YİDK kararının iptali | Marka tanınmışlığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/12693 E. 2011/14407 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
taşıyan↗ dahili dava↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, mlarkanın tanınmışlığının tespitinde Paris ile Trip Sözleşmeleri, Yargıtay kararları WIPO kriterleri ile doktrinden yararlanılacağı, Paris Sözleşmesine göre ticaret markalarının tescilli olup olmadıklarına ve ülkede kullanılıp kullanılmadıklarına bakılmaksızın, korumanın talep edildiği ülkede herkes tarafından niceliksel olarak biliniyorsa tanınmış marka olarak korunabileceği, buesasların TRIPS Sözleşmesi ile genişletildiği, WIPO ilke kararları ile somutlaştırıldığı, davacının bu yönde deliller sunduğu, ancak davacı markasının pazara sunulduğu ve bu yolla tanınmışlık sağladığına dair kanıt ibraz edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz edilmiştir.
Dava, tescilli markanın tanınmışlığının tespitine karar verilmesi isteminin reddine ilişkin TPE YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, hüküm doğru değerlendirmeler içermediği gibi temel alınan bilirkişi raporu da karar vermeye elverişli değildir.
Davacının ‘KLEENEX’ ibareli markası 30.12.1987 tarihinden beri Türkiye’de tescilli olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, bu markanın tanınmış sayılıp sayılmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Tanınmış marka, mahkeme gerekçesinde de belirtildiği üzere, ne Paris Sözleşmesi’nde ne de 556 sayılı KHK’de tanımlanmış değildir. Bir markanın tanınmışlığı, kullanıldığı malın Türkiye’ye ihraç olunmasına veya hizmetin Türkiye’de görülmesine, hatta markanın Türkiye’de bilinmesine, tesciline ve kullanılmasına bağlı değildir. Önemli olan, markanın Türkiye’de tanınabilir olmasıdır. Aksi halde, Paris Sözleşmesinin markaları uluslararası açıdan koruyan hükümlerinin bir anlamı olmayacaktır. Nitekim, Paris Sözleşmesinde de bir markanın herkesçe fiilen bilinmesinden değil, bilinebilir olmasından söz edilmektedir. Bilinebilirliği tayin açısından da o markanın müşteri kitlesi dikkate alınmalıdır. Bu müşteri kitlesi, her zaman tüketici olmayabilir.
Dava konusu uyuşmazlıkta dosya kapsamından ve esasen bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, davacı markasının menşe ülkesi ABD dahil çok sayıda ülkede tescilli olduğu, geniş bir coğrafi alanda kullanıldığı, yüksek reklam giderleri yapılarak kamuya uzun süreden beri sunulduğu, bir çok ülkede tanınmış marka haline geldiği ve hatta bu ülkelerde markanın, ‘kağıt mendil’i ifade eden bir seviyeye ulaştığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar bu markayı taşıyan ürünler ülkemizde pazara sunulmamış ise de tanınmışlık düzeyi dikkate alındığında, temizlik malzemeleri alanında ithalat ve ihracat yapan sektör tarafından bilindiğinin kabulü gerekir. Bu durum karşısında, davacının Türkiye’de de 1987 yılından beri tescilli olan markasının 556 sayılı KHK'nin 7/1-i kapsamında tanınmış olduğunu sonucuna varılmalıdır. O halde, davacının tescilli markasının Türkiye’de ilgili sektör tarafından bilindiği, tanınmış seviyede olduğu, tanınmış marka olarak kabul edilebilmesi için, markayı taşıyan emtianın Türkiye’de pazarlanması veya tüketici tarafından bilinmesi koşulunun gerekmediği dikkate alınarak, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/12693 E. , 2011/14407 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/04/2009 tarih ve 2007/264-2009/122 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 18.10.2011 gününde davacı avukatı.... geldi, davetiye tebliğine rağmen davalı avukatı duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 1872 yılında kurulduğunu, yüz mendilleri, bebek bezleri ve havlu gibi emtiaların üretimi alanında faaliyet gösterdiğini, 40 ülkede üretim tesisi, 61 ülkede ise şube ofisine sahip olduğunu, "KLEENEX", "HUGGIES" ve "SCOT" ibareli tanınmış markaları bulunduğunu,müvekkilinin "KLEENEX" markasının 1924 yılında yaratıldığını, çok sayıdaki ülkede tescili bulunduğunu, bu süreçte reklamlarının yapıldığını, markayı taşıyan ürünlerin satımından yüksek gelirler elde edildiğini, hem dünya çapında hem de Paris Sözleşmesi kapsamında tanınmış olduğunu, tanınmışlığın tesbiti için davalıya yapılan başvurunun kabul görmediğini, itirazlarını da reddine karar verildiğini ileri sürerek, TPE YİDK kararının iptaline, müvekkilinin markasının tanınmışlığının tesbitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, mlarkanın tanınmışlığının tespitinde Paris ile Trip Sözleşmeleri, Yargıtay kararları WIPO kriterleri ile doktrinden yararlanılacağı, Paris Sözleşmesine göre ticaret markalarının tescilli olup olmadıklarına ve ülkede kullanılıp kullanılmadıklarına bakılmaksızın, korumanın talep edildiği ülkede herkes tarafından niceliksel olarak biliniyorsa tanınmış marka olarak korunabileceği, buesasların TRIPS Sözleşmesi ile genişletildiği, WIPO ilke kararları ile somutlaştırıldığı, davacının bu yönde deliller sunduğu, ancak davacı markasının pazara sunulduğu ve bu yolla tanınmışlık sağladığına dair kanıt ibraz edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz edilmiştir.
Dava, tescilli markanın tanınmışlığının tespitine karar verilmesi isteminin reddine ilişkin TPE YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, hüküm doğru değerlendirmeler içermediği gibi temel alınan bilirkişi raporu da karar vermeye elverişli değildir.
Davacının ‘KLEENEX’ ibareli markası 30.12.1987 tarihinden beri Türkiye’de tescilli olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, bu markanın tanınmış sayılıp sayılmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Tanınmış marka, mahkeme gerekçesinde de belirtildiği üzere, ne Paris Sözleşmesi’nde ne de 556 sayılı KHK’de tanımlanmış değildir. Bir markanın tanınmışlığı, kullanıldığı malın Türkiye’ye ihraç olunmasına veya hizmetin Türkiye’de görülmesine, hatta markanın Türkiye’de bilinmesine, tesciline ve kullanılmasına bağlı değildir. Önemli olan, markanın Türkiye’de tanınabilir olmasıdır. Aksi halde, Paris Sözleşmesinin markaları uluslararası açıdan koruyan hükümlerinin bir anlamı olmayacaktır. Nitekim, Paris Sözleşmesinde de bir markanın herkesçe fiilen bilinmesinden değil, bilinebilir olmasından söz edilmektedir. Bilinebilirliği tayin açısından da o markanın müşteri kitlesi dikkate alınmalıdır. Bu müşteri kitlesi, her zaman tüketici olmayabilir.
Dava konusu uyuşmazlıkta dosya kapsamından ve esasen bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, davacı markasının menşe ülkesi ABD dahil çok sayıda ülkede tescilli olduğu, geniş bir coğrafi alanda kullanıldığı, yüksek reklam giderleri yapılarak kamuya uzun süreden beri sunulduğu, bir çok ülkede tanınmış marka haline geldiği ve hatta bu ülkelerde markanın, ‘kağıt mendil’i ifade eden bir seviyeye ulaştığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar bu markayı taşıyan ürünler ülkemizde pazara sunulmamış ise de tanınmışlık düzeyi dikkate alındığında, temizlik malzemeleri alanında ithalat ve ihracat yapan sektör tarafından bilindiğinin kabulü gerekir. Bu durum karşısında, davacının Türkiye’de de 1987 yılından beri tescilli olan markasının 556 sayılı KHK'nin 7/1-i kapsamında tanınmış olduğunu sonucuna varılmalıdır.
O halde, davacının tescilli markasının Türkiye’de ilgili sektör tarafından bilindiği, tanınmış seviyede olduğu, tanınmış marka olarak kabul edilebilmesi için, markayı taşıyan emtianın Türkiye’de pazarlanması veya tüketici tarafından bilinmesi koşulunun gerekmediği dikkate alınarak, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1033656900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz