6102TTK Türk Ticaret Kanunu

YİDK kararının iptali | Marka tescili

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/9324 E. 2012/1409 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
re'sen araştırma karine mükerrerlik uyuşmazlık konusu kâr dağıtımı ortalama tüketici tacir eksik inceleme haksız rekabet temsil

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, bir markanın dünyanın birçok ülkesinde tescilli olmasının veya marka sahibi şirketin dünyanın değişik yerlerinde faaliyet gösteriyor olmasının o markanın tanınmış marka olduğu anlamına gelmeyeceği, markanın en azından kullanıldığı emtiaları/hizmetleri tüketen/yararlanan orta düzeydeki tüketiciler açısından tanınması gerektiği, davacı markasının yurt dışında bir kısım ülkelerde tanınmış marka olarak kabul edilmesinin, Türkiye'de de tanınmış marka olarak kabul edilebileceği anlamına gelemeyeceği, Türkiye'deki Haksız Rekabete dayalı açılan davalarda yurtdışında tescilli ALDI markasının yurtdışındaki tanınmışlığı yönünden ve dürüst tacir olması sıfatları yönünden inceleme yapıldığı, bu nedenle işbu davadaki tanınmışlığa karine olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu itibariyle Almanya uyruklu davacı şirkete ait '' ALDI '' markasının Türkiye'de süpermarket işletmeciliği alanında hiç kullanılmaması nedeniyle bu hizmetten yararlanan orta düzeyde ki tüketiciler ve küçük mağazacılık yapan bakkallar tarafından bilinmediği, buna karşın orta ve büyük ölçekteki marketçilik/ mağazacılık yapan kişilerce iyi bilinen ( tanınmış) marka olduğu, ancak tanınmışlığın çapı için mağazacılık işletmelerine müşteri olanların algı seviyesi gibi daha geniş bir kapsam çizilecek olursa, bu kitle yönünden '' ALDI '' markasının 556 Sayılı KHK'nin 7/1 - (i) ve Paris Sözleşmesi'nin 1. mükerrer 6. maddesine göre tanınmış olmadığı, tanınmışlığa dair mahkeme kararlarının da yeterli olmadığı kabul edilmiştir.

556 Sayılı KHK'nin 7/1 -(i) bendi ve Paris Sözleşmesi'nin 1. mükerrer 6. maddesi uyarınca menşe ülkesinde tescilli olan bir markanın, Paris Sözleşmesine üye bir başka ülkede tescilli olmasa dahi tanınmış marka olarak kabul ve himaye görmesi için, tanınmışlığının tespitinde Türkiye'nin de üyesi olduğu Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı ( WIPO) tarafından belirlenen ve bağlayıcı olmamakla birlikte uygulama ve öğretide de kabul gören 1999 tarihli '' WIPO Tanınmış Markaların Korunmasına İlişkin Ortak Tavsiye Kararları''ndan yararlanılmaktadır. .../...

2010/9324 Sf-2-

2012/1409

Söz konusu tavsiye kararlarına göre, tanınmışlığın tespitinde genel olarak toplumun ilgili kesiminde markanın bilinme ve tanınma derecesi; markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve kullanım derecesi; marka promosyonlarının kapsadığı coğrafi alan, promosyon süresi ve derecesi; markanın tanınmışlığını ya da kullanım derecesini yansıtacak derecedeki tesciller ya da tescil başvurularının kapsadığı cografi alan; markanın yetkili makamlar tarafından tanınmış marka olarak kabulüne dair uygulama örnekleri ; markaya atfedilen değer gibi kriterlerin dikkate alınarak değerlendirilmesi gereklidir.

Bu kriterler arasında yer alan '' toplumun ilgili kesimi '' deyiminden anlaşılması gerekenin ne olacağı hususu da, söz konusu WIPO tavsiye kararlarında markanın ait olduğu mal ve hizmet türünün mevcut ve gelecekteki müşterileri; dağıtım kanallarında yer alan kişiler; markanın ait olduğu mal ve hizmet türleriyle işyapan çevreleri olarak açıklanmıştır. Ayrıca, tanınmışlığın '' toplumun ilgili kesimi''nin tamamında değil ancak her somut olayın özellikleri dikkate alınarak '' önemli bir kesiminde '' gerçekleşmesi koşulu yeterli kabul edilmelidir. Çünkü, her markanın kullanıldığı mal ve hizmet türlerinin özellikleri bakımından Paris Sözleşmesinin 1. mükerrer ve 6. maddesi anlamında ilgili sektördeki tanınma oranının da birbirinden farklı olacağı tabiidir.

Bu genel açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, yukarıda belirtildiği üzere tanınmışlığın tespitinde markanın '' toplumun ilgili kesimi '' tarafından bilinme derecesinin belirlenmesinde; öncelikle Türkiye'de hiç kullanılmayan bir markanın, 35/8 sınıf süpermarket işletmeciliği hizmeti yönünden, dar kapsamdaki orta ve büyük ölçekte market işletmecilerine nazaran, tanınmışlığın çapı bakımından daha geniş kapsamdaki küçük ölçekte bakkallar ve bu hizmetten yararlanarak orta düzeyde tüketiciler nezdinde tanınmış olduğunun kanıtlanamadığına ilişkin mahkemenin görüşüne itibar edilemez.

Zira, Türkiye'de kullanılmasa dahi dava konusu '' ALDI '' markasının süpermarket işletmeciliği hizmeti alanında yurtdışında tanınmış marka olduğu ifade edilmiştir. Bu durumda, anılan markanın Türkiye'de ilgili olduğu sektörün kimlerden oluştuğu ve bu sektörün önemli bir kısmı tarafından tanınmış marka olarak algılanıp algılamadığının belirlenmesi gerekir. Yukarıda açıklanan WIPO tavsiye kararlarına göre uyuşmazlık konusu markanın kullanıldığı 35/8. sınıf kapsamındaki süpermarket/perakendecilik hizmeti bakımından ''toplumun ilgili kesimi '' sadece küçük, orta, büyük ölçekte market işletmecileri ile bu hizmetten yararlanan ortalama tüketicilerden oluşmamaktadır. Ayrıca, mal ve hizmet tedarikçileri, ithalat, ihracatcılar ve süpermarketlerde stant kiralamak suretiyle doğrudan veya dolaylı surette kendi mallarının satış, tanıtım ve pazarlamasını yapan üretici, satıcı, pazarlamacı v.b kişilerin de bu sektörde yer alacakları kabul edilmelidir.

Bu nedenle de, Paris Sözleşmesi kapsamında toplumda ilgili kesiminin önemli bir bölümünde, markanın tanınmışlık düzeyine erişmiş olup olmadığı belirlenirken, her somut olayın özellikleri dikkate alınacağından, Türkiye'de kullanılmayan bir süpermarket hizmeti markasını bilemeyecekleri doğal olan ortalama tüketicilerin sayısal çoğunluğunun değil, bu alanda ticari faaliyette bulunan ve hizmet üreten kişi ve kuruluşların ilgili sektörün önemli bölümünü oluşturacağının kabulü ile bu kesimi nezdinde dava konusu markanın tanınmış olup olmadığının değerlendirmesi gereklidir.

Öte yandan, davacı markasının tanınmış marka olduğuna dair dayanılan mahkeme kararlarının kesinleşip kesinleşmedikleri hususunun da, mahkemece re'sen araştırılıp saptanarak dikkate alınması gerektiği halde, bu hususta eksik inceleme ve araştırma sonucu karar verilmesi dahi doğru görülmemiştir.

O halde, yukarıda açıklanan hususlarda inceleme ve araştırma yapılarak, gerektiğinde aralarında ilgili sektör temsilcisinin de bulunduğu yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddi isabetli olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.

.../...

2010/9324

2012/1409 Sf-3-

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Ticaret Sicili Memurunun Kararına İtiraz

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17698 E. 2014/5836 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Marka hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/8690 E. 2012/991 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Kıymetli Evrak İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/14698 E. 2012/19029 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/9324 E.  ,  2012/1409 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

VEKİLİ Av. ...

VEKİLİ Av. ... ( Tekin )

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/03/2010 tarih ve 2008/250-2010/71 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkiline ait “ALDI” markasının Türkiye ve birçok ülkede tescilli olduğunu, tanınmış marka olarak tescili için yapılan başvurunun “tanınmışlığa delil olarak sunulan belgeler, promosyon, reklam/tanıtım faaliyetleri gibi unsurların Türkiye’de yaygın olarak kullanılmayan markaya tanınmışlık kazandıracak seviyede olmadığı” gerekçesi ile TPE YİDK tarafından reddedildiğini ileri sürerek TPE YİDK kararının iptalini, “ALDI” markasının tanınmış marka olduğunun tespitini ve sicile tescilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, markanın birçok ülkede tescilli olmasının veya marka sahibinin bir çok ülkede faaliyette bulunuyor olmasının, markanın tanınmış marka olarak kabulünü gerektirmeyeceğini, ülkemizde tanınmayan markanın 7. madde anlamında tanınmış marka olarak kabul edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, bir markanın dünyanın birçok ülkesinde tescilli olmasının veya marka sahibi şirketin dünyanın değişik yerlerinde faaliyet gösteriyor olmasının o markanın tanınmış marka olduğu anlamına gelmeyeceği, markanın en azından kullanıldığı emtiaları/hizmetleri tüketen/yararlanan orta düzeydeki tüketiciler açısından tanınması gerektiği, davacı markasının yurt dışında bir kısım ülkelerde tanınmış marka olarak kabul edilmesinin, Türkiye'de de tanınmış marka olarak kabul edilebileceği anlamına gelemeyeceği, Türkiye'deki Haksız Rekabete dayalı açılan davalarda yurtdışında tescilli ALDI markasının yurtdışındaki tanınmışlığı yönünden ve dürüst tacir olması sıfatları yönünden inceleme yapıldığı, bu nedenle işbu davadaki tanınmışlığa karine olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu itibariyle Almanya uyruklu davacı şirkete ait '' ALDI '' markasının Türkiye'de süpermarket işletmeciliği alanında hiç kullanılmaması nedeniyle bu hizmetten yararlanan orta düzeyde ki tüketiciler ve küçük mağazacılık yapan bakkallar tarafından bilinmediği, buna karşın orta ve büyük ölçekteki marketçilik/ mağazacılık yapan kişilerce iyi bilinen ( tanınmış) marka olduğu, ancak tanınmışlığın çapı için mağazacılık işletmelerine müşteri olanların algı seviyesi gibi daha geniş bir kapsam çizilecek olursa, bu kitle yönünden '' ALDI '' markasının 556 Sayılı KHK'nin 7/1 - (i) ve Paris Sözleşmesi'nin 1. mükerrer 6. maddesine göre tanınmış olmadığı, tanınmışlığa dair mahkeme kararlarının da yeterli olmadığı kabul edilmiştir.

556 Sayılı KHK'nin 7/1 -(i) bendi ve Paris Sözleşmesi'nin 1. mükerrer 6. maddesi uyarınca menşe ülkesinde tescilli olan bir markanın, Paris Sözleşmesine üye bir başka ülkede tescilli olmasa dahi tanınmış marka olarak kabul ve himaye görmesi için, tanınmışlığının tespitinde Türkiye'nin de üyesi olduğu Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı ( WIPO) tarafından belirlenen ve bağlayıcı olmamakla birlikte uygulama ve öğretide de kabul gören 1999 tarihli '' WIPO Tanınmış Markaların Korunmasına İlişkin Ortak Tavsiye Kararları''ndan yararlanılmaktadır. .../...

2010/9324 Sf-2-

2012/1409

Söz konusu tavsiye kararlarına göre, tanınmışlığın tespitinde genel olarak toplumun ilgili kesiminde markanın bilinme ve tanınma derecesi; markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve kullanım derecesi; marka promosyonlarının kapsadığı coğrafi alan, promosyon süresi ve derecesi; markanın tanınmışlığını ya da kullanım derecesini yansıtacak derecedeki tesciller ya da tescil başvurularının kapsadığı cografi alan; markanın yetkili makamlar tarafından tanınmış marka olarak kabulüne dair uygulama örnekleri ; markaya atfedilen değer gibi kriterlerin dikkate alınarak değerlendirilmesi gereklidir.

Bu kriterler arasında yer alan '' toplumun ilgili kesimi '' deyiminden anlaşılması gerekenin ne olacağı hususu da, söz konusu WIPO tavsiye kararlarında markanın ait olduğu mal ve hizmet türünün mevcut ve gelecekteki müşterileri; dağıtım kanallarında yer alan kişiler; markanın ait olduğu mal ve hizmet türleriyle işyapan çevreleri olarak açıklanmıştır. Ayrıca, tanınmışlığın '' toplumun ilgili kesimi''nin tamamında değil ancak her somut olayın özellikleri dikkate alınarak '' önemli bir kesiminde '' gerçekleşmesi koşulu yeterli kabul edilmelidir. Çünkü, her markanın kullanıldığı mal ve hizmet türlerinin özellikleri bakımından Paris Sözleşmesinin 1. mükerrer ve 6. maddesi anlamında ilgili sektördeki tanınma oranının da birbirinden farklı olacağı tabiidir.

Bu genel açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, yukarıda belirtildiği üzere tanınmışlığın tespitinde markanın '' toplumun ilgili kesimi '' tarafından bilinme derecesinin belirlenmesinde; öncelikle Türkiye'de hiç kullanılmayan bir markanın, 35/8 sınıf süpermarket işletmeciliği hizmeti yönünden, dar kapsamdaki orta ve büyük ölçekte market işletmecilerine nazaran, tanınmışlığın çapı bakımından daha geniş kapsamdaki küçük ölçekte bakkallar ve bu hizmetten yararlanarak orta düzeyde tüketiciler nezdinde tanınmış olduğunun kanıtlanamadığına ilişkin mahkemenin görüşüne itibar edilemez.

Zira, Türkiye'de kullanılmasa dahi dava konusu '' ALDI '' markasının süpermarket işletmeciliği hizmeti alanında yurtdışında tanınmış marka olduğu ifade edilmiştir. Bu durumda, anılan markanın Türkiye'de ilgili olduğu sektörün kimlerden oluştuğu ve bu sektörün önemli bir kısmı tarafından tanınmış marka olarak algılanıp algılamadığının belirlenmesi gerekir. Yukarıda açıklanan WIPO tavsiye kararlarına göre uyuşmazlık konusu markanın kullanıldığı 35/8. sınıf kapsamındaki süpermarket/perakendecilik hizmeti bakımından ''toplumun ilgili kesimi '' sadece küçük, orta, büyük ölçekte market işletmecileri ile bu hizmetten yararlanan ortalama tüketicilerden oluşmamaktadır. Ayrıca, mal ve hizmet tedarikçileri, ithalat, ihracatcılar ve süpermarketlerde stant kiralamak suretiyle doğrudan veya dolaylı surette kendi mallarının satış, tanıtım ve pazarlamasını yapan üretici, satıcı, pazarlamacı v.b kişilerin de bu sektörde yer alacakları kabul edilmelidir.

Bu nedenle de, Paris Sözleşmesi kapsamında toplumda ilgili kesiminin önemli bir bölümünde, markanın tanınmışlık düzeyine erişmiş olup olmadığı belirlenirken, her somut olayın özellikleri dikkate alınacağından, Türkiye'de kullanılmayan bir süpermarket hizmeti markasını bilemeyecekleri doğal olan ortalama tüketicilerin sayısal çoğunluğunun değil, bu alanda ticari faaliyette bulunan ve hizmet üreten kişi ve kuruluşların ilgili sektörün önemli bölümünü oluşturacağının kabulü ile bu kesimi nezdinde dava konusu markanın tanınmış olup olmadığının değerlendirmesi gereklidir.

Öte yandan, davacı markasının tanınmış marka olduğuna dair dayanılan mahkeme kararlarının kesinleşip kesinleşmedikleri hususunun da, mahkemece re'sen araştırılıp saptanarak dikkate alınması gerektiği halde, bu hususta eksik inceleme ve araştırma sonucu karar verilmesi dahi doğru görülmemiştir.

O halde, yukarıda açıklanan hususlarda inceleme ve araştırma yapılarak, gerektiğinde aralarında ilgili sektör temsilcisinin de bulunduğu yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddi isabetli olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.

.../...

2010/9324

2012/1409 Sf-3-

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06/02/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

15/02/2012- S.C

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1036823100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.