Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/8421 E. 2014/439 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticari faiz↗ derdestlik↗ marka hakkına tecavüz↗ maddi ve manevi tazminat↗ taşıyan↗ maddi tazminat↗ yasal faiz↗ ilan↗ eksik inceleme↗ haksız rekabet↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin, savunmasını dayandırdığı lisans sözleşmesinin, marka sahibi İ. Timur ile davalı şirket Ö. Turizm arasında imzalandığı, davalı şirket bu lisansla markayı kullanmaya başlamış bulunmakla birlikte, marka sahibinin bu şirketin hakim ortağı konumunda olduğu, lisans sözleşmesinin TPE’de sicile kaydedilmediği, geçerliliği için sicile kayıt zorunluluğu bulunmamakla birlikte sicile kayıt edilmeyen lisans sözleşmelerinin iyi niyetli 3. kişilere karşı ileri sürülemeyeceği, markanın emtiasının davalı şirketin sicilde kayıtlı faaliyeti ile de uyumlu olmadığı, 2003/04172 nolu markanın emtiası arasında bulunan 41. sınıftaki “kafeterya, kahvehane, kantin, kokteyl salonu hizmetleri” bakımından hükümsüzlük kararı verildiği ve bu faaliyetlerin artık markanın kapsamı dışına çıktığı, mahkeme kararının 11/03/2010 tarihli olduğu, hükümsüzlük kararlarının MarkKHK’nın 44. md. uyarınca geçmişe etkili olduğu, baştan beri bu emtianın marka kapsamı dışında olduğu, marka sahibinin davalı şirketin hakim ortağı olduğundan bu emtia bakımından 2008’de açılan dava nedeniyle iptal kararı çıkabileceğini bilmekte olup, iyi niyetli kabul edilemeyeceği zira lisans veren sıfatı ile lisans alan şirket arasında gözden kaçmayan bir bağlantı bulunduğu, lisans verenin sözleşmeyi düzenlediği tarihte kafeterya hizmetlerinin silinebileceğini bilebilecek, ön görebilecek durumda olduğu, lisans sözleşmesinin düzenlediği tarihte davanın derdest olduğu, 11/03/2010 tarihli hükmün, yanların temyiz etmemesi üzerine 24/02/2011’de kesinleştiği, davalı şirketin kafeteryacılık kokteyl salonu hizmetleri alanındaki faaliyetlerinin marka ve lisanstan doğan hakların kapsamında olmadığı, davalı şirketin baskın biçimde kafeteryacılık yapmak suretiyle davacının marka hakkına tecavüz ettiğinin kanıtlandığı, olayın mahiyetine, boyutlarına, tecavüzlü kullanımın arz ettiği özelliklere göre, yanların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak, davacı marka sahibinin marka ihlali nedeniyle manevi tazminat istemek durumunda olduğu, davalı şirketin marka lisansına dayalı faaliyet gösterdiği, iyi niyetli olduğu savunmalarına da itibar etmenin mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan eylemlerinin tespitine; kafeteryacılık, kokteyl salonu hizmetleri faaliyetlerini davacı adına kayıtlı markayı kullanarak yapmasının durdurulmasına, önlenmesine, tecavüz oluşturan her türlü tanıtım gereçlerinin, menü, tabela, markayı taşıyan broşür vs. gereçlerin kaldırılmasına, markanın sökülmesine, sökülemiyorsa imhasına, hükmün ilanına, 6.087,84 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyen değişen oranlı ticari faizi ile birlikte ve 10.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, haksız rekabetin ve marka hakkına tecavüzün tespiti, meni ile maddi, manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere, davacı “kafeteryalar, kahvehaneler, kantinler, kokteyl salonu hizmetleri” sınıfında tescilli “B.” markasının maliki olup davalı ise lisans sözleşmesi ile dava dışı kişiye ait bulunan ve “Restoranlar, self-servis restoranlar” sınıfında tescilli “B.+Şekil” markalarının kullanım hakkına sahiptir. Mahkemece, davalının restoran hizmeti sunmadığı, kafeteryacılık hizmeti verdiği, bu şekilde davacının marka hakkına tecavüzde bulunduğu kabul edilmiş ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Zira, tescilli bir markanın, tescilli olduğu biçimde ve sınıfta kullanılması, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmadığından öncelikle davalının, lisans sözleşmesi yapmak suretiyle kullanma hakkını elde ettiği markaları, tescil edildiği biçimde ve sınıfta kullanıp kullanmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Diğer bir deyişle, davalının “B.+şekil” markası altında restoran hizmeti vermesi, marka tescilinden doğan hakkı olup söz konusu marka hükümsüz kılınmadıkça bu hakka dayalı kullanımı marka hakkına tecavüz ya da haksız rekabet oluşturmaz. O halde, dava konusu uyuşmazlık davalının kafeteryacılık hizmeti mi yoksa restoran hizmeti mi verdiği noktasında toplanmaktadır. Anılan uyuşmazlığın çözümü ise teknik bilgi ve uzmanlık gerektirmektedir. Ancak, bu konuda hükme esas alınan bilirkişi raporu açıklanan hususta teknik bilgiye sahip olması mümkün bulunmayan marka vekili ve mali müşavir bilirkişiler tarafından düzenlenmiştir. Bu itibarla, mahkemece, içinde restoran ve kafeterya sektöründe uzman bilirkişinin de bulunduğu bir heyetten rapor alınmak suretiyle davalının uyuşmazlığa konu faaliyetinin niteliğinin kesin biçimde tespit edilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Önlenmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8436 E. 2014/470 K.
Ortak:marka hakkına tecavüz · maddi ve manevi tazminat · ilan · eksik inceleme · haksız rekabet · kesin hüküm
İncelediğiniz kararda… sözleşmeyi düzenlediği tarihte kafeterya hizmetlerinin silinebileceğini bilebilecek, ön görebilecek durumda olduğu, lisans sözleşmesinin düzenlediği tarihte davanın «derdest» olduğu, 11/03/2010 tarihli hükmün, yanların temyiz etmemesi üzerine 24/02/2011’de kesinleştiği, davalı şirketin kafeteryacılık kokteyl salonu hizmetleri alanındaki faaliyetlerinin marka ve lisanstan doğan hakların kapsamında olmadığı, davalı şirketin baskın biçimde kafeteryacılık yapmak suretiyle davacının «marka hakkına tecavüz» ettiğinin kanıtlandığı, olayın mahiyetine, boyutlarına, tecavüzlü kullanımın arz ettiği özelliklere göre, yanların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak, davacı marka sahibinin marka ihlali nedeniyle manevi tazminat istemek durumunda olduğu, davalı şirketin marka lisansına dayalı faaliyet gösterdiği, iyi niyetli olduğu savunmalarına da itibar etmenin mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin davacının marka hakkına tecavüz ve «haksız rekabet» oluşturan eylemlerinin tespitine; kafeteryacılık, kokteyl salonu hizmetleri faaliyetlerini davacı adına kayıtlı markayı kullanarak yapmasının durdurulmasına, önlenmesine, tecavüz oluşturan her türlü tanıtım gereçlerinin, menü, tabela, markayı «taşıyan» broşür vs. gereçlerin kaldırılmasına, markanın sökülmesine, sökülemiyorsa imhasına, hükmün «ilanına», 6.087,84 TL «maddi tazminatın» dava tarihinden itibaren işleyen değişen oranlı «ticari faizi» ile birlikte ve 10.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, «haksız rekabetin» ve «marka hakkına tecavüzün» tespiti, meni ile «maddi, manevi tazminat» istemlerine ilişkindir.
Zira, tescilli bir markanın, tescilli olduğu biçimde ve sınıfta kullanılması, «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturmadığından öncelikle davalının, lisans sözleşmesi yapmak suretiyle kullanma hakkını elde ettiği markaları, tescil edildiği biçimde ve sınıfta kullanıp kullanmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
Benzer bu kararda… davacının markasını kullandığı, bu eylemin davacının tescilli markadan doğan haklarına tecavüz oluşturduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının davacının «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturan eylemlerinin tespitine, kafeteryacılık ve kokteyl salonu hizmetleri faaliyetlerini davacı adına kayıtlı markayı kullanarak yapmasının durdurulmasına, tecavüz oluşturan her türlü tanıtım gereçlerinin kaldırılmasına, hükmün «ilanına», 10.000 TL maddi, 10.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, «haksız rekabetin» ve «marka hakkına tecavüzün» tespiti, meni ile «maddi, manevi tazminat» istemlerine ilişkindir.
Zira, tescilli bir markanın, tescilli olduğu biçimde ve sınıfta kullanılması, «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturmadığından öncelikle davalının, lisans sözleşmesi yapmak suretiyle kullanma hakkını elde ettiği markaları, tescil edildiği biçimde ve sınıfta kullanıp kullanmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Ticari Marka Tescilinin Hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/11548 E. 2016/9222 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:idari işlem · iyiniyet kuralı · iyiniyet · yenileme · uyuşmazlık konusu · husumet
Benzer bu karardaŞti. görünmesi nedeniyle markanın bir kısmının .....'na devrinin «husumet» yönünden bir etkisinin olmayacağı, davalının kullanma olarak iddia ettiği markanın devrinin, lisans verilmesinin ve turizm imarlı arsanın varlığının markanın esaslı kullanımını göstermeyeceği, markasal kullanımda birincil amacın markanın tüketici nezdinde algılanabilir şekilde ekonomik kullanılması olduğu, bir markanın tescilinin belirlenmesinin veya devredilmesinin kullanma hali sayılmayacağı, markanın «yenileme» işleminin bir «idari işlem» olduğu ve markasal kullanım niteliğini taşımadığı, davalıya ait .... no’lu "..............." markasının 42. sınıfta yer alan "geçici konaklama hizmetlerinde" 556 s …
4721 sayılı TMK'nın .... maddesi uyarınca, herkes haklarını kullanmakta ve borçlarını ifada «iyiniyet kurallarına» riayetle mükellef olup, bir hakkın sırf başkasını ızrar eden kötüye kullanımını kanun himaye etmez.
… re, 2001/06739 nolu "..............." markasının ..., 27, 35, 38, 40, 41, 42, 43, 44 ve 45. sınıflarda .../04/2001 tarihinde tescil edildiği ve 04/04/2011 tarihinde «yenilenerek» "geçici konaklama hizmetleri" yönünden davalı adına tescilli olduğu, markanın 05/09/2013 tarihinde kısmi olarak "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, kafeterya …
Ancak, dava tarihi olan .../06/2013 tarihinden önce, 28/05/2013 tarihinde taraflar arasında inhisari olmayan marka lisans sözleşmesi yapıldığı ve anılan sözleşme ile davalı tarafından, dava konusu markanın, hükümsüzlüğü talep edilen hizmet sınıfında süresiz kullanım hakkının davacıya verildiği anlaşılmakta olup, bu husus taraflar arasında «uyuşmazlık konusu» da değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5241 E. 2023/77 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:uyuşmazlık konusu · kaldırma ve yeniden hüküm · iltibas
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu marka ile davacının itiraza mesnet markası arasında «uyuşmazlık konusu» 43. sınıfta yer alan “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri.(Restoran hizmetleri, self-servis restoran hizmetleri, lokanta hizmetleri, kafeterya hizmetleri, cafe hizmetleri, kantin hizmetleri kokteyl salonu hizmetleri ikram hizmetleri (catering hizmetleri, pastane hizmetleri...), Hayvan bakım evleri hizmetleri" hizmetleri yönünden 556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca «iltibas» tehlikesi bulunduğu, "Geçici konaklama hizmetleri (gündüz bakımı (kreş) hizmetleri,)" hizmetleri bakımından iltibas ihtimalinin bulunmadığı gerekçesiyle belirtilen hizmetler bakımından davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… .) geçici konaklama hizmetleri (gündüz bakımı (kreş) hizmetleri,) hayvan bakım evleri hizmetleri” bakımından, davacının tescilli “ŞAHİNBEY” ibareli markası arasında «iltibas» ihtimalinin bulunduğu, başvurunun kötü niyetli olduğuna ilişkin bir ispatın olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların marka işaretlerinin, bütün olarak bıraktığı intiba dikkate alındığında, görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olmayıp «iltibas» riskinin bulunmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraf markalarının benzer olmadığını, «iltibas» tehlikesinin bulunmadığını, taraf markalarında "şahin" ibaresinin ortak olarak yer almasının markaların benzer olduğu anlamına gelmeyeceğini, davacının markalarını …
2 benzer karar daha
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7909 E. 2022/603 K.
Ortak:Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hakkın kötüye kullanılması · kamu düzeni · hak düşürücü süre · kötü niyet · terkin · kötüniyet · dava sebebi
Benzer bu karardaMahkemece, bozmaya uyarak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; mutlak red «sebebi» devam ettiğinden, davalı markasının tescilinden bu yana geçen süreye rağmen hükümsüzlük koşullarının geçerli bulunduğu, MarkKHK kapsamında dava açma süresi, sadece tanınmış markalar bakımından düzenlenmiş olup mutlak red bakımından herhangi bir süre söz konusu olmadığından, TMK'nın 2.md dava «hakkının kötüye kullanılıp» kullanılmadığı değerlendirildiğinde davacı kurumun, bu konudaki istikrarsızlığı ve ihmaline rağmen, yasaya aykırı tescil kısmını düzeltmek istemesi nedeniyle, dava hakkını kötüye kullandığının söylenemeyeceği, piyasa düzeninin arzu edilen biçimde işlemesi, mal ve hizmetlerin karışmaması, tüketicilerin alışveriş ve hizmet alımı sırasında tercihte zorlanmamaları ve kısa zamanda kararlarını verebilmeleri bakımından aynı işaretin, aynı mal için bir başka kişiye tescili problemi, «kamu düzenine» ilişkin olduğundan dava hakkının kötüye kullanıldığı söylenemeyeceğinden Yargıtay'ın «kötü niyet» kapsamındaki bozması yerinde olmamakla birlikte, mutlak red nedenlerinin her durumda incelenebileceği gerekçesiyle davanın kabulüyle davalı adına kayıtlı 2004/42800 nolu markanın tescilli olduğu emtialardan "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri: Restoran hizmetleri, self servis restoran hizmetleri, lokanta hizmetleri, kafeterya hizmetleri, kafe hizmetleri, kantin hizmetleri, kokteyl salonu hizmetleri, snack bar hizmetleri, bar hizmetleri, ikram hizmetleri (catering), yiyecek ve içecek hizmet araçlarının kiralanması hizmetleri" yönünden, MarkKHK’nin 7/1 – b maddesi uyarınca, kısmi hükümsüzlüğüne, «terkin» edilmesine, sair emtialar bakımından tescilin devamına karar verilmiştir.
Bu kararın davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 28/11/2018 tarih, 2017/1772 E.- 2018/7440 K. sayılı ilamıyla; hükümsüzlük davası 5 yıllık «hak düşürücü süreye» tabi olmakla birlikte davalının tescilde «kötüniyetli» olduğu hususunun araştırılmadan karar verilmesi doğru görülmemiş, karar bozulmuştur.
Mahkemece mutlak red sebepleri yönünden herhangi bir sürenin söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de, dayanılan red «sebebi» KHK m.
7/1-b’de düzenlenen “aynı ve/veya ayırt edilemeyecek kadar benzer” olma «sebebi» olduğuna, davalının kötü niyetli olduğunun davacı tarafça ispat edilememiş bulunmasına ve bozma ilamına uyulduğuna göre sessiz kalınması ve beş yıllık hak düşümü süresinin geçmesi karşısında davacının bu davayı açma olanağının bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/430 E. 2018/6278 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:münhasırlık · ortalama tüketici
Benzer bu kararda556 sayılı KHK'nın 7/1-d maddesinde ticaret alanında herkes tarafından kullanılan veya belirli bir meslek sanat veya ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan işaret ve adları «münhasıran» veya esas unsur olarak içeren işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceği düzenlenmiştir.
… a açık olması gerektiği, oysa "..." ibaresinin, markanın yönelik olduğu ortalama Türk tüketicilerince anlamı bilinmeyen yabancı dilde bir kelime olduğu, bu ibarenin «ortalama tüketici» kitlesi tarafından yaygın şekilde anlamı bilinen belirli bir meslek veya sanatı ifade eden bir ibare olarak anlaşılacağının kabulü mümkün olmayıp davacı tarafça bu …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/8421 E. , 2014/439 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İZMİR FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 03/04/2012
NUMARASI 2010/144-2012/39
Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/04/2012 tarih ve 2010/144-2012/39 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 10.01.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. D. U. ile davalı vekili Av. Y.. Ö.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirkete ait ...-... no ile kayıtlı “B.” ibareli, koruması devam eden markanın “kafeteryalar, kahvehaneler, kantinler, kokteyl salonu hizmetleri için tescilli olduğu halde, davalının kafeterya faaliyeti kapsamında, menülerinde, tabelasında, çeşitli tanıtıcı işaretlerinde bu markayı kullandığını, eyleminin markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu, davalının eyleminin, Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/57 D.iş dosyasında tespit edildiğini ileri sürerek, davalının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan eylemlerinin tespitine ve önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, tecavüzlü gereçlere el konulmasına, imha edilmesini, hüküm özetinin ilanına, 10.000 TL maddi tazminatın ticari faiziyle birlikte, 25.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal ticari faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin dava dışı T. Ö. ile yaptığı sözleşme ile bu kişiye ait markaları lisans sözleşmesi ile kullandığını, belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin, savunmasını dayandırdığı lisans sözleşmesinin, marka sahibi İ. Timur ile davalı şirket Ö. Turizm arasında imzalandığı, davalı şirket bu lisansla markayı kullanmaya başlamış bulunmakla birlikte, marka sahibinin bu şirketin hakim ortağı konumunda olduğu, lisans sözleşmesinin TPE’de sicile kaydedilmediği, geçerliliği için sicile kayıt zorunluluğu bulunmamakla birlikte sicile kayıt edilmeyen lisans sözleşmelerinin iyi niyetli 3. kişilere karşı ileri sürülemeyeceği, markanın emtiasının davalı şirketin sicilde kayıtlı faaliyeti ile de uyumlu olmadığı, 2003/04172 nolu markanın emtiası arasında bulunan 41.
sınıftaki “kafeterya, kahvehane, kantin, kokteyl salonu hizmetleri” bakımından hükümsüzlük kararı verildiği ve bu faaliyetlerin artık markanın kapsamı dışına çıktığı, mahkeme kararının 11/03/2010 tarihli olduğu, hükümsüzlük kararlarının MarkKHK’nın 44. md. uyarınca geçmişe etkili olduğu, baştan beri bu emtianın marka kapsamı dışında olduğu, marka sahibinin davalı şirketin hakim ortağı olduğundan bu emtia bakımından 2008’de açılan dava nedeniyle iptal kararı çıkabileceğini bilmekte olup, iyi niyetli kabul edilemeyeceği zira lisans veren sıfatı ile lisans alan şirket arasında gözden kaçmayan bir bağlantı bulunduğu, lisans verenin sözleşmeyi düzenlediği tarihte kafeterya hizmetlerinin silinebileceğini bilebilecek, ön görebilecek durumda olduğu, lisans sözleşmesinin düzenlediği tarihte davanın derdest olduğu, 11/03/2010 tarihli hükmün, yanların temyiz etmemesi üzerine 24/02/2011’de kesinleştiği, davalı şirketin kafeteryacılık kokteyl salonu hizmetleri alanındaki faaliyetlerinin marka ve lisanstan doğan hakların kapsamında olmadığı, davalı şirketin baskın biçimde kafeteryacılık yapmak suretiyle davacının marka hakkına tecavüz ettiğinin kanıtlandığı, olayın mahiyetine, boyutlarına, tecavüzlü kullanımın arz ettiği özelliklere göre, yanların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak, davacı marka sahibinin marka ihlali nedeniyle manevi tazminat istemek durumunda olduğu, davalı şirketin marka lisansına dayalı faaliyet gösterdiği, iyi niyetli olduğu savunmalarına da itibar etmenin mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan eylemlerinin tespitine;
kafeteryacılık, kokteyl salonu hizmetleri faaliyetlerini davacı adına kayıtlı markayı kullanarak yapmasının durdurulmasına, önlenmesine, tecavüz oluşturan her türlü tanıtım gereçlerinin, menü, tabela, markayı taşıyan broşür vs. gereçlerin kaldırılmasına, markanın sökülmesine, sökülemiyorsa imhasına, hükmün ilanına, 6.087,84 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyen değişen oranlı ticari faizi ile birlikte ve 10.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, haksız rekabetin ve marka hakkına tecavüzün tespiti, meni ile maddi, manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere, davacı “kafeteryalar, kahvehaneler, kantinler, kokteyl salonu hizmetleri” sınıfında tescilli “B.” markasının maliki olup davalı ise lisans sözleşmesi ile dava dışı kişiye ait bulunan ve “Restoranlar, self-servis restoranlar” sınıfında tescilli “B.+Şekil” markalarının kullanım hakkına sahiptir. Mahkemece, davalının restoran hizmeti sunmadığı, kafeteryacılık hizmeti verdiği, bu şekilde davacının marka hakkına tecavüzde bulunduğu kabul edilmiş ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır.
Zira, tescilli bir markanın, tescilli olduğu biçimde ve sınıfta kullanılması, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmadığından öncelikle davalının, lisans sözleşmesi yapmak suretiyle kullanma hakkını elde ettiği markaları, tescil edildiği biçimde ve sınıfta kullanıp kullanmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Diğer bir deyişle, davalının “B.+şekil” markası altında restoran hizmeti vermesi, marka tescilinden doğan hakkı olup söz konusu marka hükümsüz kılınmadıkça bu hakka dayalı kullanımı marka hakkına tecavüz ya da haksız rekabet oluşturmaz. O halde, dava konusu uyuşmazlık davalının kafeteryacılık hizmeti mi yoksa restoran hizmeti mi verdiği noktasında toplanmaktadır.
Anılan uyuşmazlığın çözümü ise teknik bilgi ve uzmanlık gerektirmektedir. Ancak, bu konuda hükme esas alınan bilirkişi raporu açıklanan hususta teknik bilgiye sahip olması mümkün bulunmayan marka vekili ve mali müşavir bilirkişiler tarafından düzenlenmiştir. Bu itibarla, mahkemece, içinde restoran ve kafeterya sektöründe uzman bilirkişinin de bulunduğu bir heyetten rapor alınmak suretiyle davalının uyuşmazlığa konu faaliyetinin niteliğinin kesin biçimde tespit edilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101891200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz