Ticaret Sicili Memurunun Kararına İtiraz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/17698 E. 2014/5836 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mükerrerlik↗ kâr dağıtımı↗ ortalama tüketici↗ temsil↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak iddia, savunma, benimsenen bilirlişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı başvurusunun redde mesnet markanın 556 sayılı KHK'nın 7/1-b maddesi anlamında benzer olduğu, davacının, markasının anılan KHK'nın 7/1-i maddei anlamında tanınmış olduğunu ispatlayamadığı bu nedenle yine aynı KHK'nın 7/son maddesinden yararlanamayacağı, TPE YİDK kararlarının isabetli olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Ancak, mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyularak, davacı markasının 556 sayılı KHK'nın 7/1-i bendi anlamında tanınmış marka olup olmadığının tespiti için alınan mahkemece de benimsenen bilirkişi raporunda, davacı markasının ülkemizde kullanımının olmadığı, eğlence hizmetleri sektöründe kullanılması nedeniyle markanın ülkemizdeki ilgili tüketici kitlesinin geniş yorumlanması gerektiği ve toplumun büyük bir kısmını oluşturduğu, davacı markasının anılan KHK'nın 7/1-i maddesi gereğince tanınmış kabul edilebilmesi için müzik ve eğlence hizmetlerinin tüketici kitlesi tarafından bilinmesi gerektiği ancak bu bilinirliğin ispatlanamadığı mütala edilmişse de 556 sayılı KHK'nin 7/1 -(i) bendi ve Paris Sözleşmesi'nin 1. mükerrer 6. maddesi uyarınca menşe ülkesinde tescilli olan bir markanın, Paris Sözleşmesi'ne üye bir başka ülkede tescilli olmasa dahi tanınmış marka olarak kabul ve himaye görmesi için, tanınmışlığının tespitinde Türkiye'nin de üyesi olduğu Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı (WIPO) tarafından belirlenen ve bağlayıcı olmamakla birlikte uygulama ve öğretide de kabul gören 1999 tarihli ''WIPO Tanınmış Markaların Korunmasına İlişkin Ortak Tavsiye Kararları''ndan yararlanılmakta olup, söz konusu tavsiye kararlarına göre, tanınmışlığın tespitinde genel olarak toplumun ilgili kesiminde markanın bilinme ve tanınma derecesi; markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve kullanım derecesi; marka promosyonlarının kapsadığı coğrafi alan, promosyon süresi ve derecesi; markanın tanınmışlığını ya da kullanım derecesini yansıtacak derecedeki tesciller ya da tescil başvurularının kapsadığı coğrafi alan; markanın yetkili makamlar tarafından tanınmış marka olarak kabulüne dair uygulama örnekleri ; markaya atfedilen değer gibi kriterlerin dikkate alınarak değerlendirilmesi gereklidir.
Bu kriterler arasında yer alan ''toplumun ilgili kesimi'' deyiminden anlaşılması gerekenin ne olacağı hususu da, söz konusu WIPO tavsiye kararlarında markanın ait olduğu mal ve hizmet türünün mevcut ve gelecekteki müşterileri; dağıtım kanallarında yer alan kişiler; markanın ait olduğu mal ve hizmet türleriyle iş yapan çevreleri olarak açıklanmıştır. Ayrıca, tanınmışlığın ''toplumun ilgili kesimi''nin tamamında değil ancak her somut olayın özellikleri dikkate alınarak ''önemli bir kesiminde'' gerçekleşmesi koşulu yeterli kabul edilmelidir. Çünkü, her markanın kullanıldığı mal ve hizmet türlerinin özellikleri bakımından Paris Sözleşmesi'nin 1. mükerrer ve 6. maddesi anlamında ilgili sektördeki tanınma oranının da birbirinden farklı olacağı tabiidir.
Bu genel açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, yukarıda belirtildiği üzere tanınmışlığın tespitinde markanın ''toplumun ilgili kesimi'' tarafından bilinme derecesinin belirlenmesinde; öncelikle Türkiye'de hiç kullanılmayan bir markanın, eğlence hizmetleri yönünden bu hizmetten yararlanan orta düzeyde tüketiciler nezdinde tanınmış olduğunun kanıtlanamadığına ilişkin mahkemenin görüşüne itibar edilemez.
Zira, Türkiye'de kullanılmasa dahi dava konusu ''L P'' markasının eğlence hizmetleri alanında pek çok ülkede ve OHİM nezdinde tescil ediliği, özellikle menşei ülkesi Almanya'da eylemli biçimde kullanıldığı ifade edilmiştir. Bu durumda, anılan markanın Türkiye'de ilgili olduğu sektörün kimlerden oluştuğu ve bu sektörün önemli bir kısmı tarafından tanınmış marka olarak algılanıp algılamadığının belirlenmesi gerekir. Paris Sözleşmesi kapsamında toplumda ilgili kesiminin önemli bir bölümünde, markanın tanınmışlık düzeyine erişmiş olup olmadığı belirlenirken, her somut olayın özellikleri dikkate alınacağından, Türkiye'de kullanılmayan bir eğlence hizmeti markasını bilemeyecekleri doğal olan ortalama tüketicilerin sayısal çoğunluğunun değil, bu alanda ticari faaliyette bulunan ve hizmet üreten kişi ve kuruluşların, ilgili sektörün önemli bölümünü oluşturacağının kabulü ile bu kesimi nezdinde dava konusu markanın tanınmış olup olmadığının değerlendirmesi gereklidir.
O halde, yukarıda açıklanan hususlarda inceleme ve araştırma yapılarak, gerektiğinde aralarında ilgili sektör temsilcisinin de bulunduğu yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddi isabetli olmadığından kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/8690 E. 2012/991 K.
Ortak:mükerrerlik · kâr dağıtımı
İncelediğiniz kararda… ketici kitlesi tarafından bilinmesi gerektiği ancak bu bilinirliğin ispatlanamadığı mütala edilmişse de 556 sayılı KHK'nin 7/1 -(i) bendi ve Paris Sözleşmesi'nin 1. «mükerrer» 6. maddesi uyarınca menşe ülkesinde tescilli olan bir markanın, Paris Sözleşmesi'ne üye bir başka ülkede tescilli olmasa dahi tanınmış marka olarak kabul ve himaye …
Bu kriterler arasında yer alan ''toplumun ilgili kesimi'' deyiminden anlaşılması gerekenin ne olacağı hususu da, söz konusu WIPO tavsiye kararlarında markanın ait olduğu mal ve hizmet türünün mevcut ve gelecekteki müşterileri; «dağıtım» kanallarında yer alan kişiler; markanın ait olduğu mal ve hizmet türleriyle iş yapan çevreleri olarak açıklanmıştır.
Çünkü, her markanın kullanıldığı mal ve hizmet türlerinin özellikleri bakımından Paris Sözleşmesi'nin 1. «mükerrer» ve 6. maddesi anlamında ilgili sektördeki tanınma oranının da birbirinden farklı olacağı tabiidir.
Benzer bu karardaDava konusu markanın tescil başvurusunun yapıldığı tarih itibariyle davacıya ait ve menşe ülke Fransa'da 07.07.1994'ten itibaren tescilli olan "COLUMBUS CAFE" markasının 556 sayılı KHK'nin 7/1-(i) bendi uyarınca Paris Sözleşmesi'nin 1. «mükerrer» 6. maddesi anlamında tanınmış marka olduğunun kanıtlanması gerektiğine dair mahkeme görüşü isabetlidir.
Şöyle ki, 556 Sayılı KHK'nin 7/1 -(i) bendi ve Paris Sözleşmesi'nin 1. «mükerrer» 6. maddesi uyarınca menşe ülkesinde tescilli olan bir markanın, Paris Sözleşmesine üye bir başka ülkede tescilli olmasa dahi tanınmış marka olarak kabul ve himaye …
Bu kriterler arasında yer alan '' toplumun ilgili kesimi '' deyiminden anlaşılması gerekenin ne olacağı hususu da söz konusu WIPO tavsiye kararlarında markanın ait olduğu mal ve hizmet türünün mevcut ve gelecekteki müşterileri; «dağıtım» kanallarında yer alan kişiler; markanın ait olduğu mal ve hizmet türleriyle işyapan çevreleri olarak açıklanmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eksik inceleme · iltibas
Benzer bu kararda… rka başvurusu tarihinde Türkiye'de piyasada olmayan dünyada sektörel olarak bilinmeyen davacı markasının tescilinde davalının kötü niyetli olduğu, markalar arasında «iltibas» yaratacağı veya itibarından yararlanacağının söylenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… k, davalı markasının başvuru tarihinde davacıya ait "COLUMBUS CAFE" markası Türkiye'de hiç kullanılmamış olması halinde dahi anılan markanın Paris Sözleşmesi'nin 1. «mükerrer» 6. maddesi anlamında Türkiye'de toplumun ilgili kesimi nezdinde tanınmışlık düzeyine ulaşmış bir marka vasfında olup olmadığı belirlenerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ve değerlendirme sonucu yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiştir.
-
YİDK kararının iptali | Marka tescili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/9324 E. 2012/1409 K.
Ortak:mükerrerlik · kâr dağıtımı · ortalama tüketici · temsil
İncelediğiniz kararda… ketici kitlesi tarafından bilinmesi gerektiği ancak bu bilinirliğin ispatlanamadığı mütala edilmişse de 556 sayılı KHK'nin 7/1 -(i) bendi ve Paris Sözleşmesi'nin 1. «mükerrer» 6. maddesi uyarınca menşe ülkesinde tescilli olan bir markanın, Paris Sözleşmesi'ne üye bir başka ülkede tescilli olmasa dahi tanınmış marka olarak kabul ve himaye …
Bu kriterler arasında yer alan ''toplumun ilgili kesimi'' deyiminden anlaşılması gerekenin ne olacağı hususu da, söz konusu WIPO tavsiye kararlarında markanın ait olduğu mal ve hizmet türünün mevcut ve gelecekteki müşterileri; «dağıtım» kanallarında yer alan kişiler; markanın ait olduğu mal ve hizmet türleriyle iş yapan çevreleri olarak açıklanmıştır.
Çünkü, her markanın kullanıldığı mal ve hizmet türlerinin özellikleri bakımından Paris Sözleşmesi'nin 1. «mükerrer» ve 6. maddesi anlamında ilgili sektördeki tanınma oranının da birbirinden farklı olacağı tabiidir.
Benzer bu kararda… olanların algı seviyesi gibi daha geniş bir kapsam çizilecek olursa, bu kitle yönünden '' ALDI '' markasının 556 Sayılı KHK'nin 7/1 - (i) ve Paris Sözleşmesi'nin 1. «mükerrer» 6. maddesine göre tanınmış olmadığı, tanınmışlığa dair mahkeme kararlarının da yeterli olmadığı kabul edilmiştir.
556 Sayılı KHK'nin 7/1 -(i) bendi ve Paris Sözleşmesi'nin 1. «mükerrer» 6. maddesi uyarınca menşe ülkesinde tescilli olan bir markanın, Paris Sözleşmesine üye bir başka ülkede tescilli olmasa dahi tanınmış marka olarak kabul ve himaye …
Bu kriterler arasında yer alan '' toplumun ilgili kesimi '' deyiminden anlaşılması gerekenin ne olacağı hususu da, söz konusu WIPO tavsiye kararlarında markanın ait olduğu mal ve hizmet türünün mevcut ve gelecekteki müşterileri; «dağıtım» kanallarında yer alan kişiler; markanın ait olduğu mal ve hizmet türleriyle işyapan çevreleri olarak açıklanmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:re'sen araştırma · karine · uyuşmazlık konusu · tacir · eksik inceleme
Benzer bu kararda… eceği anlamına gelemeyeceği, Türkiye'deki Haksız Rekabete dayalı açılan davalarda yurtdışında tescilli ALDI markasının yurtdışındaki tanınmışlığı yönünden ve dürüst «tacir» olması sıfatları yönünden inceleme yapıldığı, bu nedenle işbu davadaki tanınmışlığa «karine» olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Öte yandan, davacı markasının tanınmış marka olduğuna dair dayanılan mahkeme kararlarının kesinleşip kesinleşmedikleri hususunun da, mahkemece re'«sen araştırılıp» saptanarak dikkate alınması gerektiği halde, bu hususta «eksik inceleme» ve araştırma sonucu karar verilmesi dahi doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan WIPO tavsiye kararlarına göre «uyuşmazlık konusu» markanın kullanıldığı 35/8. sınıf kapsamındaki süpermarket/perakendecilik hizmeti bakımından ''toplumun ilgili kesimi '' sadece küçük, orta, büyük ölçekte market işletmecileri ile bu hizmetten yararlanan «ortalama tüketicilerden» oluşmamaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/14698 E. 2012/19029 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:re'sen araştırma · denetime elverişlilik · eksik inceleme · iltibas
Benzer bu kararda… ftaki mal ve hizmetler yönünden davacının “İpek” ibareli markalarının seri ve bilinen marka olması sebebiyle davaya konu “Armineipek” ibareli markası ile aralarında «iltibas» tehlikesinin olduğu, ayrıca bu markalar arasında işletmesel ve ekonomik bağlantı olduğunun da düşünülebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı adına t …
Bu genel açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacıya ait "İpek" ibareli markaların sektörde tanınmışlık düzeyine ulaştığı açıklanmış ise de, bu konuda yapılan açıklamalar soyut ve gerekçeden yoksun olup Yargıtay «denetimine elverişli» değildir.
Öte yandan, dosya kapsamından davacıya ait markaların tanınmış olup olmadıklarına ilişkin olarak başka mahkemelerde görülen davaların da bulunduğu anlaşılmış olup, bu mahkeme kararlarının kesinleşip kesinleşmedikleri hususunun da mahkemece re'«sen araştırılıp» saptanarak dikkate alınması gerekmektedir.
Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14066 E. 2017/3066 K.
Ortak:mükerrerlik · temsil
İncelediğiniz kararda… ketici kitlesi tarafından bilinmesi gerektiği ancak bu bilinirliğin ispatlanamadığı mütala edilmişse de 556 sayılı KHK'nin 7/1 -(i) bendi ve Paris Sözleşmesi'nin 1. «mükerrer» 6. maddesi uyarınca menşe ülkesinde tescilli olan bir markanın, Paris Sözleşmesi'ne üye bir başka ülkede tescilli olmasa dahi tanınmış marka olarak kabul ve himaye …
Çünkü, her markanın kullanıldığı mal ve hizmet türlerinin özellikleri bakımından Paris Sözleşmesi'nin 1. «mükerrer» ve 6. maddesi anlamında ilgili sektördeki tanınma oranının da birbirinden farklı olacağı tabiidir.
O halde, yukarıda açıklanan hususlarda inceleme ve araştırma yapılarak, gerektiğinde aralarında ilgili sektör «temsilcisinin» de bulunduğu yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddi isabetli olmadığından kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaParis Sözleşmesi'nin 1. «mükerrer» 6. maddesi ve 556 sayılı KHK'nın 42. maddesi uyarınca tanınmışlık hukuki nedenine dayalı hükümsüzlük davasında hükümsüzlüğü istenen dava konusu markanın başvurusunun yapıldığı 21/07/2005 tarihi itibariyle tanınmışlığın bulunup bulunmadığının gözetilmesi gerekir.
Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda bu konuda yeterli değerlendirme bulunmadığı gibi, Paris Sözleşmesinin 1. «mükerrer» 6. maddesi kapsamında bir irdeleme yapılmadığı ve WIPO tarafından kabul edilen 1999 tarihli ortak Tavsiye Kararları çerçevesinde davacının markasının ilgili sektör …
Bu bakımdan mahkemece yukarıda belirtilen hususlarda içlerinde ilgili sektör «temsilcisinin» de bulunduğu yeni bir bilirkişi heyetinden görüş alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi için yerel mahkeme hükmünün bozulması gerektiğinden dav …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ibraz
Benzer bu karardaDavacı vekili dava dilekçesinde davacı şirkete ait “...=...” markasının menşe ülke ...’de ve pek çok ülkede tescilli, 43. sınıf otelcilik hizmeti bakımından dünyaca tanınmış marka olduğunu ileri sürmüş ve delillerini «ibraz» etmiştir.
-
YİDK kararının iptali | Marka tanınmışlığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12693 E. 2011/14407 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıyan · dahili dava · ibraz
Benzer bu kararda… O ilke kararları ile somutlaştırıldığı, davacının bu yönde deliller sunduğu, ancak davacı markasının pazara sunulduğu ve bu yolla tanınmışlık sağladığına dair kanıt «ibraz» edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlıkta dosya kapsamından ve esasen bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, davacı markasının menşe ülkesi ABD «dahil» çok sayıda ülkede tescilli olduğu, geniş bir coğrafi alanda kullanıldığı, yüksek reklam giderleri yapılarak kamuya uzun süreden beri sunulduğu, bir çok ülkede tanınmış marka haline geldiği ve hatta bu ülkelerde markanın, ‘kağıt mendil’i ifade eden bir seviyeye ulaştığı anlaşılmaktadır.
Her ne kadar bu markayı «taşıyan» ürünler ülkemizde pazara sunulmamış ise de tanınmışlık düzeyi dikkate alındığında, temizlik malzemeleri alanında ithalat ve ihracat yapan sektör tarafından bilindiğinin kabulü gerekir.
O halde, davacının tescilli markasının Türkiye’de ilgili sektör tarafından bilindiği, tanınmış seviyede olduğu, tanınmış marka olarak kabul edilebilmesi için, markayı «taşıyan» emtianın Türkiye’de pazarlanması veya tüketici tarafından bilinmesi koşulunun gerekmediği dikkate alınarak, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/17698 E. , 2014/5836 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 04/11/2010
NUMARASI 2009/250-2010/272
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 04/11/2010 tarih ve 2009/250-2010/272 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ilk defa 1989 yılında Almanya’da düzenlenen ve bu tarihten itibaren pek çok ülkede düzenlenmeye devam edilen, Dünya’nın en büyük ve ünlü tekno-müzik açık hava partisi “LOVE PARADE”nin organizatörü olduğunu, davacı adına pek çok ülkede anılan ibareyi içeren marka tescillerinin bulunduğunu ve markalarının tanınmış marka olduğu, kullanımla ayırt edicil kazandığı, müvekkilinin menşei ülke Almanya’da “LOVE PARADE Berlin GmbH…” olarak tescilli olan ve ticaret unvanının çekirdeğini oluşturan, “LOVE PARADE” ibaresini esas unsur olarak ihtiva eden 3 adet markasını tescil ettirmek için Madrid Protokolü hükümlerine göre davalı TPE'ye başvurduğunu, dava dışı şirket adına önceden tescilli benzer marka bulunduğu gerekçesiyle davalı TPE tarafından müvekkilinin marka başvurularının kısmen veya tamamen kabul edilmediğini, davacı itirazlarının da davalı TPE YİDK tarafından kabul edilmediğini ileri sürerek, asıl ve birleşen davalarda TPE YİDK’nun 2005-M-1138 ile 2005/M-1161 sayılı ve 2005/M-1729 sayılı kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, asıl ve birleşen davada Kurum kararlarının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak iddia, savunma, benimsenen bilirlişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı başvurusunun redde mesnet markanın 556 sayılı KHK'nın 7/1-b maddesi anlamında benzer olduğu, davacının, markasının anılan KHK'nın 7/1-i maddei anlamında tanınmış olduğunu ispatlayamadığı bu nedenle yine aynı KHK'nın 7/son maddesinden yararlanamayacağı, TPE YİDK kararlarının isabetli olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Ancak, mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyularak, davacı markasının 556 sayılı KHK'nın 7/1-i bendi anlamında tanınmış marka olup olmadığının tespiti için alınan mahkemece de benimsenen bilirkişi raporunda, davacı markasının ülkemizde kullanımının olmadığı, eğlence hizmetleri sektöründe kullanılması nedeniyle markanın ülkemizdeki ilgili tüketici kitlesinin geniş yorumlanması gerektiği ve toplumun büyük bir kısmını oluşturduğu, davacı markasının anılan KHK'nın 7/1-i maddesi gereğince tanınmış kabul edilebilmesi için müzik ve eğlence hizmetlerinin tüketici kitlesi tarafından bilinmesi gerektiği ancak bu bilinirliğin ispatlanamadığı mütala edilmişse de 556 sayılı KHK'nin 7/1 -(i) bendi ve Paris Sözleşmesi'nin 1.
