YİDK kararının iptali | Marka tescili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/9324 E. 2012/1409 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
re'sen araştırma↗ karine↗ mükerrerlik↗ uyuşmazlık konusu↗ kâr dağıtımı↗ ortalama tüketici↗ tacir↗ eksik inceleme↗ haksız rekabet↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bir markanın dünyanın birçok ülkesinde tescilli olmasının veya marka sahibi şirketin dünyanın değişik yerlerinde faaliyet gösteriyor olmasının o markanın tanınmış marka olduğu anlamına gelmeyeceği, markanın en azından kullanıldığı emtiaları/hizmetleri tüketen/yararlanan orta düzeydeki tüketiciler açısından tanınması gerektiği, davacı markasının yurt dışında bir kısım ülkelerde tanınmış marka olarak kabul edilmesinin, Türkiye'de de tanınmış marka olarak kabul edilebileceği anlamına gelemeyeceği, Türkiye'deki Haksız Rekabete dayalı açılan davalarda yurtdışında tescilli ALDI markasının yurtdışındaki tanınmışlığı yönünden ve dürüst tacir olması sıfatları yönünden inceleme yapıldığı, bu nedenle işbu davadaki tanınmışlığa karine olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu itibariyle Almanya uyruklu davacı şirkete ait '' ALDI '' markasının Türkiye'de süpermarket işletmeciliği alanında hiç kullanılmaması nedeniyle bu hizmetten yararlanan orta düzeyde ki tüketiciler ve küçük mağazacılık yapan bakkallar tarafından bilinmediği, buna karşın orta ve büyük ölçekteki marketçilik/ mağazacılık yapan kişilerce iyi bilinen ( tanınmış) marka olduğu, ancak tanınmışlığın çapı için mağazacılık işletmelerine müşteri olanların algı seviyesi gibi daha geniş bir kapsam çizilecek olursa, bu kitle yönünden '' ALDI '' markasının 556 Sayılı KHK'nin 7/1 - (i) ve Paris Sözleşmesi'nin 1. mükerrer 6. maddesine göre tanınmış olmadığı, tanınmışlığa dair mahkeme kararlarının da yeterli olmadığı kabul edilmiştir.
556 Sayılı KHK'nin 7/1 -(i) bendi ve Paris Sözleşmesi'nin 1. mükerrer 6. maddesi uyarınca menşe ülkesinde tescilli olan bir markanın, Paris Sözleşmesine üye bir başka ülkede tescilli olmasa dahi tanınmış marka olarak kabul ve himaye görmesi için, tanınmışlığının tespitinde Türkiye'nin de üyesi olduğu Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı ( WIPO) tarafından belirlenen ve bağlayıcı olmamakla birlikte uygulama ve öğretide de kabul gören 1999 tarihli '' WIPO Tanınmış Markaların Korunmasına İlişkin Ortak Tavsiye Kararları''ndan yararlanılmaktadır. .../...
2010/9324 Sf-2-
2012/1409
Söz konusu tavsiye kararlarına göre, tanınmışlığın tespitinde genel olarak toplumun ilgili kesiminde markanın bilinme ve tanınma derecesi; markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve kullanım derecesi; marka promosyonlarının kapsadığı coğrafi alan, promosyon süresi ve derecesi; markanın tanınmışlığını ya da kullanım derecesini yansıtacak derecedeki tesciller ya da tescil başvurularının kapsadığı cografi alan; markanın yetkili makamlar tarafından tanınmış marka olarak kabulüne dair uygulama örnekleri ; markaya atfedilen değer gibi kriterlerin dikkate alınarak değerlendirilmesi gereklidir.
Bu kriterler arasında yer alan '' toplumun ilgili kesimi '' deyiminden anlaşılması gerekenin ne olacağı hususu da, söz konusu WIPO tavsiye kararlarında markanın ait olduğu mal ve hizmet türünün mevcut ve gelecekteki müşterileri; dağıtım kanallarında yer alan kişiler; markanın ait olduğu mal ve hizmet türleriyle işyapan çevreleri olarak açıklanmıştır. Ayrıca, tanınmışlığın '' toplumun ilgili kesimi''nin tamamında değil ancak her somut olayın özellikleri dikkate alınarak '' önemli bir kesiminde '' gerçekleşmesi koşulu yeterli kabul edilmelidir. Çünkü, her markanın kullanıldığı mal ve hizmet türlerinin özellikleri bakımından Paris Sözleşmesinin 1. mükerrer ve 6. maddesi anlamında ilgili sektördeki tanınma oranının da birbirinden farklı olacağı tabiidir.
Bu genel açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, yukarıda belirtildiği üzere tanınmışlığın tespitinde markanın '' toplumun ilgili kesimi '' tarafından bilinme derecesinin belirlenmesinde; öncelikle Türkiye'de hiç kullanılmayan bir markanın, 35/8 sınıf süpermarket işletmeciliği hizmeti yönünden, dar kapsamdaki orta ve büyük ölçekte market işletmecilerine nazaran, tanınmışlığın çapı bakımından daha geniş kapsamdaki küçük ölçekte bakkallar ve bu hizmetten yararlanarak orta düzeyde tüketiciler nezdinde tanınmış olduğunun kanıtlanamadığına ilişkin mahkemenin görüşüne itibar edilemez.
Zira, Türkiye'de kullanılmasa dahi dava konusu '' ALDI '' markasının süpermarket işletmeciliği hizmeti alanında yurtdışında tanınmış marka olduğu ifade edilmiştir. Bu durumda, anılan markanın Türkiye'de ilgili olduğu sektörün kimlerden oluştuğu ve bu sektörün önemli bir kısmı tarafından tanınmış marka olarak algılanıp algılamadığının belirlenmesi gerekir. Yukarıda açıklanan WIPO tavsiye kararlarına göre uyuşmazlık konusu markanın kullanıldığı 35/8. sınıf kapsamındaki süpermarket/perakendecilik hizmeti bakımından ''toplumun ilgili kesimi '' sadece küçük, orta, büyük ölçekte market işletmecileri ile bu hizmetten yararlanan ortalama tüketicilerden oluşmamaktadır. Ayrıca, mal ve hizmet tedarikçileri, ithalat, ihracatcılar ve süpermarketlerde stant kiralamak suretiyle doğrudan veya dolaylı surette kendi mallarının satış, tanıtım ve pazarlamasını yapan üretici, satıcı, pazarlamacı v.b kişilerin de bu sektörde yer alacakları kabul edilmelidir.
Bu nedenle de, Paris Sözleşmesi kapsamında toplumda ilgili kesiminin önemli bir bölümünde, markanın tanınmışlık düzeyine erişmiş olup olmadığı belirlenirken, her somut olayın özellikleri dikkate alınacağından, Türkiye'de kullanılmayan bir süpermarket hizmeti markasını bilemeyecekleri doğal olan ortalama tüketicilerin sayısal çoğunluğunun değil, bu alanda ticari faaliyette bulunan ve hizmet üreten kişi ve kuruluşların ilgili sektörün önemli bölümünü oluşturacağının kabulü ile bu kesimi nezdinde dava konusu markanın tanınmış olup olmadığının değerlendirmesi gereklidir.
Öte yandan, davacı markasının tanınmış marka olduğuna dair dayanılan mahkeme kararlarının kesinleşip kesinleşmedikleri hususunun da, mahkemece re'sen araştırılıp saptanarak dikkate alınması gerektiği halde, bu hususta eksik inceleme ve araştırma sonucu karar verilmesi dahi doğru görülmemiştir.
O halde, yukarıda açıklanan hususlarda inceleme ve araştırma yapılarak, gerektiğinde aralarında ilgili sektör temsilcisinin de bulunduğu yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddi isabetli olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
.../...
2010/9324
2012/1409 Sf-3-
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Ticaret Sicili Memurunun Kararına İtiraz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17698 E. 2014/5836 K.
Ortak:mükerrerlik · kâr dağıtımı · ortalama tüketici · temsil
İncelediğiniz kararda… olanların algı seviyesi gibi daha geniş bir kapsam çizilecek olursa, bu kitle yönünden '' ALDI '' markasının 556 Sayılı KHK'nin 7/1 - (i) ve Paris Sözleşmesi'nin 1. «mükerrer» 6. maddesine göre tanınmış olmadığı, tanınmışlığa dair mahkeme kararlarının da yeterli olmadığı kabul edilmiştir.
556 Sayılı KHK'nin 7/1 -(i) bendi ve Paris Sözleşmesi'nin 1. «mükerrer» 6. maddesi uyarınca menşe ülkesinde tescilli olan bir markanın, Paris Sözleşmesine üye bir başka ülkede tescilli olmasa dahi tanınmış marka olarak kabul ve himaye …
Bu kriterler arasında yer alan '' toplumun ilgili kesimi '' deyiminden anlaşılması gerekenin ne olacağı hususu da, söz konusu WIPO tavsiye kararlarında markanın ait olduğu mal ve hizmet türünün mevcut ve gelecekteki müşterileri; «dağıtım» kanallarında yer alan kişiler; markanın ait olduğu mal ve hizmet türleriyle işyapan çevreleri olarak açıklanmıştır.
Benzer bu kararda… ketici kitlesi tarafından bilinmesi gerektiği ancak bu bilinirliğin ispatlanamadığı mütala edilmişse de 556 sayılı KHK'nin 7/1 -(i) bendi ve Paris Sözleşmesi'nin 1. «mükerrer» 6. maddesi uyarınca menşe ülkesinde tescilli olan bir markanın, Paris Sözleşmesi'ne üye bir başka ülkede tescilli olmasa dahi tanınmış marka olarak kabul ve himaye …
Bu kriterler arasında yer alan ''toplumun ilgili kesimi'' deyiminden anlaşılması gerekenin ne olacağı hususu da, söz konusu WIPO tavsiye kararlarında markanın ait olduğu mal ve hizmet türünün mevcut ve gelecekteki müşterileri; «dağıtım» kanallarında yer alan kişiler; markanın ait olduğu mal ve hizmet türleriyle iş yapan çevreleri olarak açıklanmıştır.
Çünkü, her markanın kullanıldığı mal ve hizmet türlerinin özellikleri bakımından Paris Sözleşmesi'nin 1. «mükerrer» ve 6. maddesi anlamında ilgili sektördeki tanınma oranının da birbirinden farklı olacağı tabiidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… 7/1-b maddesi anlamında benzer olduğu, davacının, markasının anılan KHK'nın 7/1-i maddei anlamında tanınmış olduğunu ispatlayamadığı bu nedenle yine aynı KHK'nın 7/«son» maddesinden yararlanamayacağı, TPE YİDK kararlarının isabetli olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/8690 E. 2012/991 K.
Ortak:mükerrerlik · kâr dağıtımı · eksik inceleme
İncelediğiniz kararda… olanların algı seviyesi gibi daha geniş bir kapsam çizilecek olursa, bu kitle yönünden '' ALDI '' markasının 556 Sayılı KHK'nin 7/1 - (i) ve Paris Sözleşmesi'nin 1. «mükerrer» 6. maddesine göre tanınmış olmadığı, tanınmışlığa dair mahkeme kararlarının da yeterli olmadığı kabul edilmiştir.
556 Sayılı KHK'nin 7/1 -(i) bendi ve Paris Sözleşmesi'nin 1. «mükerrer» 6. maddesi uyarınca menşe ülkesinde tescilli olan bir markanın, Paris Sözleşmesine üye bir başka ülkede tescilli olmasa dahi tanınmış marka olarak kabul ve himaye …
Bu kriterler arasında yer alan '' toplumun ilgili kesimi '' deyiminden anlaşılması gerekenin ne olacağı hususu da, söz konusu WIPO tavsiye kararlarında markanın ait olduğu mal ve hizmet türünün mevcut ve gelecekteki müşterileri; «dağıtım» kanallarında yer alan kişiler; markanın ait olduğu mal ve hizmet türleriyle işyapan çevreleri olarak açıklanmıştır.
Benzer bu kararda… k, davalı markasının başvuru tarihinde davacıya ait "COLUMBUS CAFE" markası Türkiye'de hiç kullanılmamış olması halinde dahi anılan markanın Paris Sözleşmesi'nin 1. «mükerrer» 6. maddesi anlamında Türkiye'de toplumun ilgili kesimi nezdinde tanınmışlık düzeyine ulaşmış bir marka vasfında olup olmadığı belirlenerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ve değerlendirme sonucu yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiştir.
Dava konusu markanın tescil başvurusunun yapıldığı tarih itibariyle davacıya ait ve menşe ülke Fransa'da 07.07.1994'ten itibaren tescilli olan "COLUMBUS CAFE" markasının 556 sayılı KHK'nin 7/1-(i) bendi uyarınca Paris Sözleşmesi'nin 1. «mükerrer» 6. maddesi anlamında tanınmış marka olduğunun kanıtlanması gerektiğine dair mahkeme görüşü isabetlidir.
Şöyle ki, 556 Sayılı KHK'nin 7/1 -(i) bendi ve Paris Sözleşmesi'nin 1. «mükerrer» 6. maddesi uyarınca menşe ülkesinde tescilli olan bir markanın, Paris Sözleşmesine üye bir başka ülkede tescilli olmasa dahi tanınmış marka olarak kabul ve himaye …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iltibas
Benzer bu kararda… rka başvurusu tarihinde Türkiye'de piyasada olmayan dünyada sektörel olarak bilinmeyen davacı markasının tescilinde davalının kötü niyetli olduğu, markalar arasında «iltibas» yaratacağı veya itibarından yararlanacağının söylenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/14698 E. 2012/19029 K.
Ortak:re'sen araştırma · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaÖte yandan, davacı markasının tanınmış marka olduğuna dair dayanılan mahkeme kararlarının kesinleşip kesinleşmedikleri hususunun da, mahkemece re'«sen araştırılıp» saptanarak dikkate alınması gerektiği halde, bu hususta «eksik inceleme» ve araştırma sonucu karar verilmesi dahi doğru görülmemiştir.
Benzer bu karardaÖte yandan, dosya kapsamından davacıya ait markaların tanınmış olup olmadıklarına ilişkin olarak başka mahkemelerde görülen davaların da bulunduğu anlaşılmış olup, bu mahkeme kararlarının kesinleşip kesinleşmedikleri hususunun da mahkemece re'«sen araştırılıp» saptanarak dikkate alınması gerekmektedir.
Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:denetime elverişlilik · iltibas
Benzer bu kararda… ftaki mal ve hizmetler yönünden davacının “İpek” ibareli markalarının seri ve bilinen marka olması sebebiyle davaya konu “Armineipek” ibareli markası ile aralarında «iltibas» tehlikesinin olduğu, ayrıca bu markalar arasında işletmesel ve ekonomik bağlantı olduğunun da düşünülebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı adına t …
Bu genel açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacıya ait "İpek" ibareli markaların sektörde tanınmışlık düzeyine ulaştığı açıklanmış ise de, bu konuda yapılan açıklamalar soyut ve gerekçeden yoksun olup Yargıtay «denetimine elverişli» değildir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/9324 E. , 2012/1409 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
VEKİLİ Av. ...
VEKİLİ Av. ... ( Tekin )
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/03/2010 tarih ve 2008/250-2010/71 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait “ALDI” markasının Türkiye ve birçok ülkede tescilli olduğunu, tanınmış marka olarak tescili için yapılan başvurunun “tanınmışlığa delil olarak sunulan belgeler, promosyon, reklam/tanıtım faaliyetleri gibi unsurların Türkiye’de yaygın olarak kullanılmayan markaya tanınmışlık kazandıracak seviyede olmadığı” gerekçesi ile TPE YİDK tarafından reddedildiğini ileri sürerek TPE YİDK kararının iptalini, “ALDI” markasının tanınmış marka olduğunun tespitini ve sicile tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, markanın birçok ülkede tescilli olmasının veya marka sahibinin bir çok ülkede faaliyette bulunuyor olmasının, markanın tanınmış marka olarak kabulünü gerektirmeyeceğini, ülkemizde tanınmayan markanın 7. madde anlamında tanınmış marka olarak kabul edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bir markanın dünyanın birçok ülkesinde tescilli olmasının veya marka sahibi şirketin dünyanın değişik yerlerinde faaliyet gösteriyor olmasının o markanın tanınmış marka olduğu anlamına gelmeyeceği, markanın en azından kullanıldığı emtiaları/hizmetleri tüketen/yararlanan orta düzeydeki tüketiciler açısından tanınması gerektiği, davacı markasının yurt dışında bir kısım ülkelerde tanınmış marka olarak kabul edilmesinin, Türkiye'de de tanınmış marka olarak kabul edilebileceği anlamına gelemeyeceği, Türkiye'deki Haksız Rekabete dayalı açılan davalarda yurtdışında tescilli ALDI markasının yurtdışındaki tanınmışlığı yönünden ve dürüst tacir olması sıfatları yönünden inceleme yapıldığı, bu nedenle işbu davadaki tanınmışlığa karine olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu itibariyle Almanya uyruklu davacı şirkete ait '' ALDI '' markasının Türkiye'de süpermarket işletmeciliği alanında hiç kullanılmaması nedeniyle bu hizmetten yararlanan orta düzeyde ki tüketiciler ve küçük mağazacılık yapan bakkallar tarafından bilinmediği, buna karşın orta ve büyük ölçekteki marketçilik/ mağazacılık yapan kişilerce iyi bilinen ( tanınmış) marka olduğu, ancak tanınmışlığın çapı için mağazacılık işletmelerine müşteri olanların algı seviyesi gibi daha geniş bir kapsam çizilecek olursa, bu kitle yönünden '' ALDI '' markasının 556 Sayılı KHK'nin 7/1 - (i) ve Paris Sözleşmesi'nin 1. mükerrer 6. maddesine göre tanınmış olmadığı, tanınmışlığa dair mahkeme kararlarının da yeterli olmadığı kabul edilmiştir.
556 Sayılı KHK'nin 7/1 -(i) bendi ve Paris Sözleşmesi'nin 1. mükerrer 6. maddesi uyarınca menşe ülkesinde tescilli olan bir markanın, Paris Sözleşmesine üye bir başka ülkede tescilli olmasa dahi tanınmış marka olarak kabul ve himaye görmesi için, tanınmışlığının tespitinde Türkiye'nin de üyesi olduğu Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı ( WIPO) tarafından belirlenen ve bağlayıcı olmamakla birlikte uygulama ve öğretide de kabul gören 1999 tarihli '' WIPO Tanınmış Markaların Korunmasına İlişkin Ortak Tavsiye Kararları''ndan yararlanılmaktadır. .../...
2010/9324 Sf-2-
2012/1409
Söz konusu tavsiye kararlarına göre, tanınmışlığın tespitinde genel olarak toplumun ilgili kesiminde markanın bilinme ve tanınma derecesi; markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve kullanım derecesi; marka promosyonlarının kapsadığı coğrafi alan, promosyon süresi ve derecesi; markanın tanınmışlığını ya da kullanım derecesini yansıtacak derecedeki tesciller ya da tescil başvurularının kapsadığı cografi alan; markanın yetkili makamlar tarafından tanınmış marka olarak kabulüne dair uygulama örnekleri ; markaya atfedilen değer gibi kriterlerin dikkate alınarak değerlendirilmesi gereklidir.
Bu kriterler arasında yer alan '' toplumun ilgili kesimi '' deyiminden anlaşılması gerekenin ne olacağı hususu da, söz konusu WIPO tavsiye kararlarında markanın ait olduğu mal ve hizmet türünün mevcut ve gelecekteki müşterileri; dağıtım kanallarında yer alan kişiler; markanın ait olduğu mal ve hizmet türleriyle işyapan çevreleri olarak açıklanmıştır. Ayrıca, tanınmışlığın '' toplumun ilgili kesimi''nin tamamında değil ancak her somut olayın özellikleri dikkate alınarak '' önemli bir kesiminde '' gerçekleşmesi koşulu yeterli kabul edilmelidir. Çünkü, her markanın kullanıldığı mal ve hizmet türlerinin özellikleri bakımından Paris Sözleşmesinin 1. mükerrer ve 6. maddesi anlamında ilgili sektördeki tanınma oranının da birbirinden farklı olacağı tabiidir.
Bu genel açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, yukarıda belirtildiği üzere tanınmışlığın tespitinde markanın '' toplumun ilgili kesimi '' tarafından bilinme derecesinin belirlenmesinde; öncelikle Türkiye'de hiç kullanılmayan bir markanın, 35/8 sınıf süpermarket işletmeciliği hizmeti yönünden, dar kapsamdaki orta ve büyük ölçekte market işletmecilerine nazaran, tanınmışlığın çapı bakımından daha geniş kapsamdaki küçük ölçekte bakkallar ve bu hizmetten yararlanarak orta düzeyde tüketiciler nezdinde tanınmış olduğunun kanıtlanamadığına ilişkin mahkemenin görüşüne itibar edilemez.
Zira, Türkiye'de kullanılmasa dahi dava konusu '' ALDI '' markasının süpermarket işletmeciliği hizmeti alanında yurtdışında tanınmış marka olduğu ifade edilmiştir. Bu durumda, anılan markanın Türkiye'de ilgili olduğu sektörün kimlerden oluştuğu ve bu sektörün önemli bir kısmı tarafından tanınmış marka olarak algılanıp algılamadığının belirlenmesi gerekir. Yukarıda açıklanan WIPO tavsiye kararlarına göre uyuşmazlık konusu markanın kullanıldığı 35/8. sınıf kapsamındaki süpermarket/perakendecilik hizmeti bakımından ''toplumun ilgili kesimi '' sadece küçük, orta, büyük ölçekte market işletmecileri ile bu hizmetten yararlanan ortalama tüketicilerden oluşmamaktadır. Ayrıca, mal ve hizmet tedarikçileri, ithalat, ihracatcılar ve süpermarketlerde stant kiralamak suretiyle doğrudan veya dolaylı surette kendi mallarının satış, tanıtım ve pazarlamasını yapan üretici, satıcı, pazarlamacı v.b kişilerin de bu sektörde yer alacakları kabul edilmelidir.
Bu nedenle de, Paris Sözleşmesi kapsamında toplumda ilgili kesiminin önemli bir bölümünde, markanın tanınmışlık düzeyine erişmiş olup olmadığı belirlenirken, her somut olayın özellikleri dikkate alınacağından, Türkiye'de kullanılmayan bir süpermarket hizmeti markasını bilemeyecekleri doğal olan ortalama tüketicilerin sayısal çoğunluğunun değil, bu alanda ticari faaliyette bulunan ve hizmet üreten kişi ve kuruluşların ilgili sektörün önemli bölümünü oluşturacağının kabulü ile bu kesimi nezdinde dava konusu markanın tanınmış olup olmadığının değerlendirmesi gereklidir.
Öte yandan, davacı markasının tanınmış marka olduğuna dair dayanılan mahkeme kararlarının kesinleşip kesinleşmedikleri hususunun da, mahkemece re'sen araştırılıp saptanarak dikkate alınması gerektiği halde, bu hususta eksik inceleme ve araştırma sonucu karar verilmesi dahi doğru görülmemiştir.
O halde, yukarıda açıklanan hususlarda inceleme ve araştırma yapılarak, gerektiğinde aralarında ilgili sektör temsilcisinin de bulunduğu yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddi isabetli olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
.../...
2010/9324
2012/1409 Sf-3-
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06/02/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
15/02/2012- S.C
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1036823100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz