6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Adi senet

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/7016 E. 2010/2729 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
adi senet kambiyo senedi vasfı keşide yeri senetle ispat yazılı delil başlangıcı delil başlangıcı delil niteliği kesin delil yemin teklifi icra hukuk mahkemesi yemin delili yazılı delil yemin kambiyo senedi ikrar ispat yükü bono geçersizlik teslim kesin hüküm

Atıf yapılan mevzuat: HUMK — HUMK 288HUMK 290 · TTK — TTK 688

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara göre, keşide yeri olmayan senetlerin yazılı delil başlangıç olarak kabulünün gerektiği, davacının senetlerin nakit olarak verilen borç karşılığı düzenlenip verildiğini, davalının ise tarafların tekstil şirketleri arasında bulunan ticari ilişki nedeniyle davacıdan alınan mal karşılığı verildiğini, ancak malların davacı tarafından teslim edilmemesi nedeniyle senetlerin karşılıksız kaldığını savunduğu, ispat yükünün davacıda olduğu, dinlenen davacı tanıkları anlatımların somut olaya ilişkin olarak bizzat görgüye dayalı olmayıp soyut, inandırıcılıktan uzak ve yeterli olmadığı, davacının yemin teklif etme hakkını da kullanmadığı gerekçesiyle ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

Dava, TTK’nun 688 ve 689. maddeleri uyarınca tanzim yeri içermediği için geçersiz sayılan iki adet bono bedelinin tahsili istemine ilişkindir.

Davalı tarafından gerek gerek 11.İcra Hukuk Mahkemesi'nde takibin iptali için açtığı davada ve gerekse işbu davaya cevaplarında senetler altındaki imzaların sıhhatine dair bir itirazın bulunmadığı görülmektedir.

Bu durumda davacı elinde bulunan ve kambiyo senedi vasfı taşımayan bu senetler TTK’nun 688 ve 689.maddeleri gereğince bono değil adi senet hükmündedir.Senetlerdeki alacak miktarları gözetildiğinde HUMK’nun 288.maddesi uyarınca senede karşı ileri sürülen iddianın senetle kanıtlanması gerektiği gibi,senede karşı ileri sürülen bir iddia da, ancak senetle ispat olunabilir. (HUMK'nun 290) Keza, böyle bir iddianın senetten başka bir kesin delille ispatı mümkündür. İkrar veya yemin de kesin delil niteliğindedir.Somut uyuşmazlıkta davalı tarafından adi senedi hükümden düşürecek bir senede delil olarak dayanılmamıştır. Ancak, davalı tarafından söz konusu senetlerin mal bedeline karşılık olarak verildiği hususunda delil listesinde yemin deliline dayanılmış olması karşısında mahkemece davalıya karşı tarafa yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken ispat yükü ters çevrilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Usul yönünden süz:
  • Rücuen Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12634 E. 2016/1231 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Senedin iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/8756 E. 2012/8519 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İhtiyati haciz

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13029 E. 2016/9180 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

2 benzer karar daha
  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/11793 E. 2010/11982 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2695 E. 2017/1746 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2008/7016 E.  ,  2010/2729 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10.12.2007 tarih ve 2005/98 - 2007/782 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 09.03.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalının müvekkiline olan borçlarına karşılık 10.06.2003 tarihinde her bir 10.000 USD miktarlı iki adet bonoyu müvekkiline verdiğini, bonoların ciro yoluyla...isimli şahsa devredildiğini, bu şahıs tarafından icra takibine girişilmesine rağmen davalı tarafından İstanbul 11.İcra Hakimliği'ne başvurularak senetlerde tanzim yeri bulunmadığından bahisle icra takiplerinin iptali istenilip, iptal ettirildiğini, senet bedellerinin İbrahim Yücel'e ödenerek geri alındığını ileri sürerek, 20.000 USD karşılığı (28.080,60) YTL'nın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müvekkilinin davacıya hiç bir borcunun bulunmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara göre, keşide yeri olmayan senetlerin yazılı delil başlangıç olarak kabulünün gerektiği, davacının senetlerin nakit olarak verilen borç karşılığı düzenlenip verildiğini, davalının ise tarafların tekstil şirketleri arasında bulunan ticari ilişki nedeniyle davacıdan alınan mal karşılığı verildiğini, ancak malların davacı tarafından teslim edilmemesi nedeniyle senetlerin karşılıksız kaldığını savunduğu, ispat yükünün davacıda olduğu, dinlenen davacı tanıkları anlatımların somut olaya ilişkin olarak bizzat görgüye dayalı olmayıp soyut, inandırıcılıktan uzak ve yeterli olmadığı, davacının yemin teklif etme hakkını da kullanmadığı gerekçesiyle ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

Dava, TTK’nun 688 ve 689. maddeleri uyarınca tanzim yeri içermediği için geçersiz sayılan iki adet bono bedelinin tahsili istemine ilişkindir.

Davalı tarafından gerek gerek 11.İcra Hukuk Mahkemesi'nde takibin iptali için açtığı davada ve gerekse işbu davaya cevaplarında senetler altındaki imzaların sıhhatine dair bir itirazın bulunmadığı görülmektedir.

Bu durumda davacı elinde bulunan ve kambiyo senedi vasfı taşımayan bu senetler TTK’nun 688 ve 689.maddeleri gereğince bono değil adi senet hükmündedir.Senetlerdeki alacak miktarları gözetildiğinde HUMK’nun 288.maddesi uyarınca senede karşı ileri sürülen iddianın senetle kanıtlanması gerektiği gibi,senede karşı ileri sürülen bir iddia da, ancak senetle ispat olunabilir. (HUMK'nun 290) Keza, böyle bir iddianın senetten başka bir kesin delille ispatı mümkündür. İkrar veya yemin de kesin delil niteliğindedir.Somut uyuşmazlıkta davalı tarafından adi senedi hükümden düşürecek bir senede delil olarak dayanılmamıştır. Ancak, davalı tarafından söz konusu senetlerin mal bedeline karşılık olarak verildiği hususunda delil listesinde yemin deliline dayanılmış olması karşısında mahkemece davalıya karşı tarafa yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken ispat yükü ters çevrilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 750,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1015056100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.