mükerrer 6. maddesi uyarınca menşe ülkesinde tescilli olan bir markanın, Paris Sözleşmesi'ne üye bir başka ülkede tescilli olmasa dahi tanınmış marka olarak kabul ve himaye görmesi için, tanınmışlığının tespitinde Türkiye'nin de üyesi olduğu Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı (WIPO) tarafından belirlenen ve bağlayıcı olmamakla birlikte uygulama ve öğretide de kabul gören 1999 tarihli ''WIPO Tanınmış Markaların Korunmasına İlişkin Ortak Tavsiye Kararları''ndan yararlanılmakta olup, söz konusu tavsiye kararlarına göre, tanınmışlığın tespitinde genel olarak toplumun ilgili kesiminde markanın bilinme ve tanınma derecesi; markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve kullanım derecesi; marka promosyonlarının kapsadığı coğrafi alan, promosyon süresi ve derecesi;
markanın tanınmışlığını ya da kullanım derecesini yansıtacak derecedeki tesciller ya da tescil başvurularının kapsadığı coğrafi alan; markanın yetkili makamlar tarafından tanınmış marka olarak kabulüne dair uygulama örnekleri ; markaya atfedilen değer gibi kriterlerin dikkate alınarak değerlendirilmesi gereklidir.
Bu kriterler arasında yer alan ''toplumun ilgili kesimi'' deyiminden anlaşılması gerekenin ne olacağı hususu da, söz konusu WIPO tavsiye kararlarında markanın ait olduğu mal ve hizmet türünün mevcut ve gelecekteki müşterileri; dağıtım kanallarında yer alan kişiler; markanın ait olduğu mal ve hizmet türleriyle iş yapan çevreleri olarak açıklanmıştır. Ayrıca, tanınmışlığın ''toplumun ilgili kesimi''nin tamamında değil ancak her somut olayın özellikleri dikkate alınarak ''önemli bir kesiminde'' gerçekleşmesi koşulu yeterli kabul edilmelidir. Çünkü, her markanın kullanıldığı mal ve hizmet türlerinin özellikleri bakımından Paris Sözleşmesi'nin 1. mükerrer ve 6. maddesi anlamında ilgili sektördeki tanınma oranının da birbirinden farklı olacağı tabiidir.
Bu genel açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, yukarıda belirtildiği üzere tanınmışlığın tespitinde markanın ''toplumun ilgili kesimi'' tarafından bilinme derecesinin belirlenmesinde; öncelikle Türkiye'de hiç kullanılmayan bir markanın, eğlence hizmetleri yönünden bu hizmetten yararlanan orta düzeyde tüketiciler nezdinde tanınmış olduğunun kanıtlanamadığına ilişkin mahkemenin görüşüne itibar edilemez.
Zira, Türkiye'de kullanılmasa dahi dava konusu ''L P'' markasının eğlence hizmetleri alanında pek çok ülkede ve OHİM nezdinde tescil ediliği, özellikle menşei ülkesi Almanya'da eylemli biçimde kullanıldığı ifade edilmiştir. Bu durumda, anılan markanın Türkiye'de ilgili olduğu sektörün kimlerden oluştuğu ve bu sektörün önemli bir kısmı tarafından tanınmış marka olarak algılanıp algılamadığının belirlenmesi gerekir. Paris Sözleşmesi kapsamında toplumda ilgili kesiminin önemli bir bölümünde, markanın tanınmışlık düzeyine erişmiş olup olmadığı belirlenirken, her somut olayın özellikleri dikkate alınacağından, Türkiye'de kullanılmayan bir eğlence hizmeti markasını bilemeyecekleri doğal olan ortalama tüketicilerin sayısal çoğunluğunun değil, bu alanda ticari faaliyette bulunan ve hizmet üreten kişi ve kuruluşların, ilgili sektörün önemli bölümünü oluşturacağının kabulü ile bu kesimi nezdinde dava konusu markanın tanınmış olup olmadığının değerlendirmesi gereklidir.
O halde, yukarıda açıklanan hususlarda inceleme ve araştırma yapılarak, gerektiğinde aralarında ilgili sektör temsilcisinin de bulunduğu yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddi isabetli olmadığından kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) no'lu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101845000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz