İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/15992 E. 2014/17469 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
geçerli icra takibi↗ prim alacağı↗ ticari defter kayıtları↗ sigorta sözleşmesi↗ ek prim↗ icra takibine itiraz↗ vade↗ bilirkişi incelemesi↗ ticari defter↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ sigorta poliçesi↗ eksik inceleme↗ ibraz↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak; davaya konu sigorta poliçesinin vadesi içinde yürürlükte bulunduğu, davacının prim alacağının tahsili için davacı sıfatının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile itirazın iptaline, takibin devamına, dava değeri 2.300,64 TL üzerinden davalının %40 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemenin davanın kabulüne yönelik 14.12.2010 tarihli ilk kararı, Dairemizce tarafların ticari defter ve belgelerine delil olarak dayandıklarına göre bu defter ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak sonucuna göre karar verilmesi ve davalının, davacının primin bir kısmının takipten önce ödendiğini kabul ettiği ve bu ödemenin mahkemece dikkate alınması talebi nazara alınmaksızın karar verilmesi nedeniyle bozulmuştur. Bozma kararı sonrasında alınan bilirkişi raporunda tarafların ticari defter kayıtları incelenmiş ancak defterlerin usulüne uygun tutulup tutulmadığına yönelik bir tespit yapılmadığı gibi, davalının kısmi prim ödemesi yaptığına ilişkin davacı yanca ibraz edilen makbuz tutarındaki ödemenin yapıldığı icra takip dosya numarası belirtilmiş olmasına rağmen, söz konusu icra dosyası celb edilerek inceleme konusu yapılmamıştır. Bu durumda taraf defterlerinin usulüne uygun tutulup tutulmadığı yönünde yeniden bilirkişi incelemesi yapılması ve bilirkişi raporunda belirtilen icra takip dosyasının (Antalya 11. İcra Müdürlüğü 2011/414e.) celb edilerek bilirkişi raporundaki gibi makbuzun her zaman tek taraflı olarak düzenlenebileceğinin de değerlendirilmesi suretiyle geçerli bir icra takibi ve bu takip kapsamında davalı tarafça ödeme yapılıp yapılmadığının belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17006 E. 2015/1507 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kâr dağıtımı · husumet
Benzer bu kararda… iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının .... bulunan hesabındaki paranın davalı bankada açılan başka bir hesapta tutulup banka ile aynı grup şirketle «dağıtılmasına» aracılık etmek ve nihayetinde bankaya el konulmasına sebep olması nedeni ile davalı ....'ın davacının hesaba yatırdığı miktar kadar oluşan zarardan sorumlu olduğu, davalı ...'nin sorumluluğunun devir tarihi itibari ile sona erdiği, bu nedenle ...'ye «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, ... yönünden davanın husumet yönünden reddine, .... yönünden kabulüne karar verilmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10537 E. 2013/4643 K.
Ortak:İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ek mehil · ara karar · kesin süre · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamı uyarınca dava konusu icra dosyasının celbine ilişkin tensip kararının yerine getirilmemesi üzerine, ....07.2009 tarihli duruşmada, icra dosyasının celbine ilişkin tensip kararının yerine getirilmesi için davacı vekiline usulüne uygun «kesin süre» verildiği, icra dosyasının celbine dair «ara» karar gereğinin yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kesin «mehile» riayetsizlik nedeniyle davanın reddine karar verilebilmesi için mahkemenin oluşturduğu «ara» kararda yerine getirilmesi istenen hususların açıkça gösterilmesi gerekir.
Somut uyuşmazlıkta mahkemece davacı tarafça yatırılması gereken gider avansının miktarı gösterilmediğinden «kesin» mehle uyulmaması davanın reddini gerektirmez, bu itibarla davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/212 E. 2014/6727 K.
Ortak:eksik inceleme · ibraz
İncelediğiniz karardaBozma kararı sonrasında alınan bilirkişi raporunda tarafların «ticari defter kayıtları» incelenmiş ancak defterlerin usulüne uygun tutulup tutulmadığına yönelik bir tespit yapılmadığı gibi, davalının kısmi «prim» ödemesi yaptığına ilişkin davacı yanca «ibraz» edilen makbuz tutarındaki ödemenin yapıldığı icra takip dosya numarası belirtilmiş olmasına rağmen, söz konusu icra dosyası celb edilerek inceleme konusu yapılmamıştır.
İcra Müdürlüğü 2011/414e.) celb edilerek bilirkişi raporundaki gibi makbuzun her zaman tek taraflı olarak düzenlenebileceğinin de değerlendirilmesi suretiyle geçerli bir icra takibi ve bu takip kapsamında davalı tarafça ödeme yapılıp yapılmadığının belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaDava açılmadan önce alınan ve mahkemece itibar edilen «delil tespitine» ilişkin bilirkişi raporunda, davacıya ait marka ile davalının tescilsiz olarak kullandığı markanın birebir aynı olmasa da karıştırılma ihtimalinin bulunduğu belirtilmiş ise de davacının delil olarak dayandığı ve mahkemece celb edilip incelenmeyen ceza dosyası ve bu dosyada alınıp temyiz dilekçesi ekinde «ibraz» edilen bilirkişi raporunda taraf markalarının karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı bu nedenle markaya vaki tecavüzden bahsedilemeyeceği bildirilmiştir.
Bu durumda mahkemece delil olarak dayanılan ceza dosyası getirtilip incelenerek içinde sektörden bir bilirkişinin bulunduğu bilirkişi kurulundan rapor alınmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken bilirkişi raporu alınmaksızın «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, mahkemece verilen kararın temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delil tespiti · hakkaniyet · reeskont faizi · marka hakkına tecavüz
Benzer bu kararda… ” markasını birebir aynı şekilde internet üzerinden, katolog ve tanıtım malzemelerinde ve marka ile ürün satışı yapmak suretiyle kullandığı, bu kullanımın davacının «marka hakkına tecavüz» teşkil ettiği, davacının talebi uyarınca yapılan hesaplama sonucunda davalının iki yıllık satış ve markayı kullanım durumu gözetilerek BK ve «hakkaniyet» hükümleri uyarınca 12.500,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın 12.09.2011 tarihinden itibaren «reeskont faizi» ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
1- Dava, markaya tecavüzün tespit ve men'i ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup mahkemece «delil tespiti» sırasında alınan bilirkişi raporuna dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Dava açılmadan önce alınan ve mahkemece itibar edilen «delil tespitine» ilişkin bilirkişi raporunda, davacıya ait marka ile davalının tescilsiz olarak kullandığı markanın birebir aynı olmasa da karıştırılma ihtimalinin bulunduğu belirtilmiş ise de davacının delil olarak dayandığı ve mahkemece celb edilip incelenmeyen ceza dosyası ve bu dosyada alınıp temyiz dilekçesi ekinde «ibraz» edilen bilirkişi raporunda taraf markalarının karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı bu nedenle markaya vaki tecavüzden bahsedilemeyeceği bildirilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4100 E. 2013/7633 K.
Ortak:ibraz
İncelediğiniz karardaBozma kararı sonrasında alınan bilirkişi raporunda tarafların «ticari defter kayıtları» incelenmiş ancak defterlerin usulüne uygun tutulup tutulmadığına yönelik bir tespit yapılmadığı gibi, davalının kısmi «prim» ödemesi yaptığına ilişkin davacı yanca «ibraz» edilen makbuz tutarındaki ödemenin yapıldığı icra takip dosya numarası belirtilmiş olmasına rağmen, söz konusu icra dosyası celb edilerek inceleme konusu yapılmamıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, davalı ... firması tarafından kesilmiş faturayı gümrük yetkililerine «ibraz» ettiği dolayısıyla bu davalı yönünden taklit üretim yapıldığı yönünde bir delil bulunmadığı gibi gümrükten de bu yönde bir materyal gönderilmediğinden bu davalı yönünden «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» eylemi saptanamadığından davacı tarafından da bu davalı yönünden taklit ürün açısından yeniden ürün celbi yönünde bir talepte bulunulmadığı mahkemenin ise talep il …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:marka hakkına tecavüz · haksız rekabet
Benzer bu karardaMahkemece, davalı ... firması tarafından kesilmiş faturayı gümrük yetkililerine «ibraz» ettiği dolayısıyla bu davalı yönünden taklit üretim yapıldığı yönünde bir delil bulunmadığı gibi gümrükten de bu yönde bir materyal gönderilmediğinden bu davalı yönünden «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» eylemi saptanamadığından davacı tarafından da bu davalı yönünden taklit ürün açısından yeniden ürün celbi yönünde bir talepte bulunulmadığı mahkemenin ise talep il …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/15992 E. , 2014/17469 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANTALYA 4. SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 20/06/2013
NUMARASI 2012/921-2013/696
Taraflar arasında görülen davada Antalya 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 20/06/2013 tarih ve 2012/921-2013/696 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili,davalı şirketin sahibi olduğu otelin davacı tarafından süper otel sigorta poliçesi ile sigortalandığını, ancak davalının 2.300,64 TL olan sigorta primini ödemediği gibi, yapılan takibe de haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptalini ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında akdi bir ilişki bulunmadığını, poliçe düzenlenmiş olmasının davacıya alacak hakkı vermeyeceğini, davalının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, ilk taksit ödenmediğinden poliçenin geçersiz olduğunu savunmuştur.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak; davaya konu sigorta poliçesinin vadesi içinde yürürlükte bulunduğu, davacının prim alacağının tahsili için davacı sıfatının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile itirazın iptaline, takibin devamına, dava değeri 2.300,64 TL üzerinden davalının %40 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemenin davanın kabulüne yönelik 14.12.2010 tarihli ilk kararı, Dairemizce tarafların ticari defter ve belgelerine delil olarak dayandıklarına göre bu defter ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak sonucuna göre karar verilmesi ve davalının, davacının primin bir kısmının takipten önce ödendiğini kabul ettiği ve bu ödemenin mahkemece dikkate alınması talebi nazara alınmaksızın karar verilmesi nedeniyle bozulmuştur. Bozma kararı sonrasında alınan bilirkişi raporunda tarafların ticari defter kayıtları incelenmiş ancak defterlerin usulüne uygun tutulup tutulmadığına yönelik bir tespit yapılmadığı gibi, davalının kısmi prim ödemesi yaptığına ilişkin davacı yanca ibraz edilen makbuz tutarındaki ödemenin yapıldığı icra takip dosya numarası belirtilmiş olmasına rağmen, söz konusu icra dosyası celb edilerek inceleme konusu yapılmamıştır.
Bu durumda taraf defterlerinin usulüne uygun tutulup tutulmadığı yönünde yeniden bilirkişi incelemesi yapılması ve bilirkişi raporunda belirtilen icra takip dosyasının (Antalya 11. İcra Müdürlüğü 2011/414e.) celb edilerek bilirkişi raporundaki gibi makbuzun her zaman tek taraflı olarak düzenlenebileceğinin de değerlendirilmesi suretiyle geçerli bir icra takibi ve bu takip kapsamında davalı tarafça ödeme yapılıp yapılmadığının belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 12/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102019000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz