6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Hukuki ve fiili irtibat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/9869 E. 2010/5355 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hukuki ve fiili irtibat pay defteri dolandırıcılık bilirkişi incelemesi yönetim kurulu kararı yetkisizlik kararı eksik inceleme ibraz husumet e-defter

Usul tespitleri

Yetkili mahkeme
yetki/yetkisizlik
Dava şartı
dava şartı
Atıf yapılan mevzuat: BK · HUMK — HUMK 17HUMK 45 · SPK · TTK — TTK 405

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının ibraz edilen pay defterlerinden davalı şirketin her ikisine de ortak olduğunun anlaşıldığı, ortak tarafından ortaklık aleyhine açılmış bir dava olduğu, davanın HUMK’nun 17. maddesi uyarınca şirketin sicil adresindeki yer mahkemesinde görülmesi gerektiği, diğer davalı ...’ın davalılardan ... Holding A.Ş’nin yönetim kurulu başkanı olduğu ve davacı ile doğrudan hukuki bir ilişkisinin bulunmadığı gerekçesi ile davalı ... İnşaat Tarım ve San.İşl.Tic.A.Ş.yönünden mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın reddine, bu davalı bakımından dosyanın karar kesinleştiğinde ve talep halinde Konya Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine, davalı şirket bakımından davanın TTK'nun 405 nci madddesi uyarınca reddine, diğer davalı hakkında açılan davanın ise husumet yönünden reddine karar verilmiştir

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Davada dolandırıcılık suretiyle davacıdan para toplandığı ve davalı şirketlere aktarıldığı, davacının davalı şirketlere ortak olmadığı iddia edilerek, davacıdan tahsil edilen paranın haksız zenginleşme hükümlerine göre iadesi istenmiş, davalı ...’ın davalı şirketlerin yönetim kurulu başkanı olması ve yatırılan paraların geri ödeneceği vaatlerinde bulunması nedeniyle şahsen de sorumlu olduğu iddia edilmiştir. Davalılar vekilince, davacının her iki davalı şirkete ayrı ayrı ortak olduğu savunulmuş,mahkemece anılan şirketlerin pay defter fotokopilerinde yazılı kayıtlara göre davacı ortak kabul edilmiş,dava ortak-şirket arasındaki bir dava olarak nitelendirilmek suretiyle şirketler bakımından yazılı şekilde sonuca gidilmiş,davalı ... bakımından ceza davalarının sonuçları üzerinde durulmadan,davacının iddiası yeterince değerlendirilmeden onun bakımından dava husumet yönünden reddedilmiştir.

Davacının dayandığı “Ortaklık Durum Belgesi” başlıklı fotokopi belgede,şirket unvan ve kaşesi bulunmamaktadır.Mahkemece, davalı şirketlerin defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak, davacının kimden hisse devir alarak ortak olduğu,hisse devredenin ortak olup olmadığı incelenerek, davalı şirketlere ortak olup olmadığının tespit edilmelidir.Bu inceleme yapılmadan davacının ortak olarak kabulüyle davanın yazılı şekilde nitelendirilerek hüküm tesisi eksik incelemeye dayalıdır.

Beraat eden Haşim ve 11 yönetici hakkında dolandırıcılık ve cürüm için teşekkül oluşturmak suçundan cezalandırılması istemi ile Yargıtay C.Başsavcılığınca tebliğname düzenlendiği ileri sürülmüştür.Ceza dava ya da davalarının kapsamı, bu davaya etkileri, sonuçlarının beklenmesi gerekip gerekmediği araştırılarak,sonuçlarının BK.nun 53 ncü maddesi kapsamında ele alınması,davacıya yapılan telkin ve yönlendirmelerin, davacıda paranın davalı şirketlerin güvencesi altında olduğu konusunda güven oluşturucu eylemlerinin bulunup bulunmadığının özellikle değerlendirilmesi gerekirken, bu olgular üzerinde durulmadan sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.Davalı ... hakkındaki davanın da tüm deliller incelendikten sonra hasıl olacak sonuca göre değerlendirilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde husumetten reddi doğru olmamıştır.

Diğer yandan,mahkemece davalı ... İnşaat Tarım ve San.İşl.Tic.A.Ş yönünden yetkisizlik kararı verilmiş ise de davacının dava dilekçesinde ve yargılama sırasında davalılar aleyhindeki davalar arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu yolundaki ciddi iddia ve beyanları dikkate alınmamıştır.HUMK’nun 45/3. maddesinde “davaların aynı sebepten doğması veya biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması halinde bağlantı var sayılır” hükmü düzenlenmiştir. Davacı tarafın iddiaları anılan madde hükmü de dikkate alınarak değerlendirilip,davalar arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu, biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunduğu, bu nedenle davaların birlikte görülmesi gerektiği de nazara alınmalıdır.

Bu durumda,davanın tüm davalılar bakımından bu açıklamalar çerçevesinde ele alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken,eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Usul yönünden süz:
  • İstirdat 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/9901 E. 2010/4877 K.

    Ortak: · dava şartı · yetki/yetkisizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tespit

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/11542 E. 2012/2531 K.

    Ortak: · dava şartı · yetki/yetkisizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Hukuki ve fiili irtibat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/11788 E. 2010/6601 K.

    Ortak: · dava şartı · yetki/yetkisizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

5 benzer karar daha
  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/13069 E. 2010/4496 K.

    Ortak: · yetki/yetkisizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/11935 E. 2010/6721 K.

    Ortak: · dava şartı · yetki/yetkisizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12789 E. 2011/5067 K.

    Ortak: · dava şartı · yetki/yetkisizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12788 E. 2011/4926 K.

    Ortak: · dava şartı · yetki/yetkisizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Hukuki ve fiili irtibat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/723 E. 2010/7178 K.

    Ortak: · yetki/yetkisizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2008/9869 E.  ,  2010/5355 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy Asliye 3.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06.05.2008 tarih ve 2007/232-2008/118 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup dava konusu meblağ 12.680,00 TL’nın altında bulunduğundan HUMK’nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verilerek dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, “... Grubu” tarafından yurt dışındaki Türk vatandaşlarından yüksek faiz verileceği, paraların istendiği zaman iade edileceği vaatleriyle para toplandığını, para tahsili için verilen makbuzlar geri alınarak yerine 06.03.2000 tarihli “Ortaklık Durum Belgesi” başlıklı belge verildiğini, belgede kimin imzası olduğunun belli olmadığını, şirket kaşesi bulunmadığını, gerçekte müvekkilinin ortak olmadığını, belgenin makbuz niteliğinde olduğunu, hisse senedi verilmediğini, hisse devri yapılmadığını, Bankalar Kanunu, TTK, SPK ve BK hükümlerine aykırı para toplandığını, hisse senetlerinin izinsiz halka arzedildiğini,“SPK’na muhalefet, nitelikli dolandırıcılık, izinsiz halka arz, kanuna aykırı aracılık faaliyeti” suçlarından ceza davası açıldığını, davalılardan Haşim'in TTK'nun 336/3 ve 5 nci bent hükümleri uyarınca zarardan sorumlu olduğunu, her iki davalı şirketin de sorumluluğu bulunduğunu, dolandırıcılık suretiyle alınan paranın iadesi gerektiğini ileri sürerek, müvekkiline geçerli bir hisse senedi devri yapılamayacağının ve ortaklığının bulunmadığının tespitini, davacıdan tahsil edilen 10.995 DM karşılığı 9.569,09 TL’nın faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, davalılardan ... İnşaat Tarım ve San.İşl.Tic.A.Ş’nin merkezinin Konya'da bulunduğunu, davacının bu şirketin ortağı olduğunu, HUMK’nun 17. maddesi uyarınca davanın Konya Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini ileri sürerek dava dilekçesinin yetki yönünden reddini istemiş ve ayrıca da davalılardan Haşim'e husumet yöneltilemeyeceğini diğer davalı şirket bakımından ise TTK'nun 329 ncu ve 405 nci maddeleri uyarınca davanın esastan reddinin gerektiğini savunmuş ve ayrıca davacının haksız eyleme dayalı talebinin 1 yıllık şirketle ortak arası ilişkiye dayalı talebini 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu ileri sürerek davanın zamanaşımı yönünden de reddini istemşitir. Uğradığını savunmuştur.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının ibraz edilen pay defterlerinden davalı şirketin her ikisine de ortak olduğunun anlaşıldığı, ortak tarafından ortaklık aleyhine açılmış bir dava olduğu, davanın HUMK’nun 17. maddesi uyarınca şirketin sicil adresindeki yer mahkemesinde görülmesi gerektiği, diğer davalı ...’ın davalılardan ... Holding A.Ş’nin yönetim kurulu başkanı olduğu ve davacı ile doğrudan hukuki bir ilişkisinin bulunmadığı gerekçesi ile davalı ... İnşaat Tarım ve San.İşl.Tic.A.Ş.yönünden mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın reddine, bu davalı bakımından dosyanın karar kesinleştiğinde ve talep halinde Konya Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine, davalı şirket bakımından davanın TTK'nun 405 nci madddesi uyarınca reddine, diğer davalı hakkında açılan davanın ise husumet yönünden reddine karar verilmiştir

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Davada dolandırıcılık suretiyle davacıdan para toplandığı ve davalı şirketlere aktarıldığı, davacının davalı şirketlere ortak olmadığı iddia edilerek, davacıdan tahsil edilen paranın haksız zenginleşme hükümlerine göre iadesi istenmiş, davalı ...’ın davalı şirketlerin yönetim kurulu başkanı olması ve yatırılan paraların geri ödeneceği vaatlerinde bulunması nedeniyle şahsen de sorumlu olduğu iddia edilmiştir. Davalılar vekilince, davacının her iki davalı şirkete ayrı ayrı ortak olduğu savunulmuş,mahkemece anılan şirketlerin pay defter fotokopilerinde yazılı kayıtlara göre davacı ortak kabul edilmiş,dava ortak-şirket arasındaki bir dava olarak nitelendirilmek suretiyle şirketler bakımından yazılı şekilde sonuca gidilmiş,davalı ...

bakımından ceza davalarının sonuçları üzerinde durulmadan,davacının iddiası yeterince değerlendirilmeden onun bakımından dava husumet yönünden reddedilmiştir.

Davacının dayandığı “Ortaklık Durum Belgesi” başlıklı fotokopi belgede,şirket unvan ve kaşesi bulunmamaktadır.Mahkemece, davalı şirketlerin defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak, davacının kimden hisse devir alarak ortak olduğu,hisse devredenin ortak olup olmadığı incelenerek, davalı şirketlere ortak olup olmadığının tespit edilmelidir.Bu inceleme yapılmadan davacının ortak olarak kabulüyle davanın yazılı şekilde nitelendirilerek hüküm tesisi eksik incelemeye dayalıdır.

Beraat eden Haşim ve 11 yönetici hakkında dolandırıcılık ve cürüm için teşekkül oluşturmak suçundan cezalandırılması istemi ile Yargıtay C.Başsavcılığınca tebliğname düzenlendiği ileri sürülmüştür.Ceza dava ya da davalarının kapsamı, bu davaya etkileri, sonuçlarının beklenmesi gerekip gerekmediği araştırılarak,sonuçlarının BK.nun 53 ncü maddesi kapsamında ele alınması,davacıya yapılan telkin ve yönlendirmelerin, davacıda paranın davalı şirketlerin güvencesi altında olduğu konusunda güven oluşturucu eylemlerinin bulunup bulunmadığının özellikle değerlendirilmesi gerekirken, bu olgular üzerinde durulmadan sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.Davalı ... hakkındaki davanın da tüm deliller incelendikten sonra hasıl olacak sonuca göre değerlendirilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde husumetten reddi doğru olmamıştır.

Diğer yandan,mahkemece davalı ... İnşaat Tarım ve San.İşl.Tic.A.Ş yönünden yetkisizlik kararı verilmiş ise de davacının dava dilekçesinde ve yargılama sırasında davalılar aleyhindeki davalar arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu yolundaki ciddi iddia ve beyanları dikkate alınmamıştır.HUMK’nun 45/3. maddesinde “davaların aynı sebepten doğması veya biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması halinde bağlantı var sayılır” hükmü düzenlenmiştir. Davacı tarafın iddiaları anılan madde hükmü de dikkate alınarak değerlendirilip,davalar arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu, biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunduğu, bu nedenle davaların birlikte görülmesi gerektiği de nazara alınmalıdır.

Bu durumda,davanın tüm davalılar bakımından bu açıklamalar çerçevesinde ele alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken,eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1018390700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.