Ttk 886
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/7269 E. 2014/15022 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 886↗ pervasızca davranış↗ menfi zarar↗ kişilik haklarının ihlali↗ müspet zarar↗ sorumluluk sınırlaması↗ kar mahrumiyeti↗ sahte imza↗ kişilik haklarına saldırı↗ yoksun kalınan kâr↗ sorumluluktan kurtulma↗ ticari itibar↗ sınırlı sorumluluk↗ kişilik hakları↗ illiyet bağı↗ kâr mahrumiyeti↗ sözleşmenin feshi↗ sözleşmeye aykırılık↗ ikrar↗ ciro↗ tazminat davası↗ taşıma sözleşmesi↗ tbk 99↗ taşıyıcı↗ maddi tazminat↗ dava sebebi↗ ibraz↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, menfi zararın, alacaklının sözleşmeyi yaptığı için uğradığı zarar, yani sözleşmeyi yapmamış olsaydı uğramayacağı zarar olarak tanımlanacağı, bu zararın alacaklının sözleşmeden dönmeden sonra içinde bulunduğu durum ile sözleşme yapmamış olsa idi içinde bulunacağı durum arasındaki farktan ibaret olup, feshedilen sözleşmeye dayanılarak o sözleşme ile kazanılacak hakların istenemeyeceği, davacının yoksun kalınan kar ve ciro kaybından dolayı uğramış olduğu zararın menfi zarar olmayıp, müspet zarar kapsamında olduğu, dolayısıyla sözleşmeyi fesheden davacının müspet zarar kapsamında olan kar mahrumiyeti ve ciro kaybından doğan zararını isteyemeyeceği gerekçesiyle, maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat istemi yönünden ise, davacı tarafça hazırlanan derginin içeriği, kapsamlandırılması, özel bir çalışma ile hazırlanması karşısında olayın davacının üzüntü ve elem duymasına neden olacağı açık olduğundan esere verilen emek, hazırlanma amacı, sözleşmeye aykırılığın biçimi, tarafların sosyal ekonomik durumları göz önünde bulundurularak 5.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili ile katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacı tarafından taraflar arasında akdedilen taşıma sözleşmesinin haklı nedenlerle feshinden kaynaklanan yoksun kalınan kar ve ciro kaybından doğan zararlar ile manevi zararların tahsili istemine ilişkin tazminat davası olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat istemi yönünden ise; davacı tarafça hazırlanan ancak taşıma sözleşmesine aykırı olarak teslim edilmeyen derginin içeriği, kapsamlandırılması, özel bir çalışma ile hazırlanması nedeniyle, meydana gelen eylemin davacıda yarattığı etki, üzüntü ve elem ile esere verilen emek, hazırlama amacı, sözleşmeye aykırılığın biçimi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları göz önünde bulundurularak takdiren 5.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir. Ancak, 818 sayılı BK’nun 49. (TBK 58) maddesinde, şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir denilmiştir. Şahsiyet haklarına saldırıda, manevi tazminat istenebilmesi için 818 sayılı BK 49. (TBK 58) maddede belirtilen şartların gerçekleşmesi gerekir. Bu şartlar ise şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve illiyet bağı bulunmasıdır. (Bkz. Prof Dr. Safa Reisoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, yirminci baskı, S.202-208) Somut olayda, davalı tarafça gönderinin teslim edilmemesinin MK'nın 24 ve BK'nın 49. (TBK 58) maddeleri anlamında kişilik haklarının ihlaline neden olacağının kabulü mümkün bulunmamaktadır. Her sözleşmeye aykırılık manevi tazminat gerektirmeyeceği gibi, davacı tarafça da meydana gelen olay nedeniyle ticari itibarının sarsıldığı ispat edilememiştir. Bu itibarla, davacının kişilik haklarına saldırı bulunmadığı, BK'nın 49. (TBK 58) maddesinde öngörülen manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gözetilmeksizin, davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz isteminin incelenmesine gelince ise; Davacı, taraflar arasında akdedilen taşıma sözleşmesi uyarınca gönderilerin zamanında ve usulüne uygun teslim edilmemesi nedeniyle maddi tazminat talebinde bulunmuştur. Dosya ve davacı tarafça delil olarak ibraz edilen tutanak kapsamından, davalı şirket nezdinde çalışan kuryenin taşıma konusu 5 adet gönderiyi ulaştırması gereken yerlere götürmesi ve teslim etmesi gerekirken çevreye saçtığı ve teslim edildiğinin düşünülmesini sağlamak adına teslim alan kısmına sahte imzalar attığının tespit edilmesi, kuryenin bu eylemini ikrar etmesi ve hakkında açılan ceza davası neticesinde de mahkumiyetine karar verildiğinin anlaşılmış olması karşısında davacının sözleşmeyi feshi haklı sebebe dayanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 886. maddesinde ''Zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı veya 879'uncu maddede belirtilen kişiler, bu Kısımda öngörülen sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz.'' hükmü düzenlenmiş olup, davalı taşıyıcı ağır kusurlu olmakla sınırlı sorumluluktan istifade edemez ve meydana gelen zarardan sorumludur. Anılan yasal düzenleme uyarınca davacı taraf meydana gelen olay nedeniyle müspet zararlarını talep edebilir. Bu itibarla, mahkemece taşıma hukuku ile ilgili olarak TTK'nın 886. maddesinde özel bir düzenleme bulunduğundan genel hükümlere göre değil, anılan madde çerçevesinde değerlendirme yapılıp, davacı tarafça talep edilen maddi tazminat yönünden dosyanın taşıma hukuku alanında uzman kişilerden
oluşturulacak bilirkişi heyetine tevdii ile rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4839 E. 2017/7572 K.
Ortak:kişilik haklarının ihlali · kişilik haklarına saldırı · kişilik hakları · illiyet bağı · sözleşmeye aykırılık · maddi tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, «menfi zararın», alacaklının sözleşmeyi yaptığı için uğradığı zarar, yani sözleşmeyi yapmamış olsaydı uğramayacağı zarar olarak tanımlanacağı, bu zararın alacaklının sözleşmeden dönmeden sonra içinde bulunduğu durum ile sözleşme yapmamış olsa idi içinde bulunacağı durum arasındaki farktan ibaret olup, feshedilen sözleşmeye dayanılarak o sözleşme ile kazanılacak hakların istenemeyeceği, davacının «yoksun kalınan» kar ve «ciro» kaybından dolayı uğramış olduğu zararın menfi zarar olmayıp, «müspet zarar» kapsamında olduğu, dolayısıyla sözleşmeyi fesheden davacının müspet zarar kapsamında olan «kar mahrumiyeti» ve ciro kaybından doğan zararını isteyemeyeceği gerekçesiyle, «maddi tazminat» isteminin reddine, manevi tazminat istemi yönünden ise, davacı tarafça hazırlanan derginin içeriği, kapsamlandırılması, özel bir çalışma ile hazırlanması karşısında olayın davacının üzüntü ve elem duymasına neden olacağı açık olduğundan esere verilen emek, hazırlanma amacı, «sözleşmeye aykırılığın» biçimi, tarafların sosyal ekonomik durumları göz önünde bulundurularak 5.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilm …
1- Dava, davacı tarafından taraflar arasında akdedilen «taşıma sözleşmesinin» haklı nedenlerle feshinden kaynaklanan «yoksun kalınan» kar ve «ciro» kaybından doğan zararlar ile manevi zararların tahsili istemine ilişkin «tazminat davası» olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile «maddi tazminat» isteminin reddine, manevi tazminat istemi yönünden ise; davacı tarafça hazırlanan ancak taşıma sözleşmesine aykırı olarak «teslim» edilmeyen derginin içeriği, kapsamlandırılması, özel bir çalışma ile hazırlanması nedeniyle, meydana gelen eylemin davacıda yarattığı etki, üzüntü ve elem ile esere verilen emek, hazırlama amacı, «sözleşmeye aykırılığın» biçimi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları göz önünde bulundurularak takdiren 5.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir.
Safa Reisoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, yirminci baskı, S.202-208) Somut olayda, davalı tarafça gönderinin «teslim» edilmemesinin MK'nın 24 ve BK'nın 49. (TBK 58) maddeleri anlamında «kişilik haklarının ihlaline» neden olacağının kabulü mümkün bulunmamaktadır.
Benzer bu karardaHer «sözleşmeye aykırılık» manevi tazminat gerektirmeyeceği gibi, davacı tarafça da «sözleşmenin ihlal» edilmesi nedeniyle «kişilik haklarının ihlal» edildiği ispat edilememiştir.
Safa Reisoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, yirminci baskı, S.202-208) Somut olayda davacının, davalı tarafın «sözleşmeyi ihlal» etmesi nedeniyle manevi zarara uğradığı kabul edilmiş ise de bu durumun MK'nin 24 ve BK'nin 49. (TBK 58) maddeleri anlamında «kişilik haklarının ihlaline» neden olacağının kabulü mümkün değildir.
Bu itibarla, davacının «kişilik haklarına saldırı» bulunmadığı, BK'nin 49. (TBK 58) maddesinde öngörülen manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gözetilmeksizin, davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetkisiz temsil · sözleşmenin ihlali · hakkaniyet · cezai şart · fesih · yetkisizlik kararı · temsil
Benzer bu karardaHukuk Dairesinin bozma ilamı, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşmenin «yetkisiz temsil» ile imzalandığı, fakat davalının bir aylık da olsa sözleşmeyi kısmen ifası ile kabul ettiği, bu nedenle sözleşmenin davalıyı da bağladığı, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 8. maddesinde sözleşmenin 18 ay boyunca geçerli olduğu, sözleşme sona erme tarihinden 1 ay öncesine kadar «fesih» edilmediği takdirde otomatik olarak 18 ay daha uzayacağının kararlaştırıldığı, feshe ilişkin bir belgenin sunulmadığı dolayısıyla sözleşme süresinin 36 ay olduğu, sözleşmenin 9. maddesine göre davalının davacıya sözleşme konusu reklamlarda görev alması karşılığında, sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren, her ay sonunda 850 ABD Doları ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, dolayısıyla ücret alacağının toplamda 36Ayx850USD olduğu, sözleşme uyarınca 800USD'nin tahsil edildiğinin tarafların kabulünde olduğu, bu nedenle kalan ücret alacağının 29.800 USD olduğu, 13.1 madde de 5.000 USD «cezai şartın» kararlaştırıldığı, bu nedenle toplam talep edilebilecek «maddi tazminatın» 34.800 USD olduğu, fakat TBK'nin 50 ve devamı maddeleri uyarınca «hakkaniyet» gereği takdiren indirilmesi suretiyle ücret alacağı için 25.000USD ile 5.000 USD cezai şartın toplamı ile 30.000 USD'nin tahsiline, davacının söz konusu sözleşmeni …
Safa Reisoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, yirminci baskı, S.202-208) Somut olayda davacının, davalı tarafın «sözleşmeyi ihlal» etmesi nedeniyle manevi zarara uğradığı kabul edilmiş ise de bu durumun MK'nin 24 ve BK'nin 49. (TBK 58) maddeleri anlamında «kişilik haklarının ihlaline» neden olacağının kabulü mümkün değildir.
Her «sözleşmeye aykırılık» manevi tazminat gerektirmeyeceği gibi, davacı tarafça da «sözleşmenin ihlal» edilmesi nedeniyle «kişilik haklarının ihlal» edildiği ispat edilememiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/508 E. 2016/3266 K.
Ortak:illiyet bağı
İncelediğiniz karardaBu şartlar ise şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve «illiyet bağı» bulunmasıdır. (Bkz.
Benzer bu karardaBu şartlar ise şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve «illiyet bağı» bulunmasıdır. (Bkz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müteselsil kefalet · rücu hakkı · müteselsil kefil · kefalet · rücu · kefil · kredi sözleşmesi · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, «müteselsil kefalette» alacaklının borçlu yahut kefillere direk olarak başvurabileceği, adi kefaletten farklı olarak ilk önce krediyi kullanan asıl borçluya başvurma şartının olmadığı, kendisine başvurulan «kefilin» ödediği para için asıl borçluya veyahut diğer kefillere «rücu hakkının» bulunduğu ayrıca, davacının aleyhinde icra takibi yapılması nedeniyle üzüldüğü ve küçük düştüğünün kabulü gerektiği gerekçesiyle, 70.000,00 TL'nin dava tarihinden …
2- Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise, davacı tarafça, dava dışı banka ile akdedilen «kredi sözleşmesinin» müşterek borçlu ve «müteselsil kefili» olarak ödenen bedelin asıl borçlu ile diğer kefillerden tahsili ve manevi tazminat istemli olarak açılan işbu davada, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde karar verilmiştir Ancak, davacının kefil olarak ödediği bedelin diğer kefillerden «rücu» talebine yönelik olarak kefillerin payları hesap edilmek suretiyle değerlendirme yapılması gerekirken diğer kefillerden biri olan davalının ödenen bedelin tümünden …
Somut olayda, davacının «kefaletinin» bulunduğu «kredi sözleşmesine» ilişkin olarak açılan davada manevi tazminata hükmedilmesi için gerekli olan şartların oluşmadığı nazara alınmaksızın manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmesi de doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
1- HUMK'nın 434/3 maddesi atfı ile aynı Yasa'nın 432/«son» maddesi uyarınca temyiz isteminin reddine ilişkin karara karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 7 günlük süre içerisinde temyiz yoluna başvurulabileceğinden ve davalı ... vekili tarafından süresinde temyiz isteminin reddine dair ek karar temyiz edilmediğinden mümeyyiz davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1295 E. 2020/4362 K.
Ortak:ticari itibar · illiyet bağı
İncelediğiniz karardaBu şartlar ise şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve «illiyet bağı» bulunmasıdır. (Bkz.
Her «sözleşmeye aykırılık» manevi tazminat gerektirmeyeceği gibi, davacı tarafça da meydana gelen olay nedeniyle «ticari itibarının» sarsıldığı ispat edilememiştir.
Benzer bu karardaBu şartlar ise şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve «illiyet bağı» bulunmasıdır. (Bkz.
Somut olayda, taraflar arasında imzalanan nakdi ve «gayri nakdi kredi sözleşmesi» bağlamında davacı kredi müşterisinin talebiyle dava dışı 3. kişi lehine düzenlenen «teminat mektubunun» işlevinin sona erip kredi müşterisi tarafından bankaya iadesinden sonra 3. kişinin davalıdan talebi üzerine, davacı kredi müşterisinin «rızası» ve haberi olmaksızın, davalı banka tarafından iade edilen teminat mektubunun yerine başka bir teminat mektubu düzenlenip 3. kişiye verilmesi ve daha sonra 3. kişinin «tazmin talebinin» kabulü ile tazmin edilmesinin davacının «ticari itibarını» sarsan ve manevi zarara uğramasına neden olan eylem olduğu halde somut olayın bu özelliği dikkate alınmaksızın manevi tazminat isteminin reddi doğru görülmediğinde …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gayri nakdi kredi · tazmin talebi · teminat mektubu · eş rızası · muvafakat · istirdat · maddi ve manevi tazminat · kredi sözleşmesi
Benzer bu karardaSomut olayda, taraflar arasında imzalanan nakdi ve «gayri nakdi kredi sözleşmesi» bağlamında davacı kredi müşterisinin talebiyle dava dışı 3. kişi lehine düzenlenen «teminat mektubunun» işlevinin sona erip kredi müşterisi tarafından bankaya iadesinden sonra 3. kişinin davalıdan talebi üzerine, davacı kredi müşterisinin «rızası» ve haberi olmaksızın, davalı banka tarafından iade edilen teminat mektubunun yerine başka bir teminat mektubu düzenlenip 3. kişiye verilmesi ve daha sonra 3. kişinin «tazmin talebinin» kabulü ile tazmin edilmesinin davacının «ticari itibarını» sarsan ve manevi zarara uğramasına neden olan eylem olduğu halde somut olayın bu özelliği dikkate alınmaksızın manevi tazminat isteminin reddi doğru görülmediğinde …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalının hukuka aykırı olarak «teminat mektubu» düzenleyip borçlandırması neticesinde 36.694,02 TL ödemek zorunda kaldığı, davalının «temerrüte» düşürülmediği, faiz talebinin reddi gerektiği, davacının uğradığını iddia ettiği maddi zararına ilişkin delil sunamadığı ve bu hususu ispatlayamadığı, davacının şahsiyet haklarına bir saldırının olmadığı, manevi tazminat koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle, davacının «maddi manevi tazminat» isteminin reddine, «istirdat» talebinin kısmen kabulü ile 36.694,02 TL'nin dava tarihi olan 20.11.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline dair verilen kararın tara …
2- Dava, davalı bankanın davacının izni ve «muvafakatı» dışında düzenlemiş olduğu «teminat mektubu» nedeniyle ödenmek zorunda kalınan bedelin «istirdadı» ile uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde, davalının hukuka aykırı olarak teminat mektubu düzenle …
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/7489 E. 2011/608 K.
Ortak:illiyet bağı · ibraz
İncelediğiniz karardaBu şartlar ise şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve «illiyet bağı» bulunmasıdır. (Bkz.
Dosya ve davacı tarafça delil olarak «ibraz» edilen tutanak kapsamından, davalı şirket nezdinde çalışan kuryenin taşıma konusu 5 adet gönderiyi ulaştırması gereken yerlere götürmesi ve «teslim» etmesi gerekirken çevreye saçtığı ve teslim edildiğinin düşünülmesini sağlamak adına teslim alan kısmına «sahte imzalar» attığının tespit edilmesi, kuryenin bu eylemini «ikrar» etmesi ve hakkında açılan ceza davası neticesinde de mahkumiyetine karar verildiğinin anlaşılmış olması karşısında davacının «sözleşmeyi feshi» haklı «sebebe» dayanmaktadır.
Benzer bu karardaBu şartlar ise şahsiyet haklarına saldırı olması,saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve «illiyet bağı» bulunmasıdır.(Bkz.Prof Dr.Safa Reisoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler,yirminci baskı, S.202-208) Yukarıda yapılan açıklamalara göre somut olaya gelince, davacı, havayolu şirketinde seyahat sonrası kaybolan valizi nedeniyle manevi tazminat isteminde bulunmuş ve talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş ise de davalı vekili savunmasında,valizin sonradan bulunarak iade edildiğini, davacıya olay anında 100 USD ve sonrasında Amerika’da yapılan harcamalar nedeniyle 1.466 USD ödemede bulunulduğu belirtmiş ve buna ilişkin ödeme dekontunu «ibraz» etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2862 E. 2018/6288 K.
Ortak:kişilik haklarının ihlali · kişilik haklarına saldırı · kişilik hakları · illiyet bağı · sözleşmeye aykırılık
İncelediğiniz karardaSafa Reisoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, yirminci baskı, S.202-208) Somut olayda, davalı tarafça gönderinin «teslim» edilmemesinin MK'nın 24 ve BK'nın 49. (TBK 58) maddeleri anlamında «kişilik haklarının ihlaline» neden olacağının kabulü mümkün bulunmamaktadır.
Bu itibarla, davacının «kişilik haklarına saldırı» bulunmadığı, BK'nın 49. (TBK 58) maddesinde öngörülen manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gözetilmeksizin, davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, «menfi zararın», alacaklının sözleşmeyi yaptığı için uğradığı zarar, yani sözleşmeyi yapmamış olsaydı uğramayacağı zarar olarak tanımlanacağı, bu zararın alacaklının sözleşmeden dönmeden sonra içinde bulunduğu durum ile sözleşme yapmamış olsa idi içinde bulunacağı durum arasındaki farktan ibaret olup, feshedilen sözleşmeye dayanılarak o sözleşme ile kazanılacak hakların istenemeyeceği, davacının «yoksun kalınan» kar ve «ciro» kaybından dolayı uğramış olduğu zararın menfi zarar olmayıp, «müspet zarar» kapsamında olduğu, dolayısıyla sözleşmeyi fesheden davacının müspet zarar kapsamında olan «kar mahrumiyeti» ve ciro kaybından doğan zararını isteyemeyeceği gerekçesiyle, «maddi tazminat» isteminin reddine, manevi tazminat istemi yönünden ise, davacı tarafça hazırlanan derginin içeriği, kapsamlandırılması, özel bir çalışma ile hazırlanması karşısında olayın davacının üzüntü ve elem duymasına neden olacağı açık olduğundan esere verilen emek, hazırlanma amacı, «sözleşmeye aykırılığın» biçimi, tarafların sosyal ekonomik durumları göz önünde bulundurularak 5.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilm …
Benzer bu karardaHer «sözleşmeye aykırılık» manevi tazminat gerektirmeyeceği gibi, davacı tarafça da meydana gelen olay nedeniyle «kişilik haklarının ihlal» edildiği ispat edilememiştir.
Safa Reisoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, yirminci baskı, S.202-208) Somut olayda, her ne kadar mahkemece davacının manevi zarara uğradığı kabul edilmiş ise de, bu durumun MK'nın 24 ve BK'nın 49. (TBK 58) maddeleri anlamında «kişilik haklarının ihlaline» neden olacağının kabulü mümkün değildir.
Bu itibarla, davacının «kişilik haklarına saldırı» bulunmadığı, BK'nın 49. (TBK 58) maddesinde öngörülen manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gözetilmeksizin, davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta tazminatı · muafiyet · yenileme · sigorta poliçesi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 7 ay boyunca işsiz kaldığı, 30 günlük «muafiyetin» ardından 6 ay için tazminat talep edebileceği, ikinci yapılan poliçe «yenileme» niteliğinde olduğundan 90 günlük muafiyet süresinin uygulanmayacağı, kredi veren bankaya yapılması gereken 950,76 TL aylık kredi ödeme tutarı üzerinden 6 aylık dön …
2- Dava işsizlik «sigorta poliçesinden» kaynaklı tazminat istemine ilişkin olup, davacı taraf «sigorta tazminatının» davalı tarafça ödenmemesi nedeniyle manevi zarara uğradığını ileri sürmüş ve mahkemece davacının işsiz kaldığı dönemde davalının ödeme yapmamasının davacının manevi ızdırabına neden olduğu gerekçesiyle manevi tazminata hükmedilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8824 E. 2013/7977 K.
Ortak:illiyet bağı · teslim
İncelediğiniz kararda1- Dava, davacı tarafından taraflar arasında akdedilen «taşıma sözleşmesinin» haklı nedenlerle feshinden kaynaklanan «yoksun kalınan» kar ve «ciro» kaybından doğan zararlar ile manevi zararların tahsili istemine ilişkin «tazminat davası» olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile «maddi tazminat» isteminin reddine, manevi tazminat istemi yönünden ise; davacı tarafça hazırlanan ancak taşıma sözleşmesine aykırı olarak «teslim» edilmeyen derginin içeriği, kapsamlandırılması, özel bir çalışma ile hazırlanması nedeniyle, meydana gelen eylemin davacıda yarattığı etki, üzüntü ve elem ile esere verilen emek, hazırlama amacı, «sözleşmeye aykırılığın» biçimi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları göz önünde bulundurularak takdiren 5.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir.
Bu şartlar ise şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve «illiyet bağı» bulunmasıdır. (Bkz.
Safa Reisoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, yirminci baskı, S.202-208) Somut olayda, davalı tarafça gönderinin «teslim» edilmemesinin MK'nın 24 ve BK'nın 49. (TBK 58) maddeleri anlamında «kişilik haklarının ihlaline» neden olacağının kabulü mümkün bulunmamaktadır.
Benzer bu kararda1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delilerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. ...- Davalı vekilinin temyiz istemine gelince, dava, hava yoluyla yapılan taşıma sırasında valizin «geç teslimi» nedenine dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir.
Bu şartlar ise şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve «illiyet bağı» bulunmasıdır.(Bkz.
Safa Reisoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, yirminci baskı, S.202-208) Somut olayda, kaybolan valizdeki eşyaların yerine yenisi alındığına ve valizin daha sonra «teslim» edilmiş olmasına göre, kişilik hakklarına saldırı bulunmadığı, B.K'nun 49. maddesinde öngörülen manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gözetilmeksizin, mahkemece, davacılar yararına manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmamış, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülerek kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir. ...- (...) nolu bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerine» ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:geç teslim · yargılama gideri · vekalet ücreti
Benzer bu karardaSafa Reisoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, yirminci baskı, S.202-208) Somut olayda, kaybolan valizdeki eşyaların yerine yenisi alındığına ve valizin daha sonra «teslim» edilmiş olmasına göre, kişilik hakklarına saldırı bulunmadığı, B.K'nun 49. maddesinde öngörülen manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gözetilmeksizin, mahkemece, davacılar yararına manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmamış, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülerek kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir. ...- (...) nolu bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerine» ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delilerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. ...- Davalı vekilinin temyiz istemine gelince, dava, hava yoluyla yapılan taşıma sırasında valizin «geç teslimi» nedenine dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15772 E. 2015/1069 K.
Ortak:kişilik haklarına saldırı · kişilik hakları · illiyet bağı · sözleşmeye aykırılık
İncelediğiniz karardaBu itibarla, davacının «kişilik haklarına saldırı» bulunmadığı, BK'nın 49. (TBK 58) maddesinde öngörülen manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gözetilmeksizin, davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, «menfi zararın», alacaklının sözleşmeyi yaptığı için uğradığı zarar, yani sözleşmeyi yapmamış olsaydı uğramayacağı zarar olarak tanımlanacağı, bu zararın alacaklının sözleşmeden dönmeden sonra içinde bulunduğu durum ile sözleşme yapmamış olsa idi içinde bulunacağı durum arasındaki farktan ibaret olup, feshedilen sözleşmeye dayanılarak o sözleşme ile kazanılacak hakların istenemeyeceği, davacının «yoksun kalınan» kar ve «ciro» kaybından dolayı uğramış olduğu zararın menfi zarar olmayıp, «müspet zarar» kapsamında olduğu, dolayısıyla sözleşmeyi fesheden davacının müspet zarar kapsamında olan «kar mahrumiyeti» ve ciro kaybından doğan zararını isteyemeyeceği gerekçesiyle, «maddi tazminat» isteminin reddine, manevi tazminat istemi yönünden ise, davacı tarafça hazırlanan derginin içeriği, kapsamlandırılması, özel bir çalışma ile hazırlanması karşısında olayın davacının üzüntü ve elem duymasına neden olacağı açık olduğundan esere verilen emek, hazırlanma amacı, «sözleşmeye aykırılığın» biçimi, tarafların sosyal ekonomik durumları göz önünde bulundurularak 5.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilm …
1- Dava, davacı tarafından taraflar arasında akdedilen «taşıma sözleşmesinin» haklı nedenlerle feshinden kaynaklanan «yoksun kalınan» kar ve «ciro» kaybından doğan zararlar ile manevi zararların tahsili istemine ilişkin «tazminat davası» olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile «maddi tazminat» isteminin reddine, manevi tazminat istemi yönünden ise; davacı tarafça hazırlanan ancak taşıma sözleşmesine aykırı olarak «teslim» edilmeyen derginin içeriği, kapsamlandırılması, özel bir çalışma ile hazırlanması nedeniyle, meydana gelen eylemin davacıda yarattığı etki, üzüntü ve elem ile esere verilen emek, hazırlama amacı, «sözleşmeye aykırılığın» biçimi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları göz önünde bulundurularak takdiren 5.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir.
Benzer bu kararda… emece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davalı banka tarafından icra takibine konulan 50.000,00 TL bedelli senedin dava dışı .... tarafından çekilen kredinin «teminatı» olarak davalıya verildiği, davalı bankanın bu hususu ve bankaya olan borç miktarının 13.143,10 TL olduğunu bildiği halde, bankacılık uygulamalarına aykırı biçimde «asıl alacak» miktarından fazla olan senedi icra takibine koyduğu, takip uyarınca senet bedeli üzerinden «haciz» işlemleri yaptığı, davacının bu süre zarfında borçlu olmadığı miktar yönünden haciz tehdidi altında tutulduğu, bu durumun davacının «kişilik haklarına saldırı» teşkil ettiği, İcra Hukuk Mahkemesi'nde görülen itirazın iptali davasının kesinleşmesiyle birlikte davalının haksızlığının sübuta erdiği, bu nedenle davalının zaman aşımı «def»'inin yerinde olmadığı gerekçesiyle 5.000,00 TL manevi tazminatın 29.01.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmi …
Bu şartlar; şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, saldırı nedeniyle «kişilik haklarının» zarara uğraması, zarar verenin kusurlu olması ve zarar ile saldırı arasında «illiyet bağının» bulunmasıdır.
Her «sözleşmeye aykırılık» manevi tazminatı gerektirmeyeceği gibi somut olayda davalı tarafından yapılan icra ve «haciz» işlemlerinin davacının «kişilik haklarına» zarar verdiğinden de söz edilemez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müteselsil kefil · def'i · kefil · haciz · kredi sözleşmesi · asıl alacak · teminat
Benzer bu kararda… emece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davalı banka tarafından icra takibine konulan 50.000,00 TL bedelli senedin dava dışı .... tarafından çekilen kredinin «teminatı» olarak davalıya verildiği, davalı bankanın bu hususu ve bankaya olan borç miktarının 13.143,10 TL olduğunu bildiği halde, bankacılık uygulamalarına aykırı biçimde «asıl alacak» miktarından fazla olan senedi icra takibine koyduğu, takip uyarınca senet bedeli üzerinden «haciz» işlemleri yaptığı, davacının bu süre zarfında borçlu olmadığı miktar yönünden haciz tehdidi altında tutulduğu, bu durumun davacının «kişilik haklarına saldırı» teşkil ettiği, İcra Hukuk Mahkemesi'nde görülen itirazın iptali davasının kesinleşmesiyle birlikte davalının haksızlığının sübuta erdiği, bu nedenle davalının zaman aşımı «def»'inin yerinde olmadığı gerekçesiyle 5.000,00 TL manevi tazminatın 29.01.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmi …
2-Dava, davacının müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla imzaladığı «kredi sözleşmesi» nedeniyle «teminat» olarak davalıya verilen senedin amacına aykırı olarak doldurulup icra takibine konu edilmesi nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
Her «sözleşmeye aykırılık» manevi tazminatı gerektirmeyeceği gibi somut olayda davalı tarafından yapılan icra ve «haciz» işlemlerinin davacının «kişilik haklarına» zarar verdiğinden de söz edilemez.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2501 E. 2015/7524 K.
Ortak:kişilik haklarının ihlali · kişilik hakları · illiyet bağı · taşıma sözleşmesi · taşıyıcı · teslim
İncelediğiniz karardaSafa Reisoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, yirminci baskı, S.202-208) Somut olayda, davalı tarafça gönderinin «teslim» edilmemesinin MK'nın 24 ve BK'nın 49. (TBK 58) maddeleri anlamında «kişilik haklarının ihlaline» neden olacağının kabulü mümkün bulunmamaktadır.
1- Dava, davacı tarafından taraflar arasında akdedilen «taşıma sözleşmesinin» haklı nedenlerle feshinden kaynaklanan «yoksun kalınan» kar ve «ciro» kaybından doğan zararlar ile manevi zararların tahsili istemine ilişkin «tazminat davası» olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile «maddi tazminat» isteminin reddine, manevi tazminat istemi yönünden ise; davacı tarafça hazırlanan ancak taşıma sözleşmesine aykırı olarak «teslim» edilmeyen derginin içeriği, kapsamlandırılması, özel bir çalışma ile hazırlanması nedeniyle, meydana gelen eylemin davacıda yarattığı etki, üzüntü ve elem ile esere verilen emek, hazırlama amacı, «sözleşmeye aykırılığın» biçimi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları göz önünde bulundurularak takdiren 5.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir.
2- Davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz isteminin incelenmesine gelince ise; Davacı, taraflar arasında akdedilen «taşıma sözleşmesi» uyarınca gönderilerin zamanında ve usulüne uygun «teslim» edilmemesi nedeniyle «maddi tazminat» talebinde bulunmuştur.
Benzer bu karardaSafa Reisoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, yirminci baskı, S.202-208) Somut olayda, davalı tarafça gönderinin «teslim» edilmemesinin MK'nın 24 ve TBK'nın 58. maddeleri anlamında «kişilik haklarının ihlali» olarak kabulü mümkün bulunmamaktadır.
Somut olaya uygulanması gereken 6102 sayılı TTK' nın 882. maddesi uyarınca «taşıyıcının» «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan sorumluluğu, kaybolan gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır.
2-Ancak, dava «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gerçek zarar
Benzer bu karardaMahkemece, isabetli olarak davalının davacının gerçek zararından sorumlu olduğu belirtilmişse de «gerçek zararı» miktarı yukarıda açıklandığı gibi kaybolan gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutarı ile sınırlıdır.
Bu itibarla mahkemece davalı «taşıyıcının» 6102 sayılı TTK'nın 882. maddesi uyarınca sorumlu olduğu üst sınırı belirlenerek, «gerçek zarar» miktarı bu miktarın altında ise gerçek zarar miktarına, üstünde ise anılan Yasa maddesi uyarınca belirlenen miktara hükmetmek gerekirken bu yönde bir değerlendirme yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/7269 E. , 2014/15022 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANTALYA (KAPATILAN) 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 11/12/2013
NUMARASI 2012/205-2013/425
Taraflar arasında görülen davada Antalya (Kapatılan) 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/12/2013 tarih ve 2012/205-2013/425 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Rahime Tezcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 03.04.2011 tarihinde taraflar arasında yürürlüğe giren sözleşme ile davalı D. Taşımacılık Ltd.Şti.'nin, diğer davalı İnter Global Kargo'nun acentesi sıfatıyla başta müvekkiline ait PROJEM isimli derginin gerek üyelerine, gerek işbirliği yapılan firmalara, gerekse tanıtım amacıyla yollanan firmalara teslimi konusunda mutabık kaldıklarını ancak, kuryenin dergileri ulaştırması gereken yerlere götürmesi ve teslim etmesi gerekirken çevreye saçtığının ve teslim edildiğinin düşünülmesini sağlamak adına teslim alan kısmına sahte imzalar attığının ortaya çıktığını, bu olay üzerine müvekkilinin sözleşmeyi feshettiğini, taşıma faaliyetinin usulüne uygun yapılmaması nedeniyle yoksun kalınan kar ve ciro kaybından doğan maddi ve manevi zararlarının bulunduğunu ileri sürerek, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarı ya da değerini tam ve kesin olarak belirlemek olanağı bulunmadığından taşıma sözleşmesine dayanan tazminatın hesap edilerek davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkillerinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, menfi zararın, alacaklının sözleşmeyi yaptığı için uğradığı zarar, yani sözleşmeyi yapmamış olsaydı uğramayacağı zarar olarak tanımlanacağı, bu zararın alacaklının sözleşmeden dönmeden sonra içinde bulunduğu durum ile sözleşme yapmamış olsa idi içinde bulunacağı durum arasındaki farktan ibaret olup, feshedilen sözleşmeye dayanılarak o sözleşme ile kazanılacak hakların istenemeyeceği, davacının yoksun kalınan kar ve ciro kaybından dolayı uğramış olduğu zararın menfi zarar olmayıp, müspet zarar kapsamında olduğu, dolayısıyla sözleşmeyi fesheden davacının müspet zarar kapsamında olan kar mahrumiyeti ve ciro kaybından doğan zararını isteyemeyeceği gerekçesiyle, maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat istemi yönünden ise, davacı tarafça hazırlanan derginin içeriği, kapsamlandırılması, özel bir çalışma ile hazırlanması karşısında olayın davacının üzüntü ve elem duymasına neden olacağı açık olduğundan esere verilen emek, hazırlanma amacı, sözleşmeye aykırılığın biçimi, tarafların sosyal ekonomik durumları göz önünde bulundurularak 5.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili ile katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacı tarafından taraflar arasında akdedilen taşıma sözleşmesinin haklı nedenlerle feshinden kaynaklanan yoksun kalınan kar ve ciro kaybından doğan zararlar ile manevi zararların tahsili istemine ilişkin tazminat davası olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat istemi yönünden ise; davacı tarafça hazırlanan ancak taşıma sözleşmesine aykırı olarak teslim edilmeyen derginin içeriği, kapsamlandırılması, özel bir çalışma ile hazırlanması nedeniyle, meydana gelen eylemin davacıda yarattığı etki, üzüntü ve elem ile esere verilen emek, hazırlama amacı, sözleşmeye aykırılığın biçimi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları göz önünde bulundurularak takdiren 5.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir.
Ancak, 818 sayılı BK’nun 49. (TBK 58) maddesinde, şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir denilmiştir. Şahsiyet haklarına saldırıda, manevi tazminat istenebilmesi için 818 sayılı BK 49. (TBK 58) maddede belirtilen şartların gerçekleşmesi gerekir. Bu şartlar ise şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve illiyet bağı bulunmasıdır. (Bkz. Prof Dr. Safa Reisoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, yirminci baskı, S.202-208) Somut olayda, davalı tarafça gönderinin teslim edilmemesinin MK'nın 24 ve BK'nın 49. (TBK 58) maddeleri anlamında kişilik haklarının ihlaline neden olacağının kabulü mümkün bulunmamaktadır.
Her sözleşmeye aykırılık manevi tazminat gerektirmeyeceği gibi, davacı tarafça da meydana gelen olay nedeniyle ticari itibarının sarsıldığı ispat edilememiştir. Bu itibarla, davacının kişilik haklarına saldırı bulunmadığı, BK'nın 49. (TBK 58) maddesinde öngörülen manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gözetilmeksizin, davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz isteminin incelenmesine gelince ise; Davacı, taraflar arasında akdedilen taşıma sözleşmesi uyarınca gönderilerin zamanında ve usulüne uygun teslim edilmemesi nedeniyle maddi tazminat talebinde bulunmuştur. Dosya ve davacı tarafça delil olarak ibraz edilen tutanak kapsamından, davalı şirket nezdinde çalışan kuryenin taşıma konusu 5 adet gönderiyi ulaştırması gereken yerlere götürmesi ve teslim etmesi gerekirken çevreye saçtığı ve teslim edildiğinin düşünülmesini sağlamak adına teslim alan kısmına sahte imzalar attığının tespit edilmesi, kuryenin bu eylemini ikrar etmesi ve hakkında açılan ceza davası neticesinde de mahkumiyetine karar verildiğinin anlaşılmış olması karşısında davacının sözleşmeyi feshi haklı sebebe dayanmaktadır.
6102 sayılı TTK'nın 886. maddesinde ''Zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı veya 879'uncu maddede belirtilen kişiler, bu Kısımda öngörülen sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz.'' hükmü düzenlenmiş olup, davalı taşıyıcı ağır kusurlu olmakla sınırlı sorumluluktan istifade edemez ve meydana gelen zarardan sorumludur. Anılan yasal düzenleme uyarınca davacı taraf meydana gelen olay nedeniyle müspet zararlarını talep edebilir. Bu itibarla, mahkemece taşıma hukuku ile ilgili olarak TTK'nın 886. maddesinde özel bir düzenleme bulunduğundan genel hükümlere göre değil, anılan madde çerçevesinde değerlendirme yapılıp, davacı tarafça talep edilen maddi tazminat yönünden dosyanın taşıma hukuku alanında uzman kişilerden
oluşturulacak bilirkişi heyetine tevdii ile rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 01/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
17/11/2014 - GB
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101487500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz