Tazminat | Manevi tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2862 E. 2024/808 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bildirim yükümlülüğü↗ zararın ispatı↗ ticari itibarın zedelenmesi↗ virman↗ kişilik haklarına saldırı↗ bankacılık işlemi↗ ticari itibar↗ kişilik hakları↗ bloke↗ davanın konusu↗ illiyet bağı↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ derdestlik↗ olumsuz oy↗ garantörlük↗ usulden reddi↗ ihtar↗ haksız fiil↗ tacir↗ maddi tazminat↗ yasal faiz↗ dava sebebi↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ i̇i̇k 72/son↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 28.02.2019 tarih, 2018/35 E. ve 2019/182 K. sayılı karar ile davacı bankanın, davalı ile banka görevlilerinin devam eden görüşmelerini ve davalının talimatının bulunduğuna dair başkaca kayıt ya da delil de sunamadığı, davalının alım talimatı verdiğini ispat edemediği gerekçesiyle asıl davada davanın reddine; birleşen davanın daha önce dava konusu edilmesi ve davanın derdest olması nedeniyle usulden reddi gerektiği gibi, esasen, mevcut uyuşmazlık nedeniyle Garanti Bankasının davacı ... hakkında ...'na yaptığı bildirimin, Bankacılık Mevzuatının ve uygulamalarının gereği olduğu, davacı ...'yu rencide etmek ya da onun kişilik haklarına saldırı amacıyla bu işlemi yapmadığı, manevi zarar koşullarının oluşmadığı, maddi zararın ise ispat edilemediği gerekçesiyle birleşen davanın da reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 20.01.2021 tarih, 2019/2424 E. ve 2021/192 K. sayılı kararıyla; "1. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davaya ilişkin davacı ...vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddi ile asıl davada verilen kararın onanması gerekmiştir. 2. Birleşen davaya ilişkin olarak davalı/birleşen davada davacı ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava, haksız fiile dayalı manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının daha önce ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nde de aynı taleplerle dava açtığı, davanın derdest olduğu, ayrıca manevi tazminatın koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen manevi tazminat istemli dava kredi kartının sahtekar statülü ... olarak tanımlanması neticesinde bloke edilmesi ve mağaza sahibince karta el konulması sebebine dayalı olup işbu dava ise davalı bankanın ...’na yaptığı haksız bildirimlerle davacı ...’nun ticari itibarını zedelediği iddialarına dayalıdır. Her iki davada davacı farklı maddi vakıalara dayalı olarak tazminat talep ettiğinden derdestlik söz konusu değildir. Ayrıca, tacir olduğu anlaşılan davacı hakkında herhangi bir talep ve icra takibi dahi yapılmamışken ...’na gerçeğe aykırı şekilde “Tahsili Mümkün Olmayan Batık Krediler” bülteni ile borcunu ödemediğine yönelik bildirimde bulunulması manevi hak ihlali niteliğinde olup tazminatı gerektirdiği de gözetilmeden yazılı gerekçelerle birleşen davanın reddine karar verilmesi doğru olmayıp, kararın birleşen davada davacı ... yararına bozulmasını gerekmiştir." gerekçesiyle asıl davada verilen kararın onanmasına, birleşen davada davacı ... vekilinin birleşen davaya ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile birleşen davada verilen hükmün davacı ... yararına bozulmasına karar verilmiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, birleşen davada, haksız fiile dayalı manevi tazminat isteminin bozma konusu olup, davacının daha önce ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen manevi tazminat istemli davasının kredi kartının sahtekar statülü ... olarak tanımlanması neticesinde bloke edilmesi ve mağaza sahibince karta el konulması sebebine dayalı olduğu, işbu davanın ise davalı bankanın ...’na yaptığı haksız bildirimlerle davacı ...’nun ticari itibarını zedelediği iddialarına dayandığı, her iki davada davacının farklı maddi vakıalara dayalı olarak tazminat talep ettiği ve bu nedenle derdestliğin söz konusu olmadığı, ayrıca tacir olduğu anlaşılan davacı hakkında herhangi bir talep ve icra takibi dahi yapılmamışken ...’na gerçeğe aykırı şekilde “Tahsili Mümkün Olmayan Batık Krediler” bülteni ile borcunu ödemediğine yönelik bildirimde bulunulmasının manevi hak ihlali niteliğinde olup tazminatı gerektirdiği, yine birleşen davada maddi tazminatla ilgili bozma olmadığı, önceki hükümde davanın reddedildiği ve maddi tazminat talebinin ispatlanmadığı asıl davaya yönelik önceki karar onanmakla ve karar düzeltme talebi de reddedilmekle kararın kesinleştiği gerekçesiyle asıl davada hüküm kurulmasına yer olmadığına, birleşen davanın kısmen kabulüyle 375.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı bankadan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının maddi tazminat davasının reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili; Mahkemece manevi tazminata ilişkin verilen kararın eksik incelemeyle verildiğini, manevi tazminat şartlarının oluşmadığını, hükmolunan manevi tazminat miktarının zenginleşmeye sebep olacak şekilde fahiş olduğunu, müvekkilinin hukuka aykırı eylemi olmadığını, varsa zarara müvekkilinin sebebiyet vermediğini, dava dışı bankaların bildirimlerinin de olduğunu ve illiyet bağının da bulunmadığını, asıl davada davalı birleşen davada davacının müvekkiline verdiği talimatı kabul etmeyerek varsa bir mağduriyetinin artmasına kendisinin sebebiyet verdiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili; müvekkilinin 2006 yılından bu yana "batık kredi bülteninde" yer aldığını ve buna davacı birleşen davada davalının talimatsız ve usulsuz işlemlerinin sebebiyet verdiğini, müvekkilinin birleşen davada davalı bankaya borcu olmamasına rağmen bu bültende yer alması nedeniyle ticaret hayatının ciddi zarar gördüğünü, ticari itibarının zedelendiğini ve bunun kişilik haklarına saldırı mahiyetinde olduğunu, davadan bu yana geçen süre ve paranın değer kaybıyla oluşan mağduriyet gözetilerek hükmedilen manevi tazminatın çok az olduğunu, maddi tazminat istemlerinin reddinin hatalı olduğunu zira müvekkilinin kredi kullanamaması nedeniyle ticari faaliyetlerinde açık kayıplar yaşadığını, nitekim 2018 yılında yaptığı kredi başvurularının bile bu kapsamda reddedildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Dairemizin asıl davaya yönelik onama, birleşen davaya yönelik bozma ilamları ve bozma ilamlarına uyularak verilen kararlar sonrasında, birleşen davada davacının, davalı bankanın eylemi nedeniyle maddi bir zararının oluşup oluşmadığı, oluşmuşsa miktarının ne kadar olacağı ve manevi zararının miktarı noktasındadır.
2. İlgili Hukuk
818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 41 ... ve devam hükümleri.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2424 E. 2021/192 K.
Ortak:ticari itibarın zedelenmesi · kişilik haklarına saldırı · ticari itibar · kişilik hakları · bloke · davanın konusu · derdestlik · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece 28.02.2019 tarih, 2018/35 E. ve 2019/182 K. sayılı karar ile davacı bankanın, davalı ile banka «görevlilerinin» devam eden görüşmelerini ve davalının talimatının bulunduğuna dair başkaca kayıt ya da delil de sunamadığı, davalının alım talimatı verdiğini ispat edemediği gerekçesiyle asıl davada davanın reddine; birleşen davanın daha önce «dava konusu» edilmesi ve davanın «derdest» olması nedeniyle «usulden reddi» gerektiği gibi, esasen, mevcut uyuşmazlık nedeniyle Garanti Bankasının davacı ... hakkında ...'na yaptığı bildirimin, Bankacılık Mevzuatının ve uygulamalarının gereği olduğu, davacı ...'yu rencide etmek ya da onun «kişilik haklarına saldırı» amacıyla bu işlemi yapmadığı, manevi zarar koşullarının oluşmadığı, maddi zararın ise ispat edilemediği gerekçesiyle birleşen davanın da reddine karar verilmiş, ta …
Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen manevi tazminat istemli davasının kredi kartının sahtekar statülü ... olarak tanımlanması neticesinde «bloke» edilmesi ve mağaza sahibince karta el konulması «sebebine» dayalı olduğu, işbu davanın ise davalı bankanın ...’na yaptığı haksız bildirimlerle davacı ...’nun «ticari itibarını zedelediği» iddialarına dayandığı, her iki davada davacının farklı maddi vakıalara dayalı olarak tazminat talep ettiği ve bu nedenle «derdestliğin» söz konusu olmadığı, ayrıca «tacir» olduğu anlaşılan davacı hakkında herhangi bir talep ve icra takibi dahi yapılmamışken ...’na gerçeğe aykırı şekilde “Tahsili Mümkün Olmayan Batık Krediler” bülteni ile borcunu ödemediğine yönelik bildirimde bulunulmasının manevi hak ihlali niteliğinde olup tazminatı gerektirdiği, yine birleşen davada «maddi tazminatla» ilgili bozma olmadığı, önceki hükümde davanın reddedildiği ve maddi tazminat talebinin ispatlanmadığı asıl davaya yönelik önceki karar onanmakla ve karar düzeltme talebi de reddedilmekle kararın kesinleştiği gerekçesiyle asıl davada hüküm kurulmasına yer olmadığına, birleşen davanın kısmen kabulüyle 375.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalı bankadan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının maddi tazminat davasının reddine karar verilmiştir.
… n sebebiyet verdiğini, müvekkilinin birleşen davada davalı bankaya borcu olmamasına rağmen bu bültende yer alması nedeniyle ticaret hayatının ciddi zarar gördüğünü, «ticari itibarının zedelendiğini» ve bunun «kişilik haklarına saldırı» mahiyetinde olduğunu, davadan bu yana geçen süre ve paranın değer kaybıyla oluşan mağduriyet gözetilerek hükmedilen manevi tazminatın çok az olduğunu, «maddi tazminat» istemlerinin reddinin hatalı olduğunu zira müvekkilinin kredi kullanamaması nedeniyle ticari faaliyetlerinde açık kayıplar yaşadığını, nitekim 2018 yılında yaptığı …
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; davacı bankanın, davalı ile banka «görevlilerinin» devam eden görüşmelerini ve davalının talimatının bulunduğuna dair başkaca kayıt ya da delil de sunamadığı, davalının alım talimatı verdiğini ispat edemediği gerekçesiyle asıl davada davanın reddine; birleşen davanın daha önce «dava konusu» edilmesi ve davanın «derdest» olması nedeniyle «usulden reddi» gerektiği gibi, esasen, mevcut uyuşmazlık nedeniyle Garanti Bankasının davacı ... hakkında Merkez Bankası'na yaptığı bildirimin, Bankacılık Mevzuatının ve uygulamalarının gereği olduğu, davacı ...'yu rencide etmek ya da onun «kişilik haklarına saldırı» amacıyla bu işlemi yapmadığı, manevi zarar koşullarının oluşmadığı, maddi zararın ise ispat edilemediği gerekçesiyle birleşen davanın da reddine karar verilmiştir.
Ancak Kemer Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen manevi tazminat istemli dava kredi kartının sahtekar statülü kart olarak tanımlanması neticesinde «bloke» edilmesi ve mağaza sahibince karta el konulması «sebebine» dayalı olup işbu dava ise davalı bankanın Merkez Bankası’na yaptığı haksız bildirimlerle davacı ...’nun «ticari itibarını zedelediği» iddialarına dayalıdır.
2- Birleşen davaya ilişkin olarak davalı/birleşen davada davacı ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava, «haksız fiile» dayalı manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının daha önce Kemer Asliye Hukuk Mahkemesi’nde de aynı taleplerle dava açtığı, davanın «derdest» olduğu, ayrıca manevi tazminatın koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17567 E. 2015/12145 K.
Ortak:ticari itibarın zedelenmesi · ticari itibar
İncelediğiniz karardaAsliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen manevi tazminat istemli dava kredi kartının sahtekar statülü ... olarak tanımlanması neticesinde «bloke» edilmesi ve mağaza sahibince karta el konulması «sebebine» dayalı olup işbu dava ise davalı bankanın ...’na yaptığı haksız bildirimlerle davacı ...’nun «ticari itibarını zedelediği» iddialarına dayalıdır.
Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen manevi tazminat istemli davasının kredi kartının sahtekar statülü ... olarak tanımlanması neticesinde «bloke» edilmesi ve mağaza sahibince karta el konulması «sebebine» dayalı olduğu, işbu davanın ise davalı bankanın ...’na yaptığı haksız bildirimlerle davacı ...’nun «ticari itibarını zedelediği» iddialarına dayandığı, her iki davada davacının farklı maddi vakıalara dayalı olarak tazminat talep ettiği ve bu nedenle «derdestliğin» söz konusu olmadığı, ayrıca «tacir» olduğu anlaşılan davacı hakkında herhangi bir talep ve icra takibi dahi yapılmamışken ...’na gerçeğe aykırı şekilde “Tahsili Mümkün Olmayan Batık Krediler” bülteni ile borcunu ödemediğine yönelik bildirimde bulunulmasının manevi hak ihlali niteliğinde olup tazminatı gerektirdiği, yine birleşen davada «maddi tazminatla» ilgili bozma olmadığı, önceki hükümde davanın reddedildiği ve maddi tazminat talebinin ispatlanmadığı asıl davaya yönelik önceki karar onanmakla ve karar düzeltme talebi de reddedilmekle kararın kesinleştiği gerekçesiyle asıl davada hüküm kurulmasına yer olmadığına, birleşen davanın kısmen kabulüyle 375.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalı bankadan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının maddi tazminat davasının reddine karar verilmiştir.
… n sebebiyet verdiğini, müvekkilinin birleşen davada davalı bankaya borcu olmamasına rağmen bu bültende yer alması nedeniyle ticaret hayatının ciddi zarar gördüğünü, «ticari itibarının zedelendiğini» ve bunun «kişilik haklarına saldırı» mahiyetinde olduğunu, davadan bu yana geçen süre ve paranın değer kaybıyla oluşan mağduriyet gözetilerek hükmedilen manevi tazminatın çok az olduğunu, «maddi tazminat» istemlerinin reddinin hatalı olduğunu zira müvekkilinin kredi kullanamaması nedeniyle ticari faaliyetlerinde açık kayıplar yaşadığını, nitekim 2018 yılında yaptığı …
Benzer bu kararda… nedeniyle oluşan banka zararının tazminine, birleşen dava ise, birleşen dava davalısı bankanın bu davadaki davacıya yönelik aslı olmayan beyanları sonucu, davacının «ticari itibarının zedelendiği» iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:müterafik kusur · ispat yükü · bono · kâr kaybı · ıslah · kusur · dahili dava · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, asıl dosyanın davalısı olan ... telefonla «bono» alımı hususunda banka şubesine talimat verdiği, bu talimata uygun olarak banka tarafından bono alımının gerçekleştirildiği, bono bedelinin bankaya yatırılmaması üzerine banka tarafından bononun daha ucuza satılması nedeniyle 934.900,00 TL zarara uğradığı, «ıslah» edilen faiz alacağının asıl dava da istenmemesi nedeniyle ıslahla da talep edilmesinin mümkün olmadığı, bankanın «müterafik kusuru» nedeniyle ihtilafta uygulanması gerekli 818 sayılı BK'nın 43. ve 44. maddeleri gereğince bilirkişiler tarafından belirlenen zararın yarısı olan 467.450,00 TL'nin asıl dosyanın davalısından talep edilebileceği, birleşen dosya yönünden ise davacının maddi ve manevi tazminat talepleri yerinde olmadığı gerekçeleriyle asıl davanın kısmen kabulüne, 467.450,00 TL'nin 30.12.2006 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
… algalanmaları sonucu alış ve satış fiyatı arasında oluşan 948.000,00 TL farkın şube geçici hesaplarından karşılandığını, 20.06.2006 tarihi itibariyle bu kadar banka «kaybı» oluştuğunu ileri sürmüş, davalı ise bu yönde bir sözlü talimat bulunmadığını savunmuştur.
Davada ileri sürülen maddi olay dava dilekçesinde başka şekilde ortaya konulmuş, sonrasında dosyaya «dahil» olan bilgi ve belgeler ışığında şekillenmiştir.
Mahkemece bu husustaki «ispat yükü» davalıya yüklenerek aradaki akdin kurulduğu yönünde bir değerlendirme yapılmış ise de, esasen davacının, iddiasını ispat kapsamında, davalının alım talimatı verdiğini bir tereddüte yer vermeyecek şekilde kanıtlaması gerekir.
-
Bankacılık işleminden kaynaklanan zararın tazmini
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5155 E. 2013/22626 K.
Ortak:garantörlük
Benzer bu karardaTaraflar arasında düzenlenen 28.03.2007 tarihli Yapılandırılmış Tahviller Alış/Satış Talimat Formu'nun 8. maddesinde davalı Banka'nın anapara «garantisi» vermediği belirtilmesine ve 16. maddede de davalı Banka'nın tahvil satın alınması aşamasında tavsiye ve öneride bulunmayacağı hüküm altına alınmış olmasına rağmen, dava konusu tahvillerin alımı öncesinde, davalı Banka tarafından davacının da içinde bulunduğu müşterilerine sunulan “termesheet” (ürün açıklaması) belgesinde dava konusu tahviller bakımından ana para garantisi olduğu belirtildiği gibi, davacı tarafından sunulan ve davacı ile davalı Banka'nın «müşteri temsilcisi» arasında geçen e-mail yazışmalarından da davalı Banka'nın başlangıçta anapara garantisi verdiği anlaşılmaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:faks talimatı · müşterek temsilci · bankacılık sözleşmesi · icazet · yetkisizlik kararı · temsil
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen 3. bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı bankanın tahvil alım - satım işinde aracılık «yetkisinin» bulunduğu ve dava konusu tahvilin alımı için aracılık edildiği, tahvil ihracının yurt dışı şirket tarafından gerçekleştirildiği, dava konusu ürünün ana para korumalı ve 5 yıllık tahvil alımı olduğu, bu durumun ve risklerinin davacıya açıklandığı, «faks talimatı» ile işlem yapılmasının taraflar arasındaki «bankacılık sözleşmesine» göre mümkün olduğu, bir an için talimattaki imzanın davacıya ait olmadığı varsayılsa dahi, gerek iddianın ileri sürülüşü, gerekse davacının inkar etmediği mail yazışmaları doğrultusunda, yapılan işleme «icazet» verdiği, ancak sonrasında parayı bağladığına pişman olduğu yolunda mail gönderdiği, bununla sadece riski bulunan bu işlemden zarar görmesinden duyduğu rahatsızlığı …
Taraflar arasında düzenlenen 28.03.2007 tarihli Yapılandırılmış Tahviller Alış/Satış Talimat Formu'nun 8. maddesinde davalı Banka'nın anapara «garantisi» vermediği belirtilmesine ve 16. maddede de davalı Banka'nın tahvil satın alınması aşamasında tavsiye ve öneride bulunmayacağı hüküm altına alınmış olmasına rağmen, dava konusu tahvillerin alımı öncesinde, davalı Banka tarafından davacının da içinde bulunduğu müşterilerine sunulan “termesheet” (ürün açıklaması) belgesinde dava konusu tahviller bakımından ana para garantisi olduğu belirtildiği gibi, davacı tarafından sunulan ve davacı ile davalı Banka'nın «müşteri temsilcisi» arasında geçen e-mail yazışmalarından da davalı Banka'nın başlangıçta anapara garantisi verdiği anlaşılmaktadır.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1954 E. 2020/907 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:aydınlatma yükümlülüğü · çerçeve sözleşme · para alacağı · özen yükümlülüğü · uyuşmazlık konusu · vade · kâr kaybı
Benzer bu kararda… ddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın müşterisini yeterince bilgilendirmediği, imzalanan sözleşmenin sermaye piyasası işlemlerinde gerekli olen «çerçeve sözleşme» niteliğinde olmadığı gibi risk bildiriminin de bulunmadığı, davacı tarafından imzalanan talimatın yeterli açıklıkta olmadığı, «özen yükümlülüğünü» ihlal eden davalının davacının zararından sorumlu olduğu, davacının ana para «kaybının» 29.010,75 TL, faiz gelir kaybının 55.800,82 TL olduğu gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak 22.000,00 TL ana «para alacağının» dava tarihi olan 02/03/2012 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile 3.000,00 TL faiz kaybı alacağının davalıdan alınarak davacı tarafa veri …
… dava konusu uyuşmazlığın 2499 sayılı SPK mevzuatına tabi olduğu, kanunun işaret ettiği tebliğlere göre davalı bankanın, anılan işlemlerden önce düzenlemesi gereken «çerçeve sözleşme» ile risk bildirim formunun somut olayda bulunmadığı, alım talimatının ürün adı, «vade» ve cins gibi bilgilerden yoksun olduğu, bu nedenle bankanın «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirmeden işlem yaptığı ve bu işlem nedeniyle doğan zarardan sorumlu olduğu belirtilmiştir.
Davada, davalı bankanın, davacı hesabında bulunan 457.453 TL ile 10 yıl vadeli tahvil aldığı, davacının alınan tahvili vadeden önce bozdurması neticesinde anapara «kaybına» uğradığı taraflar arasında «uyuşmazlık konusu» değildir.
Davacı, dava dilekçesinde, davalı bankanın kendisini aydınlatmadan 10 yıl vadeli tahvil alımı yaptığını, «vadenin» uzun olması ve kendisinin dava konusu meblağa ilişkin planları olması nedeniyle erken bozdurmak zorunda kaldığı ve anapara zararına uğradığını iddia etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/2862 E. , 2024/808 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2022/514 Esas, 2022/883 Karar
ASIL DAVADA DAVACI/
BİRLEŞEN DAVADA DAVALI ... A.Ş. vekili Avukat ...
ASIL DAVADA DAVALI/
BİRLEŞEN DAVADA DAVACI ... vekili Avukat ... Akşin
DAVA TARİHİ 07.08.2006 (Asıl dava)-01.06.2007 (Birleşen dava)
HÜKÜM
Asıl davada hüküm kurulmasına yer olmadığı, birleşen davanın kısmen kabulü
BİRLEŞEN DAVA
Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2007/299 E. sayılı dosyası
Taraflar arasındaki tazminat istemlerine ilişkin asıl ve birleşen davalarda asıl davaya ilişkin kararın onanmasına, birleşen davaya yönelik kararın bozulmasına karar verilmiş, Mahkemece birleşen davaya yönelik bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda asıl davada hüküm kurulmasına yer olmadığına, birleşen davada davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.ASIL VE BİRLEŞEN DAVA
1.Asıl davada davacı vekili, müvekkilinin ... Şubesi müşterisi olan davalının 19.06.2006 tarihinde şube müdürüne telefon talimatı ile 13.09.2006 vadeli 17.700.000,00 TL nominal değerli devlet tahvilini ...'... bulunan hesaplarından müvekkili nezdindeki hesabına virman göndereceğini belirterek, bu kağıtların müvekkili tarafından satılarak elde edilen tutar ile 17.10.2007 vadeli devlet tahvilinden 17.000.000,00 TL nominal tutarlı alış emri verdiğini, işlem gerçekleştirdikten sonra alış emri verdiğini kabul etmediğini, devlet tahvillerinin piyasalardaki dalgalanmaları sonucu alış ve satış fiyatı arasında oluşan 948.000,00 TL zararla geri satıldığını ve bu farkın şube geçici hesaplarından karşılandığını, bu işlemlerin 19.06.2006 - 21.06.2006 tarihleri arasında gerçekleştiğini, bu hususun 27.06.2006 tarihli ihtar ile davalıya bildirildiğini ileri sürerek müvekkili banka alacağının ihtar tarihinden itibaren banka kredilerine uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Birleşen davada davacı vekili, davalı Banka'nın müvekkili ile ilgili ...'na olumsuz ve ... olmayan bildirimlerde bulunduğunu, bunların bir tacirin ticari hayatına son verebilecek çok ağır ve tamamen haksız beyanlar olduğunu, bu beyanlar neticesinde davacı ve çalışanlarının çalıştığı bankalar nezdinde itibar kaybettiğini ileri sürerek 750.000,00 TL manevi tazminat ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 250.000,00 TL maddi tazminat olmak üzere 1.000.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı vekili, müvekkilinin yazılı talimatı olmadan herhangi bir bankacılık işlemi gerçekleştirilmediğini, iddia edildiği gibi herhangi bir sözlü talimat da olmadığını, 17.000.000,00 TL tutarında kapsamlı bir işlemin müvekkilinin hesabında karşılığı olmadan sözlü talimat ile yapılmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Birleşen davada davalı vekili, müvekkilinin kanunlar kapsamında gerekli bildirim yükümlülüğünü yerine getirdiğini, ayrıca kasten bir işlem yapmadığını kaldı ki maddi ve manevi zararın ispata muhtaç olduğunu savunarak birleşen davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Uyulan Bozma Üzerine Verilen Karar
Mahkemece 28.02.2019 tarih, 2018/35 E. ve 2019/182 K. sayılı karar ile davacı bankanın, davalı ile banka görevlilerinin devam eden görüşmelerini ve davalının talimatının bulunduğuna dair başkaca kayıt ya da delil de sunamadığı, davalının alım talimatı verdiğini ispat edemediği gerekçesiyle asıl davada davanın reddine; birleşen davanın daha önce dava konusu edilmesi ve davanın derdest olması nedeniyle usulden reddi gerektiği gibi, esasen, mevcut uyuşmazlık nedeniyle Garanti Bankasının davacı ... hakkında ...'na yaptığı bildirimin, Bankacılık Mevzuatının ve uygulamalarının gereği olduğu, davacı ...'yu rencide etmek ya da onun kişilik haklarına saldırı amacıyla bu işlemi yapmadığı, manevi zarar koşullarının oluşmadığı, maddi zararın ise ispat edilemediği gerekçesiyle birleşen davanın da reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 20.01.2021 tarih, 2019/2424 E. ve 2021/192 K. sayılı kararıyla; "1. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davaya ilişkin davacı ...vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddi ile asıl davada verilen kararın onanması gerekmiştir.
2. Birleşen davaya ilişkin olarak davalı/birleşen davada davacı ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava, haksız fiile dayalı manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının daha önce ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nde de aynı taleplerle dava açtığı, davanın derdest olduğu, ayrıca manevi tazminatın koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen manevi tazminat istemli dava kredi kartının sahtekar statülü ... olarak tanımlanması neticesinde bloke edilmesi ve mağaza sahibince karta el konulması sebebine dayalı olup işbu dava ise davalı bankanın ...’na yaptığı haksız bildirimlerle davacı ...’nun ticari itibarını zedelediği iddialarına dayalıdır.
Her iki davada davacı farklı maddi vakıalara dayalı olarak tazminat talep ettiğinden derdestlik söz konusu değildir. Ayrıca, tacir olduğu anlaşılan davacı hakkında herhangi bir talep ve icra takibi dahi yapılmamışken ...’na gerçeğe aykırı şekilde “Tahsili Mümkün Olmayan Batık Krediler” bülteni ile borcunu ödemediğine yönelik bildirimde bulunulması manevi hak ihlali niteliğinde olup tazminatı gerektirdiği de gözetilmeden yazılı gerekçelerle birleşen davanın reddine karar verilmesi doğru olmayıp, kararın birleşen davada davacı ... yararına bozulmasını gerekmiştir." gerekçesiyle asıl davada verilen kararın onanmasına, birleşen davada davacı ... vekilinin birleşen davaya ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile birleşen davada verilen hükmün davacı ...
yararına bozulmasına karar verilmiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, birleşen davada, haksız fiile dayalı manevi tazminat isteminin bozma konusu olup, davacının daha önce ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen manevi tazminat istemli davasının kredi kartının sahtekar statülü ... olarak tanımlanması neticesinde bloke edilmesi ve mağaza sahibince karta el konulması sebebine dayalı olduğu, işbu davanın ise davalı bankanın ...’na yaptığı haksız bildirimlerle davacı ...’nun ticari itibarını zedelediği iddialarına dayandığı, her iki davada davacının farklı maddi vakıalara dayalı olarak tazminat talep ettiği ve bu nedenle derdestliğin söz konusu olmadığı, ayrıca tacir olduğu anlaşılan davacı hakkında herhangi bir talep ve icra takibi dahi yapılmamışken ...’na gerçeğe aykırı şekilde “Tahsili Mümkün Olmayan Batık Krediler” bülteni ile borcunu ödemediğine yönelik bildirimde bulunulmasının manevi hak ihlali niteliğinde olup tazminatı gerektirdiği, yine birleşen davada maddi tazminatla ilgili bozma olmadığı, önceki hükümde davanın reddedildiği ve maddi tazminat talebinin ispatlanmadığı asıl davaya yönelik önceki karar onanmakla ve karar düzeltme talebi de reddedilmekle kararın kesinleştiği gerekçesiyle asıl davada hüküm kurulmasına yer olmadığına, birleşen davanın kısmen kabulüyle 375.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı bankadan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının maddi tazminat davasının reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili; Mahkemece manevi tazminata ilişkin verilen kararın eksik incelemeyle verildiğini, manevi tazminat şartlarının oluşmadığını, hükmolunan manevi tazminat miktarının zenginleşmeye sebep olacak şekilde fahiş olduğunu, müvekkilinin hukuka aykırı eylemi olmadığını, varsa zarara müvekkilinin sebebiyet vermediğini, dava dışı bankaların bildirimlerinin de olduğunu ve illiyet bağının da bulunmadığını, asıl davada davalı birleşen davada davacının müvekkiline verdiği talimatı kabul etmeyerek varsa bir mağduriyetinin artmasına kendisinin sebebiyet verdiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili; müvekkilinin 2006 yılından bu yana "batık kredi bülteninde" yer aldığını ve buna davacı birleşen davada davalının talimatsız ve usulsuz işlemlerinin sebebiyet verdiğini, müvekkilinin birleşen davada davalı bankaya borcu olmamasına rağmen bu bültende yer alması nedeniyle ticaret hayatının ciddi zarar gördüğünü, ticari itibarının zedelendiğini ve bunun kişilik haklarına saldırı mahiyetinde olduğunu, davadan bu yana geçen süre ve paranın değer kaybıyla oluşan mağduriyet gözetilerek hükmedilen manevi tazminatın çok az olduğunu, maddi tazminat istemlerinin reddinin hatalı olduğunu zira müvekkilinin kredi kullanamaması nedeniyle ticari faaliyetlerinde açık kayıplar yaşadığını, nitekim 2018 yılında yaptığı kredi başvurularının bile bu kapsamda reddedildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Dairemizin asıl davaya yönelik onama, birleşen davaya yönelik bozma ilamları ve bozma ilamlarına uyularak verilen kararlar sonrasında, birleşen davada davacının, davalı bankanın eylemi nedeniyle maddi bir zararının oluşup oluşmadığı, oluşmuşsa miktarının ne kadar olacağı ve manevi zararının miktarı noktasındadır.
2. İlgili Hukuk
818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 41 ... ve devam hükümleri.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
07.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1017460200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz