Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/10749 E. 2014/1136 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 2 yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu↗ ttk 309/4↗ zamanaşımı başlangıcı↗ zamanaşımı defi↗ müteselsil sorumluluk↗ def'i↗ anonim şirket↗ yönetim kurulu kararı↗ zamanaşımı↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, açılan davada 2001-2003 yılları arasında görev yapan yönetim kurulu üyelerinin kendilerinden önceki yönetim kurulu üyelerinin yolsuzluklarını denetçilere bildirmeyerek TTK md. 337, 354 ve devamı maddeleri hükmünü ihlal ettikleri, TTK'nın 337. maddesine göre yolsuzluğu öğrendiği halde bunu bildirmeyen üyenin selefinin sorumluluğuna katılacağının hükme bağlandığı, ancak zarar 1995-2000 devresinde verilen kredilerden kaynaklanmış olup bu dönemde görev yapan yönetim kurulu üyeleri ve denetim kurulu üyeleri açısından TTK'nın 309. maddesinde öngörülen zararın ve zararın öğrenilmesinden itibaren başlayan 2 yıllık gerekse fiilin gerçekleşmesinden itibaren başlayan 5 yıllık zamanaşımı sürelerinin dolmuş bulunduğu, zarara bizzat sebebiyet veren ve 1995-2000 tarihleri arasında görev yapan yönetim kurulu üyeleri açısından dava zamanaşımına uğramış olup bu üyelerin sorumluluğuna gidilmesinin mümkün olmadığı, esas sorumlular açısından davanın zamanaşımına uğraması halinde TTK'nın 337/son cümle gereği bunların borcuna katılan yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun da sona ereceği gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, anonim şirket yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumluluklarına ilişkin olup, mahkemece bir kısım davalıların zamanaşımı definde bulunmaları üzerine tüm davalılar yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davacı, davalıların 01/01/2003-31/12/2003 tarihleri arasında görev yaptıklarını, davalıların mülga 6762 sayılı TTK'nın 337. maddesi gereğince kendilerinden önceki yöneticilerin yolsuz muamelelerini bildirmediklerini ve bu nedenle bu yolsuzluklardan davalıların da sorumlu olduğunu iddia ederek dava açmıştır. Bu davada zamanaşımı nedeniyle zarara asıl sebebiyet veren yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna gidemeyen davacı, TTK 337. maddeye istinaden selef konumundaki yeni yönetim kurulu üyelerinden zararın giderimini talep etmektedir. Mahkemece, yolsuzlukların 1995-2000 yılları arasında gerçekleştiğinin iddia edildiği ve bu tarihten davanın açıldığı 23/11/2006 tarihine kadar zamanaşımı süresinin dolduğu kabul edilerek dava reddedilmiş ise de, davalılar 2003 yılında görev yaptıklarından ve TTK'nın 337. maddesine göre görevlerini ihmal ettikleri öne sürüldüğünden zamanaşımı başlangıcının mahkemece 1995-2000 tarihi olduğunun kabulü doğru olmadığı gibi, zamanaşımı, niteliği itibariyle def'i mahiyetinde olup, bu def'iyi ileri sürmeyen davalılar hakkındaki davanın da zamanaşımı nedeniyle reddi doğru değildir. Bir borçtan müteselsilen sorumlu bulunsa dahi bir veya bir kaçının zamanaşımı savunmasını ileri sürüp, diğerlerinin ileri sürmemesi veya ileri sürülüp karşı tarafça tevsi iddiasında bulunması halinde teselsül kurallarına dayanılarak bunların da faydalanması gerektiği neticesine varılamaz. Esasen faydalanacakları hakkında kanunlarımızda bir hüküm de yoktur. Başka bir deyimle, müteselsil sorumlulukla dahi süresinde zamanaşımı definde bulunmayanlar bu haktan faydalanamazlar.
Bu durumda, mahkemece davalıların TTK'nın 337. maddesi gereğince görevlerini ihmal nedeniyle haklarında dava açıldığı gözetilerek zamanaşımı definin değerlendirilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2447 E. 2015/9763 K.
Ortak:müteselsil sorumluluk · def'i · anonim şirket · zamanaşımı · zamanaşımı 2 yıllık
İncelediğiniz karardaDava, «anonim şirket» yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumluluklarına ilişkin olup, mahkemece bir kısım davalıların «zamanaşımı» definde bulunmaları üzerine tüm davalılar yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, yolsuzlukların 1995-2000 yılları arasında gerçekleştiğinin iddia edildiği ve bu tarihten davanın açıldığı 23/11/2006 tarihine kadar «zamanaşımı» süresinin dolduğu kabul edilerek dava reddedilmiş ise de, davalılar 2003 yılında görev yaptıklarından ve TTK'nın 337. maddesine göre görevlerini ihmal ettikleri öne sürüldüğünden «zamanaşımı başlangıcının» mahkemece 1995-2000 tarihi olduğunun kabulü doğru olmadığı gibi, zamanaşımı, niteliği itibariyle «def»'i mahiyetinde olup, bu def'iyi ileri sürmeyen davalılar hakkındaki davanın da zamanaşımı nedeniyle reddi doğru değildir.
Bir borçtan «müteselsilen sorumlu» bulunsa dahi bir veya bir kaçının «zamanaşımı» savunmasını ileri sürüp, diğerlerinin ileri sürmemesi veya ileri sürülüp karşı tarafça tevsi iddiasında bulunması halinde teselsül kurallarına dayanılarak bunların da faydalanması gerektiği neticesine varılamaz.
Benzer bu karardaBir borçtan «müteselsilen sorumlu» bulunsa dahi bir veya bir kaçının «zamanaşımı» savunmasını ileri sürüp, diğerlerinin ileri sürmemesi veya ileri sürülüp karşı tarafça tevsi iddiasında bulunması halinde teselsül kurallarına dayanılarak bunların da faydalanması gerektiği neticesine varılamaz.
Başka bir deyimle, «müteselsil sorumlulukla» dahi süresinde «zamanaşımı» definde bulunmayanlar bu haktan faydalanamazlar.
G.. hakkındaki davanın HMK'nın 150/1. maddesi uyarınca süresinde «yenileninceye» kadar «işlemden kaldırılmasına», diğer davalılar hakkında açılan davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine dair verilen kararın davacı TMSF vekilinin temyizi üzerine karar dairemizce «vekalet ücreti» yönünden düzeltilerek onanmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:işlemden kaldırma · yenileme · vekalet ücreti
Benzer bu karardaG.. hakkındaki davanın HMK'nın 150/1. maddesi uyarınca süresinde «yenileninceye» kadar «işlemden kaldırılmasına», diğer davalılar hakkında açılan davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine dair verilen kararın davacı TMSF vekilinin temyizi üzerine karar dairemizce «vekalet ücreti» yönünden düzeltilerek onanmıştır.
G.. hakkındaki davanın HMK'nın 150/1. maddesi uyarınca süresinde «yenileninceye» kadar «işlemden kaldırılmasına», diğer davalılar hakkında açılan davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiş ise de, davalılar Y..
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/3106 E. 2014/20298 K.
Ortak:yönetim kurulu kararı · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı 2 yıllık
İncelediğiniz kararda… irmeyen üyenin selefinin sorumluluğuna katılacağının hükme bağlandığı, ancak zarar 1995-2000 devresinde verilen kredilerden kaynaklanmış olup bu dönemde görev yapan «yönetim kurulu» üyeleri ve denetim kurulu üyeleri açısından TTK'nın 309. maddesinde öngörülen zararın ve zararın öğrenilmesinden itibaren başlayan 2 yıllık gerekse fiilin gerçekleşmesinden itibaren başlayan 5 yıllık «zamanaşımı» sürelerinin dolmuş bulunduğu, zarara bizzat sebebiyet veren ve 1995-2000 tarihleri arasında görev yapan yönetim kurulu üyeleri açısından dava zamanaşımına uğramış olup bu üyelerin sorumluluğuna gidilmesinin mümkün olmadığı, esas sorumlular açısından davanın zamanaşımına uğraması halinde TTK'nın 337/«son» cümle gereği bunların borcuna katılan «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun» da sona ereceği gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bu davada «zamanaşımı» nedeniyle zarara asıl sebebiyet veren «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» gidemeyen davacı, TTK 337. maddeye istinaden selef konumundaki yeni yönetim kurulu üyelerinden zararın giderimini talep etmektedir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, açılan davada 2001-2003 yılları arasında görev yapan «yönetim kurulu» üyelerinin kendilerinden önceki yönetim kurulu üyelerinin yolsuzluklarını denetçilere bildirmeyerek TTK md.
Benzer bu kararda… da kullanılan kredilerin geri dönüşünün olmadığı iddia edilmekle, zararın meydana geldiği en geç 2000 tarihinden davanın açıldığı 23.01.2007 tarihine kadar 5 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolmuş olduğu, davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığının kabulü halinde dahi ...ve dava konusu alacak hesaplarının ilgili bulunduğu firmalara ait sunulan kayıt ve belgeler bazında söz konusu alacakların tamamen değersiz batık hale geldiğinin kanıtlanamadığı, TTK'nun 337. maddesinde yolsuzluğu öğrendiği halde bunu bildirmeyen «yönetim kurulu» üyesinin selefinin sorumluluğuna katılacağı öngörülmüş olmakla yeni seçilen veya atanan yönetim kurulu üyesine bir yolsuzluğun vaki olup olmadığını inceleme yükümlülüğü getirilmeyip, açık olan ortaklık işlerinin yürütülmesi sırasında öğrenilmesi gereken yolsuzluklar bakımından bir sorumluluk getirilmiş olduğundan somut olayda ...nin grup şirketlerine kredi aktarmış olmasının bu kredilerin kullanıldığının da mizan hesaplarından görülmesi nedeni ile şirket kayıtlarında görülen bu işlemlerin yolsuzluk olarak nitelendirilerek davalı yönetim kurulu üyeleri yönünden TTK 337 maddesi kapsamında sorumluluk koşulunun gerçekleştiğinin kabulünün mümkün görülmediği, davacı tarafça 2001, 2002 ve 2003 dönemlerine ilişkin ibraların bilançonun gerçeği yansıtmaması nedeni ile «geçersiz» olduğu iddia edilmiş ise de denetçi raporuna esas olan kredilerin mizan hesaplarında görülmesi nedeni ile bilançonun gerçeği yansıtmadığı hususu ispatlanmadıkça da …
… n, aynı Kanunun 309. maddesi uyarınca her halde davalıların zararı doğuran kendi eylemlerinin vuku tarihinden itibaren dava tarihi itibariyle 5 yıl geçmekle davanın «zamanaşımına» uğramış olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, 5411 sayılı Kanun'un 133/«son» maddesinde, bu madde kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen taraf için «vekalet ücretinin» maktu olarak belirleneceğinin düzenlenmesi karşısında mahkemece, davalılar yararına «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmayıp, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğin …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:nispi vekalet ücreti · maktu vekalet ücreti · geçersizlik · vekalet ücreti
Benzer bu kararda2- Ancak, 5411 sayılı Kanun'un 133/«son» maddesinde, bu madde kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen taraf için «vekalet ücretinin» maktu olarak belirleneceğinin düzenlenmesi karşısında mahkemece, davalılar yararına «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmayıp, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğin …
… da kullanılan kredilerin geri dönüşünün olmadığı iddia edilmekle, zararın meydana geldiği en geç 2000 tarihinden davanın açıldığı 23.01.2007 tarihine kadar 5 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolmuş olduğu, davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığının kabulü halinde dahi ...ve dava konusu alacak hesaplarının ilgili bulunduğu firmalara ait sunulan kayıt ve belgeler bazında söz konusu alacakların tamamen değersiz batık hale geldiğinin kanıtlanamadığı, TTK'nun 337. maddesinde yolsuzluğu öğrendiği halde bunu bildirmeyen «yönetim kurulu» üyesinin selefinin sorumluluğuna katılacağı öngörülmüş olmakla yeni seçilen veya atanan yönetim kurulu üyesine bir yolsuzluğun vaki olup olmadığını inceleme yükümlülüğü getirilmeyip, açık olan ortaklık işlerinin yürütülmesi sırasında öğrenilmesi gereken yolsuzluklar bakımından bir sorumluluk getirilmiş olduğundan somut olayda ...nin grup şirketlerine kredi aktarmış olmasının bu kredilerin kullanıldığının da mizan hesaplarından görülmesi nedeni ile şirket kayıtlarında görülen bu işlemlerin yolsuzluk olarak nitelendirilerek davalı yönetim kurulu üyeleri yönünden TTK 337 maddesi kapsamında sorumluluk koşulunun gerçekleştiğinin kabulünün mümkün görülmediği, davacı tarafça 2001, 2002 ve 2003 dönemlerine ilişkin ibraların bilançonun gerçeği yansıtmaması nedeni ile «geçersiz» olduğu iddia edilmiş ise de denetçi raporuna esas olan kredilerin mizan hesaplarında görülmesi nedeni ile bilançonun gerçeği yansıtmadığı hususu ispatlanmadıkça da …
-
Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2626 E. 2015/11938 K.
Ortak:yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · müteselsil sorumluluk · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda… irmeyen üyenin selefinin sorumluluğuna katılacağının hükme bağlandığı, ancak zarar 1995-2000 devresinde verilen kredilerden kaynaklanmış olup bu dönemde görev yapan «yönetim kurulu» üyeleri ve denetim kurulu üyeleri açısından TTK'nın 309. maddesinde öngörülen zararın ve zararın öğrenilmesinden itibaren başlayan 2 yıllık gerekse fiilin gerçekleşmesinden itibaren başlayan 5 yıllık «zamanaşımı» sürelerinin dolmuş bulunduğu, zarara bizzat sebebiyet veren ve 1995-2000 tarihleri arasında görev yapan yönetim kurulu üyeleri açısından dava zamanaşımına uğramış olup bu üyelerin sorumluluğuna gidilmesinin mümkün olmadığı, esas sorumlular açısından davanın zamanaşımına uğraması halinde TTK'nın 337/«son» cümle gereği bunların borcuna katılan «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun» da sona ereceği gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bu davada «zamanaşımı» nedeniyle zarara asıl sebebiyet veren «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» gidemeyen davacı, TTK 337. maddeye istinaden selef konumundaki yeni yönetim kurulu üyelerinden zararın giderimini talep etmektedir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, açılan davada 2001-2003 yılları arasında görev yapan «yönetim kurulu» üyelerinin kendilerinden önceki yönetim kurulu üyelerinin yolsuzluklarını denetçilere bildirmeyerek TTK md.
Benzer bu kararda… murakıplara bildirmeye mecbur oldukları, aksi halde seleflerinin mesuliyetlerine iştirak edeceklerinin hükme bağlandığı, TTK 336. maddesinde sayılan hallerde banka «yönetim kurulu» üyeleri gerek bankaya, gerek münferit pay sahiplerine ve banka alacaklılarına karşı «müteselsil sorumluluklarının» bulunduğu, sorumluluk açısından müdürlerin de «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu» düzenleyen hükümlere tabi olduğu, davalı L..
A.Ş. «yönetim kurulu» üyesi/genel müdürü olduğu, davalının kendisinden önceki yönetim kurulu üyelerinin hukuka aykırı işlem ve eylemlerini bilebilecek durumda olması ve yönetim kurulu üyesi olduktan sonra da TTK'nın 337. maddesine göre kendisine yüklediği kendisinden önceki döneme ilişkin yolsuzlukları denetçilere «bildirme yükümlülüğü» altında bulunduğu, bu yükümlülüğün ihlalinindeTTK'nın 337. maddesi gereği sorumluluğun doğmasına neden olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 37.649.000,00 TL'nin 09.07.2001 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karar davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemiz'in 16.09.2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bildirim yükümlülüğü · yasal faiz
Benzer bu karardaA.Ş. «yönetim kurulu» üyesi/genel müdürü olduğu, davalının kendisinden önceki yönetim kurulu üyelerinin hukuka aykırı işlem ve eylemlerini bilebilecek durumda olması ve yönetim kurulu üyesi olduktan sonra da TTK'nın 337. maddesine göre kendisine yüklediği kendisinden önceki döneme ilişkin yolsuzlukları denetçilere «bildirme yükümlülüğü» altında bulunduğu, bu yükümlülüğün ihlalinindeTTK'nın 337. maddesi gereği sorumluluğun doğmasına neden olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 37.649.000,00 TL'nin 09.07.2001 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karar davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemiz'in 16.09.2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
3 benzer karar daha
-
Yönetici sorumluluğundan kaynaklanan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4542 E. 2020/2885 K.
Ortak:müteselsil sorumluluk · anonim şirket · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, açılan davada 2001-2003 yılları arasında görev yapan «yönetim kurulu» üyelerinin kendilerinden önceki yönetim kurulu üyelerinin yolsuzluklarını denetçilere bildirmeyerek TTK md.
… irmeyen üyenin selefinin sorumluluğuna katılacağının hükme bağlandığı, ancak zarar 1995-2000 devresinde verilen kredilerden kaynaklanmış olup bu dönemde görev yapan «yönetim kurulu» üyeleri ve denetim kurulu üyeleri açısından TTK'nın 309. maddesinde öngörülen zararın ve zararın öğrenilmesinden itibaren başlayan 2 yıllık gerekse fiilin gerçekleşmesinden itibaren başlayan 5 yıllık «zamanaşımı» sürelerinin dolmuş bulunduğu, zarara bizzat sebebiyet veren ve 1995-2000 tarihleri arasında görev yapan yönetim kurulu üyeleri açısından dava zamanaşımına uğramış olup bu üyelerin sorumluluğuna gidilmesinin mümkün olmadığı, esas sorumlular açısından davanın zamanaşımına uğraması halinde TTK'nın 337/«son» cümle gereği bunların borcuna katılan «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun» da sona ereceği gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dava, «anonim şirket» yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumluluklarına ilişkin olup, mahkemece bir kısım davalıların «zamanaşımı» definde bulunmaları üzerine tüm davalılar yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava, «anonim şirket yöneticilerinin sorumluluğuna» dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davalıların, davacı şirkette oluşan zarar tarihinde «yönetim kurulu» üyesi olarak görev yapmadıkları, «şirket zararının» oluştuğu tarihten sonraki tarihlerde göreve geldikleri, dolayısıyla oluşan zararlardan TTK hükümleri gereğince sorumlu tutulamayacakları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 s.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu · kusur karinesi · şirket yöneticisinin sorumluluğu · yönetici sorumluluğu · şirket zararı · denetime elverişlilik · ispat yükü · kusur
Benzer bu karardaDava, «anonim şirket yöneticilerinin sorumluluğuna» dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davalıların, davacı şirkette oluşan zarar tarihinde «yönetim kurulu» üyesi olarak görev yapmadıkları, «şirket zararının» oluştuğu tarihten sonraki tarihlerde göreve geldikleri, dolayısıyla oluşan zararlardan TTK hükümleri gereğince sorumlu tutulamayacakları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TTK’nın 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17707 E. 2014/625 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:asli müdahale · adli yardım talebi · adli yardım · ara karar · mirasçılık · taraf ehliyeti
Benzer bu karardaMahkemece 05.09.2013 tarihli «ara» karar ile HMK'nın 337/2. maddesi gereğince «adli yardım talebinin» kabul veya reddine ilişkin kararlara karşı kanun yoluna başvurulamayacağından buna ilişkin kararın temyizine ilişkin davacı «mirasçıları» ... ve ... vekilinin taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece 11.07.2013 tarihli «ara» karar ile «asli müdahale» talep eden ... ve ...'nin «adli yardım» taleplerinin dosya kapsamı itibariyle HMK'nın 337. madde gereğince reddine karar verilmiştir.
Asli müdahale talep eden vekili bu kararı zorunlu dava arkadaşları olan müvekkillerinin davaya taraf olarak katılmalarına izin verilmemesi, dava şartı olan taraf «ehliyetinin» sağlanmaması, «adli yardım» taleplerininin reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Kararı «asli müdahale» talep edenler vekili etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/11447 E. 2014/13904 K.
Ortak:yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · müteselsil sorumluluk · yönetim kurulu kararı · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda… irmeyen üyenin selefinin sorumluluğuna katılacağının hükme bağlandığı, ancak zarar 1995-2000 devresinde verilen kredilerden kaynaklanmış olup bu dönemde görev yapan «yönetim kurulu» üyeleri ve denetim kurulu üyeleri açısından TTK'nın 309. maddesinde öngörülen zararın ve zararın öğrenilmesinden itibaren başlayan 2 yıllık gerekse fiilin gerçekleşmesinden itibaren başlayan 5 yıllık «zamanaşımı» sürelerinin dolmuş bulunduğu, zarara bizzat sebebiyet veren ve 1995-2000 tarihleri arasında görev yapan yönetim kurulu üyeleri açısından dava zamanaşımına uğramış olup bu üyelerin sorumluluğuna gidilmesinin mümkün olmadığı, esas sorumlular açısından davanın zamanaşımına uğraması halinde TTK'nın 337/«son» cümle gereği bunların borcuna katılan «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun» da sona ereceği gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bu davada «zamanaşımı» nedeniyle zarara asıl sebebiyet veren «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» gidemeyen davacı, TTK 337. maddeye istinaden selef konumundaki yeni yönetim kurulu üyelerinden zararın giderimini talep etmektedir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, açılan davada 2001-2003 yılları arasında görev yapan «yönetim kurulu» üyelerinin kendilerinden önceki yönetim kurulu üyelerinin yolsuzluklarını denetçilere bildirmeyerek TTK md.
Benzer bu kararda… eleflerinin belli olan yolsuz muamelelerini murakıplara bildirmeye mecbur oldukları, aksi halde seleflerinin mesuliyetlerine iştirak edeceklerinin hükme bağlandığı, «yönetim kurulu» üyelerinin TTK'ya istinaden sorumluluklarına hükmedilebilmesi için, kanuna veya «esas sözleşmeye aykırılık», «kusur», zarar ve «illiyet bağı» koşullarının varlığı gerektiği, genel olarak «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun» TTK 320. ve TTK 336. maddelerine göre belirlendiği, TTK 336. maddesinde sayılan hallerde banka yönetim kurulu üyeleri gerek bankaya, gerek münferit pay sahiplerine ve banka alacaklılarına karşı «müteselsil sorumluluklarının» bulunduğu, sorumluluk açısından müdürlerin de yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu düzenleyen hükümlere tabi olduğu, davalı L..
A.Ş. «yönetim kurulu» üyesi/genel müdürü olduğu, davalının kendisinden önceki yönetim kurulu üyelerinin hukuka aykırı işlem ve eylemlerini bilebilecek durumda olması ve yönetim kurulu üyesi olduktan sonra da TTK'nın 337. maddesine göre kendisine yüklediği kendisinden önceki döneme ilişkin yolsuzlukları denetçilere «bildirme yükümlülüğü» altında bulunduğu, bu yükümlülüğün ihlalininde TTK'nın 337. maddesi gereği sorumluluğun doğmasına neden olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 37.649.000,00 TL'nin 09.07.2001 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davalının, davacıya devir edilen bankanın 01.04.1998-16.01.2001 tarihleri arasında genel müdür yardımcısı, 17.01.2001-10.07.2001 tarihleri arasında «yönetim kurulu» üyesi ve genel müdür olarak görev yaptığı hususu «uyuşmazlık konusu» değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bildirim yükümlülüğü · adli yardım talebi · esas sözleşme · adli yardım · illiyet bağı · sözleşmeye aykırılık · uyuşmazlık konusu · bilirkişi incelemesi
Benzer bu kararda… eleflerinin belli olan yolsuz muamelelerini murakıplara bildirmeye mecbur oldukları, aksi halde seleflerinin mesuliyetlerine iştirak edeceklerinin hükme bağlandığı, «yönetim kurulu» üyelerinin TTK'ya istinaden sorumluluklarına hükmedilebilmesi için, kanuna veya «esas sözleşmeye aykırılık», «kusur», zarar ve «illiyet bağı» koşullarının varlığı gerektiği, genel olarak «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun» TTK 320. ve TTK 336. maddelerine göre belirlendiği, TTK 336. maddesinde sayılan hallerde banka yönetim kurulu üyeleri gerek bankaya, gerek münferit pay sahiplerine ve banka alacaklılarına karşı «müteselsil sorumluluklarının» bulunduğu, sorumluluk açısından müdürlerin de yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu düzenleyen hükümlere tabi olduğu, davalı L..
1-Davalı vekili temyiz dilekçesiyle birlikte «adli yardım» talebinde bulunmuş olup, temyiz dilekçesine eklediği bilgi ve belgeler incelenmesi sonrasında 6100 sayılı HMK'nın 334. maddesi koşullarının oluştuğu anlaşıldığından mümeyyiz davalı vekilinin «adli yardım talebinin» «kesin» olarak kabulü ile temyiz incelemesine geçilmesine karar vermek gerekmiştir.
A.Ş. «yönetim kurulu» üyesi/genel müdürü olduğu, davalının kendisinden önceki yönetim kurulu üyelerinin hukuka aykırı işlem ve eylemlerini bilebilecek durumda olması ve yönetim kurulu üyesi olduktan sonra da TTK'nın 337. maddesine göre kendisine yüklediği kendisinden önceki döneme ilişkin yolsuzlukları denetçilere «bildirme yükümlülüğü» altında bulunduğu, bu yükümlülüğün ihlalininde TTK'nın 337. maddesi gereği sorumluluğun doğmasına neden olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 37.649.000,00 TL'nin 09.07.2001 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davalının, davacıya devir edilen bankanın 01.04.1998-16.01.2001 tarihleri arasında genel müdür yardımcısı, 17.01.2001-10.07.2001 tarihleri arasında «yönetim kurulu» üyesi ve genel müdür olarak görev yaptığı hususu «uyuşmazlık konusu» değildir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/10749 E. , 2014/1136 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 25/09/2012
NUMARASI 2006/750-2012/189
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/09/2012 tarih ve 2006/750-2012/189 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili tarafından A. Radyo...Ltd. Şti.'nin ortaklık hakları ve yönetiminin devralındığını, 30/10/2006 tarihinde yapılan 2003 yılı olağan genel kuruluna sunulan 26/06/2006 tarihli 2003 yılı denetim kurulu raporuna istinaden 01/01/2003-31/12/2003 tarihleri arasında görev yapmış yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalıların ibra edilmediklerini ve şirketi mali zarara uğrattıkları ileri sürerek, 8.140.348$, 7.529.400 DEM ve 300.000.00 TL tutarındaki ödenmeyen krediler nedeniyle şimdilik, 1.000 $, 1.000 € ve 7.000,00 TL olmak üzere toplam 10.370,00 TL şirket zararının davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
[…]. A.., E.. G.. ve M.. S.. vekilleri, zamanaşımı def'inde bulunarak, müvekkillerinin görev süresi içinde şirketi uğrattıkları herhangi bir zararın bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Diğer davalılar F.. D.., M.. D.., N.. T.. ve E.. U.., davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, açılan davada 2001-2003 yılları arasında görev yapan yönetim kurulu üyelerinin kendilerinden önceki yönetim kurulu üyelerinin yolsuzluklarını denetçilere bildirmeyerek TTK md. 337, 354 ve devamı maddeleri hükmünü ihlal ettikleri, TTK'nın 337. maddesine göre yolsuzluğu öğrendiği halde bunu bildirmeyen üyenin selefinin sorumluluğuna katılacağının hükme bağlandığı, ancak zarar 1995-2000 devresinde verilen kredilerden kaynaklanmış olup bu dönemde görev yapan yönetim kurulu üyeleri ve denetim kurulu üyeleri açısından TTK'nın 309. maddesinde öngörülen zararın ve zararın öğrenilmesinden itibaren başlayan 2 yıllık gerekse fiilin gerçekleşmesinden itibaren başlayan 5 yıllık zamanaşımı sürelerinin dolmuş bulunduğu, zarara bizzat sebebiyet veren ve 1995-2000 tarihleri arasında görev yapan yönetim kurulu üyeleri açısından dava zamanaşımına uğramış olup bu üyelerin sorumluluğuna gidilmesinin mümkün olmadığı, esas sorumlular açısından davanın zamanaşımına uğraması halinde TTK'nın 337/son cümle gereği bunların borcuna katılan yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun da sona ereceği gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, anonim şirket yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumluluklarına ilişkin olup, mahkemece bir kısım davalıların zamanaşımı definde bulunmaları üzerine tüm davalılar yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davacı, davalıların 01/01/2003-31/12/2003 tarihleri arasında görev yaptıklarını, davalıların mülga 6762 sayılı TTK'nın 337. maddesi gereğince kendilerinden önceki yöneticilerin yolsuz muamelelerini bildirmediklerini ve bu nedenle bu yolsuzluklardan davalıların da sorumlu olduğunu iddia ederek dava açmıştır. Bu davada zamanaşımı nedeniyle zarara asıl sebebiyet veren yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna gidemeyen davacı, TTK 337. maddeye istinaden selef konumundaki yeni yönetim kurulu üyelerinden zararın giderimini talep etmektedir.
Mahkemece, yolsuzlukların 1995-2000 yılları arasında gerçekleştiğinin iddia edildiği ve bu tarihten davanın açıldığı 23/11/2006 tarihine kadar zamanaşımı süresinin dolduğu kabul edilerek dava reddedilmiş ise de, davalılar 2003 yılında görev yaptıklarından ve TTK'nın 337. maddesine göre görevlerini ihmal ettikleri öne sürüldüğünden zamanaşımı başlangıcının mahkemece 1995-2000 tarihi olduğunun kabulü doğru olmadığı gibi, zamanaşımı, niteliği itibariyle def'i mahiyetinde olup, bu def'iyi ileri sürmeyen davalılar hakkındaki davanın da zamanaşımı nedeniyle reddi doğru değildir. Bir borçtan müteselsilen sorumlu bulunsa dahi bir veya bir kaçının zamanaşımı savunmasını ileri sürüp, diğerlerinin ileri sürmemesi veya ileri sürülüp karşı tarafça tevsi iddiasında bulunması halinde teselsül kurallarına dayanılarak bunların da faydalanması gerektiği neticesine varılamaz.
Esasen faydalanacakları hakkında kanunlarımızda bir hüküm de yoktur. Başka bir deyimle, müteselsil sorumlulukla dahi süresinde zamanaşımı definde bulunmayanlar bu haktan faydalanamazlar.
Bu durumda, mahkemece davalıların TTK'nın 337. maddesi gereğince görevlerini ihmal nedeniyle haklarında dava açıldığı gözetilerek zamanaşımı definin değerlendirilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 20.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102005600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz