Nispi vekalet ücreti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/3106 E. 2014/20298 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 5 yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
nispi vekalet ücreti↗ maktu vekalet ücreti↗ temlik↗ geçersizlik↗ yönetim kurulu kararı↗ vekalet ücreti↗ zamanaşımı↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 1995 ile 2000 yılları arasında kullanılan kredilerin geri dönüşünün olmadığı iddia edilmekle, zararın meydana geldiği en geç 2000 tarihinden davanın açıldığı 23.01.2007 tarihine kadar 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu, davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığının kabulü halinde dahi ...ve dava konusu alacak hesaplarının ilgili bulunduğu firmalara ait sunulan kayıt ve belgeler bazında söz konusu alacakların tamamen değersiz batık hale geldiğinin kanıtlanamadığı, TTK'nun 337. maddesinde yolsuzluğu öğrendiği halde bunu bildirmeyen yönetim kurulu üyesinin selefinin sorumluluğuna katılacağı öngörülmüş olmakla yeni seçilen veya atanan yönetim kurulu üyesine bir yolsuzluğun vaki olup olmadığını inceleme yükümlülüğü getirilmeyip, açık olan ortaklık işlerinin yürütülmesi sırasında öğrenilmesi gereken yolsuzluklar bakımından bir sorumluluk getirilmiş olduğundan somut olayda ...nin grup şirketlerine kredi aktarmış olmasının bu kredilerin kullanıldığının da mizan hesaplarından görülmesi nedeni ile şirket kayıtlarında görülen bu işlemlerin yolsuzluk olarak nitelendirilerek davalı yönetim kurulu üyeleri yönünden TTK 337 maddesi kapsamında sorumluluk koşulunun gerçekleştiğinin kabulünün mümkün görülmediği, davacı tarafça 2001, 2002 ve 2003 dönemlerine ilişkin ibraların bilançonun gerçeği yansıtmaması nedeni ile geçersiz olduğu iddia edilmiş ise de denetçi raporuna esas olan kredilerin mizan hesaplarında görülmesi nedeni ile bilançonun gerçeği yansıtmadığı hususu ispatlanmadıkça davalıların sorumluluğuna gidilmesine engel teşkil edeceği, öte yandan denetçiler yönünden geçmiş döneme ait usulsüzlükleri inceleme bakımından yasayla verilmiş bir görev bulunmadığından davalı denetçi yönünden TTK 337. maddesindeki sorumluluk hükmünün uygulanamayacağı sonucuna varılarak, tüm davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile ...'nin karar başlığında “Temlik Alan Davacı” olarak gösterildiği, davalı yöneticiler ile denetçinin 6762 sayılı TTK'nın 337 ve 359. maddelerinden kaynaklanan sorumluluklarına ilişkin olarak açılan işbu davanın, aynı Kanunun 309. maddesi uyarınca her halde davalıların zararı doğuran kendi eylemlerinin vuku tarihinden itibaren dava tarihi itibariyle 5 yıl geçmekle davanın zamanaşımına uğramış olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, 5411 sayılı Kanun'un 133/son maddesinde, bu madde kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen taraf için vekalet ücretinin maktu olarak belirleneceğinin düzenlenmesi karşısında mahkemece, davalılar yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmayıp, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün anılan yönden davacı yararına düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/10749 E. 2014/1136 K.
Ortak:yönetim kurulu kararı · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı 5 yıllık
İncelediğiniz kararda… da kullanılan kredilerin geri dönüşünün olmadığı iddia edilmekle, zararın meydana geldiği en geç 2000 tarihinden davanın açıldığı 23.01.2007 tarihine kadar 5 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolmuş olduğu, davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığının kabulü halinde dahi ...ve dava konusu alacak hesaplarının ilgili bulunduğu firmalara ait sunulan kayıt ve belgeler bazında söz konusu alacakların tamamen değersiz batık hale geldiğinin kanıtlanamadığı, TTK'nun 337. maddesinde yolsuzluğu öğrendiği halde bunu bildirmeyen «yönetim kurulu» üyesinin selefinin sorumluluğuna katılacağı öngörülmüş olmakla yeni seçilen veya atanan yönetim kurulu üyesine bir yolsuzluğun vaki olup olmadığını inceleme yükümlülüğü getirilmeyip, açık olan ortaklık işlerinin yürütülmesi sırasında öğrenilmesi gereken yolsuzluklar bakımından bir sorumluluk getirilmiş olduğundan somut olayda ...nin grup şirketlerine kredi aktarmış olmasının bu kredilerin kullanıldığının da mizan hesaplarından görülmesi nedeni ile şirket kayıtlarında görülen bu işlemlerin yolsuzluk olarak nitelendirilerek davalı yönetim kurulu üyeleri yönünden TTK 337 maddesi kapsamında sorumluluk koşulunun gerçekleştiğinin kabulünün mümkün görülmediği, davacı tarafça 2001, 2002 ve 2003 dönemlerine ilişkin ibraların bilançonun gerçeği yansıtmaması nedeni ile «geçersiz» olduğu iddia edilmiş ise de denetçi raporuna esas olan kredilerin mizan hesaplarında görülmesi nedeni ile bilançonun gerçeği yansıtmadığı hususu ispatlanmadıkça da …
… n, aynı Kanunun 309. maddesi uyarınca her halde davalıların zararı doğuran kendi eylemlerinin vuku tarihinden itibaren dava tarihi itibariyle 5 yıl geçmekle davanın «zamanaşımına» uğramış olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, 5411 sayılı Kanun'un 133/«son» maddesinde, bu madde kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen taraf için «vekalet ücretinin» maktu olarak belirleneceğinin düzenlenmesi karşısında mahkemece, davalılar yararına «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmayıp, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğin …
Benzer bu kararda… irmeyen üyenin selefinin sorumluluğuna katılacağının hükme bağlandığı, ancak zarar 1995-2000 devresinde verilen kredilerden kaynaklanmış olup bu dönemde görev yapan «yönetim kurulu» üyeleri ve denetim kurulu üyeleri açısından TTK'nın 309. maddesinde öngörülen zararın ve zararın öğrenilmesinden itibaren başlayan 2 yıllık gerekse fiilin gerçekleşmesinden itibaren başlayan 5 yıllık «zamanaşımı» sürelerinin dolmuş bulunduğu, zarara bizzat sebebiyet veren ve 1995-2000 tarihleri arasında görev yapan yönetim kurulu üyeleri açısından dava zamanaşımına uğramış olup bu üyelerin sorumluluğuna gidilmesinin mümkün olmadığı, esas sorumlular açısından davanın zamanaşımına uğraması halinde TTK'nın 337/«son» cümle gereği bunların borcuna katılan «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun» da sona ereceği gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bu davada «zamanaşımı» nedeniyle zarara asıl sebebiyet veren «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» gidemeyen davacı, TTK 337. maddeye istinaden selef konumundaki yeni yönetim kurulu üyelerinden zararın giderimini talep etmektedir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, açılan davada 2001-2003 yılları arasında görev yapan «yönetim kurulu» üyelerinin kendilerinden önceki yönetim kurulu üyelerinin yolsuzluklarını denetçilere bildirmeyerek TTK md.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · zamanaşımı başlangıcı · zamanaşımı defi · müteselsil sorumluluk · def'i · anonim şirket
Benzer bu karardaMahkemece, yolsuzlukların 1995-2000 yılları arasında gerçekleştiğinin iddia edildiği ve bu tarihten davanın açıldığı 23/11/2006 tarihine kadar «zamanaşımı» süresinin dolduğu kabul edilerek dava reddedilmiş ise de, davalılar 2003 yılında görev yaptıklarından ve TTK'nın 337. maddesine göre görevlerini ihmal ettikleri öne sürüldüğünden «zamanaşımı başlangıcının» mahkemece 1995-2000 tarihi olduğunun kabulü doğru olmadığı gibi, zamanaşımı, niteliği itibariyle «def»'i mahiyetinde olup, bu def'iyi ileri sürmeyen davalılar hakkındaki davanın da zamanaşımı nedeniyle reddi doğru değildir.
… irmeyen üyenin selefinin sorumluluğuna katılacağının hükme bağlandığı, ancak zarar 1995-2000 devresinde verilen kredilerden kaynaklanmış olup bu dönemde görev yapan «yönetim kurulu» üyeleri ve denetim kurulu üyeleri açısından TTK'nın 309. maddesinde öngörülen zararın ve zararın öğrenilmesinden itibaren başlayan 2 yıllık gerekse fiilin gerçekleşmesinden itibaren başlayan 5 yıllık «zamanaşımı» sürelerinin dolmuş bulunduğu, zarara bizzat sebebiyet veren ve 1995-2000 tarihleri arasında görev yapan yönetim kurulu üyeleri açısından dava zamanaşımına uğramış olup bu üyelerin sorumluluğuna gidilmesinin mümkün olmadığı, esas sorumlular açısından davanın zamanaşımına uğraması halinde TTK'nın 337/«son» cümle gereği bunların borcuna katılan «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun» da sona ereceği gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dava, «anonim şirket» yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumluluklarına ilişkin olup, mahkemece bir kısım davalıların «zamanaşımı» definde bulunmaları üzerine tüm davalılar yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bu davada «zamanaşımı» nedeniyle zarara asıl sebebiyet veren «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» gidemeyen davacı, TTK 337. maddeye istinaden selef konumundaki yeni yönetim kurulu üyelerinden zararın giderimini talep etmektedir.
-
Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2626 E. 2015/11938 K.
Ortak:yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda… da kullanılan kredilerin geri dönüşünün olmadığı iddia edilmekle, zararın meydana geldiği en geç 2000 tarihinden davanın açıldığı 23.01.2007 tarihine kadar 5 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolmuş olduğu, davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığının kabulü halinde dahi ...ve dava konusu alacak hesaplarının ilgili bulunduğu firmalara ait sunulan kayıt ve belgeler bazında söz konusu alacakların tamamen değersiz batık hale geldiğinin kanıtlanamadığı, TTK'nun 337. maddesinde yolsuzluğu öğrendiği halde bunu bildirmeyen «yönetim kurulu» üyesinin selefinin sorumluluğuna katılacağı öngörülmüş olmakla yeni seçilen veya atanan yönetim kurulu üyesine bir yolsuzluğun vaki olup olmadığını inceleme yükümlülüğü getirilmeyip, açık olan ortaklık işlerinin yürütülmesi sırasında öğrenilmesi gereken yolsuzluklar bakımından bir sorumluluk getirilmiş olduğundan somut olayda ...nin grup şirketlerine kredi aktarmış olmasının bu kredilerin kullanıldığının da mizan hesaplarından görülmesi nedeni ile şirket kayıtlarında görülen bu işlemlerin yolsuzluk olarak nitelendirilerek davalı yönetim kurulu üyeleri yönünden TTK 337 maddesi kapsamında sorumluluk koşulunun gerçekleştiğinin kabulünün mümkün görülmediği, davacı tarafça 2001, 2002 ve 2003 dönemlerine ilişkin ibraların bilançonun gerçeği yansıtmaması nedeni ile «geçersiz» olduğu iddia edilmiş ise de denetçi raporuna esas olan kredilerin mizan hesaplarında görülmesi nedeni ile bilançonun gerçeği yansıtmadığı hususu ispatlanmadıkça da …
Benzer bu kararda… murakıplara bildirmeye mecbur oldukları, aksi halde seleflerinin mesuliyetlerine iştirak edeceklerinin hükme bağlandığı, TTK 336. maddesinde sayılan hallerde banka «yönetim kurulu» üyeleri gerek bankaya, gerek münferit pay sahiplerine ve banka alacaklılarına karşı «müteselsil sorumluluklarının» bulunduğu, sorumluluk açısından müdürlerin de «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu» düzenleyen hükümlere tabi olduğu, davalı L..
A.Ş. «yönetim kurulu» üyesi/genel müdürü olduğu, davalının kendisinden önceki yönetim kurulu üyelerinin hukuka aykırı işlem ve eylemlerini bilebilecek durumda olması ve yönetim kurulu üyesi olduktan sonra da TTK'nın 337. maddesine göre kendisine yüklediği kendisinden önceki döneme ilişkin yolsuzlukları denetçilere «bildirme yükümlülüğü» altında bulunduğu, bu yükümlülüğün ihlalinindeTTK'nın 337. maddesi gereği sorumluluğun doğmasına neden olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 37.649.000,00 TL'nin 09.07.2001 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karar davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemiz'in 16.09.2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · bildirim yükümlülüğü · müteselsil sorumluluk · yasal faiz
Benzer bu kararda… murakıplara bildirmeye mecbur oldukları, aksi halde seleflerinin mesuliyetlerine iştirak edeceklerinin hükme bağlandığı, TTK 336. maddesinde sayılan hallerde banka «yönetim kurulu» üyeleri gerek bankaya, gerek münferit pay sahiplerine ve banka alacaklılarına karşı «müteselsil sorumluluklarının» bulunduğu, sorumluluk açısından müdürlerin de «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu» düzenleyen hükümlere tabi olduğu, davalı L..
A.Ş. «yönetim kurulu» üyesi/genel müdürü olduğu, davalının kendisinden önceki yönetim kurulu üyelerinin hukuka aykırı işlem ve eylemlerini bilebilecek durumda olması ve yönetim kurulu üyesi olduktan sonra da TTK'nın 337. maddesine göre kendisine yüklediği kendisinden önceki döneme ilişkin yolsuzlukları denetçilere «bildirme yükümlülüğü» altında bulunduğu, bu yükümlülüğün ihlalinindeTTK'nın 337. maddesi gereği sorumluluğun doğmasına neden olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 37.649.000,00 TL'nin 09.07.2001 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karar davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemiz'in 16.09.2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/11447 E. 2014/13904 K.
Ortak:yönetim kurulu kararı · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda… da kullanılan kredilerin geri dönüşünün olmadığı iddia edilmekle, zararın meydana geldiği en geç 2000 tarihinden davanın açıldığı 23.01.2007 tarihine kadar 5 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolmuş olduğu, davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığının kabulü halinde dahi ...ve dava konusu alacak hesaplarının ilgili bulunduğu firmalara ait sunulan kayıt ve belgeler bazında söz konusu alacakların tamamen değersiz batık hale geldiğinin kanıtlanamadığı, TTK'nun 337. maddesinde yolsuzluğu öğrendiği halde bunu bildirmeyen «yönetim kurulu» üyesinin selefinin sorumluluğuna katılacağı öngörülmüş olmakla yeni seçilen veya atanan yönetim kurulu üyesine bir yolsuzluğun vaki olup olmadığını inceleme yükümlülüğü getirilmeyip, açık olan ortaklık işlerinin yürütülmesi sırasında öğrenilmesi gereken yolsuzluklar bakımından bir sorumluluk getirilmiş olduğundan somut olayda ...nin grup şirketlerine kredi aktarmış olmasının bu kredilerin kullanıldığının da mizan hesaplarından görülmesi nedeni ile şirket kayıtlarında görülen bu işlemlerin yolsuzluk olarak nitelendirilerek davalı yönetim kurulu üyeleri yönünden TTK 337 maddesi kapsamında sorumluluk koşulunun gerçekleştiğinin kabulünün mümkün görülmediği, davacı tarafça 2001, 2002 ve 2003 dönemlerine ilişkin ibraların bilançonun gerçeği yansıtmaması nedeni ile «geçersiz» olduğu iddia edilmiş ise de denetçi raporuna esas olan kredilerin mizan hesaplarında görülmesi nedeni ile bilançonun gerçeği yansıtmadığı hususu ispatlanmadıkça da …
2- Ancak, 5411 sayılı Kanun'un 133/«son» maddesinde, bu madde kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen taraf için «vekalet ücretinin» maktu olarak belirleneceğinin düzenlenmesi karşısında mahkemece, davalılar yararına «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmayıp, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğin …
Benzer bu kararda… eleflerinin belli olan yolsuz muamelelerini murakıplara bildirmeye mecbur oldukları, aksi halde seleflerinin mesuliyetlerine iştirak edeceklerinin hükme bağlandığı, «yönetim kurulu» üyelerinin TTK'ya istinaden sorumluluklarına hükmedilebilmesi için, kanuna veya «esas sözleşmeye aykırılık», «kusur», zarar ve «illiyet bağı» koşullarının varlığı gerektiği, genel olarak «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun» TTK 320. ve TTK 336. maddelerine göre belirlendiği, TTK 336. maddesinde sayılan hallerde banka yönetim kurulu üyeleri gerek bankaya, gerek münferit pay sahiplerine ve banka alacaklılarına karşı «müteselsil sorumluluklarının» bulunduğu, sorumluluk açısından müdürlerin de yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu düzenleyen hükümlere tabi olduğu, davalı L..
A.Ş. «yönetim kurulu» üyesi/genel müdürü olduğu, davalının kendisinden önceki yönetim kurulu üyelerinin hukuka aykırı işlem ve eylemlerini bilebilecek durumda olması ve yönetim kurulu üyesi olduktan sonra da TTK'nın 337. maddesine göre kendisine yüklediği kendisinden önceki döneme ilişkin yolsuzlukları denetçilere «bildirme yükümlülüğü» altında bulunduğu, bu yükümlülüğün ihlalininde TTK'nın 337. maddesi gereği sorumluluğun doğmasına neden olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 37.649.000,00 TL'nin 09.07.2001 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davalının, davacıya devir edilen bankanın 01.04.1998-16.01.2001 tarihleri arasında genel müdür yardımcısı, 17.01.2001-10.07.2001 tarihleri arasında «yönetim kurulu» üyesi ve genel müdür olarak görev yaptığı hususu «uyuşmazlık konusu» değildir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · bildirim yükümlülüğü · adli yardım talebi · esas sözleşme · adli yardım · illiyet bağı · müteselsil sorumluluk · sözleşmeye aykırılık
Benzer bu kararda… eleflerinin belli olan yolsuz muamelelerini murakıplara bildirmeye mecbur oldukları, aksi halde seleflerinin mesuliyetlerine iştirak edeceklerinin hükme bağlandığı, «yönetim kurulu» üyelerinin TTK'ya istinaden sorumluluklarına hükmedilebilmesi için, kanuna veya «esas sözleşmeye aykırılık», «kusur», zarar ve «illiyet bağı» koşullarının varlığı gerektiği, genel olarak «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun» TTK 320. ve TTK 336. maddelerine göre belirlendiği, TTK 336. maddesinde sayılan hallerde banka yönetim kurulu üyeleri gerek bankaya, gerek münferit pay sahiplerine ve banka alacaklılarına karşı «müteselsil sorumluluklarının» bulunduğu, sorumluluk açısından müdürlerin de yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu düzenleyen hükümlere tabi olduğu, davalı L..
1-Davalı vekili temyiz dilekçesiyle birlikte «adli yardım» talebinde bulunmuş olup, temyiz dilekçesine eklediği bilgi ve belgeler incelenmesi sonrasında 6100 sayılı HMK'nın 334. maddesi koşullarının oluştuğu anlaşıldığından mümeyyiz davalı vekilinin «adli yardım talebinin» «kesin» olarak kabulü ile temyiz incelemesine geçilmesine karar vermek gerekmiştir.
A.Ş. «yönetim kurulu» üyesi/genel müdürü olduğu, davalının kendisinden önceki yönetim kurulu üyelerinin hukuka aykırı işlem ve eylemlerini bilebilecek durumda olması ve yönetim kurulu üyesi olduktan sonra da TTK'nın 337. maddesine göre kendisine yüklediği kendisinden önceki döneme ilişkin yolsuzlukları denetçilere «bildirme yükümlülüğü» altında bulunduğu, bu yükümlülüğün ihlalininde TTK'nın 337. maddesi gereği sorumluluğun doğmasına neden olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 37.649.000,00 TL'nin 09.07.2001 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davalının, davacıya devir edilen bankanın zararına neden olan karara ve işlemlere katılmamasına rağmen daha sonra yönetimde görev aldığı, işlemlerden haberdar olduğu, somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK'nın 337. maddesi uyarınca, kendisine yüklenen, kendisinden önce meydana gelen usulsüzlükleri denetçilere «bildirmemek yükümlülüğünü» ihlal etttiği gerekçesiyle yazılı şekilde sorumlu olduğu yönünde karar verilmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1454 E. 2016/6359 K.
Ortak:yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda… da kullanılan kredilerin geri dönüşünün olmadığı iddia edilmekle, zararın meydana geldiği en geç 2000 tarihinden davanın açıldığı 23.01.2007 tarihine kadar 5 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolmuş olduğu, davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığının kabulü halinde dahi ...ve dava konusu alacak hesaplarının ilgili bulunduğu firmalara ait sunulan kayıt ve belgeler bazında söz konusu alacakların tamamen değersiz batık hale geldiğinin kanıtlanamadığı, TTK'nun 337. maddesinde yolsuzluğu öğrendiği halde bunu bildirmeyen «yönetim kurulu» üyesinin selefinin sorumluluğuna katılacağı öngörülmüş olmakla yeni seçilen veya atanan yönetim kurulu üyesine bir yolsuzluğun vaki olup olmadığını inceleme yükümlülüğü getirilmeyip, açık olan ortaklık işlerinin yürütülmesi sırasında öğrenilmesi gereken yolsuzluklar bakımından bir sorumluluk getirilmiş olduğundan somut olayda ...nin grup şirketlerine kredi aktarmış olmasının bu kredilerin kullanıldığının da mizan hesaplarından görülmesi nedeni ile şirket kayıtlarında görülen bu işlemlerin yolsuzluk olarak nitelendirilerek davalı yönetim kurulu üyeleri yönünden TTK 337 maddesi kapsamında sorumluluk koşulunun gerçekleştiğinin kabulünün mümkün görülmediği, davacı tarafça 2001, 2002 ve 2003 dönemlerine ilişkin ibraların bilançonun gerçeği yansıtmaması nedeni ile «geçersiz» olduğu iddia edilmiş ise de denetçi raporuna esas olan kredilerin mizan hesaplarında görülmesi nedeni ile bilançonun gerçeği yansıtmadığı hususu ispatlanmadıkça da …
Benzer bu karardaA.Ş.'ye borç verirken «teminat» aramamış olmamasının aynı guruba «dahil» şirketler arasındaki olağan bir işlem olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu durumda yapılan işlemin yolsuz olduğundan bahsedilemeyeceği, ..., ... ve ...'in 15/12/2000 yılından 09/07/2002 tarihine kadar görevde oldukları dikkate alındığında bu kimseler kendi kendilerinin halefleri olamayacaklarından haklarında TTK'nın 337. maddesinin uygulanamayacağı, davalı «yönetim kurulu» üyeleri ..., ..., ...
… edilen eylem 2000 yılında davalıların göreve seçildikleri dönemden 2 yıl önce gerçekleştiğinden haklarında TTK'nın 337. maddesinin uygulanmasının düşünülemeyeceği, «yönetim kurulu» üyeleri ve denetçilerin sorumluluğuna gidilebilmesi için zararın doğmuş olması gerektiği, zarardan bahsedilmesi için öncelikle kredi verilen kuruluştan talep edilm …
… ibe geçilmediği hususunu 15/12/2006 tarihinde toplanan şirket genel kuruluna rapor etmesine maddi imkan bulunmadığı, TTK'nın 337. maddesi yalnızca halef konumundaki «yönetim kurulu» üyeleri tarafından getirilmiş bir hüküm olup, bunun denetçileri kapsayacak şekilde genişletilmesinin sözkonusu olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar veril …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kusur karinesi · ticari teamül · bildirim yükümlülüğü · dosyanın işlemden kaldırılması · aciz vesikası · sorumluluktan kurtulma · teamül · işlemden kaldırma
Benzer bu karardaÖncelikle davacı ... vekili 20.03.2013 tarihli dilekçesinde ve 22.04.2013 tarihli celse beyanında davalı ... hakkındaki davayı takip etmediklerini bildirmiş, mahkemece aynı celse 2 nolu «ara» karar ile davalı ... yönünden HMK'nun 150. maddesinde uyarınca «dosyanın işlemden kaldırılmasına» karar verilmiş ve davacı tarafça da anılan davalı hakkındaki dava 3 aylık yasal sürede «yenilenmemiştir».
Ayrıca mahkemece dava konusu paranın aktarıldığı dönemde «yönetim kurulu» üyeleri olan ... dışındaki davalılar ... ve ... yönünden yukarıda açıklanan ilkeler nazara alınıp yöneticisi oldukları şirketçe çekilen kredinin şirketin ticari amaçları ve iştigal konularının gerçekleştirilmesi için kullanılması gerekirken, «ticari teamüllere» aykırı bir şekilde ve basiretsiz davranmak suretiyle herhangi bir «rehin» ve «teminat» almaksızın dava dışı grup şirketine aktarılması, şirket açısından bir zarar olup davalı yöneticilerin ve bunu denetlemeyen denetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu gerektirdiği halde mahkmece “... grubuna «dahil» ...
… hinde halen tahsil kabiliyetinin bulunduğu, bu durumda da mevcut bir zarar olduğundan bahsedilemeyeceği” gerekçesiyle reddine karar verilmiş ise de sonradan seçilen «yönetim kurulu» üyeleri TTK’nın 337. maddesi hükmü gereğince kendisinden önce gerçekleşen usulsüzlükleri denetçilere «bildirmekle yükümlü» olup, anılan davalıların da aradan geçen 2 seneyi aşkın zaman zarfında bu yükümlülüklerini yerine getirmedikleri ve ayrıca davacı şirketin ticari amacını gerçekleştirmek için çektiği kredinin bir kısmının «teminatsız» olarak başka bir grup şirketine aktarılması, şirket açısından bir zarar olup, zararın gerçekleşmiş sayılması için paranın gönderildiği şirkete başvurulması, ona karşı tüm yasal yolların tüketilmiş ve «aciz vesikası» alınmış olmasının gerekmemesi hususları da nazara alınmaksızın yanılgılı değerlendirmelerle davalılar ..., ... ve ... hakkındaki davanın da reddine karar verilmesi …
Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesini» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1918 E. 2022/5236 K.
Ortak:yönetim kurulu kararı · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı 5 yıllık
İncelediğiniz kararda… da kullanılan kredilerin geri dönüşünün olmadığı iddia edilmekle, zararın meydana geldiği en geç 2000 tarihinden davanın açıldığı 23.01.2007 tarihine kadar 5 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolmuş olduğu, davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığının kabulü halinde dahi ...ve dava konusu alacak hesaplarının ilgili bulunduğu firmalara ait sunulan kayıt ve belgeler bazında söz konusu alacakların tamamen değersiz batık hale geldiğinin kanıtlanamadığı, TTK'nun 337. maddesinde yolsuzluğu öğrendiği halde bunu bildirmeyen «yönetim kurulu» üyesinin selefinin sorumluluğuna katılacağı öngörülmüş olmakla yeni seçilen veya atanan yönetim kurulu üyesine bir yolsuzluğun vaki olup olmadığını inceleme yükümlülüğü getirilmeyip, açık olan ortaklık işlerinin yürütülmesi sırasında öğrenilmesi gereken yolsuzluklar bakımından bir sorumluluk getirilmiş olduğundan somut olayda ...nin grup şirketlerine kredi aktarmış olmasının bu kredilerin kullanıldığının da mizan hesaplarından görülmesi nedeni ile şirket kayıtlarında görülen bu işlemlerin yolsuzluk olarak nitelendirilerek davalı yönetim kurulu üyeleri yönünden TTK 337 maddesi kapsamında sorumluluk koşulunun gerçekleştiğinin kabulünün mümkün görülmediği, davacı tarafça 2001, 2002 ve 2003 dönemlerine ilişkin ibraların bilançonun gerçeği yansıtmaması nedeni ile «geçersiz» olduğu iddia edilmiş ise de denetçi raporuna esas olan kredilerin mizan hesaplarında görülmesi nedeni ile bilançonun gerçeği yansıtmadığı hususu ispatlanmadıkça da …
… n, aynı Kanunun 309. maddesi uyarınca her halde davalıların zararı doğuran kendi eylemlerinin vuku tarihinden itibaren dava tarihi itibariyle 5 yıl geçmekle davanın «zamanaşımına» uğramış olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, 5411 sayılı Kanun'un 133/«son» maddesinde, bu madde kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen taraf için «vekalet ücretinin» maktu olarak belirleneceğinin düzenlenmesi karşısında mahkemece, davalılar yararına «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmayıp, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğin …
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; 2 ve 5 yıllık süreler dava tarihi itibariyle dolmadığından «zamanaşımı definin» reddine, davalı ... dışındaki davalıların 2001-2003 yıllarında görev yaptıkları, davalıların seçildikleri ya da göreve geldikleri hesap yılları itibariyle gerçekleşen herhangi bir yolsuz muamelenin olmadığı, denetçilerin «yönetim kurulu» üyeleri tarafından kendilerine bir bildirim yapılmadığından denetim görevlerini «ifa» edemedikleri bu sebeple kusurlu olduklarının kabul edilemeyeceği, davacının davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında açtığı davanın reddine, dava konusu zarara yol açan kredilerin kullanıldığı ve grup şirketlere aktarıldığı tarihlerde yönetim kurulu üyesi olan ... hakkında açtığı davanın kısmen kabulüile, 1.085.267,27 euro, 3.225.060 USD ve 300.000.-TL'nin 16.01.2003 tarihinden itibaren euro ve USD alacağın 3095 sayılı Yasa'nın 4/a'daki döviz faizi, TL alacağına da değişen oranlardaki «avans faizinin» uygulanması suretiyle bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine karar verimiştir.
2- Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak devam olunan yargılamada, ... dışındaki davalılar yönünden seçildikleri ya da göreve geldikleri hesap yılları itibariyle gerçekleşen herhangi bir yolsuz muamelenin olmadığı, denetçilerin de «yönetim kurulu» üyeleri tarafından kendilerine bir bildirim yapılmadığından kusurlu olduklarının kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, dava konusu işlemlerin yapıldığı sırada yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:davanın geri alınması · kusur karinesi · hükmün kesinleşmesi · zamanaşımı defi · müteselsil sorumluluk · muvafakat · ispat yükü · ifa
Benzer bu kararda1- Dava, «anonim şirket» yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumluluklarına ilişkin olup, mahkemece, davalı ... yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, «hükmün kesinleşmesinden» önce davacı taraf 6100 sayılı HMK'nın 123. maddesi uyarınca davalı ... yönünden davasını geri aldığını beyan etmiş, davalı vekili tarafından sunulan dilekçe ile de «davanın geri alınmasına» açıkça «muvafakat» edilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; 2 ve 5 yıllık süreler dava tarihi itibariyle dolmadığından «zamanaşımı definin» reddine, davalı ... dışındaki davalıların 2001-2003 yıllarında görev yaptıkları, davalıların seçildikleri ya da göreve geldikleri hesap yılları itibariyle gerçekleşen herhangi bir yolsuz muamelenin olmadığı, denetçilerin «yönetim kurulu» üyeleri tarafından kendilerine bir bildirim yapılmadığından denetim görevlerini «ifa» edemedikleri bu sebeple kusurlu olduklarının kabul edilemeyeceği, davacının davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında açtığı davanın reddine, dava konusu zarara yol açan kredilerin kullanıldığı ve grup şirketlere aktarıldığı tarihlerde yönetim kurulu üyesi olan ... hakkında açtığı davanın kısmen kabulüile, 1.085.267,27 euro, 3.225.060 USD ve 300.000.-TL'nin 16.01.2003 tarihinden itibaren euro ve USD alacağın 3095 sayılı Yasa'nın 4/a'daki döviz faizi, TL alacağına da değişen oranlardaki «avans faizinin» uygulanması suretiyle bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine karar verimiştir.
Başka bir deyişle, 6762 sayılı Türk Ticaret Kununu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesini» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Ancak, kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, dava konusu işlemlerin yapıldığı sırada yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11203 E. 2018/5639 K.
Ortak:yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda… da kullanılan kredilerin geri dönüşünün olmadığı iddia edilmekle, zararın meydana geldiği en geç 2000 tarihinden davanın açıldığı 23.01.2007 tarihine kadar 5 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolmuş olduğu, davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığının kabulü halinde dahi ...ve dava konusu alacak hesaplarının ilgili bulunduğu firmalara ait sunulan kayıt ve belgeler bazında söz konusu alacakların tamamen değersiz batık hale geldiğinin kanıtlanamadığı, TTK'nun 337. maddesinde yolsuzluğu öğrendiği halde bunu bildirmeyen «yönetim kurulu» üyesinin selefinin sorumluluğuna katılacağı öngörülmüş olmakla yeni seçilen veya atanan yönetim kurulu üyesine bir yolsuzluğun vaki olup olmadığını inceleme yükümlülüğü getirilmeyip, açık olan ortaklık işlerinin yürütülmesi sırasında öğrenilmesi gereken yolsuzluklar bakımından bir sorumluluk getirilmiş olduğundan somut olayda ...nin grup şirketlerine kredi aktarmış olmasının bu kredilerin kullanıldığının da mizan hesaplarından görülmesi nedeni ile şirket kayıtlarında görülen bu işlemlerin yolsuzluk olarak nitelendirilerek davalı yönetim kurulu üyeleri yönünden TTK 337 maddesi kapsamında sorumluluk koşulunun gerçekleştiğinin kabulünün mümkün görülmediği, davacı tarafça 2001, 2002 ve 2003 dönemlerine ilişkin ibraların bilançonun gerçeği yansıtmaması nedeni ile «geçersiz» olduğu iddia edilmiş ise de denetçi raporuna esas olan kredilerin mizan hesaplarında görülmesi nedeni ile bilançonun gerçeği yansıtmadığı hususu ispatlanmadıkça da …
Benzer bu karardaA.Ş.'ye borç verirken «teminat» aramamış olmamasının aynı guruba «dahil» şirketler arasındaki olağan bir işlem olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu durumda yapılan işlemin yolsuz olduğundan bahsedilemeyeceği, ..., ... ve ...'in .../.../2000 yılından 09/07/2002 tarihine kadar görevde oldukları dikkate alındığında bu kimseler kendi kendilerinin halefleri olamayacaklarından haklarında ...'nın 337. maddesinin uygulanamayacağı, davalı «yönetim kurulu» üyeleri ..., ..., ...
… dilen eylem 2000 yılında davalıların göreve seçildikleri dönemden ... yıl önce gerçekleştiğinden haklarında ...'nın 337. maddesinin uygulanmasının düşünülemeyeceği, «yönetim kurulu» üyeleri ve denetçilerin sorumluluğuna gidilebilmesi için zararın doğmuş olması gerektiği, zarardan bahsedilmesi için öncelikle kredi verilen kuruluştan talep edilm …
… e geçilmediği hususunu .../.../2006 tarihinde toplanan şirket genel kuruluna rapor etmesine maddi imkan bulunmadığı, ...'nın 337. maddesi yalnızca halef konumundaki «yönetim kurulu» üyeleri için getirilmiş bir hüküm olup, bunun denetçileri kapsayacak şekilde genişletilmesinin sözkonusu olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kara …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:dahili dava · teminat
Benzer bu karardaBankası'nın davacı şirkete borç verirken «teminat» istemediği gibi davacı şirketin de ...oy Grubu'na «dahil» ...
A.Ş.'ye borç verirken «teminat» aramamış olmamasının aynı guruba «dahil» şirketler arasındaki olağan bir işlem olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu durumda yapılan işlemin yolsuz olduğundan bahsedilemeyeceği, ..., ... ve ...'in .../.../2000 yılından 09/07/2002 tarihine kadar görevde oldukları dikkate alındığında bu kimseler kendi kendilerinin halefleri olamayacaklarından haklarında ...'nın 337. maddesinin uygulanamayacağı, davalı «yönetim kurulu» üyeleri ..., ..., ...
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, ...oy Grubu'na «dahil» ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/3106 E. , 2014/20298 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada...(Kapatılan) 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/09/2012 tarih ve 2011/72-2012/449 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı temlik alan ... vekili tarafından istenmiş ise de duruşma günü 27.05.2014 tarihinde davacılardan (temlik alan) ... vekilinin duruşmadan vazgeçme dilekçesi de dikkate alınarak, dosyanın incelenmesinin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun 25.05.2004 tarihli kararı ile davacı şirketin temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin Fon tarafından devralındığını, denetim kurulu üyelerinin şirketin 2001, 2002 ve 2003 yıllarına ilişkin faaliyetleri için hazırlamış oldukları 12.09.2006 tarihli denetim kurulu raporunda, şirketin anılan yıllardaki yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalıların şirketin mali zarara uğramasına sebebiyet veren faaliyetlerinin ve bundan doğan ortaklık zararının açıklanmış olduğunu, şirketin 15.12.2006 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında, denetçi raporları gereği 2001, 2002 ve 2003 yıllarında görev yapan yönetim kurulu üyeleri olan davalılar ...
ile ... ve denetim kurulu üyesi olan ...'ın ibra edilmemeleri ve haklarında spesifik olarak belirlenen şirket zararı için mali sorumluluk davası açılması yönünde karar verildiğini, davalıların şirketin aynı gruba bağlı olan İktisat Bankasından 1995-2000 yılları arasında muhtelif tarihlerde kullanılan kredilerin ticari teamüllere aykırı olarak teminat ve/veya rehin almaksızın grup şirketlerine aktarılmış olduğu halde seleflerinin haksız fiillerinden kaynaklanan yolsuz işlemlerini denetleme zorunluluğunu yerine getirmediklerini, şirkete karşı işlenen haksız fiillere kayıtsız kalmaları nedeni ile oluşan şirket zararından şahsi olarak sorumlu olduklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla açılan davada yargılama sırasında yapılan ıslah ile 3.604.434 ABD Doları ve 4.373.643 DEM karşılığı 2.237.157 Euro ortaklık zararının zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan sorumlulukları tutarında tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ..., ... vekilleri ile davalı ..., davanın zamanaşımı ve esas yönünden reddini istemişlerdir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 1995 ile 2000 yılları arasında kullanılan kredilerin geri dönüşünün olmadığı iddia edilmekle, zararın meydana geldiği en geç 2000 tarihinden davanın açıldığı 23.01.2007 tarihine kadar 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu, davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığının kabulü halinde dahi ...ve dava konusu alacak hesaplarının ilgili bulunduğu firmalara ait sunulan kayıt ve belgeler bazında söz konusu alacakların tamamen değersiz batık hale geldiğinin kanıtlanamadığı, TTK'nun 337. maddesinde yolsuzluğu öğrendiği halde bunu bildirmeyen yönetim kurulu üyesinin selefinin sorumluluğuna katılacağı öngörülmüş olmakla yeni seçilen veya atanan yönetim kurulu üyesine bir yolsuzluğun vaki olup olmadığını inceleme yükümlülüğü getirilmeyip, açık olan ortaklık işlerinin yürütülmesi sırasında öğrenilmesi gereken yolsuzluklar bakımından bir sorumluluk getirilmiş olduğundan somut olayda ...nin grup şirketlerine kredi aktarmış olmasının bu kredilerin kullanıldığının da mizan hesaplarından görülmesi nedeni ile şirket kayıtlarında görülen bu işlemlerin yolsuzluk olarak nitelendirilerek davalı yönetim kurulu üyeleri yönünden TTK 337 maddesi kapsamında sorumluluk koşulunun gerçekleştiğinin kabulünün mümkün görülmediği, davacı tarafça 2001, 2002 ve 2003 dönemlerine ilişkin ibraların bilançonun gerçeği yansıtmaması nedeni ile geçersiz olduğu iddia edilmiş ise de denetçi raporuna esas olan kredilerin mizan hesaplarında görülmesi nedeni ile bilançonun gerçeği yansıtmadığı hususu ispatlanmadıkça davalıların sorumluluğuna gidilmesine engel teşkil edeceği, öte yandan denetçiler yönünden geçmiş döneme ait usulsüzlükleri inceleme bakımından yasayla verilmiş bir görev bulunmadığından davalı denetçi yönünden TTK 337.
maddesindeki sorumluluk hükmünün uygulanamayacağı sonucuna varılarak, tüm davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile ...'nin karar başlığında “Temlik Alan Davacı” olarak gösterildiği, davalı yöneticiler ile denetçinin 6762 sayılı TTK'nın 337 ve 359. maddelerinden kaynaklanan sorumluluklarına ilişkin olarak açılan işbu davanın, aynı Kanunun 309. maddesi uyarınca her halde davalıların zararı doğuran kendi eylemlerinin vuku tarihinden itibaren dava tarihi itibariyle 5 yıl geçmekle davanın zamanaşımına uğramış olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, 5411 sayılı Kanun'un 133/son maddesinde, bu madde kapsamında açılan veya açılacak davalar ile kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, lehine hükmedilen taraf için vekalet ücretinin maktu olarak belirleneceğinin düzenlenmesi karşısında mahkemece, davalılar yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmayıp, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün anılan yönden davacı yararına düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı temlik alan ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hüküm fıkrasının vekalet ücretine ilişkin 5 numaralı bendinde yer alan “hesaplanan 90.105,00 TL” ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine “1.200,00 TL maktu” ibaresinin yazılması suretiyle kararın davacı ... yararına DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 23.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/355983000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz