Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/11621 E. 2014/18705 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
çerçeve sözleşme↗ eş rızası↗ kusur↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait hisse alım satım işlemlerini davalı banka çalışanı F.M.. A.. aracılığı ile yerine getirdiği, davalı banka çalışanının hisse alım satımlarında özensiz ve kusurlu davranışta bulunduğu, davalı bankanın davacıdan yazılı, sözlü veya telefon emri almadan hisse alım satımı yaparak SPK mevzuatına aykırı hareket ettiği, davalı bankanın davacıdan hisse alım satımı konusunda yazılı, sözlü ve telefon emrini kanıtlayamadığı, davalı bankanın ve banka çalışanının inisiyatifi ile alınan hisse senetlerinden dolayı davacının zarara uğradığı, taraflar arasında ayrıca olması gereken portföy sözleşmesinin bulunmadığı, zarar doğuran bankacılık işleminden dolayı davalı bankanın %80 oranında ağır kusurlu olduğu, davacının ise, %20 oranında hafif kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 125.459,46 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ait istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı bankanın aracılık ettiği hisse alım satımlarından kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı, davalı bankanın rızası ve talimatı dışında hisse alımları yaparak zarara uğradığını ileri sürmüş, davalı banka ise, davacının talimatı ile hisse alım satımı yapıldığını savunmuştur. Mahkemece yazılı gerekçeyle davalının %80 kusurlu olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında Yatırım Hizmetleri Çerçeve Sözleşmesi imzalanmış olup, davalı banka bu sözleşme gereği davacı adına hisse alım satımlarına aracılık etmiştir. Davacı, yatırım hesabında hızlı düşüş olduğunu, 2011 yılı Eylül ayı ekstresini aldıktan sonra banka çalışanı ile görüştüğünü, banka çalışanı tarafından kendisine ekstre gönderilmemesi yönünde talimat imzalatıldığını ileri sürmüştür. Yatırım hesabına ilişkin hisse alım satım hareketlerini gösteren 2011 yılı Eylül ayı ve öncesine ait ekstreler davacıya gönderilmiş olup, davacı bu hisse alımlarına ilişkin itirazda bulunmamıştır. Bu durumda mahkemece bu tarihe kadar yapılan hisse alım satımlarının davacı tarafından benimsendiği kabul edilerek, bu tarihten sonra yapılan alım satımlarda davalının taraflar arasındaki sözleşmeye ve ilgili mevzuata uygun davranıp davranmadığı, sözleşmeye uygun davranılmamış olması halinde, bankanın Eylül ayından sonra sorumluluğu bulunup bulunmadığı değerlendirilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kusur bölünmesi yapılarak karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1444 E. 2017/3866 K.
Ortak:kusur · Tazminat
İncelediğiniz kararda… avranılmamış olması halinde, bankanın Eylül ayından sonra sorumluluğu bulunup bulunmadığı değerlendirilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «kusur» bölünmesi yapılarak karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda… nın taraflar arasındaki sözleşmeye ve ilgili mevzuata uygun davranmadığı, bankanın Eylül ayından sonraki hisse alım satımlarından sorumluluğunun bulunduğu, bankanın «kusur oranının» %80 olarak belirlendiği, davacının Eylül 2011 tarihinden sonraki alım satım hareketleri nedeni ile 57.«265»,90 TL zarara uğradığı, bu miktarın %80'inin 45.812,72 TL’ye tekabül ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 45.812,72 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyece …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 265 · kusur oranı · hisse senedi
Benzer bu kararda… nın taraflar arasındaki sözleşmeye ve ilgili mevzuata uygun davranmadığı, bankanın Eylül ayından sonraki hisse alım satımlarından sorumluluğunun bulunduğu, bankanın «kusur oranının» %80 olarak belirlendiği, davacının Eylül 2011 tarihinden sonraki alım satım hareketleri nedeni ile 57.«265»,90 TL zarara uğradığı, bu miktarın %80'inin 45.812,72 TL’ye tekabül ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 45.812,72 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyece …
Bu durumda, mahkemece, taraflar arasında imzalanan Yatırım Hizmetleri Çerçeve Sözleşmesi hükümleri ile taraflarca sunulan «hisse senedi» alım ve satım işlemlerine ilişkin telefon konuşmaları ile diğer tüm delillerin birlikte değerlendirilip davalı Bankanın 2011 yılı Eylül ayından sonraki işlemler iç …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4256 E. 2019/5844 K.
Ortak:çerçeve sözleşme · kusur · Tazminat
İncelediğiniz kararda… avranılmamış olması halinde, bankanın Eylül ayından sonra sorumluluğu bulunup bulunmadığı değerlendirilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «kusur» bölünmesi yapılarak karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda… nın taraflar arasındaki sözleşmeye ve ilgili mevzuata uygun davranmadığı, bankanın eylül ayından sonraki hisse alım satımlarından sorumluluğunun bulunduğu, bankanın «kusur oranının» %80 olarak belirlendiği, davacının Eylül 2011 tarihinden sonraki alım satım hareketleri nedeni ile 57.«265»,90 TL zarara uğradığı, bu miktarın %80'inin 45.812,72 TL’ye tekabül ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 45.812,72 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyece …
Temyiz incelemesine konu işbu kararda, yazılı bozma ilamına uyulmuş ise de yatırım «çerçeve sözleşmesi» hükümleri değerlendirilmediği gibi, konuya ilişkin hangi tebliğin uygulandığı da karar yerinde tartışılmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 265 · kusur oranı · hisse senedi
Benzer bu kararda… nın taraflar arasındaki sözleşmeye ve ilgili mevzuata uygun davranmadığı, bankanın eylül ayından sonraki hisse alım satımlarından sorumluluğunun bulunduğu, bankanın «kusur oranının» %80 olarak belirlendiği, davacının Eylül 2011 tarihinden sonraki alım satım hareketleri nedeni ile 57.«265»,90 TL zarara uğradığı, bu miktarın %80'inin 45.812,72 TL’ye tekabül ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 45.812,72 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyece …
2- Yine, Dairemizin 19.06.2017 tarihli bozma ilamında, zarara ilişkin hesaplamada, 30.09.2011- 29.12.2011 tarihleri arasında «hisse senedi» değer farkının zarar olarak kabulünün doğru olmadığı belirtilmiş ise de mahkemece hükme esas alınan ek raporda, aynı mahiyette açıklama yapılmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17828 E. 2015/4780 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hisse senedi · temerrüt faizi · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, davalı bankanın çalışanı tarafından davacının talimatı olmaksızın «hisse senedi» alım ve satımları yapıldığı, yazılı talimatlardaki birçok imzanın davacıya ait olmadığı, davalının düzenli olarak hesap ekstresi göndermesinin ve davacının buna itiraz etmemesinin yapılan işlemleri kabul anlamına gelmediği, zira bu hususun Aracılık Faaliyetinde Belge ve Kayıt Düzeni Hakkında Tebliğ’in 4. maddesine aykırı olduğu, davalıların davacı zararından sorumlu oldukları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 229.791 TL'nin «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karar davalılar vekilleri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 03/06/2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4956 E. 2010/11127 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aracılık sözleşmesi · icazet · satım sözleşmesi · tebligat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, yapılan işlemlere ilişkin ekstrelerin davacıya tebliğ edildiği, davacının, tebliğ edilen diğer ekstrelere itiraz etmeyerek yalnızca 15.09.2000 tarihli ekstreye itiraz ettiği, itiraz etmediği ekstrelerdeki işlemlere «icazet» verdiği, itiraz edilen ekstre dönemindeki işlemler nedeniyle zararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, menkul kıymet alım-«satım sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Taraflar arasında, 23.06.2000 tarihinde menkul kıymet alım satımı konusunda «aracılık sözleşmesi» düzenlendiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Diğer yandan, davacı vekili, müvekkiline Temmuz ayı ekstresinin tebliğ edilmediğini, dosya içindeki «tebligatın» müvekkiline yapılmadığını, müvekkilinin o tarihte izinli olduğunu, bunu bilen davalı şirket ile çalışanların müvekkilinin imzasını taklit ettiklerini, tebligattaki imzanın sahte olduğunu ileri sürmüştür.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14194 E. 2014/1303 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:nispi vekalet ücreti · tescilsiz tasarım · maktu vekalet ücreti · haksız rekabet · vekalet ücreti · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalının, davacının «tescilli tasarımının» benzerini, ortağı bulunduğu dava dışı şirket vasıtasıyla ürettiğini, davacının, davalının bu eylemi sebebiyle satışlarında düşüş olmamasının zarara uğramadığı anlamına gelmeyeceği, ancak dosya kapsamından tam olarak zararının tespit edilmediği, bilirkişi raporunda davalının ortağı olduğu şirket tarafından, davacı tasarımının benzeri olan makineye ilişkin ilk üretimin dava tarihinden sonra olduğu, bu nedenle dava tarihi itibariyle bir zararı bulunmadığı bildirilse de .../... -2- davalının ortağı olduğu dava dışı şirketin, 03/04/2000 tarihinden itibaren faaliyetlerine başladığı ve iştigal konusunun davacınınki ile aynı olduğu, davalının 2000 yılına ait «defterlerinin» incelenmediği gibi taklit tasarımlarla ilgili üretim ve satımların defterlere doğru yansıtılmadığının da bilinen bir olgu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile BK'nın 42. maddesi gereğince takdiren 4.000 TL maddi ve 4.500 TL manevi tazminatın faiziyle tahsiline, «haksız rekabetin» men'ine, davalının davacıya ait tasarımı kullanmasının önlenmesine karar verilmiştir.
2- Ancak, mahkemece kabul edilen maddi ve manevi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan gereğince davacı yararına «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmişse de anılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapmayı ger …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/11621 E. , 2014/18705 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BURSA 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 08/04/2014
NUMARASI 2013/232-2014/115
Taraflar arasında görülen davada Bursa 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08/04/2014 tarih ve 2013/232-2014/115 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Nilüfer Bursa Şubesi'nden Temmuz 2011 tarihinde yatırım hesabında değerlendirilmek üzere 200.000,00 TL para yatırdığını, ancak yatırım hesabındaki Temmuz ekstresinde hesap bakiyesinin 180.000,00 TL, Ağustos ayı ekstresinde 120.000,00 TL, Eylül ayı ekstresinde 102.000,00 TL ve 2011 yılı sonunda Aralık ayında bakiyenin 40.000,00 TL'ye düştüğünün bildirildiğini, davalı bankanın müvekkilinin rızası ve talimatı dışında yatırım hesabında hisse alımları yaparak zarara sebep olduğunu ileri sürerek, 160.000,00 TL yatırım hesabındaki paradan zararı ve 10.000,00 TL menfi zararından oluşan toplam 170.000,00 TL'nin en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının bankaya yatırdığı mevduatını hisse senedi piyasasında değerlendirmek üzere özel bankacılık personeli F.. M.. A..'a sözlü talimat verdiğini, hisse alım satımından doğan zararın davacının kendi iradesi ile olup, bankanın kendiliğinden davacı adına hareket etmediğini, bankanın sadece hisse alım satımına aracılık ettiğinden zarardan sorumluluğu bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait hisse alım satım işlemlerini davalı banka çalışanı F.M.. A.. aracılığı ile yerine getirdiği, davalı banka çalışanının hisse alım satımlarında özensiz ve kusurlu davranışta bulunduğu, davalı bankanın davacıdan yazılı, sözlü veya telefon emri almadan hisse alım satımı yaparak SPK mevzuatına aykırı hareket ettiği, davalı bankanın davacıdan hisse alım satımı konusunda yazılı, sözlü ve telefon emrini kanıtlayamadığı, davalı bankanın ve banka çalışanının inisiyatifi ile alınan hisse senetlerinden dolayı davacının zarara uğradığı, taraflar arasında ayrıca olması gereken portföy sözleşmesinin bulunmadığı, zarar doğuran bankacılık işleminden dolayı davalı bankanın %80 oranında ağır kusurlu olduğu, davacının ise, %20 oranında hafif kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 125.459,46 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ait istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı bankanın aracılık ettiği hisse alım satımlarından kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı, davalı bankanın rızası ve talimatı dışında hisse alımları yaparak zarara uğradığını ileri sürmüş, davalı banka ise, davacının talimatı ile hisse alım satımı yapıldığını savunmuştur. Mahkemece yazılı gerekçeyle davalının %80 kusurlu olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında Yatırım Hizmetleri Çerçeve Sözleşmesi imzalanmış olup, davalı banka bu sözleşme gereği davacı adına hisse alım satımlarına aracılık etmiştir. Davacı, yatırım hesabında hızlı düşüş olduğunu, 2011 yılı Eylül ayı ekstresini aldıktan sonra banka çalışanı ile görüştüğünü, banka çalışanı tarafından kendisine ekstre gönderilmemesi yönünde talimat imzalatıldığını ileri sürmüştür. Yatırım hesabına ilişkin hisse alım satım hareketlerini gösteren 2011 yılı Eylül ayı ve öncesine ait ekstreler davacıya gönderilmiş olup, davacı bu hisse alımlarına ilişkin itirazda bulunmamıştır. Bu durumda mahkemece bu tarihe kadar yapılan hisse alım satımlarının davacı tarafından benimsendiği kabul edilerek, bu tarihten sonra yapılan alım satımlarda davalının taraflar arasındaki sözleşmeye ve ilgili mevzuata uygun davranıp davranmadığı, sözleşmeye uygun davranılmamış olması halinde, bankanın Eylül ayından sonra sorumluluğu bulunup bulunmadığı değerlendirilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kusur bölünmesi yapılarak karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101979100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz