Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/10444 E. 2014/15250 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
temlik sözleşmesi↗ delillerin toplanmaması↗ hesap kat↗ olumsuz oy↗ genel kredi sözleşmesi↗ tmsf↗ mahsup↗ komisyon↗ temlik↗ yönetim kurulu kararı↗ kredi sözleşmesi↗ dosya masrafı↗ eksik inceleme↗ dahili dava↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının özen borcunu ihlal ederek olumsuz istihbarat raporuna rağmen dava dışı şirkete kredi tahsis ettiği, 5411 SK'nun 141. maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin dolmadığı, 77.556,83 TL zararın tümünden sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 77.556,83 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak; dava, banka yönetim kurulu üyesinin usulsüz kredi kullandırmasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davalının olumsuz istihbarat raporuna rağmen dava dışı S. İ. Ltd.'ne kredi kullandırdığı, zararın hesap kat ihtarında belirtilen alacak miktarı kadar olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Oysa, genel kredi sözleşmesinin 38. maddesinde müşterinin kredi borcunu ödeyinceye kadar faiz, komisyon, gider vergisi ve diğer masraflardan sorumlu olacağı düzenlenmiştir.
Bu durumda, bankanın zararının sadece hesap kat ihtarında belirtilen miktar kadar değil, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle oluşan faiz ve diğer masrafları da kapsadığının kabulü gerekir. Ayrıca, davadan sonra TMSF ile RCT V.A.Ş. arasında kredi borcundan kaynaklanan alacak hakkında temlik sözleşmesi yapılmış olup, işbu temliğin ivazlı olup olmadığı araştırılmamıştır. İvazlı ise ivazın miktarına göre zararın bulunup bulunmadığı ve tutarı belirlenmesi gerektiği nazara alınmadan hüküm kurulması da doğru olmamıştır.
Bu itibarla, tarafların icra dosyaları dahil delilleri toplanarak, genel kredi sözleşmesinin 38. maddesi değerlendirilerek, bankanın kredi sözleşmesinden dolayı mevcut zarar miktarı belirlenip, davacı ile RCT V. A.Ş. arasındaki temlik sözleşmesinin ivazlımı yoksa ivazsız mı olduğu tespit edilerek, eğer ivazlı ise ivaz tutarının belirlenen tazminattan mahsup edilerek neticesine göre bir karar vermek gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/1454 E. 2014/3672 K.
Ortak:temlik sözleşmesi · temlik
İncelediğiniz karardaAyrıca, davadan sonra TMSF ile RCT V.A.Ş. arasında kredi borcundan kaynaklanan alacak hakkında «temlik sözleşmesi» yapılmış olup, işbu temliğin ivazlı olup olmadığı araştırılmamıştır.
A.Ş. arasındaki «temlik sözleşmesinin» ivazlımı yoksa ivazsız mı olduğu tespit edilerek, eğer ivazlı ise ivaz tutarının belirlenen tazminattan «mahsup» edilerek neticesine göre bir karar vermek gerekirken, «eksik incelemeyle» yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaTaraflar arasındaki «temlik sözleşmesinde» temlikin ivazlı olduğu ve davalı tarafından davacıya iki adet senedin iade edileceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.
Temlikin ivazlı olması nedeniyle, «temlikin» yerine getirilmesi halinde davacının ivazı talep etme hakkı olup, davalı ivazı gerçekleştirdiğini ispat ile yükümlü olduğundan, mahkemece davanın bu çerçevede değerlendirilerek sonucuna göre karar bir karar verilmesi gerektiği gibi dava konusu temlik edilen «akreditif» bedeli de davalıya ödendiği halde yerinde olmayan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:akreditif · sebepsiz zenginleşme
Benzer bu karardaBu ivazın gerçekleşmemesi halinde davacının «sebepsiz zenginleşme» hükümlerine göre alacak talebinde bulunabileceği tabiidir.
Temlikin ivazlı olması nedeniyle, «temlikin» yerine getirilmesi halinde davacının ivazı talep etme hakkı olup, davalı ivazı gerçekleştirdiğini ispat ile yükümlü olduğundan, mahkemece davanın bu çerçevede değerlendirilerek sonucuna göre karar bir karar verilmesi gerektiği gibi dava konusu temlik edilen «akreditif» bedeli de davalıya ödendiği halde yerinde olmayan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/12472 E. 2013/22214 K.
Ortak:temlik
İncelediğiniz karardaAyrıca, davadan sonra TMSF ile RCT V.A.Ş. arasında kredi borcundan kaynaklanan alacak hakkında «temlik sözleşmesi» yapılmış olup, işbu temliğin ivazlı olup olmadığı araştırılmamıştır.
A.Ş. arasındaki «temlik sözleşmesinin» ivazlımı yoksa ivazsız mı olduğu tespit edilerek, eğer ivazlı ise ivaz tutarının belirlenen tazminattan «mahsup» edilerek neticesine göre bir karar vermek gerekirken, «eksik incelemeyle» yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaDava dışı Çarmosan Gıda Ürünleri A.Ş'nin davacı ...'ya olan borçlarının davacıya borçlu olmayan davalı gerçek kişiler («temlik» edenler) tarafından sahibi oldukları taşınmazın belli sayıdaki kira paraları ile ödenmesinin amaçlandığı 03.03.2008 tarihli "Alacağın Temliki Protokolü" başlıklı belgenin varlığı tartışmasızdır.
Öte yandan Türk Hukuku'nda "ivazlı «temlik»" eski BK'nın 169. maddesinde (yeni BK'da 191. madde) düzenlenmektedir.
İvazlı «temlik» için karşılığında bir "ivaz" alınması şarttır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet yokluğu · kefalet · garantörlük · pasif husumet · husumet yokluğu · protokol · taahhütname · temsil
Benzer bu karardaÜçüncü şahsın fiilini «taahhütte» bağımsızlık unsuru çok önemlidir; zira üçüncü şahsın fiilini taahhüt «temsilden» veya «kefaletten» özellikle bu unsurla ayrılır (Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 7. baskı, 1993, Filiz Kitabevi, İstanbul, sayfa:230) Bu kısa açıklamadan sonra somut olaya dönülecek olursa taraflar arasındaki «protokolün» 1.maddesinde açıkça "...bu temliğe yalnızca asıl borçlu Çarmosan Gıda Ürünleri A.Ş'nin borcu ödememesi durumunda başvurulacaktır" denilmekle asıl borçlunun borcundan ve tarafı olduğu hukuki ilişkiden bağımsız bir biçimde kayıtsız ve şartsız borcun ödenmesinin taahhüt ve «garanti» edildiğinden söz etme imkanı bulunmamaktadır.
Mahkemece, davalı şirket hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine,diğer davalılar haklarındaki davanın kabulüne dair verilen kararın davalı gerçek kişiler vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 2012/2134 Esas, 2013/6114 Karar sayılı ilamıyla onanmıştır.
03.03.2008 tarihli «protokolün» üçüncü şahsın filini «taahhüt» sözleşmesi olarak nitelendirilmesinin yapılabilmesi için asıl borçlunun borcundan ve tarafı olduğu hukuki ilişkiden bağımsız biçimde kayıtsız ve şartsız borcun ödenmesinin taahhüt ve «garanti» edilmesi gerekmektedir.
Yukarıdaki açıklamalardan da açıkça anlaşılacağı üzere söz konusu «protokolü» ne üçüncü şahsın fiilini «taahhüt» ne de ivazlı bir «temlik» olarak nitelendirmenin mümkün olmaması karşısında mahkemece 03.03.2008 tarihli protokolün hukuki niteliğinin yeniden değerlendirilmesi suretiyle hasıl olacak sonuç …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5389 E. 2022/2237 K.
Ortak:temlik sözleşmesi · temlik · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaA.Ş. arasındaki «temlik sözleşmesinin» ivazlımı yoksa ivazsız mı olduğu tespit edilerek, eğer ivazlı ise ivaz tutarının belirlenen tazminattan «mahsup» edilerek neticesine göre bir karar vermek gerekirken, «eksik incelemeyle» yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Ayrıca, davadan sonra TMSF ile RCT V.A.Ş. arasında kredi borcundan kaynaklanan alacak hakkında «temlik sözleşmesi» yapılmış olup, işbu temliğin ivazlı olup olmadığı araştırılmamıştır.
Benzer bu karardaBöylece davacının alacağının miktarı belirlenip, «temlikin» ivazlı olduğu sonucuna varılması durumunda «garanti» yükümlülüğü kapsamında, «temlik sözleşmesinde» yazılı miktarı geçmemek üzere tahsil kararı verilmesi gerekirken, yetersiz gerekçe ve «eksik inceleme» ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve yapılan yargılama sonunda, taraflar arasındaki 28.12.2012 tarihli «temliknamenin»; davalı ile dava dışı Adana Büyükşehir Belediyesi arasında imzalanan ve yapım işleri sözleşmesinin 11.5 maddesine göre yüklenicinin «hakediş alacağının» idarenin ancak yazılı izni ile başkasına temlik edebileceği hüküm altına alındığı ve davalının dava dışı idareden yazılı bir izin aldığına dair dosyaya bir belge «ibraz» edilmediğinden davacı ve davalı arasında imzalanan 28/12/2012 tarihli temliknamenin «geçersiz» olduğu, «alacağın temlikinin» hukuki niteliği itibariyle borç sözleşmesi olması sebebiyle davalının davacıya olan borcunu «temlik sözleşmesinin» imzalanması ile ödemiş sayılmayacağı, temlik sözleşmesindeki alacak davacı tarafından tahsil edilemediğinden davalının davacıya olan borcunun itfa edilmediği, alacağın temliki hükümsüz bulunduğundan davalının bu borcundan kurtulduğundan bahsedilemeyeceği ve davalının borcunu başka türlü «ifa» ettiğine dair de dosyada bir delil bulunmadığından davalının davacıya borçlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava, «temlik sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili amaçlı yapılan «ilamsız icra takibine» yönelik itirazın iptali davasıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temlik yasağı · hakediş alacağı · hakediş · ilamsız icra takibi · alacağın temliki · oy yasağı · ifa · garantörlük
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve yapılan yargılama sonunda, taraflar arasındaki 28.12.2012 tarihli «temliknamenin»; davalı ile dava dışı Adana Büyükşehir Belediyesi arasında imzalanan ve yapım işleri sözleşmesinin 11.5 maddesine göre yüklenicinin «hakediş alacağının» idarenin ancak yazılı izni ile başkasına temlik edebileceği hüküm altına alındığı ve davalının dava dışı idareden yazılı bir izin aldığına dair dosyaya bir belge «ibraz» edilmediğinden davacı ve davalı arasında imzalanan 28/12/2012 tarihli temliknamenin «geçersiz» olduğu, «alacağın temlikinin» hukuki niteliği itibariyle borç sözleşmesi olması sebebiyle davalının davacıya olan borcunu «temlik sözleşmesinin» imzalanması ile ödemiş sayılmayacağı, temlik sözleşmesindeki alacak davacı tarafından tahsil edilemediğinden davalının davacıya olan borcunun itfa edilmediği, alacağın temliki hükümsüz bulunduğundan davalının bu borcundan kurtulduğundan bahsedilemeyeceği ve davalının borcunu başka türlü «ifa» ettiğine dair de dosyada bir delil bulunmadığından davalının davacıya borçlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Alacağı «temlik» edenin, «alacağı temlik» alana karşı, alacağın varlığı veya sağlamlığı (borçlunun ödeme gücü) konularında hangi şartlarla «garanti» yükümlülüğü altına gireceği, devrin ivazlı veya ivazsız olmasına göre düzenlenmiştir.
Temlik ivaz karşılığı yapılmış ise, «temlik» eden, «alacağı temlik» alana karşı alacağın varlığını ve borçlunun ödeme gücünü «garanti» etmiş sayılır.
Garanti yükümlülüğü, «alacağı temlik» alanın alacağı tahsil edememesi halinde «garanti» yükümlüsüne başvurma imkanı verir (TBK.m.193).
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12826 E. 2012/18010 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:husumet
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar davalı RCT Varlık Yönetim A.Ş. vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, «husumetin» Birleşik Fon Bankasına yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/10444 E. , 2014/15250 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 28/12/2012
NUMARASI 2003/167-2012/206
Taraflar arasında görülen davada İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/12/2012 tarih ve 2003/167-2012/206 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03/10/2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. C.K. ile davalı vekili Av. M.. M.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının T.'ın genel müdürü ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, dava dışı S. İ. Ltd'ye usulsüz kredi kullandırıldığını, bankanın bu nedenle zarara uğradığını ileri sürerek, 662.000 TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, sonradan ıslah dilekçesiyle talebini yükseltmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı süresinin dolduğunu, olayda sorumluluğu bulunmadığını, genel kurulda ibra edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının özen borcunu ihlal ederek olumsuz istihbarat raporuna rağmen dava dışı şirkete kredi tahsis ettiği, 5411 SK'nun 141. maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin dolmadığı, 77.556,83 TL zararın tümünden sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 77.556,83 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak; dava, banka yönetim kurulu üyesinin usulsüz kredi kullandırmasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davalının olumsuz istihbarat raporuna rağmen dava dışı S. İ. Ltd.'ne kredi kullandırdığı, zararın hesap kat ihtarında belirtilen alacak miktarı kadar olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Oysa, genel kredi sözleşmesinin 38. maddesinde müşterinin kredi borcunu ödeyinceye kadar faiz, komisyon, gider vergisi ve diğer masraflardan sorumlu olacağı düzenlenmiştir.
Bu durumda, bankanın zararının sadece hesap kat ihtarında belirtilen miktar kadar değil, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle oluşan faiz ve diğer masrafları da kapsadığının kabulü gerekir. Ayrıca, davadan sonra TMSF ile RCT V.A.Ş. arasında kredi borcundan kaynaklanan alacak hakkında temlik sözleşmesi yapılmış olup, işbu temliğin ivazlı olup olmadığı araştırılmamıştır. İvazlı ise ivazın miktarına göre zararın bulunup bulunmadığı ve tutarı belirlenmesi gerektiği nazara alınmadan hüküm kurulması da doğru olmamıştır.
Bu itibarla, tarafların icra dosyaları dahil delilleri toplanarak, genel kredi sözleşmesinin 38. maddesi değerlendirilerek, bankanın kredi sözleşmesinden dolayı mevcut zarar miktarı belirlenip, davacı ile RCT V. A.Ş. arasındaki temlik sözleşmesinin ivazlımı yoksa ivazsız mı olduğu tespit edilerek, eğer ivazlı ise ivaz tutarının belirlenen tazminattan mahsup edilerek neticesine göre bir karar vermek gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL vekalet ücretinin her bir yandan alınarak yek diğerine verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 09/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101964600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz