Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/2176 E. 2014/7163 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kamu alacağı↗ sigorta ettiren↗ muafiyet↗ teminat kapsamı↗ sigorta sözleşmesi↗ ek prim↗ kamu düzeni↗ anonim şirket↗ sigorta poliçesi↗ hasar↗ dahili dava↗ teminat↗ husumet↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu dosya kapsamına göre, davacıya ait sigortalı elma bahçesinin fırtına sonucu hasara uğradığı, zararın teminat kapsamında kaldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 22.383,21 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı Tarsim vekilinin aşağıdaki (2) nolu bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak; dava, bitkisel ürün sigortasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, davalı T. vekili bilirkişi raporuna karşı beyanında, hesaplamanın hasar oranı üzerinden yapıldığını, poliçe özel ve genel şartlarına göre sigorta bedeli üzerinden tespit yapılması gerektiği hususunda itirazlarda bulunmuştur. Nitekim, bitkisel ürün sigortası poliçesi özel ve genel şartlarında muafiyeti geçmeyen hasarların ödenmeyeceği, tazminat hesabında hasar miktarının poliçede belirtilen muafiyeti aşan kısmının esas alınacağı, sigorta bedeli üzerinden hesaplanan muafiyet tutarı indirildikten sonra kalan zarar miktarı, sigortacının üzerinde kalan müşterek sigorta oranı ile çarpılarak tazminat tutarının belirleneceği hüküm altına alınmış olup, mahkemece davalı T. vekilinin yukarıda anılan ciddi itirazları üzerinde durulmadan karar verilmesi doğru olmadığı gibi, yine mümeyyiz davalı vekili, bir kısım poliçelerde hasar oranının muafiyet sınırının altında kalması nedeniyle davacıya tazminat ödenmediğini ancak verim düşüklüğü sebebiyle zeyil edilen miktar tutarında primlerinin davacıya iade edildiğini ve tazminatın hesabında bunların da dikkate alınması gerektiğini savunduğu halde, anılan husus tartışılıp değerlendirilmeden hüküm kurulması da bozmayı gerektirmiştir.
3- […]. A.. vekilinin temyiz istemine gelince, 21.06.2005 tarih ve 25852 sayılı Resmi Gazete ile yayınlanarak yürürlüğe giren 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu ile üreticilerin bu kanunda belirtilen riskler nedeniyle uğrayacağı zararların tazmin edilmesi amacıyla tarım sigortaları uygulamasına geçilmiştir. Hangi risklerin teminat altına alınacağı anılan Kanun'un 12. maddesinde açıklanmıştır. Tarım sigortaları, Devlet desteğini zorunlu kılan çok yüksek riskli sigortalar olduğundan, ülkemiz koşulları itibariyle serbest piyasa şartlarında yapılmaları şu an itibariyle mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenle tarım sigortalarının yapılabilmesi için kanun koyucu özel bir yapıya ihtiyaç duymuş, ‘Tarım Sigortaları Havuzu’ kurumunu oluşturmuştur. Bu yapının amacı 5363 sayılı Kanun'un 4. maddesinde etraflıca açıklanmış, devamı maddelerinde nasıl çalışacağı, görevleri ve hangi yetkilere sahip olacağı düzenlenmiştir. Kanun'un tamamı değerlendirildiğinde tarım sigortaları ile ilgili sistem, normal sigortalardan oldukça farklılıklar arz etmektedir. Özellikle yapılan tarım sigortaları karşılığında sigorta şirketi tarafından sigorta ettirenlerden tahsil edilen primlerin tamamı Tarım Sigortaları Havuzu'na aktarılmaktadır. Sigorta şirketlerinin tahsil edip de aktarmadığı primler bakımından havuzun primlerin aktarılması talebi, ‘kamu alacağı’ niteliğinde kabul edilmiş, kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen kanun hükümlerine tabi kılınmıştır. Tarım sigortaları düzenlemesinin asıl amacı, üreticilerin zararlarını karşılamak, uzun vadeli gelir istikrarına kavuşmalarını temin etmek, ekonomik ve sosyal bakımından toplumsal katkılar sağlamaktır. Bu yönüyle kamu düzenini ilgilendiren sigorta türü olduğunu söylemek mümkündür.
Tarım sigortalarının işleyişinde temel unsur Tarım Sigortaları Havuzudur. 5363 sayılı Kanunu’nun 9. maddesinde bu Havuzun işletilmesine ilişkin iş ve işlemlerin, Havuza katılan sigorta şirketlerinin eşit oranda pay sahibi olacağı anonim şirket statüsünde kurulacak şirket tarafından yürütüleceği hükme bağlanmıştır. Aynı hükümde tazminat ödemeleri dahil olmak üzere şirketin görevleri sayılmıştır. Anılan Kanun 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım sigorta sözleşmelerini kendi adlarına akdedecekleri, prim ve risklerin tamamını Havuza devredecekleri ve sözleşmeleri Havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir.
Bu Kanun çerçevesinde Havuzu işletmek üzere T. Sigortaları Havuz İşletmesi A.Ş. (T.) kurulmuştur. Somut olayda davacı bu havuzun ortağı olduğu anlaşılan davalı G. Sigorta A.Ş. ile kayısı mahsulünü kapsayan “G. Sigorta Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigortaları Poliçesi” düzenlemiştir. Anılan sigorta poliçesinden dolayı tazminat ödeme yükümlülüğü, T.. A..’ye aittir. Bu itibarla T. adına poliçe tanzim eden davalı sigorta şirketine husumet yöneltilemeyecek olup, davanın husumetten reddi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/1004 E. 2013/18106 K.
Ortak:kamu alacağı · sigorta ettiren · sigorta sözleşmesi · ek prim · kamu düzeni · anonim şirket · sigorta poliçesi · dahili dava · dava şartı
İncelediğiniz karardaNitekim, bitkisel ürün «sigortası poliçesi» özel ve genel şartlarında «muafiyeti» geçmeyen hasarların ödenmeyeceği, tazminat hesabında «hasar» miktarının poliçede belirtilen muafiyeti aşan kısmının esas alınacağı, sigorta bedeli üzerinden hesaplanan muafiyet tutarı indirildikten sonra kalan zarar miktarı, sigortacının üzerinde kalan müşterek sigorta oranı ile çarpılarak tazminat tutarının belirleneceği hüküm altına alınmış olup, mahkemece davalı T. vekilinin yukarıda anılan ciddi itirazları üzerinde durulmadan karar verilmesi doğru olmadığı gibi, yine mümeyyiz davalı vekili, bir kısım poliçelerde hasar oranının muafiyet sınırının altında kalması nedeniyle davacıya tazminat ödenmediğini ancak verim düşüklüğü sebebiyle zeyil edilen miktar tutarında «primlerinin» davacıya iade edildiğini ve tazminatın hesabında bunların da dikkate alınması gerektiğini savunduğu halde, anılan husus tartışılıp değerlendirilmeden hüküm kurulma …
Sigorta şirketlerinin tahsil edip de aktarmadığı «primler» bakımından havuzun primlerin aktarılması talebi, ‘«kamu alacağı»’ niteliğinde kabul edilmiş, kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen kanun hükümlerine tabi kılınmıştır.
Anılan Kanun 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım «sigorta sözleşmelerini» kendi adlarına akdedecekleri, «prim» ve risklerin tamamını Havuza devredecekleri ve sözleşmeleri Havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaSigorta şirketlerinin tahsil edip de aktarmadığı «primler» bakımından havuzun primlerin aktarılması talebi, ‘«kamu alacağı»’ niteliğinde kabul edilmiş, kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen kanun hükümlerine tabi kılınmıştır.
Anılan kanunun 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım «sigorta sözleşmelerini» kendi adlarına akdedecekleri, «prim» ve risklerin tamamını havuza devredecekleri ve sözleşmeleri havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «sigorta poliçesi» düzenleyen davalı ... şirketinin poliçe gereği sorumluluğu bulunduğundan «husumet itirazının» yerinde görülmediği gerekçesiyle davacıya 8.065,15 TL ödeme yapıldığından bu kısım için dava konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına», bakiye 11.734,85 TL’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:husumet itirazı · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «sigorta poliçesi» düzenleyen davalı ... şirketinin poliçe gereği sorumluluğu bulunduğundan «husumet itirazının» yerinde görülmediği gerekçesiyle davacıya 8.065,15 TL ödeme yapıldığından bu kısım için dava konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına», bakiye 11.734,85 TL’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16682 E. 2014/6424 K.
Ortak:kamu alacağı · sigorta ettiren · teminat kapsamı · sigorta sözleşmesi · ek prim · kamu düzeni · anonim şirket · sigorta poliçesi · dava şartı
İncelediğiniz karardaNitekim, bitkisel ürün «sigortası poliçesi» özel ve genel şartlarında «muafiyeti» geçmeyen hasarların ödenmeyeceği, tazminat hesabında «hasar» miktarının poliçede belirtilen muafiyeti aşan kısmının esas alınacağı, sigorta bedeli üzerinden hesaplanan muafiyet tutarı indirildikten sonra kalan zarar miktarı, sigortacının üzerinde kalan müşterek sigorta oranı ile çarpılarak tazminat tutarının belirleneceği hüküm altına alınmış olup, mahkemece davalı T. vekilinin yukarıda anılan ciddi itirazları üzerinde durulmadan karar verilmesi doğru olmadığı gibi, yine mümeyyiz davalı vekili, bir kısım poliçelerde hasar oranının muafiyet sınırının altında kalması nedeniyle davacıya tazminat ödenmediğini ancak verim düşüklüğü sebebiyle zeyil edilen miktar tutarında «primlerinin» davacıya iade edildiğini ve tazminatın hesabında bunların da dikkate alınması gerektiğini savunduğu halde, anılan husus tartışılıp değerlendirilmeden hüküm kurulma …
Sigorta şirketlerinin tahsil edip de aktarmadığı «primler» bakımından havuzun primlerin aktarılması talebi, ‘«kamu alacağı»’ niteliğinde kabul edilmiş, kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen kanun hükümlerine tabi kılınmıştır.
Anılan Kanun 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım «sigorta sözleşmelerini» kendi adlarına akdedecekleri, «prim» ve risklerin tamamını Havuza devredecekleri ve sözleşmeleri Havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir.
Benzer bu kararda… mece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının ağaçlarını davalı sigorta şirketine sigortalattığı, ağaçların don olayından «hasar» gördüğü, hasarın «sigorta teminatı kapsamında» bulunduğu, hasar miktarının 13.320,00 TL olduğu ancak davacının 6.900 TL «prim» borcunun bulunduğu bu nedenle 6.420,00 TL talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile anılan miktarın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sigorta şirketlerinin tahsil edip de aktarmadığı «primler» bakımından havuzun primlerin aktarılması talebi, ‘«kamu alacağı»’ niteliğinde kabul edilmiş, kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen kanun hükümlerine tabi kılınmıştır.
Anılan kanunun 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım «sigorta sözleşmelerini» kendi adlarına akdedecekleri, «prim» ve risklerin tamamını havuza devredecekleri ve sözleşmeleri havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta teminatı kapsamı · sigorta teminatı
Benzer bu kararda… mece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının ağaçlarını davalı sigorta şirketine sigortalattığı, ağaçların don olayından «hasar» gördüğü, hasarın «sigorta teminatı kapsamında» bulunduğu, hasar miktarının 13.320,00 TL olduğu ancak davacının 6.900 TL «prim» borcunun bulunduğu bu nedenle 6.420,00 TL talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile anılan miktarın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13148 E. 2012/3836 K.
Ortak:kamu alacağı · sigorta ettiren · sigorta sözleşmesi · ek prim · kamu düzeni · anonim şirket · sigorta poliçesi · dahili dava · dava şartı · Tazminat
İncelediğiniz karardaNitekim, bitkisel ürün «sigortası poliçesi» özel ve genel şartlarında «muafiyeti» geçmeyen hasarların ödenmeyeceği, tazminat hesabında «hasar» miktarının poliçede belirtilen muafiyeti aşan kısmının esas alınacağı, sigorta bedeli üzerinden hesaplanan muafiyet tutarı indirildikten sonra kalan zarar miktarı, sigortacının üzerinde kalan müşterek sigorta oranı ile çarpılarak tazminat tutarının belirleneceği hüküm altına alınmış olup, mahkemece davalı T. vekilinin yukarıda anılan ciddi itirazları üzerinde durulmadan karar verilmesi doğru olmadığı gibi, yine mümeyyiz davalı vekili, bir kısım poliçelerde hasar oranının muafiyet sınırının altında kalması nedeniyle davacıya tazminat ödenmediğini ancak verim düşüklüğü sebebiyle zeyil edilen miktar tutarında «primlerinin» davacıya iade edildiğini ve tazminatın hesabında bunların da dikkate alınması gerektiğini savunduğu halde, anılan husus tartışılıp değerlendirilmeden hüküm kurulma …
Sigorta şirketlerinin tahsil edip de aktarmadığı «primler» bakımından havuzun primlerin aktarılması talebi, ‘«kamu alacağı»’ niteliğinde kabul edilmiş, kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen kanun hükümlerine tabi kılınmıştır.
Anılan Kanun 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım «sigorta sözleşmelerini» kendi adlarına akdedecekleri, «prim» ve risklerin tamamını Havuza devredecekleri ve sözleşmeleri Havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaSigorta şirketlerinin tahsil edip de aktarmadığı «primler» bakımından havuzun primlerin aktarılması talebi, ‘«kamu alacağı»’ niteliğinde kabul edilmiş, kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen kanun hükümlerine tabi kılınmıştır.
Anılan Kanun 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım «sigorta sözleşmelerini» kendi adlarına akdedecekleri, «prim» ve risklerin tamamını Havuza devredecekleri ve sözleşmeleri Havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir.
Özellikle yapılan tarım sigortaları karşılığında sigorta şirketi tarafından «sigorta ettirenlerden» tahsil edilen primlerin tamamı Tarım Sigortaları Havuzu'na aktarılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usul ekonomisi · pasif husumet ehliyeti · husumet ehliyeti · pasif husumet · tüzel kişilik · husumet yokluğu · taraf ehliyeti · ihbar
Benzer bu karardaSigortanın davada «pasif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle, «husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durum karşısında, tarım sigortalarının niteliği, düzenlenen poliçe, dava dilekçesinin bir bütün olarak değerlendirilmesi, «usul ekonomisi» ve davacının dava etmek istediği «tüzel kişiliğin» poliçeyi düzenleyen sigorta şirketinin da ortağı bulunduğu havuz işleteni Tarsim A.Ş olduğu dikkate alınıp, dava dilekçesinin bu tüzel kişiliğe tebliği ile işin es …
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davalının aracı kurum olduğu, Tarsim’e davalı tarafından «ihbar» dilekçesi gönderilmiş olsa da ihbar olunanın davada, davalı sıfatı kazanamayacağı, bu kişi aleyhine hüküm de kurulamayacağı, davalı ...
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/8266 E. 2011/1502 K.
Ortak:kamu alacağı · sigorta ettiren · sigorta sözleşmesi · ek prim · kamu düzeni · anonim şirket · sigorta poliçesi · dahili dava · dava şartı · Tazminat
İncelediğiniz karardaNitekim, bitkisel ürün «sigortası poliçesi» özel ve genel şartlarında «muafiyeti» geçmeyen hasarların ödenmeyeceği, tazminat hesabında «hasar» miktarının poliçede belirtilen muafiyeti aşan kısmının esas alınacağı, sigorta bedeli üzerinden hesaplanan muafiyet tutarı indirildikten sonra kalan zarar miktarı, sigortacının üzerinde kalan müşterek sigorta oranı ile çarpılarak tazminat tutarının belirleneceği hüküm altına alınmış olup, mahkemece davalı T. vekilinin yukarıda anılan ciddi itirazları üzerinde durulmadan karar verilmesi doğru olmadığı gibi, yine mümeyyiz davalı vekili, bir kısım poliçelerde hasar oranının muafiyet sınırının altında kalması nedeniyle davacıya tazminat ödenmediğini ancak verim düşüklüğü sebebiyle zeyil edilen miktar tutarında «primlerinin» davacıya iade edildiğini ve tazminatın hesabında bunların da dikkate alınması gerektiğini savunduğu halde, anılan husus tartışılıp değerlendirilmeden hüküm kurulma …
Sigorta şirketlerinin tahsil edip de aktarmadığı «primler» bakımından havuzun primlerin aktarılması talebi, ‘«kamu alacağı»’ niteliğinde kabul edilmiş, kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen kanun hükümlerine tabi kılınmıştır.
Anılan Kanun 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım «sigorta sözleşmelerini» kendi adlarına akdedecekleri, «prim» ve risklerin tamamını Havuza devredecekleri ve sözleşmeleri Havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, 5363 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca davalının «uyuşmazlık konusu» «sigorta poliçesinden» kaynaklanan «prim» ve riski Tarsim’e devir ettiğinden «sözleşmesel sorumluluğunun» olmadığı, sorumluluğun bu kurumda bulunduğu, «ıslah» ile taraf değiştirilemeyeceği gerekçesiyle davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Anılan Kanun 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım «sigorta sözleşmelerini» kendi adlarına akdedecekleri, «prim» ve risklerin tamamını Havuza devredecekleri ve sözleşmeleri Havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir.
Özellikle yapılan tarım sigortaları karşılığında sigorta şirketi tarafından «sigorta ettirenlerden» tahsil edilen primlerin tamamı Tarım Sigortaları Havuzu'na aktarılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmesel sorumluluk · usul ekonomisi · pasif husumet yokluğu · pasif husumet · tüzel kişilik · uyuşmazlık konusu · husumet yokluğu · ıslah
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, 5363 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca davalının «uyuşmazlık konusu» «sigorta poliçesinden» kaynaklanan «prim» ve riski Tarsim’e devir ettiğinden «sözleşmesel sorumluluğunun» olmadığı, sorumluluğun bu kurumda bulunduğu, «ıslah» ile taraf değiştirilemeyeceği gerekçesiyle davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Bu durum karşısında, tarım sigortalarının niteliği, düzenlenen poliçe, dava dilekçesinin bir bütün olarak değerlendirilmesi, «usul ekonomisi» ve davacının dava etmek istediği «tüzel kişiliğin» poliçeyi düzenleyen sigorta şirketinin da ortağı bulunduğu havuz işleteni Tarsim A.Ş olduğu dikkate alınıp, dava dilekçesinin bu tüzel kişiliğe tebliği ile işin es …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/622 E. 2013/17898 K.
Ortak:kamu alacağı · sigorta ettiren · sigorta sözleşmesi · ek prim · kamu düzeni · anonim şirket · sigorta poliçesi · hasar · dava şartı
İncelediğiniz karardaNitekim, bitkisel ürün «sigortası poliçesi» özel ve genel şartlarında «muafiyeti» geçmeyen hasarların ödenmeyeceği, tazminat hesabında «hasar» miktarının poliçede belirtilen muafiyeti aşan kısmının esas alınacağı, sigorta bedeli üzerinden hesaplanan muafiyet tutarı indirildikten sonra kalan zarar miktarı, sigortacının üzerinde kalan müşterek sigorta oranı ile çarpılarak tazminat tutarının belirleneceği hüküm altına alınmış olup, mahkemece davalı T. vekilinin yukarıda anılan ciddi itirazları üzerinde durulmadan karar verilmesi doğru olmadığı gibi, yine mümeyyiz davalı vekili, bir kısım poliçelerde hasar oranının muafiyet sınırının altında kalması nedeniyle davacıya tazminat ödenmediğini ancak verim düşüklüğü sebebiyle zeyil edilen miktar tutarında «primlerinin» davacıya iade edildiğini ve tazminatın hesabında bunların da dikkate alınması gerektiğini savunduğu halde, anılan husus tartışılıp değerlendirilmeden hüküm kurulma …
Sigorta şirketlerinin tahsil edip de aktarmadığı «primler» bakımından havuzun primlerin aktarılması talebi, ‘«kamu alacağı»’ niteliğinde kabul edilmiş, kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen kanun hükümlerine tabi kılınmıştır.
Anılan Kanun 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım «sigorta sözleşmelerini» kendi adlarına akdedecekleri, «prim» ve risklerin tamamını Havuza devredecekleri ve sözleşmeleri Havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir.
Benzer bu kararda… 9/2011 ve 13/10/2011 tarihli bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu don olayının, ağaçların meyve döneminde gerçekleştiği ve meyvelerde oluşan «hasarın» «sigorta poliçesinin» kapsamı içinde bulunduğu gerekçesiyle, davanın «ıslah» edilen miktar olan 7.370,00 TL üzerinden kabulü ile olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilin …
2- Ancak, mahkemece, faiz başlangıcı olarak «hasar» tarihi kabul edilmiş ise de, taraflar arasındaki «sigorta sözleşmesine» uygulanması zorunlu olan Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigortası Genel Şartları’nın tazminatın ödenmesi başlığı altında yer alan B.7. maddesinde, kesinleşmiş hasar miktarının en geç 30 gün içinde sigortalıya ödeneceği ve tazminatın her halükarda hasat tarihinden önce ödenmeyeceği düzenlenmiş olup, «temerrüt tarihinin» buna göre belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde temerrüt tarihinin belirlenmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı Tarsim yararına bozulması gerekmiştir.
Sigorta şirketlerinin tahsil edip de aktarmadığı «primler» bakımından havuzun primlerin aktarılması talebi, ‘«kamu alacağı»’ niteliğinde kabul edilmiş, kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen kanun hükümlerine tabi kılınmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt tarihi · ıslah · temerrüt
Benzer bu kararda2- Ancak, mahkemece, faiz başlangıcı olarak «hasar» tarihi kabul edilmiş ise de, taraflar arasındaki «sigorta sözleşmesine» uygulanması zorunlu olan Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigortası Genel Şartları’nın tazminatın ödenmesi başlığı altında yer alan B.7. maddesinde, kesinleşmiş hasar miktarının en geç 30 gün içinde sigortalıya ödeneceği ve tazminatın her halükarda hasat tarihinden önce ödenmeyeceği düzenlenmiş olup, «temerrüt tarihinin» buna göre belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde temerrüt tarihinin belirlenmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı Tarsim yararına bozulması gerekmiştir.
… 9/2011 ve 13/10/2011 tarihli bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu don olayının, ağaçların meyve döneminde gerçekleştiği ve meyvelerde oluşan «hasarın» «sigorta poliçesinin» kapsamı içinde bulunduğu gerekçesiyle, davanın «ıslah» edilen miktar olan 7.370,00 TL üzerinden kabulü ile olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilin …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5563 E. 2013/22571 K.
Ortak:kamu alacağı · sigorta ettiren · teminat kapsamı · sigorta sözleşmesi · ek prim · kamu düzeni · anonim şirket · sigorta poliçesi · dava şartı · Tazminat
İncelediğiniz karardaNitekim, bitkisel ürün «sigortası poliçesi» özel ve genel şartlarında «muafiyeti» geçmeyen hasarların ödenmeyeceği, tazminat hesabında «hasar» miktarının poliçede belirtilen muafiyeti aşan kısmının esas alınacağı, sigorta bedeli üzerinden hesaplanan muafiyet tutarı indirildikten sonra kalan zarar miktarı, sigortacının üzerinde kalan müşterek sigorta oranı ile çarpılarak tazminat tutarının belirleneceği hüküm altına alınmış olup, mahkemece davalı T. vekilinin yukarıda anılan ciddi itirazları üzerinde durulmadan karar verilmesi doğru olmadığı gibi, yine mümeyyiz davalı vekili, bir kısım poliçelerde hasar oranının muafiyet sınırının altında kalması nedeniyle davacıya tazminat ödenmediğini ancak verim düşüklüğü sebebiyle zeyil edilen miktar tutarında «primlerinin» davacıya iade edildiğini ve tazminatın hesabında bunların da dikkate alınması gerektiğini savunduğu halde, anılan husus tartışılıp değerlendirilmeden hüküm kurulma …
Sigorta şirketlerinin tahsil edip de aktarmadığı «primler» bakımından havuzun primlerin aktarılması talebi, ‘«kamu alacağı»’ niteliğinde kabul edilmiş, kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen kanun hükümlerine tabi kılınmıştır.
Anılan Kanun 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım «sigorta sözleşmelerini» kendi adlarına akdedecekleri, «prim» ve risklerin tamamını Havuza devredecekleri ve sözleşmeleri Havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen «son» bilirkişi raporlarına göre, dava konusu meyve bahçesindeki ağaçların zararın don olayından kaynaklandığı ve «sigorta poliçesi» «teminat kapsamında» bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulü He 19.285,00 TL'nin 14.04.2010 olay tarihinden itibaren «ticari faizi» ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak tahsiline karar verilmiştir.
Sigorta şirketlerinin tahsil edip de aktarmadığı «primler» bakımından havuzun primlerin aktarılması talebi, ‘«kamu alacağı»’ niteliğinde kabul edilmiş, kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen kanun hükümlerine tabi kılınmıştır.
Anılan Kanun 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım «sigorta sözleşmelerini» kendi adlarına akdedecekleri, «prim» ve risklerin tamamını Havuza devredecekleri ve sözleşmeleri Havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:feragat nedeniyle davanın reddi · davadan feragat · müteselsil sorumluluk · ticari faiz · temerrüt faizi · feragat · yetkisizlik kararı · temerrüt
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece, davalı ...Ş. yönünden «feragat nedeniyle davanın reddine» karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde anılan davalının diğer davalı Tarsim A.Ş. ile birlikte hasardan «müteselsilen sorumlu» tutulması doğru olmamış, kararın davalı ...Ş. yönünden bozulması gerekmiştir.
2- Dava, Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigorta Sözleşmesi’ne dayalı tazminat istemine ilişkin olup, davacı tarafından olay tarihinden itibaren «temerrüt faizine» hükmedilmesi talep edilmiş, mahkemece alacağa 14.04.2010 tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmiştir.
3- Davalılar vekilinin Groupama Sigorta A.Ş. yönünden temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, davacı vekili, vekaletnamesindeki «feragat» «yetkisine» dayanarak 10.03.2011 tarihli duruşmada imzasıyla tevsik ettiği beyanları ile davalı ...Ş.'ye karşı talebinden feragat etmiştir.
Uyuşmazlık, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri nitelikte olup, «davadan feragat» karşı tarafın kabulüne bağlı olmadığı gibi yapıldığı anda «kesin» hükmün sonuçlarını doğurur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/868 E. 2013/17897 K.
Ortak:kamu alacağı · sigorta ettiren · sigorta sözleşmesi · ek prim · kamu düzeni · anonim şirket · sigorta poliçesi · hasar · dava şartı
İncelediğiniz karardaNitekim, bitkisel ürün «sigortası poliçesi» özel ve genel şartlarında «muafiyeti» geçmeyen hasarların ödenmeyeceği, tazminat hesabında «hasar» miktarının poliçede belirtilen muafiyeti aşan kısmının esas alınacağı, sigorta bedeli üzerinden hesaplanan muafiyet tutarı indirildikten sonra kalan zarar miktarı, sigortacının üzerinde kalan müşterek sigorta oranı ile çarpılarak tazminat tutarının belirleneceği hüküm altına alınmış olup, mahkemece davalı T. vekilinin yukarıda anılan ciddi itirazları üzerinde durulmadan karar verilmesi doğru olmadığı gibi, yine mümeyyiz davalı vekili, bir kısım poliçelerde hasar oranının muafiyet sınırının altında kalması nedeniyle davacıya tazminat ödenmediğini ancak verim düşüklüğü sebebiyle zeyil edilen miktar tutarında «primlerinin» davacıya iade edildiğini ve tazminatın hesabında bunların da dikkate alınması gerektiğini savunduğu halde, anılan husus tartışılıp değerlendirilmeden hüküm kurulma …
Sigorta şirketlerinin tahsil edip de aktarmadığı «primler» bakımından havuzun primlerin aktarılması talebi, ‘«kamu alacağı»’ niteliğinde kabul edilmiş, kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen kanun hükümlerine tabi kılınmıştır.
Anılan Kanun 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım «sigorta sözleşmelerini» kendi adlarına akdedecekleri, «prim» ve risklerin tamamını Havuza devredecekleri ve sözleşmeleri Havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir.
Benzer bu kararda… 9/2011 ve 13/10/2011 tarihli bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu don olayının, ağaçların meyve döneminde gerçekleştiği ve meyvelerde oluşan «hasarın» «sigorta poliçesinin» kapsamı içinde bulunduğu gerekçesiyle, davanın «ıslah» edilen miktar olan 4.800,00 TL üzerinden kabulü ile olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilin …
2- Ancak, mahkemece, faiz başlangıcı olarak «hasar» tarihi kabul edilmiş ise de, taraflar arasındaki «sigorta sözleşmesine» uygulanması zorunlu olan Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigortası Genel Şartları’nın tazminatın ödenmesi başlığı altında yer alan B.7.
Sigorta şirketlerinin tahsil edip de aktarmadığı «primler» bakımından havuzun primlerin aktarılması talebi, ‘«kamu alacağı»’ niteliğinde kabul edilmiş, kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen kanun hükümlerine tabi kılınmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt tarihi · ıslah · temerrüt
Benzer bu karardaMaddesinde, kesinleşmiş «hasar» miktarının en geç 30 gün içinde sigortalıya ödeneceği ve tazminatın her halükarda hasat tarihinden önce ödenmeyeceği düzenlenmiş olup, «temerrüt tarihinin» buna göre belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde temerrüt tarihinin belirlenmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı Tarsim yararına bozulması gerekmiştir.
… 9/2011 ve 13/10/2011 tarihli bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu don olayının, ağaçların meyve döneminde gerçekleştiği ve meyvelerde oluşan «hasarın» «sigorta poliçesinin» kapsamı içinde bulunduğu gerekçesiyle, davanın «ıslah» edilen miktar olan 4.800,00 TL üzerinden kabulü ile olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilin …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/8089 E. 2011/1657 K.
Ortak:kamu alacağı · sigorta ettiren · sigorta sözleşmesi · ek prim · kamu düzeni · anonim şirket · sigorta poliçesi · dahili dava · dava şartı · Tazminat
İncelediğiniz karardaNitekim, bitkisel ürün «sigortası poliçesi» özel ve genel şartlarında «muafiyeti» geçmeyen hasarların ödenmeyeceği, tazminat hesabında «hasar» miktarının poliçede belirtilen muafiyeti aşan kısmının esas alınacağı, sigorta bedeli üzerinden hesaplanan muafiyet tutarı indirildikten sonra kalan zarar miktarı, sigortacının üzerinde kalan müşterek sigorta oranı ile çarpılarak tazminat tutarının belirleneceği hüküm altına alınmış olup, mahkemece davalı T. vekilinin yukarıda anılan ciddi itirazları üzerinde durulmadan karar verilmesi doğru olmadığı gibi, yine mümeyyiz davalı vekili, bir kısım poliçelerde hasar oranının muafiyet sınırının altında kalması nedeniyle davacıya tazminat ödenmediğini ancak verim düşüklüğü sebebiyle zeyil edilen miktar tutarında «primlerinin» davacıya iade edildiğini ve tazminatın hesabında bunların da dikkate alınması gerektiğini savunduğu halde, anılan husus tartışılıp değerlendirilmeden hüküm kurulma …
Sigorta şirketlerinin tahsil edip de aktarmadığı «primler» bakımından havuzun primlerin aktarılması talebi, ‘«kamu alacağı»’ niteliğinde kabul edilmiş, kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen kanun hükümlerine tabi kılınmıştır.
Anılan Kanun 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım «sigorta sözleşmelerini» kendi adlarına akdedecekleri, «prim» ve risklerin tamamını Havuza devredecekleri ve sözleşmeleri Havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaSigorta şirketlerinin tahsil edip de aktarmadığı «primler» bakımından havuzun primlerin aktarılması talebi, ‘«kamu alacağı»’ niteliğinde kabul edilmiş, kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen kanun hükümlerine tabi kılınmıştır.
Anılan Kanun 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım «sigorta sözleşmelerini» kendi adlarına akdedecekleri, «prim» ve risklerin tamamını Havuza devredecekleri ve sözleşmeleri Havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir.
Mahkemece, davalının poliçeden kaynaklanan «prim» ve riski kanun gereği Tarsime devrettiği, dolayısıyla sözleşmeden kaynaklanan sorumluluğunun bulunmadığı, sorumluluğun «feri müdahil» Tarsim'e ait olduğu, «ıslah» ile taraf değiştirilemeyeceği gerekçesiyle davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usul ekonomisi · feri müdahil · pasif husumet yokluğu · pasif husumet · tüzel kişilik · husumet yokluğu · ıslah
Benzer bu karardaMahkemece, davalının poliçeden kaynaklanan «prim» ve riski kanun gereği Tarsime devrettiği, dolayısıyla sözleşmeden kaynaklanan sorumluluğunun bulunmadığı, sorumluluğun «feri müdahil» Tarsim'e ait olduğu, «ıslah» ile taraf değiştirilemeyeceği gerekçesiyle davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Bu durum karşısında, tarım sigortalarının niteliği, düzenlenen poliçe, dava dilekçesinin bir bütün olarak değerlendirilmesi, «usul ekonomisi» ve davacının dava etmek istediği «tüzel kişiliğin» poliçeyi düzenleyen sigorta şirketinin de ortağı bulunduğu havuz işleteni Tarsim A.Ş. olduğu dikkate alınıp, dava dilekçesinin bu tüzel kişiliğe tebliği ile işin e …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/2176 E. , 2014/7163 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ YEŞİLHİSAR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 19/09/2012
NUMARASI 2011/22-2012/130
Taraflar arasında görülen davada Yeşilhisar Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/09/2012 tarih ve 2011/22-2012/130 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11.04.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. A.. D.., davalılardan T. vekili Av. H. Ö. ve diğer davalı G.. A.. vekili Av. F.K. Ç. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin K. ili, Y. ilçesinde bulunan.. ve ..parselde kayıtlı bahçelerindeki elma ağaçlarının 2010 yılı fırtına hasarına karşı sigortalandığını, 30/09/2010 tarihinde meydana gelen fırtına neticesinde elmaların hasar gördüğünü, müvekkilinin hasardan sonra süresi içerisinde durumu sigorta şirketine bildirdiğini ancak sigorta şirketinin ödemede bulunmadığını ileri sürerek toplam zarar olan 41.469,22 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TARSİM vekili, mahsuldeki zararın tamamının fırtınadan kaynaklanmadığını, elma içi kurt nedeniyle dökülme yaşandığını, sigorta teminat kapsamı dışındaki zararın karşılanmadığını, poliçede muafiyet ve müşterek sigorta hükümleri uyarınca indirim öngörüldüğünü savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı sigorta vekili, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu dosya kapsamına göre, davacıya ait sigortalı elma bahçesinin fırtına sonucu hasara uğradığı, zararın teminat kapsamında kaldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 22.383,21 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı Tarsim vekilinin aşağıdaki (2) nolu bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak; dava, bitkisel ürün sigortasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, davalı T. vekili bilirkişi raporuna karşı beyanında, hesaplamanın hasar oranı üzerinden yapıldığını, poliçe özel ve genel şartlarına göre sigorta bedeli üzerinden tespit yapılması gerektiği hususunda itirazlarda bulunmuştur. Nitekim, bitkisel ürün sigortası poliçesi özel ve genel şartlarında muafiyeti geçmeyen hasarların ödenmeyeceği, tazminat hesabında hasar miktarının poliçede belirtilen muafiyeti aşan kısmının esas alınacağı, sigorta bedeli üzerinden hesaplanan muafiyet tutarı indirildikten sonra kalan zarar miktarı, sigortacının üzerinde kalan müşterek sigorta oranı ile çarpılarak tazminat tutarının belirleneceği hüküm altına alınmış olup, mahkemece davalı T.
vekilinin yukarıda anılan ciddi itirazları üzerinde durulmadan karar verilmesi doğru olmadığı gibi, yine mümeyyiz davalı vekili, bir kısım poliçelerde hasar oranının muafiyet sınırının altında kalması nedeniyle davacıya tazminat ödenmediğini ancak verim düşüklüğü sebebiyle zeyil edilen miktar tutarında primlerinin davacıya iade edildiğini ve tazminatın hesabında bunların da dikkate alınması gerektiğini savunduğu halde, anılan husus tartışılıp değerlendirilmeden hüküm kurulması da bozmayı gerektirmiştir.
3- […]. A.. vekilinin temyiz istemine gelince, 21.06.2005 tarih ve 25852 sayılı Resmi Gazete ile yayınlanarak yürürlüğe giren 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu ile üreticilerin bu kanunda belirtilen riskler nedeniyle uğrayacağı zararların tazmin edilmesi amacıyla tarım sigortaları uygulamasına geçilmiştir. Hangi risklerin teminat altına alınacağı anılan Kanun'un 12. maddesinde açıklanmıştır. Tarım sigortaları, Devlet desteğini zorunlu kılan çok yüksek riskli sigortalar olduğundan, ülkemiz koşulları itibariyle serbest piyasa şartlarında yapılmaları şu an itibariyle mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenle tarım sigortalarının yapılabilmesi için kanun koyucu özel bir yapıya ihtiyaç duymuş, ‘Tarım Sigortaları Havuzu’ kurumunu oluşturmuştur.
Bu yapının amacı 5363 sayılı Kanun'un 4. maddesinde etraflıca açıklanmış, devamı maddelerinde nasıl çalışacağı, görevleri ve hangi yetkilere sahip olacağı düzenlenmiştir. Kanun'un tamamı değerlendirildiğinde tarım sigortaları ile ilgili sistem, normal sigortalardan oldukça farklılıklar arz etmektedir. Özellikle yapılan tarım sigortaları karşılığında sigorta şirketi tarafından sigorta ettirenlerden tahsil edilen primlerin tamamı Tarım Sigortaları Havuzu'na aktarılmaktadır. Sigorta şirketlerinin tahsil edip de aktarmadığı primler bakımından havuzun primlerin aktarılması talebi, ‘kamu alacağı’ niteliğinde kabul edilmiş, kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen kanun hükümlerine tabi kılınmıştır.
Tarım sigortaları düzenlemesinin asıl amacı, üreticilerin zararlarını karşılamak, uzun vadeli gelir istikrarına kavuşmalarını temin etmek, ekonomik ve sosyal bakımından toplumsal katkılar sağlamaktır. Bu yönüyle kamu düzenini ilgilendiren sigorta türü olduğunu söylemek mümkündür.
Tarım sigortalarının işleyişinde temel unsur Tarım Sigortaları Havuzudur. 5363 sayılı Kanunu’nun 9. maddesinde bu Havuzun işletilmesine ilişkin iş ve işlemlerin, Havuza katılan sigorta şirketlerinin eşit oranda pay sahibi olacağı anonim şirket statüsünde kurulacak şirket tarafından yürütüleceği hükme bağlanmıştır. Aynı hükümde tazminat ödemeleri dahil olmak üzere şirketin görevleri sayılmıştır. Anılan Kanun 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım sigorta sözleşmelerini kendi adlarına akdedecekleri, prim ve risklerin tamamını Havuza devredecekleri ve sözleşmeleri Havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir.
Bu Kanun çerçevesinde Havuzu işletmek üzere T. Sigortaları Havuz İşletmesi A.Ş. (T.) kurulmuştur. Somut olayda davacı bu havuzun ortağı olduğu anlaşılan davalı G. Sigorta A.Ş. ile kayısı mahsulünü kapsayan “G. Sigorta Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigortaları Poliçesi” düzenlemiştir. Anılan sigorta poliçesinden dolayı tazminat ödeme yükümlülüğü, T.. A..’ye aittir. Bu itibarla T. adına poliçe tanzim eden davalı sigorta şirketine husumet yöneltilemeyecek olup, davanın husumetten reddi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Tarsim vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Tarsim vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı Tarsim yararına, (3) nolu bentte açıklanan nedenle davalı G. Sigorta AŞ. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 11.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101767500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz