6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kıymetli Evrak İptali

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/14698 E. 2012/19029 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
re'sen araştırma denetime elverişlilik eksik inceleme iltibas

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının “İpek” ibareli markalarının 3. sınıftaki mal ve hizmetlerle ilgili seri marka niteliğinde olduğu ve sektörde tanınmışlık düzeyine ulaştığı, davalının tescilli markalarının ise “Armine” ibaresi ile seri marka niteliğinde bulunduğu, davalının markalarının ağırlıklı olarak tekstil ürünleri için tescil edildiği ve bu ürünler için kullanıldığı, 3. sınıftaki mal ve hizmetler yönünden davacının “İpek” ibareli markalarının seri ve bilinen marka olması sebebiyle davaya konu “Armineipek” ibareli markası ile aralarında iltibas tehlikesinin olduğu, ayrıca bu markalar arasında işletmesel ve ekonomik bağlantı olduğunun da düşünülebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli "ARMİNEİPEK" ibareli markanın 3. sınıf emtialar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, sair taleplerin reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1-Dava, davalıya ait "ARMİNEİPEK" markasının hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, davacıya ait "İpek" ibareli markaların 3. sınıftaki temizlik ürünleri üzerindeki kullanımı sonucunda tanınmışlık düzeyine ulaştığı kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Tanınmış marka, gerek Paris Sözleşmesi'nde gerekse 556 sayılı KHK'da tanımlanmamış olup tanınmış marka olarak kabul edilmek için belirli niteliklerin taşınması gerekmektedir. Tanınmışlığın tespitinde Türkiye'nin de üyesi olduğu Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı ( WIPO) tarafından belirlenen ve bağlayıcı olmamakla birlikte uygulama ve öğretide de kabul gören 1999 tarihli WIPO Tanınmış Markaların Korunmasına İlişkin Ortak Tavsiye Kararları'ndan yararlanılması mümkündür. Söz konusu tavsiye kararlarına göre, tanınmışlığın tespitinde genel olarak toplumun ilgili kesiminde markanın bilinme ve tanınma derecesi, markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve kullanım derecesi, marka promosyonlarının kapsadığı coğrafi alan, promosyon süresi ve derecesi, markanın tanınmışlığını ya da kullanım derecesini yansıtacak derecedeki tesciller ya da tescil başvurularının kapsadığı cografi alan, markanın yetkili makamlar tarafından tanınmış marka olarak kabulüne dair uygulama örnekleri, markaya atfedilen değer gibi kriterlerin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir.

Bu genel açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacıya ait "İpek" ibareli markaların sektörde tanınmışlık düzeyine ulaştığı açıklanmış ise de, bu konuda yapılan açıklamalar soyut ve gerekçeden yoksun olup Yargıtay denetimine elverişli değildir. Öte yandan, dosya kapsamından davacıya ait markaların tanınmış olup olmadıklarına ilişkin olarak başka mahkemelerde görülen davaların da bulunduğu anlaşılmış olup, bu mahkeme kararlarının kesinleşip kesinleşmedikleri hususunun da mahkemece re'sen araştırılıp saptanarak dikkate alınması gerekmektedir. Ayrıca, davacıya ait çok sayıda "İpek" ana unsurlu marka bulunduğundan, bu markalar yönünden ayrı ayrı tanınmışlık incelemesinin yapılması, tanınmışlık koşullarını taşıdığı anlaşılan marka veya markaların kapsadığı malların tespit edilerek dava konusu markanın tescil başvurusu ve korunmasının başladığı tarih itibariyle tanınmışlığın mevcut olup olmadığının ve yine 556 sayılı KHK'nın 8/4. fıkrasının ikinci cümlesinde hüküm altına alınan koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerekirken bu konuda da herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

2-Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Ticaret Sicili Memurunun Kararına İtiraz

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17698 E. 2014/5836 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Marka hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/8690 E. 2012/991 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • YİDK kararının iptali | Marka tescili

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/9324 E. 2012/1409 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/14698 E.  ,  2012/19029 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İSTANBUL 3.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09/06/2010 tarih ve 2008/156-2010/129 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 23.11.2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av... ile davalı vekili Av. .... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, eşarp ve bayan giyimi dışında herhangi bir mal ve hizmet üretimi bulunmayan davalının”ARMİNEİPEK” ibaresini, müvekkilinin “İPEK” asıl unsurlu çok sayıda markasının tescilli olduğu 3 ve 25. sınıflarda tescil ettirmek istediğini, müvekkilince davalı başvurusuna karşı yapılan itirazların TPE tarafından kısmen reddedildiğini ve söz konusu ibarenin davalı adına tescil edildiğini, oysa “İPEK” ibaresi üzerindeki öncelik hakkının müvekkiline ait bulunduğunu, ayrıca müvekkili adına tescilli markaların tanınmış olduklarını, 556 sayılı KHK'nun 7/1-b,7/1-i ve 8/1-b maddelerinin davalı tesciline engel teşkil ettiğini, davalı adına hemen hemen tüm sınıflarda tescil gören marka ile davalı lehine haksız surette marka tekeli yaratıldığını ileri sürerek, davalı adına tescilli markanın, müvekkilinin “İPEK” ana unsurlu markaları ile aynı ve benzer sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müvekkilinin “ARMİNEİPEK” ibareli markayı on yılı aşkın süredir tescilsiz olarak kullandığını, dolayısıyla öncelik hakkının müvekkiline ait olduğunu, davacının dayanak yaptığı markalardan yalnızca birinin 25. sınıftaki bir kısım mallar için tescilli bulunduğunu, davacı markalarının tanınmış olduğu iddiasının doğru olmadığını, ayrıca taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının “İpek” ibareli markalarının 3. sınıftaki mal ve hizmetlerle ilgili seri marka niteliğinde olduğu ve sektörde tanınmışlık düzeyine ulaştığı, davalının tescilli markalarının ise “Armine” ibaresi ile seri marka niteliğinde bulunduğu, davalının markalarının ağırlıklı olarak tekstil ürünleri için tescil edildiği ve bu ürünler için kullanıldığı, 3. sınıftaki mal ve hizmetler yönünden davacının “İpek” ibareli markalarının seri ve bilinen marka olması sebebiyle davaya konu “Armineipek” ibareli markası ile aralarında iltibas tehlikesinin olduğu, ayrıca bu markalar arasında işletmesel ve ekonomik bağlantı olduğunun da düşünülebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli "ARMİNEİPEK" ibareli markanın 3.

sınıf emtialar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, sair taleplerin reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1-Dava, davalıya ait "ARMİNEİPEK" markasının hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, davacıya ait "İpek" ibareli markaların 3. sınıftaki temizlik ürünleri üzerindeki kullanımı sonucunda tanınmışlık düzeyine ulaştığı kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Tanınmış marka, gerek Paris Sözleşmesi'nde gerekse 556 sayılı KHK'da tanımlanmamış olup tanınmış marka olarak kabul edilmek için belirli niteliklerin taşınması gerekmektedir. Tanınmışlığın tespitinde Türkiye'nin de üyesi olduğu Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı ( WIPO) tarafından belirlenen ve bağlayıcı olmamakla birlikte uygulama ve öğretide de kabul gören 1999 tarihli WIPO Tanınmış Markaların Korunmasına İlişkin Ortak Tavsiye Kararları'ndan yararlanılması mümkündür. Söz konusu tavsiye kararlarına göre, tanınmışlığın tespitinde genel olarak toplumun ilgili kesiminde markanın bilinme ve tanınma derecesi, markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve kullanım derecesi, marka promosyonlarının kapsadığı coğrafi alan, promosyon süresi ve derecesi, markanın tanınmışlığını ya da kullanım derecesini yansıtacak derecedeki tesciller ya da tescil başvurularının kapsadığı cografi alan, markanın yetkili makamlar tarafından tanınmış marka olarak kabulüne dair uygulama örnekleri, markaya atfedilen değer gibi kriterlerin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir.

Bu genel açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacıya ait "İpek" ibareli markaların sektörde tanınmışlık düzeyine ulaştığı açıklanmış ise de, bu konuda yapılan açıklamalar soyut ve gerekçeden yoksun olup Yargıtay denetimine elverişli değildir. Öte yandan, dosya kapsamından davacıya ait markaların tanınmış olup olmadıklarına ilişkin olarak başka mahkemelerde görülen davaların da bulunduğu anlaşılmış olup, bu mahkeme kararlarının kesinleşip kesinleşmedikleri hususunun da mahkemece re'sen araştırılıp saptanarak dikkate alınması gerekmektedir. Ayrıca, davacıya ait çok sayıda "İpek" ana unsurlu marka bulunduğundan, bu markalar yönünden ayrı ayrı tanınmışlık incelemesinin yapılması, tanınmışlık koşullarını taşıdığı anlaşılan marka veya markaların kapsadığı malların tespit edilerek dava konusu markanın tescil başvurusu ve korunmasının başladığı tarih itibariyle tanınmışlığın mevcut olup olmadığının ve yine 556 sayılı KHK'nın 8/4.

fıkrasının ikinci cümlesinde hüküm altına alınan koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerekirken bu konuda da herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

2-Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 23.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1065678400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.