Hukuki ilişkiyi izaha yönelik ihtarname kötüleme sayılmaz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5990 E. 2024/389 K. · · İlk derece: İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Bir tarafa yalnızca pazarlama yetkisi veren protokolde, pazarlamayı üstlenen tarafın üçüncü kişilerden tahsil ettiği bedellerin tamamını diğer tarafa aktaracağına ilişkin hüküm yoksa, hizmeti fiilen verdiği hâllerde bedelini almış olan taraf, karşı tarafın üçüncü kişilerden aldığı ücretlerin bir kısmını ayrıca talep edemez; hizmet verilmeyen hâller için de ücret istenebilmesi sözleşmede açıkça kararlaştırılmış olmasına bağlıdır. Protokole dayalı prim alacağı talebi on yıllık zamanaşımına tabidir. Bir teşebbüsün üçüncü kişilere gönderdiği ihtarnamenin kötüleme yoluyla haksız rekabet oluşturması, ihtarnamenin karşı tarafın emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini veya hizmetlerini yanlış, yanıltıcı ya da lüzumsuz yere incitici beyanlarla kötüleyen ibareler içermesine bağlıdır; içeriği yalnızca taraflar arasındaki hukuki ilişkinin durumunu izaha yönelik olan ihtarname, muhatabında olumsuz bir algı doğursa dahi kötüleme sayılmaz.
Ele alınan sorunlar
Asıl davadaki prim alacağı talebinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı → ret
İddia: Davalı-karşı davacı vekili, asıl davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davacının talebi protokole dayalı prim alacağına ilişkin olduğundan dava 818 sayılı Kanun'un 125 inci maddesi uyarınca on yıllık zamanaşımına tabidir; bu nedenle asıl davanın zamanaşımına uğradığına yönelik istinaf sebebi yerinde değildir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Pazarlama yetkisi verilen tarafın üçüncü kişilerden tahsil ettiği primleri hizmet sahibine aktarma yükümlülüğü bulunup bulunmadığı → ret
İddia: Davacı-karşı davalı vekili, protokolle davalıya yalnızca pazarlama yetkisi verildiğini, davalının kendisi adına üçüncü kişilerle sözleşme yapıp para tahsil etme yetkisi bulunmadığını, tahsil edilen primlerin kendisine aktarılması gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Protokolle davacının pazarlama yetkisini davalıya verdiği açık olup, davalının dava dışı kişilerden tahsil ettiği bütün primleri davacıya aktaracağına ilişkin bir sözleşme hükmü bulunmamaktadır. Davalının işlevi davacının ürününün pazarlanması olup, poliçede taahhüt edilen mini onarım hizmetinin her poliçede verilmesi söz konusu değildir; hizmet ancak hasarın gerçekleştiği hâllerde alınmakta ve onarım hizmetini veren davacı, hizmet verdiği hâllerde bedelini almaktadır. Hizmet vermediği hâllerde de bir ücret talep edilebilmesi için bunun sözleşmede açıkça kararlaştırılmış olması gerekir. Davacı taahhüt ettiği hizmetin bedelini aldığına göre, davalının sigorta şirketinden aldığı ücretlerin bir kısmını ayrıca talep hakkı yoktur; bu ticari ilişki ve protokol hükmü karşısında bilirkişi raporlarındaki zarar hesaplarının hukuki kıymeti bulunmamaktadır. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Sigorta şirketlerine gönderilen ihtarnamenin kötüleme yoluyla haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı → kabul
İddia: Davacı-karşı davalı vekili, sigorta şirketlerine gönderilen ihtarlarda incitici ve yanıltıcı ibareler bulunmadığını, ihtarların hak arama ve bilgi edinme amacıyla gönderildiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: 6762 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesi uyarınca aldatıcı hareket ve hüsnüniyet kaidelerine aykırı suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suistimali haksız rekabettir; aynı Kanun'un 57 nci maddesinin birinci fıkrasında başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla kötülemek fiili haksız rekabet olarak sayılmıştır. Sigorta şirketlerine gönderilen ihtarnamelerin içeriği incelendiğinde, karşı tarafın emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini, ticari işlerini veya hizmetlerini yanlış, yanıltıcı ya da lüzumsuz yere incitici beyanlarla kötülemeye dair ibarelerin bulunmadığı, aksine taraflar arasındaki hukuki ilişkinin durumunu izaha yönelik ibareler içerdiği görülmektedir; bu nedenle eylemin haksız rekabet yaratmadığının kabulü gerekir. Aksi yönde hatalı değerlendirmeyle karşı davada tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Karşı davacının sözleşmeye aykırılıktan doğan maddi zararını ispatlayıp ispatlayamadığı → ret
İddia: Davalı-karşı davacı vekili, karşı davalının protokole aykırı eylemleri nedeniyle müvekkilinin kâr kaybına ve maddi zarara uğradığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Sözleşmenin fiilen sonlandığı süreçte taahhüt edilen hizmet verilmemiş ve karşı davacı bu hizmeti kendi imkânlarıyla vermek durumunda kalmışsa da, bu hizmeti verirken karşı davalıya ödeyeceği bedelden daha fazlasını ödeyerek zarara uğradığı ve karşı davalının ihlali nedeniyle kazanç kaybına uğradığı belirlenememiştir. Karşı davacı hem haksız rekabet hem de taahhüt edilen hizmetin verilmemesi sebebine dayanarak iki ayrı talepte bulunduğu hâlde taleplerini ayrıştırmadığından, maddi tazminat talebinin her bir kalem için eşit oranda istendiğinin kabulü gerekir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Kötüleme yoluyla haksız rekabette ihtarname içeriğinin nasıl değerlendirileceği — hukuki ilişkinin durumunu izaha yönelik ibarelerin kötüleme sayılmaması — bakımından bağlayıcı içtihat değeri taşır; ayrıca pazarlama yetkisi veren protokolde tahsil edilen primlerin devri borcunun sözleşmesel dayanak gerektirdiği yönünde emsal niteliğindedir.
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- Protokole dayalı prim alacağı talebi, 818 sayılı Kanun'un 125 inci maddesi uyarınca on yıllık zamanaşımına tabidir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haksız rekabet↗ kötüleme↗ ihtarname içeriğinin denetimi↗ münhasır pazarlama yetkisi↗ prim (tellaliye) alacağı↗ zamanaşımı↗ manevi tazminat↗ ispat yükü↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız rekabet | Haksız rekabetten doğan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8564 E. 2014/15254 K.
Ortak:kötüleme · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaAynı Kanun'un 57 nci maddesinin birinci fıkrasında "...başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla «kötülemek»..." fiilleri «haksız rekabet» olarak sayılmıştır.
… arlama yaptığını, başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla «kötüleme» ve bunun sonucunda «sözleşmelerin feshine» neden olmanın 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 57 nci maddesi uyarınca hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareket olarak kabul edildiğini, aynı Kanun'nun 58 ... ve 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 49 uncu maddesi gereği müvekkilinin uğradığı zararın giderilmesi gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak «kaydı» ile 10.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
VINLY Mini Hasar Servisinin poliçe «teminatı kapsamına» alınabilmesi için kendisi ile imzalanmış bir sözleşmenin bulunmadığını ne şekilde onarım hizmetinin müşterilere satıldığının sorulduğunun belirlendiği, karşı davalının keşide ettiği «ihtarlar» ile karşı davacının faaliyetleri hakkında 6762 sayılı Kanun'un 57 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca «haksız rekabet» yarattığı sonucuna varıldığı, karşı davacının sözleşmenin fiilen sonlandığı süreçte «taahhüt» edilen hizmetin verilmediği, kendi imkanları ile hizmet vermek durumunda kalındığı, bu hizmeti verirken karşı davalıya ödeyeceği bedelden daha fazlasını ödeyerek zarara uğradığının belirlenemediği, karşı davacının haksız rekabet eylemleri ve taahhüt ettiği hizmetin verilmemesi nedeniyle «maddi tazminat» isteminde bulunduğu, iki ayrı talebi bulunduğu halde taleplerini ayrıştırmadığından maddi tazminat talebinin her bir kalem için eşit oranda istendiğinin kabulü ger …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, asılan tabelanın davacının kendisini, emtiasını, iş mahsullerini incitici, «kötüleyici» mahiyette bulunmadığı, aynı alanda faaliyet gösteren davacı çalışanlarının iş sırlarını öğrenmelerini önlemek amacıyla asıldığı, «haksız rekabet» şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «haksız rekabetin» tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece davalının fabrika binasının girişine astığı BU İŞ YERİNE SEYYAR SATICILARIN VE B.
CNC ÇALIŞANLARININ GİRMESİ YASAKTIR ibaresinin «haksız rekabet» teşkil etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/9072 E. 2010/591 K.
Ortak:kötüleme · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaAynı Kanun'un 57 nci maddesinin birinci fıkrasında "...başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla «kötülemek»..." fiilleri «haksız rekabet» olarak sayılmıştır.
… arlama yaptığını, başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla «kötüleme» ve bunun sonucunda «sözleşmelerin feshine» neden olmanın 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 57 nci maddesi uyarınca hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareket olarak kabul edildiğini, aynı Kanun'nun 58 ... ve 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 49 uncu maddesi gereği müvekkilinin uğradığı zararın giderilmesi gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak «kaydı» ile 10.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
VINLY Mini Hasar Servisinin poliçe «teminatı kapsamına» alınabilmesi için kendisi ile imzalanmış bir sözleşmenin bulunmadığını ne şekilde onarım hizmetinin müşterilere satıldığının sorulduğunun belirlendiği, karşı davalının keşide ettiği «ihtarlar» ile karşı davacının faaliyetleri hakkında 6762 sayılı Kanun'un 57 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca «haksız rekabet» yarattığı sonucuna varıldığı, karşı davacının sözleşmenin fiilen sonlandığı süreçte «taahhüt» edilen hizmetin verilmediği, kendi imkanları ile hizmet vermek durumunda kalındığı, bu hizmeti verirken karşı davalıya ödeyeceği bedelden daha fazlasını ödeyerek zarara uğradığının belirlenemediği, karşı davacının haksız rekabet eylemleri ve taahhüt ettiği hizmetin verilmemesi nedeniyle «maddi tazminat» isteminde bulunduğu, iki ayrı talebi bulunduğu halde taleplerini ayrıştırmadığından maddi tazminat talebinin her bir kalem için eşit oranda istendiğinin kabulü ger …
Benzer bu karardaTTK’nun 56. maddesinde «haksız rekabetin» aldatıcı hareket veya hüsnüniyet kaidelerine aykırı sair suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suistimali olduğu düzenlenmiş, 57. maddede ise hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareketler sınırlayıcı olarak değil “hususiyle” denilmek suretiyle örnekleyici olarak sayılmıştır.Anılan maddenin 1 numaralı bendinde başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla «kötülemenin» hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareketler olduğu belirtilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davalının «tacir» olmayıp, davacı şirket ile rekabet ortamında bulunmasını gerektirir bir durumunun olmadığı, bu nedenle bir ticari rekabetin bulunmadığı anlaşıldığından davalının eyleminin «haksız rekabet» teşkil ettiğinin kabul edilemeyeceği sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «haksız rekabetin» önlenmesi, men’i ve tazminat istemlerine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delillerin toplanmaması · ticari işletme · dürüstlük kuralı · kâr kaybı · bilirkişi incelemesi · tacir
Benzer bu karardaGerek «haksız rekabete» ilişkin yasal düzenlemeler gerekse Medeni Kanun’un 2. maddesinde belirtilen herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken «dürüstlük kurallarına» uymak zorunda olduğu yönündeki tüm özel hukuk ilişkilerinde uygulama alanı bulunan temel hüküm uyarınca bir «ticari işletmeye», şirkete yönelik olarak yapılan eylemlerin haksız rekabet oluşturması için bu eylemleri yapanların «tacir» olmaları veya haksız rekabete maruz kalan şahıs, şirket veya işletme ile aynı konularda iştigal etmeleri gerekmemektedir.
Bu durumda, somut olaya gelindiğinde davalının davacının ticari faaliyetine zarar verici nitelikteki eylemlerinin tespiti halinde «tacir» olmaması bu durumun «haksız rekabet» sayılmasını engellemeyeceğinden mahkemece tarafların dayandıkları «delillerin toplanması», gerektiğinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılması suretiyle davalının eylemlerinin haksız rekabet oluşturup oluşturmadığının değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde yasal olmayan gerekçe ile dava …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davalının «tacir» olmayıp, davacı şirket ile rekabet ortamında bulunmasını gerektirir bir durumunun olmadığı, bu nedenle bir ticari rekabetin bulunmadığı anlaşıldığından davalının eyleminin «haksız rekabet» teşkil ettiğinin kabul edilemeyeceği sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı şirket, ürünlerine, markasına, şirkete ve çalışanlarına yönelik olarak davalı tarafından internet ortamında gönderilen mesajların, yazılan yazıların «haksız rekabet» oluşturduğunu, bu olaydan dolayı şirketinin, ürünlerinin ve markasının zarar gördüğünü, tüketiciler nezdinde itibar «kaybına» uğradığını ileri sürmüştür.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7172 E. 2013/10069 K.
Ortak:kötüleme · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaAynı Kanun'un 57 nci maddesinin birinci fıkrasında "...başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla «kötülemek»..." fiilleri «haksız rekabet» olarak sayılmıştır.
… arlama yaptığını, başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla «kötüleme» ve bunun sonucunda «sözleşmelerin feshine» neden olmanın 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 57 nci maddesi uyarınca hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareket olarak kabul edildiğini, aynı Kanun'nun 58 ... ve 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 49 uncu maddesi gereği müvekkilinin uğradığı zararın giderilmesi gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak «kaydı» ile 10.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
VINLY Mini Hasar Servisinin poliçe «teminatı kapsamına» alınabilmesi için kendisi ile imzalanmış bir sözleşmenin bulunmadığını ne şekilde onarım hizmetinin müşterilere satıldığının sorulduğunun belirlendiği, karşı davalının keşide ettiği «ihtarlar» ile karşı davacının faaliyetleri hakkında 6762 sayılı Kanun'un 57 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca «haksız rekabet» yarattığı sonucuna varıldığı, karşı davacının sözleşmenin fiilen sonlandığı süreçte «taahhüt» edilen hizmetin verilmediği, kendi imkanları ile hizmet vermek durumunda kalındığı, bu hizmeti verirken karşı davalıya ödeyeceği bedelden daha fazlasını ödeyerek zarara uğradığının belirlenemediği, karşı davacının haksız rekabet eylemleri ve taahhüt ettiği hizmetin verilmemesi nedeniyle «maddi tazminat» isteminde bulunduğu, iki ayrı talebi bulunduğu halde taleplerini ayrıştırmadığından maddi tazminat talebinin her bir kalem için eşit oranda istendiğinin kabulü ger …
Benzer bu karardaA.Ş. tarafından açılan karşı davada, davacı-karşı davalının kendisinin emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti ile «iltibaslar» meydana getirmeye çalıştığı, endüstriyel tasarımları ile iltibas yarattığı ayrıca emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yanlış, yanıltıcı ve lüzumsuz yere incitici beyanlarla «kötülemek» suretiyle «haksız rekabette» bulunduğu ileri sürülerek, haksız rekabetin men'i ile maddi ve manevi tazminat istemlerinde bulunulmuştur.
Davalı-karşı davacının adına «tescilli tasarımın» hükümsüzlüğüne karar verilmesi nedeniyle söz konusu tasarıma dayalı olarak ileri sürülen tasarıma tecavüz ve «haksız rekabet» iddialarının reddine karar verilmesi yerinde ise de açılan karşı davada sadece tescilli tasarıma dayalı tecavüz ve haksız rekabet iddiaları ileri sürülmemiş, tasarım hakkına dayalı iddiaların dışında davacı-karşı davalının kendisinin emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yanlış, yanıltıcı ve lüzumsuz yere incitici beyanlarla «kötülemek» suretiyle yaptığı iddia olunan haksız rekabetin men'i de talep ve dava edilmiştir.
… sarım hakkına dayalı olmayıp, davacı-karşı davalının karşı davacının emtiası, iş mahsulleri ve faaliyetlerini yanlış, yanıltıcı ve lüzumsuz yere incitici beyanlarla «kötülemek» suretiyle «haksız rekabette» bulunduğu iddiasına da dayalı olmasına göre, mahkemece karşı davacının bu yöndeki iddiası ve gösterdiği deliller incelenip, değerlendirilerek karşı davada ileri sürülen istemlerin bu iddia yönünden de incelenerek bir karar verilmesi gerekirken, anılan husus üzerinde durulmadan sadece davalı-karşı davacı adına «tescilli tasarımın» hükümsüzlüğüne karar verilmesi nedeniyle karşı davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, karşı davada verilen kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tescilsiz tasarım · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · vekalet ücreti · iltibas
Benzer bu karardaMahkemece «davanın açılmamış sayılmasına» ilişkin olarak verilen kararın bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucu iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, taraflara ait elektrik sayaçlarının benzerliğinin teknik zorunluluktan kaynaklandığı, bu benzerliğin genel olarak tüm elektrik sayaçlarında olması nedeniyle «iltibas» suretiyle «haksız rekabet» yaratma şartlarının oluşmadığı, dolayısıyla maddi ve manevi tazminat koşullarının da oluşmadığından asıl davanın bu sebeple reddine, karşı davayla ilgili yapılan d …
A.Ş. tarafından açılan karşı davada, davacı-karşı davalının kendisinin emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti ile «iltibaslar» meydana getirmeye çalıştığı, endüstriyel tasarımları ile iltibas yarattığı ayrıca emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yanlış, yanıltıcı ve lüzumsuz yere incitici beyanlarla «kötülemek» suretiyle «haksız rekabette» bulunduğu ileri sürülerek, haksız rekabetin men'i ile maddi ve manevi tazminat istemlerinde bulunulmuştur.
Davalı-karşı davacının adına «tescilli tasarımın» hükümsüzlüğüne karar verilmesi nedeniyle söz konusu tasarıma dayalı olarak ileri sürülen tasarıma tecavüz ve «haksız rekabet» iddialarının reddine karar verilmesi yerinde ise de açılan karşı davada sadece tescilli tasarıma dayalı tecavüz ve haksız rekabet iddiaları ileri sürülmemiş, tasarım hakkına dayalı iddiaların dışında davacı-karşı davalının kendisinin emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yanlış, yanıltıcı ve lüzumsuz yere incitici beyanlarla «kötülemek» suretiyle yaptığı iddia olunan haksız rekabetin men'i de talep ve dava edilmiştir.
… sarım hakkına dayalı olmayıp, davacı-karşı davalının karşı davacının emtiası, iş mahsulleri ve faaliyetlerini yanlış, yanıltıcı ve lüzumsuz yere incitici beyanlarla «kötülemek» suretiyle «haksız rekabette» bulunduğu iddiasına da dayalı olmasına göre, mahkemece karşı davacının bu yöndeki iddiası ve gösterdiği deliller incelenip, değerlendirilerek karşı davada ileri sürülen istemlerin bu iddia yönünden de incelenerek bir karar verilmesi gerekirken, anılan husus üzerinde durulmadan sadece davalı-karşı davacı adına «tescilli tasarımın» hükümsüzlüğüne karar verilmesi nedeniyle karşı davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, karşı davada verilen kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/10152 E. 2012/16828 K.
Ortak:kötüleme · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaAynı Kanun'un 57 nci maddesinin birinci fıkrasında "...başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla «kötülemek»..." fiilleri «haksız rekabet» olarak sayılmıştır.
… arlama yaptığını, başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla «kötüleme» ve bunun sonucunda «sözleşmelerin feshine» neden olmanın 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 57 nci maddesi uyarınca hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareket olarak kabul edildiğini, aynı Kanun'nun 58 ... ve 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 49 uncu maddesi gereği müvekkilinin uğradığı zararın giderilmesi gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak «kaydı» ile 10.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
VINLY Mini Hasar Servisinin poliçe «teminatı kapsamına» alınabilmesi için kendisi ile imzalanmış bir sözleşmenin bulunmadığını ne şekilde onarım hizmetinin müşterilere satıldığının sorulduğunun belirlendiği, karşı davalının keşide ettiği «ihtarlar» ile karşı davacının faaliyetleri hakkında 6762 sayılı Kanun'un 57 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca «haksız rekabet» yarattığı sonucuna varıldığı, karşı davacının sözleşmenin fiilen sonlandığı süreçte «taahhüt» edilen hizmetin verilmediği, kendi imkanları ile hizmet vermek durumunda kalındığı, bu hizmeti verirken karşı davalıya ödeyeceği bedelden daha fazlasını ödeyerek zarara uğradığının belirlenemediği, karşı davacının haksız rekabet eylemleri ve taahhüt ettiği hizmetin verilmemesi nedeniyle «maddi tazminat» isteminde bulunduğu, iki ayrı talebi bulunduğu halde taleplerini ayrıştırmadığından maddi tazminat talebinin her bir kalem için eşit oranda istendiğinin kabulü ger …
Benzer bu kararda… ı, davalıların elde ettiği veya etmesi muhtemel bir menfaatin dosyaya yansımadığı buna ilişkin bir iddianın da olmadığı, bu nedenle de BK'nın ve TTK'nın düzenlediği «haksız rekabet» hükümlerinin de olayda bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1- TTK'nın 56. maddesine göre, «haksız rekabet», aldatıcı hareket veya hüsnüniyet kaidelerine aykırı sair suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suistimalidir.
TTK'nın 57. maddesinin 1. ve 2. bentlerinde de, başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla «kötülemek» ve başkasının ahlakı veya mali iktidarı hakkında hakikata aykırı malumat vermek hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareketler olarak sayılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eksik inceleme
Benzer bu karardaİşbu davada davalıların basın suretiyle «haksız rekabette» bulundukları iddia edildiğine ve bir kısım davalıların aynı eylem nedeniyle Ceza Mahkemesinde yargılandıklarının anlaşılmasına göre, ceza yargılamasının sonucu beklenilerek oluşacak duruma göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15293 E. 2012/6144 K.
Ortak:kötüleme · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaAynı Kanun'un 57 nci maddesinin birinci fıkrasında "...başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla «kötülemek»..." fiilleri «haksız rekabet» olarak sayılmıştır.
… arlama yaptığını, başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla «kötüleme» ve bunun sonucunda «sözleşmelerin feshine» neden olmanın 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 57 nci maddesi uyarınca hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareket olarak kabul edildiğini, aynı Kanun'nun 58 ... ve 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 49 uncu maddesi gereği müvekkilinin uğradığı zararın giderilmesi gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak «kaydı» ile 10.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
VINLY Mini Hasar Servisinin poliçe «teminatı kapsamına» alınabilmesi için kendisi ile imzalanmış bir sözleşmenin bulunmadığını ne şekilde onarım hizmetinin müşterilere satıldığının sorulduğunun belirlendiği, karşı davalının keşide ettiği «ihtarlar» ile karşı davacının faaliyetleri hakkında 6762 sayılı Kanun'un 57 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca «haksız rekabet» yarattığı sonucuna varıldığı, karşı davacının sözleşmenin fiilen sonlandığı süreçte «taahhüt» edilen hizmetin verilmediği, kendi imkanları ile hizmet vermek durumunda kalındığı, bu hizmeti verirken karşı davalıya ödeyeceği bedelden daha fazlasını ödeyerek zarara uğradığının belirlenemediği, karşı davacının haksız rekabet eylemleri ve taahhüt ettiği hizmetin verilmemesi nedeniyle «maddi tazminat» isteminde bulunduğu, iki ayrı talebi bulunduğu halde taleplerini ayrıştırmadığından maddi tazminat talebinin her bir kalem için eşit oranda istendiğinin kabulü ger …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dinlenen tanıkların davacının güneş enerji sistemini «kötüleyici» yönde bilgi sahibi olmadıkları ve davalıların «haksız rekabet» yaptıkları hususunda dosyaya başkaca delil sunulmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi ve «maddi manevi tazminat» talebine ilişkindir.
Haksız rekabet, TTK'nun 56. maddesinde aldatıcı hareket veya hüsnüniyet kaidelerine aykırı sair suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suistimali olarak tanımlanmış olup, 57/1. maddede ise başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla «kötülemek», hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareketler arasında sayılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi ve manevi tazminat
Benzer bu karardaDava, «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi ve «maddi manevi tazminat» talebine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5990 E. , 2024/389 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/213 Esas, 2022/825 Karar
DAVACI-KARŞI DAVALI : C.N.K. Otomobil ve Deri Koruma Hiz.Tic.Ltd.Şti.
vekili Avukat ...
DAVALI-KARŞI DAVACI : Al Servis Destek Hizmetleri A.Ş. vekili Avukat ...
DAVA TARİHİ 28.01.2009 (Asıl dava), 06.03.2009 (Karşı dava)
HÜKÜM
Asıl dava ret, karşı dava kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2014/316 E., 2019/214 K.
Taraflar arasındaki maddi-manevi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı-karşı davalının başvurusunun esastan reddine, davalı-karşı davacının başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı-karşı davalı vekili tarafından, duruşmasız olarak davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 16.01.2024. günü hazır bulunan davacı-karşı davalı vekili Av. ... ile davalı-karşı davacı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA VE KARŞI DAVAYA CEVAP
Davacı-karşı davalı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı Dr.Vinly & Associates Ltd. Şti.'nin Türkiye mümessili ve ana lisansörü olduğunu, 19.07.2002 tarihinde "mini hasar hizmetlerinin" pazarlanması amacıyla davalı ile münhasırlık içeren "Dr.Vinly-Asist Line İşbirliği Protokolü"nün imzalandığını, protokolde davalı şirketin, müvekkili lehine münhasıran mini hasar hizmetlerini pazarlama hizmeti yürüteceğini, davalıya para tahsilatı yetkisi verilmemesine rağmen davalının müvekkili adına para tahsilatı yaptığını, davalının kasko poliçeleri kapsamında mini onarımlar için kendisine başvuruda bulunan müşterileri, davacıya bildirmediğinin tespiti üzerine dava dışı ... Sigorta A.Ş.'ne ihtarname çekildiğini, verilen şifahi cevapta kasko poliçelerinde mini hasar onarımının bulunduğunun beyan edildiğini, dolayısıyla dava dışı ...
Sigorta A.Ş.'nin 2002-2006 yıllarına ait sigorta poliçelerinin incelenmesinin neticesinde Dr.Vinly markasına ait mini onarım hizmetlerine de yer verildiğinin görüleceğini, dava dışı ... Sigorta A.Ş.'ne müvekkili tarafından satılmadığı ve para tahsilatı da yapılmadığı anlaşılan işlerle ilgili olarak davalının yetkisiz para tahsilatı yaptığını, tahsilatları müvekkiline bildirmediğini, aynı şekilde dava dışı Teb Sigorta A.Ş.'nin 2002-2006 yıllarına ait poliçeleri de incelendiğinde davacıya ait hizmetlerin kasko poliçeleri kapsamında satıldığının anlaşılacağını, davalı tarafından sigorta şirketlerine satılan ve yetkisiz şekilde tahsilat yapılan hizmetlerden dolayı müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek müvekkilinin uğradığı 800.000,00 TL'lik maddi zararın şimdilik 7.500,00TL'sinin faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, karşı davanın reddini istemiştir.
II. CEVAP VE KARŞI DAVA
Davalı -karşı davacı vekili cevap dilekçesinde; asıl davanın zamanaşımından ve esastan reddini istemiş, karşı dava dilekçesinde taraflar arasında 19.07.2002 tarihinde imzalanan sözleşme ile 01.08.2002 tarihinde başlayıp 01.08.2003 tarihinde son bulan ve bu tarihten sonra da 2005 yılına kadar fiilen devam eden ticari ilişkide, müvekkilinin davacı-karşı davalıya yönlendireceği müşterilerine mini hasar hizmeti verileceğini, verilen her hizmet karşılığında da müvekkilinin fatura karşılığı ödeme yapacağını, 01.08.2003 tarihli sözleşme konusu ilişkinin 2005 yılına kadar sözlü mutabakat uyarınca devam ettiğini, taraflar arasında ... beri var olan fiili uygulamanın davacı-karşı davalının verdiği bir hizmeti faturalandırması, müvekkilinin de fatura bedelini ödemesi şeklinde olduğunu, CNK Ltd.
Şti.'nin, müvekkilinin asistan hizmeti verdiği TEB Sigorta A.Ş. ve ... Sigorta A.Ş.'ne yaptığı girişimleri neticesinde sigorta şirketlerinin müvekkili ile olan sözleşmelerini feshettiklerini, CNK Ltd.Şti.'nin TEB Sigorta A.Ş. ve ... Sigorta A.Ş.'ye 07.07.2005 tarihli ihtarnameleri gönderdiğini, CNK Ltd. Şti.'nin ihtarnamede müvekkili ile olan sözleşmeden bahsetmediğini, poliçelerde yazılı olan Dr. Vınly mini hasar teminatı alınabilmesi için kendileri ile sigorta şirketleri arasında yapılmış bir sözleşmenin bulunmadığını bildirildiğini, müvekkilini, anılan sigorta şirketleri karşısında ... dışı beyanda bulunan yanıltıcı aldatıcı davranışlar sergileyen bir şirket konumuna düşürdüğünü, müvekkilinin ticari itibar kaybına uğradığını, CNK Ltd.
Şti.'nin vermek zorunda olduğu ancak yapmadığı bütün hizmetleri müvekkilinin yapmak zorunda kaldığını, müvekkiline haber vermeden bazı sigorta şirketlerine doğrudan pazarlama yaptığını, başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla kötüleme ve bunun sonucunda sözleşmelerin feshine neden olmanın 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 57 nci maddesi uyarınca hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareket olarak kabul edildiğini, aynı Kanun'nun 58 ... ve 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 49 uncu maddesi gereği müvekkilinin uğradığı zararın giderilmesi gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki ilişkinin 2005 yılına kadar devam ettiğinin tarafların kabulünde olduğu ve sözleşmeden kaynaklanan ihtilafta zamanaşımı süresinin dolmadığı, asıl davada davalı-karşı davacı tarafından, taraflar arasındaki sözleşmenin sona ermesinden sonra da her bir hizmet için fatura karşılığı ödeme yapmak suretiyle ticari ilişkinin devam ettiği, davacının hizmet alanı ile ilgili olarak kendisine müracaat eden veya kendisinin organize ettiği her bir müşteri için davalının davacıdan hizmet talep ettiği, karşılığını ödediği, taraflar arasında akdedilen sözleşmede davacının hizmet paketleri konusunda aktif pazarlama yapmayacağını kabul ve taahhüt ettiği, davalı şirketin sözleşme konusu hizmeti münhasıran davacı şirkete yönlendirme zorunluluğunun bulunmadığı, davalı şirketin dava dilekçesinde iddia edilen şekilde sigorta şirketleri ile olan ilişkisi nedeniyle davacıya karşı hiçbir taahhüdünün bulunmadığı, gerek sözleşmeye gerekse de taraflar arasındaki ilişkiye göre davalı şirketin davacı şirkete müşterilerini açıklama, tüm müşterilerine mini hasar hizmetini yönlendirme zorunluluğu olmadığı ve maddi zarar iddiasının ispatlanamadığı gerekçesi ile asıl davanın reddine karar verilmesi gerektiği, karşı dava yönünden, CNK Ltd.
Şti.'nin 19.07.2002 tarihli protokolün 2. ve 6. maddesinde yer ... taahhüt ve yükümlülüklerini ihlal ettiği, bu ihlal nedeniyle ve Al Servis'in C.N.K tarafından verilmesi gerektiği halde verilmemiş onarım hizmeti nedeniyle kendisinin bu hizmetleri yapmasından dolayı yaptığı giderlerden kaynaklı uğradığı maddi zararını ispatlayamadığı, yine davacı tarafın dava dışı sigorta şirketlerine yönelik çektiği ihtarnamelerin veya salt sözleşmeye aykırı hareketin ... başına davalı-karşı davacının ticari itibarını zedeleyeceği anlamına gelmeyeceği, davalı-karşı davacının, CNK Ltd.Şti.'nin eyleminden dolayı maddi zarara uğradığını ispatlamadığı, karşı davacının manevi zararının ve manevi tazminat koşullarının oluştuğuna dair dosya kapsamında yeterli delil bulunmadığı gerekçesi ile asıl ve karşı davanın reddine verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı-karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçede yer ... değerlendirmelerin tüm bilirkişi raporlarındaki belirlemelerin tam aksine olduğunu, 08.09.2011 tarihli bilirkişi raporunun iddialarını net bir şekilde tespit ettiğini, davalı şirket, müvekkilince verilen mini onarım hizmetinin pazarlamasını yürüttüğünden, aralarındaki anlaşma doğrultusunda, sigorta şirketlerinden aldığı primi, müvekkiline aktarması gerektiğini, sigorta şirketlerince yapılan ödemelerin hizmet karşılığı olduğunu, hizmetin ise müvekkili tarafından verildiğini, elde edilecek gelirin miktarı ve büyüklüğü belli olmadığından davalı/karşı davacı şirkete ödenecek komisyon miktarı (Tellaliye) protokolün imzalandığı tarihte belirlenmediğini, hangi sigorta şirketleri ile ''Dr.
Vinyl Mini Hasar servisi'' ürünü ile ilgili sözleşme yapılacağı anlaşıldıktan sonra ve ancak sigorta şirketi ile anlaşma imzalamadan hemen önce, yapılması uygun olacak, ek protokollerle komisyon (tellaliye) ücretinin belirlenmesinin 6762 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesi kapsamında kararlaştırıldığını, davalı/karşı davacının protokolün 6. maddesini ihlal ederek tahsil ettiği primleri müvekkiline aktarmadığını, müvekkilinin bilgisi olmadan sözleşmeler imzaladığını, davalı tarafından sunulan 17 adet faturanın müvekkiline ödenen toplam tutarı göstermediğini, bunların belirli mini hasar teminat kapsamının üstüne çıkan, limit aşımı miktarlarına istinaden kesilen faturalar olduğunu, davalı şirketin üçüncü kişiler ile yaptığı sözleşmelerden haksız gelir elde ettiğini ileri sürerek asıl davada verilen karraın kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalı-karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, karşı dava yönünden, CNK Ltd. Şti.'nin protkole aykırı ve haksız eylemleri nedeniyle müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını, sigorta şirketleri müvekkili ile olan sözleşmeleri feshettiğini, müvekkili şirketin ticari itibarının zedelendiğini, karşı davalının protokole aykırı şekilde bazı sigorta şirketlerine aktif pazarlama yaptığını, manevi tazminata ilişkin vekalet ücretinin hatalı olduğunu, hükmedilmesi halinde maktu vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının talebinin protokole dayalı prim alacağına ilişkin olup dava 818 sayılı Kanun'nun 125 ... maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımına tabii olduğundan davalı-karşı davacı vekilinin asıl davanın zamanaşımına uğradığına yönelik istinaf nedeni yerinde görülmediği, asıl davada; davacı taraf her ne kadar davalı tarafın yetkisi olmadığı halde davacı adına para tahsili yaptığını bu nedenle zarara uğradığını iddia etmiş ise de protokol ile davacının, pazarlama yetkisini davalıya verdiği açık olup, davalının dava dışı kişilerden tahsil ettiği bütün primleri davacıya aktaracağı hususunda bir sözleşme hükmü bulunmadığı, davalı- karşı davacının işlevi, davacının ürününün pazarlanması olup poliçede hasar halinde verileceği taahhüt edilen mini onarım hizmetinin her poliçede verilmesi söz konusu olmayıp hasarın gerçekleştiği hallerde davacıdan mini onarım hizmeti alındığının anlaşıldığı, onarım hizmeti veren davacının hizmet verdiği hallerde bedelini alacağı ve aldığı hususunda bir tereddüt bulunmadığı, onarım hizmeti vermediği hallerde de bir ücret talep ediyorsa bunun sözleşmede açıkça kararlaştırılması gerektiği, davalı şirketin sigorta şirketlerine davacının aracılığı ve taahhüdüyle hizmet verdiği, davacı-karşı davalıya aldığı hizmetin bedelini bu bedelden karşılayarak ödediği, böylelikle sigorta şirketi, sigortalı, davacı ve davalı arasında devam eden bir organizasyon gerektiren bir ilişki sağlandığı, davacı;
davalıya karşı taahhüt ettiği hizmetin bedelini de aldığına göre sigorta şirketinden davalının aldığı ücretlerin bir kısmını daha talep hakkının bulunmadığı, ticari ilişki ve protokol hükmü değerlendirildiğinde bilirkişi raporlarında yapılan zarar hesaplarının hukuki bir kıymetinin bulunmadığı, asıl davanın reddine ilişkin hükme yönelik istinaf nedenlerinin yerinde görülmediği, karşı davada, karşı davalının hizmeti vermemesi nedeniyle üçüncü kişilerden daha fazla bir bedelle bu hizmetin sağlandığı, karşı davalının ihlali nedeniyle kazanç kaybına uğradığının belirlenemediği, CNK Ltd.Şti.'nin ihtarından sonra TEB Sigorta A.Ş.'nin karşı davacıya ihtarname gönderere lisansının olup olmadığının bildirilmesini istediği, davacı tarafından keşide edilen ihtarnamenin muhatabı sigorta şirketi tarafından karşı davacının yetkisi olmadan kendileriyle sözleşme imzalandığı, aldatıldıkları şeklinde algılandığı, oysa protokolün süresi bitmesine rağmen taraflarca uygulanmaya devam edilen bir ticari ilişki mevcut olduğu halde, karşı davalının keşide ettiği ihtarlar ile sigorta şirketlerine karşı davacı ile aralarında sözleşme olmadığı imasında bulunduğu, ihtarnamelerde kasko poliçelerinde yer ...
Dr. VINLY Mini Hasar Servisinin poliçe teminatı kapsamına alınabilmesi için kendisi ile imzalanmış bir sözleşmenin bulunmadığını ne şekilde onarım hizmetinin müşterilere satıldığının sorulduğunun belirlendiği, karşı davalının keşide ettiği ihtarlar ile karşı davacının faaliyetleri hakkında 6762 sayılı Kanun'un 57 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca haksız rekabet yarattığı sonucuna varıldığı, karşı davacının sözleşmenin fiilen sonlandığı süreçte taahhüt edilen hizmetin verilmediği, kendi imkanları ile hizmet vermek durumunda kalındığı, bu hizmeti verirken karşı davalıya ödeyeceği bedelden daha fazlasını ödeyerek zarara uğradığının belirlenemediği, karşı davacının haksız rekabet eylemleri ve taahhüt ettiği hizmetin verilmemesi nedeniyle maddi tazminat isteminde bulunduğu, iki ayrı talebi bulunduğu halde taleplerini ayrıştırmadığından maddi tazminat talebinin her bir kalem için eşit oranda istendiğinin kabulü gerektiği, karşı davalının eyleminin haksız rekabet teşkil ettiği kabul ediliğinden TEB Sigorta A.Ş.
tarafından karşı davacının sözleşmesinin feshedildiği gözetildiğinde 5.000,00 TL maddi zarara uğradığının kabulü gerektiği, karşı davacının manevi zararının 20.000,00 TL taktir edildiği gerekçesiyle davacı-karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın reddine, karşı davada maddi ve manevi tazminatın kısmen kabulüne, 5.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davacı/karşı davalıdan tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı-karşı davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesinin sözleşmeyi hatalı değerlendirdiğini, müvekkili tarafından sigorta şirketlerine gönderilen ihtarlarda incitici, yanıltıcı ibareler bulunmadığını, hak arama ve bilgi edinme amacıyla gönderildiğini, müvekkilinin ihtarı nedeniyle davalı-karşı davacı ile sigorta şirketlerinin ilişkisinin sona erdiği iddiasının yerinde olmadığını, TEB Sigorta A.Ş.'nin ihtarı 30.05.2005 olup, müvekkilinin ihtarının 07.07.2005 tarihli olduğunu, davalı- karşı davacının sözleşmenin 6 ncı maddesi hükmünü ihlal ettiğini, 08.09.2011 tarihli raporda müvekkilinin haklılığının ortaya konulduğunu, kaç adet poliçe düzenlendiğinin söz konusu sigorta şirketlerinden sorulup celp edilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki protokol uyarınca davalı-karşı davalının sigorta şirketlerinden aldığı primi müvekkiline aktarması gerektiğini, 13.09.2013 tarihli raporda da müvekkilinin haklılığının ortaya konulduğunu, davalı-karşı davacının münhasır yetkisinin, müvekkilini sigorta şirketleri ile sözleşme yapması için tanıtmak ve faaliyetlerini pazarlamak olduğunu, davalının müvekkili adına üçüncü kişiler ile sözleşme yapmak ve onun adına para tahsil etmek yetkisi bulunmadığını;
ancak davalının bu yönde hareket ettiğini, taleplerinin özünün, davalı şirketin, yetkisi olmaksızın ve müvekkilinin adını kullanarak üçüncü kişiler ile yaptığı sözleşmelerden haksız olarak elde ettiği gelirin, gerekirse kendi rayiç tellaliye komisyonu düşüldükten sonra, taraflarına iadesi olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı-karşı davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle; asıl davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl ve karşı davada tarafların tazminat taleplerinin yerinde olup olmadığı, zamanaşımı süresinin dolup dolmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 6762 sayılı Kanun'un 57 nci maddesinin birinci fıkrası, 58 ... maddesi
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı-karşı davalı CNK Ltd. Şti. vekilinin asıl davaya yönelik tüm temyizleri, davalı-karşı davalı Al Servis Destek Hizmetleri A.Ş. vekilinin asıl davanın zamanaşımına uğradığına yönelik temyiz itirazları ve karşı davaya yönelik tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı-karşı davalı CNK Ltd. Şti. vekilinin karşı davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; 6762 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesi uyarınca, aldatıcı hareket ve hüsnüniyet kaidelerine aykırı suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suistimali haksız rekabet olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un 57 nci maddesinin birinci fıkrasında "...başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla kötülemek..." fiilleri haksız rekabet olarak sayılmıştır.
3.Bölge Adliye Mahkemesince, karşı davalı CNK Ltd. Şti.'nin, sigorta şirketlerine keşide ettiği ihtarlar ile karşı davacının faaliyetleri hakkında 6762 sayılı Kanun'un 57 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen haksız rekabet fiilini işlediğinden bahisle karşı davada maddi ve manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak davacı-karşı davalı CNK Ltd. Şti.'nin sigorta şirketlerine gönderdiği 07.07.2005 tarihli ihtarnamelerin içeriği incelendiğinde; davalı-karşı davacı Al Servis Destek Hizmetleri A.Ş.'nin emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini, hizmetlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla kötülemeye dair ibarelerin bulunmadığı, aksine CNK Ltd.
Şti. ile Al Servis Destek Hizmetleri A.Ş. arasındaki hukuki ilişkinin durumunu izaha yönelik ibareler içerdiği bu nedenle de haksız rekabet yaratmadığının kabulü gerekir. Bu itibarla Bölge Adliye Mahkemesince karşı davalı CNK Ltd. Şti.'nin eyleminin haksız rekabet teşkil etmediği kabul edilerek, neticesine göre karar vermek gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, karşı davaya ilişkin kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı-karşı davalı CNK Ltd. Şti. vekilinin asıl davaya yönelik tüm temyizlerinin, davalı-karşı davacı Al Servis Destek Hizmetleri A.Ş. vekilinin asıl davanın zamanaşımına uğradığına yönelik temyiz itirazları ve karşı davaya yönelik tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 2 ve 3 no.lu bentte açıklanan sebeplerle karşı dava yönünden BOZULMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1016876700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz