Manevi tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/2424 E. 2021/192 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
zararın ispatı↗ ticari itibarın zedelenmesi↗ kişilik haklarına saldırı↗ ticari itibar↗ kişilik hakları↗ bloke↗ davanın konusu↗ derdestlik↗ garantörlük↗ usulden reddi↗ haksız fiil↗ tacir↗ dava sebebi↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; davacı bankanın, davalı ile banka görevlilerinin devam eden görüşmelerini ve davalının talimatının bulunduğuna dair başkaca kayıt ya da delil de sunamadığı, davalının alım talimatı verdiğini ispat edemediği gerekçesiyle asıl davada davanın reddine; birleşen davanın daha önce dava konusu edilmesi ve davanın derdest olması nedeniyle usulden reddi gerektiği gibi, esasen, mevcut uyuşmazlık nedeniyle Garanti Bankasının davacı ... hakkında Merkez Bankası'na yaptığı bildirimin, Bankacılık Mevzuatının ve uygulamalarının gereği olduğu, davacı ...'yu rencide etmek ya da onun kişilik haklarına saldırı amacıyla bu işlemi yapmadığı, manevi zarar koşullarının oluşmadığı, maddi zararın ise ispat edilemediği gerekçesiyle birleşen davanın da reddine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davaya ilişkin davacı ...vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddi ile asıl davada verilen kararın onanması gerekmiştir.
2- Birleşen davaya ilişkin olarak davalı/birleşen davada davacı ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava, haksız fiile dayalı manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının daha önce Kemer Asliye Hukuk Mahkemesi’nde de aynı taleplerle dava açtığı, davanın derdest olduğu, ayrıca manevi tazminatın koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak Kemer Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen manevi tazminat istemli dava kredi kartının sahtekar statülü kart olarak tanımlanması neticesinde bloke edilmesi ve mağaza sahibince karta el konulması sebebine dayalı olup işbu dava ise davalı bankanın Merkez Bankası’na yaptığı haksız bildirimlerle davacı ...’nun ticari itibarını zedelediği iddialarına dayalıdır. Her iki davada davacı farklı maddi vakıalara dayalı olarak tazminat talep ettiğinden derdestlik söz konusu değildir.
Ayrıca, tacir olduğu anlaşılan davacı hakkında herhangi bir talep ve icra takibi dahi yapılmamışken Merkez Bankası’na gerçeğe aykırı şekilde “Tahsili Mümkün Olmayan Batık Krediler” bülteni ile borcunu ödemediğine yönelik bildirimde bulunulması manevi hak ihlali niteliğinde olup tazminatı gerektirdiği de gözetilmeden yazılı gerekçelerle birleşen davanın reddine karar verilmesi doğru olmayıp, kararın birleşen davada davacı ... yararına bozulmasını gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2862 E. 2024/808 K.
Ortak:ticari itibarın zedelenmesi · kişilik haklarına saldırı · ticari itibar · kişilik hakları · bloke · davanın konusu · derdestlik · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; davacı bankanın, davalı ile banka «görevlilerinin» devam eden görüşmelerini ve davalının talimatının bulunduğuna dair başkaca kayıt ya da delil de sunamadığı, davalının alım talimatı verdiğini ispat edemediği gerekçesiyle asıl davada davanın reddine; birleşen davanın daha önce «dava konusu» edilmesi ve davanın «derdest» olması nedeniyle «usulden reddi» gerektiği gibi, esasen, mevcut uyuşmazlık nedeniyle Garanti Bankasının davacı ... hakkında Merkez Bankası'na yaptığı bildirimin, Bankacılık Mevzuatının ve uygulamalarının gereği olduğu, davacı ...'yu rencide etmek ya da onun «kişilik haklarına saldırı» amacıyla bu işlemi yapmadığı, manevi zarar koşullarının oluşmadığı, maddi zararın ise ispat edilemediği gerekçesiyle birleşen davanın da reddine karar verilmiştir.
Ancak Kemer Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen manevi tazminat istemli dava kredi kartının sahtekar statülü kart olarak tanımlanması neticesinde «bloke» edilmesi ve mağaza sahibince karta el konulması «sebebine» dayalı olup işbu dava ise davalı bankanın Merkez Bankası’na yaptığı haksız bildirimlerle davacı ...’nun «ticari itibarını zedelediği» iddialarına dayalıdır.
2- Birleşen davaya ilişkin olarak davalı/birleşen davada davacı ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava, «haksız fiile» dayalı manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının daha önce Kemer Asliye Hukuk Mahkemesi’nde de aynı taleplerle dava açtığı, davanın «derdest» olduğu, ayrıca manevi tazminatın koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece 28.02.2019 tarih, 2018/35 E. ve 2019/182 K. sayılı karar ile davacı bankanın, davalı ile banka «görevlilerinin» devam eden görüşmelerini ve davalının talimatının bulunduğuna dair başkaca kayıt ya da delil de sunamadığı, davalının alım talimatı verdiğini ispat edemediği gerekçesiyle asıl davada davanın reddine; birleşen davanın daha önce «dava konusu» edilmesi ve davanın «derdest» olması nedeniyle «usulden reddi» gerektiği gibi, esasen, mevcut uyuşmazlık nedeniyle Garanti Bankasının davacı ... hakkında ...'na yaptığı bildirimin, Bankacılık Mevzuatının ve uygulamalarının gereği olduğu, davacı ...'yu rencide etmek ya da onun «kişilik haklarına saldırı» amacıyla bu işlemi yapmadığı, manevi zarar koşullarının oluşmadığı, maddi zararın ise ispat edilemediği gerekçesiyle birleşen davanın da reddine karar verilmiş, ta …
Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen manevi tazminat istemli davasının kredi kartının sahtekar statülü ... olarak tanımlanması neticesinde «bloke» edilmesi ve mağaza sahibince karta el konulması «sebebine» dayalı olduğu, işbu davanın ise davalı bankanın ...’na yaptığı haksız bildirimlerle davacı ...’nun «ticari itibarını zedelediği» iddialarına dayandığı, her iki davada davacının farklı maddi vakıalara dayalı olarak tazminat talep ettiği ve bu nedenle «derdestliğin» söz konusu olmadığı, ayrıca «tacir» olduğu anlaşılan davacı hakkında herhangi bir talep ve icra takibi dahi yapılmamışken ...’na gerçeğe aykırı şekilde “Tahsili Mümkün Olmayan Batık Krediler” bülteni ile borcunu ödemediğine yönelik bildirimde bulunulmasının manevi hak ihlali niteliğinde olup tazminatı gerektirdiği, yine birleşen davada «maddi tazminatla» ilgili bozma olmadığı, önceki hükümde davanın reddedildiği ve maddi tazminat talebinin ispatlanmadığı asıl davaya yönelik önceki karar onanmakla ve karar düzeltme talebi de reddedilmekle kararın kesinleştiği gerekçesiyle asıl davada hüküm kurulmasına yer olmadığına, birleşen davanın kısmen kabulüyle 375.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalı bankadan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının maddi tazminat davasının reddine karar verilmiştir.
… n sebebiyet verdiğini, müvekkilinin birleşen davada davalı bankaya borcu olmamasına rağmen bu bültende yer alması nedeniyle ticaret hayatının ciddi zarar gördüğünü, «ticari itibarının zedelendiğini» ve bunun «kişilik haklarına saldırı» mahiyetinde olduğunu, davadan bu yana geçen süre ve paranın değer kaybıyla oluşan mağduriyet gözetilerek hükmedilen manevi tazminatın çok az olduğunu, «maddi tazminat» istemlerinin reddinin hatalı olduğunu zira müvekkilinin kredi kullanamaması nedeniyle ticari faaliyetlerinde açık kayıplar yaşadığını, nitekim 2018 yılında yaptığı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:illiyet bağı · maddi tazminat · yasal faiz · eksik inceleme
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen manevi tazminat istemli davasının kredi kartının sahtekar statülü ... olarak tanımlanması neticesinde «bloke» edilmesi ve mağaza sahibince karta el konulması «sebebine» dayalı olduğu, işbu davanın ise davalı bankanın ...’na yaptığı haksız bildirimlerle davacı ...’nun «ticari itibarını zedelediği» iddialarına dayandığı, her iki davada davacının farklı maddi vakıalara dayalı olarak tazminat talep ettiği ve bu nedenle «derdestliğin» söz konusu olmadığı, ayrıca «tacir» olduğu anlaşılan davacı hakkında herhangi bir talep ve icra takibi dahi yapılmamışken ...’na gerçeğe aykırı şekilde “Tahsili Mümkün Olmayan Batık Krediler” bülteni ile borcunu ödemediğine yönelik bildirimde bulunulmasının manevi hak ihlali niteliğinde olup tazminatı gerektirdiği, yine birleşen davada «maddi tazminatla» ilgili bozma olmadığı, önceki hükümde davanın reddedildiği ve maddi tazminat talebinin ispatlanmadığı asıl davaya yönelik önceki karar onanmakla ve karar düzeltme talebi de reddedilmekle kararın kesinleştiği gerekçesiyle asıl davada hüküm kurulmasına yer olmadığına, birleşen davanın kısmen kabulüyle 375.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalı bankadan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının maddi tazminat davasının reddine karar verilmiştir.
Asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili; Mahkemece manevi tazminata ilişkin verilen kararın «eksik incelemeyle» verildiğini, manevi tazminat şartlarının oluşmadığını, hükmolunan manevi tazminat miktarının zenginleşmeye sebep olacak şekilde fahiş olduğunu, müvekkilinin hukuka aykırı eylemi olmadığını, varsa zarara müvekkilinin sebebiyet vermediğini, dava dışı bankaların bildirimlerinin de olduğunu ve «illiyet bağının» da bulunmadığını, asıl davada davalı birleşen davada davacının müvekkiline verdiği talimatı kabul etmeyerek varsa bir mağduriyetinin artmasına kendisinin sebebiyet …
… n sebebiyet verdiğini, müvekkilinin birleşen davada davalı bankaya borcu olmamasına rağmen bu bültende yer alması nedeniyle ticaret hayatının ciddi zarar gördüğünü, «ticari itibarının zedelendiğini» ve bunun «kişilik haklarına saldırı» mahiyetinde olduğunu, davadan bu yana geçen süre ve paranın değer kaybıyla oluşan mağduriyet gözetilerek hükmedilen manevi tazminatın çok az olduğunu, «maddi tazminat» istemlerinin reddinin hatalı olduğunu zira müvekkilinin kredi kullanamaması nedeniyle ticari faaliyetlerinde açık kayıplar yaşadığını, nitekim 2018 yılında yaptığı …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5871 E. 2015/11822 K.
Ortak:dava sebebi · dava şartı
İncelediğiniz karardaAncak Kemer Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen manevi tazminat istemli dava kredi kartının sahtekar statülü kart olarak tanımlanması neticesinde «bloke» edilmesi ve mağaza sahibince karta el konulması «sebebine» dayalı olup işbu dava ise davalı bankanın Merkez Bankası’na yaptığı haksız bildirimlerle davacı ...’nun «ticari itibarını zedelediği» iddialarına dayalıdır.
Benzer bu kararda2- Ancak, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3/2. maddesi uyarınca haklarındaki ret «sebebi» ortak olan davalılar lehine tek bir «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde davalılar yararına ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu yönden bozulması gerekmiş ise de yapıla …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yenileme talebi · i̇i̇k 167 · yargılamanın yenilenmesi · hile · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · yenileme · vekalet ücreti
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «yargılamanın yenilenmesi» istenilen dosyada davacı olan şirketten alacaklı bulunduğunu ileri süren 3. kişinin HMK'nun 376. maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesini talep edebileceği, talepte bulunanın iddiasını «hile» olgusuna dayandırdığı, her ne kadar söz konusu dosyada davalının «kesin» hüküm teşkil eden Kemer Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2001/32-«167» Esas Karar sayılı kararını yargılamanın hiçbir aşamasında savunmadığı belirtilmiş ise de Kemer Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen davada verilen kararın taraflara tebliğ edilerek kesinleştirilmediği, dolayısıyla kesin hüküm oluşturmasının söz konusu olmadığı, ayrıca anılan davada işbu davanın davacıları yönünden esasa ilişkin bir karar verilmeyip «davanın açılmamış sayılmasına» karar verildiği, bu durumda davacıların yeniden dava açmalarının mümkün olduğu gerekçesiyle yargılamanın «yenilenmesi talebinin» reddine karar verilmiştir.
Kararı, «yargılamanın yenilenmesini» isteyen davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre «yargılamanın yenilenmesini» isteyen davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3/2. maddesi uyarınca haklarındaki ret «sebebi» ortak olan davalılar lehine tek bir «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde davalılar yararına ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu yönden bozulması gerekmiş ise de yapıla …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/2424 E. , 2021/192 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 28.02.2019 tarih ve 2018/35-2019/182 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 19.01.2021 günü hazır bulunan asıl davada davacı birleşen davada davalı banka vekili Av. ... ile asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, müvekkili Banka'nın...Şubesi müşterisi olan davalının 19.06.2006 tarihinde şube müdürüne telefon talimatı ile 13.09.2006 vadeli 17,7 Milyon nominal değerli devlet tahvilini Oyakbank'tan bulunan hesaplarından bankaya göndereceğini, bu kağıtların bankaca satılarak elde edilen tutar ile 17.10.2007 vadeli devlet tahvilinden 17 Milyon TL nominal tutarlı alış emri verdiğini, işlem gerçekleştirdikten sonra alış emri verdiğini kabul etmediğini, devlet tahvillerinin piyasalardaki dalgalanmaları sonucu alış ve satış fiyatı arasında oluşan 948.000,00 TL farkın şube geçici hesaplarından karşılandığını, 20.06.2006 tarihi itibariyle bu kadar banka kaybı oluştuğunu, bu işlemlerin 19.06.2006 - 21.06.2006 tarihleri arasında gerçekleştiğini, bu hususun 27.06.2006 tarihli ihtar ile davalıya bildirildiğini ileri sürerek banka alacağının ihtar tarihinden itibaren banka kredilerine uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin yazılı talimatı olmadan herhangi bir bankacılık işlemi gerçekleştirilmediğini, iddia edildiği gibi herhangi bir sözlü talimat da olmadığını, 17 Milyon TL tutarında kapsamlı bir işlemin müvekkilinin hesabında karşılığı olmadan sözlü talimat ile yapılmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiş, birleşen davada ise, davalı Banka'nın müvekkili ile ilgili Merkez Bankası'na olumsuz ve aslı olmayan bildirimlerde bulunduğunu, bunların bir tacirin ticari hayatını son verebilecek çok ağır ve tamamen haksız beyanlar olduğunu, bu beyanlar neticesinde davacı ve çalışanlarının çalıştığı bankalar nezdinde itibar kaybettiğini ileri sürerek 750.000,00 TL manevi tazminat ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 250.000,00 TL maddi tazminat olmak üzere 1.000.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; davacı bankanın, davalı ile banka görevlilerinin devam eden görüşmelerini ve davalının talimatının bulunduğuna dair başkaca kayıt ya da delil de sunamadığı, davalının alım talimatı verdiğini ispat edemediği gerekçesiyle asıl davada davanın reddine; birleşen davanın daha önce dava konusu edilmesi ve davanın derdest olması nedeniyle usulden reddi gerektiği gibi, esasen, mevcut uyuşmazlık nedeniyle Garanti Bankasının davacı ... hakkında Merkez Bankası'na yaptığı bildirimin, Bankacılık Mevzuatının ve uygulamalarının gereği olduğu, davacı ...'yu rencide etmek ya da onun kişilik haklarına saldırı amacıyla bu işlemi yapmadığı, manevi zarar koşullarının oluşmadığı, maddi zararın ise ispat edilemediği gerekçesiyle birleşen davanın da reddine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davaya ilişkin davacı ...vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddi ile asıl davada verilen kararın onanması gerekmiştir.
2- Birleşen davaya ilişkin olarak davalı/birleşen davada davacı ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava, haksız fiile dayalı manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının daha önce Kemer Asliye Hukuk Mahkemesi’nde de aynı taleplerle dava açtığı, davanın derdest olduğu, ayrıca manevi tazminatın koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak Kemer Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen manevi tazminat istemli dava kredi kartının sahtekar statülü kart olarak tanımlanması neticesinde bloke edilmesi ve mağaza sahibince karta el konulması sebebine dayalı olup işbu dava ise davalı bankanın Merkez Bankası’na yaptığı haksız bildirimlerle davacı ...’nun ticari itibarını zedelediği iddialarına dayalıdır.
Her iki davada davacı farklı maddi vakıalara dayalı olarak tazminat talep ettiğinden derdestlik söz konusu değildir.
Ayrıca, tacir olduğu anlaşılan davacı hakkında herhangi bir talep ve icra takibi dahi yapılmamışken Merkez Bankası’na gerçeğe aykırı şekilde “Tahsili Mümkün Olmayan Batık Krediler” bülteni ile borcunu ödemediğine yönelik bildirimde bulunulması manevi hak ihlali niteliğinde olup tazminatı gerektirdiği de gözetilmeden yazılı gerekçelerle birleşen davanın reddine karar verilmesi doğru olmayıp, kararın birleşen davada davacı ... yararına bozulmasını gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerden dolayı, davacı ...Ş. vekilinin asıl davaya ilişkin bütün temyiz itirazlarının reddiyle asıl davada verilen kararın ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle birleşen davada davacı ... vekilinin birleşen davaya ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile birleşen davada verilen hükmün davacı ... yararına BOZULMASINA; takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl davada davacı-birleşen davada davalıdan alınarak asıl davada davalı-birleşen davada davacıya verilmesine, istek halinde aşağıda yazılı 16.847,50 TL harcın temyiz eden asıl dava yönünden davacı bankaya iadesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden birleşen dava yönünden ...'ya iadesine, 20.01.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/649331900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz