Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/4809 E. 2014/8593 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kazanç kaybı↗ taşıtan↗ tazminat davası↗ kâr kaybı↗ taşıyıcı↗ sulh↗ maddi tazminat↗ kusur↗ dava sebebi↗ eksik inceleme↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; aracın 17/05/2007-18/07/2007 tarihleri arasında gümrükte bekletilmesinin davacı ve şoförünün kusurlu davranışından kaynaklandığı ve bu durumda davalıya izafe edilecek kusur bulunmadığından davacı tarafın bu dönem için tazminat isteyemeyeceği, ancak aracın iadesine karar verildiği 18/07/2007 tarihi ile aracın fiilen teslim alındığı 30/04/2008 tarihleri arasında geçen 9,5 aylık dönemde araç yükünün boşaltılmaması nedeniyle, aracın davalının kusuruyla gümrükte beklediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile bu dönem için oluşan zararın toplamı üzerinden davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 500,00 TL araç tazminatının, 26.585,00 TL kazanç kaybı tazminatının davalıdan tahsiline, manevi tazminat bakımından şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle, bu talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, taşıyıcı tarafından taşıtan aleyhine açılan tazminat davası olup, davacı, davalı tarafından yüklenen benzinin Habur Gümrüğünde eksik ve kaçak olduğunun tespit edilmesi üzerine aracın 16.05.2007 tarihinde zapt altına alındığını ve 18.07.2007 tarihinde mahkeme kararı ile aracın iadesine karar verildiğini, fakat davalı firmanın araçta bulunan yükle ilgili hiçbir işlem yapılmaması nedeniyle aracın 30.04.2008 tarihine kadar Gümrükte kaldığını, bu nedenle de zarara uğradığını iddia ederek dava açmış, davalı ise hiçbir kusuru bulunmadığını, tüm kusurun davacının şoföründe olduğunu beyan etmiş, mahkemece bilirkişi raporu alınarak, yazılı olduğu şekilde karar verilmiştir.Mahkemece itibar edilen 29.07.2012 tarihli raporda da şoför hakkında açılan ceza davasının sonucunun ne olduğuna dair dosyada hiçbir bilgi mevcut olmadığından, bu konuda bir değerlendirme yapılamadığını, fakat aracın mahkeme kararı ile teslimine karar verildiği tarih ile aracın fiilen teslim edildiği 30.04.2008 tarihleri arasındaki dönem için davalının yükü boşaltmaması nedeniyle kusurlu olduğunu bildirmiş, mahkemece bu rapora itibar edilerek karar verilmiştir. Ancak, davalı vekili, aracın gümrükte zapt edilme sebebinin idareden sorulmasını talep etmesine ve ayrıca şoförün yargılandığını belirtmesine rağmen bu konuda mahkemece hiçbir araştırma yapılmamıştır. Dairemizce, temyiz incelemesi esnasında dosya içerisine getirtilen Silopi 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 06.02.2009 tarih, 2007/587 Esas, 2009/233 Karar sayılı 05.06.2009 kesinleşme tarihli ilamına göre, davacının şoförü olan Salih Çoban, yüklenen petrolün bir kısmını yurt içinde kendi yararına sattığı ve bu durumu gizlemek amacıyla da bu ürüne metanol kattığı iddiasıyla yargılanmış ve 5015 sayılı Yasa'nın ek 5/1. maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir. Kararın içeriğinden anlaşıldığı üzere, petrolün dolum yeri olan Kırıkkale Gümrük Müdürlüğü'nce alınan ve Tüpraş Laboratuarınca düzenlenen raporda petrolde metanol bulunmamasına rağmen, Habur Gümrüğü'nce alınan raporda petrolde metanol bulunduğu ve bu nedenle sanığın mahkum olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca, Silopi Sulh Ceza Mahkemesi'nin 18.07.2007 tarihli kararı ile aracın şoföre iadesine karar verilmesine rağmen, 30.04.2008 tarihine kadar aracın neden şoföre teslim edilemediği, dava dilekçesi ekindeki 30.04.2008 tarihli tutanağa göre, bu petrolün davalı taşıtan tarafından yurt dışı edilebilmesi veya üzerinde tasarrufta bulunabilmesinin mümkün olup olmadığı hususu da Gümrük İdaresi'nden sorularak değerlendirilmemiş veya bu konuda bilirkişilerden görüş alınmamıştır.
Bu durumda, mahkemece ilgili Gümrük Müdürülüğü'nden mahkeme kararına rağmen, aracın şoföre veya sahibine 30.04.2008 tarihine kadar neden teslim edilemediğinin sorulup tespiti ile bundan sonra dosya içerisinde bulunan tüm deliller, Silopi Sulh Ceza ve Asliye Ceza Mahkemesi'nin kararları da değerlendirilmek suretiyle, evvelemirde aracın Gümrükte 16.07.2007 tarihinde zapt edilme nedeni üzerinde durularak, bu konuda kusurun kimde olduğu, bundan sonra sulh ceza mahkemesi kararı ile aracın iadesine karar verilmesine rağmen, davacının aracının 30.04.2008 tarihine kadar Gümrükte kalmasında davalının kusuru bulunup bulunmadığı hususları üzerinde duran, tarafların iddia ve savunmalarını değerlendiren bilirkişi kurulundan rapor alınmak suretiyle, oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın temyiz eden mümeyyiz davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15874 E. 2012/6912 K.
Ortak:dava sebebi · Tazminat
İncelediğiniz karardaAncak, davalı vekili, aracın gümrükte zapt edilme «sebebinin» idareden sorulmasını talep etmesine ve ayrıca şoförün yargılandığını belirtmesine rağmen bu konuda mahkemece hiçbir araştırma yapılmamıştır.
Benzer bu kararda… konusunda kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti bakımından İskenderun ve Habur Gümrük Müdürlüğü'nden aracın mahkeme kararına rağmen boşaltılamamasının başka bir «sebebi» bulunup bulunmadığı konusunda gerekli araştırma yapılmadan karar verilmiş olması yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kab …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yasal faiz
Benzer bu kararda… dava değerinin davacı vekili tarafından 18.799,20 TL arttırıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 15.799,20 TL’nın 10/01/2008 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, şartları oluşmayan manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/2839 E. 2013/20554 K.
Ortak:taşıyıcı · Tazminat
İncelediğiniz kararda2-Dava, «taşıyıcı» tarafından «taşıtan» aleyhine açılan «tazminat davası» olup, davacı, davalı tarafından yüklenen benzinin Habur Gümrüğünde eksik ve kaçak olduğunun tespit edilmesi üzerine aracın 16.05.2007 tarihinde zapt altına alındığını ve 18.07.2007 tarihinde mahkeme kararı ile aracın iadesine karar verildiğini, fakat davalı firmanın araçta bulunan yükle ilgili hiçbir işlem yapılmaması nedeniyle aracın 30.04.2008 tarihine kadar Gümrükte kaldığını, bu nedenle de zarara uğradığını iddia ederek dava açmış, davalı ise hiçbir «kusuru» bulunmadığını, tüm kusurun davacının şoföründe olduğunu beyan etmiş, mahkemece bilirkişi raporu alınarak, yazılı olduğu şekilde karar verilmiştir.Mahkemece itibar edilen 29.07.2012 tarihli raporda da şoför hakkında açılan ceza davasının sonucunun ne olduğuna dair dosyada hiçbir bilgi mevcut olmadığından, bu konuda bir değerlendirme yapılamadığını, fakat aracın mahkeme kararı ile «teslimine» karar verildiği tarih ile aracın fiilen teslim edildiği 30.04.2008 tarihleri arasındaki dönem için davalının yükü boşaltmaması nedeniyle kusurlu olduğunu bildirmiş …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bozma sonrası yargılama · bekleme ücreti · kar mahrumiyeti · bozma sonrası karar · kâr mahrumiyeti · taşıma sözleşmesi · muvafakat · içtihadı birleştirme kararı
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece, davacı vekili tarafından «bozma sonrası yargılama» aşamasında «ıslah» edilen ve davalı tarafça da «muvafakat» edilmeyen ıslaha konu miktar için ıslah talebinin reddi gerekirken anılan «içtihadı birleştirme» kararına aykırı olarak ıslah ile artırılan miktarın da hüküm altına alınması doğru görülmemiştir.
… ihraç edememesi nedeniyle uğradığı zarar konusunda davalı tarafça açılmış bir davanın bulunmadığı, davacı aracının Habur Gümrük Müdürlüğü'nde bekletilmesi nedeniyle «bekleme ücreti», fazla zarar için de «kar mahrumiyeti» talep edebileceği, davacı aracının 29/06/2007-21/10/2008 tarihleri arasında 15 ay 21 gün gümrükte bekletilmesi nedeniyle hakedeceği kâr mahrumiyeti bedelinin bilir …
… li olduğu ve ayda 4 sefer taşıma yapılabildiği dikkate alınarak (15.000 TLx 0,084=1260x4=5.040), 5.040 TLx15 ay=75.600+21 günlük bedel (3.528,00) = 79.128,00 TL kâr «mahrumiyeti» sözkonusu olacağı, davacı araçtaki «hasar» nedeniyle 2.000,00 TL tazminat talep etmiş ise de araç hasarına ilişkin bir delil sunulmadığı, araç hasarı nedeniyle tazminat talebinin yerinde bulunmadığı, manevi tazminat talebinin de BK'nın 47. maddesindeki manevi tazminat şartlarının somut uyuşmazlıkta bulunmadığı gerekçesiyle reddine, davanın kısmen kabulü ile davacının «kar mahrumiyeti» nedeniyle hak kazandığı 7.000,00 TL'nin dava tarihi olan 14/01/2009 tarihinden itibaren; 72.128,00 TL'nin ise «ıslah» tarihi olan 14/11/2012 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlı «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
… zma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2-Dava, «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçeyle davacıya ait aracın taşıma yapamadığı döneme ilişkin olarak taşıma bedelinin araşt …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10056 E. 2012/14274 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kıymetli evrak vasfı · kambiyo senedi vasfı · zayi nedeniyle iptal · kıymetli evrak · maddi hata · kambiyo senedi · ikrar · zayi
Benzer bu kararda2-) Davacı vekilinin "dava konusu çeklerin müvekkili şirket ile satım işleri sonucunda sonradan çıkacak borç miktarına göre doldurulmak üzere müşterilerden boş «çek» alındığına" şeklindeki dava dilekçesindeki beyanı, mahkemece «zayii nedeniyle iptali» istenen çeklerin nihai olarak boş çek vasfında ve bu nedenle «kambiyo senedi» niteliğinde bulunmadığı şeklinde nitelendirilmek suretiyle kararın hüküm fıkrasının 3 nolu bendinde yazılı 8022863 ve 133097 sayılı çekler yönünden dava reddedilmiş ise de, dava dilekçesinde yapılan söz konusu açıklamanın dava konusu çeklerin zayii esnasında da «kıymetli evrak vasfına» haiz bulunmadıklarına yönelik açık bir «ikrar» olarak kabulü mümkün olmadığından anılan çekler bakımından yazılı gerekçe ile red kararı verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu bakımdan davacı yararına bozulması g …
… ia ve tüm dosya kapsamına göre davada Şırnak ve Silopi'deki banka şubelerinden verilen çekler yönünden çeklerin keşide edildiği hesabın bulunduğu yer mahkemelerinin «kamu düzeni» ile ilgili «kesin» yetkili olduğu gerekçesiyle «yetkisizlik» kararı vermiş, Garanti Bankası Cizre Şubesi'nden verilen iki adet «çek» yönünden de davaya konu çeklerin dava dilekçesindeki açıklamalara göre «kambiyo senedi vasfı» taşımadıklarından bahisle dava reddedilmiştir.
… ılması ile dava dilekçesinde Türkiye İş Bankası'nın Silopi Şubesi'nden verilme 00391859 sayılı çekin numarasının yargılama sırasında davacı vekilince 3024858 sayılı «çek» olarak düzeltilmesine, mahkemece de düzeltilmiş çek yönünden inceleme ve değerlendirme yapılmış olmasına karşılık hükmün 2. bendinde «yetkisizlik» kararına konu çekin (Türkiye İş Bankası'nın Silopi Şubesi'ne ait) 00391859 nolu çek olarak yazılmasının «maddi hata» niteliğinde olup mahallinde her zaman düzeltilmesinin mümkün bulunmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gereki …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5868 E. 2010/12188 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetki ilk itirazı · genel yetkili mahkeme · ifa yeri · yetkisizlik itirazı · yetki belgesi · mahrum kalınan kâr · ilk itiraz · makul süre
Benzer bu karardaŞti hakkındaki davanın «feragat» nedeniyle reddine, taşıt sözleşmesinin 8. maddesine göre davalının sözleşmeyi tek taraflı ihbarla «fesih» yetkisi bulunmasına rağmen davalının davacılara davalı ...Ş.’nin C-2 «yetki» belgesinden çıkarılması için «makul süre» olan 30 günlük süre vermediği, C-2 «yetki belgesi» iptal edilmeden taşıt tankerlerinin karayolu taşımasında kullanılamayacağı, davacıların 30 günlük süre zarfında 7.600 TL. zararlarının oluştuğu gerekçesiyle davalı …
Davalı vekili süresi içinde «yetki ilk itirazında» bulunmuş ve Adana Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu bildirmiştir.
Mahkemece davalının ikametgahı mahkemesi olan Adana Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yetkili olması nedeniyle dava dilekçesinin «yetki» yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, Silopi'den Irak'a yük taşınacağı bu sebeple «ifa yerinin» Silopi olduğu kanaatiyle «yetkisizlik itirazının» reddedilmesi doğru görülmemiştir.
1-Dava, taşıt «kira sözleşmesinin» haksız feshi nedeniyle «mahrum kalınan» kârın tazmini talebidir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/4809 E. , 2014/8593 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ KAYSERİ 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 01/11/2012
NUMARASI 2011/189-2012/395
Taraflar arasında görülen davada Kayseri 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01.11.2012 tarih ve 2011/189-2012/395 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin maliki olduğu . plakalı aracının dava dışı şoförün sevk ve idaresindeyken, araca davalı Ö.. Turizm Ltd. Şti'ye ait, Irak'a götürülmek üzere Kırıkkale Gümrük Müdürlüğü'nden 16.320 kg benzin yüklediğini, araca Habur Gümrük Müdürlüğü'nce yük eksikliği iddiasıyla işlem yapıldığını ve aracın bağlandığını, Silopi Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2007/939 D. İş sayılı dosyasında aracın iadesine karar verildiğini, fakat davalı firmanın araçtaki yükün yurt dışı edilmesi anlamında hiçbir işlem yapmaması nedeniyle aracın yaklaşık 10 ay gümrük müdürlüğünde kaldığını, bu nedenle müvekkilinin mağduriyetine sebep verdiklerini ileri sürerek, manevi zararları nedeniyle 3.000,00 TL, araçta oluşan hasar nedeniyle 2.000,00 TL ve kazanç kaybı için de 7.000,00 TL olmak üzere toplam 12.000,00 TL tazminatın davalıdan işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili, davasını 27.085,00 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, ODTÜ PAL Laboratuvarı raporlarına göre, yükün yükleme noktasında ve Habur Gümrüğü'nde alınan numunelerinde fark tespit edildiğini, müvekkilinde kusur bulunmadığını, tüm kusurun davacının şoföründe olduğunu, aslında davacının müvekkilini zarara uğrattığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; aracın 17/05/2007-18/07/2007 tarihleri arasında gümrükte bekletilmesinin davacı ve şoförünün kusurlu davranışından kaynaklandığı ve bu durumda davalıya izafe edilecek kusur bulunmadığından davacı tarafın bu dönem için tazminat isteyemeyeceği, ancak aracın iadesine karar verildiği 18/07/2007 tarihi ile aracın fiilen teslim alındığı 30/04/2008 tarihleri arasında geçen 9,5 aylık dönemde araç yükünün boşaltılmaması nedeniyle, aracın davalının kusuruyla gümrükte beklediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile bu dönem için oluşan zararın toplamı üzerinden davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 500,00 TL araç tazminatının, 26.585,00 TL kazanç kaybı tazminatının davalıdan tahsiline, manevi tazminat bakımından şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle, bu talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, taşıyıcı tarafından taşıtan aleyhine açılan tazminat davası olup, davacı, davalı tarafından yüklenen benzinin Habur Gümrüğünde eksik ve kaçak olduğunun tespit edilmesi üzerine aracın 16.05.2007 tarihinde zapt altına alındığını ve 18.07.2007 tarihinde mahkeme kararı ile aracın iadesine karar verildiğini, fakat davalı firmanın araçta bulunan yükle ilgili hiçbir işlem yapılmaması nedeniyle aracın 30.04.2008 tarihine kadar Gümrükte kaldığını, bu nedenle de zarara uğradığını iddia ederek dava açmış, davalı ise hiçbir kusuru bulunmadığını, tüm kusurun davacının şoföründe olduğunu beyan etmiş, mahkemece bilirkişi raporu alınarak, yazılı olduğu şekilde karar verilmiştir.Mahkemece itibar edilen 29.07.2012 tarihli raporda da şoför hakkında açılan ceza davasının sonucunun ne olduğuna dair dosyada hiçbir bilgi mevcut olmadığından, bu konuda bir değerlendirme yapılamadığını, fakat aracın mahkeme kararı ile teslimine karar verildiği tarih ile aracın fiilen teslim edildiği 30.04.2008 tarihleri arasındaki dönem için davalının yükü boşaltmaması nedeniyle kusurlu olduğunu bildirmiş, mahkemece bu rapora itibar edilerek karar verilmiştir.
Ancak, davalı vekili, aracın gümrükte zapt edilme sebebinin idareden sorulmasını talep etmesine ve ayrıca şoförün yargılandığını belirtmesine rağmen bu konuda mahkemece hiçbir araştırma yapılmamıştır. Dairemizce, temyiz incelemesi esnasında dosya içerisine getirtilen Silopi 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 06.02.2009 tarih, 2007/587 Esas, 2009/233 Karar sayılı 05.06.2009 kesinleşme tarihli ilamına göre, davacının şoförü olan Salih Çoban, yüklenen petrolün bir kısmını yurt içinde kendi yararına sattığı ve bu durumu gizlemek amacıyla da bu ürüne metanol kattığı iddiasıyla yargılanmış ve 5015 sayılı Yasa'nın ek 5/1. maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir. Kararın içeriğinden anlaşıldığı üzere, petrolün dolum yeri olan Kırıkkale Gümrük Müdürlüğü'nce alınan ve Tüpraş Laboratuarınca düzenlenen raporda petrolde metanol bulunmamasına rağmen, Habur Gümrüğü'nce alınan raporda petrolde metanol bulunduğu ve bu nedenle sanığın mahkum olduğu anlaşılmıştır.
Ayrıca, Silopi Sulh Ceza Mahkemesi'nin 18.07.2007 tarihli kararı ile aracın şoföre iadesine karar verilmesine rağmen, 30.04.2008 tarihine kadar aracın neden şoföre teslim edilemediği, dava dilekçesi ekindeki 30.04.2008 tarihli tutanağa göre, bu petrolün davalı taşıtan tarafından yurt dışı edilebilmesi veya üzerinde tasarrufta bulunabilmesinin mümkün olup olmadığı hususu da Gümrük İdaresi'nden sorularak değerlendirilmemiş veya bu konuda bilirkişilerden görüş alınmamıştır.
Bu durumda, mahkemece ilgili Gümrük Müdürülüğü'nden mahkeme kararına rağmen, aracın şoföre veya sahibine 30.04.2008 tarihine kadar neden teslim edilemediğinin sorulup tespiti ile bundan sonra dosya içerisinde bulunan tüm deliller, Silopi Sulh Ceza ve Asliye Ceza Mahkemesi'nin kararları da değerlendirilmek suretiyle, evvelemirde aracın Gümrükte 16.07.2007 tarihinde zapt edilme nedeni üzerinde durularak, bu konuda kusurun kimde olduğu, bundan sonra sulh ceza mahkemesi kararı ile aracın iadesine karar verilmesine rağmen, davacının aracının 30.04.2008 tarihine kadar Gümrükte kalmasında davalının kusuru bulunup bulunmadığı hususları üzerinde duran, tarafların iddia ve savunmalarını değerlendiren bilirkişi kurulundan rapor alınmak suretiyle, oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın temyiz eden mümeyyiz davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101793600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz