Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/10598 E. 2014/15251 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kamu alacağı↗ hasar ihbarı↗ sigorta ettiren↗ ceza zamanaşımı↗ teminat kapsamı↗ sigorta sözleşmesi↗ riziko↗ acentelik↗ ek prim↗ muacceliyet↗ kamu düzeni↗ anonim şirket↗ ihbar↗ ıslah↗ sigorta poliçesi↗ hasar↗ dahili dava↗ zamanaşımı↗ teminat↗ husumet↗ i̇i̇k 72/son↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalıya ait fıstık bahçesinde dolu meydana geldiği, hasarın teminat kapsamında olduğu, acenteye süresinde hasar ihbarı yapıldığı, poliçede belirtilen verim miktarı ile ekspertiz raporunda belirtilen miktar arasındaki farka göre tazminatın belirlendiği, davanın açıldığı tarihe kadar zarar miktarı tam olarak tespit edilemediğinden ıslah edilen tutara yönelik zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 40.905 TL'nin 05.07.2007 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı T. vekilinin aşağıdaki (2) nolu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, davacı vekilinin ıslah dilekçesine karşı, davalı T. vekili TTK’nın 1268. maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin 2 yıl olduğunu belirtip, dava konusu alacağın ıslahla arttırılan kısmının zamanaşımına uğradığını savunarak, ıslahla arttırılan kısım yönünden davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davanın açıldığı tarihe kadar zarar miktarı tam olarak tespit edilemediğinden zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle, davanın ıslah edilmiş şekli ile kabulüne karar verilmiştir. TTK’nın 1332. maddesinin son fıkrasına göre, "Sigortalı veya sigortadan faydalanan kimse, rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği tarihten itibaren beş gün içinde durumu sigortacıya bildirmeye mecburdur. Sigorta bedeli, bu beş günlük müddetin geçtiği tarihte muaccel olur." 1268. maddesine göre de sigorta mukavelesinden doğan bütün talepler, iki yılda müruruzamana uğrar. Somut olayda, davacı vekili 01.06.2007 tarihinde tarlasında dolu meydana geldiğini iddia ederek, 05.11.2008 tarihinde açtıkları dava ile iki yıllık zamanaşımı süresi içerisinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 7.000 TL talep etmiş, 21.04.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 300.000 TL’ye çıkarmıştır. […] vekili ise ıslahla arttırılan kısmın zamanaşımına uğradığını savunmuştur. Dava dilekçesi ile fazlaya ilişkin hak saklı tutulmuş olsa dahi saklı tutulan bu hak da asıl davanın tabi olduğu zamanaşımı süresine tabi olup, açılan ilk dava ile istenmeyen sigorta bedeline ilişkin işleyen zamanaşımı süresi kesintiye uğramayıp, devam etmektedir. O halde, yukarıda anılan ilkeler doğrultusunda davacıların saklı tuttukları hak için ıslah tarihinde TTK’nın 1268. maddesinde öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresi gerçekleşmiş olup, ceza zamanaşımı süresinin uygulanması da mümkün bulunmadığından ıslah edilen kısım için davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde davanın ıslah edilmiş hali ile kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Dava, Tarsim Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigortaları Poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkin olup, 21.06.2005 tarih ve 25852 sayılı Resmi Gazete ile yayınlanarak yürürlüğe giren 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu ile üreticilerin bu kanunda belirtilen riskler nedeniyle uğrayacağı zararların tazmin edilmesi amacıyla tarım sigortaları uygulamasına geçilmiştir. Hangi risklerin teminat altına alınacağı anılan Kanun'un 12. maddesinde açıklanmıştır. T. sigortaları, Devlet desteğini zorunlu kılan çok yüksek riskli sigortalar olduğundan, ülkemiz koşulları itibariyle serbest piyasa şartlarında yapılmaları şu an itibariyle mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenle tarım sigortalarının yapılabilmesi için kanun koyucu özel bir yapıya ihtiyaç duymuş, ‘T. S. H.’ kurumunu oluşturmuştur. Bu yapının amacı 5363 sayılı Kanun'un 4. maddesinde etraflıca açıklanmış, devamı maddelerinde nasıl çalışacağı, görevleri ve hangi yetkilere sahip olacağı düzenlenmiştir. Kanun'un tamamı değerlendirildiğinde tarım sigortaları ile ilgili sistem, normal sigortalardan oldukça farklılıklar arz etmektedir. Özellikle yapılan tarım sigortaları karşılığında sigorta şirketi tarafından sigorta ettirenlerden tahsil edilen primlerin tamamı T.S.H.'na aktarılmaktadır. Sigorta şirketlerinin tahsil edip de aktarmadığı primler bakımından havuzun primlerin aktarılması talebi, ‘kamu alacağı’ niteliğinde kabul edilmiş, kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen kanun hükümlerine tabi kılınmıştır. Tarım sigortaları düzenlemesinin asıl amacı, üreticilerin zararlarını karşılamak, uzun vadeli gelir istikrarına kavuşmalarını temin etmek, ekonomik ve sosyal bakımından toplumsal katkılar sağlamaktır. Bu yönüyle kamu düzenini ilgilendiren sigorta türü olduğunu söylemek mümkündür.
Tarım sigortalarının işleyişinde temel unsur T. S. H.dur. 5363 sayılı Kanunu’nun 9. maddesinde bu Havuzun işletilmesine ilişkin iş ve işlemlerin, Havuza katılan sigorta şirketlerinin eşit oranda pay sahibi olacağı anonim şirket statüsünde kurulacak şirket tarafından yürütüleceği hükme bağlanmıştır. Aynı hükümde tazminat ödemeleri dahil olmak üzere şirketin görevleri sayılmıştır. Anılan Kanun 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım sigorta sözleşmelerini kendi adlarına akdedecekleri, prim ve risklerin tamamını Havuza devredecekleri ve sözleşmeleri Havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir. Bu Kanun çerçevesinde Havuzu işletmek üzere T. S. H. İşletmesi A.Ş. (T.) kurulmuştur. Somut olayda davacı bu havuzun ortağı olduğu anlaşılan davalı HDİ Sigorta A.Ş. ile fıstık bahçesini kapsayan ‘T. S. Poliçesi’ düzenlemiştir. Bu sigorta poliçesinden dolayı tazminat ödemek yükümlülüğü dava dışı T. A.Ş’ye aittir.
Bu itibarla, dava konusu olayda davalı HDİ sigortaya husumet yöneltilemeyeceği kabul edilerek, anılan davalı yönünden davanın husumetten reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5567 E. 2013/19808 K.
Ortak:kamu alacağı · sigorta ettiren · teminat kapsamı · sigorta sözleşmesi · riziko · ek prim · kamu düzeni · anonim şirket · dava şartı
İncelediğiniz karardaSigorta şirketlerinin tahsil edip de aktarmadığı «primler» bakımından havuzun primlerin aktarılması talebi, ‘«kamu alacağı»’ niteliğinde kabul edilmiş, kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen kanun hükümlerine tabi kılınmıştır.
Anılan Kanun 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım «sigorta sözleşmelerini» kendi adlarına akdedecekleri, «prim» ve risklerin tamamını Havuza devredecekleri ve sözleşmeleri Havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalıya ait fıstık bahçesinde dolu meydana geldiği, «hasarın» «teminat kapsamında» olduğu, «acenteye» süresinde «hasar ihbarı» yapıldığı, poliçede belirtilen verim miktarı ile ekspertiz raporunda belirtilen miktar arasındaki farka göre tazminatın belirlendiği, davanın açıldığı tarihe kadar zarar miktarı tam olarak tespit edilemediğinden «ıslah» edilen tutara yönelik «zamanaşımı» süresinin dolmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 40.905 TL'nin 05.07.2007 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilm …
Benzer bu kararda… sonunda iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, meyve dökülmelerinin 14.04.2010 tarihindeki don olayına bağlı olarak gerçekleştiği, «rizikonun» «teminat kapsamında» bulunduğu, dosyada bulunan «zeyilnameler» göz önüne alınarak yapılan hesaplamada davacının zararının 11.112,88 TL olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile 11.100 TL zarar bedelinin olay tarihi olan 14/04/2010 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Sigorta şirketlerinin tahsil edip de aktarmadığı «primler» bakımından havuzun primlerin aktarılması talebi, ‘«kamu alacağı»’ niteliğinde kabul edilmiş, kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen kanun hükümlerine tabi kılınmıştır.
Anılan Kanun'un 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım «sigorta sözleşmelerini» kendi adlarına akdedecekleri, «prim» ve risklerin tamamını Havuza devredecekleri ve sözleşmeleri Havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zeyilname · temerrüt tarihi · ticari faiz · temerrüt
Benzer bu kararda… sonunda iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, meyve dökülmelerinin 14.04.2010 tarihindeki don olayına bağlı olarak gerçekleştiği, «rizikonun» «teminat kapsamında» bulunduğu, dosyada bulunan «zeyilnameler» göz önüne alınarak yapılan hesaplamada davacının zararının 11.112,88 TL olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile 11.100 TL zarar bedelinin olay tarihi olan 14/04/2010 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
2- Ancak, mahkemece, faiz başlangıcı olarak «hasar» tarihi kabul edilmiş ise de, taraflar arasındaki «sigorta sözleşmesine» uygulanması zorunlu olan Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigortası Genel Şartları’nın tazminatın ödenmesi başlığı altında yer alan B.7. maddesinde, kesinleşmiş hasar miktarının en geç 30 gün içinde sigortalıya ödeneceği ve tazminatın her halükarda hasat tarihinden önce ödenmeyeceği düzenlenmiş olup, «temerrüt tarihinin» buna göre belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde temerrüt tarihinin belirlenmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı Tarsim A.Ş. yararına bozulması gerekmişt …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/8266 E. 2011/1502 K.
Ortak:kamu alacağı · sigorta ettiren · sigorta sözleşmesi · ek prim · kamu düzeni · anonim şirket · ıslah · sigorta poliçesi · dava şartı · Tazminat
İncelediğiniz karardaSigorta şirketlerinin tahsil edip de aktarmadığı «primler» bakımından havuzun primlerin aktarılması talebi, ‘«kamu alacağı»’ niteliğinde kabul edilmiş, kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen kanun hükümlerine tabi kılınmıştır.
Anılan Kanun 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım «sigorta sözleşmelerini» kendi adlarına akdedecekleri, «prim» ve risklerin tamamını Havuza devredecekleri ve sözleşmeleri Havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalıya ait fıstık bahçesinde dolu meydana geldiği, «hasarın» «teminat kapsamında» olduğu, «acenteye» süresinde «hasar ihbarı» yapıldığı, poliçede belirtilen verim miktarı ile ekspertiz raporunda belirtilen miktar arasındaki farka göre tazminatın belirlendiği, davanın açıldığı tarihe kadar zarar miktarı tam olarak tespit edilemediğinden «ıslah» edilen tutara yönelik «zamanaşımı» süresinin dolmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 40.905 TL'nin 05.07.2007 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilm …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, 5363 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca davalının «uyuşmazlık konusu» «sigorta poliçesinden» kaynaklanan «prim» ve riski Tarsim’e devir ettiğinden «sözleşmesel sorumluluğunun» olmadığı, sorumluluğun bu kurumda bulunduğu, «ıslah» ile taraf değiştirilemeyeceği gerekçesiyle davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Anılan Kanun 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım «sigorta sözleşmelerini» kendi adlarına akdedecekleri, «prim» ve risklerin tamamını Havuza devredecekleri ve sözleşmeleri Havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir.
Özellikle yapılan tarım sigortaları karşılığında sigorta şirketi tarafından «sigorta ettirenlerden» tahsil edilen primlerin tamamı Tarım Sigortaları Havuzu'na aktarılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmesel sorumluluk · usul ekonomisi · pasif husumet yokluğu · pasif husumet · tüzel kişilik · uyuşmazlık konusu · husumet yokluğu
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, 5363 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca davalının «uyuşmazlık konusu» «sigorta poliçesinden» kaynaklanan «prim» ve riski Tarsim’e devir ettiğinden «sözleşmesel sorumluluğunun» olmadığı, sorumluluğun bu kurumda bulunduğu, «ıslah» ile taraf değiştirilemeyeceği gerekçesiyle davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Bu durum karşısında, tarım sigortalarının niteliği, düzenlenen poliçe, dava dilekçesinin bir bütün olarak değerlendirilmesi, «usul ekonomisi» ve davacının dava etmek istediği «tüzel kişiliğin» poliçeyi düzenleyen sigorta şirketinin da ortağı bulunduğu havuz işleteni Tarsim A.Ş olduğu dikkate alınıp, dava dilekçesinin bu tüzel kişiliğe tebliği ile işin es …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/2176 E. 2014/7163 K.
Ortak:kamu alacağı · sigorta ettiren · teminat kapsamı · sigorta sözleşmesi · ek prim · kamu düzeni · anonim şirket · sigorta poliçesi · dava şartı · Tazminat
İncelediğiniz karardaSigorta şirketlerinin tahsil edip de aktarmadığı «primler» bakımından havuzun primlerin aktarılması talebi, ‘«kamu alacağı»’ niteliğinde kabul edilmiş, kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen kanun hükümlerine tabi kılınmıştır.
Anılan Kanun 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım «sigorta sözleşmelerini» kendi adlarına akdedecekleri, «prim» ve risklerin tamamını Havuza devredecekleri ve sözleşmeleri Havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalıya ait fıstık bahçesinde dolu meydana geldiği, «hasarın» «teminat kapsamında» olduğu, «acenteye» süresinde «hasar ihbarı» yapıldığı, poliçede belirtilen verim miktarı ile ekspertiz raporunda belirtilen miktar arasındaki farka göre tazminatın belirlendiği, davanın açıldığı tarihe kadar zarar miktarı tam olarak tespit edilemediğinden «ıslah» edilen tutara yönelik «zamanaşımı» süresinin dolmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 40.905 TL'nin 05.07.2007 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilm …
Benzer bu karardaNitekim, bitkisel ürün «sigortası poliçesi» özel ve genel şartlarında «muafiyeti» geçmeyen hasarların ödenmeyeceği, tazminat hesabında «hasar» miktarının poliçede belirtilen muafiyeti aşan kısmının esas alınacağı, sigorta bedeli üzerinden hesaplanan muafiyet tutarı indirildikten sonra kalan zarar miktarı, sigortacının üzerinde kalan müşterek sigorta oranı ile çarpılarak tazminat tutarının belirleneceği hüküm altına alınmış olup, mahkemece davalı T. vekilinin yukarıda anılan ciddi itirazları üzerinde durulmadan karar verilmesi doğru olmadığı gibi, yine mümeyyiz davalı vekili, bir kısım poliçelerde hasar oranının muafiyet sınırının altında kalması nedeniyle davacıya tazminat ödenmediğini ancak verim düşüklüğü sebebiyle zeyil edilen miktar tutarında «primlerinin» davacıya iade edildiğini ve tazminatın hesabında bunların da dikkate alınması gerektiğini savunduğu halde, anılan husus tartışılıp değerlendirilmeden hüküm kurulma …
Sigorta şirketlerinin tahsil edip de aktarmadığı «primler» bakımından havuzun primlerin aktarılması talebi, ‘«kamu alacağı»’ niteliğinde kabul edilmiş, kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen kanun hükümlerine tabi kılınmıştır.
Anılan Kanun 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım «sigorta sözleşmelerini» kendi adlarına akdedecekleri, «prim» ve risklerin tamamını Havuza devredecekleri ve sözleşmeleri Havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:muafiyet
Benzer bu karardaNitekim, bitkisel ürün «sigortası poliçesi» özel ve genel şartlarında «muafiyeti» geçmeyen hasarların ödenmeyeceği, tazminat hesabında «hasar» miktarının poliçede belirtilen muafiyeti aşan kısmının esas alınacağı, sigorta bedeli üzerinden hesaplanan muafiyet tutarı indirildikten sonra kalan zarar miktarı, sigortacının üzerinde kalan müşterek sigorta oranı ile çarpılarak tazminat tutarının belirleneceği hüküm altına alınmış olup, mahkemece davalı T. vekilinin yukarıda anılan ciddi itirazları üzerinde durulmadan karar verilmesi doğru olmadığı gibi, yine mümeyyiz davalı vekili, bir kısım poliçelerde hasar oranının muafiyet sınırının altında kalması nedeniyle davacıya tazminat ödenmediğini ancak verim düşüklüğü sebebiyle zeyil edilen miktar tutarında «primlerinin» davacıya iade edildiğini ve tazminatın hesabında bunların da dikkate alınması gerektiğini savunduğu halde, anılan husus tartışılıp değerlendirilmeden hüküm kurulma …
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/1004 E. 2013/18106 K.
Ortak:kamu alacağı · sigorta ettiren · sigorta sözleşmesi · ek prim · kamu düzeni · anonim şirket · sigorta poliçesi · dahili dava · dava şartı
İncelediğiniz karardaSigorta şirketlerinin tahsil edip de aktarmadığı «primler» bakımından havuzun primlerin aktarılması talebi, ‘«kamu alacağı»’ niteliğinde kabul edilmiş, kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen kanun hükümlerine tabi kılınmıştır.
Anılan Kanun 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım «sigorta sözleşmelerini» kendi adlarına akdedecekleri, «prim» ve risklerin tamamını Havuza devredecekleri ve sözleşmeleri Havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir.
Özellikle yapılan tarım sigortaları karşılığında sigorta şirketi tarafından «sigorta ettirenlerden» tahsil edilen primlerin tamamı T.S.H.'na aktarılmaktadır.
Benzer bu karardaSigorta şirketlerinin tahsil edip de aktarmadığı «primler» bakımından havuzun primlerin aktarılması talebi, ‘«kamu alacağı»’ niteliğinde kabul edilmiş, kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen kanun hükümlerine tabi kılınmıştır.
Anılan kanunun 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım «sigorta sözleşmelerini» kendi adlarına akdedecekleri, «prim» ve risklerin tamamını havuza devredecekleri ve sözleşmeleri havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «sigorta poliçesi» düzenleyen davalı ... şirketinin poliçe gereği sorumluluğu bulunduğundan «husumet itirazının» yerinde görülmediği gerekçesiyle davacıya 8.065,15 TL ödeme yapıldığından bu kısım için dava konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına», bakiye 11.734,85 TL’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:husumet itirazı · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «sigorta poliçesi» düzenleyen davalı ... şirketinin poliçe gereği sorumluluğu bulunduğundan «husumet itirazının» yerinde görülmediği gerekçesiyle davacıya 8.065,15 TL ödeme yapıldığından bu kısım için dava konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına», bakiye 11.734,85 TL’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13148 E. 2012/3836 K.
Ortak:kamu alacağı · sigorta ettiren · sigorta sözleşmesi · ek prim · kamu düzeni · anonim şirket · ihbar · sigorta poliçesi · dava şartı · Tazminat
İncelediğiniz karardaSigorta şirketlerinin tahsil edip de aktarmadığı «primler» bakımından havuzun primlerin aktarılması talebi, ‘«kamu alacağı»’ niteliğinde kabul edilmiş, kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen kanun hükümlerine tabi kılınmıştır.
Anılan Kanun 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım «sigorta sözleşmelerini» kendi adlarına akdedecekleri, «prim» ve risklerin tamamını Havuza devredecekleri ve sözleşmeleri Havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalıya ait fıstık bahçesinde dolu meydana geldiği, «hasarın» «teminat kapsamında» olduğu, «acenteye» süresinde «hasar ihbarı» yapıldığı, poliçede belirtilen verim miktarı ile ekspertiz raporunda belirtilen miktar arasındaki farka göre tazminatın belirlendiği, davanın açıldığı tarihe kadar zarar miktarı tam olarak tespit edilemediğinden «ıslah» edilen tutara yönelik «zamanaşımı» süresinin dolmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 40.905 TL'nin 05.07.2007 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilm …
Benzer bu karardaSigorta şirketlerinin tahsil edip de aktarmadığı «primler» bakımından havuzun primlerin aktarılması talebi, ‘«kamu alacağı»’ niteliğinde kabul edilmiş, kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen kanun hükümlerine tabi kılınmıştır.
Anılan Kanun 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım «sigorta sözleşmelerini» kendi adlarına akdedecekleri, «prim» ve risklerin tamamını Havuza devredecekleri ve sözleşmeleri Havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davalının aracı kurum olduğu, Tarsim’e davalı tarafından «ihbar» dilekçesi gönderilmiş olsa da ihbar olunanın davada, davalı sıfatı kazanamayacağı, bu kişi aleyhine hüküm de kurulamayacağı, davalı ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usul ekonomisi · pasif husumet ehliyeti · husumet ehliyeti · pasif husumet · tüzel kişilik · husumet yokluğu · taraf ehliyeti
Benzer bu karardaSigortanın davada «pasif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle, «husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durum karşısında, tarım sigortalarının niteliği, düzenlenen poliçe, dava dilekçesinin bir bütün olarak değerlendirilmesi, «usul ekonomisi» ve davacının dava etmek istediği «tüzel kişiliğin» poliçeyi düzenleyen sigorta şirketinin da ortağı bulunduğu havuz işleteni Tarsim A.Ş olduğu dikkate alınıp, dava dilekçesinin bu tüzel kişiliğe tebliği ile işin es …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10793 E. 2016/6023 K.
Ortak:kamu alacağı · sigorta ettiren · sigorta sözleşmesi · ek prim · kamu düzeni · anonim şirket · sigorta poliçesi · dahili dava · dava şartı
İncelediğiniz karardaSigorta şirketlerinin tahsil edip de aktarmadığı «primler» bakımından havuzun primlerin aktarılması talebi, ‘«kamu alacağı»’ niteliğinde kabul edilmiş, kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen kanun hükümlerine tabi kılınmıştır.
Anılan Kanun 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım «sigorta sözleşmelerini» kendi adlarına akdedecekleri, «prim» ve risklerin tamamını Havuza devredecekleri ve sözleşmeleri Havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir.
Özellikle yapılan tarım sigortaları karşılığında sigorta şirketi tarafından «sigorta ettirenlerden» tahsil edilen primlerin tamamı T.S.H.'na aktarılmaktadır.
Benzer bu karardaSigorta şirketlerinin tahsil edip de aktarmadığı «primler» bakımından havuzun primlerin aktarılması talebi, ''«kamu alacağı»'' niteliğinde kabul edilmiş, kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen kanun hükümlerine tabi kılınmıştır.
Anılan Kanun'un 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım «sigorta sözleşmelerini» kendi adlarına akdedecekleri, «prim» ve risklerin tamamını havuza devredecekleri ve sözleşmeleri havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 26/05/2011 günü yağan dolu nedeniyle davacının «sigorta poliçesi» kapsamında davalılardan 8.759,00 TL alacaklı olduğu ancak, sigorta bedeli ve «müddeabih» olan 8.«167»,50 TL taleple bağlı kalındığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 8.167,50 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müddeabih · i̇i̇k 167 · delil tespiti
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 26/05/2011 günü yağan dolu nedeniyle davacının «sigorta poliçesi» kapsamında davalılardan 8.759,00 TL alacaklı olduğu ancak, sigorta bedeli ve «müddeabih» olan 8.«167»,50 TL taleple bağlı kalındığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 8.167,50 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
… ir somut veriye dayanmaması ve gerekse de mahkemece alınan bilirkişi raporunda, dolu yağışına dair bir bulgu yok iken sırf davacı tanık beyanları ve yeterli olmayan «delil tespiti» raporuna dayalı olarak kanaat belirtilmesi karşısında, davacı tarafça ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile kabul kararı verilm …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16682 E. 2014/6424 K.
Ortak:kamu alacağı · sigorta ettiren · teminat kapsamı · sigorta sözleşmesi · ek prim · kamu düzeni · anonim şirket · sigorta poliçesi · dava şartı
İncelediğiniz karardaSigorta şirketlerinin tahsil edip de aktarmadığı «primler» bakımından havuzun primlerin aktarılması talebi, ‘«kamu alacağı»’ niteliğinde kabul edilmiş, kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen kanun hükümlerine tabi kılınmıştır.
Anılan Kanun 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım «sigorta sözleşmelerini» kendi adlarına akdedecekleri, «prim» ve risklerin tamamını Havuza devredecekleri ve sözleşmeleri Havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalıya ait fıstık bahçesinde dolu meydana geldiği, «hasarın» «teminat kapsamında» olduğu, «acenteye» süresinde «hasar ihbarı» yapıldığı, poliçede belirtilen verim miktarı ile ekspertiz raporunda belirtilen miktar arasındaki farka göre tazminatın belirlendiği, davanın açıldığı tarihe kadar zarar miktarı tam olarak tespit edilemediğinden «ıslah» edilen tutara yönelik «zamanaşımı» süresinin dolmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 40.905 TL'nin 05.07.2007 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilm …
Benzer bu kararda… mece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının ağaçlarını davalı sigorta şirketine sigortalattığı, ağaçların don olayından «hasar» gördüğü, hasarın «sigorta teminatı kapsamında» bulunduğu, hasar miktarının 13.320,00 TL olduğu ancak davacının 6.900 TL «prim» borcunun bulunduğu bu nedenle 6.420,00 TL talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile anılan miktarın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sigorta şirketlerinin tahsil edip de aktarmadığı «primler» bakımından havuzun primlerin aktarılması talebi, ‘«kamu alacağı»’ niteliğinde kabul edilmiş, kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen kanun hükümlerine tabi kılınmıştır.
Anılan kanunun 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım «sigorta sözleşmelerini» kendi adlarına akdedecekleri, «prim» ve risklerin tamamını havuza devredecekleri ve sözleşmeleri havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta teminatı kapsamı · sigorta teminatı
Benzer bu kararda… mece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının ağaçlarını davalı sigorta şirketine sigortalattığı, ağaçların don olayından «hasar» gördüğü, hasarın «sigorta teminatı kapsamında» bulunduğu, hasar miktarının 13.320,00 TL olduğu ancak davacının 6.900 TL «prim» borcunun bulunduğu bu nedenle 6.420,00 TL talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile anılan miktarın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5563 E. 2013/22571 K.
Ortak:kamu alacağı · sigorta ettiren · teminat kapsamı · sigorta sözleşmesi · ek prim · kamu düzeni · anonim şirket · sigorta poliçesi · dava şartı · Tazminat
İncelediğiniz karardaSigorta şirketlerinin tahsil edip de aktarmadığı «primler» bakımından havuzun primlerin aktarılması talebi, ‘«kamu alacağı»’ niteliğinde kabul edilmiş, kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen kanun hükümlerine tabi kılınmıştır.
Anılan Kanun 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım «sigorta sözleşmelerini» kendi adlarına akdedecekleri, «prim» ve risklerin tamamını Havuza devredecekleri ve sözleşmeleri Havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalıya ait fıstık bahçesinde dolu meydana geldiği, «hasarın» «teminat kapsamında» olduğu, «acenteye» süresinde «hasar ihbarı» yapıldığı, poliçede belirtilen verim miktarı ile ekspertiz raporunda belirtilen miktar arasındaki farka göre tazminatın belirlendiği, davanın açıldığı tarihe kadar zarar miktarı tam olarak tespit edilemediğinden «ıslah» edilen tutara yönelik «zamanaşımı» süresinin dolmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 40.905 TL'nin 05.07.2007 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilm …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen «son» bilirkişi raporlarına göre, dava konusu meyve bahçesindeki ağaçların zararın don olayından kaynaklandığı ve «sigorta poliçesi» «teminat kapsamında» bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulü He 19.285,00 TL'nin 14.04.2010 olay tarihinden itibaren «ticari faizi» ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak tahsiline karar verilmiştir.
Sigorta şirketlerinin tahsil edip de aktarmadığı «primler» bakımından havuzun primlerin aktarılması talebi, ‘«kamu alacağı»’ niteliğinde kabul edilmiş, kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen kanun hükümlerine tabi kılınmıştır.
Anılan Kanun 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım «sigorta sözleşmelerini» kendi adlarına akdedecekleri, «prim» ve risklerin tamamını Havuza devredecekleri ve sözleşmeleri Havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:feragat nedeniyle davanın reddi · davadan feragat · müteselsil sorumluluk · ticari faiz · temerrüt faizi · feragat · yetkisizlik kararı · temerrüt
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece, davalı ...Ş. yönünden «feragat nedeniyle davanın reddine» karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde anılan davalının diğer davalı Tarsim A.Ş. ile birlikte hasardan «müteselsilen sorumlu» tutulması doğru olmamış, kararın davalı ...Ş. yönünden bozulması gerekmiştir.
2- Dava, Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigorta Sözleşmesi’ne dayalı tazminat istemine ilişkin olup, davacı tarafından olay tarihinden itibaren «temerrüt faizine» hükmedilmesi talep edilmiş, mahkemece alacağa 14.04.2010 tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmiştir.
3- Davalılar vekilinin Groupama Sigorta A.Ş. yönünden temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, davacı vekili, vekaletnamesindeki «feragat» «yetkisine» dayanarak 10.03.2011 tarihli duruşmada imzasıyla tevsik ettiği beyanları ile davalı ...Ş.'ye karşı talebinden feragat etmiştir.
Uyuşmazlık, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri nitelikte olup, «davadan feragat» karşı tarafın kabulüne bağlı olmadığı gibi yapıldığı anda «kesin» hükmün sonuçlarını doğurur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/10598 E. , 2014/15251 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 08/11/2012
NUMARASI 2008/903-2012/1326
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08.11.2012 tarih ve 2008/903-2012/1326 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03.10.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. A. M.A., davalılardan T.S.H. İ.A.Ş. vekili Av. Ö. A. ile diğer davalı HDI Sigorta A.Ş. vekili Av. B.Ş. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait fıstık bahçelerinin bitkisel ürün sigortası ile teminat altına alındığını, 01.06.2007 tarihinde dolu sonucu hasar oluştuğunu, hasarı 04.06.2007 tarihinde sigorta acentesine ihbar ettiklerini, zararlarının karşılanmadığını ileri sürerek, 7.000 TL'nin 05.07.2007 tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiş, sonradan ıslah dilekçesiyle talebini yükseltmiştir.
[…] vekili, davacının Haziran 2007 tarihinde hasar ihbarı yapmadığını, 10.09.2007 tarihinde yapılan ihbar sonrası yapılan incelemede zarara rastlanmadığını, davacının iddiasını ispatlaması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı HDİ Sigorta vekili, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalıya ait fıstık bahçesinde dolu meydana geldiği, hasarın teminat kapsamında olduğu, acenteye süresinde hasar ihbarı yapıldığı, poliçede belirtilen verim miktarı ile ekspertiz raporunda belirtilen miktar arasındaki farka göre tazminatın belirlendiği, davanın açıldığı tarihe kadar zarar miktarı tam olarak tespit edilemediğinden ıslah edilen tutara yönelik zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 40.905 TL'nin 05.07.2007 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı T. vekilinin aşağıdaki (2) nolu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, davacı vekilinin ıslah dilekçesine karşı, davalı T. vekili TTK’nın 1268. maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin 2 yıl olduğunu belirtip, dava konusu alacağın ıslahla arttırılan kısmının zamanaşımına uğradığını savunarak, ıslahla arttırılan kısım yönünden davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davanın açıldığı tarihe kadar zarar miktarı tam olarak tespit edilemediğinden zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle, davanın ıslah edilmiş şekli ile kabulüne karar verilmiştir. TTK’nın 1332. maddesinin son fıkrasına göre, "Sigortalı veya sigortadan faydalanan kimse, rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği tarihten itibaren beş gün içinde durumu sigortacıya bildirmeye mecburdur.
Sigorta bedeli, bu beş günlük müddetin geçtiği tarihte muaccel olur." 1268. maddesine göre de sigorta mukavelesinden doğan bütün talepler, iki yılda müruruzamana uğrar. Somut olayda, davacı vekili 01.06.2007 tarihinde tarlasında dolu meydana geldiğini iddia ederek, 05.11.2008 tarihinde açtıkları dava ile iki yıllık zamanaşımı süresi içerisinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 7.000 TL talep etmiş, 21.04.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 300.000 TL’ye çıkarmıştır. […] vekili ise ıslahla arttırılan kısmın zamanaşımına uğradığını savunmuştur. Dava dilekçesi ile fazlaya ilişkin hak saklı tutulmuş olsa dahi saklı tutulan bu hak da asıl davanın tabi olduğu zamanaşımı süresine tabi olup, açılan ilk dava ile istenmeyen sigorta bedeline ilişkin işleyen zamanaşımı süresi kesintiye uğramayıp, devam etmektedir.
O halde, yukarıda anılan ilkeler doğrultusunda davacıların saklı tuttukları hak için ıslah tarihinde TTK’nın 1268. maddesinde öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresi gerçekleşmiş olup, ceza zamanaşımı süresinin uygulanması da mümkün bulunmadığından ıslah edilen kısım için davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde davanın ıslah edilmiş hali ile kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Dava, Tarsim Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigortaları Poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkin olup, 21.06.2005 tarih ve 25852 sayılı Resmi Gazete ile yayınlanarak yürürlüğe giren 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu ile üreticilerin bu kanunda belirtilen riskler nedeniyle uğrayacağı zararların tazmin edilmesi amacıyla tarım sigortaları uygulamasına geçilmiştir. Hangi risklerin teminat altına alınacağı anılan Kanun'un 12. maddesinde açıklanmıştır. T. sigortaları, Devlet desteğini zorunlu kılan çok yüksek riskli sigortalar olduğundan, ülkemiz koşulları itibariyle serbest piyasa şartlarında yapılmaları şu an itibariyle mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenle tarım sigortalarının yapılabilmesi için kanun koyucu özel bir yapıya ihtiyaç duymuş, ‘T.
S. H.’ kurumunu oluşturmuştur. Bu yapının amacı 5363 sayılı Kanun'un 4. maddesinde etraflıca açıklanmış, devamı maddelerinde nasıl çalışacağı, görevleri ve hangi yetkilere sahip olacağı düzenlenmiştir. Kanun'un tamamı değerlendirildiğinde tarım sigortaları ile ilgili sistem, normal sigortalardan oldukça farklılıklar arz etmektedir. Özellikle yapılan tarım sigortaları karşılığında sigorta şirketi tarafından sigorta ettirenlerden tahsil edilen primlerin tamamı T.S.H.'na aktarılmaktadır. Sigorta şirketlerinin tahsil edip de aktarmadığı primler bakımından havuzun primlerin aktarılması talebi, ‘kamu alacağı’ niteliğinde kabul edilmiş, kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen kanun hükümlerine tabi kılınmıştır.
Tarım sigortaları düzenlemesinin asıl amacı, üreticilerin zararlarını karşılamak, uzun vadeli gelir istikrarına kavuşmalarını temin etmek, ekonomik ve sosyal bakımından toplumsal katkılar sağlamaktır. Bu yönüyle kamu düzenini ilgilendiren sigorta türü olduğunu söylemek mümkündür.
Tarım sigortalarının işleyişinde temel unsur T. S. H.dur. 5363 sayılı Kanunu’nun 9. maddesinde bu Havuzun işletilmesine ilişkin iş ve işlemlerin, Havuza katılan sigorta şirketlerinin eşit oranda pay sahibi olacağı anonim şirket statüsünde kurulacak şirket tarafından yürütüleceği hükme bağlanmıştır. Aynı hükümde tazminat ödemeleri dahil olmak üzere şirketin görevleri sayılmıştır. Anılan Kanun 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım sigorta sözleşmelerini kendi adlarına akdedecekleri, prim ve risklerin tamamını Havuza devredecekleri ve sözleşmeleri Havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir. Bu Kanun çerçevesinde Havuzu işletmek üzere T.
S. H. İşletmesi A.Ş. (T.) kurulmuştur. Somut olayda davacı bu havuzun ortağı olduğu anlaşılan davalı HDİ Sigorta A.Ş. ile fıstık bahçesini kapsayan ‘T. S. Poliçesi’ düzenlemiştir. Bu sigorta poliçesinden dolayı tazminat ödemek yükümlülüğü dava dışı T. A.Ş’ye aittir.
Bu itibarla, dava konusu olayda davalı HDİ sigortaya husumet yöneltilemeyeceği kabul edilerek, anılan davalı yönünden davanın husumetten reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı T. vekilinin (2) numaralı bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı T.vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün anılan taraf yararına, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı HDİ Sigorta vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün anılan taraf yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden T.S.H.İşletmesi A.Ş. ve HDI Sigorta A.Ş'ye iadesine, 09.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101965600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz