alınan 25.03.2020 tarihli rapora göre yazılı şekilde karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davalı taraf davacının icra takibine girişmekte kötü niyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup dosya içeriğinde de kötü niyetin varlığının davalı tarafça açıkça ortaya konulamadığı değerlendirildiğinden Mahkemece, şartları oluşmadığından davalı lehine kötü niyet tazminatı takdir edilmemesinde de herhangi bir isabetsizlik ya da usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı ve davalılar ..., ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar ..., ... ve ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkeme red kararı gerekçesi olan ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından da hukuka uygun bulunan ödeme planı niteliğindeki protokollerin tecdit niteliğinde olduğu hususunun, yargılama sürecinin hiçbir aşamasında gündeme gelmediğini, davalılarca bu yönde bir itirazda bulunulmadığını, konunun bilirkişi raporlarında da tartışılmadığını, her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesi kararında yerel Mahkemece 25.03.2020 tarihli rapora göre karar verildiği ifade edilmiş ise de söz konusu raporda bahsi geçen hususta hiçbir açıklama ve değerlendirme yer almadığını, kefiller imzalarının bulundukları sözleşmeler sebebi ile kendi kefalet limitleri kapsamında ve kendi temerrütlerinin sonuçları ile sınırlı olmak üzere borçtan sorumlu iseler de, protokolün 6,7,8. maddeleri ile borcun yapılandırılması sözleşmesi ile taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmeleri arasında irtibat kurulduğunu, davalıların murisi kefilin de kefaletine güvenilerek kullandırılan kredilere ilişkin davalıların sorumluluğunun yapılandırma protokolü ile sona erdirildiğini söylemenin mümkün olmadığını, somut olayda yukarıdaki sözleşme maddeleri kanun hükmü çerçevesinde değerlendirildiğinde, bu protokoller ile borcun sona erdirilmediğini, aksine hükümler içerdiğini, protokollerin imzalanan kredi genel sözleşmelerinden ayrı bir muhteviyatının olmadığını, ödeme planı niteliğinde ve kredi genel sözleşmelerinin mütemmimi niteliğinde olan 2016 ve 2018 yıllarında imzalanmış yeni kredi genel sözleşmeleri mevcut olmayıp eski sözleşmelere dayanılarak kullandırılan kredilerin bu sözleşmelerle irtibat kurularak yapılandırıldığını, daha anlaşılır bir ifade ile mevcut borçların ödeme planına bağlandığını, bu belgelerin tecdit niteliğinde olduğunun kabul edilmesinin mevcut yasal ve sözleşmesel düzenlemeler karşısında mümkün olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalılar ..., ... ve ... vekilleri temyiz dilekçesinde özetle; yerel Mahkeme ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kötü niyet tazminatının şartları oluştuğu hâlde talebin reddedildiğini, zira murisin hissesini devrettiğinin ticaret sicil gazetesinde yayınlandığını, borca konu sözleşmenin murisin imzalamadığı sözleşme olmadığı hâlde icra takibine konu edildiği açık iken davacının kötü niyetle takip başlattığının açık olduğunu belirterek kararın kötü niyet tazminatı bakımından bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı kefalete dayalı başlatılan icra takibine karşı yapılan itiraz nedeniyle açılan itirazın iptali davasıdır.

2. İlgili Hukuk

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.

3. Değerlendirme

Davacının talebi üzerine yapılan Yargıtay duruşmasında davacı vekili, dava konusu alacağın dava dışı asıl borçludan tahsil edilerek davanın konusuz kaldığını beyan ettiğinden Mahkemece, icra takip dosyası getirtilerek hasıl olan yeni vakıaya göre uygun sonuç çercevesinde bir karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9113 E. 2012/16167 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Sigorta

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/2296 E. 2014/4832 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/4804 E.  ,  2023/574 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/615 Esas, 2021/791 Karar

DAVA TARİHİ 05.04.2019

KARAR Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2019/186 E., 2020/699 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili ve davalılar ..., ... ve ... vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili ve katılma yoluyla davalılar ..., ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 24.01.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldığından hazır bulunan davacı vekili Av. ...ile davalılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile dava dışı şirket arasında akdedilen genel kredi sözleşmesine davalı ... ve diğer davalılar murisinin müşterek müteselsil kefil olduğunu, kredinin zamanında ödenmemesi üzerine ihtarname gönderildiğini, ödenmeyen kredi borcuna istinaden başlatılan icra takiplerine davalılarca haksız itiraz edildiğini belirterek davalıların itirazlarının iptali ile aleyhlerine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davalıların murisinin kefaletinin olduğu 05.01.2012 tarihli kredi sözleşmesinden dolayı borçları bulunmadığını, zira dava dışı şirketin, murisin 06.10.2012 tarihinde vefatından sonra da kredi sözleşmesi imzalanarak kredi kullandığını, borcun sebebinin hangi krediden kaynaklandığının tespit edilmesi gerektiğini, davalılar murisinin ölümünden 7 yıl sonra icra takibi başlatılmasında davacının basiretli tacir gibi davranmayıp kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı ..., davaya cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'in itirazından vazgeçtiği, davanın ... yönünden konusuz kaldığı, davacının, ...yönünden vekâlet ücreti, yargılama gideri ve icra inkar tazminatı taleplerinin bulunmadığını beyan ettiği, diğer davalılar yönünden, davalıların murisi...'in 06.10.2012 vefat tarihinden önce 05.01.2012 tarihli kredi genel sözleşmesine müteselsil kefil olduğu, davacı banka tarafından kredi asıl borçlusu dava dışı ... İnşaat Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti.'ye 10.01.2012 tarihinde borçlu cari hesap ticari hesap kredisi kullandırıldığı, bu kredinin asıl borçlu şirket tarafından ödenmediği, bu kredi borcu ile başkaca kullandırılan kredi borçlarına ilişkin 29.12.2016 tarihinde taksitli ticari kredi olarak ilk yapılandırmanın, 31.01.2018 tarihinde ise yine taksitli ticari kredi olarak ikinci yapılandırmanın gerçekleştirildiği, davacı vekilinin de 31.01.2018 tarihli sözleşmeden bahsederken borcun yapılandırıldığını açıkça beyan ettiği ve bu hususun bilirkişi raporunda da tespit edildiği, kural olarak aynı borç için ikinci bir genel kredi sözleşmesinin imzalanmış olması, ilk sözleşmeyi hükümsüz kılmasa da 31.01.2018 tarihli sözleşmenin yapılandırma sözleşmesi olması, bu kuralın istisnasını teşkil etmekte olup yapılandırmanın (tecdit), borcu sona erdiren sebeplerden sayılacağı ve işbu yapılandırma tarihlerinin davalılar ..., ...

ve ... murisi...'in 06.10.2012 vefat tarihinden sonra olduğu ve bu yapılandırmada borçlu cari hesap kredisinin türünün değiştirilerek taksitli ticari krediye dönüştürüldüğü, bu nedenle de davalı mirasçıların dava konusu icra takibinde talep edilen kredi borçları yönünden sorumluluklarının bulunmadığı, davacının takip başlatmakta kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davacının davalı ... hakkındaki icra inkar tazminatı talebinden vazgeçmiş olması nedeni ile bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, davacının davalılar ..., ... ve ... hakkındaki davasının reddine, davacının, davalılar ..., ... ve ... hakkındaki icra inkar tazminatı talebinin reddine, davalılar ..., ... ve ...'nın kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar ..., ... ve ... vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde belirtmiş olduğu beyan ve delilleri tekrar ederek Mahkemece, yapılan sözleşmelerin mahiyeti ve hukuki durumunun hatalı değerlendirildiğini belirterek usul ve kanuna aykırı bulduğu İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılıp davanın reddine karar verilen davalılar yönünden kabul kararı verilmesini istemiştir.

2.Davalılar ..., ... ve ... vekilleri istinaf dilekçesinde özetle; davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı içerisindeki bilgi ve belgeler, mevcut delil durumu ve özellikle dava ve takip konusu yapılandırma sözleşmelerinin sadece dava dışı asıl borçlu şirket ile müteselsil kefil olarak yine dava dışı ... tarafından imzalanmış olması, ancak ne davalıların ne de murislerinin imzasının bulunmaması birlikte gözetildiğinde, İlk Derece Mahkemesince konusunda uzman bilirkişiden alınan 25.03.2020 tarihli rapora göre yazılı şekilde karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davalı taraf davacının icra takibine girişmekte kötü niyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup dosya içeriğinde de kötü niyetin varlığının davalı tarafça açıkça ortaya konulamadığı değerlendirildiğinden Mahkemece, şartları oluşmadığından davalı lehine kötü niyet tazminatı takdir edilmemesinde de herhangi bir isabetsizlik ya da usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı ve davalılar ..., ...

ve ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar ..., ... ve ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkeme red kararı gerekçesi olan ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından da hukuka uygun bulunan ödeme planı niteliğindeki protokollerin tecdit niteliğinde olduğu hususunun, yargılama sürecinin hiçbir aşamasında gündeme gelmediğini, davalılarca bu yönde bir itirazda bulunulmadığını, konunun bilirkişi raporlarında da tartışılmadığını, her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesi kararında yerel Mahkemece 25.03.2020 tarihli rapora göre karar verildiği ifade edilmiş ise de söz konusu raporda bahsi geçen hususta hiçbir açıklama ve değerlendirme yer almadığını, kefiller imzalarının bulundukları sözleşmeler sebebi ile kendi kefalet limitleri kapsamında ve kendi temerrütlerinin sonuçları ile sınırlı olmak üzere borçtan sorumlu iseler de, protokolün 6,7,8.

maddeleri ile borcun yapılandırılması sözleşmesi ile taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmeleri arasında irtibat kurulduğunu, davalıların murisi kefilin de kefaletine güvenilerek kullandırılan kredilere ilişkin davalıların sorumluluğunun yapılandırma protokolü ile sona erdirildiğini söylemenin mümkün olmadığını, somut olayda yukarıdaki sözleşme maddeleri kanun hükmü çerçevesinde değerlendirildiğinde, bu protokoller ile borcun sona erdirilmediğini, aksine hükümler içerdiğini, protokollerin imzalanan kredi genel sözleşmelerinden ayrı bir muhteviyatının olmadığını, ödeme planı niteliğinde ve kredi genel sözleşmelerinin mütemmimi niteliğinde olan 2016 ve 2018 yıllarında imzalanmış yeni kredi genel sözleşmeleri mevcut olmayıp eski sözleşmelere dayanılarak kullandırılan kredilerin bu sözleşmelerle irtibat kurularak yapılandırıldığını, daha anlaşılır bir ifade ile mevcut borçların ödeme planına bağlandığını, bu belgelerin tecdit niteliğinde olduğunun kabul edilmesinin mevcut yasal ve sözleşmesel düzenlemeler karşısında mümkün olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalılar ..., ... ve ... vekilleri temyiz dilekçesinde özetle; yerel Mahkeme ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kötü niyet tazminatının şartları oluştuğu hâlde talebin reddedildiğini, zira murisin hissesini devrettiğinin ticaret sicil gazetesinde yayınlandığını, borca konu sözleşmenin murisin imzalamadığı sözleşme olmadığı hâlde icra takibine konu edildiği açık iken davacının kötü niyetle takip başlattığının açık olduğunu belirterek kararın kötü niyet tazminatı bakımından bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı kefalete dayalı başlatılan icra takibine karşı yapılan itiraz nedeniyle açılan itirazın iptali davasıdır.

2. İlgili Hukuk

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.

3. Değerlendirme

Davacının talebi üzerine yapılan Yargıtay duruşmasında davacı vekili, dava konusu alacağın dava dışı asıl borçludan tahsil edilerek davanın konusuz kaldığını beyan ettiğinden Mahkemece, icra takip dosyası getirtilerek hasıl olan yeni vakıaya göre uygun sonuç çercevesinde bir karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Davalılar ..., ... ve ... vekillerinin bozma sebebine göre temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

Bozma kararının niteliğine göre tarafların lehine veya aleyhine hükmedilmediğinden duruşma vekâlet ücreti verilmemesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde taraflara iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

24.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/936347000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.